RESMİ METİN

IV. Güvenilirkişiye bırakma


Madde 569 - Birden çok kişi, haklarını korumak üzere, hukuki durumu çekişmeli veya belirsiz olan şeyi, bir güvenilirkişiye bırakırlarsa, bu kişi, saklatanların tamamının rızası veya hâkimin kararı olmadıkça, onu hiçbirine geri veremez.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Özel Borç İlişkileri kısmında, On Dördüncü Bölüm altında "Saklama Sözleşmeleri" ana başlığı yer almaktadır [1]. Bu bölümün ilk ayrımı olan "Genel Saklama Sözleşmesi" altındaki 569. madde, "Güvenilirkişiye bırakma" (doktrin ve uygulamadaki yerleşik adıyla yediemine tevdi / sequester) kurumunu düzenlemektedir [2].

İsviçre Borçlar Kanunu (OR) Art. 480 hükmünün tam karşılığı olan TBK m. 569, saklama sözleşmelerinin özel ve nitelikli bir türünü ihdas etmiştir. Genel saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir [1]. Ancak m. 569'da düzenlenen güvenilirkişiye bırakma kurumunda, ortada sıradan bir muhafaza amacı değil; mülkiyeti, zilyetliği veya aidiyeti konusunda hukuki bir ihtilaf (çekişme) bulunan bir malın, uyuşmazlık çözülene dek güvence altına alınması gayesi güdülmektedir [2]. Bu yönüyle kurum, hem borçlar hukuku temelli bir saklama ilişkisi kurmakta hem de eşya ve usul hukuku bakımından geçici bir hukuki koruma işlevi görmektedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Birden Çok Kişi ve İradi Birliktelik

Madde metninde yer alan "birden çok kişi" ibaresi, bu sözleşmenin en az üç taraflı bir hukuki ilişki (veya birden fazla saklatanın tek bir saklayan ile kurduğu bir sözleşme) doğurduğunu gösterir [2]. Çekişmenin tarafları olan kişiler, haklarını korumak amacıyla iradelerini birleştirerek malı üçüncü bir kişiye teslim ederler. Doktrinde (örneğin Fikret Eren ve Kemal Oğuzman'ın genel borçlar hukuku teorilerinde işaret edildiği üzere), bu durum "birlikte sözleşme" veya "ortaklaşa muamele" olarak nitelendirilir. Saklatanların iç ilişkisindeki ihtilaf devam etse de, güvenilirkişiye karşı tek bir "saklatan" tarafı gibi hareket ederler.

2.2. Hukuki Durumu Çekişmeli veya Belirsiz Olan Şey

Güvenilirkişiye bırakmanın (sekestrasyon) konusunu, hukuki durumu "çekişmeli" (ihtilaflı) veya "belirsiz" olan bir şey oluşturur [2]. Bu şey genellikle bir taşınır maldır; zira TBK m. 561 genel saklama sözleşmesinin konusunu taşınırlar olarak belirlemiştir [1]. Eşyanın mülkiyetinin kime ait olduğu (istihkak iddiaları), hapis hakkı bulunup bulunmadığı veya miras ortaklığı içindeki paylaşıma dair belirsizlikler bu kapsama girer. Malın çekişmeli olması, muhafaza borcunun salt fiziksel bir korumayı değil, hukuki statükonun korunmasını da kapsadığını gösterir.

2.3. Güvenilirkişi (Yediemin / Sequester)

Güvenilirkişi, tarafların üzerinde anlaştığı, tarafsızlığına itimat edilen ve eşyayı ihtilaf çözülene kadar elinde bulundurmayı taahhüt eden kişidir. Güvenilirkişi, TBK m. 563 uyarınca eşyayı izinsiz kullanamaz ve kural olarak özen borcunu en yüksek seviyede ifa etmekle yükümlüdür [3]. Bu kişi, zilyetliği doğrudan doğruya (fer'i zilyet olarak) elinde bulundurur; ancak malik sıfatıyla hareket edemez.

2.4. İade Yasağı ve İadenin Şartları (Tamamının Rızası veya Hâkim Kararı)

Maddenin en karakteristik ve emredici unsuru şudur: Güvenilirkişi, saklatanların tamamının rızası veya hâkimin kararı olmadıkça, malı hiçbirine (saklatanlardan birine dahi) geri veremez [2], [4]. Genel saklama sözleşmesinde saklatan, saklananı her zaman geri isteme hakkına sahipken (TBK m. 564) [5], m. 569 bu kurala kesin bir istisna getirir. Bu katı yasak, kurumu sıradan bir saklama sözleşmesinden ayıran en temel özelliktir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 561 ve m. 564 (Genel Saklama Hükümleri): Güvenilirkişiye bırakma, genel saklama sözleşmesinin özel bir alt türüdür [1]. TBK m. 564'te yer alan "saklatan her zaman iade isteyebilir" kuralı [5], TBK m. 569'un emredici lafzı karşısında uygulama alanı bulmaz [2].
  • TBK m. 568 (Üçüncü Kişilerin Ayni Hak İddiası): TBK m. 568'e göre sıradan bir saklama sözleşmesinde üçüncü bir kişi hak iddia etse bile, haciz veya istihkak davası yoksa saklayan malı saklatana geri vermek zorundadır [2]. Oysa m. 569'da ihtilaf dışarıdan bir üçüncü kişi ile değil, bizzat saklatanların kendi aralarındadır [2].
  • TBK m. 570 (Misli Şeylerin Saklanması): Mislî şeylerin (özellikle paranın) mühürsüz bırakılması halinde mülkiyet saklayana geçer (depositum irregulare) [4]. Ancak ihtilaflı bir para güvenilirkişiye bırakılmışsa, bu paranın mühürlü bir kasa veya kapalı zarf içinde tevdi edilmesi hukuki yapıyı genel saklamaya ve güvenilirkişiye bırakmaya çevirir; güvenilirkişi para üzerinde tasarruf edemez [4], [6], [7].
  • TMK m. 990-991 (Zilyetlik Davaları): Hukuki durumu çekişmeli olan eşya üzerinde hak iddia edenlerin açacağı taşınır veya istihkak davalarının sonucuna kadar malın korunması TMK ve TBK m. 569 bağlamında sağlanır [8]. Mahkeme kararı ortaya çıkana kadar yediemin, zilyetlik karinelerine dayanarak eşyayı teslim edemez.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

(Kaynak Dışı Ek Bilgi): Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Dairelerinin (özellikle mülga 13. HD ve halihazırdaki 3. HD) yerleşik içtihatlarına göre, sözleşmesel (iradi) yedieminlik müessesesinde güvenilirkişinin sorumluluğu son derece katıdır.

  • Yargıtay, TBK m. 569 uyarınca güvenilirkişinin "hâkim kararı" veya "tüm tarafların ortak muvafakati" bulunmaksızın eşyayı taraflardan birine veya bir üçüncü kişiye teslim etmesi halini, saklama sözleşmesine ağır aykırılık olarak kabul etmektedir.
  • Bu durumda malı haksız şekilde teslim eden güvenilirkişi, maldan mahrum kalan hak sahibinin müspet ve menfi tüm zararlarını tazminle mükellef tutulmaktadır. Hatta eylemin niteliğine göre "güveni kötüye kullanma" suçunun (TCK m. 155) oluşabileceği hususu da yargı kararlarında sıkça vurgulanmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: İki kardeş olan A ve B, murislerinden kalan ve antika değeri yüksek olan paha biçilmez bir tablonun mülkiyeti konusunda ihtilafa düşmüşlerdir. Dava süreci uzun süreceğinden, tablonun zarar görmesini engellemek adına, her ikisinin de güvendiği bir galeri sahibi olan C ile bir sözleşme imzalayarak tabloyu C’ye teslim etmişlerdir. Birkaç ay sonra A, C’ye gelerek "Tablo zaten benimdi, evimde bir davet var, bir günlüğüne sergileyip geri getireceğim" diyerek tabloyu talep etmiştir. C de bu talebi iyi niyetle kabul edip tabloyu A'ya teslim etmiştir. Hukuki analiz: C'nin eylemi TBK m. 569 hükmüne açıkça aykırıdır. Taraflar, çekişmeli bir malı haklarını korumak üzere C'ye bırakmışlardır [2]. C, diğer saklatan B'nin rızası veya kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmaksızın malı iade etmiştir [2], [4]. B'nin bu sebeple uğradığı tüm zararlardan C, özen borcuna aykırılık kapsamında şahsen sorumludur.

Olay 2: X ve Y şirketleri, aralarındaki ticari satım sözleşmesine konu olan 10 ton endüstriyel ham maddenin kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık yaşamış ve mahkemeye başvurmuşlardır. Mahkeme süresince, ham maddenin bozulmaması için özel iklimlendirme şartlarına sahip depo işletmecisi Z’ye teslim edilmesinde anlaşmışlardır. Z, taraflarla bir saklama sözleşmesi imzalamıştır. X şirketi aleyhine açılan başka bir icra takibi neticesinde, icra memuru Z'nin deposuna gelerek ham maddeyi haczettiğini bildirmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 568 uyarınca malın haczedilmesi, saklayanın iade yasağını kaldıran ve adli makamın müdahalesini içeren bir durumdur [2]. Ancak Z, güvenilirkişi sıfatıyla derhal X ve Y şirketlerine haciz durumunu ihbar etmekle yükümlüdür (TBK m. 568/2) [2]. Aksi takdirde, tarafların istihkak davası açma haklarını zedelediği için tazminat sorumluluğu doğacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Eşyanın güvenilirkişiye ihtilaflı olduğu bilinciyle bırakıldığını ispat yükü, bunu iddia eden (ve iade yasağına aykırılıktan zarar gören) tarafa aittir (TMK m. 6).
  • Zamanaşımı / Süreler: Sözleşmesel bir ilişki olduğundan, güvenilirkişiye karşı açılacak tazminat davaları kural olarak TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Eşyanın iadesi (istihkak) ise ayni hakka dayandığı ölçüde zamanaşımına tabi değildir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Güvenilirkişi ile saklatanlar arasındaki ilişki nispi bir borç ilişkisi olduğundan (ve uyuşmazlığın değerine/türüne göre) kural olarak Asliye Hukuk veya (taraflar tacir ise) Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. HMK m. 10 uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesi yetkilidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Güvenilirkişinin (yedieminin), ihtilaflı taraflardan birinin gönderdiği tek taraflı ihtarnameye (örneğin "sözleşmeden dönüyorum, malımı iade et" şeklindeki beyanına) aldanarak malı teslim etmesi uygulamada sık rastlanan ve ciddi hukuki sorumluluk doğuran bir hatadır. M. 569, tek taraflı fesih beyanını değil, salt "tamamının rızası veya hâkim kararını" aramaktadır [2], [4].

7. Eleştirel Değerlendirme

(Kaynak Dışı Ek Bilgi İçerir): Doktrinde İsviçre Hukukçuları (Gautschi, Giger vb.) ve Türk Hukukçuları (Turgut Öz, Halûk Burcuoğlu vb.) tarafından TBK m. 569'un hukuki niteliği yoğun şekilde tartışılmıştır. Bir görüş, bu kurumu sadece genel saklama sözleşmesinin alt bir türü olarak görürken; daha modern ve baskın olan diğer görüş, kurumu kendine özgü (sui generis) bir "üçüncü kişi lehine sözleşme" veya "birlikte sözleşme" niteliğinde ele alır.

Maddenin lafzında yer alan "çekişmeli veya belirsiz olan şey" ifadesinin sadece taşınırları mı yoksa taşınmazları da mı kapsadığı doktrinde bir tartışma konusudur. İsviçre Federal Mahkemesi, her ne kadar saklama sözleşmesinin asli konusu taşınırlar olsa da (TBK m. 561) [1], taşınmazların hukuki idaresinin ve fiili zilyetliğinin de (sekestrasyon/yedieminlik) yoluyla bir üçüncü kişiye bırakılabileceğini kabul etmektedir. Kanun koyucunun TBK m. 569 hükmünde doğrudan "taşınır" demek yerine "şey" (Almanca Sache) kelimesini kullanmış olması, bu genişletici yorumu destekler niteliktedir. Bununla birlikte, kurumun borçlar kanununda çok dar (tek madde) düzenlenmiş olması ve çoğunlukla İcra ve İflas Kanunu'ndaki (İİK) "resmi yedieminlik" müessesesi ile karıştırılması, yasal düzenlemenin bir zayıflığı olarak eleştirilmektedir. İradi yedieminliğe ilişkin masrafların, ücretin ve muhafaza masraflarına katlanma külfetinin kanunda daha ayrıntılı düzenlenmesi bir hukuk reformu olarak önerilebilir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.