1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu'nun sistematiğinde 6. madde, "Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, sözleşmenin kurulması — yani öneri ve kabul — evresinde yer alır. Kanun koyucu, TBK m. 1 ile sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun açıklamaları gerektiğini emretmiş; irade açıklamasının açık veya örtülü olabileceğini belirtmiştir. Kural olarak hukuk düzeninde bir irade açıklaması, dış dünyaya yöneltilmiş aktif bir eylemi gerektirir. Susma, kendi başına bir irade beyanı değildir ve kural olarak önerinin reddedildiği anlamına gelir.
Ancak ticari hayatın hızı, güvenin korunması ve dürüstlük kuralı, bazı istisnai hâllerde susmaya hukuki bir sonuç bağlanmasını gerekli kılar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 6. maddesi, kaynak hüküm olan İsviçre Borçlar Kanunu (OR) Art. 6 ile paralel olarak, "örtülü kabul" başlığı altında bu istisnai kurumu düzenlemiştir. Hükmün düzenleme amacı, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde taraflar arasında mevcut olan veya kanundan doğan güven ilişkisinin korunmasıdır. Hayatın olağan akışı veya ticari teamüller, muhatabın söz konusu öneriyi kabul etmemesi hâlinde derhal ve açıkça itiraz etmesini gerektiriyorsa, muhatap sessiz kalarak bu yükümlülüğünü ihlal edemez.
Hukuk düzeni bu susmayı bir varsayım değil, somut durumun şartları içinde örtülü bir irade açıklaması olarak değerlendirir ve sözleşmeyi kurulmuş sayar. Sözleşme özgürlüğü ilkesinin daraltılması anlamına geldiği için hâkimin TBK m. 6 koşullarını dar yorumlaması, kümülatif şartların varlığını titizlikle aramaları beklenir.
Tarihsel olarak, 6098 sayılı TBK 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiştir ve TBK m. 6 eski 818 sayılı BK'nın paralel hükmünün yeniden yazımıdır. İçerik özde korunmuş, sadece dil arılaştırılmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin uygulama alanı bulabilmesi için kanunun saydığı alternatifli ön koşullardan birinin gerçekleşmesi ve "uygun sürede ret" eyleminin yapılmamış olması gerekir.
2.1. Örtülü Kabul ve Susma Kavramı
Kabul beyanı, aktif bir eylemle yapılabileceği gibi, örtülü davranışlarla da yapılabilir. Örtülü kabul, muhatabın sözleşme konusu edimi ifa etmeye başlaması veya malı kullanması gibi kanaat verici eylemleri (facta concludentia) kapsadığı gibi; TBK m. 6 anlamında pasif bir susma fiilini de kapsar. Ancak her susma kabul değildir. Susmanın kabul sayılabilmesi için, objektif dürüstlük kuralının muhataba cevap verme yükümlülüğü yüklemiş olması gerekir.
2.2. Açık Kabulün Beklenmediği Hâller
Kanun koyucu, önerenin açık bir kabul beyanı beklemek zorunda olmadığı durumları üçe ayırmıştır:
- Kanun gereği: Kanunun açıkça susmayı kabul saydığı hâller. Örneğin vekâlet sözleşmelerinde (TBK m. 503) vekilin mesleki sıfatına giren bir iş teklif edildiğinde derhal reddetmezse sözleşme kurulmuş sayılır. Sigorta hukukunda da sigortacının belirli koşullarda uzun süre susması poliçenin kabulü anlamına gelebilir.
- İşin özelliği: Önerinin niteliği, muhatabın sırf kendi yararına olan bir teklifi normal şartlarda reddetmeyeceğini gösteriyorsa (örneğin tamamen bedelsiz ve yükümlülüksüz bir zenginleşme teklifi) bu kapsama girer.
- Durumun gereği: Taraflar arasında süregelen ticari ilişkiler, sürekli iş bağlantıları veya önceki sözleşmelerdeki teamüller, önerinin açıkça reddedilmedikçe kabul edileceğine dair bir güven yaratmışsa, açık kabul aranmaz.
2.3. Uygun Sürede Reddedilmemesi
Açık kabulün beklenmediği bir durum var olsa bile sözleşme anında kurulmaz. Önerenin, muhataba düşünmesi ve gerekiyorsa ret iradesini iletmesi için uygun bir süre tanıması veya beklemesi gerekir. Bu sürenin uzunluğu; iletişim aracının türüne, önerinin karmaşıklığına ve ticari teamüllere göre hâkim tarafından objektif olarak belirlenir. Muhatap bu süre içinde sessiz kalırsa, süre bitiminde kabul beyanı hukuki sonuç doğurur ve sözleşme kurulur.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 6'nın sistematik bağ kurduğu hükümler:
- TBK m. 1: İradelerin uyuşmasını kurucu unsur olarak arar; TBK m. 6, örtülü açıklamanın en uç noktasıdır. Hukuki sonuç iradesi, muhatabın eylemsizliğinden çıkarılmaktadır.
- TBK m. 3, 4 ve 5: Önerinin bağlayıcılığına ilişkin bu maddeler, TBK m. 6'nın "uygun süre" kavramının tespitinde mihenk noktasıdır. Süreli öneride (m. 3), susmanın kabul sayılacağı azami süre belirlenmiş olur. Hazır olmayanlar arasındaki süresiz önerilerde (m. 5) ise zamanında ve usulüne uygun gönderilecek bir yanıtın ulaşma süresi kıyasen dikkate alınır.
- TMK m. 2 (Dürüstlük kuralı): TBK m. 6'nın temelidir. Susmanın kabule dönüşmesi, muhatabın dürüstlük kuralı gereği o durumda "hayır" demesi gereken bir kişi olmasına bağlıdır. Hakkın kötüye kullanılması yasağı, beklenip karşı tarafı zarara uğratmak isteyen sessizliği korumaz.
- TBK m. 7 (Ismarlanmayan şeyin gönderilmesi): TBK m. 6'nın en önemli karşı dengesi. Bir kimseye sipariş etmediği bir mal gönderilip "itiraz etmezsen satın almış sayılırsın" denilemez. TBK m. 7 açıkça "Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz. Bu şeyi alan kişi, onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir." demektedir. Aralarında sürekli bir ticari ilişki olmayan kişilere bu yolla susma yoluyla kabul dayatılması engellenmiştir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Susmanın kabul sayılabilmesi için gereken objektif dürüstlük kuralı koşulunu net biçimde formüle eden klasik referans, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararıdır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, T. 30.11.1955, E. 1955/14, K. 1955/20
Bu kararda Yargıtay, "sükût ile iradenin izhar edildiği pek çok hâller vardır... Kanunen cevap verme veya müracaatta bulunma mecburiyeti olmamakla beraber objektif hüsnüniyet kaidesi icabı olarak cevap verme veya müracaatta bulunma mükellefiyetinin doğduğu hâllerde, bu mükellefiyetin yerine getirilmemesine ve bu suretle ihtiyar olunan sükûta muayyen neticeler izafe edilmesi gerektiğine karar verilmiştir" diyerek TBK m. 6'nın temelini dürüstlük kuralına dayandırmıştır.
Yüksek Mahkeme bu içtihadıyla, hukukun pasif kalmayı kural olarak irade beyanı saymadığını; ancak dürüst bir muhatabın konuşması gereken yerde susmasını, hakkın kötüye kullanılması bağlamında kabul iradesi olarak himaye edeceğini ortaya koymuştur. Muhatabın TMK m. 2 anlamında cevap verme külfeti altında olduğu durumlar "durumun gereği" kapsamında değerlendirilmektedir.
Scraper'dan ve açık erişim kaynaklarından TBK m. 6'yı doğrudan atıflayan güncel daire kararları elde edilemedi; bu husus, hükmün uygulamada özel hükümlerle birlikte (vekâlet, sigorta, sürekli ticari ilişkiler) zımnen uygulanmasının doğal sonucudur. Bölüm, ileride eklenecek kararlarla zenginleştirilecektir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
A Şirketi, 10 yıldır B Marketler Zinciri'ne her ayın ilk haftası sabit fiyatla 1 ton peynir tedarik etmektedir. Süt fiyatlarının artması üzerine A, ayın son haftasında B'ye e-posta gönderir: "Önümüzdeki aydan itibaren peynir teslimatlarının kilo fiyatı 50 TL'den 60 TL'ye çıkarıldı; aksi bildirilmedikçe yeni fiyattan mal gönderilecektir." B e-postayı okur ancak yanıt vermez. Ayın ilk haftası A malları gönderir, B malları teslim alıp deposuna koyar.
Hukuki analiz: Taraflar arasında süregelen uzun süreli ve düzenli bir ticari ilişki (durumun gereği) vardır. B, fiyattaki değişikliği kabul etmiyorsa, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereği makul süre içinde bunu reddetmek ve yeni malları teslim almamakla yükümlüdür. Açık bir itirazda bulunmayıp sessiz kalması ve malları zilyetliğine geçirmesi, TBK m. 6 uyarınca yeni fiyatı içeren önerinin örtülü kabulü anlamına gelir. Sözleşme 60 TL üzerinden kurulmuştur.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Kitap yayıncısı X, isim ve adresini bir veri tabanından bulduğu akademisyen Y'ye, herhangi bir önceki ilişki olmadığı hâlde, postayla pahalı bir ansiklopedi gönderir. Paketin içine şu notu ekler: "Bu ansiklopedi mesleki gelişiminize sunulmuştur. 7 gün içinde tarafımıza iade etmezseniz 2.000 TL bedel karşılığında satın almış sayılırsınız." Y paketi alır, bir köşeye atar ve cevap vermez. 15 gün sonra X ödeme için icra takibi başlatır.
Hukuki analiz: Burada TBK m. 6 uyarınca susmanın kabul sayılması ihtimali yoktur. Taraflar arasında "açık kabulün beklenmemesini haklı kılacak" kanuni bir durum, işin özelliği veya durumun gereği (önceki ticari ilişki) bulunmamaktadır. Üstelik TBK m. 7 uyarınca ısmarlanmayan bir şeyin gönderilmesi öneri dahi sayılmaz. Ortada geçerli bir öneri olmadığı için Y'nin susması kabule dönüşemez; Y'nin iade veya saklama yükümlülüğü de yoktur. Sözleşme kurulmamıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
İspat yükü: Karşı tarafın sustuğunu ve bu susmanın kabule dönüştüğünü iddia eden taraf (öneren), kanunun aradığı olağandışı koşulların (işin özelliği, durumun gereği ve uygun sürenin beklendiği) varlığını ispatla yükümlüdür.
Genel İşlem Koşulları riski: Günümüzde bankalar veya büyük şirketler, matbu sözleşme taslaklarını müşteriye gönderip "15 gün içinde itiraz edilmezse şartlar kabul edilmiş sayılır" şeklinde dayatmalar yapmaktadır. TBK m. 20 vd. uyarınca, karşı tarafın aleyhine olan genel işlem koşullarının bu şekilde susma ile sözleşmeye dahil edilmesi yürürlük denetimine takılır. Muhatabın bu koşulların varlığından açıkça haberdar edilmesi ve onaylaması şarttır; aksi hâlde sadece susmaya dayanılarak sözleşme kurulsa bile aleyhe olan şaşırtıcı kayıtlar yazılmamış sayılır (TBK m. 21).
Tacirler bakımından: Ticari işlerde basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü (TTK m. 18/2) gereği, tacirlerin sessiz kalması ile tüketicilerin sessiz kalması yargı tarafından farklı değerlendirilir. Tacirin, aleyhine olan bir faturaya veya mutabakat metnine süresinde itiraz etmemesi çok daha ağır sonuçlar (kabul karinesi) doğurur.
Tüketici işlemlerinde sınırlama: Tüketicinin iradesinin aktif bir eylemle dışa vurulmasını arayan modern tüketici hukuku, pasif kalmaya bağlanan kabul sonuçlarını (önceden işaretlenmiş kutucuklar veya susma yoluyla onaylar) reddeder.
7. Eleştirel Değerlendirme
TBK m. 6 hükmü ve örtülü kabul kurumu, klasik irade teorisi ile modern ticaretin hızı arasındaki gerilimin merkezindedir. Doktrinde, susmanın gerçekten tarafların hukuki sonuç iradesini mi yansıttığı yoksa kanun koyucunun irade eksikliğine rağmen güveni korumak için kullandığı yasal bir araç mı olduğu konusunda görüş ayrılıkları mevcuttur.
Dijital çağda akıllı sözleşmeler (smart contracts) ve elektronik ticarette susmanın yeri tartışmalıdır. İnternet ortamında gönderilen otomatik bir öneriye karşı algoritmanın suskun kalması (veya kullanıcının tıklamaması) kural olarak kabul sayılamaz. Bu bağlamda, TBK m. 6 hükmünün günümüzde özellikle tacirler arası (B2B) ticari ilişkilerde katı biçimde uygulanması; tüketici-satıcı ilişkilerinde ise Avrupa Birliği normları ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un emredici hükümleri çerçevesinde sınırlı bir süzgeçten geçirilmesi gerektiği görüşü doktrinde ağırlık kazanmaktadır. Aksi hâlde güçlü tarafın sözleşmeyi dayatması meşrulaştırılmış olur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Necip Kocayusufpaşaoğlu / Hüseyin Hatemi / Rona Serozan / Abdülkadir Arpacı, Borçlar Hukuku Genel Bölüm; Selahattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümleri.
- Yargı kararları: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu T. 30.11.1955, E. 1955/14, K. 1955/20 (açık erişim klasik kaynaklarından teyitli). Güncel daire kararları, mevcut scraper taramasıyla TBK m. 6'yı doğrudan atıflayan biçimde elde edilemedi; ileride eklenecek kararlarla bölüm zenginleştirilecektir.
- Tarihsel arka plan: 6098 sayılı TBK'nın madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (Schweizerisches Obligationenrecht — OR/CO) Art. 6.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren ve değişmeyen 6. madde metnine dayanır. Eski 818 sayılı BK'nın paralel hükmü ile özde özdeş bir düzenleme olduğundan, eski dönem yargısal birikim — özellikle 1955 tarihli İBK — güncelliğini korumaktadır.
Görüş: Modern dijital ticaretin ve tüketici hukukunun ortaya koyduğu üzere, TBK m. 6'nın katı koşullara bağlı dar yorumu benimsenmiştir. Hâkimin "açık kabul beklenmemesini haklı kılan" üç koşulu (kanun, işin özelliği, durumun gereği) ve uygun süre koşulunu titizlikle araması, sözleşme özgürlüğünün ve zayıf taraf korumasının dengelenmesi için elzemdir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu'nun sistematiğinde 6. madde, "Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, sözleşmenin kurulması — yani öneri ve kabul — evresinde yer alır. Kanun koyucu, TBK m. 1 ile sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun açıklamaları gerektiğini emretmiş; irade açıklamasının açık veya örtülü olabileceğini belirtmiştir. Kural olarak hukuk düzeninde bir irade açıklaması, dış dünyaya yöneltilmiş aktif bir eylemi gerektirir. Susma, kendi başına bir irade beyanı değildir ve kural olarak önerinin reddedildiği anlamına gelir.
Ancak ticari hayatın hızı, güvenin korunması ve dürüstlük kuralı, bazı istisnai hâllerde susmaya hukuki bir sonuç bağlanmasını gerekli kılar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 6. maddesi, kaynak hüküm olan İsviçre Borçlar Kanunu (OR) Art. 6 ile paralel olarak, "örtülü kabul" başlığı altında bu istisnai kurumu düzenlemiştir. Hükmün düzenleme amacı, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde taraflar arasında mevcut olan veya kanundan doğan güven ilişkisinin korunmasıdır. Hayatın olağan akışı veya ticari teamüller, muhatabın söz konusu öneriyi kabul etmemesi hâlinde derhal ve açıkça itiraz etmesini gerektiriyorsa, muhatap sessiz kalarak bu yükümlülüğünü ihlal edemez.
Hukuk düzeni bu susmayı bir varsayım değil, somut durumun şartları içinde örtülü bir irade açıklaması olarak değerlendirir ve sözleşmeyi kurulmuş sayar. Sözleşme özgürlüğü ilkesinin daraltılması anlamına geldiği için hâkimin TBK m. 6 koşullarını dar yorumlaması, kümülatif şartların varlığını titizlikle aramaları beklenir.
Tarihsel olarak, 6098 sayılı TBK 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiştir ve TBK m. 6 eski 818 sayılı BK'nın paralel hükmünün yeniden yazımıdır. İçerik özde korunmuş, sadece dil arılaştırılmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin uygulama alanı bulabilmesi için kanunun saydığı alternatifli ön koşullardan birinin gerçekleşmesi ve "uygun sürede ret" eyleminin yapılmamış olması gerekir.
2.1. Örtülü Kabul ve Susma Kavramı
Kabul beyanı, aktif bir eylemle yapılabileceği gibi, örtülü davranışlarla da yapılabilir. Örtülü kabul, muhatabın sözleşme konusu edimi ifa etmeye başlaması veya malı kullanması gibi kanaat verici eylemleri (facta concludentia) kapsadığı gibi; TBK m. 6 anlamında pasif bir susma fiilini de kapsar. Ancak her susma kabul değildir. Susmanın kabul sayılabilmesi için, objektif dürüstlük kuralının muhataba cevap verme yükümlülüğü yüklemiş olması gerekir.
2.2. Açık Kabulün Beklenmediği Hâller
Kanun koyucu, önerenin açık bir kabul beyanı beklemek zorunda olmadığı durumları üçe ayırmıştır:
2.3. Uygun Sürede Reddedilmemesi
Açık kabulün beklenmediği bir durum var olsa bile sözleşme anında kurulmaz. Önerenin, muhataba düşünmesi ve gerekiyorsa ret iradesini iletmesi için uygun bir süre tanıması veya beklemesi gerekir. Bu sürenin uzunluğu; iletişim aracının türüne, önerinin karmaşıklığına ve ticari teamüllere göre hâkim tarafından objektif olarak belirlenir. Muhatap bu süre içinde sessiz kalırsa, süre bitiminde kabul beyanı hukuki sonuç doğurur ve sözleşme kurulur.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 6'nın sistematik bağ kurduğu hükümler:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Susmanın kabul sayılabilmesi için gereken objektif dürüstlük kuralı koşulunu net biçimde formüle eden klasik referans, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararıdır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, T. 30.11.1955, E. 1955/14, K. 1955/20
Bu kararda Yargıtay, "sükût ile iradenin izhar edildiği pek çok hâller vardır... Kanunen cevap verme veya müracaatta bulunma mecburiyeti olmamakla beraber objektif hüsnüniyet kaidesi icabı olarak cevap verme veya müracaatta bulunma mükellefiyetinin doğduğu hâllerde, bu mükellefiyetin yerine getirilmemesine ve bu suretle ihtiyar olunan sükûta muayyen neticeler izafe edilmesi gerektiğine karar verilmiştir" diyerek TBK m. 6'nın temelini dürüstlük kuralına dayandırmıştır.
Yüksek Mahkeme bu içtihadıyla, hukukun pasif kalmayı kural olarak irade beyanı saymadığını; ancak dürüst bir muhatabın konuşması gereken yerde susmasını, hakkın kötüye kullanılması bağlamında kabul iradesi olarak himaye edeceğini ortaya koymuştur. Muhatabın TMK m. 2 anlamında cevap verme külfeti altında olduğu durumlar "durumun gereği" kapsamında değerlendirilmektedir.
Scraper'dan ve açık erişim kaynaklarından TBK m. 6'yı doğrudan atıflayan güncel daire kararları elde edilemedi; bu husus, hükmün uygulamada özel hükümlerle birlikte (vekâlet, sigorta, sürekli ticari ilişkiler) zımnen uygulanmasının doğal sonucudur. Bölüm, ileride eklenecek kararlarla zenginleştirilecektir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
A Şirketi, 10 yıldır B Marketler Zinciri'ne her ayın ilk haftası sabit fiyatla 1 ton peynir tedarik etmektedir. Süt fiyatlarının artması üzerine A, ayın son haftasında B'ye e-posta gönderir: "Önümüzdeki aydan itibaren peynir teslimatlarının kilo fiyatı 50 TL'den 60 TL'ye çıkarıldı; aksi bildirilmedikçe yeni fiyattan mal gönderilecektir." B e-postayı okur ancak yanıt vermez. Ayın ilk haftası A malları gönderir, B malları teslim alıp deposuna koyar.
Hukuki analiz: Taraflar arasında süregelen uzun süreli ve düzenli bir ticari ilişki (durumun gereği) vardır. B, fiyattaki değişikliği kabul etmiyorsa, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereği makul süre içinde bunu reddetmek ve yeni malları teslim almamakla yükümlüdür. Açık bir itirazda bulunmayıp sessiz kalması ve malları zilyetliğine geçirmesi, TBK m. 6 uyarınca yeni fiyatı içeren önerinin örtülü kabulü anlamına gelir. Sözleşme 60 TL üzerinden kurulmuştur.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Kitap yayıncısı X, isim ve adresini bir veri tabanından bulduğu akademisyen Y'ye, herhangi bir önceki ilişki olmadığı hâlde, postayla pahalı bir ansiklopedi gönderir. Paketin içine şu notu ekler: "Bu ansiklopedi mesleki gelişiminize sunulmuştur. 7 gün içinde tarafımıza iade etmezseniz 2.000 TL bedel karşılığında satın almış sayılırsınız." Y paketi alır, bir köşeye atar ve cevap vermez. 15 gün sonra X ödeme için icra takibi başlatır.
Hukuki analiz: Burada TBK m. 6 uyarınca susmanın kabul sayılması ihtimali yoktur. Taraflar arasında "açık kabulün beklenmemesini haklı kılacak" kanuni bir durum, işin özelliği veya durumun gereği (önceki ticari ilişki) bulunmamaktadır. Üstelik TBK m. 7 uyarınca ısmarlanmayan bir şeyin gönderilmesi öneri dahi sayılmaz. Ortada geçerli bir öneri olmadığı için Y'nin susması kabule dönüşemez; Y'nin iade veya saklama yükümlülüğü de yoktur. Sözleşme kurulmamıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
İspat yükü: Karşı tarafın sustuğunu ve bu susmanın kabule dönüştüğünü iddia eden taraf (öneren), kanunun aradığı olağandışı koşulların (işin özelliği, durumun gereği ve uygun sürenin beklendiği) varlığını ispatla yükümlüdür.
Genel İşlem Koşulları riski: Günümüzde bankalar veya büyük şirketler, matbu sözleşme taslaklarını müşteriye gönderip "15 gün içinde itiraz edilmezse şartlar kabul edilmiş sayılır" şeklinde dayatmalar yapmaktadır. TBK m. 20 vd. uyarınca, karşı tarafın aleyhine olan genel işlem koşullarının bu şekilde susma ile sözleşmeye dahil edilmesi yürürlük denetimine takılır. Muhatabın bu koşulların varlığından açıkça haberdar edilmesi ve onaylaması şarttır; aksi hâlde sadece susmaya dayanılarak sözleşme kurulsa bile aleyhe olan şaşırtıcı kayıtlar yazılmamış sayılır (TBK m. 21).
Tacirler bakımından: Ticari işlerde basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü (TTK m. 18/2) gereği, tacirlerin sessiz kalması ile tüketicilerin sessiz kalması yargı tarafından farklı değerlendirilir. Tacirin, aleyhine olan bir faturaya veya mutabakat metnine süresinde itiraz etmemesi çok daha ağır sonuçlar (kabul karinesi) doğurur.
Tüketici işlemlerinde sınırlama: Tüketicinin iradesinin aktif bir eylemle dışa vurulmasını arayan modern tüketici hukuku, pasif kalmaya bağlanan kabul sonuçlarını (önceden işaretlenmiş kutucuklar veya susma yoluyla onaylar) reddeder.
7. Eleştirel Değerlendirme
TBK m. 6 hükmü ve örtülü kabul kurumu, klasik irade teorisi ile modern ticaretin hızı arasındaki gerilimin merkezindedir. Doktrinde, susmanın gerçekten tarafların hukuki sonuç iradesini mi yansıttığı yoksa kanun koyucunun irade eksikliğine rağmen güveni korumak için kullandığı yasal bir araç mı olduğu konusunda görüş ayrılıkları mevcuttur.
Dijital çağda akıllı sözleşmeler (smart contracts) ve elektronik ticarette susmanın yeri tartışmalıdır. İnternet ortamında gönderilen otomatik bir öneriye karşı algoritmanın suskun kalması (veya kullanıcının tıklamaması) kural olarak kabul sayılamaz. Bu bağlamda, TBK m. 6 hükmünün günümüzde özellikle tacirler arası (B2B) ticari ilişkilerde katı biçimde uygulanması; tüketici-satıcı ilişkilerinde ise Avrupa Birliği normları ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un emredici hükümleri çerçevesinde sınırlı bir süzgeçten geçirilmesi gerektiği görüşü doktrinde ağırlık kazanmaktadır. Aksi hâlde güçlü tarafın sözleşmeyi dayatması meşrulaştırılmış olur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren ve değişmeyen 6. madde metnine dayanır. Eski 818 sayılı BK'nın paralel hükmü ile özde özdeş bir düzenleme olduğundan, eski dönem yargısal birikim — özellikle 1955 tarihli İBK — güncelliğini korumaktadır.
Görüş: Modern dijital ticaretin ve tüketici hukukunun ortaya koyduğu üzere, TBK m. 6'nın katı koşullara bağlı dar yorumu benimsenmiştir. Hâkimin "açık kabul beklenmemesini haklı kılan" üç koşulu (kanun, işin özelliği, durumun gereği) ve uygun süre koşulunu titizlikle araması, sözleşme özgürlüğünün ve zayıf taraf korumasının dengelenmesi için elzemdir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.