TCK Madde 13 — "Diğer Suçlar" Üzerine Kapsamlı Şerh
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
TCK m. 13, Türk ceza hukukunun yer bakımından uygulama alanını düzenleyen normlar dizisi içinde son ve en geniş kapsamlı halkayı oluşturmaktadır. Madde; m. 8'de düzenlenen mülkilik (ülkesellik) ilkesi, m. 11 ve 12'de yer alan şahsilik ilkeleri (faal-pasif) ile m. 10'da düzenlenen yabancı ülkede hüküm kurulmuş olmasının etkisine ilişkin düzenlemelerden sonra, bunların hiçbirine tam olarak sığmayan ve uluslararası toplum yararını ya da belirli evrensel değerleri koruyan suçlar bakımından evrensellik ilkesi ile desteklenmiş bir katalog sistemi öngörmektedir.
Maddenin temel kurgusu şöyle özetlenebilir: Kanun koyucu, m. 11 ve 12'de faillerin ya da mağdurların Türk uyrukluluğuna ya da suçun Türkiye aleyhine işlenmesine bağlı kriterler getirirken; m. 13'te failin ya da mağdurun uyruğuna bakmaksızın, yabancı ülkede işlenen belirli suçlar için Türk hukukunun uygulanacağını emretmektedir. Bu yaklaşım, doktrinde "evrensel yetki ilkesi" (universality principle) olarak adlandırılan ve uluslararası hukukta bazı ağır suçlar bakımından devletlere tanınan geniş yargı yetkisinin iç hukuka yansımasıdır.
5237 sayılı TCK, 765 sayılı eski Kanun'a kıyasla bu alanda köklü bir düzenleme getirmiştir. Eski Kanun'un m. 6 ve devamındaki dağınık yapısının yerini, sistematik biçimde kurgulanmış bir katalog almıştır. 5377 sayılı Kanun ile 2005'te yapılan değişiklikle ikinci fıkra eklenmiş, 5918 sayılı Kanun ile 2009'da (h) bendi yürürlükten kaldırılmış ve madde bugünkü şeklini almıştır.
Maddenin yapısal mantığı üç katmanlıdır:
- Birinci katman: Yargılama, Adalet Bakanının talebi aranmaksızın doğrudan başlatılabilecek suçlar (ikinci fıkradaki istisna kapsamı).
- İkinci katman: Yargılama, Adalet Bakanının talebine bağlı suçlar (m. 13/2).
- Üçüncü katman: Yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa dahi Türkiye'de yeniden yargılama yapılabilecek suçlar (m. 13/3); bu da ne bis in idem (aynı suçtan iki kez yargılanmama) ilkesinin açıkça bertaraf edildiği alandır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. "Vatandaş veya Yabancı Tarafından" İfadesi
Bu ibare, maddenin evrensellik ilkesine dayandığını en açık biçimde gösteren unsurdur. TCK m. 11'de faal şahsilik ilkesi bakımından yalnızca "Türk vatandaşı", m. 12'de pasif şahsilik bakımından ise yine mağdurun Türklüğü esas alınmaktadır. Oysa m. 13, faile ilişkin herhangi bir uyruk şartı öngörmemektedir. Korunan değerin üstünlüğü, kimin tarafından ihlal edildiğini ikincil kılmaktadır. Özgenç, bu düzenlemenin ceza hukukunun bireysel ya da ulusal çıkara değil, evrensel hukuki değerlere hizmet ettiğinin somut göstergesi olduğunu vurgulamaktadır.
2.2. "Yabancı Ülkede İşlenmesi" Koşulu
Suçun Türkiye toprakları dışında gerçekleşmesi gerekmektedir. Türk karasularında, hava sahasında veya Türk bayrağı taşıyan gemilerde işlenen suçlar bakımından m. 8 devreye gireceğinden, m. 13 uygulanmayacaktır. "Yabancı ülke" kavramı, egemenlik hakkının başka bir devlete ait olduğu toprakları kapsamakta; açık deniz ve terra nullius gibi alanlarda işlenen suçlar bakımından ise ilgili özel düzenlemeler (deniz hukuku sözleşmeleri vb.) belirleyici olmaktadır.
Koca/Üzülmez, suçun işlendiği yer bakımından icra hareketleri ile neticenin gerçekleştiği yer arasındaki ayrımın önem taşıdığına dikkat çekmekte; suçun işlenme yeri meselesi çözülmeden m. 13'ün devreye girip girmeyeceğinin belirlenemeyeceğini ileri sürmektedir. Bu noktada TCK m. 8/2'deki "kısmen Türkiye'de gerçekleşme" kuralıyla çatışma olasılığı gündeme gelebilir; mülkilik ilkesinin öncelikli uygulanması gerektiğinden, netice Türkiye'de gerçekleşmişse m. 8 devreye girecek ve m. 13'e gidilmeyecektir.
2.3. Katalog Suçların İncelenmesi
(a) Bendi: İkinci Kitap, Birinci Kısım — Uluslararası Suçlar
Bu kısım; soykırım (m. 76), insanlığa karşı suçlar (m. 77-78), göç (m. 79-80) ile savaş ve saldırı suçlarına ilişkin hükümleri içermektedir. Söz konusu suçlar, uluslararası toplumun ortak değerlerine yönelik en ağır ihlaller olduğundan, evrensellik ilkesinin en güçlü biçimde tezahür ettiği alan burasıdır. Centel/Zafer/Çakmut, bu suçlar bakımından m. 13/3'ün işlerliği sayesinde Türkiye'nin fiilî bir uluslararası ceza yargı merkezi işlevi görebileceğini belirtmektedir.
(b) Bendi: İkinci Kitap, Dördüncü Kısım — Belirli Bölümler
Söz konusu kısımda yer alan Üçüncü (uyuşturucu), Dördüncü (çocuklara yönelik suçlar), Beşinci (müstehcenlik), Altıncı (fuhuş), Yedinci (kumar) ve Sekizinci (bilişim suçları) Bölümler bu bent kapsamına girmektedir. (b) bendi ile (a) bendi arasındaki temel fark, (b) bendi kapsamındaki suçlar bakımından m. 13/3'ün uygulanmamasıdır: Yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı olması hâlinde yeniden Türkiye'de yargılama yapılamaz.
(c) Bendi: İşkence (m. 94, 95)
İşkencenin m. 13 kataloğuna dahil edilmesi, BM İşkenceye Karşı Sözleşmesi'nin (1984) öngördüğü aut dedere aut judicare (ya iade et ya yargıla) yükümlülüğünün karşılanması amacıyla zorunludur. Türkiye bu sözleşmeyi 1988'de onaylamıştır. Hakeri, m. 95'teki ağırlaştırıcı hallerin de katalog kapsamına alınmasının, sözleşme yükümlülüklerinin eksiksiz karşılanması bakımından isabetli olduğunu belirtmektedir.
(d) Bendi: Çevrenin Kasten Kirletilmesi (m. 181)
Bu düzenleme, çevre hukukunun ceza hukuku boyutundaki uluslararasılaşmasının yansımasıdır. Bir devletin sınırları içinde başlayan ancak komşu devletleri veya küresel ekosistemleri etkileyen kirlilik olayları bakımından evrensel yargı yetkisi tanınmıştır. Ancak yalnızca kasten kirletme suçunun kapsama alınmış olması; taksirle gerçekleştirilen ağır çevre ihlallerini dışarıda bıraktığından eleştiri konusu olmaktadır (bkz. aşağıda Bölüm 7).
(e) Bendi: Uyuşturucu Suçları (m. 188, 190)
Uyuşturucu imal ve ticareti ile kullanımın kolaylaştırılması suçları, BM Uyuşturucu Sözleşmeleri çerçevesinde (1961, 1971, 1988) devletlere geniş yargı yetkisi tanınan alanlardır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, bu düzenlemenin Türkiye'nin coğrafi konumu itibarıyla transit ülke sorunuyla bağlantılı pratik önemi olduğuna dikkat çekmektedir.
(f) Bendi: Para ve Kıymetli Evrak Sahteciliği (m. 197, 200, 202)
Türk lirasına ve Türkiye'nin hukuki kıymetlerine yönelik sahtecilik suçlarının kataloğa alınması, salt evrensellik ilkesine değil; aynı zamanda devletin egemenlik çıkarlarının yabancı ülkedeki ihlallerine karşı korumaya da dayanmaktadır. Bu suçlar bakımından m. 13, pasif şahsilik ilkesiyle evrensellik ilkesinin örtüştüğü bir ara bölgede yer almaktadır.
(g) Bendi: Fuhuş (m. 227)
İnsan ticareti boyutuna sahip bu suç, 2000 tarihli Palermo Protokolü'nün yükümlülükleriyle örtüşmektedir. Toroslu/Toroslu, m. 227'nin kataloğa alınmasının, organizeli fuhuş ağlarının sınır ötesi faaliyetlerine karşı caydırıcı bir etki yaratmayı hedeflediğini vurgulamaktadır.
(h) Bendi: Mülga
26/6/2009 tarihli ve 5918 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklikten önce (h) bendi, yabancı devlet görevlilerine rüşvet verilmesi suçunu kapsamaktaydı. Söz konusu düzenleme, OECD Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülükler çerçevesinde kaleme alınmıştı; ancak (b) bendi kapsamında zaten düzenlenmiş olması nedeniyle mülga edilmiştir.
(i) Bendi: Ulaşım Araçlarının Kaçırılması veya Alıkonulması (m. 223/2-3, m. 152)
Uçak kaçırma ve deniz araçlarına yönelik suçlar, 1970 Lahey Sözleşmesi ve 1988 Roma Sözleşmesi gibi uluslararası antlaşmalarla devletlerin evrensel yargı yetkisi kullanması öngörülen alanlardır. Demirbaş, bu suçların sınır aşan niteliği nedeniyle yalnızca ülkesellik veya şahsilik ilkesine dayanmanın yargı boşlukları yaratacağını belirtmektedir.
2.4. Adalet Bakanı Talebi Koşulu (m. 13/2)
İkinci fıkra, m. 13/1/(b) bendindeki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alan suçlar dışındaki katalog suçlar için yargılama yapılmasını Adalet Bakanının talebine bağlamaktadır. Bu şart, bir dava şartı niteliğindedir; yokluğu hâlinde kamu davası açılması mümkün değildir. Hafızoğulları/Özen, Bakanın bu yetkisinin bir takdir yetkisi olduğunu ve siyasi-diplomatik değerlendirmelerin belirleyici olabileceğini kabul etmekle birlikte, bu durumun yargı bağımsızlığı açısından sorunlu bir görünüm arz ettiğini vurgulamaktadır.
Uygulamada Adalet Bakanlığı bu talebi yaparken; iade taleplerinin sonuçsuz kalması, diplomatik ilişkilerin durumu ve suçun ağırlığı gibi kriterleri gözetmektedir. Talebin bir idari işlem niteliği taşıması nedeniyle idari yargı denetimine tabi olup olmadığı ise öğretide tartışmalıdır.
2.5. Ne Bis In Idem İlkesinin Sınırlandırılması (m. 13/3)
Üçüncü fıkra, (a) ve (b) bentlerindeki suçlar bakımından yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olmasına rağmen Türkiye'de yeniden yargıl
TCK Madde 13 — "Diğer Suçlar" Üzerine Kapsamlı Şerh
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
TCK m. 13, Türk ceza hukukunun yer bakımından uygulama alanını düzenleyen normlar dizisi içinde son ve en geniş kapsamlı halkayı oluşturmaktadır. Madde; m. 8'de düzenlenen mülkilik (ülkesellik) ilkesi, m. 11 ve 12'de yer alan şahsilik ilkeleri (faal-pasif) ile m. 10'da düzenlenen yabancı ülkede hüküm kurulmuş olmasının etkisine ilişkin düzenlemelerden sonra, bunların hiçbirine tam olarak sığmayan ve uluslararası toplum yararını ya da belirli evrensel değerleri koruyan suçlar bakımından evrensellik ilkesi ile desteklenmiş bir katalog sistemi öngörmektedir.
Maddenin temel kurgusu şöyle özetlenebilir: Kanun koyucu, m. 11 ve 12'de faillerin ya da mağdurların Türk uyrukluluğuna ya da suçun Türkiye aleyhine işlenmesine bağlı kriterler getirirken; m. 13'te failin ya da mağdurun uyruğuna bakmaksızın, yabancı ülkede işlenen belirli suçlar için Türk hukukunun uygulanacağını emretmektedir. Bu yaklaşım, doktrinde "evrensel yetki ilkesi" (universality principle) olarak adlandırılan ve uluslararası hukukta bazı ağır suçlar bakımından devletlere tanınan geniş yargı yetkisinin iç hukuka yansımasıdır.
5237 sayılı TCK, 765 sayılı eski Kanun'a kıyasla bu alanda köklü bir düzenleme getirmiştir. Eski Kanun'un m. 6 ve devamındaki dağınık yapısının yerini, sistematik biçimde kurgulanmış bir katalog almıştır. 5377 sayılı Kanun ile 2005'te yapılan değişiklikle ikinci fıkra eklenmiş, 5918 sayılı Kanun ile 2009'da (h) bendi yürürlükten kaldırılmış ve madde bugünkü şeklini almıştır.
Maddenin yapısal mantığı üç katmanlıdır:
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. "Vatandaş veya Yabancı Tarafından" İfadesi
Bu ibare, maddenin evrensellik ilkesine dayandığını en açık biçimde gösteren unsurdur. TCK m. 11'de faal şahsilik ilkesi bakımından yalnızca "Türk vatandaşı", m. 12'de pasif şahsilik bakımından ise yine mağdurun Türklüğü esas alınmaktadır. Oysa m. 13, faile ilişkin herhangi bir uyruk şartı öngörmemektedir. Korunan değerin üstünlüğü, kimin tarafından ihlal edildiğini ikincil kılmaktadır. Özgenç, bu düzenlemenin ceza hukukunun bireysel ya da ulusal çıkara değil, evrensel hukuki değerlere hizmet ettiğinin somut göstergesi olduğunu vurgulamaktadır.
2.2. "Yabancı Ülkede İşlenmesi" Koşulu
Suçun Türkiye toprakları dışında gerçekleşmesi gerekmektedir. Türk karasularında, hava sahasında veya Türk bayrağı taşıyan gemilerde işlenen suçlar bakımından m. 8 devreye gireceğinden, m. 13 uygulanmayacaktır. "Yabancı ülke" kavramı, egemenlik hakkının başka bir devlete ait olduğu toprakları kapsamakta; açık deniz ve terra nullius gibi alanlarda işlenen suçlar bakımından ise ilgili özel düzenlemeler (deniz hukuku sözleşmeleri vb.) belirleyici olmaktadır.
Koca/Üzülmez, suçun işlendiği yer bakımından icra hareketleri ile neticenin gerçekleştiği yer arasındaki ayrımın önem taşıdığına dikkat çekmekte; suçun işlenme yeri meselesi çözülmeden m. 13'ün devreye girip girmeyeceğinin belirlenemeyeceğini ileri sürmektedir. Bu noktada TCK m. 8/2'deki "kısmen Türkiye'de gerçekleşme" kuralıyla çatışma olasılığı gündeme gelebilir; mülkilik ilkesinin öncelikli uygulanması gerektiğinden, netice Türkiye'de gerçekleşmişse m. 8 devreye girecek ve m. 13'e gidilmeyecektir.
2.3. Katalog Suçların İncelenmesi
(a) Bendi: İkinci Kitap, Birinci Kısım — Uluslararası Suçlar
Bu kısım; soykırım (m. 76), insanlığa karşı suçlar (m. 77-78), göç (m. 79-80) ile savaş ve saldırı suçlarına ilişkin hükümleri içermektedir. Söz konusu suçlar, uluslararası toplumun ortak değerlerine yönelik en ağır ihlaller olduğundan, evrensellik ilkesinin en güçlü biçimde tezahür ettiği alan burasıdır. Centel/Zafer/Çakmut, bu suçlar bakımından m. 13/3'ün işlerliği sayesinde Türkiye'nin fiilî bir uluslararası ceza yargı merkezi işlevi görebileceğini belirtmektedir.
(b) Bendi: İkinci Kitap, Dördüncü Kısım — Belirli Bölümler
Söz konusu kısımda yer alan Üçüncü (uyuşturucu), Dördüncü (çocuklara yönelik suçlar), Beşinci (müstehcenlik), Altıncı (fuhuş), Yedinci (kumar) ve Sekizinci (bilişim suçları) Bölümler bu bent kapsamına girmektedir. (b) bendi ile (a) bendi arasındaki temel fark, (b) bendi kapsamındaki suçlar bakımından m. 13/3'ün uygulanmamasıdır: Yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı olması hâlinde yeniden Türkiye'de yargılama yapılamaz.
(c) Bendi: İşkence (m. 94, 95)
İşkencenin m. 13 kataloğuna dahil edilmesi, BM İşkenceye Karşı Sözleşmesi'nin (1984) öngördüğü aut dedere aut judicare (ya iade et ya yargıla) yükümlülüğünün karşılanması amacıyla zorunludur. Türkiye bu sözleşmeyi 1988'de onaylamıştır. Hakeri, m. 95'teki ağırlaştırıcı hallerin de katalog kapsamına alınmasının, sözleşme yükümlülüklerinin eksiksiz karşılanması bakımından isabetli olduğunu belirtmektedir.
(d) Bendi: Çevrenin Kasten Kirletilmesi (m. 181)
Bu düzenleme, çevre hukukunun ceza hukuku boyutundaki uluslararasılaşmasının yansımasıdır. Bir devletin sınırları içinde başlayan ancak komşu devletleri veya küresel ekosistemleri etkileyen kirlilik olayları bakımından evrensel yargı yetkisi tanınmıştır. Ancak yalnızca kasten kirletme suçunun kapsama alınmış olması; taksirle gerçekleştirilen ağır çevre ihlallerini dışarıda bıraktığından eleştiri konusu olmaktadır (bkz. aşağıda Bölüm 7).
(e) Bendi: Uyuşturucu Suçları (m. 188, 190)
Uyuşturucu imal ve ticareti ile kullanımın kolaylaştırılması suçları, BM Uyuşturucu Sözleşmeleri çerçevesinde (1961, 1971, 1988) devletlere geniş yargı yetkisi tanınan alanlardır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, bu düzenlemenin Türkiye'nin coğrafi konumu itibarıyla transit ülke sorunuyla bağlantılı pratik önemi olduğuna dikkat çekmektedir.
(f) Bendi: Para ve Kıymetli Evrak Sahteciliği (m. 197, 200, 202)
Türk lirasına ve Türkiye'nin hukuki kıymetlerine yönelik sahtecilik suçlarının kataloğa alınması, salt evrensellik ilkesine değil; aynı zamanda devletin egemenlik çıkarlarının yabancı ülkedeki ihlallerine karşı korumaya da dayanmaktadır. Bu suçlar bakımından m. 13, pasif şahsilik ilkesiyle evrensellik ilkesinin örtüştüğü bir ara bölgede yer almaktadır.
(g) Bendi: Fuhuş (m. 227)
İnsan ticareti boyutuna sahip bu suç, 2000 tarihli Palermo Protokolü'nün yükümlülükleriyle örtüşmektedir. Toroslu/Toroslu, m. 227'nin kataloğa alınmasının, organizeli fuhuş ağlarının sınır ötesi faaliyetlerine karşı caydırıcı bir etki yaratmayı hedeflediğini vurgulamaktadır.
(h) Bendi: Mülga
26/6/2009 tarihli ve 5918 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklikten önce (h) bendi, yabancı devlet görevlilerine rüşvet verilmesi suçunu kapsamaktaydı. Söz konusu düzenleme, OECD Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülükler çerçevesinde kaleme alınmıştı; ancak (b) bendi kapsamında zaten düzenlenmiş olması nedeniyle mülga edilmiştir.
(i) Bendi: Ulaşım Araçlarının Kaçırılması veya Alıkonulması (m. 223/2-3, m. 152)
Uçak kaçırma ve deniz araçlarına yönelik suçlar, 1970 Lahey Sözleşmesi ve 1988 Roma Sözleşmesi gibi uluslararası antlaşmalarla devletlerin evrensel yargı yetkisi kullanması öngörülen alanlardır. Demirbaş, bu suçların sınır aşan niteliği nedeniyle yalnızca ülkesellik veya şahsilik ilkesine dayanmanın yargı boşlukları yaratacağını belirtmektedir.
2.4. Adalet Bakanı Talebi Koşulu (m. 13/2)
İkinci fıkra, m. 13/1/(b) bendindeki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alan suçlar dışındaki katalog suçlar için yargılama yapılmasını Adalet Bakanının talebine bağlamaktadır. Bu şart, bir dava şartı niteliğindedir; yokluğu hâlinde kamu davası açılması mümkün değildir. Hafızoğulları/Özen, Bakanın bu yetkisinin bir takdir yetkisi olduğunu ve siyasi-diplomatik değerlendirmelerin belirleyici olabileceğini kabul etmekle birlikte, bu durumun yargı bağımsızlığı açısından sorunlu bir görünüm arz ettiğini vurgulamaktadır.
Uygulamada Adalet Bakanlığı bu talebi yaparken; iade taleplerinin sonuçsuz kalması, diplomatik ilişkilerin durumu ve suçun ağırlığı gibi kriterleri gözetmektedir. Talebin bir idari işlem niteliği taşıması nedeniyle idari yargı denetimine tabi olup olmadığı ise öğretide tartışmalıdır.
2.5. Ne Bis In Idem İlkesinin Sınırlandırılması (m. 13/3)
Üçüncü fıkra, (a) ve (b) bentlerindeki suçlar bakımından yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olmasına rağmen Türkiye'de yeniden yargıl