RESMİ METİN

Haberleşmenin engellenmesi


Madde 124- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (2) Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi halinde, ikinci fıkra hükmüne göre cezaya hükmolunur. SEKİZİNCİ BÖLÜM Şerefe Karşı Suçlar

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 124. maddesi [1], Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünün son maddesi olarak yer almaktadır. Anayasa'nın 22. maddesi ile güvence altına alınan haberleşme hürriyeti ve 28. maddesinde düzenlenen basın hürriyeti, demokratik toplum düzeninin temel sütunlarındandır. Kanun koyucu bu normla, bireylerin birbirleriyle iletişim kurmasını, kamu kurumlarının kendi aralarındaki bilgi akışını ve basın-yayın organlarının kamuoyuna bilgi aktarım (yayın) faaliyetlerini her türlü hukuka aykırı fiili veya teknik engele karşı ceza hukuku şemsiyesi altında korumayı amaçlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan suçun konusu üç fıkra halinde, korunan mağdur kitlesine göre kademelendirilmiştir:

  • Birinci Fıkra: "Kişiler arasındaki haberleşme." Posta, telefon, telgraf, internet (e-posta, anlık mesajlaşma) gibi her türlü iletişim vasıtasıyla kurulan irtibatın kesilmesidir.
  • İkinci Fıkra: "Kamu kurumları arasındaki haberleşme." Devletin işleyişini ve kamu hizmetinin sürekliliğini temin eden resmi kurumlar arası iletişimin engellenmesidir; bu niteliği itibarıyla daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır.
  • Üçüncü Fıkra: "Basın ve yayın organının yayınının engellenmesi." Gazete dağıtımının durdurulması, radyo/televizyon frekanslarının bozulması veya internet haber sitelerinin erişime kapatılması gibi fiilleri kapsar. Suçun oluşumu için engellemenin mutlak surette "hukuka aykırı" olması aranır. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan hukuki değerin genel anlamda iletişim ve ifade hürriyeti olduğu; kişilerin haberleşme araçlarını kullanarak düşüncelerini aktarma veya alma süreçlerine yapılan her türlü fiziksel veya teknik dış müdahalenin bu suçun tipikliğini oluşturduğu değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 124, Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar bölümünde yer alan "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal" (TCK m. 132) ve Bilişim Alanında Suçlar bölümündeki "Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme" (TCK m. 244) suçları ile çok yakın bir dogmatik ilişki içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, TCK m. 132'nin haberleşmenin "içeriğinin (sırrının)" öğrenilmesini, m. 124'ün ise haberleşme "sürecinin" bizatihi kendisinin sekteye uğratılmasını cezalandırdığı; eğer haberleşme bir bilişim sistemine (örneğin e-posta sunucusuna) siber saldırı (DDoS) yapılarak engellenmişse, failin hem m. 124 hem de m. 244 bağlamında fikri içtima kuralları çerçevesinde değerlendirilerek daha ağır cezayı gerektiren normdan cezalandırılması gerektiği görüşü benimsenmektedir [2-4].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kendisinden ayrılmak isteyen sevgilisi (B)'nin ailesiyle veya başkalarıyla iletişim kurmasını engellemek amacıyla, (B)'nin cep telefonunu zorla elinden alıp kırmış ve evindeki internet kablosunu kesmiştir. (A)'nın bu fiziksel müdahaleleriyle (B)'nin iletişim ağı koparıldığından, eylem TCK m. 124/1 uyarınca kişiler arasındaki haberleşmenin engellenmesi suçunu oluşturur. (Ayrıca mala zarar verme suçuyla gerçek içtima hükümleri tatbik edilir).

Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), bir ilçedeki kaymakamlık binası ile emniyet müdürlüğü arasındaki telsiz ve yerel ağ (intranet) haberleşmesini sağlayan ana verici direğine zarar vererek sistemi saatlerce çökertmiştir. Bu fiil doğrudan devlet organlarının iletişimine yönelik olduğundan, (C) TCK m. 124/2 kapsamında kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi engellemekten bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacaktır.

Olay 3 (kurmaca senaryo): (X) isimli televizyon kanalının canlı yayın yaptığı miting alanında, yayının kamuoyuna ulaşmasını istemeyen bir grup, canlı yayın aracının (SNG) uydu bağlantı kablolarını kesmiş ve aracın antenini kırarak yayını durdurmuştur. Eylemcilerin bu fiili basın hürriyetine doğrudan bir saldırı niteliğinde olup TCK m. 124/3 delaletiyle ikinci fıkra hükmünce cezalandırılmayı gerektirir.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin bu suça dair dosyalarda odaklanması gereken en önemli husus, eylemin "hukuka aykırılık" boyutudur. Kanuni yetkiye dayanarak yapılan engellemeler (örneğin BTK'nın mahkeme kararına dayanarak bir siteye erişimi engellemesi veya cezaevi idaresinin disiplin cezası alan bir mahkûmun telefon hakkını kısıtlaması) suç oluşturmaz. İddia makamının (savcılığın), failin kastını ve engelleme fiilinin nedensellik bağını, özellikle teknik engellemelerde (sinyal kesici/jammer kullanımı gibi) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) uzmanlarından alınacak bilirkişi raporlarıyla desteklemesi zaruridir. Ayrıca, maddedeki tüm fıkralar (birinci fıkra dâhil) şikâyete tabi olmayıp re'sen soruşturulur.

7. Eleştirel Değerlendirme

Haberleşme tanımının dijital çağda ulaştığı boyutlar karşısında, maddenin lafzının oldukça geniş ve sınırsız bir koruma alanı yaratması ceza dogmatiği açısından eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, günümüzde neredeyse her türlü sosyal medya veya internet etkileşiminin 'haberleşme' sayıldığı bir ortamda, basit bir teknik müdahalenin veya iki kişinin birbirini dijital platformlarda haksız yere engellemesinin (bloklamasının) dahi şeklen 'kişiler arası haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi' kapsamına sokulabileceği; bu tür fiillerin ceza hukukunun "son çare (ultima ratio)" olma prensibi ve orantılılık ilkesi ışığında dar yorumlanması gerektiği biçiminde yaklaşır [2-4]. Hukuka aykırılık unsurunun altının titizlikle doldurulmaması, internet altyapısındaki basit bir kusuru veya haksız şikâyetle hesap kapattırmayı bile iki yıla kadar hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakabilir.


Metodolojik Not

Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temelleri, 1/6/2005 yürürlük tarihi ve İtalyan/Alman hukuk sistemlerinden alınan tarihsel arka planı gözetilerek hazırlanmıştır [1]. Kural gereği yalnızca atıf yapılmasına izin verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) uygun formatta referans verilmiş; basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur. Kaynak metnin en sonunda yer alan "SEKİZİNCİ BÖLÜM Şerefe Karşı Suçlar" ibaresi, TCK sistematiğinde bir sonraki ana başlık (TCK m. 125 Hakaret) olup Madde 124'ün içeriğine dâhil olmadığından dogmatik analizin dışında bırakılmıştır.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.