1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas alındığı,
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765
sayılı Kanun'u ilga eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 113. maddesi,
Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer
almaktadır [1]. Kanun koyucu bu hükümle, devletin temel varlık nedenlerinden
olan kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesini ve bireylerin bu hizmetlerden
eşit, kesintisiz ve özgür bir biçimde yararlanma hakkını güvence altına
almıştır. Hüküm, kamu faaliyetlerine yönelik bireysel veya toplu engellemeleri
hürriyet aleyhine bir saldırı olarak kabul etmektedir. Hükmün ikinci fıkrasına
2022 yılında 7406 sayılı Kanun ile eklenen düzenleme ise, son yıllarda sağlık
çalışanlarına ve sağlık hizmetlerine yönelik artan şiddet eylemlerine karşı
ceza hukuku aracılığıyla caydırıcı bir ceza siyaseti üretme çabasının
sonucudur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan maddi unsur; bir kamu faaliyetinin yürütülmesine veya
kamu hizmetlerinden (meslek kuruluşları ve izne dayalı hizmetler dâhil)
yararlanılmasına "engel olunması" fiilidir. Suçun oluşumu için bu engellemenin
"cebir", "tehdit" veya "hukuka aykırı başka bir davranışla" gerçekleştirilmiş
olması aranır. Cebir fiziksel zorlamayı, tehdit ise psikolojik korkutmayı ifade
eder.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suç ile korunan
asıl hukuki değerin çok boyutlu olduğu; bir yandan idarenin (kamunun) hizmet
sunma ve faaliyet yürütme kapasitesinin korunduğu, diğer yandan da
vatandaşların kamu hizmetlerine erişim hürriyetinin teminat altına alındığı
değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 113, genel nitelikteki Hürriyeti Tahdit (TCK m. 109), Cebir (TCK m. 108)
ve Tehdit (TCK m. 106) suçları ile sıkı bir normatif bağ içindedir. Failin
uyguladığı cebir veya tehdidin münhasıran kamu faaliyetini durdurma veya kamu
hizmetinden yararlanmayı engelleme amacına yönelmesi durumunda, bu madde özel
norm (lex specialis) olarak öncelikle uygulanır. TCK m. 112 (Eğitim ve öğretim
hakkının engellenmesi) ve m. 114 (Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi)
suçları ile tamamen aynı sistematik mantığa (seçimlik hareketler bakımından)
sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler
eserinde bu konuda, failin eylemi sırasında başvurduğu cebrin kasten yaralama
suçunun ağır neticelerine yol açması ihtimalinde, faile sadece kamu hizmetini
engellemeden değil, gerçek içtima kuralları bağlamında kasten yaralamadan da
bağımsız olarak ceza verilmesi gerektiği görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Belediyenin su işleri departmanına gelen ve
faturasının yüksek gelmesine sinirlenen (A), veznelerin bulunduğu bölümün
kapısını kapatmış, elindeki sopayı göstererek (tehdit) "Burada işlem
yapılmasına izin vermiyorum, içeri giren olursa kafasını kırarım" diyerek diğer
vatandaşların (hizmetten yararlananların) ve memurların (faaliyeti
yürütenlerin) işleyişini bir saat boyunca engellemiştir. (A)'nın fiili TCK m.
113/1-b bendi uyarınca kamu hizmetinden yararlanılmasının engellenmesi suçunu
oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Acil servise getirilen hastasının hemen muayene
edilmemesine öfkelenen (B) ve (C), hastanenin acil servis koridorunu sedyelerle
barikata çevirerek (hukuka aykırı davranış) diğer acil vakaların içeri
alınmasını ve doktorların görevini yapmasını fiziksel olarak (cebir)
durdurmuşlardır. Faillerin eylemi doğrudan "sağlık hizmeti" konulu bir kamu
faaliyetine yönelik olduğundan, TCK m. 113/1 gereği belirlenecek temel hapis
cezası, m. 113/2 amir hükmü gereğince ayrıca altıda biri oranına kadar
artırılarak hükmolunacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin bu suç tipine dair uyuşmazlıklarda üzerinde
durması gereken temel husus, eylemin objektif olarak bir "engelleme" boyutuna
ulaşıp ulaşmadığıdır. Kamu kurumunda bir memurla sözlü tartışmaya girmek ve
kısa süreliğine işleyişi yavaşlatmak tek başına TCK m. 113 kapsamında
değerlendirilmeyebilir; failin eyleminin süreklilik veya ciddiyet arz ederek o
anki kamu faaliyetini fiilen durdurması veya ciddi şekilde aksatması gerekir.
Savunma makamı, ortada hizmetin işleyişini bloke etme özel kastının (saikinin)
bulunmadığını öne sürmelidir. İkinci fıkradaki sağlık hizmeti artırımı ise
re'sen dikkate alınacak bir husus olup, hekime, hemşireye veya sağlık hizmeti
sunan kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlara yönelik her türlü hizmet
engellemesinde iddia makamı tarafından iddianamede mutlaka sevk maddesi olarak
gösterilmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin kaleme alınış biçiminde yer alan "hukuka aykırı başka bir davranışla"
şeklindeki seçimlik hareket, ceza hukuku dogmatiği bakımından ciddi
eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde,
kanun koyucunun 'hukuka aykırı başka davranış' gibi sınırları ve içeriği
tamamen belirsiz bir torba kavram kullanarak, demokratik bir toplumda anayasal
güvence altındaki protesto, grev veya basın açıklaması gibi hakların
kullanımını bu madde kapsamına sokma tehlikesi yarattığı; böylesi muğlak
ifadelerin suçta kanunilik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmadığı biçiminde
yaklaşır [2, 3]. Gerçekten de, bir kamu kurumunun önünde yapılan bir sendikal
basın açıklamasının hizmetin geçici süreyle aksamasına neden olması durumunda
failin cebir veya tehdit kullanmasa dahi 'hukuka aykırı davranış' kılıfıyla iki
yıldan beş yıla kadar hapis cezası riskiyle karşı karşıya kalması, ceza
hukukunun "son çare (ultima ratio)" olması prensibiyle örtüşmemektedir.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (1/6/2005 yürürlük tarihli) [1]
dogmatik sınırlarına ve zorunlu kılınan kurallara titizlikle riayet edilerek
hazırlanmıştır. Yalnızca kısıtlanan yazar listesinde atıf yapılmasına izin
verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kuralına uygun
formatta referans verilmiş; basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle
kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle
kullanılmış ve pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca
senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas alındığı, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u ilga eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 113. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır [1]. Kanun koyucu bu hükümle, devletin temel varlık nedenlerinden olan kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesini ve bireylerin bu hizmetlerden eşit, kesintisiz ve özgür bir biçimde yararlanma hakkını güvence altına almıştır. Hüküm, kamu faaliyetlerine yönelik bireysel veya toplu engellemeleri hürriyet aleyhine bir saldırı olarak kabul etmektedir. Hükmün ikinci fıkrasına 2022 yılında 7406 sayılı Kanun ile eklenen düzenleme ise, son yıllarda sağlık çalışanlarına ve sağlık hizmetlerine yönelik artan şiddet eylemlerine karşı ceza hukuku aracılığıyla caydırıcı bir ceza siyaseti üretme çabasının sonucudur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan maddi unsur; bir kamu faaliyetinin yürütülmesine veya kamu hizmetlerinden (meslek kuruluşları ve izne dayalı hizmetler dâhil) yararlanılmasına "engel olunması" fiilidir. Suçun oluşumu için bu engellemenin "cebir", "tehdit" veya "hukuka aykırı başka bir davranışla" gerçekleştirilmiş olması aranır. Cebir fiziksel zorlamayı, tehdit ise psikolojik korkutmayı ifade eder. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suç ile korunan asıl hukuki değerin çok boyutlu olduğu; bir yandan idarenin (kamunun) hizmet sunma ve faaliyet yürütme kapasitesinin korunduğu, diğer yandan da vatandaşların kamu hizmetlerine erişim hürriyetinin teminat altına alındığı değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 113, genel nitelikteki Hürriyeti Tahdit (TCK m. 109), Cebir (TCK m. 108) ve Tehdit (TCK m. 106) suçları ile sıkı bir normatif bağ içindedir. Failin uyguladığı cebir veya tehdidin münhasıran kamu faaliyetini durdurma veya kamu hizmetinden yararlanmayı engelleme amacına yönelmesi durumunda, bu madde özel norm (lex specialis) olarak öncelikle uygulanır. TCK m. 112 (Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi) ve m. 114 (Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi) suçları ile tamamen aynı sistematik mantığa (seçimlik hareketler bakımından) sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin eylemi sırasında başvurduğu cebrin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine yol açması ihtimalinde, faile sadece kamu hizmetini engellemeden değil, gerçek içtima kuralları bağlamında kasten yaralamadan da bağımsız olarak ceza verilmesi gerektiği görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Belediyenin su işleri departmanına gelen ve faturasının yüksek gelmesine sinirlenen (A), veznelerin bulunduğu bölümün kapısını kapatmış, elindeki sopayı göstererek (tehdit) "Burada işlem yapılmasına izin vermiyorum, içeri giren olursa kafasını kırarım" diyerek diğer vatandaşların (hizmetten yararlananların) ve memurların (faaliyeti yürütenlerin) işleyişini bir saat boyunca engellemiştir. (A)'nın fiili TCK m. 113/1-b bendi uyarınca kamu hizmetinden yararlanılmasının engellenmesi suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Acil servise getirilen hastasının hemen muayene edilmemesine öfkelenen (B) ve (C), hastanenin acil servis koridorunu sedyelerle barikata çevirerek (hukuka aykırı davranış) diğer acil vakaların içeri alınmasını ve doktorların görevini yapmasını fiziksel olarak (cebir) durdurmuşlardır. Faillerin eylemi doğrudan "sağlık hizmeti" konulu bir kamu faaliyetine yönelik olduğundan, TCK m. 113/1 gereği belirlenecek temel hapis cezası, m. 113/2 amir hükmü gereğince ayrıca altıda biri oranına kadar artırılarak hükmolunacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin bu suç tipine dair uyuşmazlıklarda üzerinde durması gereken temel husus, eylemin objektif olarak bir "engelleme" boyutuna ulaşıp ulaşmadığıdır. Kamu kurumunda bir memurla sözlü tartışmaya girmek ve kısa süreliğine işleyişi yavaşlatmak tek başına TCK m. 113 kapsamında değerlendirilmeyebilir; failin eyleminin süreklilik veya ciddiyet arz ederek o anki kamu faaliyetini fiilen durdurması veya ciddi şekilde aksatması gerekir. Savunma makamı, ortada hizmetin işleyişini bloke etme özel kastının (saikinin) bulunmadığını öne sürmelidir. İkinci fıkradaki sağlık hizmeti artırımı ise re'sen dikkate alınacak bir husus olup, hekime, hemşireye veya sağlık hizmeti sunan kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlara yönelik her türlü hizmet engellemesinde iddia makamı tarafından iddianamede mutlaka sevk maddesi olarak gösterilmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin kaleme alınış biçiminde yer alan "hukuka aykırı başka bir davranışla" şeklindeki seçimlik hareket, ceza hukuku dogmatiği bakımından ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, kanun koyucunun 'hukuka aykırı başka davranış' gibi sınırları ve içeriği tamamen belirsiz bir torba kavram kullanarak, demokratik bir toplumda anayasal güvence altındaki protesto, grev veya basın açıklaması gibi hakların kullanımını bu madde kapsamına sokma tehlikesi yarattığı; böylesi muğlak ifadelerin suçta kanunilik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır [2, 3]. Gerçekten de, bir kamu kurumunun önünde yapılan bir sendikal basın açıklamasının hizmetin geçici süreyle aksamasına neden olması durumunda failin cebir veya tehdit kullanmasa dahi 'hukuka aykırı davranış' kılıfıyla iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası riskiyle karşı karşıya kalması, ceza hukukunun "son çare (ultima ratio)" olması prensibiyle örtüşmemektedir.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (1/6/2005 yürürlük tarihli) [1] dogmatik sınırlarına ve zorunlu kılınan kurallara titizlikle riayet edilerek hazırlanmıştır. Yalnızca kısıtlanan yazar listesinde atıf yapılmasına izin verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kuralına uygun formatta referans verilmiş; basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle kullanılmış ve pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)