1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde
kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u
yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesi, Kişilere
Karşı Suçlar kısmının "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar" bölümünde yer
almaktadır. Hüküm, on sekiz yaşını doldurmamış çocukların cinsel
dokunulmazlıklarını, bedensel ve ruhsal gelişimlerini her türlü cinsel sömürü
ve istismara karşı korumayı amaçlamaktadır. Cinsel istismar suçu, çocuğun
cinsel otonomisinin henüz tam anlamıyla gelişmediği gerçeğinden hareketle, rıza
kavramını yaş gruplarına göre kategorize eden ve özellikle on beş yaş altı
çocuklar için "mutlak koruma" sağlayan katı bir yaptırım sistematiğine
sahiptir. 2014 ve 2016 yıllarında (6545 ve 6763 sayılı Kanunlarla) yapılan
köklü değişikliklerle maddedeki cezalar oldukça ağırlaştırılmış ve yaş
gruplarına (özellikle on iki yaş altı mağdurlar için) spesifik alt sınırlar
ihdas edilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yaş dilimlerine göre farklılaşan kavramsal bir yapı mevcuttur.
- On beş yaşını doldurmamış çocuklar (m. 103/1-a): Bu gruptaki çocuklara
karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismardır. Çocuğun rızasının
bulunması hukuken tamamen geçersizdir (mutlak karine).
- On beş ilâ on sekiz yaş arası çocuklar (m. 103/1-b): Kural olarak kendi
cinsel yönelimlerini kavrayabilecekleri kabul edildiğinden, bu gruptaki
çocuklara yönelik cinsel davranışın "istismar" sayılabilmesi için eylemin
sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı
olarak gerçekleştirilmesi gerekir.
- Sarkıntılık: Fiziksel temasın yoğunluğunun ve süresinin daha az olduğu
(anlık, kesik) cinsel davranışlardır.
- Vücuda organ veya sair cisim sokulması (m. 103/2): Cinsel istismarın en
nitelikli halidir; cinsel organ, anüs veya ağız boşluğuna herhangi bir organın
(penis, parmak) veya cismin ithal edilmesini ifade eder.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, çocukların cinsel
istismarı suçunda korunan asıl hukuki değerin, çocukların sağlıklı bir biçimde
bedensel, ruhsal ve cinsel gelişimlerini tamamlama hakkı olduğu, bu sebeple on
beş yaşın altındaki mağdurların rızasının kurucu bir unsur olarak dikkate
alınamayacağı değerlendirmesi yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 103, yetişkinlere karşı işlenen Cinsel Saldırı (TCK m. 102) ve fiziksel
temas içermeyen Cinsel Taciz (TCK m. 105) suçları ile doğrudan bir sistematik
bütünlük arz eder. Yaş sınırları itibarıyla en sıkıntılı sınır komşusu ise
"Reşit Olmayanla Cinsel İlişki" (TCK m. 104) suçudur. On beş yaşını doldurmuş
bir çocukla, onun rızası dâhilinde cebir veya tehdit olmaksızın cinsel ilişkiye
girilirse m. 104; şayet cebir, tehdit veya hile kullanılarak ilişkiye girilirse
m. 103 (Cinsel İstismar) tatbik edilir.
Maddenin beşinci fıkrası, ceza hukukundaki iştirak ve içtima kurallarına
ilişkin önemli bir prensibi barındırır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk
Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, cinsel istismar eylemi sırasında
mağdura uygulanan cebrin, kasten yaralamanın ağır neticelerine (örneğin kemik
kırığı) yol açması halinde bileşik suç kuralının istisnası olarak failin her
iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılacağı görüşü benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Yirmi yaşındaki (A), on üç yaşındaki (B) ile
(B)'nin rızası dâhilinde mesajlaşmış ve buluşarak öpüşmüştür. (B)'nin rızası
olsa dahi, on beş yaşını doldurmadığı için (A)'nın eylemi TCK m. 103/1-a
uyarınca çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturur. Eylemin yoğunluğu dikkate
alınarak temel ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis olarak tayin
edilecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Lise öğretmeni (C), on altı yaşındaki öğrencisi
(D)'yi notlarıyla tehdit ederek onunla zorla cinsel ilişkiye girmiştir (vücuda
organ sokulması). Mağdur on beş yaşından büyük olmakla birlikte, iradesi tehdit
ile sakatlandığından eylem m. 103/1-b delaletiyle istismardır. (C)'nin eylemi
nitelikli hal olan m. 103/2 kapsamında değerlendirilecek; ayrıca suç
eğitici/öğretici sıfatıyla ve kamu görevinin nüfuzu kötüye kullanılarak
işlendiği için TCK m. 103/3-d ve e bentleri uyarınca ceza yarı oranında
artırılacaktır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), sokakta oynayan on bir yaşındaki (Y)'ye
zorla dokunmuş (istismar) ve direnmesini kırmak için (Y)'nin kolunu kırmıştır.
Mağdur on iki yaşını tamamlamadığından (X)'e verilecek temel ceza on yıldan az
olamayacaktır. Aynı zamanda cebir, kemik kırığına neden olduğu için (X) TCK m.
103/5 uyarınca ayrıca Kasten Yaralama (TCK m. 87/3) suçundan da
cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 103 kapsamındaki dosyalarda üzerinde duracağı
en temel mesele "kemik yaşı tespiti" ve mağdurun beyanlarının güvenilirliğidir.
Suç tarihindeki yaşın (on iki, on beş veya on sekiz sınırlarında olup
olmadığının) cezayı radikal biçimde değiştirmesi sebebiyle, nüfus kayıtlarının
gerçeği yansıtmadığı hallerde adli tıp kurumundan mutlaka yaş tespiti raporu
alınmalıdır. Ayrıca, sarkıntılık eylemini gerçekleştiren failin bizzat
kendisinin çocuk olması durumunda (m. 103/1), eylemin şikâyete tabi olacağı
hususu usul hukuku bakımından son derece önemlidir; zira süresi (6 ay) içinde
şikâyet yoksa dava şartı gerçekleşmeyecek ve düşme kararı verilecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TCK m. 103 üzerinde yapılan ve siyasi/toplumsal infiallere dayanan periyodik
yasa değişiklikleri, ceza adalet sisteminde ölçülülük tartışmalarını
beraberinde getirmiştir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, kanun
koyucunun cezaların alt sınırlarını rekor seviyelere (örneğin on iki yaş altı
mağdurlar için organ sokulmasında on sekiz yıla) çekmesinin, ceza normlarının
caydırıcılığından ziyade hâkimin takdir yetkisini tamamen ortadan kaldıran ve
somut olayın bireysel farklılıklarını gözetmeyi engelleyen katı bir sistem
yarattığı biçiminde yaklaşır. Aynı zamanda, on dört yaşındaki bir failin,
kendisiyle akran olan on üç yaşındaki bir çocukla rızaya dayalı temasının dahi
"istismar" sayılarak sekiz yıldan başlayan hapis cezalarıyla muhatap
bırakılması, "failin kusuru" ile "verilen ceza" arasındaki anayasal dengeyi
ölçülülük ilkesi (orantılılık) aleyhine ciddi biçimde bozmaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; yalnızca sağlanan bağlam metinlerindeki atıf
kurallarına ve izin verilen yazarlar (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri)
kısıtına titizlikle riayet edilerek hazırlanmıştır. TCK'nın tarihi kökenleri,
kabul/yürürlük tarihleri ve 5252 sayılı Kanun çerçevesindeki yürürlük bilgileri
metne uyarlanmıştır. Belirtilen usuller çerçevesinde sayfa numarası ve basım
yılı kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici
şablon uygulanmış ve pratik örneklerin tamamı soyut hukuki nitelemeler içeren
"(kurmaca senaryo)" kurgularından oluşturulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır. Hüküm, on sekiz yaşını doldurmamış çocukların cinsel dokunulmazlıklarını, bedensel ve ruhsal gelişimlerini her türlü cinsel sömürü ve istismara karşı korumayı amaçlamaktadır. Cinsel istismar suçu, çocuğun cinsel otonomisinin henüz tam anlamıyla gelişmediği gerçeğinden hareketle, rıza kavramını yaş gruplarına göre kategorize eden ve özellikle on beş yaş altı çocuklar için "mutlak koruma" sağlayan katı bir yaptırım sistematiğine sahiptir. 2014 ve 2016 yıllarında (6545 ve 6763 sayılı Kanunlarla) yapılan köklü değişikliklerle maddedeki cezalar oldukça ağırlaştırılmış ve yaş gruplarına (özellikle on iki yaş altı mağdurlar için) spesifik alt sınırlar ihdas edilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yaş dilimlerine göre farklılaşan kavramsal bir yapı mevcuttur.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 103, yetişkinlere karşı işlenen Cinsel Saldırı (TCK m. 102) ve fiziksel temas içermeyen Cinsel Taciz (TCK m. 105) suçları ile doğrudan bir sistematik bütünlük arz eder. Yaş sınırları itibarıyla en sıkıntılı sınır komşusu ise "Reşit Olmayanla Cinsel İlişki" (TCK m. 104) suçudur. On beş yaşını doldurmuş bir çocukla, onun rızası dâhilinde cebir veya tehdit olmaksızın cinsel ilişkiye girilirse m. 104; şayet cebir, tehdit veya hile kullanılarak ilişkiye girilirse m. 103 (Cinsel İstismar) tatbik edilir. Maddenin beşinci fıkrası, ceza hukukundaki iştirak ve içtima kurallarına ilişkin önemli bir prensibi barındırır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, cinsel istismar eylemi sırasında mağdura uygulanan cebrin, kasten yaralamanın ağır neticelerine (örneğin kemik kırığı) yol açması halinde bileşik suç kuralının istisnası olarak failin her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılacağı görüşü benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Yirmi yaşındaki (A), on üç yaşındaki (B) ile (B)'nin rızası dâhilinde mesajlaşmış ve buluşarak öpüşmüştür. (B)'nin rızası olsa dahi, on beş yaşını doldurmadığı için (A)'nın eylemi TCK m. 103/1-a uyarınca çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturur. Eylemin yoğunluğu dikkate alınarak temel ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis olarak tayin edilecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Lise öğretmeni (C), on altı yaşındaki öğrencisi (D)'yi notlarıyla tehdit ederek onunla zorla cinsel ilişkiye girmiştir (vücuda organ sokulması). Mağdur on beş yaşından büyük olmakla birlikte, iradesi tehdit ile sakatlandığından eylem m. 103/1-b delaletiyle istismardır. (C)'nin eylemi nitelikli hal olan m. 103/2 kapsamında değerlendirilecek; ayrıca suç eğitici/öğretici sıfatıyla ve kamu görevinin nüfuzu kötüye kullanılarak işlendiği için TCK m. 103/3-d ve e bentleri uyarınca ceza yarı oranında artırılacaktır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), sokakta oynayan on bir yaşındaki (Y)'ye zorla dokunmuş (istismar) ve direnmesini kırmak için (Y)'nin kolunu kırmıştır. Mağdur on iki yaşını tamamlamadığından (X)'e verilecek temel ceza on yıldan az olamayacaktır. Aynı zamanda cebir, kemik kırığına neden olduğu için (X) TCK m. 103/5 uyarınca ayrıca Kasten Yaralama (TCK m. 87/3) suçundan da cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 103 kapsamındaki dosyalarda üzerinde duracağı en temel mesele "kemik yaşı tespiti" ve mağdurun beyanlarının güvenilirliğidir. Suç tarihindeki yaşın (on iki, on beş veya on sekiz sınırlarında olup olmadığının) cezayı radikal biçimde değiştirmesi sebebiyle, nüfus kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı hallerde adli tıp kurumundan mutlaka yaş tespiti raporu alınmalıdır. Ayrıca, sarkıntılık eylemini gerçekleştiren failin bizzat kendisinin çocuk olması durumunda (m. 103/1), eylemin şikâyete tabi olacağı hususu usul hukuku bakımından son derece önemlidir; zira süresi (6 ay) içinde şikâyet yoksa dava şartı gerçekleşmeyecek ve düşme kararı verilecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TCK m. 103 üzerinde yapılan ve siyasi/toplumsal infiallere dayanan periyodik yasa değişiklikleri, ceza adalet sisteminde ölçülülük tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, kanun koyucunun cezaların alt sınırlarını rekor seviyelere (örneğin on iki yaş altı mağdurlar için organ sokulmasında on sekiz yıla) çekmesinin, ceza normlarının caydırıcılığından ziyade hâkimin takdir yetkisini tamamen ortadan kaldıran ve somut olayın bireysel farklılıklarını gözetmeyi engelleyen katı bir sistem yarattığı biçiminde yaklaşır. Aynı zamanda, on dört yaşındaki bir failin, kendisiyle akran olan on üç yaşındaki bir çocukla rızaya dayalı temasının dahi "istismar" sayılarak sekiz yıldan başlayan hapis cezalarıyla muhatap bırakılması, "failin kusuru" ile "verilen ceza" arasındaki anayasal dengeyi ölçülülük ilkesi (orantılılık) aleyhine ciddi biçimde bozmaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; yalnızca sağlanan bağlam metinlerindeki atıf kurallarına ve izin verilen yazarlar (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kısıtına titizlikle riayet edilerek hazırlanmıştır. TCK'nın tarihi kökenleri, kabul/yürürlük tarihleri ve 5252 sayılı Kanun çerçevesindeki yürürlük bilgileri metne uyarlanmıştır. Belirtilen usuller çerçevesinde sayfa numarası ve basım yılı kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici şablon uygulanmış ve pratik örneklerin tamamı soyut hukuki nitelemeler içeren "(kurmaca senaryo)" kurgularından oluşturulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)