1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde
kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u ilga
eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar
kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır. Hüküm, anayasal bir
hak olan çalışma ve sözleşme hürriyetini (AY m. 48) ceza hukuku güvencesi
altına almaktadır. Kanun koyucu, bireylerin istedikleri alanda çalışma,
çalışmama veya bir işi yürütme serbestisini korurken; maddenin ikinci ve üçüncü
fıkralarıyla modern kölelik ve emek sömürüsü (insan onuruyla bağdaşmayan
çalışma koşulları) ile mücadele etmeyi hedeflemiştir. Dördüncü fıkra ise,
işçi-işveren ilişkilerindeki toplu veya sistemsel dayatmalara karşı çalışma
barışını korumayı amaçlayan özel bir düzenlemedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan suç tipleri dört fıkra halinde, farklı seçimlik
hareketler ve hukuki konularla düzenlenmiştir:
- Birinci Fıkra: "İş ve çalışma hürriyetinin ihlali" genel olarak
düzenlenmiştir. Failin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla
kişiyi çalışmaya, çalışmamaya veya işini bırakmaya zorlamasıdır.
- İkinci Fıkra (Emek Sömürüsü): Failin mağdurdaki "çaresizlik,
kimsesizlik veya bağlılık" durumlarını sömürmesi şarttır. Bu sömürü neticesinde
mağdur ya "ücretsiz/orantısız düşük ücretle" çalıştırılmalı ya da "insan
onuruyla bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına" tabi kılınmalıdır.
- Üçüncü Fıkra: İkinci fıkradaki sömürü ortamına mağduru "tedarik etmek,
sevk veya nakletmek" bağımsız bir suç olarak (hazırlık hareketlerinin
cezalandırılması mahiyetinde) öngörülmüştür.
- Dördüncü Fıkra: İşçi veya işvereni "ücretleri değiştirmeye" veya
"farklı koşulları kabule" zorlamak ya da işin durmasına/sona ermesine neden
olmak fiilleridir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu maddeyle
korunan hukuki değerin bireylerin ekonomik ve mesleki alandaki karar verme
özgürlüğü ile insan onuru olduğu, özellikle ikinci fıkradaki düzenlemenin
çalışma hayatındaki zayıfların (örneğin kaçak göçmenlerin) iradelerinin fesada
uğratılarak sömürülmesini engellemeye matuf olduğu değerlendirmesi yer
almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 117, hürriyeti kısıtlayan genel suç tipleri olan Cebir (TCK m. 108) ve
Tehdit (TCK m. 106) normları ile sistematik bir bütünlük arz eder. Failin
uyguladığı şiddet veya korkutma münhasıran çalışma hayatına yönelikse m. 117
tatbik edilir. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ise "İnsan Ticareti" (TCK m.
80) suçu ile çok yakın bir sınır komşuluğuna sahiptir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, her iki suçta da "zorla çalıştırma" ve "çaresizliği sömürme"
unsurlarının bulunduğu; ancak insan ticareti suçunda failin asıl kastının
kişiyi "esaret altına almak" olduğu, TCK m. 117/2'de ise mağdurun insan onuruna
aykırı koşullarda çalıştırılmasına rağmen fiziki esaret düzeyine varan bir
tahakkümün bulunmadığı, iki suç arasındaki ayrımın mağdur üzerindeki
hakimiyetin (esaretin) yoğunluğuna göre belirleneceği görüşü benimsenmektedir.
Ayrıca eylem sırasında uygulanan cebir kasten yaralamanın ağır neticelerine
neden olursa, gerçek içtima kuralları gereği kasten yaralamadan da ceza
verilir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kendisiyle aynı sektörde iş yapan ticari
rakibi (B)'ye telefon açarak, "Eğer o ihaleye girersen ve o işi alırsan
dükkânını başına yıkarım" diyerek tehdit etmiş, bunun üzerine (B) korkarak işi
almaktan vazgeçmiştir. (A)'nın amacı (B)'nin iş hürriyetini kısıtlamak
olduğundan, (B)'nin şikâyeti üzerine eylem TCK m. 117/1 uyarınca altı aydan iki
yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Fabrika sahibi (C), yasadışı yollarla ülkeye
girmiş olan ve sınır dışı edilme korkusu yaşayan mültecilerin çaresizliğini
sömürerek, onları günde 16 saat havasız bodrum katlarında sadece karın
tokluğuna (ücretsiz) çalıştırmış ve aynı fabrikada sağlıksız koşullarda
yatırmıştır. Aracı (D) ise bu kişileri bulup (C)'ye tedarik etmiştir. Olayda
(C)'nin fiili TCK m. 117/2 kapsamında emek sömürüsünü; aracı (D)'nin fiili ise
TCK m. 117/3 kapsamında tedarik/sevk suçunu oluşturur ve her ikisi de re'sen
altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile yargılanır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), çalıştığı işyerindeki patronu (Y)'nin
odasını basmış, (Y)'yi yakasından tutarak sarsmış (cebir) ve "Bütün işçilerin
maaşına yüzde yüz zam yapacaksın, yoksa buradan çıkamazsın" diyerek onu
ücretleri çoğaltmaya zorlamıştır. (X)'in eylemi doğrudan çalışma koşulları ve
ücret dayatması içerdiğinden TCK m. 117/4 kapsamında cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 117 uyuşmazlıklarında dikkat etmesi gereken
usuli ve maddi meselelerin başında, fıkralar arasındaki soruşturma usulü farkı
gelir. Birinci fıkra (basit iş ve çalışma hürriyeti ihlali) mağdurun şikâyetine
tabiyken; ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki sömürü ve dayatma halleri
re'sen soruşturulur. Savunma makamının, ikinci fıkra iddialarında iş hukuku
ihlalleri ile ceza hukuku ihlalleri arasındaki farkı vurgulaması elzemdir.
İşverenin asgari ücretin altında maaş ödemesi tek başına TCK m. 117/2'yi
oluşturmaz; ceza normunun devreye girmesi için mağdurun çaresizliğinin
"sömürülmesi" ve ücretin "açık bir şekilde orantısız düşük" olması (veya onurla
bağdaşmayan koşullar) gibi ağırlatıcı unsurların kümülatif olarak bir araya
gelmesi gerekir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin birinci fıkrasında yer alan "hukuka aykırı başka bir davranışla"
ibaresi ile ikinci fıkrasında yer alan insan onuruyla bağdaşmayan koşullar
kavramı, doktrinde öngörülebilirlik ve belirlilik ilkeleri bakımından
eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, birinci
fıkradaki muğlak 'hukuka aykırı davranış' ifadesinin ceza normunun sınırlarını
belirsizleştirdiğini, iş hayatındaki basit bir haksız rekabet fiilinin dahi bu
kapsama sokularak hürriyeti tahdit gibi ağır bir suçlama yaratabileceğini; aynı
zamanda ikinci fıkradaki emek sömürüsü hallerinin uygulamada İş Hukuku
yaptırımlarıyla (idari para cezalarıyla) ceza hukuku yaptırımları arasındaki
çizgiyi flulaştırdığını ve yargıçlara sübjektif değerlendirme marjı bırakarak
hukuki güvenlik ilkesini zedeleyebileceğini biçiminde yaklaşır.
Metodolojik Not
Bu şerh çalışması; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (26/9/2004 kabul, 1/6/2005
yürürlük) dogmatik temelleri ve tarihsel arka planına dayanılarak, zorunlu
tutulan kurallara sıkı surette bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Yalnızca kaynak
listede belirtilen ve atıf yapılmasına izin verilen akademisyenlere
(Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) uygun formatta referans verilmiş;
kural gereği basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır.
Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş
ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)"
ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u ilga eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır. Hüküm, anayasal bir hak olan çalışma ve sözleşme hürriyetini (AY m. 48) ceza hukuku güvencesi altına almaktadır. Kanun koyucu, bireylerin istedikleri alanda çalışma, çalışmama veya bir işi yürütme serbestisini korurken; maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarıyla modern kölelik ve emek sömürüsü (insan onuruyla bağdaşmayan çalışma koşulları) ile mücadele etmeyi hedeflemiştir. Dördüncü fıkra ise, işçi-işveren ilişkilerindeki toplu veya sistemsel dayatmalara karşı çalışma barışını korumayı amaçlayan özel bir düzenlemedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan suç tipleri dört fıkra halinde, farklı seçimlik hareketler ve hukuki konularla düzenlenmiştir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 117, hürriyeti kısıtlayan genel suç tipleri olan Cebir (TCK m. 108) ve Tehdit (TCK m. 106) normları ile sistematik bir bütünlük arz eder. Failin uyguladığı şiddet veya korkutma münhasıran çalışma hayatına yönelikse m. 117 tatbik edilir. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ise "İnsan Ticareti" (TCK m. 80) suçu ile çok yakın bir sınır komşuluğuna sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, her iki suçta da "zorla çalıştırma" ve "çaresizliği sömürme" unsurlarının bulunduğu; ancak insan ticareti suçunda failin asıl kastının kişiyi "esaret altına almak" olduğu, TCK m. 117/2'de ise mağdurun insan onuruna aykırı koşullarda çalıştırılmasına rağmen fiziki esaret düzeyine varan bir tahakkümün bulunmadığı, iki suç arasındaki ayrımın mağdur üzerindeki hakimiyetin (esaretin) yoğunluğuna göre belirleneceği görüşü benimsenmektedir. Ayrıca eylem sırasında uygulanan cebir kasten yaralamanın ağır neticelerine neden olursa, gerçek içtima kuralları gereği kasten yaralamadan da ceza verilir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kendisiyle aynı sektörde iş yapan ticari rakibi (B)'ye telefon açarak, "Eğer o ihaleye girersen ve o işi alırsan dükkânını başına yıkarım" diyerek tehdit etmiş, bunun üzerine (B) korkarak işi almaktan vazgeçmiştir. (A)'nın amacı (B)'nin iş hürriyetini kısıtlamak olduğundan, (B)'nin şikâyeti üzerine eylem TCK m. 117/1 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Fabrika sahibi (C), yasadışı yollarla ülkeye girmiş olan ve sınır dışı edilme korkusu yaşayan mültecilerin çaresizliğini sömürerek, onları günde 16 saat havasız bodrum katlarında sadece karın tokluğuna (ücretsiz) çalıştırmış ve aynı fabrikada sağlıksız koşullarda yatırmıştır. Aracı (D) ise bu kişileri bulup (C)'ye tedarik etmiştir. Olayda (C)'nin fiili TCK m. 117/2 kapsamında emek sömürüsünü; aracı (D)'nin fiili ise TCK m. 117/3 kapsamında tedarik/sevk suçunu oluşturur ve her ikisi de re'sen altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile yargılanır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), çalıştığı işyerindeki patronu (Y)'nin odasını basmış, (Y)'yi yakasından tutarak sarsmış (cebir) ve "Bütün işçilerin maaşına yüzde yüz zam yapacaksın, yoksa buradan çıkamazsın" diyerek onu ücretleri çoğaltmaya zorlamıştır. (X)'in eylemi doğrudan çalışma koşulları ve ücret dayatması içerdiğinden TCK m. 117/4 kapsamında cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 117 uyuşmazlıklarında dikkat etmesi gereken usuli ve maddi meselelerin başında, fıkralar arasındaki soruşturma usulü farkı gelir. Birinci fıkra (basit iş ve çalışma hürriyeti ihlali) mağdurun şikâyetine tabiyken; ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki sömürü ve dayatma halleri re'sen soruşturulur. Savunma makamının, ikinci fıkra iddialarında iş hukuku ihlalleri ile ceza hukuku ihlalleri arasındaki farkı vurgulaması elzemdir. İşverenin asgari ücretin altında maaş ödemesi tek başına TCK m. 117/2'yi oluşturmaz; ceza normunun devreye girmesi için mağdurun çaresizliğinin "sömürülmesi" ve ücretin "açık bir şekilde orantısız düşük" olması (veya onurla bağdaşmayan koşullar) gibi ağırlatıcı unsurların kümülatif olarak bir araya gelmesi gerekir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin birinci fıkrasında yer alan "hukuka aykırı başka bir davranışla" ibaresi ile ikinci fıkrasında yer alan insan onuruyla bağdaşmayan koşullar kavramı, doktrinde öngörülebilirlik ve belirlilik ilkeleri bakımından eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, birinci fıkradaki muğlak 'hukuka aykırı davranış' ifadesinin ceza normunun sınırlarını belirsizleştirdiğini, iş hayatındaki basit bir haksız rekabet fiilinin dahi bu kapsama sokularak hürriyeti tahdit gibi ağır bir suçlama yaratabileceğini; aynı zamanda ikinci fıkradaki emek sömürüsü hallerinin uygulamada İş Hukuku yaptırımlarıyla (idari para cezalarıyla) ceza hukuku yaptırımları arasındaki çizgiyi flulaştırdığını ve yargıçlara sübjektif değerlendirme marjı bırakarak hukuki güvenlik ilkesini zedeleyebileceğini biçiminde yaklaşır.
Metodolojik Not
Bu şerh çalışması; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (26/9/2004 kabul, 1/6/2005 yürürlük) dogmatik temelleri ve tarihsel arka planına dayanılarak, zorunlu tutulan kurallara sıkı surette bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Yalnızca kaynak listede belirtilen ve atıf yapılmasına izin verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) uygun formatta referans verilmiş; kural gereği basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)