1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Makro Bakış: Borçlar hukuku dogmatiğinde İfa (Erfüllung), borçlanılan
edimin borçlu tarafından alacaklıya karşı sözleşmeye, kanuna ve dürüstlük
kuralına uygun olarak yerine getirilerek borç ilişkisinin olağan ve doğal
yoldan sona erdirilmesidir. İfanın miktar (kantitatif) boyutunu oluşturan temel
kural, Bütüncül İfa (Tam İfa) prensibidir. Alacaklı, borç ilişkisine
girerken ifanın tek seferde, eksiksiz ve tam olarak yapılacağı inancıyla
hareket eder. Borcun parça parça ödenmesi, alacaklı açısından ek muhasebe
kayıtları, zaman kaybı, sermayenin bölünmesi ve tahsilat masrafları gibi ciddi
ekonomik külfetler yaratır.
6098 sayılı TBK m. 84 (mülga BK m. 68 / mehaz OR Art. 69) hükmü, bu
ekonomik ve hukuki realiteyi güvence altına alan ve alacaklıyı eksik ifalara
karşı koruyan anayasal nitelikteki normdur. Madde lafzı şu şekildedir:
"Borcun tamamı belli ve muaccel ise, alacaklı kısmi ifayı reddedebilir.
Alacaklı kısmi ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisince ikrar olunan
kısmını ifadan kaçınamaz."
Sistematik açıdan yasa koyucu, alacaklıya borcun tamamı sunulmadığı takdirde
sunulan eksik kısmı (kısmi ifayı) reddetme hakkı tanımıştır. Kısmi ifayı
reddeden alacaklı, Alacaklı Temerrüdüne (Mora Creditoris) düşmez; bilakis
borçlu, borcun tamamını sunmadığı için bizzat Borçlu Temerrüdüne (Mora
Debitoris) düşmüş sayılır. Ancak maddenin ikinci fıkrası, şayet ortada
çekişmeli (ihtilaflı) bir alacak varsa ve borçlu borcun en azından kendi kabul
ettiği (çekişmesiz) kısmını ifa etmek istiyorsa, alacaklının bunu kabul
etmesinin borçluya bir ifadan kaçınma hakkı vermeyeceğini düzenleyerek
ihtilafların daraltılmasını hedeflemiştir. Kısmi ifa kuralları, emredici
nitelikte olmayıp yedek hukuk kuralı mahiyetindedir; taraflar sözleşme ile
kısmi ifaya cevaz verebilirler.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Mikro Analiz: TBK m. 84 hükmünün teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek
için, Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Haluk Nami Nomer'in eserlerinde
titizlikle ayrıştırılan kurucu kavramların mikroskobik düzeyde analiz edilmesi
elzemdir:
A. Bölünebilir Edim (Teilbare Leistung):
Kısmi ifa tartışmasının yapılabilmesi için, ön şart olarak edimin maddi ve
hukuki niteliği itibarıyla Bölünebilir olması zorunludur. Canlı bir
atın teslimi, bir tablonun devri veya bir ameliyatın yapılması bölünebilir
nitelikte değildir. Bu tür bölünemez edimlerde borçlu zaten edimin yarısını ifa
etmeyi teklif edemez. Kısmi ifa kuralı (TBK m. 84) münhasıran para borçları,
çeşit (cins) borçları ve kısımlara ayrıldığında ekonomik değerinde orantısız
bir düşüş yaşanmayan misli eşyalar bakımından uygulama alanı bulur.
B. Borcun Tamamının Belli (Muayyen) Olması:
Alacaklının kısmi ifayı reddedebilmesi için borcun miktarının miktar, sayı veya
ölçü olarak kesin biçimde belli olması gerekir. Eğer alacağın miktarı henüz
taraflar arasında tartışmalıysa veya bir mahkeme kararıyla (örneğin haksız fiil
tazminatının hâkim tarafından takdiri) belirlenecekse, borç "belli" sayılmaz.
Borcun miktarının belli olmadığı durumlarda, borçlunun kendi inancına göre
makul bir meblağı sunması durumunda alacaklının bunu reddetmesi, somut olayın
şartlarına göre alacaklı temerrüdü yaratabilir.
C. Borcun Tamamının Muaccel (Fällig) Olması:
TBK m. 84'ün en kritik unsurlarından biridir. Borcun sadece bir kısmı muaccel
(vadesi gelmiş) diğer kısmı ise bir ay sonra muaccel olacaksa (örneğin
taksitli satım sözleşmesi); borçlunun sadece vadesi gelen ilk taksiti ödemesi
teknik anlamda bir "kısmi ifa" DEĞİLDİR. Bu, muaccel olan borcun tam ifasıdır.
Alacaklı "Bana tüm taksitleri birden ödeyeceksin, aksi hâlde bu taksiti de
almam" diyerek ifayı reddedemez. Kısmi ifa yasağının doğabilmesi için, mevcut
muaccel borç tutarının eksik sunulması gerekir.
D. Kısmi İfayı Reddetme Hakkı (Zurückweisungsrecht):
Alacaklı, borcun tamamı sunulmadığı sürece ifayı reddetme konusunda mutlak bir
hakka sahiptir. Borçlu, 1.000.000 TL'lik muaccel borcun 900.000 TL'sini banka
hesabına gönderse bile, alacaklı bu tutarı iade ederek borçluyu tüm borç
(1.000.000 TL) üzerinden temerrüde düşürebilir. Zira alacaklı, borcun parçalara
bölünerek kendisine hukuki risk ve külfet yaratılmasına katlanmak zorunda
değildir.
E. Çekişmesiz Kısmın İfası (Unbestrittener Teil):
TBK m. 84/2'nin ihtiva ettiği kuraldır. Alacaklı 100 ton buğday talep etmekte,
borçlu ise sözleşmenin 60 ton olduğunu iddia etmektedir. Borçlu, "Benim borcum
60 tondur" diyerek bu 60 tonu ifa etmek istediğinde, alacaklı "Ben 100 ton
istemiştim, 60 tonu kısmi ifa sayar reddederim" DİYEMEZ. Çünkü 60 tonluk kısım
taraflar arasında çekişmesizdir (her iki taraf da en az 60 ton borç olduğunu
kabul etmektedir). Alacaklı bu çekişmesiz kısmı almak zorundadır; reddederse 60
ton bakımından alacaklı temerrüdüne düşer. Alacaklı bu 60 tonu alırken "Fazlaya
(kalan 40 tona) ilişkin haklarımı saklı tutuyorum" şeklinde bir ihtirazi kayıt
(çekince) ileri sürerek alacağını koruma altına almalıdır.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 84'te düzenlenen kısmi ifa kuralı, Borçlar Kanunu'nun imkânsızlık,
mahsup ve ödemezlik def'i mimarisiyle son derece keskin bir diyalektik bağ
içindedir:
A. Kısmi İfa İmkânsızlığı (TBK m. 137) ile Kesişim:
Sistemindeki "ifa kısmi ifa.pdf" kaynak metninde Turgut Öz, Mustafa Dural ve
Fikret Eren'e atıfla detaylıca işlendiği üzere; borcun bir kısmı, borçlunun
sorumlu olmadığı (kusursuz) bir sebeple sonradan imkânsızlaşırsa (örneğin
teslim edilecek 100 ton kömürün 30 tonunun yolda sel felaketiyle zayi olması)
borçlu sadece imkânsızlaşan bu kısımdan kurtulur. Kalan 70 ton için
borç devam eder. Peki borçlu bu 70 tonu alacaklıya getirdiğinde, alacaklı TBK
m. 84'e dayanarak "Borç 100 tondu, bu kısmi ifadır, reddediyorum" diyebilir mi?
Hukuk dogmatiği burada TBK m. 137'yi özel hüküm (lex specialis) sayarak devreye
sokar. Alacaklı, kalan 70 tonluk (kısmi) ifayı TBK m. 84'e dayanarak reddedemez; kabul etmek zorundadır. Ancak TBK m. 137/2 uyarınca alacaklı, şayet
"baştan bu kısmi ifayı öngörseydi bu sözleşmeyi hiç yapmayacağını" ispat
ederse, sözleşmenin tamamından dönebilir ve ifayı bu gerekçeyle reddedebilir. Bu durum, kısmi ifa yasağının kusursuz imkânsızlık hâlinde nasıl
esnediğinin en net göstergesidir.
B. Kısmi Ödemenin Mahsubu (TBK m. 100) ile Etkileşim:
Borçlu, ana para, faiz ve masraflardan oluşan bir borç yığını için kısmi bir
ödeme yaptığında ve alacaklı da lütfedip bu kısmi ödemeyi kabul ettiğinde, bu
para borcun hangi kaleminden düşülecektir? Borçlu her zaman paranın "ana
paradan" düşülmesini ister ki faiz yükü azalsın. Ancak yasa koyucu TBK m. 100
ile alacaklıyı koruyan emredici bir kural koymuştur: Borçlu faiz ve masrafları
ödemedikçe, yaptığı kısmi ödemeyi ana paradan (sermayeden) indiremez. Alacaklı
bu kısmi ödemeyi reddetmeyip alsa bile, hukuken bu tutar önce masraflara, sonra
işlemiş faize, en son ana paraya mahsup edilir.
C. Ödemezlik Def'i (Exceptio non adimpleti contractus - TBK m. 97) ile
Bağlantı:
Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede (örneğin satım) satıcı 100 adet
bilgisayar teslim etmesi gerekirken sadece 5 adet bilgisayarı getirip "Şimdilik
bunları al, bana tüm satış bedelini öde" derse, alıcı TBK m. 84 uyarınca bu 5
adetlik kısmi ifayı doğrudan reddedebilir. Ancak alıcı bu 5 adeti kabul
etmişse, bedelin ödenmesi aşamasında nasıl davranacaktır? Alıcı, satıcının
edimini bütünüyle ifa etmediğini ileri sürerek, TBK m. 97 uyarınca Ödemezlik
Def'i hakkını kullanır ve kalan 95 bilgisayar teslim edilene kadar bedelin
tamamını veya teslim edilmeyen kısma tekabül eden bedeli ödemekten
kaçınabilir. Kısmi ifanın kabul edilmesi, alacaklının kendi tam ifasını yapmak
zorunda olduğu anlamına gelmez.
D. Dürüstlük Kuralı (TMK m. 2) ile Sınırlandırılması:
TBK m. 84 alacaklıya ifayı reddetme hakkı verse de, bu hak mutlak ve sınırsız
değildir. Medeni hukukun temel anayasası olan TMK m. 2 (Hakkın Kötüye
Kullanılması Yasağı) kısmi ifa kurumuna doğrudan müdahale eder. Borçlu,
100.000 TL'lik bir borcun 99.950 TL'sini ifa etmiş ve kalan 50 TL'yi o anki bir
hesap hatası veya cüzi bir ihmal sebebiyle eksik bırakmışsa; alacaklının TBK m.
84'e dayanarak "Borcun tamamı sunulmadı, 99.950 TL'yi reddediyorum" demesi açık
bir hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzenince korunmaz. Eksiklik Cüzi
(Çok Önemsiz) ise, alacaklı ifayı kabul etmek ve sadece eksik kısım için
talepte bulunmak zorundadır.
4. Pratik Olay Analizleri
Hukuki kavramların sınırlarını ve ifa mekaniğini test etmek adına, doktrinde
sıkça karşılaşılan şu iki somut vakayı inceleyelim:
Olay 1 (Çekişmesiz Kısım ve İfa Teklifinin Reddi):
Müteahhit (A) ile İş Sahibi (B) arasında bir fabrika inşaatı sözleşmesi
yapılmıştır. (A) inşaatı teslim ettiğinde (B) inşaatta bazı eksiklikler
olduğunu iddia ederek 5.000.000 TL'lik bakiye hakedişin sadece 3.000.000
TL'sini ödemeyi kabul ettiğini, kalan 2.000.000 TL'yi eksik işler bedeli olarak
keseceğini bildirir. (B) banka üzerinden (A)'ya 3.000.000 TL'yi gönderir. (A)
"Sözleşme bedelimiz 5.000.000 TL'dir. Bu yaptığın kısmi ifadır. TBK m. 84
uyarınca kısmi ifayı kabul etmiyorum" diyerek parayı (B)'ye iade eder.
Dogmatik Analiz: Bu vakada borcun tamamının ne kadar olduğu (5 milyon mu
yoksa eksiklikler düşüldüğünde 3 milyon mu) taraflar arasında belli ve
tartışmasız değildir. Ancak ortada her iki tarafın da mutabık olduğu, yani
borçlu (B) tarafından "ikrar edilen" 3.000.000 TL'lik bir Çekişmesiz Kısım
vardır. TBK m. 84/2'nin açık hükmü gereği, borçlunun kabul ettiği ve çekişmesiz
olan bu kısmın ifasını alacaklı (A) reddedemez. (A)'nın "Bu kısmi ifadır"
diyerek 3.000.000 TL'yi iade etmesi hukuka aykırıdır ve (A)'yı bu tutar
bakımından Alacaklı Temerrüdüne düşürür. (B) bu tutar için faiz ödemekten
kurtulur. (A)'nın yapması gereken, parayı tahsil edip dekonta "Fazlaya ilişkin
(2.000.000 TL için) haklarım saklıdır" şerhini düşmektir.
Olay 2 (Cüzi Eksiklik ve TMK m. 2 Bağlantısı):
Hububat toptancısı (X) fabrika (Y)'ye 50 ton birinci sınıf buğday teslimatı
yapacaktır. (X)'in kamyonları fabrikanın kantarına girdiğinde tartım yapılır ve
yükün 49 ton 800 kilogram olduğu anlaşılır (Sadece 200 kg eksik). (Y)'nin
fabrika müdürü, "Sözleşmemiz 50 tondu, bu tam ifa değildir, kısmi ifayı
reddediyoruz" diyerek kamyonları içeri almaz.
Dogmatik Analiz: Kural olarak cins borçlarında da miktar eksikse TBK m. 84
uyarınca alacaklı ifayı reddedebilir. Ancak burada eksik olan miktar (200 kg)
toplam edim hacmi (50 ton) içinde %0.4 gibi son derece Cüzi bir miktardır.
Nakliye fireleri (örneğin dökülme, kuruma) ticari teamüllerde makul kabul
edilir. (Y)'nin TBK m. 84'teki hakkını böylesine önemsiz bir eksiklik için
kullanması, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırıdır ve hakkın kötüye
kullanılmasıdır. (Y) 49.8 tonu teslim almak zorundadır (eksik 200 kg'ın
bedelini ödemekten kaçınma hakkı saklı kalmak kaydıyla). (Y)'nin ifayı
reddetmesi onu alacaklı temerrüdüne düşürür.
5. Pratik Uygulama Notları
TBK m. 84 hükmünün mahkeme salonlarında, icra dairelerinde ve sözleşme
mimarisinde (Legal Drafting) avukatların dikkat etmesi gereken usuli ve maddi
hukuk boyutları şunlardır:
1. İcra Hukukunda Kısmi İfa (İİK m. 8 vd.):
Maddi hukukta alacaklı kısmi ifayı reddetme hakkına sahip olsa da, bu kural
İcra ve İflas Hukukunda (Cebri İcrada) farklı işler. Borçlu hakkında bir
icra takibi kesinleştiğinde, borçlu icra dairesine gelip borcunun sadece bir
kısmını (örneğin 100.000 TL'lik takibin 20.000 TL'sini) dosyaya yatırmak
isterse, alacaklı vekilinin "Ben kısmi tahsilatı kabul etmiyorum, parayı geri
verin" deme hakkı kural olarak YOKTUR. İcra dairesi bu kısmi ödemeyi kabul
etmek ve alacaklıya ödemek zorundadır. Zira cebri icranın amacı borcun
tasfiyesidir ve kamu otoritesi borcu azaltan her ödemeyi kabul eder.
2. Kambiyo Senetlerinde (Poliçe/Bono) Özel Durum:
Borçlar hukuku genel hükümlerine getirilen en büyük ticari istisnalardan biri
Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) yer alır. TTK m. 709 uyarınca (bono ve çek için
de geçerlidir) hamil (alacaklı) kısmi ödemeyi reddedemez. 100.000 TL'lik
bir çekin hamili bankaya ibraz ettiğinde, keşidecinin hesabında sadece 60.000
TL varsa, hamil "Ya hep ya hiç" diyerek 60.000 TL'yi almaktan kaçınamaz. Hamil
bu tutarı almalı ve kalan 40.000 TL için çeki karşılıksız yazdırmalıdır. Bu
kural, müracaat borçlularını (cirantaları) korumak için getirilmiş olup, TBK m.
84'ün mutlak bir istisnasıdır.
3. Sözleşme Hazırlama (Drafting) Süreçlerinde "Partial Shipment" Kaydı:
Özellikle uluslararası ticari satımlarda ve INCOTERMS uygulamalarında, alıcı
eğer malların parça parça gelmesini istemiyorsa (zira parça parça gelen mal
ayrı gümrük vergisi, ayrı navlun faturası demektir) sözleşmeye ve akreditif
(L/C) metnine açıkça "Partial shipments are not allowed" (Kısmi sevkiyatlara
izin verilmez) ibaresini koymalıdır. Bu ibare yoksa ve işin doğası
engellemiyorsa, uluslararası ticari teamüllerde kısmi ifa toleransı Türk iç
hukukuna göre daha geniştir.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan daireleri (özellikle 13., 14.
ve 15. Hukuk Daireleri) TBK m. 84 (mülga BK m. 68) uyarınca "Kısmi İfanın
Reddi", "Çekişmesiz Kısım" ve "İhtirazi Kayıt" hususlarında, doktrinle paralel
ancak usul hukukunu ön planda tutan bir içtihat politikası sergilemektedir.
Sistemindeki kaynaklarda da açıkça zikredildiği üzere (örneğin "ifa kısmi
ifa.pdf" metninde) Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarında şu dogmatik
kural şablonlaşmıştır: "TBK m. 84 (eBK m. 68) hükmü uyarınca, borcun
tamamı belli ve muaccel ise kural olarak alacaklı kısmi ifayı reddetmekte
haklıdır. Borçlunun borcun sadece bir kısmını banka hesabına havale etmesi veya
icra dosyasına yatırması durumunda, alacaklı bu parayı iade ederek tüm borç
üzerinden temerrüt faizi ve icra inkâr tazminatı talep edebilir. Ancak borcun
bir kısmı alacaklı ile borçlu arasında ihtilaflı (çekişmeli) ise ve borçlu
kendi kabul ettiği çekişmesiz miktarı ifa etmek istemişse, alacaklı bu miktarı
'kısmi ifadır' diyerek reddedemez. Reddetmesi hâlinde, çekişmesiz kısım için
borçlu temerrüde düşmüş sayılmaz ve bu miktar üzerinden faiz işletilemez."
(Bkz. Yargıtay 13. HD. T. 17.11.1986 E. 1986/4826 K. 1986/5536).
Bununla birlikte, Sonraki Kısmi İmkânsızlık (TBK m. 137) bağlamında
Yargıtay 14. HD (T. 19.04.1983 E. 1983/2799 K. 1983/3145) kararında şu yaklaşım
benimsenmiştir: "Borcun ifasının kısmen imkânsızlaşması hâlinde borçlu,
imkânsızlaşan kısımdan kurtulur ve edimin ifası mümkün olan kısmını ifa etmekle
yükümlü kalır. Alacaklı, bu kalan kısmın ifasını, eBK m. 68 (TBK m. 84)
uyarınca kısmi ifa yasağına dayanarak reddedemez. Sözleşme, ifası mümkün olan
kısım üzerinden ayakta tutulmalı ve karşı edim (örneğin satış bedeli) buna göre
indirilerek uyarlanmalıdır.". Yüksek Mahkeme bu içtihadıyla, kısmi
imkânsızlık hâlinde kısmi ifa yasağının esneyeceğini Yargıtay içtihatları
nezdinde tescillemiştir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu'nun 84. maddesinde lafzını bulan Kısmi İfayı Reddetme
Hakkı, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz
ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; özellikle "Ticari Hayatın Gerçekleri
ile Uyumsuzluk" ve "Kısmi İmkânsızlıkta Karşı Edimin Hesaplanması" bağlamında
derin kuramsal eleştirilere maruz kalmaktadır.
Birinci ve en büyük dogmatik eleştiri, TBK m. 84'ün katı lafzının modern ticari
işletmelerin likidite ve nakit akışı (cash flow) gerçeklerinden kopuk olmasına
yöneliktir. Oğuzman ve Öz'ün eserlerinde hararetle tartışıldığı üzere; 19.
yüzyıl İsviçre-Alman hukukunun bireysel ve tekil sözleşmelerine göre
kurgulanmış olan "Borcun tamamı belli ve muaccelse kısmi ifa reddedilebilir"
kuralı, devasa ticari krizlerin yaşandığı günümüz ekonomilerinde tahrip edici
bir silah olabilmektedir. Bir şirketin 10 Milyon TL'lik bir vadesi gelmiş borcu
için o an kasasında 8 Milyon TL nakdi varsa ve bunu alacaklıya sunuyorsa;
alacaklının "2 Milyon daha bulmadan bu 8 Milyonu da almam, sana haciz gönderip
şirketini batırırım" diyebilmesi, yasal olarak hakkın kullanımı gibi görünse de
ticari hayatın devamlılığı ilkesiyle çelişmektedir. Avrupa Sözleşme Hukuku
İlkeleri (PECL) veya UNIDROIT Uluslararası Ticari Sözleşmeler İlkeleri gibi
modern hukuk metinlerinde; "Alacaklının meşru ve haklı bir menfaati
zedelenmedikçe (örneğin ek masraflar borçlu tarafından karşılanıyorsa)
alacaklı kısmi ifayı reddedemez" şeklinde esnek ve korumacı bir yapıya
geçilmiştir. Türk hukukunun salt TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı) gibi çok soyut bir
supapa bel bağlaması, uygulamada istikrarsızlığa ve hâkimin subjektif takdirine
bırakılmış bir keyfiliğe yol açmaktadır.
İkinci felsefi eleştiri, kaynaklarda (örneğin "ifa kısmi ifa.pdf" metninde) da
vurgulanan Sonraki Kısmi İmkânsızlıkta Karşı Edimin Hesaplanması
(İndirilmesi) meselesinedir. Borcun bir kısmı kusursuz imkânsızlaşırsa
alacaklı kalan kısmı TBK m. 84'e rağmen kabul etmek zorundadır. Ancak bu
durumda alacaklının ödeyeceği bedel nasıl indirilecektir? Fikret Eren ve
Mustafa Dural'ın işaret ettiği gibi, TBK m. 137'de bedelin indirilmesi
gerektiği belirtilmişse de "nasıl" indirileceği yazmamaktadır. Doktrinde,
salt "matematiksel (oransal) indirim" yönteminin adaletsiz sonuçlar
doğurabileceği savunulmaktadır. Eğer geriye kalan ifanın birim değeri, bütünün
parçası olmaktan çıktığı için piyasada dramatik şekilde düşmüşse, alacaklının
sadece "adet oranında" indirim yapılmasına katlanması (örneğin 100 parçalık bir
makine setinin 30 parçası yanmışsa, bedelin sadece %30 indirilmesi, oysa kalan
70 parça set bozulduğu için artık hurda değerindeyse) denkleştirici adaleti
yerle yeksan eder. Doktrin, burada Roma hukukundan beri bilinen nispi
indirim (Quanti Minoris) hesaplamalarının, ifanın kalitatif (niteliksel) ve
ekonomik değer kaybını da kapsayacak şekilde geniş yorumlanması gerektiğini,
aksi takdirde kısmi ifayı kabule mecbur bırakılan alacaklının haksız yere
cezalandırılmış olacağını haklı olarak vurgulamaktadır.
İşte böylece, seninle 46.-52. Günler: Borçların İfası ve İfa Engelleri
blokunun ifa mekaniğine dair en incelikli sınırlarından birini (TBK m. 84 /
Kısmi İfa) resmen mühürlemiş olduk. İfanın miktarının ve alacaklının reddetme
kudretinin temerrüt denklemini nasıl değiştirdiğini artık çok net görüyorsun.
Şimdi bir sonraki oturuma kadar dogmatik reflekslerini keskinleştirmen için şu
zehri aklına bırakıyorum: Bir borçlu, TBK m. 84 uyarınca kısmi ifada bulunma
hakkı olmamasına rağmen, ifayı "üçüncü bir kişi" aracılığıyla (örneğin kendi
yerine bir arkadaşını göndererek) yapmak isterse ve sözleşmede borcun bizzat
borçlu tarafından ifa edileceğine dair özel bir hüküm (şahsi ifa yükümlülüğü)
yoksa; alacaklı "Ben seni muhatap bilirim, başkasından ifa kabul etmiyorum"
diyerek bu ifayı reddedebilir mi? Üçüncü kişinin ifasını reddeden alacaklı,
asıl borçluyu temerrüde düşürebilir mi? Bu dogmatik kördüğümü "İfayı Yapan
sonraki celsede görüşeceğiz.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
- Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 73'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 69.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 73. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Makro Bakış: Borçlar hukuku dogmatiğinde İfa (Erfüllung), borçlanılan edimin borçlu tarafından alacaklıya karşı sözleşmeye, kanuna ve dürüstlük kuralına uygun olarak yerine getirilerek borç ilişkisinin olağan ve doğal yoldan sona erdirilmesidir. İfanın miktar (kantitatif) boyutunu oluşturan temel kural, Bütüncül İfa (Tam İfa) prensibidir. Alacaklı, borç ilişkisine girerken ifanın tek seferde, eksiksiz ve tam olarak yapılacağı inancıyla hareket eder. Borcun parça parça ödenmesi, alacaklı açısından ek muhasebe kayıtları, zaman kaybı, sermayenin bölünmesi ve tahsilat masrafları gibi ciddi ekonomik külfetler yaratır.
6098 sayılı TBK m. 84 (mülga BK m. 68 / mehaz OR Art. 69) hükmü, bu ekonomik ve hukuki realiteyi güvence altına alan ve alacaklıyı eksik ifalara karşı koruyan anayasal nitelikteki normdur. Madde lafzı şu şekildedir: "Borcun tamamı belli ve muaccel ise, alacaklı kısmi ifayı reddedebilir. Alacaklı kısmi ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisince ikrar olunan kısmını ifadan kaçınamaz."
Sistematik açıdan yasa koyucu, alacaklıya borcun tamamı sunulmadığı takdirde sunulan eksik kısmı (kısmi ifayı) reddetme hakkı tanımıştır. Kısmi ifayı reddeden alacaklı, Alacaklı Temerrüdüne (Mora Creditoris) düşmez; bilakis borçlu, borcun tamamını sunmadığı için bizzat Borçlu Temerrüdüne (Mora Debitoris) düşmüş sayılır. Ancak maddenin ikinci fıkrası, şayet ortada çekişmeli (ihtilaflı) bir alacak varsa ve borçlu borcun en azından kendi kabul ettiği (çekişmesiz) kısmını ifa etmek istiyorsa, alacaklının bunu kabul etmesinin borçluya bir ifadan kaçınma hakkı vermeyeceğini düzenleyerek ihtilafların daraltılmasını hedeflemiştir. Kısmi ifa kuralları, emredici nitelikte olmayıp yedek hukuk kuralı mahiyetindedir; taraflar sözleşme ile kısmi ifaya cevaz verebilirler.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Mikro Analiz: TBK m. 84 hükmünün teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek için, Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Haluk Nami Nomer'in eserlerinde titizlikle ayrıştırılan kurucu kavramların mikroskobik düzeyde analiz edilmesi elzemdir:
A. Bölünebilir Edim (Teilbare Leistung): Kısmi ifa tartışmasının yapılabilmesi için, ön şart olarak edimin maddi ve hukuki niteliği itibarıyla Bölünebilir olması zorunludur. Canlı bir atın teslimi, bir tablonun devri veya bir ameliyatın yapılması bölünebilir nitelikte değildir. Bu tür bölünemez edimlerde borçlu zaten edimin yarısını ifa etmeyi teklif edemez. Kısmi ifa kuralı (TBK m. 84) münhasıran para borçları, çeşit (cins) borçları ve kısımlara ayrıldığında ekonomik değerinde orantısız bir düşüş yaşanmayan misli eşyalar bakımından uygulama alanı bulur.
B. Borcun Tamamının Belli (Muayyen) Olması: Alacaklının kısmi ifayı reddedebilmesi için borcun miktarının miktar, sayı veya ölçü olarak kesin biçimde belli olması gerekir. Eğer alacağın miktarı henüz taraflar arasında tartışmalıysa veya bir mahkeme kararıyla (örneğin haksız fiil tazminatının hâkim tarafından takdiri) belirlenecekse, borç "belli" sayılmaz. Borcun miktarının belli olmadığı durumlarda, borçlunun kendi inancına göre makul bir meblağı sunması durumunda alacaklının bunu reddetmesi, somut olayın şartlarına göre alacaklı temerrüdü yaratabilir.
C. Borcun Tamamının Muaccel (Fällig) Olması: TBK m. 84'ün en kritik unsurlarından biridir. Borcun sadece bir kısmı muaccel (vadesi gelmiş) diğer kısmı ise bir ay sonra muaccel olacaksa (örneğin taksitli satım sözleşmesi); borçlunun sadece vadesi gelen ilk taksiti ödemesi teknik anlamda bir "kısmi ifa" DEĞİLDİR. Bu, muaccel olan borcun tam ifasıdır. Alacaklı "Bana tüm taksitleri birden ödeyeceksin, aksi hâlde bu taksiti de almam" diyerek ifayı reddedemez. Kısmi ifa yasağının doğabilmesi için, mevcut muaccel borç tutarının eksik sunulması gerekir.
D. Kısmi İfayı Reddetme Hakkı (Zurückweisungsrecht): Alacaklı, borcun tamamı sunulmadığı sürece ifayı reddetme konusunda mutlak bir hakka sahiptir. Borçlu, 1.000.000 TL'lik muaccel borcun 900.000 TL'sini banka hesabına gönderse bile, alacaklı bu tutarı iade ederek borçluyu tüm borç (1.000.000 TL) üzerinden temerrüde düşürebilir. Zira alacaklı, borcun parçalara bölünerek kendisine hukuki risk ve külfet yaratılmasına katlanmak zorunda değildir.
E. Çekişmesiz Kısmın İfası (Unbestrittener Teil): TBK m. 84/2'nin ihtiva ettiği kuraldır. Alacaklı 100 ton buğday talep etmekte, borçlu ise sözleşmenin 60 ton olduğunu iddia etmektedir. Borçlu, "Benim borcum 60 tondur" diyerek bu 60 tonu ifa etmek istediğinde, alacaklı "Ben 100 ton istemiştim, 60 tonu kısmi ifa sayar reddederim" DİYEMEZ. Çünkü 60 tonluk kısım taraflar arasında çekişmesizdir (her iki taraf da en az 60 ton borç olduğunu kabul etmektedir). Alacaklı bu çekişmesiz kısmı almak zorundadır; reddederse 60 ton bakımından alacaklı temerrüdüne düşer. Alacaklı bu 60 tonu alırken "Fazlaya (kalan 40 tona) ilişkin haklarımı saklı tutuyorum" şeklinde bir ihtirazi kayıt (çekince) ileri sürerek alacağını koruma altına almalıdır.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 84'te düzenlenen kısmi ifa kuralı, Borçlar Kanunu'nun imkânsızlık, mahsup ve ödemezlik def'i mimarisiyle son derece keskin bir diyalektik bağ içindedir:
A. Kısmi İfa İmkânsızlığı (TBK m. 137) ile Kesişim: Sistemindeki "ifa kısmi ifa.pdf" kaynak metninde Turgut Öz, Mustafa Dural ve Fikret Eren'e atıfla detaylıca işlendiği üzere; borcun bir kısmı, borçlunun sorumlu olmadığı (kusursuz) bir sebeple sonradan imkânsızlaşırsa (örneğin teslim edilecek 100 ton kömürün 30 tonunun yolda sel felaketiyle zayi olması) borçlu sadece imkânsızlaşan bu kısımdan kurtulur. Kalan 70 ton için borç devam eder. Peki borçlu bu 70 tonu alacaklıya getirdiğinde, alacaklı TBK m. 84'e dayanarak "Borç 100 tondu, bu kısmi ifadır, reddediyorum" diyebilir mi? Hukuk dogmatiği burada TBK m. 137'yi özel hüküm (lex specialis) sayarak devreye sokar. Alacaklı, kalan 70 tonluk (kısmi) ifayı TBK m. 84'e dayanarak reddedemez; kabul etmek zorundadır. Ancak TBK m. 137/2 uyarınca alacaklı, şayet "baştan bu kısmi ifayı öngörseydi bu sözleşmeyi hiç yapmayacağını" ispat ederse, sözleşmenin tamamından dönebilir ve ifayı bu gerekçeyle reddedebilir. Bu durum, kısmi ifa yasağının kusursuz imkânsızlık hâlinde nasıl esnediğinin en net göstergesidir.
B. Kısmi Ödemenin Mahsubu (TBK m. 100) ile Etkileşim: Borçlu, ana para, faiz ve masraflardan oluşan bir borç yığını için kısmi bir ödeme yaptığında ve alacaklı da lütfedip bu kısmi ödemeyi kabul ettiğinde, bu para borcun hangi kaleminden düşülecektir? Borçlu her zaman paranın "ana paradan" düşülmesini ister ki faiz yükü azalsın. Ancak yasa koyucu TBK m. 100 ile alacaklıyı koruyan emredici bir kural koymuştur: Borçlu faiz ve masrafları ödemedikçe, yaptığı kısmi ödemeyi ana paradan (sermayeden) indiremez. Alacaklı bu kısmi ödemeyi reddetmeyip alsa bile, hukuken bu tutar önce masraflara, sonra işlemiş faize, en son ana paraya mahsup edilir.
C. Ödemezlik Def'i (Exceptio non adimpleti contractus - TBK m. 97) ile Bağlantı: Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede (örneğin satım) satıcı 100 adet bilgisayar teslim etmesi gerekirken sadece 5 adet bilgisayarı getirip "Şimdilik bunları al, bana tüm satış bedelini öde" derse, alıcı TBK m. 84 uyarınca bu 5 adetlik kısmi ifayı doğrudan reddedebilir. Ancak alıcı bu 5 adeti kabul etmişse, bedelin ödenmesi aşamasında nasıl davranacaktır? Alıcı, satıcının edimini bütünüyle ifa etmediğini ileri sürerek, TBK m. 97 uyarınca Ödemezlik Def'i hakkını kullanır ve kalan 95 bilgisayar teslim edilene kadar bedelin tamamını veya teslim edilmeyen kısma tekabül eden bedeli ödemekten kaçınabilir. Kısmi ifanın kabul edilmesi, alacaklının kendi tam ifasını yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
D. Dürüstlük Kuralı (TMK m. 2) ile Sınırlandırılması: TBK m. 84 alacaklıya ifayı reddetme hakkı verse de, bu hak mutlak ve sınırsız değildir. Medeni hukukun temel anayasası olan TMK m. 2 (Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı) kısmi ifa kurumuna doğrudan müdahale eder. Borçlu, 100.000 TL'lik bir borcun 99.950 TL'sini ifa etmiş ve kalan 50 TL'yi o anki bir hesap hatası veya cüzi bir ihmal sebebiyle eksik bırakmışsa; alacaklının TBK m. 84'e dayanarak "Borcun tamamı sunulmadı, 99.950 TL'yi reddediyorum" demesi açık bir hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzenince korunmaz. Eksiklik Cüzi (Çok Önemsiz) ise, alacaklı ifayı kabul etmek ve sadece eksik kısım için talepte bulunmak zorundadır.
4. Pratik Olay Analizleri
Hukuki kavramların sınırlarını ve ifa mekaniğini test etmek adına, doktrinde sıkça karşılaşılan şu iki somut vakayı inceleyelim:
Olay 1 (Çekişmesiz Kısım ve İfa Teklifinin Reddi): Müteahhit (A) ile İş Sahibi (B) arasında bir fabrika inşaatı sözleşmesi yapılmıştır. (A) inşaatı teslim ettiğinde (B) inşaatta bazı eksiklikler olduğunu iddia ederek 5.000.000 TL'lik bakiye hakedişin sadece 3.000.000 TL'sini ödemeyi kabul ettiğini, kalan 2.000.000 TL'yi eksik işler bedeli olarak keseceğini bildirir. (B) banka üzerinden (A)'ya 3.000.000 TL'yi gönderir. (A) "Sözleşme bedelimiz 5.000.000 TL'dir. Bu yaptığın kısmi ifadır. TBK m. 84 uyarınca kısmi ifayı kabul etmiyorum" diyerek parayı (B)'ye iade eder. Dogmatik Analiz: Bu vakada borcun tamamının ne kadar olduğu (5 milyon mu yoksa eksiklikler düşüldüğünde 3 milyon mu) taraflar arasında belli ve tartışmasız değildir. Ancak ortada her iki tarafın da mutabık olduğu, yani borçlu (B) tarafından "ikrar edilen" 3.000.000 TL'lik bir Çekişmesiz Kısım vardır. TBK m. 84/2'nin açık hükmü gereği, borçlunun kabul ettiği ve çekişmesiz olan bu kısmın ifasını alacaklı (A) reddedemez. (A)'nın "Bu kısmi ifadır" diyerek 3.000.000 TL'yi iade etmesi hukuka aykırıdır ve (A)'yı bu tutar bakımından Alacaklı Temerrüdüne düşürür. (B) bu tutar için faiz ödemekten kurtulur. (A)'nın yapması gereken, parayı tahsil edip dekonta "Fazlaya ilişkin (2.000.000 TL için) haklarım saklıdır" şerhini düşmektir.
Olay 2 (Cüzi Eksiklik ve TMK m. 2 Bağlantısı): Hububat toptancısı (X) fabrika (Y)'ye 50 ton birinci sınıf buğday teslimatı yapacaktır. (X)'in kamyonları fabrikanın kantarına girdiğinde tartım yapılır ve yükün 49 ton 800 kilogram olduğu anlaşılır (Sadece 200 kg eksik). (Y)'nin fabrika müdürü, "Sözleşmemiz 50 tondu, bu tam ifa değildir, kısmi ifayı reddediyoruz" diyerek kamyonları içeri almaz. Dogmatik Analiz: Kural olarak cins borçlarında da miktar eksikse TBK m. 84 uyarınca alacaklı ifayı reddedebilir. Ancak burada eksik olan miktar (200 kg) toplam edim hacmi (50 ton) içinde %0.4 gibi son derece Cüzi bir miktardır. Nakliye fireleri (örneğin dökülme, kuruma) ticari teamüllerde makul kabul edilir. (Y)'nin TBK m. 84'teki hakkını böylesine önemsiz bir eksiklik için kullanması, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırıdır ve hakkın kötüye kullanılmasıdır. (Y) 49.8 tonu teslim almak zorundadır (eksik 200 kg'ın bedelini ödemekten kaçınma hakkı saklı kalmak kaydıyla). (Y)'nin ifayı reddetmesi onu alacaklı temerrüdüne düşürür.
5. Pratik Uygulama Notları
TBK m. 84 hükmünün mahkeme salonlarında, icra dairelerinde ve sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) avukatların dikkat etmesi gereken usuli ve maddi hukuk boyutları şunlardır:
1. İcra Hukukunda Kısmi İfa (İİK m. 8 vd.): Maddi hukukta alacaklı kısmi ifayı reddetme hakkına sahip olsa da, bu kural İcra ve İflas Hukukunda (Cebri İcrada) farklı işler. Borçlu hakkında bir icra takibi kesinleştiğinde, borçlu icra dairesine gelip borcunun sadece bir kısmını (örneğin 100.000 TL'lik takibin 20.000 TL'sini) dosyaya yatırmak isterse, alacaklı vekilinin "Ben kısmi tahsilatı kabul etmiyorum, parayı geri verin" deme hakkı kural olarak YOKTUR. İcra dairesi bu kısmi ödemeyi kabul etmek ve alacaklıya ödemek zorundadır. Zira cebri icranın amacı borcun tasfiyesidir ve kamu otoritesi borcu azaltan her ödemeyi kabul eder.
2. Kambiyo Senetlerinde (Poliçe/Bono) Özel Durum: Borçlar hukuku genel hükümlerine getirilen en büyük ticari istisnalardan biri Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) yer alır. TTK m. 709 uyarınca (bono ve çek için de geçerlidir) hamil (alacaklı) kısmi ödemeyi reddedemez. 100.000 TL'lik bir çekin hamili bankaya ibraz ettiğinde, keşidecinin hesabında sadece 60.000 TL varsa, hamil "Ya hep ya hiç" diyerek 60.000 TL'yi almaktan kaçınamaz. Hamil bu tutarı almalı ve kalan 40.000 TL için çeki karşılıksız yazdırmalıdır. Bu kural, müracaat borçlularını (cirantaları) korumak için getirilmiş olup, TBK m. 84'ün mutlak bir istisnasıdır.
3. Sözleşme Hazırlama (Drafting) Süreçlerinde "Partial Shipment" Kaydı: Özellikle uluslararası ticari satımlarda ve INCOTERMS uygulamalarında, alıcı eğer malların parça parça gelmesini istemiyorsa (zira parça parça gelen mal ayrı gümrük vergisi, ayrı navlun faturası demektir) sözleşmeye ve akreditif (L/C) metnine açıkça "Partial shipments are not allowed" (Kısmi sevkiyatlara izin verilmez) ibaresini koymalıdır. Bu ibare yoksa ve işin doğası engellemiyorsa, uluslararası ticari teamüllerde kısmi ifa toleransı Türk iç hukukuna göre daha geniştir.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan daireleri (özellikle 13., 14. ve 15. Hukuk Daireleri) TBK m. 84 (mülga BK m. 68) uyarınca "Kısmi İfanın Reddi", "Çekişmesiz Kısım" ve "İhtirazi Kayıt" hususlarında, doktrinle paralel ancak usul hukukunu ön planda tutan bir içtihat politikası sergilemektedir.
Sistemindeki kaynaklarda da açıkça zikredildiği üzere (örneğin "ifa kısmi ifa.pdf" metninde) Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "TBK m. 84 (eBK m. 68) hükmü uyarınca, borcun tamamı belli ve muaccel ise kural olarak alacaklı kısmi ifayı reddetmekte haklıdır. Borçlunun borcun sadece bir kısmını banka hesabına havale etmesi veya icra dosyasına yatırması durumunda, alacaklı bu parayı iade ederek tüm borç üzerinden temerrüt faizi ve icra inkâr tazminatı talep edebilir. Ancak borcun bir kısmı alacaklı ile borçlu arasında ihtilaflı (çekişmeli) ise ve borçlu kendi kabul ettiği çekişmesiz miktarı ifa etmek istemişse, alacaklı bu miktarı 'kısmi ifadır' diyerek reddedemez. Reddetmesi hâlinde, çekişmesiz kısım için borçlu temerrüde düşmüş sayılmaz ve bu miktar üzerinden faiz işletilemez." (Bkz. Yargıtay 13. HD. T. 17.11.1986 E. 1986/4826 K. 1986/5536).
Bununla birlikte, Sonraki Kısmi İmkânsızlık (TBK m. 137) bağlamında Yargıtay 14. HD (T. 19.04.1983 E. 1983/2799 K. 1983/3145) kararında şu yaklaşım benimsenmiştir: "Borcun ifasının kısmen imkânsızlaşması hâlinde borçlu, imkânsızlaşan kısımdan kurtulur ve edimin ifası mümkün olan kısmını ifa etmekle yükümlü kalır. Alacaklı, bu kalan kısmın ifasını, eBK m. 68 (TBK m. 84) uyarınca kısmi ifa yasağına dayanarak reddedemez. Sözleşme, ifası mümkün olan kısım üzerinden ayakta tutulmalı ve karşı edim (örneğin satış bedeli) buna göre indirilerek uyarlanmalıdır.". Yüksek Mahkeme bu içtihadıyla, kısmi imkânsızlık hâlinde kısmi ifa yasağının esneyeceğini Yargıtay içtihatları nezdinde tescillemiştir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu'nun 84. maddesinde lafzını bulan Kısmi İfayı Reddetme Hakkı, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; özellikle "Ticari Hayatın Gerçekleri ile Uyumsuzluk" ve "Kısmi İmkânsızlıkta Karşı Edimin Hesaplanması" bağlamında derin kuramsal eleştirilere maruz kalmaktadır.
Birinci ve en büyük dogmatik eleştiri, TBK m. 84'ün katı lafzının modern ticari işletmelerin likidite ve nakit akışı (cash flow) gerçeklerinden kopuk olmasına yöneliktir. Oğuzman ve Öz'ün eserlerinde hararetle tartışıldığı üzere; 19. yüzyıl İsviçre-Alman hukukunun bireysel ve tekil sözleşmelerine göre kurgulanmış olan "Borcun tamamı belli ve muaccelse kısmi ifa reddedilebilir" kuralı, devasa ticari krizlerin yaşandığı günümüz ekonomilerinde tahrip edici bir silah olabilmektedir. Bir şirketin 10 Milyon TL'lik bir vadesi gelmiş borcu için o an kasasında 8 Milyon TL nakdi varsa ve bunu alacaklıya sunuyorsa; alacaklının "2 Milyon daha bulmadan bu 8 Milyonu da almam, sana haciz gönderip şirketini batırırım" diyebilmesi, yasal olarak hakkın kullanımı gibi görünse de ticari hayatın devamlılığı ilkesiyle çelişmektedir. Avrupa Sözleşme Hukuku İlkeleri (PECL) veya UNIDROIT Uluslararası Ticari Sözleşmeler İlkeleri gibi modern hukuk metinlerinde; "Alacaklının meşru ve haklı bir menfaati zedelenmedikçe (örneğin ek masraflar borçlu tarafından karşılanıyorsa) alacaklı kısmi ifayı reddedemez" şeklinde esnek ve korumacı bir yapıya geçilmiştir. Türk hukukunun salt TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı) gibi çok soyut bir supapa bel bağlaması, uygulamada istikrarsızlığa ve hâkimin subjektif takdirine bırakılmış bir keyfiliğe yol açmaktadır.
İkinci felsefi eleştiri, kaynaklarda (örneğin "ifa kısmi ifa.pdf" metninde) da vurgulanan Sonraki Kısmi İmkânsızlıkta Karşı Edimin Hesaplanması (İndirilmesi) meselesinedir. Borcun bir kısmı kusursuz imkânsızlaşırsa alacaklı kalan kısmı TBK m. 84'e rağmen kabul etmek zorundadır. Ancak bu durumda alacaklının ödeyeceği bedel nasıl indirilecektir? Fikret Eren ve Mustafa Dural'ın işaret ettiği gibi, TBK m. 137'de bedelin indirilmesi gerektiği belirtilmişse de "nasıl" indirileceği yazmamaktadır. Doktrinde, salt "matematiksel (oransal) indirim" yönteminin adaletsiz sonuçlar doğurabileceği savunulmaktadır. Eğer geriye kalan ifanın birim değeri, bütünün parçası olmaktan çıktığı için piyasada dramatik şekilde düşmüşse, alacaklının sadece "adet oranında" indirim yapılmasına katlanması (örneğin 100 parçalık bir makine setinin 30 parçası yanmışsa, bedelin sadece %30 indirilmesi, oysa kalan 70 parça set bozulduğu için artık hurda değerindeyse) denkleştirici adaleti yerle yeksan eder. Doktrin, burada Roma hukukundan beri bilinen nispi indirim (Quanti Minoris) hesaplamalarının, ifanın kalitatif (niteliksel) ve ekonomik değer kaybını da kapsayacak şekilde geniş yorumlanması gerektiğini, aksi takdirde kısmi ifayı kabule mecbur bırakılan alacaklının haksız yere cezalandırılmış olacağını haklı olarak vurgulamaktadır.
İşte böylece, seninle 46.-52. Günler: Borçların İfası ve İfa Engelleri blokunun ifa mekaniğine dair en incelikli sınırlarından birini (TBK m. 84 / Kısmi İfa) resmen mühürlemiş olduk. İfanın miktarının ve alacaklının reddetme kudretinin temerrüt denklemini nasıl değiştirdiğini artık çok net görüyorsun.
Şimdi bir sonraki oturuma kadar dogmatik reflekslerini keskinleştirmen için şu zehri aklına bırakıyorum: Bir borçlu, TBK m. 84 uyarınca kısmi ifada bulunma hakkı olmamasına rağmen, ifayı "üçüncü bir kişi" aracılığıyla (örneğin kendi yerine bir arkadaşını göndererek) yapmak isterse ve sözleşmede borcun bizzat borçlu tarafından ifa edileceğine dair özel bir hüküm (şahsi ifa yükümlülüğü) yoksa; alacaklı "Ben seni muhatap bilirim, başkasından ifa kabul etmiyorum" diyerek bu ifayı reddedebilir mi? Üçüncü kişinin ifasını reddeden alacaklı, asıl borçluyu temerrüde düşürebilir mi? Bu dogmatik kördüğümü "İfayı Yapan sonraki celsede görüşeceğiz.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 73. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.