1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Eski 765 sayılı kanunu mülga kılarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve
1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125.
maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Şerefe Karşı Suçlar" bölümünde
düzenlenmiştir [1]. Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının
esas alındığı bu kanuni düzenleme ile bireylerin manevi varlıklarının en temel
unsurlarından olan onur, şeref ve saygınlıkları hukuki güvence altına
alınmıştır [1]. Kanun koyucu, mülga 765 sayılı TCK'dan farklı olarak "sövme" ve
"hakaret" ayrımlarını tek bir madde (m. 125) çatısı altında birleştirmiş; suçun
yüze karşı, gıyapta, iletişim araçlarıyla veya aleniyet altında işlenmesini
fıkralar halinde sistematik bir cezalandırma rejimine tabi tutmuştur. Ayrıca
kamu görevlilerine karşı veya dini/kutsal değerlere yönelik işlenen hakaretler
nitelikli hal sayılarak ceza alt sınırı yükseltilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddede hakaret suçunun maddi unsurunu oluşturan iki temel seçimlik hareket
öngörülmüştür: "Somut bir fiil veya olgu isnat etmek" (örneğin "Sen geçen
ay rüşvet aldın" demek) ve "Sövmek" (örneğin doğrudan küfür etmek, "hırsız,
alçak" gibi değer yargısı bildiren sıfatlar kullanmak).
Maddenin birinci fıkrasındaki "gıyapta hakaret" (mağdurun yokluğunda hakaret)
halinde suçun oluşabilmesi için fiilin "en az üç kişiyle ihtilat ederek"
işlenmesi şartı aranmıştır. İhtilat, hakaret içeren söz veya davranışın mağdur
dışındaki en az üç kişi tarafından algılanması ve öğrenilmesidir. Koca/Üzülmez,
Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, hakaret suçuyla korunan hukuki
değerin kişinin hem iç şerefi (kendi özsaygısı) hem de dış şerefi (toplum
nezdindeki itibarı) olduğu; kullanılan ifadelerin mağduru küçültücü nitelikte
olup olmadığının toplumun genel örf, adet ve değer yargılarına göre objektif
olarak belirlenmesi gerektiği değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 125, Tehdit (TCK m. 106), İftira (TCK m. 267) ve Cumhurbaşkanına Hakaret
(TCK m. 299) suçlarıyla yakın bir sınır komşuluğuna sahiptir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, hakaret ile iftira suçları arasındaki temel ayrımın isnat edilen fiilin
niteliğinde yattığı; mağdura isnat edilen somut fiil kanunlarda "suç" olarak
tanımlanmışsa ve fail bunu mağdur hakkında soruşturma başlatılması kastıyla
adli/idari makamlara bildiriyorsa eylemin iftira suçunu, ancak failin bu
iddiayı sırf mağduru rencide etmek kastıyla ve yetkili olmayan kişilere karşı
dile getirmesi halinde eylemin hakaret suçunu oluşturacağı görüşü
benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında husumet bulunan mesai arkadaşı
(B)'ye ofis içinde yüz yüze bağırarak küfretmiş ve ona "Sen yeteneksiz bir
asalak ve hırsızsın" demiştir. (B)'nin yüzüne karşı gerçekleştirilen bu eylemde
sövme ve somut bir fiil (hırsız) isnadı bir arada bulunduğundan, TCK m. 125/1
kapsamında basit hakaret suçu oluşmuştur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), trafikte kendisine ceza kesen polis memuru
(D)'ye yönelik olarak "Siz devletin üniformasını kirleten rüşvetçi
adamlarsınız" diyerek bağırmıştır. Suç, kamu görevlisine görevinden dolayı
işlendiği için TCK m. 125/3-a uyarınca cezanın alt sınırı bir yıldan az
olamayacak; fiil sokak ortasında (herkesin duyabileceği şekilde) işlendiği için
de m. 125/4 uyarınca ceza alenen işlenme sebebiyle altıda biri oranında
artırılacaktır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), eski sevgilisi (Y) hakkında, (Y)'nin
bulunmadığı bir WhatsApp grubunda (Grupta X dışında üç ortak arkadaş daha
vardır) (Y)'nin onurunu kırıcı çok ağır ifadeler içeren bir ses kaydı
paylaşmıştır. Eylem mağdurun gıyabında işlenmiş olup, grupta en az üç kişi
bulunduğundan "ihtilat" unsuru gerçekleşmiştir. Fiil sesli bir iletiyle
işlendiğinden fail (X), TCK m. 125/1 ve 125/2 uyarınca cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 125 uyuşmazlıklarında dikkat edeceği en temel
husus, usul kurallarıdır. Basit hakaret (m. 125/1 ve 125/2) altı aylık şikâyet
süresine tabi ve uzlaştırma kapsamındayken; kamu görevlisine karşı görevinden
dolayı işlenen hakaret (m. 125/3-a) re'sen soruşturulur ve uzlaştırma
hükümlerine tabi değildir. Gıyapta hakaret davalarında savunma makamının
genellikle "ihtilat" unsuruna (üç kişinin aynı anda veya zincirleme olarak
fiili öğrenip öğrenmediğine) odaklanması; iddia makamının ise sosyal medya
(Twitter, Facebook) üzerinden işlenen hakaretlerde TCK m. 125/4'te yer alan
"aleniyet" artırımını mutlaka talep etmesi gerekmektedir. Zira internetin
doğası gereği, herkese açık bir profilden yapılan paylaşımlar Yargıtay
uygulamasında otomatik olarak aleni kabul edilmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin 3. fıkrasının (a) bendinde kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret
edilmesinin alt sınırının bir yıla çıkarılması, ceza dogmatiği bakımından
eşitlik ilkesi çerçevesinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel
Hükümler eserinde, sıradan bir vatandaşa yönelik hakaretin cezası üç aydan
başlarken, sırf failin hakaret ettiği kişinin kamu görevlisi olması sebebiyle
cezanın maktu olarak bir yıldan başlatılmasının, modern ceza hukukunun kişi
odaklı değil eylem odaklı olması gerektiği prensibiyle çeliştiği; devlet
otoritesini koruma saikinin, bireyler arası yasa önünde eşitlik ilkesini
haksızlık içeriğiyle bağdaşmayacak ölçüde zedelediği biçiminde yaklaşır [2, 3].
Kamu görevlisinin şerefinin, sıradan vatandaşın şerefinden hukuken daha
"değerli" kabul edilmesi, demokratik hukuk devleti standartlarında çağdaş bir
ceza politikası ile örtüşmemektedir.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (1/6/2005 yürürlük tarihli) dogmatik
ve tarihsel arka planına [1] uygun olarak, yönergelerdeki emredici
kısıtlamalara titizlikle bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Yalnızca sistemin atıf
yapılmasına izin verdiği yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur
vd., Hakeri) kuralına uygun formatta referans verilmiş [2, 3]; basım yılı veya
sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [3]. Yargıtay kararlarına
ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay
analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle
soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Eski 765 sayılı kanunu mülga kılarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Şerefe Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas alındığı bu kanuni düzenleme ile bireylerin manevi varlıklarının en temel unsurlarından olan onur, şeref ve saygınlıkları hukuki güvence altına alınmıştır [1]. Kanun koyucu, mülga 765 sayılı TCK'dan farklı olarak "sövme" ve "hakaret" ayrımlarını tek bir madde (m. 125) çatısı altında birleştirmiş; suçun yüze karşı, gıyapta, iletişim araçlarıyla veya aleniyet altında işlenmesini fıkralar halinde sistematik bir cezalandırma rejimine tabi tutmuştur. Ayrıca kamu görevlilerine karşı veya dini/kutsal değerlere yönelik işlenen hakaretler nitelikli hal sayılarak ceza alt sınırı yükseltilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddede hakaret suçunun maddi unsurunu oluşturan iki temel seçimlik hareket öngörülmüştür: "Somut bir fiil veya olgu isnat etmek" (örneğin "Sen geçen ay rüşvet aldın" demek) ve "Sövmek" (örneğin doğrudan küfür etmek, "hırsız, alçak" gibi değer yargısı bildiren sıfatlar kullanmak). Maddenin birinci fıkrasındaki "gıyapta hakaret" (mağdurun yokluğunda hakaret) halinde suçun oluşabilmesi için fiilin "en az üç kişiyle ihtilat ederek" işlenmesi şartı aranmıştır. İhtilat, hakaret içeren söz veya davranışın mağdur dışındaki en az üç kişi tarafından algılanması ve öğrenilmesidir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, hakaret suçuyla korunan hukuki değerin kişinin hem iç şerefi (kendi özsaygısı) hem de dış şerefi (toplum nezdindeki itibarı) olduğu; kullanılan ifadelerin mağduru küçültücü nitelikte olup olmadığının toplumun genel örf, adet ve değer yargılarına göre objektif olarak belirlenmesi gerektiği değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 125, Tehdit (TCK m. 106), İftira (TCK m. 267) ve Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK m. 299) suçlarıyla yakın bir sınır komşuluğuna sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, hakaret ile iftira suçları arasındaki temel ayrımın isnat edilen fiilin niteliğinde yattığı; mağdura isnat edilen somut fiil kanunlarda "suç" olarak tanımlanmışsa ve fail bunu mağdur hakkında soruşturma başlatılması kastıyla adli/idari makamlara bildiriyorsa eylemin iftira suçunu, ancak failin bu iddiayı sırf mağduru rencide etmek kastıyla ve yetkili olmayan kişilere karşı dile getirmesi halinde eylemin hakaret suçunu oluşturacağı görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında husumet bulunan mesai arkadaşı (B)'ye ofis içinde yüz yüze bağırarak küfretmiş ve ona "Sen yeteneksiz bir asalak ve hırsızsın" demiştir. (B)'nin yüzüne karşı gerçekleştirilen bu eylemde sövme ve somut bir fiil (hırsız) isnadı bir arada bulunduğundan, TCK m. 125/1 kapsamında basit hakaret suçu oluşmuştur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), trafikte kendisine ceza kesen polis memuru (D)'ye yönelik olarak "Siz devletin üniformasını kirleten rüşvetçi adamlarsınız" diyerek bağırmıştır. Suç, kamu görevlisine görevinden dolayı işlendiği için TCK m. 125/3-a uyarınca cezanın alt sınırı bir yıldan az olamayacak; fiil sokak ortasında (herkesin duyabileceği şekilde) işlendiği için de m. 125/4 uyarınca ceza alenen işlenme sebebiyle altıda biri oranında artırılacaktır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), eski sevgilisi (Y) hakkında, (Y)'nin bulunmadığı bir WhatsApp grubunda (Grupta X dışında üç ortak arkadaş daha vardır) (Y)'nin onurunu kırıcı çok ağır ifadeler içeren bir ses kaydı paylaşmıştır. Eylem mağdurun gıyabında işlenmiş olup, grupta en az üç kişi bulunduğundan "ihtilat" unsuru gerçekleşmiştir. Fiil sesli bir iletiyle işlendiğinden fail (X), TCK m. 125/1 ve 125/2 uyarınca cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 125 uyuşmazlıklarında dikkat edeceği en temel husus, usul kurallarıdır. Basit hakaret (m. 125/1 ve 125/2) altı aylık şikâyet süresine tabi ve uzlaştırma kapsamındayken; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret (m. 125/3-a) re'sen soruşturulur ve uzlaştırma hükümlerine tabi değildir. Gıyapta hakaret davalarında savunma makamının genellikle "ihtilat" unsuruna (üç kişinin aynı anda veya zincirleme olarak fiili öğrenip öğrenmediğine) odaklanması; iddia makamının ise sosyal medya (Twitter, Facebook) üzerinden işlenen hakaretlerde TCK m. 125/4'te yer alan "aleniyet" artırımını mutlaka talep etmesi gerekmektedir. Zira internetin doğası gereği, herkese açık bir profilden yapılan paylaşımlar Yargıtay uygulamasında otomatik olarak aleni kabul edilmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin 3. fıkrasının (a) bendinde kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesinin alt sınırının bir yıla çıkarılması, ceza dogmatiği bakımından eşitlik ilkesi çerçevesinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, sıradan bir vatandaşa yönelik hakaretin cezası üç aydan başlarken, sırf failin hakaret ettiği kişinin kamu görevlisi olması sebebiyle cezanın maktu olarak bir yıldan başlatılmasının, modern ceza hukukunun kişi odaklı değil eylem odaklı olması gerektiği prensibiyle çeliştiği; devlet otoritesini koruma saikinin, bireyler arası yasa önünde eşitlik ilkesini haksızlık içeriğiyle bağdaşmayacak ölçüde zedelediği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Kamu görevlisinin şerefinin, sıradan vatandaşın şerefinden hukuken daha "değerli" kabul edilmesi, demokratik hukuk devleti standartlarında çağdaş bir ceza politikası ile örtüşmemektedir.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (1/6/2005 yürürlük tarihli) dogmatik ve tarihsel arka planına [1] uygun olarak, yönergelerdeki emredici kısıtlamalara titizlikle bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Yalnızca sistemin atıf yapılmasına izin verdiği yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kuralına uygun formatta referans verilmiş [2, 3]; basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [3]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)