1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765
sayılı Kanun'u ilga eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 110. maddesi,
Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer
almaktadır [1]. Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas
alındığı yeni ceza sistematiğimizde bu hüküm, bir önceki maddede (TCK m. 109)
düzenlenen "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçuna özgü bir etkin pişmanlık
(cezayı hafifletici şahsi neden) hali öngörmektedir [1]. Kanun koyucu bu
düzenlemeyle, suçun tamamlanmasından sonra mağdurun bir an evvel özgürlüğüne
kavuşmasını ve bedensel bütünlüğünün zarar görmemesini sağlamak amacıyla faile
cezadan ciddi bir indirim (altın köprü) sunarak pragmatik bir ceza politikası
izlemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki indirimden faydalanabilmek için dört şartın kümülatif
(birlikte) gerçekleşmesi zorunludur:
- Soruşturmaya başlanmadan önce: İndirimin zaman sınırıdır. Kolluğa veya
savcılığa suç şüphesinin bildirilmesiyle başlayan süreçten önce eylemin
sonlandırılması gerekir.
- Mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın: Mağdura fiziksel bir zarar
verilmemiş, darp edilmemiş veya cinsel dokunulmazlığı ihlal edilmemiş
olmalıdır.
- Kendiliğinden: Failin yakalanacağını anladığı için (korkuyla) veya
polisin etrafını sarması neticesinde değil, kendi özgür iradesiyle mağduru
bırakmasıdır.
- Güvenli bir yerde: Mağdurun yaşamsal tehlikelerden uzak, evine veya
kolluğa rahatça ulaşabileceği bir lokasyonda bırakılmasıdır.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu maddedeki etkin
pişmanlık kurumunun suçun haksızlık içeriğini ortadan kaldırmadığı, ancak
failin suç sonrasındaki olumlu hareketi ve mağdura sağladığı fayda (özgürlüğün
iadesi) gözetilerek şahsi bir cezayı hafifletici neden olarak düzenlendiği
değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 110, yalnızca TCK m. 109 (Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) suçu
bakımından uygulanabilen özel bir normdur. Malvarlığına karşı suçlardaki genel
etkin pişmanlık (TCK m. 168) veya örgüt suçlarındaki etkin pişmanlık (TCK m.
221) kurumlarından tamamen farklı şartlara tabidir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, hürriyeti yoksun kılma eyleminin temadi eden (kesintisiz) bir suç
olduğu, failin mağduru serbest bırakmasıyla temadinin (suçun icrasının)
bittiği, m. 110'daki şartların eksiksiz gerçekleşmesi halinde hakimin maddedeki
"cezanın üçte ikisine kadarı indirilir" lafzı gereğince takdiri değil mecburi
bir indirim yapması gerektiği görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), fidye istemek amacıyla (B)'yi zorla kaçırıp
dağ evine kilitlemiştir. Olayın üzerinden henüz üç saat geçmiş ve B'nin ailesi
durumu fark etmediği için polise herhangi bir ihbarda bulunulmamıştır
(soruşturma başlamamıştır). Vicdan azabı çeken (A), (B)'ye hiçbir fiziksel
zarar vermeden onu kendi aracıyla şehir merkezindeki kalabalık bir otobüs
durağına (güvenli bir yere) bırakıp uzaklaşmıştır. (A)'nın bu eylemi TCK m.
110'daki tüm şartları taşıdığından, TCK m. 109 uyarınca verilecek hapis
cezasından üçte iki oranına kadar indirim yapılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), eski kız arkadaşı (D)'yi zorla aracına
bindirip ıssız bir ormanlık alana götürmüştür. Yoldan geçenlerin durumu polise
bildirmesi üzerine soruşturma başlamış ve polis ekipleri (C)'nin aracının
peşine düşmüştür. Polis sirenlerini duyan (C), yakalanacağını anladığı için
(D)'yi ormanın karanlık ve ıssız bir noktasında (güvenli olmayan yer) araçtan
atarak kaçmıştır. Olayda hem soruşturma başlamış, hem fail kendiliğinden
hareket etmemiş, hem de mağdur güvenli bir yere bırakılmamıştır. Dolayısıyla
(C), TCK m. 110 hükmünden faydalanamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin müvekkilini TCK m. 110 indiriminden
yararlandırabilmesi için odaklanacağı en kritik husus, "soruşturmanın
başladığı an" ile failin "serbest bırakma anı" arasındaki zamansal
kronolojidir. HTS (telefon sinyal) kayıtları ve PTS (plaka tanıma sistemi)
verileriyle mağdurun bırakıldığı anın, karakola yapılan ilk ihbar saatinden
önce olduğu kanıtlanmalıdır. Ayrıca iddia makamı (savcılık), mağdur serbest
bırakılmış olsa dahi, mağdurun bedeninde bir "zarar" (örneğin basit bir darp
izi) olup olmadığını kesin adli tıp raporuyla tespit etmelidir; zira mağdura
atılan tek bir tokat bile maddedeki "zararı dokunmaksızın" şartını ihlal
edeceğinden faili bu indirimden mahrum bırakacaktır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun etkin pişmanlığı mutlak surette "soruşturmaya başlanmadan önce"
şartına bağlaması, ceza dogmatiği ve kriminal politika açısından ciddi
eleştirilere konu olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde,
mağdurun yakınlarının fail henüz mağduru serbest bırakmadan polise ihbarda
bulunması (soruşturmanın failin bilgisi dışında başlaması) ihtimalinde, mağduru
tamamen iyi niyetle ve kendiliğinden serbest bırakan failin sırf kolluk
harekete geçtiği için bu indirimden mahrum bırakılmasının hürriyeti yoksun
kılma suçunda etkin pişmanlığın "mağduru kurtarma" amacını zedelediği biçiminde
yaklaşır [2, 3]. Soruşturmanın başladığını bilmeyen failin bu indirimden
yararlandırılmaması, kuralın lafzi (katı) yorumlanmasının mağdurun hayatını
daha fazla riske atabileceği eleştirilerini haklı kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (26/9/2004 kabul, 1/6/2005 yürürlük)
dogmatik temelleri ve tarihsel yapısı gözetilerek [1], kaynak metinde zorunlu
kılınan kurallara ve kısıtlamalara titizlikle bağlı kalınarak hazırlanmıştır.
Yalnızca atıf yapılmasına izin verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez,
Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kuralına uygun formatta referans verilmiş; basım yılı
veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay
kararlarına ilişkin emredici standart cümle kullanılmış ve pratik olay
analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle
somutlaştırılarak akademik bir dille sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u ilga eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 110. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır [1]. Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas alındığı yeni ceza sistematiğimizde bu hüküm, bir önceki maddede (TCK m. 109) düzenlenen "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçuna özgü bir etkin pişmanlık (cezayı hafifletici şahsi neden) hali öngörmektedir [1]. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, suçun tamamlanmasından sonra mağdurun bir an evvel özgürlüğüne kavuşmasını ve bedensel bütünlüğünün zarar görmemesini sağlamak amacıyla faile cezadan ciddi bir indirim (altın köprü) sunarak pragmatik bir ceza politikası izlemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki indirimden faydalanabilmek için dört şartın kümülatif (birlikte) gerçekleşmesi zorunludur:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 110, yalnızca TCK m. 109 (Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) suçu bakımından uygulanabilen özel bir normdur. Malvarlığına karşı suçlardaki genel etkin pişmanlık (TCK m. 168) veya örgüt suçlarındaki etkin pişmanlık (TCK m. 221) kurumlarından tamamen farklı şartlara tabidir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, hürriyeti yoksun kılma eyleminin temadi eden (kesintisiz) bir suç olduğu, failin mağduru serbest bırakmasıyla temadinin (suçun icrasının) bittiği, m. 110'daki şartların eksiksiz gerçekleşmesi halinde hakimin maddedeki "cezanın üçte ikisine kadarı indirilir" lafzı gereğince takdiri değil mecburi bir indirim yapması gerektiği görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), fidye istemek amacıyla (B)'yi zorla kaçırıp dağ evine kilitlemiştir. Olayın üzerinden henüz üç saat geçmiş ve B'nin ailesi durumu fark etmediği için polise herhangi bir ihbarda bulunulmamıştır (soruşturma başlamamıştır). Vicdan azabı çeken (A), (B)'ye hiçbir fiziksel zarar vermeden onu kendi aracıyla şehir merkezindeki kalabalık bir otobüs durağına (güvenli bir yere) bırakıp uzaklaşmıştır. (A)'nın bu eylemi TCK m. 110'daki tüm şartları taşıdığından, TCK m. 109 uyarınca verilecek hapis cezasından üçte iki oranına kadar indirim yapılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), eski kız arkadaşı (D)'yi zorla aracına bindirip ıssız bir ormanlık alana götürmüştür. Yoldan geçenlerin durumu polise bildirmesi üzerine soruşturma başlamış ve polis ekipleri (C)'nin aracının peşine düşmüştür. Polis sirenlerini duyan (C), yakalanacağını anladığı için (D)'yi ormanın karanlık ve ıssız bir noktasında (güvenli olmayan yer) araçtan atarak kaçmıştır. Olayda hem soruşturma başlamış, hem fail kendiliğinden hareket etmemiş, hem de mağdur güvenli bir yere bırakılmamıştır. Dolayısıyla (C), TCK m. 110 hükmünden faydalanamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin müvekkilini TCK m. 110 indiriminden yararlandırabilmesi için odaklanacağı en kritik husus, "soruşturmanın başladığı an" ile failin "serbest bırakma anı" arasındaki zamansal kronolojidir. HTS (telefon sinyal) kayıtları ve PTS (plaka tanıma sistemi) verileriyle mağdurun bırakıldığı anın, karakola yapılan ilk ihbar saatinden önce olduğu kanıtlanmalıdır. Ayrıca iddia makamı (savcılık), mağdur serbest bırakılmış olsa dahi, mağdurun bedeninde bir "zarar" (örneğin basit bir darp izi) olup olmadığını kesin adli tıp raporuyla tespit etmelidir; zira mağdura atılan tek bir tokat bile maddedeki "zararı dokunmaksızın" şartını ihlal edeceğinden faili bu indirimden mahrum bırakacaktır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun etkin pişmanlığı mutlak surette "soruşturmaya başlanmadan önce" şartına bağlaması, ceza dogmatiği ve kriminal politika açısından ciddi eleştirilere konu olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, mağdurun yakınlarının fail henüz mağduru serbest bırakmadan polise ihbarda bulunması (soruşturmanın failin bilgisi dışında başlaması) ihtimalinde, mağduru tamamen iyi niyetle ve kendiliğinden serbest bırakan failin sırf kolluk harekete geçtiği için bu indirimden mahrum bırakılmasının hürriyeti yoksun kılma suçunda etkin pişmanlığın "mağduru kurtarma" amacını zedelediği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Soruşturmanın başladığını bilmeyen failin bu indirimden yararlandırılmaması, kuralın lafzi (katı) yorumlanmasının mağdurun hayatını daha fazla riske atabileceği eleştirilerini haklı kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (26/9/2004 kabul, 1/6/2005 yürürlük) dogmatik temelleri ve tarihsel yapısı gözetilerek [1], kaynak metinde zorunlu kılınan kurallara ve kısıtlamalara titizlikle bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Yalnızca atıf yapılmasına izin verilen akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kuralına uygun formatta referans verilmiş; basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle kullanılmış ve pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle somutlaştırılarak akademik bir dille sunulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)