RESMİ METİN

2. Geri verme a. Genel olarak


Madde 564 - Saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür. Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlüdür.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Özel Hükümler kısmının On Dördüncü Bölümü, "Saklama Sözleşmeleri"ne ayrılmıştır. Bu bölümün altında yer alan "Genel Saklama Sözleşmesi" başlığı, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’ndaki (eBK) "Vedia" (saklama) akdini karşılamaktadır [1, 2]. TBK m. 564, saklama sözleşmesinde saklayanın (vedia alanın) asli edim yükümlülüğü olan "geri verme borcunu" ve bu borcun muacceliyet anını düzenlemektedir [3].

Saklama sözleşmesi, niteliği gereği kural olarak saklatanın (vedia verenin) menfaatine hizmet eden bir sözleşmedir [4]. Eşyanın güvenli bir biçimde korunması amacı taşıdığından, kanun koyucu, sözleşmenin süresine ilişkin tasarruf yetkisini büyük ölçüde saklatana bırakmıştır. Nitekim TBK m. 564 uyarınca, sözleşmede belirli bir süre öngörülmüş olsa dahi, saklatan her zaman sözleşmeyi sona erdirme ve eşyanın iadesini talep etme hakkına sahiptir [5, 6]. Bu durum, borçlar hukukunun temel prensiplerinden olan pacta sunt servanda (ahde vefa) ilkesinin, sözleşmenin hukuki tabiatı ve tarafların menfaat dengesi gözetilerek kanun koyucu tarafından sınırlandırılmış özel bir görünümüdür.

İsviçre Borçlar Kanunu (OR) m. 475 hükmüne paralel olarak kaleme alınan bu madde, geri verme yükümlülüğünün kapsamını "bütün çoğalmalarıyla birlikte" şeklinde belirlerken, saklayanın (depoziterin) korunmaya değer menfaatini de "yapmış olduğu masrafların ödenmesi" şartıyla güvence altına almaktadır [3].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Her Zaman İleri Sürülebilecek Geri Verme İstemi

TBK m. 564’te ifade edilen "saklatanın her zaman ileri sürebileceği istem", hukuki niteliği itibarıyla bozucu yenilik doğuran bir haktır [7, 8]. Saklatanın, belirlenen süreden önce eşyanın geri verilmesini talep etmesi, esasen belirli süreli sözleşmeyi tek taraflı irade beyanıyla ve derhal ileriye etkili olarak sona erdiren bir fesih bildirimidir. Geri verme borcunun doğması için sözleşmenin sona ermesi gerekmektedir; saklatanın sözleşmeyi dilediği zaman sona erdirme talebi üzerine saklayanın iade borcu derhal muaccel hâle gelir [5, 8]. Bu kural, saklama sözleşmelerinin, tüketim ödüncü (karz) sözleşmelerinden ayrıldığı en temel noktalardan biridir. Zira tüketim ödüncünde iade talebi için 6 haftalık bir ihbar süresi öngörülmüşken (TBK m. 392), saklama sözleşmesinde eşya derhal iade edilmek zorundadır [9, 10].

2.2. Bütün Çoğalmalarıyla Birlikte Geri Verme

Saklayan, kural olarak kendisine bırakılan eşyayı kullanamaz (TBK m. 563) ve mülkiyet saklatanda kalmaya devam eder [11]. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak, saklanan eşyanın sözleşme süresince ürettiği hukuki ve doğal semereler ile her türlü değer artışı (çoğalmalar) mülkiyet hakkı sahibine, yani saklatana aittir. Saklayan, eşyanın yalnızca asli gövdesini değil, elde edilen veya elde edilmesi gereken her türlü çoğalmayı (örneğin faiz, kira geliri veya hayvanın yavrulaması gibi doğal semereler) saklatana eksiksiz olarak teslim etmekle yükümlüdür [3, 6].

2.3. Saklayanın Masraflarının Ödenmesi

Saklatanın sözleşmeyi tek taraflı ve süresinden önce sona erdirme serbestisi, saklayanın aleyhine bir haksızlığa yol açmamalıdır. Madde metninde yer alan "Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlüdür" ifadesi, güvenin korunması (Vertrauensschutz) ilkesinin bir tezahürüdür [3]. Saklayan, sözleşmenin kararlaştırılan süre boyunca devam edeceği inancıyla eşyanın muhafazası, bakımı veya depolanması için çeşitli sabit giderler yapmış olabilir. Erken fesih durumunda, saklayanın bu masrafları saklatan tarafından tazmin edilmelidir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 565 (Saklayanın Geri Verme Hakkı): TBK m. 564 saklatana süreden önce iade talep etme hakkı verirken, TBK m. 565 saklayanın kural olarak belirlenen süreden önce eşyayı iade edemeyeceğini belirtir [3, 6]. Ancak öngörülemeyen durumlar dolayısıyla sözleşmenin devamı saklanan için tehlikeli veya saklayan için zararlı olursa, saklayan da süreden önce eşyayı iade edebilir [6, 12].
  • TBK m. 570 (Misli Şeylerin Saklanması - Depositum Irregulare): Paranın veya misli eşyanın saklanması amacıyla kurulan sözleşmelerde de, TBK m. 564 kuralı uygulama alanı bulur. Tüketim ödüncü sözleşmesinden (mutuum) farklı olarak, misli şeylerin saklanmasında da saklatan eşyanın (örneğin mevduatın) iadesini her zaman ve derhal talep edebilir [8, 10].
  • TBK m. 566 (Geri Verme Yeri): İade yükümlülüğünün nerede ifa edileceğine ilişkin tamamlayıcı kural TBK m. 566'dır. Eşya, masrafı ve hasarı saklatana ait olmak üzere "korunması gereken yerde" iade edilir [12, 13]. Dolayısıyla saklama sözleşmesinde iade borcu aranılacak borç (Holschuld) niteliğindedir [13].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında, saklama sözleşmesinin asıl amacının eşyanın güvenli bir yerde korunması olduğu ve saklayanın eşyayı talep anında aynen veya mislen iade ile yükümlü olduğu vurgulanmaktadır [5, 14]. Yargıtay (örneğin 17. HD ve 13. HD içtihatları), saklama sözleşmesi kapsamında kendisine mal bırakılan kişinin (örneğin garaj/otopark işleticisinin), her türlü önlemi almakla yükümlü olduğunu, aksi takdirde iade anında eşyada meydana gelen eksilme ve zararlardan sorumlu tutulacağını belirtmektedir [14].

Ayrıca Yargıtay, bankalara yatırılan vadesiz tasarruf hesaplarının hukuki niteliğini de genellikle "misli şeylerin saklanması sözleşmesi" (depositum irregulare) çerçevesinde değerlendirmekte ve mevduat sahibinin parasını dilediği an (TBK m. 564 anlamında) çekebilme hakkını bu kurumun temel unsuru olarak görmektedir [15, 16]. Yargıtay kararlarında, mudinin her an parasını iade talep hakkı, sözleşmenin tüketim ödüncünden ziyade saklama amacına üstünlük tanıdığının göstergesi kabul edilmiştir [16].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Antika Eşya Saklama Sözleşmesi): A, kendisine ait antika bir tabloyu, özel iklimlendirme sistemine sahip bir depolama şirketi olan B'ye 2 yıllığına saklaması için teslim etmiştir. B şirketi, 2 yıllık süreyi dikkate alarak tablo için özel bir raf sistemi inşa etmiş ve iklimlendirme altyapısı kurmuştur. A, 6 ay sonra tabloyu satmaya karar vermiş ve TBK m. 564 uyarınca tablonun derhal kendisine iade edilmesini talep etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 564 uyarınca B şirketi, 2 yıllık süre dolmamış olsa dahi tabloyu A'ya derhal geri vermek zorundadır. A'nın bu iade talebi engellenemez. Ancak B şirketi, 2 yıllık süreyi dikkate alarak sadece bu eşyaya özgü yapmış olduğu sabit yatırım masraflarının (raf ve iklimlendirme kurulum giderleri) oransal kısmını A'dan talep edebilir. A, tabloyu teslim alırken bu masrafları B'ye ödemekle yükümlüdür.

Olay 2 (Hayvan Saklama Sözleşmesi): (X), uzun bir seyahate çıkarken cins köpeğini 3 aylığına bakımını ve korunmasını üstlenen arkadaşı (Y)'ye bırakmıştır. 3 aylık süre içinde (Y), köpeğin yavrulaması üzerine doğan yavrulara da bakmıştır. (X), 1 ay sonra seyahatten dönerek köpeği talep etmiştir. Hukuki analiz: (X), sözleşmeyi süresinden önce feshetmiş olup, (Y) köpeği iade etmek zorundadır. TBK m. 564 gereği iade, "bütün çoğalmalarıyla birlikte" yapılmak zorunda olduğundan, (Y) sadece anne köpeği değil, doğan yavruları da (X)'e teslim etmelidir. Fakat (Y), yavrular için yaptığı veteriner ve mama masraflarını TBK m. 564 cüm. 2 kapsamında (X)'ten talep edebilecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşmenin kurulduğunu ve eşyanın saklayana teslim edildiğini ispat yükü saklatan (davacı) üzerindedir. Erken iade sebebiyle masraf yaptığını iddia eden saklayan ise, bu masrafların varlığını ve belirlenen süreyi dikkate alarak yapıldığını ispatla mükelleftir (TMK m. 6 genel kuralı gereği) [17].
  • Zamanaşımı / Süreler: Sözleşme devam ettiği sürece iade borcu için bir zamanaşımı işlemez. Ancak saklatanın, TBK m. 564 kapsamında sözleşmeyi feshedip iadeyi talep etmesiyle birlikte iade borcu muaccel olur [8, 10]. İadenin imkânsızlaşması veya tazminat taleplerine dönüşmesi hâlinde, ihlal anından itibaren TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresi işlemeye başlar [18].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Kural olarak, tarafların sıfatına göre Asliye Hukuk veya Tüketici Mahkemesi görevlidir (taraflar ticari şirket değilse). İfa yerinin TBK m. 566 uyarınca "korunması gereken yer" olması nedeniyle, davanın açılacağı yetkili mahkeme HMK m. 10 çerçevesinde ifa yeri mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada saklayanların (depolar, otoparklar), erken fesih halinde bakiye süreye ait saklama ücretinin tamamını cezai bir yaptırım gibi talep ettikleri görülmektedir. Oysa TBK m. 564, yalnızca "belirlenen süreyi dikkate alarak yapılmış masrafların" istenebileceğini düzenler; ifa edilmeyen bakiye sürenin ücreti sebepsiz zenginleşme yasağı gereği talep edilemez.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde, TBK m. 564 hükmünün, mülkiyet hakkının mutlak karakteri ile sözleşmeler hukukunun nisbiliği arasında başarılı bir köprü kurduğu kabul edilmektedir [5, 8]. Zira eşyasının maliki olan saklatanın eşyası üzerindeki tasarruf yetkisinin gereksiz yere uzun süre kısıtlanması, hukukun genel mantığına aykırıdır.

Bununla birlikte, hükmün yalnızca "masrafların ödenmesi" ile sınırlı tutulması eleştiri konusu olabilir. Eğer saklama sözleşmesi ivazlı (ücretli) ise ve saklayan, erken iade sebebiyle o depolama alanını başka bir müşteriye kiralama fırsatını kaçırmışsa (yoksun kalınan kâr), yalnızca "masraf" ibaresi bu zararları karşılamakta yetersiz kalabilir. Kanun koyucunun burada, menfi zarar (veya kaçırılan fırsat) bağlamında daha kapsayıcı bir tazminat formülü (Örn. TBK m. 484'teki eser sözleşmesinde tam tazminat kuralı gibi) benimsememesi, profesyonel depolama ve lojistik (ardiye) şirketleri açısından dezavantajlı durumlar yaratabilmektedir. Ancak profesyonel ardiye sözleşmelerinde (TBK m. 571 vd.) kanun koyucu TBK m. 575 ile bu sorunu çözmüş ve süresinden önce geri alma hâlinde dahi kararlaştırılan süreye kadar koruma ve ücret hakkı tanımıştır [19]. Genel saklama sözleşmesinde ise temel prensip ivazsızlık olduğu için [20] salt masraf tazmini kuralı tutarlı ve yerinde bir tercihtir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.