RESMİ METİN

B. Diğer komisyon işleri


Madde 546 - Malzemesi işsahibi tarafından verilmek üzere imal edilecek taşınırlar hakkındaki komisyon işleri, eşya mislî şeylerden olmasa da, alım ve satım komisyonculuğu hükmündedir. Alım ve satım komisyonculuğu sayılmayan işleri, ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet verenin hesabına üstlenen alım ve satım komisyoncusu ile komisyon işlerini kendisine meslek edinmeyip arada bir üstlenen tacir hakkında da bu bölüm hükümleri uygulanır. Taşıma işleri komisyonculuğu hakkındaki özel hükümler saklıdır.

ONİKİNCİ BÖLÜM Ticari Temsilciler, Ticari Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Özel Borç İlişkileri" kısmında, "Komisyon Sözleşmesi" başlığını taşıyan on birinci bölümün sonunda yer alan 546. madde, "Diğer komisyon işleri" kenar başlığı altında, alım ve satım komisyonculuğunun uygulama alanını genişleten bir "torba" (kapsayıcı) hüküm niteliğindedir [1].

Komisyon sözleşmesi, esas itibarıyla TBK m. 532'de "komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşme" olarak tanımlanmıştır [2, 3]. Bu tanım, komisyonculuğun konusunu klasik anlamda kıymetli evrak ve taşınır malların alım-satımı ile sınırlandırmaktadır. Ancak ticari hayatın karmaşıklığı ve ihtiyaçları, alım-satım dışındaki hukuki işlemlerde de (örneğin imalat yaptırılması veya taşıma işleri) "kendi adına ve başkası hesabına" hareket etme modelini zorunlu kılmıştır.

TBK m. 546 hükmü, tam da bu noktada devreye girerek;

  1. Malzemesi işsahibi tarafından verilmek üzere imal edilecek taşınırlara ilişkin işleri,
  2. Alım-satım dışındaki işleri üstlenen profesyonel komisyoncuları,
  3. Meslek edinmemiş olsa da arızi (geçici) olarak komisyon işi yapan tacirleri,
  4. Taşıma işleri komisyonculuğunu (özel kanunlara atıf yaparak) düzenleme altına almakta ve bu ilişkilere de alım-satım komisyonculuğu ile vekâlet hükümlerinin uygulanmasını sağlamaktadır [1, 4].

İsviçre Borçlar Kanunu'nun (OR) 438. maddesine paralel olarak kaleme alınan bu madde, komisyon sözleşmesinin sınırlarını dar kalıplardan kurtararak hukuki kurumun esnekliğini ve uygulanabilirliğini güvence altına almaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Maddenin üç fıkrası, birbirinden farklı hukuki müesseseleri ve durumları ihtiva etmektedir. Bu kavramların doktriner temelleri aşağıda incelenmiştir.

2.1. İmal Edilecek Taşınırlar Hakkındaki Komisyon İşleri

TBK m. 546/1 uyarınca, "Malzemesi işsahibi tarafından verilmek üzere imal edilecek taşınırlar hakkındaki komisyon işleri, eşya mislî şeylerden olmasa da, alım ve satım komisyonculuğu hükmündedir." [1] Bu fıkra, eser (istisna) sözleşmesi ile komisyon sözleşmesinin kesişim noktasını düzenler. Bir kimse, vekâlet vereninden aldığı malzemeyi kullanarak bizzat bir eşya imal ederse, burada komisyon değil, eser sözleşmesi (TBK m. 470) söz konusu olur [5]. Ancak, bir kişi (komisyoncu), vekâlet vereninden aldığı malzemeyi, kendi adına fakat vekâlet verenin hesabına üçüncü bir kişiye imal ettirirse (üçüncü kişiyle eser sözleşmesi yaparsa), aradaki hukuki ilişki komisyon sözleşmesidir. Kanun koyucu, üretilecek eşyanın özellik arz eden, ferdileştirilmiş (mislî olmayan / parça borcu niteliğinde) bir eşya olmasının bu hukuki nitelendirmeyi değiştirmeyeceğini açıkça vurgulamıştır.

2.2. Alım ve Satım Komisyonculuğu Sayılmayan İşleri Üstlenen Komisyoncular

TBK m. 546/2'nin ilk kısmı, alım ve satım komisyonculuğu kapsamına girmeyen hukuki işlemleri (örneğin hizmet, eser, kira veya gayrimaddi hakların devri gibi sözleşmeleri) kendi adına ve başkası hesabına yapmayı meslek edinen kişileri kapsar [1, 6]. TBK m. 532'deki dar tanım nedeniyle komisyon hükümlerinin dışında kalma riski taşıyan bu tür profesyonel aracılık faaliyetleri, bu fıkra sayesinde yasal bir zemine kavuşturulmuştur.

2.3. Komisyon İşini Arada Bir (Arızi) Üstlenen Tacirler

TBK m. 546/2'nin ikinci kısmı, komisyon işini kendine meslek edinmemiş (mutad iştigali komisyonculuk olmayan) ancak ticari faaliyeti esnasında "arada bir" (arızi olarak) komisyon işi üstlenen tacirleri düzenler [6]. Şayet bir tacir, bir defaya mahsus dahi olsa, ücret karşılığında kendi adına ve başkası hesabına bir hukuki işlem yapmayı taahhüt ederse, o somut işlem bakımından TBK'nın komisyon sözleşmesine ilişkin hükümleri tatbik edilecektir. Kanun koyucu, işlemin niteliği gereği "dolaylı temsil" kurallarına (TBK m. 40) ve komisyon hükümlerine başvurulmasını zorunlu görmüştür.

2.4. Taşıma İşleri Komisyonculuğu

Maddenin 3. fıkrası, "Taşıma işleri komisyonculuğu hakkındaki özel hükümler saklıdır" diyerek [6], taşıma komisyoncularını (forwarder) Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine tabi kılmıştır. TTK m. 917 uyarınca taşıma işleri komisyoncusu, eşya taşımayı kendi adına ve gönderen hesabına üstlenen kişidir [7, 8]. Taşıma komisyonculuğunda asıl mevzuat TTK olmakla birlikte, TTK m. 917/3 fıkrasının doğrudan yollamasıyla, taşıma işleri komisyoncuları hakkında da Türk Borçlar Kanunu'nun komisyon sözleşmesine ilişkin hükümleri tamamlayıcı hukuk kuralı olarak uygulanır [8].

3. Sistematik İlişkiler

Bu maddenin Türk Hukuk sistematiğindeki yeri, birtakım temel kanun maddeleriyle doğrudan ilişkilidir:

  • TBK m. 532 (Alım ve Satım Komisyonculuğu): M. 532, komisyon sözleşmesinin temel çerçevesini (kıymetli evrak ve taşınırların alım satımı) çizerken [3], m. 546 bu çerçevenin sınırlarını diğer hukuki işlemlere ve faaliyeti arızi olarak yapan tacirlere genişletmektedir.
  • TBK m. 40 (Dolaylı Temsil): Komisyon sözleşmesinin teorik temeli, TBK m. 40'ta düzenlenen dolaylı temsil kurumudur. Komisyoncu, işlemi üçüncü kişiyle kendi adına yapar; hak ve borçlar önce komisyoncunun malvarlığında doğar, bilahare vekâlet verene devredilir [9, 10]. TBK m. 546 kapsamındaki işlerde de aynı dolaylı temsil mekanizması işler.
  • TTK m. 917 (Taşıma İşleri Komisyoncusu): TBK m. 546/3 ile TTK m. 917 arasında karşılıklı ve birbirini tamamlayıcı bir ilişki vardır. Taşıma organizatörü (forwarder), sadece bir taşıyıcı değil, gönderen adına ve kendi adına taşıma sözleşmeleri akdeden bir dolaylı temsilcidir [7, 11].
  • TBK m. 502 vd. (Vekâlet Sözleşmesi): Komisyon sözleşmesi, vekâlet sözleşmesinin özel bir türüdür. TBK m. 532/2 uyarınca, komisyon sözleşmesine ilişkin özel hükümlerin bulunmadığı hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır [3]. Bu kural, TBK m. 546 vasıtasıyla "diğer komisyon işleri" için de geçerliliğini korur.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında, TBK m. 546 ve ilgili komisyon hükümleri incelenirken, özellikle "komisyoncu" ile "simsar" (tellal) ve "taşıyıcı" kavramlarının birbirinden tefriki üzerinde durulmaktadır.

  • Komisyoncu ve Simsar (Tellal) Ayrımı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK 04.11.1964, E. T-876, K. 1964/635) yerleşik içtihadına göre; “İki taraf arasında akit yapmasında aracılık etme simsarlık niteliğinde bir iştir... Bir kimsenin hukuk anlamında komisyoncu sayılabilmesi için, onun yaptığı akitleri kendi adına ve fakat müvekkili olan kimsenin hesabına yapmış olması şarttır. Ortada böyle bir durum bulunmadıkça taraflar arasında yazılan yazılarda komisyon ve komisyoncu sözlerinin kullanılmış olması, hukuki bağın komisyon akti sayılmasını gerektirmez.” [12, 13].
  • Taşıma İşleri Komisyoncusu ile Taşıyıcı Ayrımı: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kararlarında (örneğin 2005/1625 E., 2006/3988 K.), forwarder statüsündeki taşıma işleri komisyoncusunun, eşyayı bizzat taşımayı üstlenmedikçe zayi, hasar veya gecikmeden doğan sorumluluğunun bir taşıyıcı (TTK m. 850 vd.) gibi değil, bir komisyoncu özeni çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır [14].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir tekstil markası olan (A) A.Ş., depolarındaki yüksek miktardaki ham kumaşı, fason olarak dikim yapacak bir atölye bulması ve işi organize etmesi için, piyasayı iyi bilen ancak asıl mesleği kumaş ticareti olan tacir (B)'ye teslim eder. (B), kendi adına hareket ederek ancak (A) hesabına, (C) dikim atölyesi ile bir eser sözleşmesi akdeder ve kumaşların dikilmesini sağlar. Hukuki analiz: İşlem, klasik anlamda bir alım-satım komisyonculuğu olmamasına ve (B)'nin mesleği profesyonel komisyonculuk olmamasına rağmen, TBK m. 546/1 ve 546/2 hükümleri uyarınca bu ilişki bir komisyon sözleşmesidir. Malzemesi (A) tarafından verilen taşınırların imalatı hususunda (B), kendi adına ve (A) hesabına hareket etmiş, bu işi arızi olarak üstlenen bir tacir sıfatıyla komisyon hükümlerine tabi olmuştur. (B), atölyenin işçiliğindeki ayıplardan dolayı (A)'ya karşı özen borcu (TBK m. 534) kapsamında sorumlu olacaktır.

Olay 2: İhracatçı (X) şirketi, ürettiği makine parçalarının Almanya'ya nakliyesi için (Y) Lojistik firmasıyla anlaşır. (Y) Lojistik, taşıma işini bizzat yapmayıp, kendi adına taşıma sözleşmesi akdederek (Z) Uluslararası Nakliyat şirketine bu işi verir. Hukuki analiz: Bu olayda (Y), bir taşıma işleri komisyoncusudur (forwarder). TBK m. 546/3 fıkrasının açık hükmü gereğince, ihtilafın çözümünde Türk Borçlar Kanunu'nun genel komisyon hükümleri değil, öncelikle Türk Ticaret Kanunu'nun taşıma işleri komisyonculuğuna ilişkin özel hükümleri (TTK m. 917 vd.) uygulama alanı bulacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşmenin bir komisyon sözleşmesi olduğunu, özellikle kişinin işlemi "kendi adına ancak müvekkil hesabına" yaptığını iddia eden taraf, bu dolaylı temsil ve komisyon iradesini ispatla mükelleftir (TMK m. 6, HMK m. 190).
  • Zamanaşımı / Süreler: Komisyon sözleşmelerinden (dolayısıyla TBK m. 546 kapsamındaki diğer komisyon işlerinden) doğan alacaklar, TBK m. 147/5 uyarınca beş (5) yıllık özel zamanaşımı süresine tabidir. Taşıma işleri komisyonculuğunda ise durum farklıdır; TTK m. 855 atfıyla taşıma hukukuna ilişkin bir (1) yıllık kısa zamanaşımı süresi uygulanır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Komisyonculuk faaliyeti yürütmek veya TTK m. 546/2 uyarınca işlemi yapanın "tacir" olması, uyuşmazlığı mutlak veya nispi ticari dava statüsüne sokacağından, görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleridir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, emlakçı veya tellal konumunda olan "simsarların", işlemde taraf olmamalarına (kendi adlarına sözleşme kurmamalarına) rağmen "komisyoncu" olarak adlandırılması ciddi bir terminolojik ve hukuki hatadır [13, 15]. Simsar sadece tarafları bir araya getirirken (TBK m. 520), komisyoncu bizzat kendi adına sözleşme akdeden taraftır.

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 546'nın kaleme alınış biçimi ve sistematik kurgusu incelendiğinde, kanun koyucunun komisyonculuk müessesesini sadece ticari menkul alım-satımına hapsetmekten kaçındığı, modern ticari ilişkileri (özellikle fason üretimleri ve hizmet komisyonculuğunu) yakalamayı amaçladığı görülmektedir.

Bununla birlikte, doktrinde maddenin 1. fıkrasında yer alan "işsahibi" ibaresi eleştiriye açıktır. Zira "işsahibi" terimi, Borçlar Hukuku terminolojisinde genellikle eser (istisna) sözleşmesinin alacaklısı (TBK m. 470) için kullanılmaktadır [16, 17]. Komisyon sözleşmesinde ise taraflar "komisyoncu" ve "vekâlet veren" olarak anılmaktadır (örneğin TBK m. 532). 546. maddenin 1. fıkrasında, imal edilecek taşınırlar bağlamında vekâlet vereni ifade etmek için "işsahibi" denilmesi, eser sözleşmesi kavramları ile komisyon sözleşmesi kavramlarının lafzen birbirine girmesine yol açmaktadır. Bu tür sistematik kavram kaymaları, kanunların iç tutarlılığı bakımından zayıflık oluşturmakta olup; terimin "vekâlet veren" olarak düzeltilmesi, öğretideki ve uygulamadaki muhtemel kafa karışıklıklarını önleyecektir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.