1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 583. maddesi, kefalet sözleşmesinin kuruluşunda uyulması gereken geçerlilik şeklini (sıhhat şartını) düzenlemektedir. Kefalet sözleşmesinin temel amacı alacaklıya kişisel bir teminat sağlamak olmakla birlikte, bu sözleşme tek tarafa (kefile) ağır ekonomik ve hukuki yükümlülükler getirdiğinden, kanun koyucu kefilin ani ve düşüncesizce karar vermesini engellemek amacıyla oldukça sıkı bir şekil şartı öngörmüştür [1-3].
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484. maddesinde kefalet sözleşmesinin geçerliliği yalnızca yazılı şekle ve sorumlu olunacak muayyen bir miktarın gösterilmesine bağlanmışken, 6098 sayılı TBK m. 583 ile bu koruma çerçevesi İsviçre Borçlar Kanunu'na (OR md. 493) paralel olarak genişletilmiş ve "nitelikli yazılı şekil" (el yazısı koşulu) şartı getirilmiştir [1, 4, 5]. Madde hükmüne göre kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması yeterli olmayıp, kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve eğer müteselsil kefalet söz konusu ise bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini bizzat "kendi el yazısıyla" sözleşme metninde belirtmesi emredici bir geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir [6-9].
Şekil kuralına uyulmadan yapılan bir kefalet sözleşmesi kesin hükümsüzlük (butlan) yaptırımı ile karşılaşır [5, 10]. Kefilin sorumluluk altına girerken daha fazla düşünmesinin istenmesi sebebiyle, kefil çoğu zaman herhangi bir karşılık (ivaz) elde etmeksizin bu sözleşme ile borç altına girmektedir [5]. Ayrıca maddenin son fıkrası, sözleşmenin kurulmasından sonra kefilin sorumluluğunu ağırlaştıran değişikliklerin de aynı sıkı şekil şartına (el yazısı kuralına) tabi olduğunu vurgulayarak, korumanın sözleşmenin devamı aşamasında da sürdürülmesini amaçlamıştır [9, 11, 12].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yazılı Şekil ve El Yazısı Koşulu (Nitelikli Yazılı Şekil)
Kefalet sözleşmesi kural olarak adi yazılı şekle tabidir. Ancak TBK m. 583/1 hükmü, adi yazılı şeklin sınırlarını aşarak kefile ait bazı beyanların bizzat kendi el yazısı ile yazılmasını emrettiğinden, doktrinde buna "nitelikli yazılı şekil" denilmektedir. Sözleşmenin ana metni matbu (daktilo veya bilgisayar çıktısı) olabilir; ancak kanunun aradığı zorunlu unsurların (miktar, tarih ve müteselsil ibaresi) mutlaka kefilin el yazısı ile sözleşme üzerine (veya kefalet beyanına) derç edilmesi şarttır [5, 6]. Güvenli elektronik imza kural olarak el yazısı ile atılan imzanın sonuçlarını doğursa da, el yazısıyla yazılması gereken metin kısımlarını karşılayıp karşılamayacağı hususu doktrinde tartışmalıdır; zira kanun doğrudan "el yazısı" ifadesini kullanmıştır [13, 14].
2.2. Sorumlu Olunacak Azami Miktarın El Yazısıyla Belirtilmesi
Kefilin malvarlığının sınırsız bir şekilde tehdit altında kalmasını önlemek için, kefilin en fazla ne kadarlık bir meblağ için risk altına girdiğini bilmesi gerekir. Azami miktar, kefilin sorumluluğunun üst sınırını çizer [14, 15]. Mülga Kanun döneminde asıl borç sözleşmesine yollama yapılması yeterli görülmekte iken, TBK m. 583/1 uyarınca rakamın kefil tarafından el yazısıyla yazılması mecburi kılınmıştır [16-18]. Doktrinde, tutarın sadece rakamla yazılmasının yeterli olup olmadığı hususunda ihtilaf bulunmaktadır; bazı yazarlar rakamla yazılmasının kanunun lafzı gereği yeterli olduğunu ancak tahrifat riskine karşı harflerle yazılmasının kefili daha iyi koruyacağını [19-21], bazı yazarlar ise rakam veya harf olmasının şekle aykırılık oluşturmayacağını ifade etmektedir [14, 20].
2.3. Kefalet Tarihinin El Yazısıyla Belirtilmesi
Tarihin el yazısı ile atılmasının iki önemli işlevi vardır: Birincisi, kefilin kural olarak sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki asıl borçlardan sorumlu olmasıdır (TBK m. 589/3) [22, 23]. İkincisi, TBK m. 598/3 uyarınca gerçek kişilerce verilen kefaletlerin 10 yıllık azami süreyle sınırlandırılmış olmasıdır [24, 25]. On yıllık yasal azami sürenin başlangıç anının tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi için tarihin el yazısıyla atılması zorunludur [23, 25].
2.4. Müteselsil Kefalet İradesinin El Yazısıyla Belirtilmesi
Adi kefalet asıl kural olup, alacaklının asıl borçluya başvurmadan (tartışma def'ini ortadan kaldırarak) doğrudan kefile gidebilmesi için kefaletin müteselsil nitelikte olması şarttır (TBK m. 586/1) [26-28]. Kefilin müteselsil sorumluluğu üstlendiğini bilmesi ve hissetmesi adına, "müteselsil kefil" veya bu anlama gelen "bila taallül", "ilk talepte", "asıl borçlu ile birlikte" gibi ifadeleri kendi el yazısıyla derç etmesi zorunludur [29, 30]. Matbu sözleşmelerdeki "müteselsil kefil" ibarelerinin yanına atılan basit bir imza, müteselsil sorumluluğun doğması için yeterli değildir; bu durumda şekil eksikliğinden ötürü sözleşme müteselsil kefalet olarak değil, -şartları varsa- adi kefalet olarak ayakta kalabilir veya tamamen geçersiz sayılabilir [31, 32].
2.5. Kefalet Vaadi ve Kendi Adına Kefil Olma Konusunda Özel Yetki
TBK m. 583/2 uyarınca, bir kimseye kefil olma vaadinde bulunulması (ön sözleşme) veya temsilciye kendi adına başkasına kefil olması için verilen yetki (vekâletname) de kefalet sözleşmesindeki ağır şekil şartlarına tabidir [33, 34]. Ancak vekil bizzat kendi adına değil de doğrudan temsil olunan adına kefalet sözleşmesi imzalayacaksa, vekâletnamenin içeriğindeki özel yetkinin tam olarak hangi şekle tabi olacağı doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, genel kural temsilcinin vekâletnameye dayanarak kefalet ilişkisi kurarken TBK 583'teki el yazısı koşullarını kendi eliyle yerine getirmesidir [34].
2.6. Kefilin Sorumluluğunu Artıran Değişiklikler
TBK m. 583/3 hükmü uyarınca, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarı artıran veya adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştüren değişiklikler, sözleşmenin kuruluşundaki katı şekil şartlarına tabidir [9, 11, 12, 35]. Buna karşılık kefilin sorumluluğunu hafifleten (örneğin azami meblağı indiren veya müteselsil kefaleti adi kefalete çeviren) anlaşmalar herhangi bir şekil kuralına tabi olmaksızın yapılabilir [36].
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 603 (Diğer Kişisel Güvencelere Uygulama): TBK m. 583'te düzenlenen şekil şartları, gerçek kişiler tarafından kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak "garanti sözleşmesi" veya "üçüncü kişinin fiilini taahhüt" gibi farklı adlar altında akdedilen sözleşmelere de kıyasen değil, doğrudan emredici olarak uygulanır [37-39].
- TBK m. 584 (Eşin Rızası): Şekil şartı yerine getirilmiş olsa dahi, kefil evli ise ayrıca eşin yazılı rızasının (belli istisnalar dışında) bulunması zorunludur. Eşin rızası da şekli tamamlayan bir diğer geçerlilik koşuludur [38, 40, 41].
- TBK m. 598 (Gerçek Kişilerde 10 Yıllık Sınır): Kefalet tarihi mutlaka el yazısı ile atılmalıdır çünkü gerçek kişilerin kefaleti, sözleşme tarihinden itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer [24, 42]. Tarih, bu 10 yıllık azami (hak düşürücü) sürenin başlangıç anını belirler [23, 43].
- TBK m. 27 ve m. 12 (Geçersizlik ve Şekil Genel Kuralları): TBK m. 583’te öngörülen nitelikli yazılı şekil kuralı ispat değil geçerlilik şeklidir. Şekle aykırılığın yaptırımı kesin hükümsüzlüktür (butlan). Hâkim tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir [5, 7, 10].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, kefalet sözleşmesinde TBK m. 583 hükmüne riayet edilmemiş olması hâkim tarafından davanın her aşamasında re'sen nazara alınır [44-47].
Özellikle banka kredi sözleşmelerinde matbu (basılı) formlarda yer alan kefalet beyanlarının geçerliliği sıkça uyuşmazlık konusu olmuştur. Yargıtay, kefilin el yazısı ile atılmayan "müteselsil kefil" beyanlarının, tarih ve miktarların geçersiz olduğuna, sözleşmenin kefil yönünden bağlayıcılık taşımadığına hükmetmektedir. Matbu metindeki "kefil" satırının yanına atılan salt imza, sözleşmeyi muteber bir kefalet sözleşmesi haline getirmez [32]. Ayrıca, boş olarak imzalanan belgelerin sonradan banka veya alacaklı tarafından doldurulması (beyaza imza), miktar ve tarih kefilin el yazısıyla bizzat yazılmadığı takdirde geçersiz kabul edilmektedir [1, 4]. Geçersiz olan bir kefalet sözleşmesinin "tahvil" (dönüştürme) yoluyla garanti sözleşmesi ayakta tutulması da, TBK m. 603 hükmü karşısında mümkün görülmemektedir [37, 48].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Bay (A), bir ticari bankadan tüketici kredisi kullanan arkadaşı Bay (B) lehine, bankanın hazırladığı 15 sayfalık matbu sözleşmenin son sayfasındaki "Müteselsil Kefil" isimli boşluğa sadece ismini yazmış ve imzasını atmıştır. Sözleşme metninde 100.000 TL kefalet bedeli banka personeli tarafından tükenmez kalemle yazılmış, tarih ise matbu olarak bırakılmıştır. Borçlu (B)'nin temerrüde düşmesi üzerine banka, (A)'ya karşı icra takibi başlatmıştır.
Hukuki analiz: TBK m. 583/1 amir hükmü gereği, kefilin azami miktarı, tarihi ve müteselsil kefil olma iradesini bizzat "kendi el yazısıyla" yazması emredici şekil şartıdır [6-9]. Olayda miktar banka personeli tarafından yazılmış, tarih matbu olarak kalmış ve müteselsil ibaresi kefilin el yazısı ile yazılmamıştır. Bu nedenle kefalet sözleşmesi kesin hükümsüzdür (batıldır). Bay (A), geçerli bir sözleşme bulunmadığı itirazını ileri sürerek borçtan kurtulacaktır.
Olay 2:
Bayan (C), bir limited şirketin ticari mal alımı için tedarikçi (D) A.Ş. ile akdettiği sözleşmede kefil sıfatıyla yer almış; 50.000 TL bedeli, günün tarihini ve "Müteselsil Kefilim" ibaresini kendi el yazısıyla yazarak imzalamıştır. Bir yıl sonra şirketler ticari hacmi artırmak istemiş, (D) A.Ş., Bayan (C)'ye bir e-posta göndererek "Kefalet limitinizi 100.000 TL'ye çıkardık, uygun mu?" diye sormuş, (C) de e-postaya "Uygundur, onaylıyorum." şeklinde cevap vermiştir.
Hukuki analiz: TBK m. 583/3 uyarınca, kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler (limitin 50.000 TL'den 100.000 TL'ye çıkarılması) sözleşmenin kuruluşundaki ağır şekil şartlarına, yani el yazısı kuralına tabidir [9, 11, 12]. Bir e-posta teyidi bu nitelikli yazılı şekil unsurunu taşımaz. Bu nedenle 100.000 TL'ye artırım iradesi geçersizdir. Bayan (C)'nin kefalet sorumluluğu, ilk kurulan geçerli sözleşmedeki 50.000 TL limiti üzerinden devam edecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulduğunu ispat yükü alacaklıya aittir. Alacaklı, mahkemeye TBK m. 583'teki el yazısı koşullarını eksiksiz taşıyan bir belge sunmak zorundadır [49, 50].
- Zamanaşımı / Süreler: Şekil eksikliği bir def'i değil itiraz olduğundan, zaman sınırlaması olmaksızın (zamanaşımına tabi olmadan) her aşamada ileri sürülebilir. Ayrıca, şekle uygun kurulan bir sözleşmede yazılı tarih, 10 yıllık yasal azami sürenin başlangıcını oluşturur (TBK m. 598/3) [25, 42, 43].
- Görevli/yetkili mahkeme: Kefaletin ticari işe mi yoksa adi işe mi verildiğine veya asıl borçlunun tüketici olup olmadığına göre değişmekle beraber, genellikle Asliye Ticaret (müteselsil ise) veya Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Geçersizlik itirazı icra mahkemesinde (imza inkârı haricinde) kısıtlı incelemeye tabi olabileceğinden, menfi tespit davalarında incelenir.
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıklıkla banka görevlileri veya alacaklı taraf yetkilileri, matbu formları boş imzalatıp miktarları ve tarihleri sonradan kendileri doldurmaktadır. Hatta müteselsil ibareleri kaşeyle basılmaktadır. Bu sözleşmeler yargılamada grafolojik (yazı yaşı veya aidiyeti) incelemelere tabi tutulmakta ve el yazısının kefile ait olmadığı tespit edildiğinde tüm sözleşme hükümsüz kalmaktadır [4, 51].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TBK m. 583 hükmünün aşırı şekilciliği yoğun eleştirilere tabi tutulmuştur. Kanun koyucunun koruma amacı meşru olmakla birlikte; örneğin elinin sakatlığı nedeniyle yazı yazamayan veya okuma-yazma bilmeyen ancak fiil ehliyetine sahip kişilerin "kendi el yazısıyla" yazma şartını nasıl yerine getirecekleri sorunu ortaya çıkmıştır [21]. Doktrindeki baskın görüş, bu durumda noter vasıtasıyla resmi düzenleme şeklinde kefalet sözleşmesi yapılmasının, el yazısı şartının yerini alacağını savunmaktadır; zira resmi senedin sağladığı uyarı ve ispat fonksiyonu, el yazısının sağladığı amacın (korumanın) çok ötesindedir [48, 52].
Ayrıca, sözleşmenin geçerliliğinin eşin rızasına da bağlanmış olması (TBK m. 584) ile birleşince, ticari kredi akışının ciddi anlamda sekteye uğradığı görülmüş; nitekim 2013 yılında TBK 584'e eklenen fıkra ile şirket ortak/yöneticilerinin ve esnafların ticari kefaletlerinde eş rızası şartı istisna kapsamına alınmak zorunda kalınmıştır [40, 53]. Ancak el yazısı ile miktar ve tarih belirtme kuralı ticari kefaletler dâhil tüm gerçek kişiler için katı bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Azami miktarın mutlaka rakamla mı yoksa yazıyla mı belirtileceği hususunda kanundaki lafzi boşluk ise, mahkemelerdeki teknik itiraz sayısını gereksiz yere artırmaktadır [16, 20].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 583. maddesi, kefalet sözleşmesinin kuruluşunda uyulması gereken geçerlilik şeklini (sıhhat şartını) düzenlemektedir. Kefalet sözleşmesinin temel amacı alacaklıya kişisel bir teminat sağlamak olmakla birlikte, bu sözleşme tek tarafa (kefile) ağır ekonomik ve hukuki yükümlülükler getirdiğinden, kanun koyucu kefilin ani ve düşüncesizce karar vermesini engellemek amacıyla oldukça sıkı bir şekil şartı öngörmüştür [1-3].
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484. maddesinde kefalet sözleşmesinin geçerliliği yalnızca yazılı şekle ve sorumlu olunacak muayyen bir miktarın gösterilmesine bağlanmışken, 6098 sayılı TBK m. 583 ile bu koruma çerçevesi İsviçre Borçlar Kanunu'na (OR md. 493) paralel olarak genişletilmiş ve "nitelikli yazılı şekil" (el yazısı koşulu) şartı getirilmiştir [1, 4, 5]. Madde hükmüne göre kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması yeterli olmayıp, kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve eğer müteselsil kefalet söz konusu ise bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini bizzat "kendi el yazısıyla" sözleşme metninde belirtmesi emredici bir geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir [6-9].
Şekil kuralına uyulmadan yapılan bir kefalet sözleşmesi kesin hükümsüzlük (butlan) yaptırımı ile karşılaşır [5, 10]. Kefilin sorumluluk altına girerken daha fazla düşünmesinin istenmesi sebebiyle, kefil çoğu zaman herhangi bir karşılık (ivaz) elde etmeksizin bu sözleşme ile borç altına girmektedir [5]. Ayrıca maddenin son fıkrası, sözleşmenin kurulmasından sonra kefilin sorumluluğunu ağırlaştıran değişikliklerin de aynı sıkı şekil şartına (el yazısı kuralına) tabi olduğunu vurgulayarak, korumanın sözleşmenin devamı aşamasında da sürdürülmesini amaçlamıştır [9, 11, 12].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yazılı Şekil ve El Yazısı Koşulu (Nitelikli Yazılı Şekil)
Kefalet sözleşmesi kural olarak adi yazılı şekle tabidir. Ancak TBK m. 583/1 hükmü, adi yazılı şeklin sınırlarını aşarak kefile ait bazı beyanların bizzat kendi el yazısı ile yazılmasını emrettiğinden, doktrinde buna "nitelikli yazılı şekil" denilmektedir. Sözleşmenin ana metni matbu (daktilo veya bilgisayar çıktısı) olabilir; ancak kanunun aradığı zorunlu unsurların (miktar, tarih ve müteselsil ibaresi) mutlaka kefilin el yazısı ile sözleşme üzerine (veya kefalet beyanına) derç edilmesi şarttır [5, 6]. Güvenli elektronik imza kural olarak el yazısı ile atılan imzanın sonuçlarını doğursa da, el yazısıyla yazılması gereken metin kısımlarını karşılayıp karşılamayacağı hususu doktrinde tartışmalıdır; zira kanun doğrudan "el yazısı" ifadesini kullanmıştır [13, 14].
2.2. Sorumlu Olunacak Azami Miktarın El Yazısıyla Belirtilmesi
Kefilin malvarlığının sınırsız bir şekilde tehdit altında kalmasını önlemek için, kefilin en fazla ne kadarlık bir meblağ için risk altına girdiğini bilmesi gerekir. Azami miktar, kefilin sorumluluğunun üst sınırını çizer [14, 15]. Mülga Kanun döneminde asıl borç sözleşmesine yollama yapılması yeterli görülmekte iken, TBK m. 583/1 uyarınca rakamın kefil tarafından el yazısıyla yazılması mecburi kılınmıştır [16-18]. Doktrinde, tutarın sadece rakamla yazılmasının yeterli olup olmadığı hususunda ihtilaf bulunmaktadır; bazı yazarlar rakamla yazılmasının kanunun lafzı gereği yeterli olduğunu ancak tahrifat riskine karşı harflerle yazılmasının kefili daha iyi koruyacağını [19-21], bazı yazarlar ise rakam veya harf olmasının şekle aykırılık oluşturmayacağını ifade etmektedir [14, 20].
2.3. Kefalet Tarihinin El Yazısıyla Belirtilmesi
Tarihin el yazısı ile atılmasının iki önemli işlevi vardır: Birincisi, kefilin kural olarak sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki asıl borçlardan sorumlu olmasıdır (TBK m. 589/3) [22, 23]. İkincisi, TBK m. 598/3 uyarınca gerçek kişilerce verilen kefaletlerin 10 yıllık azami süreyle sınırlandırılmış olmasıdır [24, 25]. On yıllık yasal azami sürenin başlangıç anının tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi için tarihin el yazısıyla atılması zorunludur [23, 25].
2.4. Müteselsil Kefalet İradesinin El Yazısıyla Belirtilmesi
Adi kefalet asıl kural olup, alacaklının asıl borçluya başvurmadan (tartışma def'ini ortadan kaldırarak) doğrudan kefile gidebilmesi için kefaletin müteselsil nitelikte olması şarttır (TBK m. 586/1) [26-28]. Kefilin müteselsil sorumluluğu üstlendiğini bilmesi ve hissetmesi adına, "müteselsil kefil" veya bu anlama gelen "bila taallül", "ilk talepte", "asıl borçlu ile birlikte" gibi ifadeleri kendi el yazısıyla derç etmesi zorunludur [29, 30]. Matbu sözleşmelerdeki "müteselsil kefil" ibarelerinin yanına atılan basit bir imza, müteselsil sorumluluğun doğması için yeterli değildir; bu durumda şekil eksikliğinden ötürü sözleşme müteselsil kefalet olarak değil, -şartları varsa- adi kefalet olarak ayakta kalabilir veya tamamen geçersiz sayılabilir [31, 32].
2.5. Kefalet Vaadi ve Kendi Adına Kefil Olma Konusunda Özel Yetki
TBK m. 583/2 uyarınca, bir kimseye kefil olma vaadinde bulunulması (ön sözleşme) veya temsilciye kendi adına başkasına kefil olması için verilen yetki (vekâletname) de kefalet sözleşmesindeki ağır şekil şartlarına tabidir [33, 34]. Ancak vekil bizzat kendi adına değil de doğrudan temsil olunan adına kefalet sözleşmesi imzalayacaksa, vekâletnamenin içeriğindeki özel yetkinin tam olarak hangi şekle tabi olacağı doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, genel kural temsilcinin vekâletnameye dayanarak kefalet ilişkisi kurarken TBK 583'teki el yazısı koşullarını kendi eliyle yerine getirmesidir [34].
2.6. Kefilin Sorumluluğunu Artıran Değişiklikler
TBK m. 583/3 hükmü uyarınca, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarı artıran veya adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştüren değişiklikler, sözleşmenin kuruluşundaki katı şekil şartlarına tabidir [9, 11, 12, 35]. Buna karşılık kefilin sorumluluğunu hafifleten (örneğin azami meblağı indiren veya müteselsil kefaleti adi kefalete çeviren) anlaşmalar herhangi bir şekil kuralına tabi olmaksızın yapılabilir [36].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, kefalet sözleşmesinde TBK m. 583 hükmüne riayet edilmemiş olması hâkim tarafından davanın her aşamasında re'sen nazara alınır [44-47]. Özellikle banka kredi sözleşmelerinde matbu (basılı) formlarda yer alan kefalet beyanlarının geçerliliği sıkça uyuşmazlık konusu olmuştur. Yargıtay, kefilin el yazısı ile atılmayan "müteselsil kefil" beyanlarının, tarih ve miktarların geçersiz olduğuna, sözleşmenin kefil yönünden bağlayıcılık taşımadığına hükmetmektedir. Matbu metindeki "kefil" satırının yanına atılan salt imza, sözleşmeyi muteber bir kefalet sözleşmesi haline getirmez [32]. Ayrıca, boş olarak imzalanan belgelerin sonradan banka veya alacaklı tarafından doldurulması (beyaza imza), miktar ve tarih kefilin el yazısıyla bizzat yazılmadığı takdirde geçersiz kabul edilmektedir [1, 4]. Geçersiz olan bir kefalet sözleşmesinin "tahvil" (dönüştürme) yoluyla garanti sözleşmesi ayakta tutulması da, TBK m. 603 hükmü karşısında mümkün görülmemektedir [37, 48].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bay (A), bir ticari bankadan tüketici kredisi kullanan arkadaşı Bay (B) lehine, bankanın hazırladığı 15 sayfalık matbu sözleşmenin son sayfasındaki "Müteselsil Kefil" isimli boşluğa sadece ismini yazmış ve imzasını atmıştır. Sözleşme metninde 100.000 TL kefalet bedeli banka personeli tarafından tükenmez kalemle yazılmış, tarih ise matbu olarak bırakılmıştır. Borçlu (B)'nin temerrüde düşmesi üzerine banka, (A)'ya karşı icra takibi başlatmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 583/1 amir hükmü gereği, kefilin azami miktarı, tarihi ve müteselsil kefil olma iradesini bizzat "kendi el yazısıyla" yazması emredici şekil şartıdır [6-9]. Olayda miktar banka personeli tarafından yazılmış, tarih matbu olarak kalmış ve müteselsil ibaresi kefilin el yazısı ile yazılmamıştır. Bu nedenle kefalet sözleşmesi kesin hükümsüzdür (batıldır). Bay (A), geçerli bir sözleşme bulunmadığı itirazını ileri sürerek borçtan kurtulacaktır.
Olay 2: Bayan (C), bir limited şirketin ticari mal alımı için tedarikçi (D) A.Ş. ile akdettiği sözleşmede kefil sıfatıyla yer almış; 50.000 TL bedeli, günün tarihini ve "Müteselsil Kefilim" ibaresini kendi el yazısıyla yazarak imzalamıştır. Bir yıl sonra şirketler ticari hacmi artırmak istemiş, (D) A.Ş., Bayan (C)'ye bir e-posta göndererek "Kefalet limitinizi 100.000 TL'ye çıkardık, uygun mu?" diye sormuş, (C) de e-postaya "Uygundur, onaylıyorum." şeklinde cevap vermiştir. Hukuki analiz: TBK m. 583/3 uyarınca, kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler (limitin 50.000 TL'den 100.000 TL'ye çıkarılması) sözleşmenin kuruluşundaki ağır şekil şartlarına, yani el yazısı kuralına tabidir [9, 11, 12]. Bir e-posta teyidi bu nitelikli yazılı şekil unsurunu taşımaz. Bu nedenle 100.000 TL'ye artırım iradesi geçersizdir. Bayan (C)'nin kefalet sorumluluğu, ilk kurulan geçerli sözleşmedeki 50.000 TL limiti üzerinden devam edecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TBK m. 583 hükmünün aşırı şekilciliği yoğun eleştirilere tabi tutulmuştur. Kanun koyucunun koruma amacı meşru olmakla birlikte; örneğin elinin sakatlığı nedeniyle yazı yazamayan veya okuma-yazma bilmeyen ancak fiil ehliyetine sahip kişilerin "kendi el yazısıyla" yazma şartını nasıl yerine getirecekleri sorunu ortaya çıkmıştır [21]. Doktrindeki baskın görüş, bu durumda noter vasıtasıyla resmi düzenleme şeklinde kefalet sözleşmesi yapılmasının, el yazısı şartının yerini alacağını savunmaktadır; zira resmi senedin sağladığı uyarı ve ispat fonksiyonu, el yazısının sağladığı amacın (korumanın) çok ötesindedir [48, 52].
Ayrıca, sözleşmenin geçerliliğinin eşin rızasına da bağlanmış olması (TBK m. 584) ile birleşince, ticari kredi akışının ciddi anlamda sekteye uğradığı görülmüş; nitekim 2013 yılında TBK 584'e eklenen fıkra ile şirket ortak/yöneticilerinin ve esnafların ticari kefaletlerinde eş rızası şartı istisna kapsamına alınmak zorunda kalınmıştır [40, 53]. Ancak el yazısı ile miktar ve tarih belirtme kuralı ticari kefaletler dâhil tüm gerçek kişiler için katı bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Azami miktarın mutlaka rakamla mı yoksa yazıyla mı belirtileceği hususunda kanundaki lafzi boşluk ise, mahkemelerdeki teknik itiraz sayısını gereksiz yere artırmaktadır [16, 20].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.