1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınan, 26/9/2004
tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı
Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 129. maddesi,
Özel Hükümler kitabının Kişilere Karşı Suçlar kısmında yer alan "Şerefe Karşı
Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Kanun koyucu, TCK m. 125'te düzenlenen
hakaret suçunun tipikliğini korumakla birlikte, suçun işlenişindeki psikolojik
etkenleri ve mağdurun kendi kusurlu/haksız hareketinin fail üzerindeki etkisini
dikkate alarak m. 129'u ihdas etmiştir. Bu hüküm, ceza hukuku dogmatiğinde
genel haksız tahrik (TCK m. 29) kurumunun, hakaret suçuna özgülenmiş ve faile
daha fazla lehe sonuçlar (cezasızlık dâhil) doğuran "özel bir hukuka uygunluk
veya şahsi cezasızlık/cezada indirim nedeni" olarak formüle edilmiş halidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde üç fıkra halinde, hakaret suçunu hafifleten veya ortadan kaldıran üç ayrı
maddi durumu düzenlemiştir:
- Birinci Fıkra (Haksız Fiile Tepki): Hakaretin herhangi bir "haksız
fiile" (hukuka aykırı eyleme) tepki olarak işlenmesidir. Burada faile verilecek
ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, hâkimin takdiriyle tamamen
ortadan da kaldırılabilir (ceza vermekten vazgeçilebilir).
- İkinci Fıkra (Kasten Yaralamaya Tepki): Haksız fiilin daha ağır bir
boyutu olan "kasten yaralama" fiiline maruz kalan kişinin, bu acı ve öfke ile
hakaret etmesidir. Bu durumda hâkime takdir yetkisi tanınmamış, emredici bir
dille "kişiye ceza verilmez" denilerek mutlak bir cezasızlık hali
öngörülmüştür.
- Üçüncü Fıkra (Karşılıklı Hakaret): Hakaretin iki taraf arasında
karşılıklı olarak (teatisi) işlenmesidir. Hâkim, olayın mahiyetine ve ilk
haksız hareketin kimden geldiğine bakarak her ikisi veya sadece biri hakkında
indirim yapabilir ya da ceza vermekten vazgeçebilir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu madde ile kanun
koyucunun, haksız bir saldırı veya tahrik altında kalarak şeref ve haysiyetini
savunma veya öfkesini dışa vurma refleksi gösteren failin kusur yeteneğindeki
azalmayı dikkate aldığı, karşılıklı hakaret hallerinde ise tarafların
birbirlerinin şerefini ihlal ederek adeta "ödeştikleri" fikrinden hareketle
ceza yaptırımını gereksiz görebildiği değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 129, temel suç tipi olan Hakaret (TCK m. 125) suçu ile doğrudan
bağlantılı olduğu gibi, Genel Hükümler kısmında yer alan Haksız Tahrik (TCK m.
29) kurumuyla da çok katı bir "özel norm (lex specialis) - genel norm (lex
generalis)" ilişkisi içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza
Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, m. 129'un hakaret suçu bakımından TCK
m. 29'u bertaraf eden özel bir norm olduğu; dolayısıyla bir olayda hakaret suçu
yönünden TCK m. 129 tatbik edildiğinde, aynı haksız fiil (tahrik) nedeniyle
faile ayrıca TCK m. 29'dan ikinci bir indirim (mükerrer değerlendirme)
yapılamayacağı görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında çıkan bir tartışmada (B)'nin
yüzüne tükürmüş (haksız fiil) ve (B) de anlık bir öfkeyle (A)'ya ağır küfürler
ederek hakaret etmiştir. (B)'nin hakaret fiili, (A)'nın haksız fiiline bir
tepki olarak işlendiğinden, (B) hakkında TCK m. 129/1 uyarınca verilecek
hakaret cezası üçte birine kadar indirilebilecek veya hâkim olayın
özelliklerine göre ceza vermekten tamamen vazgeçebilecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), trafikte yol verme tartışması yaşadığı
(D)'ye saldırarak onun burnunu kırmıştır (kasten yaralama). Kanlar içinde kalan
ve canı yanan (D), (C)'ye "Sen bir hayvansın, alçak bir eşkıyasın" diyerek
hakaret etmiştir. Olayda (D)'nin hakareti, doğrudan kasten yaralama suçuna
tepki olarak gerçekleştiğinden, TCK m. 129/2'nin emredici kuralı gereğince
(D)'ye hakaret suçundan kesinlikle ceza verilmez (mutlak cezasızlık).
Olay 3 (kurmaca senaryo): İki komşu olan (X) ile (Y) merdiven boşluğunda
tartışmaya başlamıştır. (X), (Y)'ye "şerefsiz" demiş; bunun üzerine (Y) de
(X)'e "asıl şerefsiz sensin, ahlaksız" diyerek karşılık vermiştir. Olayda
eylemler fiziki bir müdahaleye dönüşmeden karşılıklı hakaret düzeyinde
kalmıştır. TCK m. 129/3 uyarınca mahkeme, ilk haksız sözü başlatanın (X)
olmasını gözeterek (X)'e ceza verip, (Y) hakkında ceza vermekten
vazgeçebileceği gibi; olayın mahiyetine göre her ikisine verilecek cezadan
indirim de yapabilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin hakaret dosyalarında (özellikle m. 129
savunmalarında) odaklanması gereken en hayati husus, olayların kronolojik
sıralaması ve ilk haksız hareketin kimden geldiğinin ispatıdır. Şayet
müvekkil karşılıklı hakaret suçlamasıyla yargılanıyorsa ve müdafi müvekkilinin
eyleminin haksız fiile veya yaralamaya bir tepki (reaksiyon) olduğunu tanık,
kamera veya HTS/Mesaj kayıtlarıyla ispatlarsa, beraat/ceza verilmesine yer
olmadığı kararı alması muhtemeldir. TCK m. 129/2 bakımından "kasten yaralama"
fiiline uğradığını iddia eden tarafın, bu durumu basit bir tıbbi müdahale
raporu (darp raporu) ile belgelendirmesi, hâkimi ceza vermekten vazgeçme
konusunda takdir yetkisi kullanmaktan çıkarıp zorunlu bir cezasızlık hükmü
kurmaya mecbur bırakacağından savunma stratejisi açısından çok kritiktir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun maddedeki birinci ve üçüncü fıkralarda "ceza üçte birine kadar
indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir" şeklinde son derece
geniş ve ucu açık bir takdir yetkisi öngörmesi, ceza dogmatiği açısından
belirlilik ve yasa önünde eşitlik ilkeleri bağlamında eleştirilmektedir.
Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, kanunda hangi hallerde indirime
gidileceği, hangi hallerde ceza vermekten tamamen vazgeçileceğine dair objektif
bir ölçüt bulunmamasının, benzer haksızlık içeriğine sahip karşılıklı hakaret
vakıalarında hâkimler arasında keyfiliğe ve çok farklı yargısal sonuçlara (bir
mahkemenin indirim yaparken diğerinin tamamen beraat kararı vermesine) yol
açabileceği; bu durumun da hukuki öngörülebilirlik ve ceza adalet sisteminin
tutarlılığı açısından sakıncalar barındırdığı biçiminde yaklaşır [2, 3].
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerini alan
ve hazırlıklarında Alman/İtalyan sistemleri referans alınarak 26/9/2004'te
kabul edilip 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun [1]
kuramsal temelleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Tarafıma iletilen
kısıtlayıcı kurallara sıkı sıkıya bağlı kalınmış; yalnızca yetkinliği kabul
edilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf
şablonuyla referans verilmiş [2-4] ve basım yılı/sayfa numarası kullanımından
özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle
şablona aynen dâhil edilmiş, soyutlaştırmayı güçlendiren pratik örnek olaylar
"(kurmaca senaryo)" etiketiyle akademik bir düzlemde tahlil edilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 129. maddesi, Özel Hükümler kitabının Kişilere Karşı Suçlar kısmında yer alan "Şerefe Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Kanun koyucu, TCK m. 125'te düzenlenen hakaret suçunun tipikliğini korumakla birlikte, suçun işlenişindeki psikolojik etkenleri ve mağdurun kendi kusurlu/haksız hareketinin fail üzerindeki etkisini dikkate alarak m. 129'u ihdas etmiştir. Bu hüküm, ceza hukuku dogmatiğinde genel haksız tahrik (TCK m. 29) kurumunun, hakaret suçuna özgülenmiş ve faile daha fazla lehe sonuçlar (cezasızlık dâhil) doğuran "özel bir hukuka uygunluk veya şahsi cezasızlık/cezada indirim nedeni" olarak formüle edilmiş halidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde üç fıkra halinde, hakaret suçunu hafifleten veya ortadan kaldıran üç ayrı maddi durumu düzenlemiştir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 129, temel suç tipi olan Hakaret (TCK m. 125) suçu ile doğrudan bağlantılı olduğu gibi, Genel Hükümler kısmında yer alan Haksız Tahrik (TCK m. 29) kurumuyla da çok katı bir "özel norm (lex specialis) - genel norm (lex generalis)" ilişkisi içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, m. 129'un hakaret suçu bakımından TCK m. 29'u bertaraf eden özel bir norm olduğu; dolayısıyla bir olayda hakaret suçu yönünden TCK m. 129 tatbik edildiğinde, aynı haksız fiil (tahrik) nedeniyle faile ayrıca TCK m. 29'dan ikinci bir indirim (mükerrer değerlendirme) yapılamayacağı görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında çıkan bir tartışmada (B)'nin yüzüne tükürmüş (haksız fiil) ve (B) de anlık bir öfkeyle (A)'ya ağır küfürler ederek hakaret etmiştir. (B)'nin hakaret fiili, (A)'nın haksız fiiline bir tepki olarak işlendiğinden, (B) hakkında TCK m. 129/1 uyarınca verilecek hakaret cezası üçte birine kadar indirilebilecek veya hâkim olayın özelliklerine göre ceza vermekten tamamen vazgeçebilecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), trafikte yol verme tartışması yaşadığı (D)'ye saldırarak onun burnunu kırmıştır (kasten yaralama). Kanlar içinde kalan ve canı yanan (D), (C)'ye "Sen bir hayvansın, alçak bir eşkıyasın" diyerek hakaret etmiştir. Olayda (D)'nin hakareti, doğrudan kasten yaralama suçuna tepki olarak gerçekleştiğinden, TCK m. 129/2'nin emredici kuralı gereğince (D)'ye hakaret suçundan kesinlikle ceza verilmez (mutlak cezasızlık).
Olay 3 (kurmaca senaryo): İki komşu olan (X) ile (Y) merdiven boşluğunda tartışmaya başlamıştır. (X), (Y)'ye "şerefsiz" demiş; bunun üzerine (Y) de (X)'e "asıl şerefsiz sensin, ahlaksız" diyerek karşılık vermiştir. Olayda eylemler fiziki bir müdahaleye dönüşmeden karşılıklı hakaret düzeyinde kalmıştır. TCK m. 129/3 uyarınca mahkeme, ilk haksız sözü başlatanın (X) olmasını gözeterek (X)'e ceza verip, (Y) hakkında ceza vermekten vazgeçebileceği gibi; olayın mahiyetine göre her ikisine verilecek cezadan indirim de yapabilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin hakaret dosyalarında (özellikle m. 129 savunmalarında) odaklanması gereken en hayati husus, olayların kronolojik sıralaması ve ilk haksız hareketin kimden geldiğinin ispatıdır. Şayet müvekkil karşılıklı hakaret suçlamasıyla yargılanıyorsa ve müdafi müvekkilinin eyleminin haksız fiile veya yaralamaya bir tepki (reaksiyon) olduğunu tanık, kamera veya HTS/Mesaj kayıtlarıyla ispatlarsa, beraat/ceza verilmesine yer olmadığı kararı alması muhtemeldir. TCK m. 129/2 bakımından "kasten yaralama" fiiline uğradığını iddia eden tarafın, bu durumu basit bir tıbbi müdahale raporu (darp raporu) ile belgelendirmesi, hâkimi ceza vermekten vazgeçme konusunda takdir yetkisi kullanmaktan çıkarıp zorunlu bir cezasızlık hükmü kurmaya mecbur bırakacağından savunma stratejisi açısından çok kritiktir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun maddedeki birinci ve üçüncü fıkralarda "ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir" şeklinde son derece geniş ve ucu açık bir takdir yetkisi öngörmesi, ceza dogmatiği açısından belirlilik ve yasa önünde eşitlik ilkeleri bağlamında eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, kanunda hangi hallerde indirime gidileceği, hangi hallerde ceza vermekten tamamen vazgeçileceğine dair objektif bir ölçüt bulunmamasının, benzer haksızlık içeriğine sahip karşılıklı hakaret vakıalarında hâkimler arasında keyfiliğe ve çok farklı yargısal sonuçlara (bir mahkemenin indirim yaparken diğerinin tamamen beraat kararı vermesine) yol açabileceği; bu durumun da hukuki öngörülebilirlik ve ceza adalet sisteminin tutarlılığı açısından sakıncalar barındırdığı biçiminde yaklaşır [2, 3].
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerini alan ve hazırlıklarında Alman/İtalyan sistemleri referans alınarak 26/9/2004'te kabul edilip 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun [1] kuramsal temelleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı kurallara sıkı sıkıya bağlı kalınmış; yalnızca yetkinliği kabul edilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş [2-4] ve basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen dâhil edilmiş, soyutlaştırmayı güçlendiren pratik örnek olaylar "(kurmaca senaryo)" etiketiyle akademik bir düzlemde tahlil edilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)