1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas alındığı,
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 765
sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu'nun 112. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı
Suçlar" bölümünde yer almaktadır [1]. Hüküm, anayasal bir hak olan eğitim ve
öğretim hakkının kesintisiz ve özgür bir biçimde kullanılabilmesini güvence
altına almaktadır. Kanun koyucu, bireylerin sadece bedensel hareket
serbestisini değil, aynı zamanda kişisel gelişimleri için hayati önem taşıyan
eğitim-öğretim kurumlarına erişimlerini ve buralarda barınma haklarını da
hürriyet kavramı içerisinde değerlendirmiştir. 2014 yılında 6529 sayılı Kanun
ile maddede yapılan köklü değişiklikle, suçun sadece devlet organlarına karşı
değil, özel eğitim kurumlarına ve öğrencilerin barınma haklarına yönelik
ihlalleri de kapsayacak şekilde genişletildiği görülmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki suçun oluşumu, "cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka
aykırı başka bir davranışla" gerçekleştirilen seçimlik hareketlere
bağlanmıştır. Failin mutlaka fiziksel bir şiddet (cebir) veya korkutma (tehdit)
uygulaması şart olmayıp, hukuka aykırı herhangi bir fiili engelleme de
tipikliği sağlamaktadır.
Koruma altına alınan değerler üç bent halinde sayılmıştır: "Eğitim ve öğretim
faaliyetleri" (üniversiteler, okullar, kurslar), "kişinin eğitim hakkını
kullanması" (bireysel engelleme) ve "öğrencilerin toplu olarak oturdukları
binalar" (yurtlar, pansiyonlar).
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan
hukuki değerin hem eğitim ve öğretim kurumlarının fonksiyonlarını serbestçe ve
kesintisiz olarak icra etmesi hem de bireylerin anayasal bir hak olan eğitim
hakkından özgürce yararlanma hürriyeti olduğu değerlendirmesi yer almaktadır
[2].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 112, genel bir hürriyeti tahdit normu olan Cebir (TCK m. 108) ve Tehdit
(TCK m. 106) suçları ile doğrudan bir normatif bağa sahiptir. Eğitim ve öğretim
hakkının engellenmesi, bu genel suçların spesifik bir amaca yöneldiği
durumlarda uygulanan "özel norm (lex specialis)" niteliğindedir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, m. 112'nin hürriyeti tahdit eden genel suçların özel bir görünümünü
düzenlediği, failin kastının doğrudan eğitim faaliyetini engellemek olması
nedeniyle genel cebir veya tehdit normları (veya hürriyeti yoksun kılma) yerine
öncelikle bu özel normun tatbik edilmesi gerektiği görüşü benimsenmektedir [2,
3]. Ayrıca eylem sırasında kullanılan cebir kasten yaralamanın ağır
neticelerine yol açarsa, gerçek içtima kuralları gereğince ayrıca cezalandırma
gündeme gelecektir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında husumet bulunan üniversite
öğrencisi (B)'nin final sınavlarına girmesini engellemek amacıyla onu evden
çıkarken zorla durdurmuş, yakasından tutarak (cebir) ve "Eğer o sınava gidersen
bacaklarını kırarım" diyerek (tehdit) onu eve geri dönmeye mecbur bırakmıştır.
(A)'nın bu eylemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma değil, failin spesifik
olarak (B)'nin eğitim faaliyetine katılımını hedeflemesi sebebiyle TCK m.
112/1-b kapsamında kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasının engellenmesi
suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir grup eylemci olan (C), (D) ve (E), siyasi bir
protesto amacıyla kamuya ait bir lisenin giriş kapısına zincir çekmiş ve
kapının önüne oturarak öğretmen ve öğrencilerin okula girmesini fiziksel olarak
engellemişlerdir (hukuka aykırı davranış). Faillerin eylemi doğrudan devletçe
kurulan bir okulun faaliyetini durdurmaya yönelik olduğundan, TCK m. 112/1-a
bendi uyarınca eğitim ve öğretim faaliyetlerine engel olma suçu kapsamında iki
yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
Olay 3 (kurmaca senaryo): Üniversite yurdunda kalan öğrencilerden haraç
isteyen suç şebekesi üyesi (X), yurdun eklentisi olan bahçeye gelerek
öğrencileri bıçak gösterip tehdit etmiş ve "Burayı boşaltmazsanız hepinize
zarar veririm" diyerek onların yurtta kalmasına mani olmaya çalışmıştır. (X)'in
eylemi, TCK m. 112/1-c bendi uyarınca öğrencilerin toplu olarak oturdukları
binalarda kalınmasına engel olma suçu kapsamında değerlendirilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 112 dosyalarında en çok özen göstermesi
gereken husus, "failin kastı (saiki)" meselesidir. Taraflar arasında tamamen
alacak-verecek veya namus meselesi gibi eğitimle ilgisi olmayan bir husumet
nedeniyle okul bahçesinde çıkan bir kavga ve bunun neticesinde mağdurun o gün
derse girememesi, kural olarak m. 112'yi oluşturmaz; zira failin asıl amacı
mağdurun eğitimini engellemek değil, husumetini gidermektir. İddia makamının
(savcılığın), eylemin (cebir veya tehdidin) doğrudan doğruya "eğitim veya
barınma hakkını sekteye uğratmak" amacıyla yapıldığını (özel kastı)
iddianamesinde tartışarak netleştirmesi şarttır. Ayrıca, "hukuka aykırı başka
bir davranışla" ifadesinin altının doldurulması için eylemin objektif olarak
bir engelleme karakteri taşıması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun madde metninde "cebir veya tehdit" dışında "hukuka aykırı başka
bir davranışla" şeklinde son derece muğlak, çerçevesi çizilmemiş bir ifadeye
yer vermesi doktrinde ceza dogmatiği açısından ciddi biçimde eleştirilmektedir.
Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, maddedeki bu ibarenin sınırları
belirsiz torba bir kavram yarattığı, örneğin anayasal bir hak olan demokratik
toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımının (okul idaresini protesto
eden öğrencilerin eylemlerinin) kolaylıkla 'hukuka aykırı başka bir davranış'
kategorisine sokularak iki yıldan başlayan ağır hapis cezalarıyla
cezalandırılabileceği, bu durumun da ceza hukukunun en temel garantisi olan
belirlilik (kanunilik) ilkesini zedelediği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Yargı
organlarının bu esnek madde metnini yorumlarken anayasal hakların özüne
dokunmaktan kaçınması zaruridir.
Metodolojik Not
Bu şerh; sağlanan kaynaklardaki zorunlu atıf kurallarına ve 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun tarihsel ve dogmatik temellerine sıkı sıkıya bağlı kalınarak
hazırlanmıştır [1]. Yalnızca kaynak listesinde belirtilen ve atıf yapılmasına
izin verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kuralına
uygun formatta referans verilmiş; basım yılı veya sayfa numarası kullanımından
özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart
cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları
netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir
üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas alındığı, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 112. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır [1]. Hüküm, anayasal bir hak olan eğitim ve öğretim hakkının kesintisiz ve özgür bir biçimde kullanılabilmesini güvence altına almaktadır. Kanun koyucu, bireylerin sadece bedensel hareket serbestisini değil, aynı zamanda kişisel gelişimleri için hayati önem taşıyan eğitim-öğretim kurumlarına erişimlerini ve buralarda barınma haklarını da hürriyet kavramı içerisinde değerlendirmiştir. 2014 yılında 6529 sayılı Kanun ile maddede yapılan köklü değişiklikle, suçun sadece devlet organlarına karşı değil, özel eğitim kurumlarına ve öğrencilerin barınma haklarına yönelik ihlalleri de kapsayacak şekilde genişletildiği görülmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki suçun oluşumu, "cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla" gerçekleştirilen seçimlik hareketlere bağlanmıştır. Failin mutlaka fiziksel bir şiddet (cebir) veya korkutma (tehdit) uygulaması şart olmayıp, hukuka aykırı herhangi bir fiili engelleme de tipikliği sağlamaktadır. Koruma altına alınan değerler üç bent halinde sayılmıştır: "Eğitim ve öğretim faaliyetleri" (üniversiteler, okullar, kurslar), "kişinin eğitim hakkını kullanması" (bireysel engelleme) ve "öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalar" (yurtlar, pansiyonlar). Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan hukuki değerin hem eğitim ve öğretim kurumlarının fonksiyonlarını serbestçe ve kesintisiz olarak icra etmesi hem de bireylerin anayasal bir hak olan eğitim hakkından özgürce yararlanma hürriyeti olduğu değerlendirmesi yer almaktadır [2].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 112, genel bir hürriyeti tahdit normu olan Cebir (TCK m. 108) ve Tehdit (TCK m. 106) suçları ile doğrudan bir normatif bağa sahiptir. Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, bu genel suçların spesifik bir amaca yöneldiği durumlarda uygulanan "özel norm (lex specialis)" niteliğindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, m. 112'nin hürriyeti tahdit eden genel suçların özel bir görünümünü düzenlediği, failin kastının doğrudan eğitim faaliyetini engellemek olması nedeniyle genel cebir veya tehdit normları (veya hürriyeti yoksun kılma) yerine öncelikle bu özel normun tatbik edilmesi gerektiği görüşü benimsenmektedir [2, 3]. Ayrıca eylem sırasında kullanılan cebir kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açarsa, gerçek içtima kuralları gereğince ayrıca cezalandırma gündeme gelecektir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında husumet bulunan üniversite öğrencisi (B)'nin final sınavlarına girmesini engellemek amacıyla onu evden çıkarken zorla durdurmuş, yakasından tutarak (cebir) ve "Eğer o sınava gidersen bacaklarını kırarım" diyerek (tehdit) onu eve geri dönmeye mecbur bırakmıştır. (A)'nın bu eylemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma değil, failin spesifik olarak (B)'nin eğitim faaliyetine katılımını hedeflemesi sebebiyle TCK m. 112/1-b kapsamında kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasının engellenmesi suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir grup eylemci olan (C), (D) ve (E), siyasi bir protesto amacıyla kamuya ait bir lisenin giriş kapısına zincir çekmiş ve kapının önüne oturarak öğretmen ve öğrencilerin okula girmesini fiziksel olarak engellemişlerdir (hukuka aykırı davranış). Faillerin eylemi doğrudan devletçe kurulan bir okulun faaliyetini durdurmaya yönelik olduğundan, TCK m. 112/1-a bendi uyarınca eğitim ve öğretim faaliyetlerine engel olma suçu kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
Olay 3 (kurmaca senaryo): Üniversite yurdunda kalan öğrencilerden haraç isteyen suç şebekesi üyesi (X), yurdun eklentisi olan bahçeye gelerek öğrencileri bıçak gösterip tehdit etmiş ve "Burayı boşaltmazsanız hepinize zarar veririm" diyerek onların yurtta kalmasına mani olmaya çalışmıştır. (X)'in eylemi, TCK m. 112/1-c bendi uyarınca öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalarda kalınmasına engel olma suçu kapsamında değerlendirilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 112 dosyalarında en çok özen göstermesi gereken husus, "failin kastı (saiki)" meselesidir. Taraflar arasında tamamen alacak-verecek veya namus meselesi gibi eğitimle ilgisi olmayan bir husumet nedeniyle okul bahçesinde çıkan bir kavga ve bunun neticesinde mağdurun o gün derse girememesi, kural olarak m. 112'yi oluşturmaz; zira failin asıl amacı mağdurun eğitimini engellemek değil, husumetini gidermektir. İddia makamının (savcılığın), eylemin (cebir veya tehdidin) doğrudan doğruya "eğitim veya barınma hakkını sekteye uğratmak" amacıyla yapıldığını (özel kastı) iddianamesinde tartışarak netleştirmesi şarttır. Ayrıca, "hukuka aykırı başka bir davranışla" ifadesinin altının doldurulması için eylemin objektif olarak bir engelleme karakteri taşıması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun madde metninde "cebir veya tehdit" dışında "hukuka aykırı başka bir davranışla" şeklinde son derece muğlak, çerçevesi çizilmemiş bir ifadeye yer vermesi doktrinde ceza dogmatiği açısından ciddi biçimde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, maddedeki bu ibarenin sınırları belirsiz torba bir kavram yarattığı, örneğin anayasal bir hak olan demokratik toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımının (okul idaresini protesto eden öğrencilerin eylemlerinin) kolaylıkla 'hukuka aykırı başka bir davranış' kategorisine sokularak iki yıldan başlayan ağır hapis cezalarıyla cezalandırılabileceği, bu durumun da ceza hukukunun en temel garantisi olan belirlilik (kanunilik) ilkesini zedelediği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Yargı organlarının bu esnek madde metnini yorumlarken anayasal hakların özüne dokunmaktan kaçınması zaruridir.
Metodolojik Not
Bu şerh; sağlanan kaynaklardaki zorunlu atıf kurallarına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun tarihsel ve dogmatik temellerine sıkı sıkıya bağlı kalınarak hazırlanmıştır [1]. Yalnızca kaynak listesinde belirtilen ve atıf yapılmasına izin verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kuralına uygun formatta referans verilmiş; basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)