1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 543 hükmü, Kanun'un "Özel Borç İlişkileri" başlıklı İkinci Kısmı'nın Onbirinci Bölümü olan "Komisyon Sözleşmesi" başlığı altında, "Alım veya Satım Komisyonculuğu" ayrımında düzenlenmiştir. Komisyon sözleşmesi, TBK m. 532 uyarınca, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği bir işgörme sözleşmesidir [1]. Komisyon ilişkisi, temelde bir dolaylı temsil ilişkisidir; komisyoncu, üçüncü kişilerle yaptığı hukuki işlemlerde kendi adına hareket etse de, sözleşmenin ekonomik sonuçları (hak ve borçlar) iç ilişkide müvekkile (vekâlet verene) aittir [2, 3].
Kural olarak vekâlet ve komisyon ilişkilerinde, vekilin veya komisyoncunun kendisiyle işlem yapması (self-contracting), menfaat çatışması (conflict of interest) yaratacağı gerekçesiyle yasaklanmış veya sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Ancak TBK m. 543 hükmü, modern ticari hayatın hız ve rasyonalite gereksinimlerini karşılamak üzere bu kurala istisnai, fakat sınırları son derece net çizilmiş bir yetki tanımaktadır. Bu hükme göre, şayet komisyon konusu malın objektif bir piyasa değeri varsa, komisyoncu, müvekkilinden aksine bir talimat almadığı sürece, müvekkili için satın alacağı malı kendi malvarlığından satabilir veya müvekkilinin satmasını istediği malı bizzat kendisi satın alabilir [4]. Bu noktada kanun koyucu, malın borsada kayıtlı olması veya piyasa fiyatının bulunması kriterini getirerek, muhtemel menfaat çatışmalarını objektif değerleme ölçütü ile bertaraf etmiştir [4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Borsada Kayıtlı veya Piyasa Fiyatı Bulunan Mal ve Evrak
Maddenin uygulanabilmesi için asli şart, işleme konu malın "borsada kayıtlı" veya "piyasa fiyatı bulunan" kambiyo senetleri, kıymetli evrak veya ticari mallar olmasıdır [4]. Piyasa fiyatının veya borsa rayicinin varlığı, komisyoncunun kendi menfaatini müvekkilinin menfaatinin üstüne koyarak fiyatı manipüle etmesini imkânsız kılmaktadır. Fiyatın dışsal ve objektif bir piyasa mekanizması tarafından belirlenmesi, komisyoncunun takdir yetkisini ortadan kaldırdığından, kendisiyle işlem yapma yasağının temel rasyosunu (koruma amacını) tatmin etmektedir.
2.2. Komisyoncunun Kendisiyle İşlem Yapması ve Değerin Tespiti
TBK m. 543/1 uyarınca komisyoncu, aksine talimat yoksa, satın alınacak mal yerine kendi malını verebilir veya satılacak malı bizzat kendi mülkiyetine geçirebilir [4, 5]. Maddenin lafzında açıkça belirtildiği üzere, bu hâllerde komisyoncunun kendisiyle işlem yaptığı andaki değerler esas alınır [5]. Değer tespiti konusunda komisyoncunun geriye veya ileriye dönük spekülatif bir anı seçmesi yasaklanmış olup, bizzat işlemin fiilen gerçekleştirildiği (kendisiyle işlem yapma iradesinin tecessüm ettiği) andaki objektif borsa veya piyasa fiyatı yasal bağlayıcılığa sahiptir.
2.3. Aynı Gün Bildirim Zorunluluğu
TBK m. 543/2, komisyoncuya bu tür bir işlemi gerçekleştirdiği takdirde, işlemin yapıldığını "aynı gün" vekâlet verene bildirme zorunluluğu yüklemiştir [5]. Bu bildirim, müvekkilin malın akıbeti hakkında derhâl bilgi sahibi olmasını sağladığı gibi, komisyoncunun piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalardan sonradan haksız çıkar sağlamasını engellemeyi amaçlayan, dürüstlük kuralının (TMK m. 2) doğrudan bir yansımasıdır.
2.4. Ücret ve Gider İsteme Hakkı
Bu kurumun en çarpıcı özelliklerinden biri, komisyoncunun kendisiyle işlem yapmasına rağmen komisyon ücretini ve giderlerini talep etme hakkını korumasıdır. TBK m. 543/1, komisyoncunun komisyon işlerinde alışılmış olan ücret ve giderlerini bu hâllerde dahi isteyebileceğini amirdir [5]. Hukuki işlem her ne kadar ekonomik olarak bir satış işlemi karakterine bürünse de, komisyoncunun "iş görme" ve "aracılık" niteliğindeki hazırlık faaliyeti devam ettiğinden kanun koyucu ücret hakkını muhafaza etmiştir.
2.5. Diğer Hâllerde Satış Hükümlerinin Uygulanması
TBK m. 543/son cümlesi "Diğer hâllerde satış hükümleri uygulanır" şeklindedir [5]. Komisyoncu kendisiyle işlem yaptığında, müvekkil ile komisyoncu arasında artık (komisyon sözleşmesinden ziyade) satıcı-alıcı ilişkisine benzer bir yapı doğar ve bu ilişkiye kıyasen (örneğin ayıptan, zapttan sorumluluk ve hasarın geçişi gibi konularda) mülkiyetin devri borcunu doğuran satış sözleşmesi kuralları tatbik edilir.
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 532 (Komisyon Sözleşmesinin Tanımı): Komisyon sözleşmesi, komisyoncunun kendi adına ve müvekkili hesabına hareket ettiği dolaylı temsil ilişkisidir [1]. TBK m. 543, bu dolaylı temsilin, bizzat komisyoncunun taraf olmasıyla sonuçlandığı spesifik bir formudur.
- TBK m. 544 (İşlemi Kendisiyle Yapmış Sayılma): Komisyoncu, doğrudan doğruya alıcı veya satıcı olabildiği durumlarda (yani m. 543 koşulları varsa), sözleşmenin diğer tarafını (üçüncü kişiyi) göstermeksizin vekâletin yerine getirildiğini bildirirse, işlemi kendisiyle yapmış sayılır [5, 6].
- TBK m. 545 (İşlemi Kendisiyle Yapma Hakkının Düşmesi): Müvekkilin, vekâleti (komisyon yetkisini) geri aldığına dair beyanı komisyoncuya ulaştığı anda, komisyoncunun işlemi kendisiyle yapma hakkı düşer; meğerki bu haber ulaşmadan önce komisyoncu işlemi gerçekleştirdiğini bildirmiş olsun [6].
- TBK m. 502 vd. (Vekâlet Sözleşmesi Hükümlerinin Uygulanması): Komisyon sözleşmesinde hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri (özellikle sadakat ve özen borcu) uygulanır [1]. M. 543'teki "aynı gün bildirim" yükümlülüğü de bu genel sadakat borcunun sıkılaştırılmış bir uzantısıdır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Komisyonculuk ilişkisi bağlamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatları, komisyoncunun dolaylı temsil yetkisini ve sadakat yükümlülüğünü sıkı bir şekilde denetlemektedir. Kaynaklar dışı bir ek bilgi olarak belirtmek gerekir ki; Yargıtay, komisyoncunun kendi adına ve müvekkili hesabına hareket ederken dürüstlük kuralına aykırı şekilde kendi menfaatine (müvekkili zararına) işlemler yapmasını, vekâletin kötüye kullanılması olarak değerlendirmekte ve komisyoncunun ücret hakkını (TBK m. 540 uyarınca) kaybedeceğine hükmetmektedir.
TBK m. 543 özelinde ise Yargıtay uygulamasında aranacak temel husus, eşyanın veya kıymetli evrakın objektif bir piyasa fiyatı bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle veya ilgili borsa (BİST, VOB vb.) kayıtlarıyla kesin olarak tespit edilmesidir. İşlemin yapıldığı an itibarıyla borsa rayici ile komisyoncunun uyguladığı değer arasında müvekkil aleyhine bir fark bulunursa, Yargıtay bunu TBK m. 540 (bedelin farklı gösterilmesi) kapsamında sadakat borcuna aykırılık sayarak komisyoncunun ücret hakkını ortadan kaldırmakta ve farkın müvekkile iadesine (tazminine) karar vermektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Müvekkil (A), Komisyoncu (K)'ye Borsa İstanbul'da işlem gören (X) A.Ş.'ye ait 10.000 adet pay senedini satması hususunda talimat vermiştir. Satışın gerçekleştirileceği gün, hisselerin borsa rayici 50 TL'dir. Komisyoncu (K), bu hisselere kendisi yatırım yapmak istemiş ve hisseleri piyasaya sürmek yerine 50 TL borsa rayici üzerinden bizzat kendisi satın almıştır. İşlemi gerçekleştirdiği gün saat 16.30'da müvekkili (A)'ya faks ve e-posta yoluyla "10.000 adet hissenin tanesi 50 TL'den tarafımca satın alındığını" bildirmiş ve sözleşmede kararlaştırılan %2'lik komisyon ücretini hesaptan mahsup ederek kalan meblağı (A)'nın hesabına havale etmiştir.
Hukuki analiz: TBK m. 543 kapsamında Komisyoncu (K)'nin işlemi hukuka tamamen uygundur. İşleme konu pay senedi borsada kayıtlı olduğundan piyasa değeri objektiftir. (A) tarafından "hisseleri bana sormadan kendine alma" şeklinde aksine bir talimat verilmemiştir. (K), işlemi aynı gün bildirmiş ve objektif borsa değerini esas almıştır. Dolayısıyla komisyon ücretini kesme (isteme) hakkı hukuken muhafaza edilmiştir [4, 5].
Olay 2:
Tarımsal ürün ticaretiyle uğraşan (T), Komisyoncu (M)'ye 50 ton piyasa fiyatı (borsası) belli olan pamuğu satın alması için komisyon vermiştir. Komisyoncu (M)'nin halihazırda kendi deposunda 50 ton pamuğu bulunmaktadır. (M), başkasından pamuk bulmak yerine kendi deposundaki pamuğu o günkü piyasa değeri üzerinden (T)'ye satmış, ancak bu işlemi üç gün sonra (T)'ye fatura göndererek bildirmiştir.
Hukuki analiz: Her ne kadar satılan ticari malın bir piyasa/borsa fiyatı bulunsa ve değer bu rayiç üzerinden belirlenmiş olsa da, Komisyoncu (M), TBK m. 543/2 hükmündeki "bu tür bir işlemin yapıldığını aynı gün bildirmek zorundadır" amir hükmüne aykırı davranmıştır [5]. Aynı gün bildirimin yapılmaması, komisyoncunun kanunun tanıdığı bu istisnai haktan (kendisiyle işlem yapma yetkisinden ve komisyon ücreti talep hakkından) yasal olarak yararlanmasını engeller ve müvekkil (T) bu işleme icazet vermediği takdirde işlemle bağlı olmadığını ileri sürebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Komisyoncunun kendisiyle işlem yapması durumunda; malın borsada veya piyasada objektif bir rayici olduğunu, işlemin tam olarak o rayiç üzerinden gerçekleştiğini ve durumun aynı gün vekâlet verene bildirildiğini ispat yükü komisyoncuya aittir.
- Zamanaşımı / Süreler: Maddede belirtilen "aynı gün" ifadesi, işlemin yapıldığı takvim gününü ifade eder. Bildirimin yapılmaması hâlinde, TBK m. 545 uyarınca müvekkilin vekâleti (talimatı) geri alma hakkı doğar [6]. Kaynaklar dışı bir ek bilgi olarak, bu tür ticari nitelikteki komisyon sözleşmelerinden doğan alacak davaları kural olarak 5 yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 147).
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: Taraflar arasındaki hukuki ilişki, ticari bir iş (komisyonculuk) olduğundan ve her iki taraf kural olarak tacir veya işlem ticari işletmeyi ilgilendirdiğinden görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetki ise HMK m. 6 uyarınca davalının yerleşim yeri veya HMK m. 10 uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesidir.
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada komisyoncuların, piyasa fiyatı bulunmayan mallarda (örneğin ikinci el araç, sanat eseri veya rayici çok değişken gayrimenkullerde) kendileriyle işlem yapmaları ve TBK m. 543'e sığınmaları büyük bir hukuki hatadır. Madde sadece objektif borsası/piyasası olan mislî mallarda veya kıymetli evrakta uygulanabilir [4]. Ayrıca bildirimin geciktirilmesi, sözleşmenin sıhhatini tehlikeye düşüren en sık karşılaşılan ihlallerden biridir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kaynaklar dışı bir ek bilgi olarak belirtmek gerekir ki; TBK m. 543'ün mehazı İsviçre Borçlar Kanunu (OR) m. 436'dır. Türk ve İsviçre doktrininde (Fikret Eren, Kemal Oğuzman, Turgut Öz, Halûk Nomer gibi otoritelerce), komisyoncunun kendisiyle işlem yaptığı an itibarıyla sözleşmenin hukuki niteliğinin ne olacağı hususu derin bir teorik tartışma konusudur. Bir görüş, bu andan itibaren komisyon (işgörme) sözleşmesinin sona erdiğini ve ilişkinin tamamen bir "satış sözleşmesine" (alım-satım) evrildiğini iddia eder. Zira Kanun açıkça "Diğer hâllerde satış hükümleri uygulanır" [5] diyerek tarafları satıcı ve alıcı konumuna yerleştirmiştir.
Buna karşılık, doktrindeki ağırlıklı görüş (ve yasa koyucunun sistematiği), burada tam bir karakter dönüşümünden ziyade, ilişkinin çifte karakterli (sui generis) bir hâl aldığını savunmaktadır. Zira komisyoncu, kendisiyle işlem yapsa dahi TBK m. 543/1 uyarınca komisyon ücreti ve giderlerini talep etme hakkını muhafaza etmektedir [4, 5]. Eğer ilişki tamamen bir satış sözleşmesine dönüşseydi, bir kimsenin kendi sattığı maldan dolayı bir de karşı taraftan "komisyon/aracılık ücreti" istemesi hukuken izah edilemezdi. Bu bağlamda kanun koyucu, ticari hayatın ihtiyaçlarını dikkate alarak rasyonel bir çözüm üretmiş; ancak "aynı gün bildirim" gibi oldukça dar bir şekil şartıyla suiistimal yollarını kapatmayı amaçlamıştır. Mevcut lafzın yapısal zayıflığı, "piyasa fiyatı" ibaresinin serbest piyasa koşullarında gün içinde bile ciddi dalgalanmalar gösteren varlıklar (örneğin kripto paralar veya volatil döviz kurları) bakımından suistimale ne denli açık olduğudur. Bu hususta ilerideki yasal düzenlemelerde "işlemin yapıldığı anki en yüksek/en düşük borsa kotasyonu" gibi daha kesin sınırlayıcı ölçütlerin madde metnine dâhil edilmesi isabetli olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 543 hükmü, Kanun'un "Özel Borç İlişkileri" başlıklı İkinci Kısmı'nın Onbirinci Bölümü olan "Komisyon Sözleşmesi" başlığı altında, "Alım veya Satım Komisyonculuğu" ayrımında düzenlenmiştir. Komisyon sözleşmesi, TBK m. 532 uyarınca, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği bir işgörme sözleşmesidir [1]. Komisyon ilişkisi, temelde bir dolaylı temsil ilişkisidir; komisyoncu, üçüncü kişilerle yaptığı hukuki işlemlerde kendi adına hareket etse de, sözleşmenin ekonomik sonuçları (hak ve borçlar) iç ilişkide müvekkile (vekâlet verene) aittir [2, 3].
Kural olarak vekâlet ve komisyon ilişkilerinde, vekilin veya komisyoncunun kendisiyle işlem yapması (self-contracting), menfaat çatışması (conflict of interest) yaratacağı gerekçesiyle yasaklanmış veya sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Ancak TBK m. 543 hükmü, modern ticari hayatın hız ve rasyonalite gereksinimlerini karşılamak üzere bu kurala istisnai, fakat sınırları son derece net çizilmiş bir yetki tanımaktadır. Bu hükme göre, şayet komisyon konusu malın objektif bir piyasa değeri varsa, komisyoncu, müvekkilinden aksine bir talimat almadığı sürece, müvekkili için satın alacağı malı kendi malvarlığından satabilir veya müvekkilinin satmasını istediği malı bizzat kendisi satın alabilir [4]. Bu noktada kanun koyucu, malın borsada kayıtlı olması veya piyasa fiyatının bulunması kriterini getirerek, muhtemel menfaat çatışmalarını objektif değerleme ölçütü ile bertaraf etmiştir [4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Borsada Kayıtlı veya Piyasa Fiyatı Bulunan Mal ve Evrak
Maddenin uygulanabilmesi için asli şart, işleme konu malın "borsada kayıtlı" veya "piyasa fiyatı bulunan" kambiyo senetleri, kıymetli evrak veya ticari mallar olmasıdır [4]. Piyasa fiyatının veya borsa rayicinin varlığı, komisyoncunun kendi menfaatini müvekkilinin menfaatinin üstüne koyarak fiyatı manipüle etmesini imkânsız kılmaktadır. Fiyatın dışsal ve objektif bir piyasa mekanizması tarafından belirlenmesi, komisyoncunun takdir yetkisini ortadan kaldırdığından, kendisiyle işlem yapma yasağının temel rasyosunu (koruma amacını) tatmin etmektedir.
2.2. Komisyoncunun Kendisiyle İşlem Yapması ve Değerin Tespiti
TBK m. 543/1 uyarınca komisyoncu, aksine talimat yoksa, satın alınacak mal yerine kendi malını verebilir veya satılacak malı bizzat kendi mülkiyetine geçirebilir [4, 5]. Maddenin lafzında açıkça belirtildiği üzere, bu hâllerde komisyoncunun kendisiyle işlem yaptığı andaki değerler esas alınır [5]. Değer tespiti konusunda komisyoncunun geriye veya ileriye dönük spekülatif bir anı seçmesi yasaklanmış olup, bizzat işlemin fiilen gerçekleştirildiği (kendisiyle işlem yapma iradesinin tecessüm ettiği) andaki objektif borsa veya piyasa fiyatı yasal bağlayıcılığa sahiptir.
2.3. Aynı Gün Bildirim Zorunluluğu
TBK m. 543/2, komisyoncuya bu tür bir işlemi gerçekleştirdiği takdirde, işlemin yapıldığını "aynı gün" vekâlet verene bildirme zorunluluğu yüklemiştir [5]. Bu bildirim, müvekkilin malın akıbeti hakkında derhâl bilgi sahibi olmasını sağladığı gibi, komisyoncunun piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalardan sonradan haksız çıkar sağlamasını engellemeyi amaçlayan, dürüstlük kuralının (TMK m. 2) doğrudan bir yansımasıdır.
2.4. Ücret ve Gider İsteme Hakkı
Bu kurumun en çarpıcı özelliklerinden biri, komisyoncunun kendisiyle işlem yapmasına rağmen komisyon ücretini ve giderlerini talep etme hakkını korumasıdır. TBK m. 543/1, komisyoncunun komisyon işlerinde alışılmış olan ücret ve giderlerini bu hâllerde dahi isteyebileceğini amirdir [5]. Hukuki işlem her ne kadar ekonomik olarak bir satış işlemi karakterine bürünse de, komisyoncunun "iş görme" ve "aracılık" niteliğindeki hazırlık faaliyeti devam ettiğinden kanun koyucu ücret hakkını muhafaza etmiştir.
2.5. Diğer Hâllerde Satış Hükümlerinin Uygulanması
TBK m. 543/son cümlesi "Diğer hâllerde satış hükümleri uygulanır" şeklindedir [5]. Komisyoncu kendisiyle işlem yaptığında, müvekkil ile komisyoncu arasında artık (komisyon sözleşmesinden ziyade) satıcı-alıcı ilişkisine benzer bir yapı doğar ve bu ilişkiye kıyasen (örneğin ayıptan, zapttan sorumluluk ve hasarın geçişi gibi konularda) mülkiyetin devri borcunu doğuran satış sözleşmesi kuralları tatbik edilir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Komisyonculuk ilişkisi bağlamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatları, komisyoncunun dolaylı temsil yetkisini ve sadakat yükümlülüğünü sıkı bir şekilde denetlemektedir. Kaynaklar dışı bir ek bilgi olarak belirtmek gerekir ki; Yargıtay, komisyoncunun kendi adına ve müvekkili hesabına hareket ederken dürüstlük kuralına aykırı şekilde kendi menfaatine (müvekkili zararına) işlemler yapmasını, vekâletin kötüye kullanılması olarak değerlendirmekte ve komisyoncunun ücret hakkını (TBK m. 540 uyarınca) kaybedeceğine hükmetmektedir.
TBK m. 543 özelinde ise Yargıtay uygulamasında aranacak temel husus, eşyanın veya kıymetli evrakın objektif bir piyasa fiyatı bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle veya ilgili borsa (BİST, VOB vb.) kayıtlarıyla kesin olarak tespit edilmesidir. İşlemin yapıldığı an itibarıyla borsa rayici ile komisyoncunun uyguladığı değer arasında müvekkil aleyhine bir fark bulunursa, Yargıtay bunu TBK m. 540 (bedelin farklı gösterilmesi) kapsamında sadakat borcuna aykırılık sayarak komisyoncunun ücret hakkını ortadan kaldırmakta ve farkın müvekkile iadesine (tazminine) karar vermektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Müvekkil (A), Komisyoncu (K)'ye Borsa İstanbul'da işlem gören (X) A.Ş.'ye ait 10.000 adet pay senedini satması hususunda talimat vermiştir. Satışın gerçekleştirileceği gün, hisselerin borsa rayici 50 TL'dir. Komisyoncu (K), bu hisselere kendisi yatırım yapmak istemiş ve hisseleri piyasaya sürmek yerine 50 TL borsa rayici üzerinden bizzat kendisi satın almıştır. İşlemi gerçekleştirdiği gün saat 16.30'da müvekkili (A)'ya faks ve e-posta yoluyla "10.000 adet hissenin tanesi 50 TL'den tarafımca satın alındığını" bildirmiş ve sözleşmede kararlaştırılan %2'lik komisyon ücretini hesaptan mahsup ederek kalan meblağı (A)'nın hesabına havale etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 543 kapsamında Komisyoncu (K)'nin işlemi hukuka tamamen uygundur. İşleme konu pay senedi borsada kayıtlı olduğundan piyasa değeri objektiftir. (A) tarafından "hisseleri bana sormadan kendine alma" şeklinde aksine bir talimat verilmemiştir. (K), işlemi aynı gün bildirmiş ve objektif borsa değerini esas almıştır. Dolayısıyla komisyon ücretini kesme (isteme) hakkı hukuken muhafaza edilmiştir [4, 5].
Olay 2: Tarımsal ürün ticaretiyle uğraşan (T), Komisyoncu (M)'ye 50 ton piyasa fiyatı (borsası) belli olan pamuğu satın alması için komisyon vermiştir. Komisyoncu (M)'nin halihazırda kendi deposunda 50 ton pamuğu bulunmaktadır. (M), başkasından pamuk bulmak yerine kendi deposundaki pamuğu o günkü piyasa değeri üzerinden (T)'ye satmış, ancak bu işlemi üç gün sonra (T)'ye fatura göndererek bildirmiştir. Hukuki analiz: Her ne kadar satılan ticari malın bir piyasa/borsa fiyatı bulunsa ve değer bu rayiç üzerinden belirlenmiş olsa da, Komisyoncu (M), TBK m. 543/2 hükmündeki "bu tür bir işlemin yapıldığını aynı gün bildirmek zorundadır" amir hükmüne aykırı davranmıştır [5]. Aynı gün bildirimin yapılmaması, komisyoncunun kanunun tanıdığı bu istisnai haktan (kendisiyle işlem yapma yetkisinden ve komisyon ücreti talep hakkından) yasal olarak yararlanmasını engeller ve müvekkil (T) bu işleme icazet vermediği takdirde işlemle bağlı olmadığını ileri sürebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Kaynaklar dışı bir ek bilgi olarak belirtmek gerekir ki; TBK m. 543'ün mehazı İsviçre Borçlar Kanunu (OR) m. 436'dır. Türk ve İsviçre doktrininde (Fikret Eren, Kemal Oğuzman, Turgut Öz, Halûk Nomer gibi otoritelerce), komisyoncunun kendisiyle işlem yaptığı an itibarıyla sözleşmenin hukuki niteliğinin ne olacağı hususu derin bir teorik tartışma konusudur. Bir görüş, bu andan itibaren komisyon (işgörme) sözleşmesinin sona erdiğini ve ilişkinin tamamen bir "satış sözleşmesine" (alım-satım) evrildiğini iddia eder. Zira Kanun açıkça "Diğer hâllerde satış hükümleri uygulanır" [5] diyerek tarafları satıcı ve alıcı konumuna yerleştirmiştir.
Buna karşılık, doktrindeki ağırlıklı görüş (ve yasa koyucunun sistematiği), burada tam bir karakter dönüşümünden ziyade, ilişkinin çifte karakterli (sui generis) bir hâl aldığını savunmaktadır. Zira komisyoncu, kendisiyle işlem yapsa dahi TBK m. 543/1 uyarınca komisyon ücreti ve giderlerini talep etme hakkını muhafaza etmektedir [4, 5]. Eğer ilişki tamamen bir satış sözleşmesine dönüşseydi, bir kimsenin kendi sattığı maldan dolayı bir de karşı taraftan "komisyon/aracılık ücreti" istemesi hukuken izah edilemezdi. Bu bağlamda kanun koyucu, ticari hayatın ihtiyaçlarını dikkate alarak rasyonel bir çözüm üretmiş; ancak "aynı gün bildirim" gibi oldukça dar bir şekil şartıyla suiistimal yollarını kapatmayı amaçlamıştır. Mevcut lafzın yapısal zayıflığı, "piyasa fiyatı" ibaresinin serbest piyasa koşullarında gün içinde bile ciddi dalgalanmalar gösteren varlıklar (örneğin kripto paralar veya volatil döviz kurları) bakımından suistimale ne denli açık olduğudur. Bu hususta ilerideki yasal düzenlemelerde "işlemin yapıldığı anki en yüksek/en düşük borsa kotasyonu" gibi daha kesin sınırlayıcı ölçütlerin madde metnine dâhil edilmesi isabetli olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.