RESMİ METİN

Konut dokunulmazlığının ihlali


Madde 116- (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. (4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesi [1], Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Konut dokunulmazlığının ihlali suçu ile korunan temel hukuki değer, kişilerin özel hayatlarının gizliliği, ev (konut) barışı ve bireyin kendisine ait özel mekânlar üzerinde kimin bulunup bulunmayacağına karar verme (mekânsal hürriyet) hakkıdır. Hüküm, anayasal bir hak olan konut dokunulmazlığını ihlal eden fiziksel müdahaleleri, suçun işleniş zamanı (gece vakti), yöntemi (cebir veya tehdit) ve mekânın niteliğine (işyeri veya konut) göre çeşitli fıkralara ayırarak kademeli bir yaptırım sistemine bağlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan "konut", kişinin geçici veya sürekli olarak barınma ihtiyacını karşıladığı, fiilen yaşanan kapalı mahallerdir (ev, otel odası, çadır). "Eklenti" ise konutun veya işyerinin kullanımına tahsis edilmiş, dış dünya ile doğrudan bağlantısı kesilmiş (örneğin etrafı çit veya duvarla çevrili) bahçe, garaj veya avlu gibi alanları ifade eder. Suçun kurucu unsuru olan seçimlik hareketler; bu mekânlara "rızaya aykırı olarak girmek" (aktif hareket) veya "rıza ile girdikten sonra çıkmamak" (ihmali hareket) şeklinde düzenlenmiştir. İkinci fıkrada geçen "açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler" kavramı, marketler, mağazalar veya lokantalar gibi halka açık yerleri ifade eder; buraların müşteri kabul saatlerinde girilmesi suç oluşturmazken, özel ofis kısımlarına girilmesi veya kapanış saatinden sonra girilmesi ihlal sayılır. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında [2], bu suçla korunan asıl hukuki değerin kişinin konutunda veya işyerindeki sükûnu ve huzuru olduğu, buradaki rızanın mülkiyet hakkından ziyade fiili kullanıcının iradesine dayandığı değerlendirmesi yer almaktadır [3].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 116, Malvarlığına Karşı Suçlar bölümünde yer alan Hırsızlık (TCK m. 142/1-b) ve Yağma (TCK m. 148) suçları ile çok sıkı bir sistematik bağlantı içindedir. Uygulamada hırsızlık suçları genellikle konuta girilerek işlendiğinden, bu suçlar arasında içtima (birleşme) sorunları ortaya çıkar. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda [2], hırsızlık veya yağma suçunu işlemek kastıyla konuta girilmesi durumunda, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun hırsızlık suçunun bir unsuru haline gelmeyeceği (erimeyeceği) ve failin gerçek içtima hükümleri uyarınca her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği görüşü benimsenmektedir [3].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında husumet bulunan (B)'nin evine, onun işte olduğu bir saatte bahçe duvarından atlayarak (eklentiye) girmiş ve evin kapısını zorlayarak içeri girmiştir. Komşuların fark etmesi üzerine polis gelmiş ve (A) evde yakalanmıştır. (A)'nın (B)'nin rızası hilafına eklentiye ve konuta girmesi, TCK m. 116/1 kapsamında konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturur. Şikâyet üzerine fail cezalandırılır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), gece vakti hırsızlık yapmak amacıyla bir eczanenin (işyerinin) kapalı olduğu saatte asma kilidini kırarak içeri girmiştir. İçeride kimse olmamasına rağmen, eylem işyerinin mutat olarak açık olmadığı bir zaman diliminde ve gece vakti gerçekleştirildiği için fail (C) hakkında TCK m. 116/2 ve m. 116/4 amir hükümleri uyarınca, şikâyet şartı aranmaksızın bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunacaktır.

Olay 3 (kurmaca senaryo): Evli olan (D) ve (E) ortak konutlarında yaşamaktadırlar. (D), eşi (E)'nin evde olmadığı bir saatte, gizli bir ilişki yaşadığı sevgilisi (F)'yi eve almıştır. Evlilerden birinin (D'nin) rızası bulunsa da, üçüncü fıkradaki "rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir" kuralı ihlal edilmiştir. (F)'nin eve girmesi meşru bir amaca dayanmadığından, (E)'nin şikâyeti üzerine (F) konut dokunulmazlığını ihlal suçundan cezalandırılacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza avukatının m. 116 uyuşmazlıklarında dikkat edeceği ilk usuli husus soruşturma usulüdür. Maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki basit haller mağdurun şikâyetine (6 aylık süre) tabiyken, dördüncü fıkradaki cebir, tehdit veya gece vakti işlenen nitelikli haller re'sen soruşturulur. Savunma makamı genellikle müvekkilinin açık rızaya gerek duyulan bir yere girmediğini (örneğin mekânın bir işyerinin halka açık kısmı olduğunu) veya alanın hukuken "eklenti" sayılması için gereken fiziki çevrelenmenin bulunmadığını iddia ederek beraat talep eder. Ayrıca dördüncü fıkranın uygulanabilmesi için TCK m. 6 bağlamındaki "gece vakti" (güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp, doğmasından bir saat evvele kadar geçen süre) tanımının somut olay saatine uygunluğu HTS veya kamera kayıtlarıyla titizlikle denetlenmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Maddenin 2005 yılında değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan "rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir" ibaresi, doktrinde ceza dogmatiği ve hukuki güvenlik ilkeleri bağlamında haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2], ortak konutu kullanan eşlerden birinin verdiği rızanın "meşru bir amaca" dayanıp dayanmadığını tespit etmenin yargı organlarını tamamen ahlaki bir değerlendirme yapmaya iteceği, meşruiyet kavramının muğlaklığının suçta kanunilik ve belirlilik ilkelerini ciddi şekilde zedeleyebileceği biçiminde yaklaşır [3]. Ceza hukukunun kişilerin özel ve ahlaki ilişkilerine (örneğin eşin eve aldatma maksadıyla birini alması) "meşruiyet" kıstası üzerinden müdahil olarak üçüncü kişiyi hapis cezasıyla cezalandırması, ceza normlarının "son çare (ultima ratio)" olması prensibiyle örtüşmemektedir.


Metodolojik Not

Bu şerh çalışması; 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun [1] kuramsal ve tarihsel temelleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Doğrudan kaynak sistematiğine uygun olarak sadece atıf yapılmasına izin verilen yazar ve eserler [2, 4] kullanılmış, emredici formatlara (sayfa numarası/baskı yılı yasağı, standart Yargıtay cümlesi ve kurmaca senaryo kalıplarına) tam bir sadakat gösterilmiştir [3]. Değerlendirmeler saf dogmatik yorum yöntemleriyle desteklenmiş ve bilimsel akademik üslup muhafaza edilmiştir.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.