1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 579. maddesi, Özel Borç İlişkileri kısmında, Saklama Sözleşmeleri (Vedia) başlığı altındaki "Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma" alt ayrımında düzenlenmiştir. Madde, modern çağın artan motorlu taşıt kullanımı ve bu taşıtların park edilmesi ihtiyacına hukuki bir çerçeve sunmak amacıyla, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (eBK) 481. maddesindeki "umumi ahır ve garaj" işletenlerin sorumluluğuna ilişkin arkaik düzenlemeyi güncelleyerek "otopark" kavramını da metne dâhil etmiştir [1], [2].
Hukuki niteliği itibarıyla garaj ve otopark işletenlerin sorumluluğu, salt bir saklama (vedia) sözleşmesinden ziyade, kanundan doğan bir kusursuz sorumluluk (objektif sorumluluk) hâlidir [3], [4]. Taraflar arasında şeklen bir sözleşme (karma nitelikli veya tipik vedia) kurulmuş olmakla birlikte, işletenin sorumluluğunun kaynağı, sözleşmedeki irade beyanlarından ziyade, kanun koyucunun bu mesleki faaliyetin taşıdığı tipik riskleri (müşterilerin sirkülasyonu, aracın denetiminin fiilen işletene geçmesi) bertaraf etme gayesidir [1], [4]. Sorumluluk, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersizliği iddiasından bağımsız olarak, sırf taşıtın işletenin hâkimiyet alanına girmesiyle yasa gereği doğmaktadır [4], [5].
Kanun koyucu, işletenin sorumluluğunu ağırlaştırmakla birlikte, mülga BK'daki maktu (100 TL gibi) tavan sorumluluk sınırını terk etmiş, bunun yerine enflasyonist etkilere karşı güncelliğini koruyabilmesi amacıyla sorumluluğun üst sınırını "alınan günlük saklama ücretinin on katı" olarak belirlemiştir [6], [7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Garaj, Otopark ve Benzeri Yerler ile Umuma Açıklık Unsuru
Madde metninde geçen "garaj" ve "otopark" terimleri birbirine yakın görünse de doktriner bağlamda farklılık taşır. Garaj, taşıtların saklanması ve korunmasının yanı sıra bakım, onarım, temizleme gibi hizmetlerin de (eser sözleşmesi unsurları) bir arada verilebildiği, genellikle üstü kapalı yerlerdir [8], [9]. Otopark ise trafik akışının sağlanması ve taşıtların kısa süreliğine bırakılması amacıyla tahsis edilen, çoğunlukla bakım hizmetinin verilmediği açık veya kapalı alanlardır [10].
Madde 579'un uygulanabilmesi için en temel ve kurucu şart, bu yerlerin "umuma açık" (herkese açık) olarak işletilmesidir [11], [12]. Belirli şartları taşıyan veya talep eden herkesin yararlanabileceği ticari veya mesleki bir faaliyetin varlığı aranır. Sadece belirli bir zümreye (örneğin yalnızca belirli bir apartmanın maliklerine) tahsis edilmiş, anahtarı maliklerde olan kapalı bölmeler tahsis edildiğinde ortada bir saklama değil, "kira" ilişkisi söz konusu olur ve TBK m. 579 uygulanmaz [12].
2.2. Motorlu Taşıt ve Eklentisi ile Araç İçi Eşya Ayrımı
İşletenin kusursuz sorumluluğunun nesnel kapsamı "hayvan, at arabası... ile motorlu taşıt ve eklentileri" olarak sınırlandırılmıştır [13]. Eklenti (TMK m. 686); yedek lastik, kriko, araca monte radyo/teyp, branda gibi, aracın işletilmesi ve korunması için özgülenen eşyaları kapsar [14].
Buna karşılık, araç içinde bırakılan ve eklenti niteliği taşımayan şahsi eşyalar (örneğin dizüstü bilgisayar, çanta, cep telefonu) TBK m. 579'daki kusursuz sorumluluk kapsamında değildir. Bu tür eşyaların zarara uğraması veya çalınması durumunda işletenin sorumluluğuna ancak genel hükümlere (TBK m. 112 vd. veya haksız fiil hükümleri) göre gidilebilir ve bu halde işletenin (veya çalışanlarının) kusurunun ispatı şarttır [15].
2.3. Sorumluluğun Miktar İtibarıyla Sınırlandırılması (On Katı Kuralı)
Kanun koyucu, işletenin kusursuz sorumluluğunu sınırsız bırakmamış; TBK m. 579/2 gereği sorumluluğun üst sınırını "günlük saklama ücretinin on katı" olarak tayin etmiştir [6]. Bu sınırın uygulanabilmesinin yegâne şartı, işletenin veya çalışanlarının olayda hiçbir kusurunun bulunmamasıdır. Şayet zararın doğmasında işletenin yahut TBK m. 116 kapsamında yardımcı kişi niteliğindeki otopark çalışanlarının (kasıt veya ihmal düzeyinde) bir kusuru varsa, on katı kuralı şeklindeki imtiyaz ortadan kalkar ve işleten zararın tamamından (tam tazminat) sorumlu hâle gelir [16], [17]. Hizmetin ücretsiz verildiği alışveriş merkezi gibi alanlarda ise, Yargıtay ve doktrin bu yerlerin de madde kapsamında olduğunu, ancak maktu tavanın belirlenmesinde "emsal" garaj ücretlerinin dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır [18], [19].
2.4. Sorumluluktan Kurtuluş Halleri ve Sorumsuzluk Anlaşmaları Yasağı
İşleten, TBK m. 579/1 gereği şu hallerin varlığını ispatlarsa kusursuz sorumluluktan kurtulur:
- Zararın saklatan veya beraberindekilerin kusurundan doğması: Aracın kapılarının kilitlenmemesi, anahtarın üzerinde bırakılması, anahtarın otopark çalışanı olmayan yetkisiz birine teslim edilmesi gibi haller illiyet bağını keser [20], [21].
- Mücbir Sebep: Otopark işletmeciliğinin tipik riskleri dışında kalan, harici, öngörülemez ve önlenemez nitelikteki deprem, sel, fırtına gibi doğa olayları [22]. Otoparkta elektrik kontağından çıkan yangın veya hırsızlık (gasp vb.) mücbir sebep olarak kabul edilemez ve işleteni sorumluluktan kurtarmaz [22].
- Eşyanın Niteliği: Aracın teknik bir arızası (örneğin LPG kaçağı veya kısa devre) sebebiyle yanması [23].
Öte yandan, otopark işletmecilerinin bilet veya duvar levhalarına yazdıkları "Doğacak zararlardan müessesemiz sorumlu değildir" şeklindeki tek taraflı sorumsuzluk ilanları TBK m. 579/3 gereğince kesin olarak hükümsüzdür [24]. Karşılıklı bir sorumsuzluk sözleşmesi yapılsa dahi, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 5 gereği haksız şart teşkil edeceği için tüketici işlemlerinde mutlak olarak geçersiz olacaktır [24].
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 561 vd. (Genel Saklama/Vedia Sözleşmesi): TBK m. 579, genel saklama sözleşmesinin lex specialis (özel hüküm) niteliğindeki bir yansımasıdır. Yargıtay'ın sıkça yaptığı genel vedia (kusur sorumluluğu) hükümlerini uygulama hatası, kanunun sistematiğine aykırıdır; zira 579. madde bağımsız ve özel bir kusursuz sorumluluk ihdas etmektedir [25].
- TBK m. 578 (Konaklayanın Bildirim Külfeti): Kanun koyucu otopark işletenleri için açık bir zarar bildirim külfeti düzenlememiş olsa da, doktrinde TBK m. 578 hükmünün kıyasen otopark işletenleri için de uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. Saklatan, aracı teslim aldığında zararı derhal işletene bildirmezse, TBK m. 579'dan doğan kusursuz sorumluluğa dayalı tazminat talep hakkını kaybeder [26], [27], [28].
- KTK m. 104 (Karayolları Trafik Kanunu): Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan (otopark, servis vb.) teşebbüsler, kendilerine bırakılan aracın üçüncü kişilere verdiği zararlardan dolayı "farazi işleten" sıfatıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar. Burada TBK ve KTK hükümlerinin yarışması söz konusudur [29], [30].
- TBK m. 116 (Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Sorumluluk): Otopark çalışanlarının araca verdiği zararlardan veya aracı çalmasından işleten, borcun ifasında yardımcı kişi kullanma esası (TBK 116) çerçevesinde sorumludur ve TBK 66'daki (Adam çalıştıranın sorumluluğu) "gerekli özeni gösterdim" şeklindeki kurtuluş kanıtı getirme imkânından yararlanamaz [31], [32].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında TBK m. 579'un dogmatik temellerinin zaman zaman göz ardı edildiği görülmektedir.
- Vedia Hükümlerinin Hatalı Uygulanması: Yargıtay birçok kararında, uyuşmazlığı TBK m. 579'daki özel kusursuz sorumluluk rejimi yerine, genel saklama sözleşmesi (adi vedia - TBK 561) kuralları üzerinden çözmektedir [33], [34].
- 10 Katı Sınırının Göz Ardı Edilmesi: Yargıtay içtihatlarında, kusursuzluk hâlinde uygulanması emredilen "günlük saklama ücretinin on katı" sınırlandırmasına çoğunlukla itibar edilmediği, işletenin veya çalışanların kusuru tartışılamayacak olaylarda bile "tam tazminata" hükmedildiği görülmektedir. Bu durum kanunun açık lafzına aykırılık teşkil etmektedir [35].
- Alışveriş Merkezleri (AVM) Otoparkları: Yargıtay, AVM otoparklarına bırakılan araçlar bakımından, ücretsiz olsa dahi, alışveriş merkezinin müşteri çekme amacı (ek hizmet) güttüğünü ve "satış ile saklama" karmaşığı (sui generis) bir sözleşme kurulduğunu kabul ederek, işleteni sorumlu tutmaktadır. Ayrıca bu davaların TKHK kapsamında Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerektiği içtihat edilmiştir [36], [37].
- Araç İçi Eşyalar Bakımından Sorumluluk: Yargıtay (örneğin Hukuk Genel Kurulu kararları), otoparka bırakılan araç içindeki dizüstü bilgisayar vb. eşyaların çalınmasını yan edim niteliğindeki "koruma yükümlülüğünün" ihlali sayarak, işletenin genel hükümlere göre tam tazminatla sorumlu olduğunu kabul etmektedir [15].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Bir alışveriş merkezinin otoparkına giren müşteri A, aracını park alanına bırakmış ve anahtarı yanına alarak alışverişe gitmiştir. Otopark ücretsiz olup, kameralarla izlenmektedir. A döndüğünde aracının camının kırılarak torpidoda bulunan tabletinin ve aracın orijinal yedek lastiğinin çalındığını tespit eder. İşletenin güvenlik sağlama konusunda ağır bir ihmali bulunmadığı polis tutanaklarıyla sabittir.
Hukuki analiz: AVM otoparklarında ücretsiz dahi olsa TBK m. 579 hükümleri uygulanır; zira otopark işletmeciliği ana faaliyetin tamamlayıcısı niteliğinde mesleki bir faaliyettir [18]. Araç eklentisi niteliğindeki "yedek lastik" için AVM işletmecisi, TBK m. 579 uyarınca (işletenin somut kusuru kanıtlanamadığı için) yöredeki "emsal otopark günlük ücretinin 10 katı" ile sınırlı olarak kusursuz sorumludur [14], [19]. Ancak tablet, bir araç eklentisi olmadığından 579. madde kapsamına girmez. Tabletin tazmini genel hükümlere (TBK 112) tâbidir ve işletenin kusuru bulunmadığından tablet zararı tazmin edilemez [15].
Olay 2:
Otel müşterisi B, lüks spor aracını otelin girişinde bulunan valeye (otopark görevlisi C'ye) anahtarıyla birlikte teslim etmiştir. C, aracı kapalı otoparka çekerken aşırı hız yapmış ve kolonlardan birine çarparak araçta büyük bir hasar (500.000 TL) meydana getirmiştir. Otel işletmecisi, otel girişinde yer alan "Otoparkımızdaki hasarlardan müessesemiz sorumlu değildir" tabelasına ve günlük otopark bedeli olan 200 TL'nin 10 katı olan 2.000 TL'ye dayanarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır.
Hukuki analiz: Öncelikle, TBK m. 579/3 amir hükmü gereğince otopark girişindeki tek taraflı sorumsuzluk ilanı kesin olarak hükümsüzdür [24]. Zarar bizzat otopark çalışanı C'nin kusuru ile meydana geldiği için (TBK m. 116 kapsamında ifa yardımcısının kusuru), işleten TBK m. 579/2'deki "on katı" sınırlamasından faydalanamaz. Zira sınırlandırma ancak işletene ve çalışanlarına hiçbir kusur yüklenemediği takdirde geçerlidir [16]. Otel işletmecisi, 500.000 TL'lik zararın tamamından tam tazminat ilkesi gereğince sorumlu tutulacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Taşıtı otoparka bırakan kişi (saklatan), aracın işletenin fiili egemenlik alanına girdiğini ispat etmek zorundadır (kamera kayıtları, otopark fişi, tanık). İşleten ise sorumluluktan kurtulabilmek için zararın mücbir sebep, eşyanın kendi niteliği veya saklatanın kusurundan kaynaklandığını kanıtlamalıdır [5], [20], [22].
- Zamanaşımı / Süreler: TBK m. 579'dan doğan sorumluluk bir haksız fiil sorumluluğu olmadığı için TBK m. 72'deki kısa zamanaşımı değil, kanundan doğan bir borç ilişkisi olarak TBK m. 146 gereği 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tâbidir [38].
- Görevli Mahkeme: Taraflardan birinin tüketici sıfatını taşıması (örneğin AVM, otel vb.) halinde uyuşmazlık Tüketici Mahkemelerinde görülür [36]. İki tacir arasında otopark hizmeti söz konusu ise Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.
- Yaygın Uygulama Hataları: Doktrin ve Yargıtay içtihatlarında sıkça düşülen hata, otopark hizmetinin adi vedia (genel saklama) olarak değerlendirilmesidir. Diğer bir hata ise hâkimlerin "on katı" kuralını bilmeyerek kusursuzluk halinde dahi tam tazminata hükmetmeleridir [35].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Borçlar Hukuku otoriteleri (özellikle Prof. Dr. Murat Doğan), TBK m. 579'da yer alan miktar sınırlandırmasına ciddi eleştiriler getirmektedir. Günlük saklama ücretinin "on katı" sınırı, günümüz araç bedelleri ile mukayese edildiğinde oldukça anlamsız kalmaktadır [39]. Örneğin, günlük ücreti 50 TL olan bir otoparkta çalınan veya yanan 1.000.000 TL değerindeki bir otomobil için işletenin -kusuru yoksa- sadece 500 TL tazminat ödemesi alıcı nezdinde mağduriyete yol açmaktadır. Bu durumun, maktu sınır yerine hâkime alt ve üst sınırlar dâhilinde takdir yetkisi tanıyan (örn. 5 ila 100 katı arası) bir formülle revize edilmesi gerektiği doktrinde kuvvetle savunulmaktadır [39], [40].
Ayrıca, konaklama işletmeleri için öngörülen zararı "gecikmeksizin (öğrenir öğrenmez) bildirme külfeti"nin (TBK m. 578/1), otoparklar için kanunda açıkça yazılmamış olması yasa yapım tekniği açısından bir eksiklik (kanun boşluğu) olarak nitelendirilmekte ve uygulamanın kıyas yoluyla doldurulmaya çalışılması eleştirilmektedir [28].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 579. maddesi, Özel Borç İlişkileri kısmında, Saklama Sözleşmeleri (Vedia) başlığı altındaki "Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma" alt ayrımında düzenlenmiştir. Madde, modern çağın artan motorlu taşıt kullanımı ve bu taşıtların park edilmesi ihtiyacına hukuki bir çerçeve sunmak amacıyla, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (eBK) 481. maddesindeki "umumi ahır ve garaj" işletenlerin sorumluluğuna ilişkin arkaik düzenlemeyi güncelleyerek "otopark" kavramını da metne dâhil etmiştir [1], [2].
Hukuki niteliği itibarıyla garaj ve otopark işletenlerin sorumluluğu, salt bir saklama (vedia) sözleşmesinden ziyade, kanundan doğan bir kusursuz sorumluluk (objektif sorumluluk) hâlidir [3], [4]. Taraflar arasında şeklen bir sözleşme (karma nitelikli veya tipik vedia) kurulmuş olmakla birlikte, işletenin sorumluluğunun kaynağı, sözleşmedeki irade beyanlarından ziyade, kanun koyucunun bu mesleki faaliyetin taşıdığı tipik riskleri (müşterilerin sirkülasyonu, aracın denetiminin fiilen işletene geçmesi) bertaraf etme gayesidir [1], [4]. Sorumluluk, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersizliği iddiasından bağımsız olarak, sırf taşıtın işletenin hâkimiyet alanına girmesiyle yasa gereği doğmaktadır [4], [5].
Kanun koyucu, işletenin sorumluluğunu ağırlaştırmakla birlikte, mülga BK'daki maktu (100 TL gibi) tavan sorumluluk sınırını terk etmiş, bunun yerine enflasyonist etkilere karşı güncelliğini koruyabilmesi amacıyla sorumluluğun üst sınırını "alınan günlük saklama ücretinin on katı" olarak belirlemiştir [6], [7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Garaj, Otopark ve Benzeri Yerler ile Umuma Açıklık Unsuru
Madde metninde geçen "garaj" ve "otopark" terimleri birbirine yakın görünse de doktriner bağlamda farklılık taşır. Garaj, taşıtların saklanması ve korunmasının yanı sıra bakım, onarım, temizleme gibi hizmetlerin de (eser sözleşmesi unsurları) bir arada verilebildiği, genellikle üstü kapalı yerlerdir [8], [9]. Otopark ise trafik akışının sağlanması ve taşıtların kısa süreliğine bırakılması amacıyla tahsis edilen, çoğunlukla bakım hizmetinin verilmediği açık veya kapalı alanlardır [10]. Madde 579'un uygulanabilmesi için en temel ve kurucu şart, bu yerlerin "umuma açık" (herkese açık) olarak işletilmesidir [11], [12]. Belirli şartları taşıyan veya talep eden herkesin yararlanabileceği ticari veya mesleki bir faaliyetin varlığı aranır. Sadece belirli bir zümreye (örneğin yalnızca belirli bir apartmanın maliklerine) tahsis edilmiş, anahtarı maliklerde olan kapalı bölmeler tahsis edildiğinde ortada bir saklama değil, "kira" ilişkisi söz konusu olur ve TBK m. 579 uygulanmaz [12].
2.2. Motorlu Taşıt ve Eklentisi ile Araç İçi Eşya Ayrımı
İşletenin kusursuz sorumluluğunun nesnel kapsamı "hayvan, at arabası... ile motorlu taşıt ve eklentileri" olarak sınırlandırılmıştır [13]. Eklenti (TMK m. 686); yedek lastik, kriko, araca monte radyo/teyp, branda gibi, aracın işletilmesi ve korunması için özgülenen eşyaları kapsar [14]. Buna karşılık, araç içinde bırakılan ve eklenti niteliği taşımayan şahsi eşyalar (örneğin dizüstü bilgisayar, çanta, cep telefonu) TBK m. 579'daki kusursuz sorumluluk kapsamında değildir. Bu tür eşyaların zarara uğraması veya çalınması durumunda işletenin sorumluluğuna ancak genel hükümlere (TBK m. 112 vd. veya haksız fiil hükümleri) göre gidilebilir ve bu halde işletenin (veya çalışanlarının) kusurunun ispatı şarttır [15].
2.3. Sorumluluğun Miktar İtibarıyla Sınırlandırılması (On Katı Kuralı)
Kanun koyucu, işletenin kusursuz sorumluluğunu sınırsız bırakmamış; TBK m. 579/2 gereği sorumluluğun üst sınırını "günlük saklama ücretinin on katı" olarak tayin etmiştir [6]. Bu sınırın uygulanabilmesinin yegâne şartı, işletenin veya çalışanlarının olayda hiçbir kusurunun bulunmamasıdır. Şayet zararın doğmasında işletenin yahut TBK m. 116 kapsamında yardımcı kişi niteliğindeki otopark çalışanlarının (kasıt veya ihmal düzeyinde) bir kusuru varsa, on katı kuralı şeklindeki imtiyaz ortadan kalkar ve işleten zararın tamamından (tam tazminat) sorumlu hâle gelir [16], [17]. Hizmetin ücretsiz verildiği alışveriş merkezi gibi alanlarda ise, Yargıtay ve doktrin bu yerlerin de madde kapsamında olduğunu, ancak maktu tavanın belirlenmesinde "emsal" garaj ücretlerinin dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır [18], [19].
2.4. Sorumluluktan Kurtuluş Halleri ve Sorumsuzluk Anlaşmaları Yasağı
İşleten, TBK m. 579/1 gereği şu hallerin varlığını ispatlarsa kusursuz sorumluluktan kurtulur:
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında TBK m. 579'un dogmatik temellerinin zaman zaman göz ardı edildiği görülmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir alışveriş merkezinin otoparkına giren müşteri A, aracını park alanına bırakmış ve anahtarı yanına alarak alışverişe gitmiştir. Otopark ücretsiz olup, kameralarla izlenmektedir. A döndüğünde aracının camının kırılarak torpidoda bulunan tabletinin ve aracın orijinal yedek lastiğinin çalındığını tespit eder. İşletenin güvenlik sağlama konusunda ağır bir ihmali bulunmadığı polis tutanaklarıyla sabittir. Hukuki analiz: AVM otoparklarında ücretsiz dahi olsa TBK m. 579 hükümleri uygulanır; zira otopark işletmeciliği ana faaliyetin tamamlayıcısı niteliğinde mesleki bir faaliyettir [18]. Araç eklentisi niteliğindeki "yedek lastik" için AVM işletmecisi, TBK m. 579 uyarınca (işletenin somut kusuru kanıtlanamadığı için) yöredeki "emsal otopark günlük ücretinin 10 katı" ile sınırlı olarak kusursuz sorumludur [14], [19]. Ancak tablet, bir araç eklentisi olmadığından 579. madde kapsamına girmez. Tabletin tazmini genel hükümlere (TBK 112) tâbidir ve işletenin kusuru bulunmadığından tablet zararı tazmin edilemez [15].
Olay 2: Otel müşterisi B, lüks spor aracını otelin girişinde bulunan valeye (otopark görevlisi C'ye) anahtarıyla birlikte teslim etmiştir. C, aracı kapalı otoparka çekerken aşırı hız yapmış ve kolonlardan birine çarparak araçta büyük bir hasar (500.000 TL) meydana getirmiştir. Otel işletmecisi, otel girişinde yer alan "Otoparkımızdaki hasarlardan müessesemiz sorumlu değildir" tabelasına ve günlük otopark bedeli olan 200 TL'nin 10 katı olan 2.000 TL'ye dayanarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır. Hukuki analiz: Öncelikle, TBK m. 579/3 amir hükmü gereğince otopark girişindeki tek taraflı sorumsuzluk ilanı kesin olarak hükümsüzdür [24]. Zarar bizzat otopark çalışanı C'nin kusuru ile meydana geldiği için (TBK m. 116 kapsamında ifa yardımcısının kusuru), işleten TBK m. 579/2'deki "on katı" sınırlamasından faydalanamaz. Zira sınırlandırma ancak işletene ve çalışanlarına hiçbir kusur yüklenemediği takdirde geçerlidir [16]. Otel işletmecisi, 500.000 TL'lik zararın tamamından tam tazminat ilkesi gereğince sorumlu tutulacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Borçlar Hukuku otoriteleri (özellikle Prof. Dr. Murat Doğan), TBK m. 579'da yer alan miktar sınırlandırmasına ciddi eleştiriler getirmektedir. Günlük saklama ücretinin "on katı" sınırı, günümüz araç bedelleri ile mukayese edildiğinde oldukça anlamsız kalmaktadır [39]. Örneğin, günlük ücreti 50 TL olan bir otoparkta çalınan veya yanan 1.000.000 TL değerindeki bir otomobil için işletenin -kusuru yoksa- sadece 500 TL tazminat ödemesi alıcı nezdinde mağduriyete yol açmaktadır. Bu durumun, maktu sınır yerine hâkime alt ve üst sınırlar dâhilinde takdir yetkisi tanıyan (örn. 5 ila 100 katı arası) bir formülle revize edilmesi gerektiği doktrinde kuvvetle savunulmaktadır [39], [40].
Ayrıca, konaklama işletmeleri için öngörülen zararı "gecikmeksizin (öğrenir öğrenmez) bildirme külfeti"nin (TBK m. 578/1), otoparklar için kanunda açıkça yazılmamış olması yasa yapım tekniği açısından bir eksiklik (kanun boşluğu) olarak nitelendirilmekte ve uygulamanın kıyas yoluyla doldurulmaya çalışılması eleştirilmektedir [28].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.