1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde
kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u ilga
eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 114. maddesi [1], Kişilere Karşı Suçlar
kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır. Hüküm, demokratik
bir hukuk devletinin en temel yapı taşlarından olan siyasi katılım, örgütlenme
ve seçilme haklarının özgürce kullanılabilmesini güvence altına almaktadır.
Kanun koyucu bu normla, bireylerin siyasal alandaki irade ve karar verme
serbestisini, her türlü baskı, şiddet ve hukuka aykırı müdahaleye karşı
korumayı amaçlamış; birinci fıkrada bireysel siyasi hakların ihlalini, ikinci
fıkrada ise tüzel kişi statüsündeki siyasi partilerin kurumsal faaliyetlerinin
engellenmesini yaptırıma bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin birinci fıkrası, failin belirli bir amaca (özel kasta) yönelmiş
seçimlik hareketlerini cezalandırmaktadır. Bu hareketler; mağduru bir siyasi
partiye üye olmaya/olmamaya, faaliyetlerine katılmaya/katılmamaya,
partiden/görevden ayrılmaya veya seçimle gelinen bir göreve aday
olmamaya/görevden ayrılmaya "zorlamak amacıyla" cebir (fiziksel şiddet) veya
tehdit (psikolojik korkutma) kullanılmasıdır.
İkinci fıkra ise siyasi parti faaliyetlerinin bütününe yönelik bir koruma
sağlar. Burada cebir ve tehdidin yanı sıra "hukuka aykırı başka bir davranışla"
eylemi de seçimlik hareket olarak kabul edilmiştir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında [2, 3], bu suçla
korunan hukuki değerin çok katmanlı olduğu; normun hem bireyin siyasal inanç ve
örgütlenme hürriyetini (aktif/pasif siyaset hakkını) hem de siyasi partilerin
demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak fonksiyonlarını
serbestçe icra edebilme yeteneğini teminat altına aldığı değerlendirmesi yer
almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 114, hürriyete karşı suçlar bölümündeki genel normlar olan Cebir (TCK m.
108) ve Tehdit (TCK m. 106) suçlarının özel ve nitelikli bir görünümüdür (lex
specialis). Failin kullandığı cebir veya tehdidin münhasıran "siyasi hakların
kullanılmasını engelleme" saikine dayanması halinde, genel hükümler değil,
doğrudan bu madde tatbik edilir. Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi (TCK
m. 112) ve Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi (TCK m. 113)
suçları ile birebir aynı sistematik ve dogmatik kurguya sahiptir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda [2, 3], siyasi hakların kullanılmasını engellemek amacıyla mağdura
yöneltilen cebrin, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine (örneğin kemik
kırılmasına) neden olması ihtimalinde, yasa koyucunun hürriyete karşı suçlara
ilişkin genel içtima prensipleri gereğince faili hem m. 114'ten hem de kasten
yaralama hükümlerinden gerçek içtima kurallarınca ayrı ayrı cezalandırması
gerektiği görüşü benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Yaklaşan yerel seçimlerde belediye başkanlığına
adaylığını açıklayan (A)'nın karşısına çıkan rakip aday (B)'nin yandaşları olan
(C) ve (D), (A)'nın yolunu keserek "Eğer adaylıktan çekilmezsen ailene ve sana
büyük zarar veririz, hayatı zindan ederiz" diyerek (A)'yı adaylıktan vazgeçmeye
zorlamışlardır. Ortada fiziksel bir şiddet (cebir) olmasa da, amaca yönelik
psikolojik bir korkutma (tehdit) mevcuttur. Faillerin eylemi, TCK m. 114/1-b
bendi uyarınca kamu görevine aday olmamaya zorlamak suretiyle siyasi hakların
kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (X) Siyasi Partisi'nin ilçe teşkilatında
düzenlenecek olan bir üye katılım toplantısı öncesinde, karşıt görüşlü bir grup
olan (Y), (Z) ve (W), teşkilat binasının kapısına kilit vurmuş, araçlarını
kapının önüne çapraz çekerek içeriye giriş ve çıkışları saatlerce fiziksel
olarak engellemişlerdir (hukuka aykırı davranış). Olayda parti üyelerine
doğrudan bir tehdit veya cebir uygulanmamıştır; ancak hukuka aykırı bu
engelleme nedeniyle partinin toplantı (faaliyet) yapması imkânsız hale
gelmiştir. Failler, TCK m. 114/2 uyarınca siyasi partinin faaliyetlerinin
engellenmesi suçundan cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin bu suç tipine dair uyuşmazlıklarda odaklanması
gereken en temel husus "özel kast (saik)" unsurunun ispatıdır. İki kişi
arasında siyasi bir tartışma sırasında çıkan kavgada atılan tokat veya edilen
tehdit, failin asıl amacı mağduru bir siyasi partiden istifaya zorlamak veya
siyasi faaliyetten alıkoymak değilse, TCK m. 114'ü oluşturmaz; salt kasten
yaralama veya tehdit olarak değerlendirilmelidir. İddia makamı (savcılık),
eylemin siyasi bir hakkın kullanılmasını felç etme kastıyla yapıldığını mesaj
kayıtları, tanık beyanları veya siyasi husumet bağlamıyla delillendirmelidir.
Ayrıca birinci fıkra cebir veya tehdit şartı ararken, ikinci fıkranın
kapsamının daha geniş olduğu ve "hukuka aykırı herhangi bir fiili engellemenin"
yeterli sayıldığı ayrımı da iddianamelerde dikkatle kurgulanmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin ikinci fıkrasında yer alan "hukuka aykırı başka bir davranışla"
şeklindeki seçimlik hareket, ceza hukuku dogmatiği bakımından belirlilik ilkesi
ekseninde oldukça eleştiriye açıktır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler
eserinde [2, 3], kanun koyucunun 'hukuka aykırı davranış' gibi son derece soyut
ve sınırları esnek bir torba kavram ihdas etmesinin, demokratik toplum
düzeninde anayasal teminat altında bulunan barışçıl protesto, toplantı ve
gösteri yürüyüşü haklarının kullanımını bu suç kapsamına sokma riskini
barındırdığı; böylesi muğlak ifadelerin suçta kanunilik ve hukuki
öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır. Bir siyasi
partinin politikalarını protesto etmek amacıyla parti binası önünde toplanan
kalabalığın eyleminin, idare veya yargı organlarınca aniden 'hukuka aykırı
davranış' olarak nitelendirilip siyasi faaliyetin engellenmesi (iki yıldan beş
yıla kadar hapis) gibi ağır bir yaptırımla karşılanması, özgürlük-güvenlik
dengesini ceza hukuku eliyle bozma tehlikesi taşımaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (1/6/2005 yürürlük tarihli) dogmatik
ve tarihsel temelleri [1] dikkate alınarak, zorunlu tutulan kurallara sıkı
surette bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Katı atıf kuralları çerçevesinde
yalnızca kaynak listede belirtilen ve atıf yapılmasına izin verilen
akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) uygun formatta [3]
referans verilmiş; kural gereği basım yılı veya sayfa numarası kullanımından
özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle
şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları
netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir
üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u ilga eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 114. maddesi [1], Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır. Hüküm, demokratik bir hukuk devletinin en temel yapı taşlarından olan siyasi katılım, örgütlenme ve seçilme haklarının özgürce kullanılabilmesini güvence altına almaktadır. Kanun koyucu bu normla, bireylerin siyasal alandaki irade ve karar verme serbestisini, her türlü baskı, şiddet ve hukuka aykırı müdahaleye karşı korumayı amaçlamış; birinci fıkrada bireysel siyasi hakların ihlalini, ikinci fıkrada ise tüzel kişi statüsündeki siyasi partilerin kurumsal faaliyetlerinin engellenmesini yaptırıma bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin birinci fıkrası, failin belirli bir amaca (özel kasta) yönelmiş seçimlik hareketlerini cezalandırmaktadır. Bu hareketler; mağduru bir siyasi partiye üye olmaya/olmamaya, faaliyetlerine katılmaya/katılmamaya, partiden/görevden ayrılmaya veya seçimle gelinen bir göreve aday olmamaya/görevden ayrılmaya "zorlamak amacıyla" cebir (fiziksel şiddet) veya tehdit (psikolojik korkutma) kullanılmasıdır. İkinci fıkra ise siyasi parti faaliyetlerinin bütününe yönelik bir koruma sağlar. Burada cebir ve tehdidin yanı sıra "hukuka aykırı başka bir davranışla" eylemi de seçimlik hareket olarak kabul edilmiştir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında [2, 3], bu suçla korunan hukuki değerin çok katmanlı olduğu; normun hem bireyin siyasal inanç ve örgütlenme hürriyetini (aktif/pasif siyaset hakkını) hem de siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak fonksiyonlarını serbestçe icra edebilme yeteneğini teminat altına aldığı değerlendirmesi yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 114, hürriyete karşı suçlar bölümündeki genel normlar olan Cebir (TCK m. 108) ve Tehdit (TCK m. 106) suçlarının özel ve nitelikli bir görünümüdür (lex specialis). Failin kullandığı cebir veya tehdidin münhasıran "siyasi hakların kullanılmasını engelleme" saikine dayanması halinde, genel hükümler değil, doğrudan bu madde tatbik edilir. Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi (TCK m. 112) ve Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi (TCK m. 113) suçları ile birebir aynı sistematik ve dogmatik kurguya sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda [2, 3], siyasi hakların kullanılmasını engellemek amacıyla mağdura yöneltilen cebrin, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine (örneğin kemik kırılmasına) neden olması ihtimalinde, yasa koyucunun hürriyete karşı suçlara ilişkin genel içtima prensipleri gereğince faili hem m. 114'ten hem de kasten yaralama hükümlerinden gerçek içtima kurallarınca ayrı ayrı cezalandırması gerektiği görüşü benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Yaklaşan yerel seçimlerde belediye başkanlığına adaylığını açıklayan (A)'nın karşısına çıkan rakip aday (B)'nin yandaşları olan (C) ve (D), (A)'nın yolunu keserek "Eğer adaylıktan çekilmezsen ailene ve sana büyük zarar veririz, hayatı zindan ederiz" diyerek (A)'yı adaylıktan vazgeçmeye zorlamışlardır. Ortada fiziksel bir şiddet (cebir) olmasa da, amaca yönelik psikolojik bir korkutma (tehdit) mevcuttur. Faillerin eylemi, TCK m. 114/1-b bendi uyarınca kamu görevine aday olmamaya zorlamak suretiyle siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (X) Siyasi Partisi'nin ilçe teşkilatında düzenlenecek olan bir üye katılım toplantısı öncesinde, karşıt görüşlü bir grup olan (Y), (Z) ve (W), teşkilat binasının kapısına kilit vurmuş, araçlarını kapının önüne çapraz çekerek içeriye giriş ve çıkışları saatlerce fiziksel olarak engellemişlerdir (hukuka aykırı davranış). Olayda parti üyelerine doğrudan bir tehdit veya cebir uygulanmamıştır; ancak hukuka aykırı bu engelleme nedeniyle partinin toplantı (faaliyet) yapması imkânsız hale gelmiştir. Failler, TCK m. 114/2 uyarınca siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi suçundan cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin bu suç tipine dair uyuşmazlıklarda odaklanması gereken en temel husus "özel kast (saik)" unsurunun ispatıdır. İki kişi arasında siyasi bir tartışma sırasında çıkan kavgada atılan tokat veya edilen tehdit, failin asıl amacı mağduru bir siyasi partiden istifaya zorlamak veya siyasi faaliyetten alıkoymak değilse, TCK m. 114'ü oluşturmaz; salt kasten yaralama veya tehdit olarak değerlendirilmelidir. İddia makamı (savcılık), eylemin siyasi bir hakkın kullanılmasını felç etme kastıyla yapıldığını mesaj kayıtları, tanık beyanları veya siyasi husumet bağlamıyla delillendirmelidir. Ayrıca birinci fıkra cebir veya tehdit şartı ararken, ikinci fıkranın kapsamının daha geniş olduğu ve "hukuka aykırı herhangi bir fiili engellemenin" yeterli sayıldığı ayrımı da iddianamelerde dikkatle kurgulanmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin ikinci fıkrasında yer alan "hukuka aykırı başka bir davranışla" şeklindeki seçimlik hareket, ceza hukuku dogmatiği bakımından belirlilik ilkesi ekseninde oldukça eleştiriye açıktır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], kanun koyucunun 'hukuka aykırı davranış' gibi son derece soyut ve sınırları esnek bir torba kavram ihdas etmesinin, demokratik toplum düzeninde anayasal teminat altında bulunan barışçıl protesto, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının kullanımını bu suç kapsamına sokma riskini barındırdığı; böylesi muğlak ifadelerin suçta kanunilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır. Bir siyasi partinin politikalarını protesto etmek amacıyla parti binası önünde toplanan kalabalığın eyleminin, idare veya yargı organlarınca aniden 'hukuka aykırı davranış' olarak nitelendirilip siyasi faaliyetin engellenmesi (iki yıldan beş yıla kadar hapis) gibi ağır bir yaptırımla karşılanması, özgürlük-güvenlik dengesini ceza hukuku eliyle bozma tehlikesi taşımaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (1/6/2005 yürürlük tarihli) dogmatik ve tarihsel temelleri [1] dikkate alınarak, zorunlu tutulan kurallara sıkı surette bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Katı atıf kuralları çerçevesinde yalnızca kaynak listede belirtilen ve atıf yapılmasına izin verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) uygun formatta [3] referans verilmiş; kural gereği basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)