RESMİ METİN

D. Kıymetli evrak konusunda havale


Madde 560 - Kıymetli evraka bağlanmış alacağın, hâmile ödenmesi amacıyla yapılan yazılı havaleler hakkında, bu bölüm hükümleri uygulanır. Bu durumda havale ödeyicisi karşısında her hamil, havale alıcısı sayılır. Buna karşılık, havale eden ile havale alıcısı arasındaki ilişkiye özgü haklar, sadece alacağı devreden ile devralan arasında doğmuş olur. Çekler ve poliçe benzeri havaleler hakkındaki özel hükümler saklıdır.

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM Saklama Sözleşmeleri


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) Özel Borç İlişkilerini düzenleyen İkinci Kısmının Onüçüncü Bölümünde yer alan "Havale" müessesesi, TBK m. 555 ile 560 arasında hüküm altına alınmıştır. Bu bölümün son maddesi olan TBK m. 560, havalenin kıymetli evrak hukuku ile kesiştiği noktayı düzenlemekte ve medeni hukuk ile ticaret hukuku arasındaki sınır çizgisini tayin etmektedir [1-3].

Madde, kıymetli evraka bağlanmış bir alacağın hamile ödenmesi amacıyla yapılan yazılı havalelerde TBK'nın havaleye ilişkin hükümlerinin uygulanacağını belirtirken, poliçe ve çek gibi ticari senetlere özgü Ticaret Kanunu hükümlerini açıkça saklı tutmaktadır [2, 3]. Havale kurumu, esasen kıymetli evrak türündeki poliçe ve çekin temelini oluştursa bile, özü itibarıyla bir Borçlar Hukuku kurumudur [4]. Bu bağlamda TBK m. 560, kıymetli evrak hukukunun sıkı şekil şartlarına ve tedavül güvenliğine ilişkin kuralları zedelemeksizin, borçlar hukuku temelli havale ilişkisinin kıymetli evraka konu olduğu hallerdeki genel hukuki rejimi belirlemektedir [2, 4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kıymetli Evraka Bağlanmış Alacağın Hamile Ödenmesi Amacıyla Yapılan Yazılı Havale

Havale, TBK m. 555 uyarınca, havale edenin kendi hesabına para, kıymetli evrak ya da misli bir eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini yetkilendirdiği hukuki bir işlemdir [1, 5]. TBK m. 560/1 uyarınca, kıymetli evraka bağlanmış bir alacağın hamile ödenmesi için yapılan havalenin "yazılı" olması şart koşulmuştur [2]. Ancak doktrinde de isabetle vurgulandığı üzere, bu işlemin yazılı olarak gerçekleştirilmesi, havaleye doğrudan doğruya "kıymetli evrak" niteliği kazandırmaz [5]. Kıymetli evrakın taşıması gereken unsurlar ve tedavül şartları Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) emredici olarak düzenlenmiştir [4].

2.2. Hamilin Havale Alıcısı Sayılması ve Hakların Bağımsızlığı (Soyutluk İlkesi)

Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, "Bu durumda havale ödeyicisi karşısında her hamil, havale alıcısı sayılır" diyerek senedin hamile yazılı olmasının doğal sonucunu teyit etmektedir [2]. Üçüncü cümledeki "Buna karşılık, havale eden ile havale alıcısı arasındaki ilişkiye özgü haklar, sadece alacağı devreden ile devralan arasında doğmuş olur" ifadesi ise kıymetli evrak hukukundaki "soyutluk" (mücerretlik) ilkesinin borçlar hukukundaki yansımasıdır [2, 3]. Valuta ilişkisi (havale eden ile havale alıcısı arasındaki temel ilişki) ile havale ilişkisi birbirinden bağımsızdır. Havale ödeyicisi, havale eden ile havale alıcısı arasındaki iç ilişkiye dayanan def'ileri, senedi ibraz eden hamile karşı kural olarak ileri süremez.

2.3. Çekler ve Poliçe Benzeri Havalelere İlişkin Özel Hükümlerin Saklı Tutulması

TBK m. 560/2 hükmü, "Çekler ve poliçe benzeri havaleler hakkındaki özel hükümler saklıdır" diyerek uygulama alanını net bir şekilde sınırlandırmaktadır [3]. Kıymetli evrakın düzenlenmesi, TBK'daki havale ilişkisinin aksine, TTK'da özel şekil şartlarına bağlanmıştır [4]. Ticari hayatın güvenli tedavül ihtiyacı, bu sıkı şekil şartlarını zorunlu kılar; nitekim bu senetlerin kurulması, devri, teminat olarak verilmesi ve iptali TTK hükümlerine tabidir [4]. Çek ve poliçe benzeri havalelere öncelikle Çek Kanunu ve TTK hükümleri uygulanacak; Borçlar Kanunu'ndaki havale hükümleri ancak TTK ve Çek Kanunu'na aykırı düşmediği ölçüde, tamamlayıcı olarak değerlendirilebilecektir [4].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 555 (Havalenin Tanımı ve Kapsamı): Havale işleminin temel unsurları bu maddede tanımlanmış olup, TBK m. 560, bu temel ilişkinin hamile yazılı kıymetli evrak vasıtasıyla yapılması halini düzenleyen tamamlayıcı bir normdur [1, 5].
  • TTK m. 671 vd. (Poliçe) ve m. 780 vd. (Çek): Poliçe ve çek, esasen üçlü bir havale ilişkisine dayanmakla birlikte, TTK'da sayılan sıkı şekil şartlarına tabidir [4]. TBK m. 560/2, bu özel TTK düzenlemelerinin üstünlüğünü ve önceliğini kabul ederek normlar hiyerarşisindeki çatışmayı önler [3, 4].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay içtihatlarında, TTK kapsamında geçerli bir kıymetli evrak (örneğin poliçe veya çek) niteliğini haiz olmayan senetlerin akıbeti sıklıkla tartışılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve doktrine göre, TTK'da gösterilen zorunlu şekil şartlarından en az birinin eksik olması (örneğin senedin metninde "poliçe" kelimesinin bulunmaması veya çekte muhatap bankanın gösterilmemesi) halinde, söz konusu senet kanunda başkaca bir kurtarıcı hüküm yoksa kıymetli evrak sıfatını kazanamaz [4]. Ancak bu tür eksik senetler, taraflar arasındaki temel borç ilişkisini ispatlayan bir adi senet veya TBK m. 555-560 bağlamında "yazılı bir havale" veya alacağın temliki belgesi olarak (tahvil yoluyla) geçerliliğini koruyabilir [4]. Yargıtay, TTK hükümlerine uymayan ancak havale iradesini barındıran belgeleri, TBK m. 560 kapsamında değerlendirerek, tarafların gerçek iradelerini ayakta tutma (favor negotii) ilkesi çerçevesinde yorumlamaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Tahvil ve Geçersiz Kıymetli Evrak): (A), (B)'ye olan borcunu ödemesi için (C)'ye yönelik bir ödeme emri düzenleyip (B)'ye teslim etmiştir. Ancak (A)'nın düzenlediği bu belgede "poliçe" ibaresi yer almamakta ve TTK m. 671'de sayılan diğer bazı zorunlu şekil unsurları eksik bulunmaktadır. (B), vade geldiğinde belgeyi (C)'ye ibraz etmiş, (C) ödeme yapmaktan kaçınmıştır. Hukuki analiz: Belge, TTK anlamında poliçe vasfını taşımaz ve kıymetli evrak hukukunun sağladığı özel takip usullerine (kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu) konu olamaz [4]. Bununla birlikte, belge TBK m. 560 ve m. 555 uyarınca yazılı bir havale işlemi olarak geçerli kabul edilebilir [1, 4]. Tahvil teorisi gereği belge, kıymetli evrak sayılmasa da borçlar hukuku kuralları çerçevesinde (C) havaleyi kabul etmişse (B)'ye ödeme yapmakla yükümlü olacak, alacağın genel hükümlere göre tahsili mümkün olabilecektir.

Olay 2 (Def'ilerin İleri Sürülememesi): Tacir (X), hamiline yazılı bir ödeme emrini (havaleyi) (Y)'ye vermiş, (Y) de bu belgeyi iyiniyetli (Z)'ye ciro etmeksizin salt teslim yoluyla devretmiştir. (Z), havale ödeyicisi (W)'ye başvurduğunda (W), (X) ile (Y) arasındaki temel satış sözleşmesinde malların ayıplı çıktığını belirterek (Z)'ye ödeme yapmaktan imtina etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 560/1 fıkrası uyarınca "havale ödeyicisi karşısında her hamil, havale alıcısı sayılır" ve "havale eden ile havale alıcısı arasındaki ilişkiye özgü haklar, sadece alacağı devreden ile devralan arasında doğmuş olur" [2, 3]. (W), (X) ile (Y) arasındaki valuta ilişkisinden doğan (ayıplı mal) def'isini, belgeyi hukuka uygun şekilde elinde bulunduran ve hamil konumundaki iyiniyetli (Z)'ye karşı ileri süremez. (W), havaleyi şartsız kabul etmişse, borcu (Z)'ye ifa etmek zorundadır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: TBK m. 560 uyarınca kıymetli evraka bağlanmış alacağın hamile ödenmesi amacıyla yapılan havalenin "yazılı" olması şarttır [2]. Yazılı şekil burada bir ispat değil, işlemin bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için kurucu (geçerlilik) bir şekil şartıdır.
  • Zamanaşımı / Süreler: İşlemin geçerli bir poliçe veya çek olması durumunda TTK'nın özel, kısa zamanaşımı süreleri (örneğin çekler için ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıl) uygulanır [3, 4]. Belgenin TTK kapsamında kıymetli evrak vasfı taşımayıp sadece TBK kapsamında bir adi havale sayılması halinde ise TBK m. 146 gereği 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulama alanı bulacaktır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK kapsamında geçerli bir kıymetli evrak söz konusuysa uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğindedir ve Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. İşlem sadece TBK m. 560 anlamında bir havale ise, tarafların sıfatına (tacir olup olmadıklarına) göre görevli mahkeme Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenecektir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, salt yazılı bir havale emri verilmesinin senede "kıymetli evrak" vasfı kazandıracağının zannedilmesi en sık rastlanan hatadır. Oysa TBK m. 560'da açıklandığı üzere, yazılılık durumu havalenin kıymetli evrak niteliği kazanmasını sağlamaz [5]; kıymetli evrak niteliği ancak TTK'daki emredici şekil kurallarına uyulması ile kazanılır [4].

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 560, Borçlar Hukuku ile Ticaret Hukuku arasındaki sınırın tespiti bakımından hayati bir öneme sahiptir. Ticari hayat, hız ve güven ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Bu sebeple kıymetli evrakların düzenlenmesi katı şekil kurallarına tabi tutulmuştur [4]. TBK m. 560'ın ikinci fıkrası ile Çek Kanunu ve Ticaret Kanunu'nun saklı tutulması, medeni hukukun genel ilkelerinin ticari dolaşım güvenliğini sarsmasını engellemek amacı taşır [3, 4].

Doktrinde bu hükmün varlığı takdir edilmekle birlikte, "kıymetli evraka bağlanmış alacak" ve "havale" terimlerinin aynı potada kullanılmasının yer yer kavram karmaşasına yol açabildiği belirtilmektedir. Bir işlemin poliçe veya çek vasfını kazanması ile "borçlar hukuku havalesi" vasfında kalması arasındaki sonuç farkları son derece keskindir (özellikle icra edilebilirlik ve def'iler bağlamında). TBK m. 560, şekil eksikliği sebebiyle kıymetli evrak vasfı kazanamayan senetler için bir "hukuki zemin" ve can simidi işlevi görmektedir. Kanun koyucunun, soyutluk ilkesini borçlar hukuku düzeyinde (m. 560/1, c.3) açıkça zikretmesi, temel borç ilişkisinin (valuta) devredilen hakkın kaderinden ayrılması gerektiği yönündeki modern hukuk telakkisine (kıymetli evrak teorisine) uygun ve isabetli bir adımdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.