1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde 9. madde, borç ilişkilerinin kaynakları arasında "Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında yer almasına rağmen, hukuki niteliği itibarıyla klasik bir sözleşme yapısından ayrılır. Hukukumuzda borç doğuran işlemler kural olarak iki taraflı hukuki işlemler, yani sözleşmelerdir. Ancak kanun koyucu, ticari hayatın ve toplumsal ihtiyaçların gereği olarak, istisnai bazı durumlarda tek taraflı irade beyanlarına da borç doğurucu etki tanımıştır. İlan yoluyla ödül sözü verme kurumu, irade özerkliği ilkesinin uzantısı olarak, kişinin kendi tek taraflı beyanı ile kendini borç altına sokabilmesinin tipik örneğidir.
Maddenin düzenleme amacı, kamuya açık biçimde belirli bir edimi taahhüt eden kişinin yarattığı haklı güvenin korunması ve bu taahhüde güvenerek harekete geçen, emek veya masraf harcayan üçüncü kişilerin mağduriyetinin önlenmesidir.
Tarihsel arka planda, 6098 sayılı TBK 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiştir; m. 9 mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 8. maddesinin güncellenmiş hâlidir. Hükmün kaynağı, mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (OR) Art. 8 düzenlemesidir. Yeni Kanun döneminde madde metni sadeleştirilmiş, "mükâfat vaadi" yerine "ödül sözü verme" terimi tercih edilmiş ve yarışma ile ödül vaadi tek bir çatı altında daha anlaşılır bir dille ifade edilmiştir. Hüküm, borçlar hukukunun temel prensibi olan ahde vefa kuralının, karşı tarafın kabul beyanına dahi ihtiyaç duyulmaksızın işletildiği özel bir sorumluluk rejimi tesis eder.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İlan Yoluyla Ödül Sözü Verme (Tek Taraflı Hukuki İşlem)
Ödül sözü verme, yöneltilmesi gerekmeyen tek taraflı bir hukuki işlemdir. Beyan sahibinin, belirli bir sonucun gerçekleşmesi karşılığında bir edimi ifa etme iradesini, kitle iletişim araçları, el ilanları, internet veya afişler yoluyla belirsiz sayıda kişiye (ad incertam personam) duyurmasıyla tamamlanır. Bu işlemde karşı tarafın bir kabul beyanında bulunmasına gerek yoktur. Doktrinde ifade edildiği üzere, sonucu gerçekleştiren kişi ödül ilanından haberdar olmasa dahi ödüle hak kazanır.
2.2. Sonucun Gerçekleşmesi (Şarta Bağlı Edim)
Ödül borcunun muaccel hâle gelmesi, ilanda belirtilen somut sonucun (örneğin kayıp bir eşyanın bulunması, bir sorunun çözülmesi, bir araştırmanın tamamlanması) dış dünyada gerçekleşmesine bağlıdır. Sonuç gerçekleştiği anda, bunu gerçekleştiren kişi doğrudan alacaklı sıfatını kazanır. Bu yönüyle taahhüt, geciktirici şarta bağlı bir borç ilişkisi doğurur.
2.3. Sözden Cayma ve Gider Tazmini Rejimi
Kanun, kural olarak beyan sahibine sonucun gerçekleşmesinden önce sözünden cayma hakkı tanımıştır. Ancak bu hak mutlak değildir. Cayma açıklamasının en az ödül ilanıyla eşdeğer bir vasıta ile yapılması beklenir. Beyan sahibi sözünden cayar veya sonucun gerçekleşmesini kendi eylemleriyle engellerse, bu ilana güvenerek dürüstlük kuralı çerçevesinde hazırlık yapan ve harcama yapan kişilerin menfi zararlarını (giderlerini) tazmin etmek zorundadır.
2.4. Üst Sınır Kuralı ve İspat Kurtarması
Kanun koyucu, beyan sahibinin sorumluluğunu sınırlamak amacıyla iki önemli mekanizma getirmiştir:
- Miktar sınırı: Ödenecek toplam tazminat, hiçbir surette vaat edilen ödülün değerini aşamaz. Birden çok kişi masraf yapmışsa, bu üst sınır orantılı olarak paylaştırılır.
- İspat kurtarması: Ödül sözü veren, masrafını talep eden üçüncü kişinin ne kadar çabalarsa çabalasın ilandaki sonucu fiilen gerçekleştiremeyecek durumda olduğunu ispatlarsa, tazminat ödeme yükümlülüğünden tamamen kurtulur.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 9 hükmü kanunun bütünü içindeki diğer kurumlarla organik ilişki içindedir:
- TBK m. 1 ve m. 2: Sözleşmelerin kurulmasını tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun açıklanması şartına bağlayan bu hükümlerin açık istisnasıdır. Ödül vaadinde karşılıklı bir irade beyanı yoktur; karşı tarafın sadece fiili bir eylemde bulunması borcun doğması için yeterlidir.
- TBK m. 26 ve m. 27: Sözleşme özgürlüğü ve sınırları. Vaat edilen sonucun veya ödülün kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı olmaması zorunludur. Suç teşkil eden bir eylemin gerçekleştirilmesi karşılığında vaat edilen ödül kesin hükümsüzdür.
- TKHK ticari reklam hükümleri: Aldatıcı ödül vaatlerine karşı idari yaptırımlar öngörerek TBK m. 9'un kamu hukuku yönünden tamamlayıcısı işlevini görür.
- Yarışma şartnameleri: Ödüllü yarışmalar (mimari proje, fotoğraf, makale yarışmaları), m. 9'un alt türü olarak değerlendirilir; jüri kararları açık yolsuzluk, objektif değerlendirme hatası veya hile bulunmadıkça mahkemelerce esastan denetlenmez.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Y. 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/2810, K. 2021/12123, T. 25.11.2021
Davacının, düzenlenen bir fotoğraf yarışmasına ait şartname kapsamında doğduğunu iddia ettiği komisyon alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yönelik itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi uyuşmazlığı dernekler hukuku kapsamında değerlendirerek hatalı bir nitelendirme yapmıştır.
Yargıtay bozma kararında, yarışma şartnamesindeki kurallar ve vaat edilen edimlerin niteliğini inceleyerek, davanın dernekler hukukundan kaynaklanmadığını; esasen 6098 sayılı TBK'nın 9. maddesinde (mülga 818 sayılı BK m. 8) düzenlenen "ilan yoluyla ödül sözü verme" kurumuna dayandığını açıkça ifade etmiştir. Yüksek Mahkeme, bu tür yarışmalarda şartname ile duyurulan ve bir sonucun elde edilmesine bağlanan edimlerin hukuken ilan yoluyla ödül sözü verme teşkil ettiğini; mahkemenin delilleri bu kanun hükmü ve borçlar hukuku dogmatiği çerçevesinde değerlendirerek esasa girmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.
Bu içtihat, yarışma organizasyonlarındaki taahhütlerin sözleşmesel bir ilişkiden ziyade TBK m. 9 kapsamında tek taraflı bağlayıcı işlem olarak ele alınması gerektiğini netleştirmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo — kayıp eşya ödül vaadi):
A, antika ve çok değerli olan köpeğini kaybeder. Şehrin işlek yerlerine ve sosyal medya hesaplarına "Köpeğimi bulup getirene 20.000 TL nakit ödül verilecektir" şeklinde ilanlar asar. İki gün sonra A, köpeğini aramaktan vazgeçer ve ilanları kaldırarak ödül sözünden caydığını duyurur. Ancak bu ilanı ilk gün gören B, kendi imkânlarıyla araç kiralayıp el ilanları bastırarak toplam 5.000 TL masraf yapmış ve köpeği cayma ilanından bir gün sonra bulmuştur.
Hukuki analiz: A, sonucun gerçekleşmesinden önce ödül sözünden usulüne uygun şekilde caymıştır. Bu nedenle B, 20.000 TL'lik asıl ödülü talep edemez. Ancak B, ilana güvenerek dürüstlük kuralı çerçevesinde harekete geçmiş ve 5.000 TL masraf yapmıştır. TBK m. 9/2 uyarınca A, B'nin yaptığı bu hazırlık giderini ödemek zorundadır. Yapılan gider (5.000 TL) vaat edilen ödülün (20.000 TL) değerini aşmamaktadır.
Olay 2 (kurmaca senaryo — yazılım geliştirme yarışması):
Büyük bir teknoloji şirketi X A.Ş., web sitesinden bir duyuru yaparak siber güvenlik sistemlerindeki belirli bir açığı kapatacak en iyi yazılım kodunu yazan kişiye 100.000 TL ödül vereceğini ilan eder. Son teslim tarihinden iki hafta önce şirket, strateji değiştirdiğini belirterek yarışmayı iptal eder. Yazılımcı Y, bu projeye odaklanmak için başka bir serbest işi reddetmiş ve yazılım lisansları için 120.000 TL harcamıştır.
Hukuki analiz: X şirketi süresinden önce cayma hakkını kullanmıştır. Y bu ilana güvenerek ciddi bir harcama yapmıştır. TBK m. 9/2 gereği, şirketin ödeyeceği gider tazminatının üst sınırı, ilan edilen ödül miktarıdır. Y, 120.000 TL harcamış olsa da şirket en fazla 100.000 TL ödemekle yükümlüdür. Ayrıca şirket, Y'nin yazdığı kodun istenilen açığı kapatmaya teknik olarak uygun olmadığını — yani Y'nin "beklenen sonucu gerçekleştiremeyeceğini" — ispat ederse, 100.000 TL'yi ödemekten de kurtulur.
6. Pratik Uygulama Notları
İspat yükünün ters dağılımı: Bir kimse ödül sözü veren kişiye karşı dava açtığında, ilanın varlığını ve sonucu fiilen gerçekleştirdiğini HMK m. 190 ve TMK m. 6 çerçevesinde ispatlamak zorundadır. Ancak cayma hâlinde, beyan sahibi cayma nedeniyle gider tazminatı ödemekten kurtulmak istiyorsa, masraf yapan kişinin "sonucu zaten gerçekleştiremeyeceğini" ispat külfeti bizzat beyan sahibinin üzerindedir. Bu, kanunun zayıf tarafı korumak amacıyla getirdiği özel bir ispat kuralıdır.
Sosyal medya çekilişleri: Instagram, Twitter vb. üzerinden yapılan "çekiliş", "beğen-paylaş kazan" kampanyaları, hukuken doğrudan TBK m. 9 kapsamında ilan yoluyla ödül sözü verme niteliğindedir. Bir markanın veya fenomenin takipçilerine vaat ettiği hediyeler, belirtilen şartların yerine getirilmesiyle muaccel hâle gelen bir borç doğurur. Kampanya sahibinin keyfi olarak çekilişi iptal etmesi veya ödülü vermemesi, tek taraflı irade beyanının bağlayıcılığı kuralının ihlalidir.
Yarışma şartnameleri: Hazırlanan yarışma şartnameleri ilan yoluyla ödül vaadinin içeriğini ve sınırlarını çizer. Şartnamede yer alan jüri değerlendirme kriterleri katılımcılar açısından bağlayıcıdır. Jüri kararı, açık bir yolsuzluk, objektif değerlendirme hatası veya hile bulunmadıkça mahkemelerce esastan denetlenemez.
Cayma hâlinde tazminat — menfi zarar niteliği: Cayma hâlinde talep edilecek giderlerin tazmini, borçlar hukuku anlamında müspet zarar değil; tamamen menfi zarar (sözleşmenin/ödülün gerçekleşeceğine duyulan haklı güvenin sarsılmasından doğan zarar) niteliğindedir.
Yaygın uygulama hataları: (i) Sosyal medya çekilişlerinin keyfî iptaline TBK m. 9 koruması altında dava açılmaması; (ii) cayma ilanının yetersiz vasıtayla duyurulması; (iii) üst sınır kuralının (ödül değerini aşmama) ihmal edilmesi; (iv) yarışma şartnamesinin bir sözleşme zannedilerek karşılıklı icap-kabul aranması.
7. Eleştirel Değerlendirme
İlan yoluyla ödül sözü verme kurumu, borçlar hukuku dogmatiğinde irade özerkliğinin ve işlem temelinin en fazla tartışıldığı alanlardan biridir. Doktrinde, bu işlemin sözleşme mi yoksa tek taraflı hukuki işlem mi olduğu hususunda uzun yıllar fikir ayrılıkları yaşanmış; modern öğreti bunun tek taraflı, yöneltilmesi gerekmeyen bir hukuki işlem olduğu teorisinde birleşmiştir. Zira sonucu gerçekleştiren kişinin ilandan haberdar olması dahi aranmazken, ortada birbirine uygun karşılıklı iki iradenin varlığından söz etmek mantıken mümkün değildir. Bu durum, hukukun güveni koruma işlevinin soyut irade dogmatizmine üstün tutulduğunun göstergesidir.
Dijital çağda kitle iletişim araçlarının ulaştığı boyut, maddenin lafzi sınırlarını zorlamaktadır. Özellikle kitle fonlaması (crowdfunding) projelerinde geliştiricilerin vaat ettiği ödüller, sosyal medyadaki viral kampanyalar veya e-spor turnuvalarında duyurulan ancak sonra sponsor çekilmesiyle iptal edilen ödül havuzları, TBK m. 9'un klasik yapısıyla tam örtüşmemektedir. Sosyal medyada bir saniye içinde iptal edilen bir ödül vaadinin "cayma" olarak geçerli sayılması, katılımcıların dijital ortamda harcadıkları emeğin değerinin klasik gider tazmini kalemi içinde nasıl hesaplanacağı sorusunu gündeme getirmektedir.
Reform önerisi olarak, üst sınır kuralının yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Vaat edilen ödülün değerini aşamayacak olan tazminatın, binlerce kişinin ufak çaplı masraf yaptığı kitlesel yarışmalarda nasıl paylaştırılacağı kanunda açık değildir. Doktrindeki oransal paylaşım görüşü adil görünse de pratik yargılamada usul ekonomisi sorunları yaratmaktadır. Bu bağlamda, elektronik ortamda yapılan kitlesel ödül vaatleri için klasik gider tazmini yerine daha katı bir idari para cezası veya asgari maktu tazminat sisteminin getirilmesi değerlendirilebilir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selahattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümleri; Necip Kocayusufpaşaoğlu / Hüseyin Hatemi / Rona Serozan / Abdülkadir Arpacı, Borçlar Hukuku Genel Bölüm; Mustafa Reşit Karahasan, Türk Borçlar Hukuku — Genel Hükümler; Vedat Buz, Borçlar Hukuku — Genel Hükümler; Safa Reisoğlu, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
- Yargı kararı: Y. 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/2810, K. 2021/12123, T. 25.11.2021 (notebook kaynaklarından teyitli).
- Tarihsel arka plan: 6098 sayılı TBK'nın madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (Schweizerisches Obligationenrecht — OR/CO) Art. 8.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren ve değişmeyen 9. madde metnine dayanır. Mülga 818 sayılı BK'nın 8. maddesi ile içerik bakımından paralel düzenleme olduğundan, eski dönem doktriner ve içtihadi birikim güncelliğini korumaktadır.
Görüş: İlan yoluyla ödül sözü vermenin tek taraflı, yöneltilmesi gerekmeyen hukuki işlem niteliğinde olduğu yönündeki modern doktriner görüş benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde 9. madde, borç ilişkilerinin kaynakları arasında "Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında yer almasına rağmen, hukuki niteliği itibarıyla klasik bir sözleşme yapısından ayrılır. Hukukumuzda borç doğuran işlemler kural olarak iki taraflı hukuki işlemler, yani sözleşmelerdir. Ancak kanun koyucu, ticari hayatın ve toplumsal ihtiyaçların gereği olarak, istisnai bazı durumlarda tek taraflı irade beyanlarına da borç doğurucu etki tanımıştır. İlan yoluyla ödül sözü verme kurumu, irade özerkliği ilkesinin uzantısı olarak, kişinin kendi tek taraflı beyanı ile kendini borç altına sokabilmesinin tipik örneğidir.
Maddenin düzenleme amacı, kamuya açık biçimde belirli bir edimi taahhüt eden kişinin yarattığı haklı güvenin korunması ve bu taahhüde güvenerek harekete geçen, emek veya masraf harcayan üçüncü kişilerin mağduriyetinin önlenmesidir.
Tarihsel arka planda, 6098 sayılı TBK 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiştir; m. 9 mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 8. maddesinin güncellenmiş hâlidir. Hükmün kaynağı, mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (OR) Art. 8 düzenlemesidir. Yeni Kanun döneminde madde metni sadeleştirilmiş, "mükâfat vaadi" yerine "ödül sözü verme" terimi tercih edilmiş ve yarışma ile ödül vaadi tek bir çatı altında daha anlaşılır bir dille ifade edilmiştir. Hüküm, borçlar hukukunun temel prensibi olan ahde vefa kuralının, karşı tarafın kabul beyanına dahi ihtiyaç duyulmaksızın işletildiği özel bir sorumluluk rejimi tesis eder.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İlan Yoluyla Ödül Sözü Verme (Tek Taraflı Hukuki İşlem)
Ödül sözü verme, yöneltilmesi gerekmeyen tek taraflı bir hukuki işlemdir. Beyan sahibinin, belirli bir sonucun gerçekleşmesi karşılığında bir edimi ifa etme iradesini, kitle iletişim araçları, el ilanları, internet veya afişler yoluyla belirsiz sayıda kişiye (ad incertam personam) duyurmasıyla tamamlanır. Bu işlemde karşı tarafın bir kabul beyanında bulunmasına gerek yoktur. Doktrinde ifade edildiği üzere, sonucu gerçekleştiren kişi ödül ilanından haberdar olmasa dahi ödüle hak kazanır.
2.2. Sonucun Gerçekleşmesi (Şarta Bağlı Edim)
Ödül borcunun muaccel hâle gelmesi, ilanda belirtilen somut sonucun (örneğin kayıp bir eşyanın bulunması, bir sorunun çözülmesi, bir araştırmanın tamamlanması) dış dünyada gerçekleşmesine bağlıdır. Sonuç gerçekleştiği anda, bunu gerçekleştiren kişi doğrudan alacaklı sıfatını kazanır. Bu yönüyle taahhüt, geciktirici şarta bağlı bir borç ilişkisi doğurur.
2.3. Sözden Cayma ve Gider Tazmini Rejimi
Kanun, kural olarak beyan sahibine sonucun gerçekleşmesinden önce sözünden cayma hakkı tanımıştır. Ancak bu hak mutlak değildir. Cayma açıklamasının en az ödül ilanıyla eşdeğer bir vasıta ile yapılması beklenir. Beyan sahibi sözünden cayar veya sonucun gerçekleşmesini kendi eylemleriyle engellerse, bu ilana güvenerek dürüstlük kuralı çerçevesinde hazırlık yapan ve harcama yapan kişilerin menfi zararlarını (giderlerini) tazmin etmek zorundadır.
2.4. Üst Sınır Kuralı ve İspat Kurtarması
Kanun koyucu, beyan sahibinin sorumluluğunu sınırlamak amacıyla iki önemli mekanizma getirmiştir:
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 9 hükmü kanunun bütünü içindeki diğer kurumlarla organik ilişki içindedir:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Y. 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/2810, K. 2021/12123, T. 25.11.2021
Davacının, düzenlenen bir fotoğraf yarışmasına ait şartname kapsamında doğduğunu iddia ettiği komisyon alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yönelik itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi uyuşmazlığı dernekler hukuku kapsamında değerlendirerek hatalı bir nitelendirme yapmıştır.
Yargıtay bozma kararında, yarışma şartnamesindeki kurallar ve vaat edilen edimlerin niteliğini inceleyerek, davanın dernekler hukukundan kaynaklanmadığını; esasen 6098 sayılı TBK'nın 9. maddesinde (mülga 818 sayılı BK m. 8) düzenlenen "ilan yoluyla ödül sözü verme" kurumuna dayandığını açıkça ifade etmiştir. Yüksek Mahkeme, bu tür yarışmalarda şartname ile duyurulan ve bir sonucun elde edilmesine bağlanan edimlerin hukuken ilan yoluyla ödül sözü verme teşkil ettiğini; mahkemenin delilleri bu kanun hükmü ve borçlar hukuku dogmatiği çerçevesinde değerlendirerek esasa girmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.
Bu içtihat, yarışma organizasyonlarındaki taahhütlerin sözleşmesel bir ilişkiden ziyade TBK m. 9 kapsamında tek taraflı bağlayıcı işlem olarak ele alınması gerektiğini netleştirmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo — kayıp eşya ödül vaadi):
A, antika ve çok değerli olan köpeğini kaybeder. Şehrin işlek yerlerine ve sosyal medya hesaplarına "Köpeğimi bulup getirene 20.000 TL nakit ödül verilecektir" şeklinde ilanlar asar. İki gün sonra A, köpeğini aramaktan vazgeçer ve ilanları kaldırarak ödül sözünden caydığını duyurur. Ancak bu ilanı ilk gün gören B, kendi imkânlarıyla araç kiralayıp el ilanları bastırarak toplam 5.000 TL masraf yapmış ve köpeği cayma ilanından bir gün sonra bulmuştur.
Hukuki analiz: A, sonucun gerçekleşmesinden önce ödül sözünden usulüne uygun şekilde caymıştır. Bu nedenle B, 20.000 TL'lik asıl ödülü talep edemez. Ancak B, ilana güvenerek dürüstlük kuralı çerçevesinde harekete geçmiş ve 5.000 TL masraf yapmıştır. TBK m. 9/2 uyarınca A, B'nin yaptığı bu hazırlık giderini ödemek zorundadır. Yapılan gider (5.000 TL) vaat edilen ödülün (20.000 TL) değerini aşmamaktadır.
Olay 2 (kurmaca senaryo — yazılım geliştirme yarışması):
Büyük bir teknoloji şirketi X A.Ş., web sitesinden bir duyuru yaparak siber güvenlik sistemlerindeki belirli bir açığı kapatacak en iyi yazılım kodunu yazan kişiye 100.000 TL ödül vereceğini ilan eder. Son teslim tarihinden iki hafta önce şirket, strateji değiştirdiğini belirterek yarışmayı iptal eder. Yazılımcı Y, bu projeye odaklanmak için başka bir serbest işi reddetmiş ve yazılım lisansları için 120.000 TL harcamıştır.
Hukuki analiz: X şirketi süresinden önce cayma hakkını kullanmıştır. Y bu ilana güvenerek ciddi bir harcama yapmıştır. TBK m. 9/2 gereği, şirketin ödeyeceği gider tazminatının üst sınırı, ilan edilen ödül miktarıdır. Y, 120.000 TL harcamış olsa da şirket en fazla 100.000 TL ödemekle yükümlüdür. Ayrıca şirket, Y'nin yazdığı kodun istenilen açığı kapatmaya teknik olarak uygun olmadığını — yani Y'nin "beklenen sonucu gerçekleştiremeyeceğini" — ispat ederse, 100.000 TL'yi ödemekten de kurtulur.
6. Pratik Uygulama Notları
İspat yükünün ters dağılımı: Bir kimse ödül sözü veren kişiye karşı dava açtığında, ilanın varlığını ve sonucu fiilen gerçekleştirdiğini HMK m. 190 ve TMK m. 6 çerçevesinde ispatlamak zorundadır. Ancak cayma hâlinde, beyan sahibi cayma nedeniyle gider tazminatı ödemekten kurtulmak istiyorsa, masraf yapan kişinin "sonucu zaten gerçekleştiremeyeceğini" ispat külfeti bizzat beyan sahibinin üzerindedir. Bu, kanunun zayıf tarafı korumak amacıyla getirdiği özel bir ispat kuralıdır.
Sosyal medya çekilişleri: Instagram, Twitter vb. üzerinden yapılan "çekiliş", "beğen-paylaş kazan" kampanyaları, hukuken doğrudan TBK m. 9 kapsamında ilan yoluyla ödül sözü verme niteliğindedir. Bir markanın veya fenomenin takipçilerine vaat ettiği hediyeler, belirtilen şartların yerine getirilmesiyle muaccel hâle gelen bir borç doğurur. Kampanya sahibinin keyfi olarak çekilişi iptal etmesi veya ödülü vermemesi, tek taraflı irade beyanının bağlayıcılığı kuralının ihlalidir.
Yarışma şartnameleri: Hazırlanan yarışma şartnameleri ilan yoluyla ödül vaadinin içeriğini ve sınırlarını çizer. Şartnamede yer alan jüri değerlendirme kriterleri katılımcılar açısından bağlayıcıdır. Jüri kararı, açık bir yolsuzluk, objektif değerlendirme hatası veya hile bulunmadıkça mahkemelerce esastan denetlenemez.
Cayma hâlinde tazminat — menfi zarar niteliği: Cayma hâlinde talep edilecek giderlerin tazmini, borçlar hukuku anlamında müspet zarar değil; tamamen menfi zarar (sözleşmenin/ödülün gerçekleşeceğine duyulan haklı güvenin sarsılmasından doğan zarar) niteliğindedir.
Yaygın uygulama hataları: (i) Sosyal medya çekilişlerinin keyfî iptaline TBK m. 9 koruması altında dava açılmaması; (ii) cayma ilanının yetersiz vasıtayla duyurulması; (iii) üst sınır kuralının (ödül değerini aşmama) ihmal edilmesi; (iv) yarışma şartnamesinin bir sözleşme zannedilerek karşılıklı icap-kabul aranması.
7. Eleştirel Değerlendirme
İlan yoluyla ödül sözü verme kurumu, borçlar hukuku dogmatiğinde irade özerkliğinin ve işlem temelinin en fazla tartışıldığı alanlardan biridir. Doktrinde, bu işlemin sözleşme mi yoksa tek taraflı hukuki işlem mi olduğu hususunda uzun yıllar fikir ayrılıkları yaşanmış; modern öğreti bunun tek taraflı, yöneltilmesi gerekmeyen bir hukuki işlem olduğu teorisinde birleşmiştir. Zira sonucu gerçekleştiren kişinin ilandan haberdar olması dahi aranmazken, ortada birbirine uygun karşılıklı iki iradenin varlığından söz etmek mantıken mümkün değildir. Bu durum, hukukun güveni koruma işlevinin soyut irade dogmatizmine üstün tutulduğunun göstergesidir.
Dijital çağda kitle iletişim araçlarının ulaştığı boyut, maddenin lafzi sınırlarını zorlamaktadır. Özellikle kitle fonlaması (crowdfunding) projelerinde geliştiricilerin vaat ettiği ödüller, sosyal medyadaki viral kampanyalar veya e-spor turnuvalarında duyurulan ancak sonra sponsor çekilmesiyle iptal edilen ödül havuzları, TBK m. 9'un klasik yapısıyla tam örtüşmemektedir. Sosyal medyada bir saniye içinde iptal edilen bir ödül vaadinin "cayma" olarak geçerli sayılması, katılımcıların dijital ortamda harcadıkları emeğin değerinin klasik gider tazmini kalemi içinde nasıl hesaplanacağı sorusunu gündeme getirmektedir.
Reform önerisi olarak, üst sınır kuralının yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Vaat edilen ödülün değerini aşamayacak olan tazminatın, binlerce kişinin ufak çaplı masraf yaptığı kitlesel yarışmalarda nasıl paylaştırılacağı kanunda açık değildir. Doktrindeki oransal paylaşım görüşü adil görünse de pratik yargılamada usul ekonomisi sorunları yaratmaktadır. Bu bağlamda, elektronik ortamda yapılan kitlesel ödül vaatleri için klasik gider tazmini yerine daha katı bir idari para cezası veya asgari maktu tazminat sisteminin getirilmesi değerlendirilebilir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren ve değişmeyen 9. madde metnine dayanır. Mülga 818 sayılı BK'nın 8. maddesi ile içerik bakımından paralel düzenleme olduğundan, eski dönem doktriner ve içtihadi birikim güncelliğini korumaktadır.
Görüş: İlan yoluyla ödül sözü vermenin tek taraflı, yöneltilmesi gerekmeyen hukuki işlem niteliğinde olduğu yönündeki modern doktriner görüş benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.