1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilip
1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza
Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 135. maddesi,
Özel Hükümler kitabının Kişilere Karşı Suçlar kısmında yer alan "Özel Hayata ve
Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Anayasa'nın 20.
maddesine 2010 yılında eklenen fıkra ile güvence altına alınan "kişisel
verilerin korunmasını isteme hakkı", dijitalleşen ve bilişim teknolojilerinin
hızla geliştiği modern çağda bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ayrılmaz
bir parçası olmuştur. Kanun koyucu bu maddeyle, bireylerin "bilişimsel kendi
kaderini tayin hakkını" koruma altına almayı ve kişisel verilerin hukuka aykırı
olarak fiziki veya dijital ortamlara kaydedilmesini yaptırıma bağlamayı
amaçlamıştır. Madde metninde yer alan yaptırımlar, 2012 (6352 s. Kanun) ve 2014
(6526 s. Kanun) yıllarında yapılan değişikliklerle artırılarak, kişisel
verilerin korunmasına verilen hukuki önem vurgulanmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki kurucu unsurların temelini "kişisel veri" ve "kaydetme" fiili
oluşturmaktadır:
- Kişisel Veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin
her türlü bilgidir. Kişinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, IP adresi, ses
veya görüntü kayıtları bu kapsamdadır.
- Kaydetmek: Bu verilerin bilişim sistemlerine, taşınabilir belleklere
veya kâğıt, dosya gibi fiziki ortamlara, sonradan ulaşılabilecek şekilde
aktarılması ve tutulmasıdır.
- Özel Nitelikli Kişisel Veri (İkinci Fıkra): Kişilerin siyasi, felsefi
veya dini görüşleri, ırki kökenleri, ahlaki eğilimleri, cinsel yaşamları,
sağlık durumları veya sendikal bağlantıları "hassas veri" kabul edilmiş ve
bunların kayda alınması suçun nitelikli hali (cezanın yarı oranında
artırılması) olarak düzenlenmiştir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan
hukuki değerin kişilerin özel hayatının gizliliği ve bilişimsel kendi kaderini
tayin hakkı olduğu; bireyin, kendisine ait bilgilerin kimin elinde, ne amaçla
ve ne kadar süreyle tutulduğunu denetleme yetkisinin ceza hukuku güvencesine
kavuşturulduğu değerlendirmesi yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 135, aynı bölümde yer alan Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele
Geçirme (TCK m. 136) ve Verileri Yok Etmeme (TCK m. 138) suçlarıyla birbirini
tamamlayan bir sacayağı oluşturur. Ayrıca 6698 sayılı Kişisel Verilerin
Korunması Kanunu (KVKK) ile doğrudan dogmatik bir bağlantı içindedir. Suçun
oluşumu için aranan "hukuka aykırılık" unsuru, genellikle 6698 sayılı KVKK'da
yer alan işleme şartlarının (örneğin açık rıza, kanunlarda açıkça öngörülme,
sözleşmenin ifası) ihlal edilmesiyle gerçekleşir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, bir kimsenin özel hayatına (mahrem alanına) ilişkin görüntü veya
seslerinin gizlice kaydedilmesi halinde, eylemin salt kişisel verinin
kaydedilmesi (TCK m. 135) değil, özel bir norm niteliği taşıyan Özel Hayatın
Gizliliğini İhlal (TCK m. 134) suçunu oluşturacağı; somut olayda özel normun
önceliği ilkesinin titizlikle değerlendirilmesi gerektiği görüşü
benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Bir mağaza zincirinin pazarlama müdürü olan (A),
müşterilerin mağazadan yaptıkları alışverişler sırasında, açık rızalarını veya
kanuni bir dayanak almadan, müşterilerin isimlerini, telefon numaralarını ve
adreslerini kendince oluşturduğu gizli bir Excel dosyasına reklam ve promosyon
amacıyla kaydetmiştir. (A)'nın eylemi, hukuka aykırı kişisel veri işleme fiili
niteliğinde olduğundan TCK m. 135/1 kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis
cezasını gerektirir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): İnsan Kaynakları departmanında çalışan (B),
şirketteki personelin mesleki yeterliliklerini kaydetmekle yetkili olmasına
rağmen, personelin hangi siyasi partiye oy verdiğini, hangi sendikaya üye
olduğunu ve dini inançlarını yasadışı fişleme maksadıyla ayrı bir dosyaya
kaydetmiştir. Bu veriler kanun koyucu tarafından ikinci fıkrada sayılan özel
nitelikli (hassas) kişisel veriler arasında yer aldığından, (B)'ye TCK m. 135/1
uyarınca verilecek ceza, TCK m. 135/2 amir hükmü gereğince yarı oranında
artırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin kişisel verilerin kaydedilmesi dosyalarında
odaklanması gereken en önemli unsur "hukuka aykırılık" şartının
mevcudiyetidir. Savunma makamı, verinin kaydedilmesinin KVKK m. 5 veya m.
6'daki hukuka uygunluk nedenlerinden birine (örneğin mağdurun açık rızasına,
bir hakkın tesisi için zorunlu olmaya veya kanundan doğan bir yükümlülüğün
ifasına) dayandığını ileri sürmelidir. Bir apartman yöneticisinin borçlu kat
maliklerinin adını icra takibi için avukata vermek üzere deftere kaydetmesi
hukuka uygun bir eylemdir. İddia makamı (savcılık) ise kaydedilen verinin
mağduru gerçekten "belirlenebilir" kılıp kılmadığını incelemelidir; zira
kimliği tespit edilemeyen anonim veriler kişisel veri sayılmaz. Suç şikâyete
tabi olmayıp re'sen soruşturulur.
7. Eleştirel Değerlendirme
TCK m. 135'te "kişisel veri" kavramının kanun metninde sınırlarının çizilmemiş
olması ve ceza kanununda bu kavrama ilişkin maddi bir eşik (ağırlık derecesi)
öngörülmemesi, suçta kanunilik ve belirlilik ilkeleri bakımından yoğun
eleştirilere neden olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde,
'kişisel veri' kavramının sınırlarının son derece geniş olmasının belirlilik
ilkesine aykırı olduğu; günlük hayattaki sıradan ve basit kayıtların dahi
(örneğin bir arkadaşının telefon numarasını, onun iznini almadan telefon
rehberine kaydetmenin) lafzi yoruma göre bu suçun kapsamına girebileceği, bu
durumun da ceza hukukunun "son çare (ultima ratio)" olması prensibiyle
bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır. Sınırları 6698 sayılı KVKK gibi idari
nitelikteki bir kanunla belirlenen çatı kavramların, ceza yaptırımına doğrudan
temel oluşturması yargısal eşitsizliklere ve yasa koyucunun öngörmediği
genişlikte cezalandırmalara zemin hazırlamaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli TCK'nın yerini alan ve
Alman/İtalyan ceza sistemleri temel alınarak 26/9/2004'te kabul edilip
1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
altyapısına mutlak surette bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Tarafıma iletilen
kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca belirtilen
listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri)
zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa
numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin
emredici standart cümle şablona aynen dâhil edilmiş, pratik örnek olaylar ise
hukuki soyutlaştırmayı vurgulamak maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle
sunulmuştur. Kaynak metinde yer alan 6352 ve 6526 sayılı kanun değişikliklerine
ilişkin dipnot verileri, yaptırımların ağırlığını göstermesi bakımından
sistematik analize yedirilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 135. maddesi, Özel Hükümler kitabının Kişilere Karşı Suçlar kısmında yer alan "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Anayasa'nın 20. maddesine 2010 yılında eklenen fıkra ile güvence altına alınan "kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı", dijitalleşen ve bilişim teknolojilerinin hızla geliştiği modern çağda bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Kanun koyucu bu maddeyle, bireylerin "bilişimsel kendi kaderini tayin hakkını" koruma altına almayı ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak fiziki veya dijital ortamlara kaydedilmesini yaptırıma bağlamayı amaçlamıştır. Madde metninde yer alan yaptırımlar, 2012 (6352 s. Kanun) ve 2014 (6526 s. Kanun) yıllarında yapılan değişikliklerle artırılarak, kişisel verilerin korunmasına verilen hukuki önem vurgulanmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki kurucu unsurların temelini "kişisel veri" ve "kaydetme" fiili oluşturmaktadır:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 135, aynı bölümde yer alan Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme (TCK m. 136) ve Verileri Yok Etmeme (TCK m. 138) suçlarıyla birbirini tamamlayan bir sacayağı oluşturur. Ayrıca 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile doğrudan dogmatik bir bağlantı içindedir. Suçun oluşumu için aranan "hukuka aykırılık" unsuru, genellikle 6698 sayılı KVKK'da yer alan işleme şartlarının (örneğin açık rıza, kanunlarda açıkça öngörülme, sözleşmenin ifası) ihlal edilmesiyle gerçekleşir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, bir kimsenin özel hayatına (mahrem alanına) ilişkin görüntü veya seslerinin gizlice kaydedilmesi halinde, eylemin salt kişisel verinin kaydedilmesi (TCK m. 135) değil, özel bir norm niteliği taşıyan Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK m. 134) suçunu oluşturacağı; somut olayda özel normun önceliği ilkesinin titizlikle değerlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Bir mağaza zincirinin pazarlama müdürü olan (A), müşterilerin mağazadan yaptıkları alışverişler sırasında, açık rızalarını veya kanuni bir dayanak almadan, müşterilerin isimlerini, telefon numaralarını ve adreslerini kendince oluşturduğu gizli bir Excel dosyasına reklam ve promosyon amacıyla kaydetmiştir. (A)'nın eylemi, hukuka aykırı kişisel veri işleme fiili niteliğinde olduğundan TCK m. 135/1 kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): İnsan Kaynakları departmanında çalışan (B), şirketteki personelin mesleki yeterliliklerini kaydetmekle yetkili olmasına rağmen, personelin hangi siyasi partiye oy verdiğini, hangi sendikaya üye olduğunu ve dini inançlarını yasadışı fişleme maksadıyla ayrı bir dosyaya kaydetmiştir. Bu veriler kanun koyucu tarafından ikinci fıkrada sayılan özel nitelikli (hassas) kişisel veriler arasında yer aldığından, (B)'ye TCK m. 135/1 uyarınca verilecek ceza, TCK m. 135/2 amir hükmü gereğince yarı oranında artırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin kişisel verilerin kaydedilmesi dosyalarında odaklanması gereken en önemli unsur "hukuka aykırılık" şartının mevcudiyetidir. Savunma makamı, verinin kaydedilmesinin KVKK m. 5 veya m. 6'daki hukuka uygunluk nedenlerinden birine (örneğin mağdurun açık rızasına, bir hakkın tesisi için zorunlu olmaya veya kanundan doğan bir yükümlülüğün ifasına) dayandığını ileri sürmelidir. Bir apartman yöneticisinin borçlu kat maliklerinin adını icra takibi için avukata vermek üzere deftere kaydetmesi hukuka uygun bir eylemdir. İddia makamı (savcılık) ise kaydedilen verinin mağduru gerçekten "belirlenebilir" kılıp kılmadığını incelemelidir; zira kimliği tespit edilemeyen anonim veriler kişisel veri sayılmaz. Suç şikâyete tabi olmayıp re'sen soruşturulur.
7. Eleştirel Değerlendirme
TCK m. 135'te "kişisel veri" kavramının kanun metninde sınırlarının çizilmemiş olması ve ceza kanununda bu kavrama ilişkin maddi bir eşik (ağırlık derecesi) öngörülmemesi, suçta kanunilik ve belirlilik ilkeleri bakımından yoğun eleştirilere neden olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, 'kişisel veri' kavramının sınırlarının son derece geniş olmasının belirlilik ilkesine aykırı olduğu; günlük hayattaki sıradan ve basit kayıtların dahi (örneğin bir arkadaşının telefon numarasını, onun iznini almadan telefon rehberine kaydetmenin) lafzi yoruma göre bu suçun kapsamına girebileceği, bu durumun da ceza hukukunun "son çare (ultima ratio)" olması prensibiyle bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır. Sınırları 6698 sayılı KVKK gibi idari nitelikteki bir kanunla belirlenen çatı kavramların, ceza yaptırımına doğrudan temel oluşturması yargısal eşitsizliklere ve yasa koyucunun öngörmediği genişlikte cezalandırmalara zemin hazırlamaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli TCK'nın yerini alan ve Alman/İtalyan ceza sistemleri temel alınarak 26/9/2004'te kabul edilip 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal altyapısına mutlak surette bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen dâhil edilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı vurgulamak maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunulmuştur. Kaynak metinde yer alan 6352 ve 6526 sayılı kanun değişikliklerine ilişkin dipnot verileri, yaptırımların ağırlığını göstermesi bakımından sistematik analize yedirilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)