1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Komisyon Sözleşmesi" başlığını taşıyan Onbirinci Bölümü altında yer alan 545. madde, alım veya satım komisyoncusunun "kendisiyle işlem yapması" müessesesinin sona erme anını ve yetkinin düşme şartlarını düzenlemektedir [1], [2], [3]. Komisyon sözleşmesi, niteliği gereği komisyoncunun kendi adına ancak vekâlet verenin (müvekkilin) hesabına hareket ettiği, dolaylı temsilin tipik bir görünümüdür [4], [5].
TBK m. 543 uyarınca, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan kıymetli evrak veya ticari mallar söz konusu olduğunda, aksi kararlaştırılmadıkça komisyoncu satacağı malı bizzat satın alabilir veya alacağı mal yerine kendi malını satabilir [2]. Ancak komisyon sözleşmelerine kural olarak vekâlet hükümleri uygulandığından (TBK m. 532/2), vekâlet veren, vekâlet sözleşmesini her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilme (azil) yetkisine sahiptir [6], [1].
İşte TBK m. 545 hükmü, vekâlet verenin (müvekkilin) sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme iradesi ile, komisyoncunun kendisiyle işlem yapma hakkını kullanma iradesinin zaman bakımından çatışmasını çözen son derece spesifik ve teknik bir kuraldır [3]. Kanun koyucu, bu maddede irade beyanlarının hukuki sonuç doğurma anına (varma ve gönderme teorilerine) ilişkin istisnai bir denge kurarak, hukuki güvenlik ve dürüstlük kuralı ilkelerini somutlaştırmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Vekâleti Geri Alma (Azil) Kavramı ve Hukuki Niteliği
Vekâleti geri alma, vekâlet verenin tek taraflı irade beyanı ile vekâlet (ve komisyon) ilişkisini ileriye etkili (ex nunc) olarak sona erdirmesidir. TBK m. 512 uyarınca taraflar sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir [6]. Bu beyan, bozucu yenilik doğuran bir irade açıklaması olup, muhatabın (komisyoncunun) hukuki alanına (hâkimiyet alanına) girdiği an itibarıyla hüküm ifade eder [7], [8]. TBK m. 545'te kullanılan "haberin ulaştığı anda" ibaresi, azil beyanının geçerliliği için "varma teorisinin" (Empfangstheorie) benimsendiğinin kanuni teyididir [3], [8].
2.2. Komisyoncunun Kendisiyle İşlem Yapma Hakkı (Selbsteintritt)
Komisyoncunun normal şartlarda üçüncü kişilerle müvekkili hesabına yapması gereken sözleşmeyi, doğrudan doğruya bizzat kendisiyle yapmasına imkân tanıyan hakka "kendisiyle işlem yapma hakkı" denir [2]. TBK m. 543, bu hakkın doğumunu, emtianın veya kıymetli evrakın piyasa fiyatının (borsa rayicinin) bulunması şartına bağlamıştır [2]. Zira piyasa fiyatı belli olan bir malda, komisyoncunun kendi malını satması veya müvekkilin malını bizzat alması durumunda müvekkilin zarara uğrama ihtimali bertaraf edilmiş olmaktadır.
2.3. Varma ve Gönderme Anı Çatışması (Zaman İtibarıyla Sınırlandırma)
TBK m. 545'in temel işlevi bir zaman çatışmasını çözmektir. Maddeye göre hakkın düşmesi, vekâleti geri alma haberinin komisyoncuya ulaştığı an gerçekleşir [3]. Ancak maddenin ikinci cümlesi, "bu haber kendisine ulaşmadan önce komisyoncu, işlemin yapıldığı bildirimini göndermişse" diyerek, komisyoncu lehine "gönderme teorisini" (Absendetheorie) kabul etmiştir [3]. Yani müvekkilin azil iradesi "varma" ile, komisyoncunun işlemi yaptığına dair bildirimi ise "gönderme" ile hukuki sonuç doğurmaktadır. Kanun koyucu burada, vekâletin devam ettiğine güvenerek işlemi bizzat gerçekleştiren ve bunu müvekkiline gönderen (postaya veya elektronik iletişime veren) komisyoncuyu, henüz kendisine ulaşmamış olan azil beyanına karşı korumaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 532 (Komisyon Sözleşmesinin Tanımı ve Vekâlet Atfı): Komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümlerinin uygulanacağını belirten temel atıf maddesidir
[1]. TBK m. 545, bu atıf zincirinin bir sonucu olarak vekâletten azil kurumunun (TBK m. 512) komisyon sözleşmesindeki spesifik yansımasını teşkil eder [6], [1].
- TBK m. 512 (Sözleşmenin Tek Taraflı Sona Erdirilmesi): Vekâlet (ve komisyon) sözleşmesinin taraflarının her zaman tek taraflı irade ile sözleşmeyi sona erdirebilmesini düzenler
[6], [9]. Bu yetkinin kullanılması bozucu yenilik doğurur ve muhataba varmakla hüküm ifade eder [7], [8].
- TBK m. 543 ve m. 544 (Kendisiyle İşlem ve Bildirim Zorunluluğu): TBK m. 543 uyarınca kendisiyle işlem yapan komisyoncu, bu tür bir işlemin yapıldığını aynı gün vekâlet verene bildirmek zorundadır
[10]. TBK m. 545'te geçen "işlemin yapıldığı bildirimini göndermişse" ifadesindeki bildirim borcunun kaynağı TBK m. 543/2 hükmüdür [10], [3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, komisyon sözleşmesinin bir dolaylı temsil türü olduğu, komisyoncunun kural olarak kendi adına ve vekâlet veren hesabına hareket ettiği vurgulanmaktadır [11], [4]. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatlarına göre, vekâlet (ve ona bağlı komisyon) sözleşmesinin tek taraflı irade ile feshi, bozucu yenilik doğuran bir hak olup, bu irade açıklamasının hüküm ifade edebilmesi için muhatabın (vekil/komisyoncu) hukuki hâkimiyet alanına ulaşması (varma) şarttır [7], [8].
TBK m. 545 ve muadili mülga hükümler bağlamında Yargıtay, taraf iradelerinin zaman bakımından kesiştiği anlarda dürüstlük kuralını (TMK m. 2) ve bildirimlerin fiilen gönderilme ve ulaşma anlarını objektif ispat vasıtaları ile değerlendirmektedir. İşlemi kendisiyle yapan komisyoncunun, işlemin tamamlandığını haber veren telgraf, faks, noter ihtarı veya güvenli elektronik posta gibi vasıtalarla gönderim işlemini, azilnamenin kendisine tebliğinden veya ulaştığının objektif olarak tespitinden önce yaptığını kanıtlaması halinde, işlemin müvekkil açısından bağlayıcı olacağı (hesaba geçirileceği) içtihat edilmektedir [3], [8].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Bir borsa komisyoncusu olan (A), müvekkili (B)'nin talimatı doğrultusunda (B)'ye ait ve borsada işlem gören 1000 adet (X) A.Ş. hisse senedini satmak üzere yetkilendirilmiştir. (A), borsadaki o anki güncel değer üzerinden hisseleri bizzat satın almaya karar vermiş ve işlemi kendisiyle yapmıştır. Ancak (A) bu işlemin bildirimini (B)'ye göndermeden 15 dakika önce, (B)'nin gönderdiği vekâletten azil (geri alma) e-postası (A)'nın sistemine düşmüş ve (A) tarafından okunmuştur.
Hukuki analiz: TBK m. 545'in ilk cümlesi uyarınca, vekâleti geri alma haberi komisyoncu (A)'ya ulaştığı anda, işlemi kendisiyle yapma hakkı derhal düşmüştür [3]. (A), işlemi kendisiyle yapmış olsa dahi, bildirim henüz gönderilmeden önce azil haberi ulaştığı için, bu işlem (B)'yi bağlamaz.
Olay 2:
Komisyoncu (C), müvekkili (D)'den aldığı alım talimatı üzerine, piyasa fiyatı belirli olan bir ticari malı kendi stoklarından (D)'ye satmaya karar vermiştir. (C), 10.05.2023 tarihinde saat 14:00'te noter aracılığıyla "işlemin bizzat kendi stoklarından gerçekleştirildiğine" dair bildirim ihtarnamesini postaya vermiştir. Müvekkil (D) ise aynı gün saat 10:00'da gönderdiği azil beyanını içeren telgrafı saat 16:30'da (C)'nin işyerine ulaştırmıştır.
Hukuki analiz: TBK m. 545'in ikinci cümlesi gereğince, azil haberi komisyoncu (C)'ye ulaşmadan önce (saat 14:00'te), komisyoncu işlemin yapıldığı bildirimini iradi olarak elinden çıkarmış (göndermiş) durumdadır [3]. Azil beyanı (C)'ye saat 16:30'da varmıştır. Kanun koyucunun "gönderme teorisini" esas aldığı bu istisnai duruma göre, azil beyanı ulaşmadan önce gönderim işlemi tamamlandığından, komisyoncunun kendisiyle işlem yapma hakkı düşmez; sözleşme (D) açısından hüküm ve sonuçlarını doğurur [3].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Azilnamenin (geri alma beyanının) ulaştığı anı ve ulaştığı tarihi ispat yükü vekâlet verene (müvekkile); bildirim ihtarının/haberinin azil beyanından daha önce gönderildiğini ispat yükü ise hakkını ayakta tutmak isteyen komisyoncuya aittir (TMK m. 6).
- Bildirimin şekli: TBK m. 543/2 uyarınca, kendisiyle işlem yapan komisyoncunun durumu "aynı gün" bildirme zorunluluğu vardır
[10]. Bu bildirimin ispatlanabilir olması açısından TTK m. 18/3 (noter, iadeli taahhütlü mektup, KEP vb.) yollarına riayet edilmesi, ispat kolaylığı sağlayacaktır [12].
- Zamanaşımı / Süreler: Komisyon ilişkisinden doğan vekâlet (ve alacak) davaları, aksine bir düzenleme olmadıkça TBK genel hükümleri çerçevesinde beş yıllık zamanaşımına tabidir.
- Görevli/yetkili mahkeme: Komisyon sözleşmeleri Türk Ticaret Kanunu m. 3 vd. kapsamında kural olarak ticari iş sayıldığından, uyuşmazlığın çözüm yeri Asliye Ticaret Mahkemeleridir
[13], [11].
- Yaygın uygulama hataları: Vekâlet verenin gönderdiği azil beyanının "gönderildiği" anın esas alınması hatası. Kanun, azil beyanı için net bir şekilde "ulaştığı anda" (varma teorisi) demektedir
[3], [8]. Diğer taraftan komisyoncunun işleminin geçerliliği için "karşı tarafa ulaşması" değil, sadece "gönderilmesi" aranmaktadır. Bu çift standartlı yapı sıklıkla karıştırılmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde ve Türk-İsviçre hukuku uygulamalarında TBK m. 545 (İsv. BK m. 437) hükmünün getirdiği rejim, irade beyanlarının hukuki sonuç doğurmasına ilişkin genel teoriler (varma ve gönderme teorileri) arasında adil bir denge kurma çabası olarak takdir edilmekle birlikte bazı eleştirilere de konu olmaktadır.
Vekâlet sözleşmesinin istenildiği zaman haklı veya haksız olarak, hiçbir gerekçe göstermeksizin tek taraflı feshedilebilmesi (TBK m. 512) kuralı [14], [7], [15], komisyon sözleşmelerine de uygulandığından, komisyoncunun ticari faaliyetinde her an bir güvensizlik yaratabilmektedir. Kanun koyucu TBK m. 545 hükmüyle, kendisiyle işlem yapma ehliyetine sahip olan komisyoncuyu, iradesini dış dünyada somutlaştırdığı (bildirimi gönderdiği) an itibarıyla koruma şemsiyesi altına almıştır [3].
Lafzi açıdan "göndermişse" kelimesi, modern ticari hayatta anında iletişim vasıtalarının (e-posta, anlık mesajlaşma) yaygınlaşması ile birlikte yorum farklılıklarına neden olabilmektedir. Anlık iletişim araçlarında "gönderme" ile "varma" arasındaki zaman farkı saniyelere indiğinden, bu hükmün posta veya telgraf gibi klasik iletişim yöntemleri dönemi için kurgulandığı açıktır. Ancak hukuki güvenlik ilkesi gereği, komisyoncunun (veya vekilin) kendi işlemi için eyleme geçtiğini (gönder-butonuna basma eylemi gibi) elektronik iz kayıtlarıyla (log) ispatlaması, hakkın düşmesini engellemeye yetecektir. Bu durum, ticari komisyon işleminin doğasına ve korunması gereken haklı menfaatler dengesine son derece uygundur.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Komisyon Sözleşmesi" başlığını taşıyan Onbirinci Bölümü altında yer alan 545. madde, alım veya satım komisyoncusunun "kendisiyle işlem yapması" müessesesinin sona erme anını ve yetkinin düşme şartlarını düzenlemektedir
[1], [2], [3]. Komisyon sözleşmesi, niteliği gereği komisyoncunun kendi adına ancak vekâlet verenin (müvekkilin) hesabına hareket ettiği, dolaylı temsilin tipik bir görünümüdür[4], [5].TBK m. 543 uyarınca, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan kıymetli evrak veya ticari mallar söz konusu olduğunda, aksi kararlaştırılmadıkça komisyoncu satacağı malı bizzat satın alabilir veya alacağı mal yerine kendi malını satabilir
[2]. Ancak komisyon sözleşmelerine kural olarak vekâlet hükümleri uygulandığından (TBK m. 532/2), vekâlet veren, vekâlet sözleşmesini her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilme (azil) yetkisine sahiptir[6], [1].İşte TBK m. 545 hükmü, vekâlet verenin (müvekkilin) sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme iradesi ile, komisyoncunun kendisiyle işlem yapma hakkını kullanma iradesinin zaman bakımından çatışmasını çözen son derece spesifik ve teknik bir kuraldır
[3]. Kanun koyucu, bu maddede irade beyanlarının hukuki sonuç doğurma anına (varma ve gönderme teorilerine) ilişkin istisnai bir denge kurarak, hukuki güvenlik ve dürüstlük kuralı ilkelerini somutlaştırmıştır.2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Vekâleti Geri Alma (Azil) Kavramı ve Hukuki Niteliği
Vekâleti geri alma, vekâlet verenin tek taraflı irade beyanı ile vekâlet (ve komisyon) ilişkisini ileriye etkili (ex nunc) olarak sona erdirmesidir. TBK m. 512 uyarınca taraflar sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir
[6]. Bu beyan, bozucu yenilik doğuran bir irade açıklaması olup, muhatabın (komisyoncunun) hukuki alanına (hâkimiyet alanına) girdiği an itibarıyla hüküm ifade eder[7], [8]. TBK m. 545'te kullanılan "haberin ulaştığı anda" ibaresi, azil beyanının geçerliliği için "varma teorisinin" (Empfangstheorie) benimsendiğinin kanuni teyididir[3], [8].2.2. Komisyoncunun Kendisiyle İşlem Yapma Hakkı (Selbsteintritt)
Komisyoncunun normal şartlarda üçüncü kişilerle müvekkili hesabına yapması gereken sözleşmeyi, doğrudan doğruya bizzat kendisiyle yapmasına imkân tanıyan hakka "kendisiyle işlem yapma hakkı" denir
[2]. TBK m. 543, bu hakkın doğumunu, emtianın veya kıymetli evrakın piyasa fiyatının (borsa rayicinin) bulunması şartına bağlamıştır[2]. Zira piyasa fiyatı belli olan bir malda, komisyoncunun kendi malını satması veya müvekkilin malını bizzat alması durumunda müvekkilin zarara uğrama ihtimali bertaraf edilmiş olmaktadır.2.3. Varma ve Gönderme Anı Çatışması (Zaman İtibarıyla Sınırlandırma)
TBK m. 545'in temel işlevi bir zaman çatışmasını çözmektir. Maddeye göre hakkın düşmesi, vekâleti geri alma haberinin komisyoncuya ulaştığı an gerçekleşir
[3]. Ancak maddenin ikinci cümlesi, "bu haber kendisine ulaşmadan önce komisyoncu, işlemin yapıldığı bildirimini göndermişse" diyerek, komisyoncu lehine "gönderme teorisini" (Absendetheorie) kabul etmiştir[3]. Yani müvekkilin azil iradesi "varma" ile, komisyoncunun işlemi yaptığına dair bildirimi ise "gönderme" ile hukuki sonuç doğurmaktadır. Kanun koyucu burada, vekâletin devam ettiğine güvenerek işlemi bizzat gerçekleştiren ve bunu müvekkiline gönderen (postaya veya elektronik iletişime veren) komisyoncuyu, henüz kendisine ulaşmamış olan azil beyanına karşı korumaktadır.3. Sistematik İlişkiler
[1]. TBK m. 545, bu atıf zincirinin bir sonucu olarak vekâletten azil kurumunun (TBK m. 512) komisyon sözleşmesindeki spesifik yansımasını teşkil eder[6], [1].[6], [9]. Bu yetkinin kullanılması bozucu yenilik doğurur ve muhataba varmakla hüküm ifade eder[7], [8].[10]. TBK m. 545'te geçen "işlemin yapıldığı bildirimini göndermişse" ifadesindeki bildirim borcunun kaynağı TBK m. 543/2 hükmüdür[10], [3].4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, komisyon sözleşmesinin bir dolaylı temsil türü olduğu, komisyoncunun kural olarak kendi adına ve vekâlet veren hesabına hareket ettiği vurgulanmaktadır
[11], [4]. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatlarına göre, vekâlet (ve ona bağlı komisyon) sözleşmesinin tek taraflı irade ile feshi, bozucu yenilik doğuran bir hak olup, bu irade açıklamasının hüküm ifade edebilmesi için muhatabın (vekil/komisyoncu) hukuki hâkimiyet alanına ulaşması (varma) şarttır[7], [8].TBK m. 545 ve muadili mülga hükümler bağlamında Yargıtay, taraf iradelerinin zaman bakımından kesiştiği anlarda dürüstlük kuralını (TMK m. 2) ve bildirimlerin fiilen gönderilme ve ulaşma anlarını objektif ispat vasıtaları ile değerlendirmektedir. İşlemi kendisiyle yapan komisyoncunun, işlemin tamamlandığını haber veren telgraf, faks, noter ihtarı veya güvenli elektronik posta gibi vasıtalarla gönderim işlemini, azilnamenin kendisine tebliğinden veya ulaştığının objektif olarak tespitinden önce yaptığını kanıtlaması halinde, işlemin müvekkil açısından bağlayıcı olacağı (hesaba geçirileceği) içtihat edilmektedir
[3], [8].5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir borsa komisyoncusu olan (A), müvekkili (B)'nin talimatı doğrultusunda (B)'ye ait ve borsada işlem gören 1000 adet (X) A.Ş. hisse senedini satmak üzere yetkilendirilmiştir. (A), borsadaki o anki güncel değer üzerinden hisseleri bizzat satın almaya karar vermiş ve işlemi kendisiyle yapmıştır. Ancak (A) bu işlemin bildirimini (B)'ye göndermeden 15 dakika önce, (B)'nin gönderdiği vekâletten azil (geri alma) e-postası (A)'nın sistemine düşmüş ve (A) tarafından okunmuştur. Hukuki analiz: TBK m. 545'in ilk cümlesi uyarınca, vekâleti geri alma haberi komisyoncu (A)'ya ulaştığı anda, işlemi kendisiyle yapma hakkı derhal düşmüştür
[3]. (A), işlemi kendisiyle yapmış olsa dahi, bildirim henüz gönderilmeden önce azil haberi ulaştığı için, bu işlem (B)'yi bağlamaz.Olay 2: Komisyoncu (C), müvekkili (D)'den aldığı alım talimatı üzerine, piyasa fiyatı belirli olan bir ticari malı kendi stoklarından (D)'ye satmaya karar vermiştir. (C), 10.05.2023 tarihinde saat 14:00'te noter aracılığıyla "işlemin bizzat kendi stoklarından gerçekleştirildiğine" dair bildirim ihtarnamesini postaya vermiştir. Müvekkil (D) ise aynı gün saat 10:00'da gönderdiği azil beyanını içeren telgrafı saat 16:30'da (C)'nin işyerine ulaştırmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 545'in ikinci cümlesi gereğince, azil haberi komisyoncu (C)'ye ulaşmadan önce (saat 14:00'te), komisyoncu işlemin yapıldığı bildirimini iradi olarak elinden çıkarmış (göndermiş) durumdadır
[3]. Azil beyanı (C)'ye saat 16:30'da varmıştır. Kanun koyucunun "gönderme teorisini" esas aldığı bu istisnai duruma göre, azil beyanı ulaşmadan önce gönderim işlemi tamamlandığından, komisyoncunun kendisiyle işlem yapma hakkı düşmez; sözleşme (D) açısından hüküm ve sonuçlarını doğurur[3].6. Pratik Uygulama Notları
[10]. Bu bildirimin ispatlanabilir olması açısından TTK m. 18/3 (noter, iadeli taahhütlü mektup, KEP vb.) yollarına riayet edilmesi, ispat kolaylığı sağlayacaktır[12].[13], [11].[3], [8]. Diğer taraftan komisyoncunun işleminin geçerliliği için "karşı tarafa ulaşması" değil, sadece "gönderilmesi" aranmaktadır. Bu çift standartlı yapı sıklıkla karıştırılmaktadır.7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde ve Türk-İsviçre hukuku uygulamalarında TBK m. 545 (İsv. BK m. 437) hükmünün getirdiği rejim, irade beyanlarının hukuki sonuç doğurmasına ilişkin genel teoriler (varma ve gönderme teorileri) arasında adil bir denge kurma çabası olarak takdir edilmekle birlikte bazı eleştirilere de konu olmaktadır.
Vekâlet sözleşmesinin istenildiği zaman haklı veya haksız olarak, hiçbir gerekçe göstermeksizin tek taraflı feshedilebilmesi (TBK m. 512) kuralı
[14], [7], [15], komisyon sözleşmelerine de uygulandığından, komisyoncunun ticari faaliyetinde her an bir güvensizlik yaratabilmektedir. Kanun koyucu TBK m. 545 hükmüyle, kendisiyle işlem yapma ehliyetine sahip olan komisyoncuyu, iradesini dış dünyada somutlaştırdığı (bildirimi gönderdiği) an itibarıyla koruma şemsiyesi altına almıştır[3].Lafzi açıdan "göndermişse" kelimesi, modern ticari hayatta anında iletişim vasıtalarının (e-posta, anlık mesajlaşma) yaygınlaşması ile birlikte yorum farklılıklarına neden olabilmektedir. Anlık iletişim araçlarında "gönderme" ile "varma" arasındaki zaman farkı saniyelere indiğinden, bu hükmün posta veya telgraf gibi klasik iletişim yöntemleri dönemi için kurgulandığı açıktır. Ancak hukuki güvenlik ilkesi gereği, komisyoncunun (veya vekilin) kendi işlemi için eyleme geçtiğini (gönder-butonuna basma eylemi gibi) elektronik iz kayıtlarıyla (log) ispatlaması, hakkın düşmesini engellemeye yetecektir. Bu durum, ticari komisyon işleminin doğasına ve korunması gereken haklı menfaatler dengesine son derece uygundur.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]