RESMİ METİN

A. Tanımı ve şekli


Madde 520 - Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.

Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) İkinci Kısmının "Özel Borç İlişkileri" başlığını taşıyan Dokuzuncu Bölümü, vekâlet ilişkilerine tahsis edilmiştir. Bu bölümün Üçüncü Ayırımı'nda yer alan 520. madde, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (BK) "tellallık" olarak adlandırılan hukuki kurumu, güncel bir terminoloji ile "simsarlık sözleşmesi" olarak tanımlamaktadır [1]. Maddenin birinci fıkrası simsarlık sözleşmesinin tanımını ve unsurunu belirlerken; ikinci fıkrası bu sözleşmeye kural olarak vekâlet hükümlerinin uygulanacağını amirdir. Üçüncü fıkra ise, özellikle taşınmaz mal simsarlığına dair katı bir geçerlilik şekli öngörmektedir [2, 3].

Simsarlık sözleşmesi, niteliği itibarıyla taraflar arasında sürekli bir bağlılık yaratmayan, simsarın belirli bir hukuki işlemin kurulmasına yönelik geçici aracılık faaliyeti yürüttüğü ve başarısı (sözleşmenin kurulması) hâlinde ücrete hak kazandığı, kendine özgü (sui generis) bir iş görme sözleşmesidir [4, 5]. Kanun koyucu, simsarın aracılık faaliyetini iki ana eylem tipine ayırmış ve asıl sözleşmenin tarafları adına doğrudan sözleşme akdetme (temsil) yetkisine kural olarak sahip olmayan bağımsız bir aracı figürü ihdas etmiştir [6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Sözleşme Kurulması İmkânının Hazırlanması (Yalın/Fırsat Gösterme Simsarlığı)

TBK m. 520/1'de yer alan "sözleşme kurulması imkânının hazırlanması" ibaresi, doktrinde fırsat gösterme (yalın) simsarlığı (Nachweismakler) olarak adlandırılmaktadır. Bu simsarlık türünde simsarın borcu, müvekkiline, arzu ettiği sözleşmeyi akdedebileceği potansiyel bir karşı taraf göstermekten ibarettir. Simsar, tarafların müzakerelerine veya sözleşmenin pazarlık aşamasına bizzat katılmak zorunda değildir; yalnızca tarafları bir araya getirecek maddi olanakları (adres, iletişim bilgisi, yer gösterme vb.) sunarak edimini ifa etmiş sayılır [7, 8].

2.2. Sözleşmenin Kurulmasına Aracılık Etme (Aracı Simsarlığı)

Maddede belirtilen ikinci fiil tipi olan "kurulmasına aracılık etme", aracı simsarlığı (Vermittlungsmakler) olarak nitelendirilir. Aracı simsarlığında simsar, yalnızca karşı tarafı bulmakla veya fırsat göstermekle yetinmez; taraflar arasındaki müzakere sürecine aktif olarak katılır, menfaat farklılıklarını gidermeye çalışır ve asıl sözleşmenin her iki tarafın irade uyuşmasıyla akdedilmesine aracılık eder [9, 10]. Gerek fırsat gösterme gerekse aracılık etme fiilleri sonucunda, simsarın ücret alacağının doğması nedensellik (illiyet) bağının mevcudiyetine ve asıl sözleşmenin kesin olarak kurulmasına tabidir [11-13].

2.3. Taşınmaz Simsarlığında Yazılı Şekil Şartı

TBK m. 520/3 uyarınca, "Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz" [3]. Taşınır mallar ve diğer hakların simsarlığı (yalın simsarlık) hiçbir şekil şartına tabi olmaksızın sözlü olarak dahi kurulabilirken [14], taşınmaz mal simsarlığında yazılı şekil, bir ispat şartı değil, mutlak bir geçerlilik şartıdır (ad validitatem) [15-17]. Bu şekil kuralı kamu düzeni mülahazalarıyla getirilmiş olup, yazılı bir belge bulunmaksızın ifa edilen taşınmaz simsarlığı faaliyetleri hukuken himaye görmez ve ücrete hak kazandırmaz [15, 18]. Yazılı şekil şartının yerine getirilmesi için, sözleşmede her iki tarafın (özellikle borç altına giren tarafın) imzasının bulunması gerekmektedir [19, 20].

2.4. Vekâlet Hükümlerinin Uygulanması

TBK m. 520/2 uyarınca, simsarlık sözleşmesine kural olarak vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümler (TBK m. 502 vd.) uygulanır [2]. Bu atıf, simsarın vekâlet sözleşmesindeki sadakat ve özen borcuna benzer yükümlülüklere tabi olduğu anlamına gelmektedir [21, 22]. Simsar, müvekkilinin menfaatlerini korumalı, ona uygun sözleşme fırsatlarını tam ve doğru bir şekilde bildirmeli ve dürüstlük kuralına aykırı davranışlardan kaçınmalıdır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 521 (Ücrete Hak Kazanma Zamanı): 520. maddedeki simsarlık faaliyetinin asli karşılığı olan ücretin doğumu, m. 521 gereğince, simsarın faaliyeti neticesinde asıl sözleşmenin kurulması anına (icap ve kabulün birleşmesi) bağlanmıştır [13, 23].
  • TBK m. 502 vd. (Vekâlet Sözleşmesi): TBK m. 520/2’nin atfı sebebiyle, simsarın özen ve sadakat yükümlülüğü (m. 506), hesap verme borcu (m. 508) ve sözleşmenin sona erme rejimleri kural olarak vekâlet hükümlerinden yararlanılarak çözümlenir [2, 22].
  • TBK m. 12 ve 14 (Şekil Kuralları): TBK m. 520/3'teki taşınmaz simsarlığına ilişkin yazılı şekil kuralının nasıl tesis edileceği TBK m. 14'e dayanır. Kanuna göre yazılı şekilde yapılması gereken sözleşmelerde, borç altına girenlerin imzalarının bulunması mecburi olduğundan [19], sadece bir tarafın imzaladığı taşınmaz simsarlığı sözleşmesi kural olarak şekil eksikliğiyle maluldür [24].
  • TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı): Taşınmaz simsarlığı sözleşmelerinde şekil eksikliğinin (imza noksanlığının) edim ifa edildikten sonra ileri sürülmesi durumunda TMK m. 2 devreye girer [20, 25].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, taşınmaz mal simsarlığında yazılı şekil kuralı katı bir geçerlilik şartı olmakla birlikte, hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında önemli istisnalara tabi tutulmaktadır.

  • Şekil Eksikliği ve Hakkın Kötüye Kullanılması (YHGK 03.11.2010, E. 2010/19-559, K. 2010/546): Emlakçı (simsar) tarafından hazırlanan ve yalnızca müşteri tarafından imzalanan, ancak simsarın imzasını taşımayan sözleşmelerin geçerliliği hususunda YHGK tarihi bir karar vermiştir. Kurul; simsarın elinde bulunan sözleşmeyi her zaman imzalama imkânına sahip olduğunu, asıl sözleşmenin (satışın) gerçekleştirildiğini, hatta simsarlık ücretinin bir kısmının ödendiğini belirterek, bu aşamadan sonra müşterinin "sözleşmede simsarın imzası yoktu, şekil eksikliği vardır" şeklinde savunma yapmasının TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğuna hükmetmiştir [20, 25, 26].
  • Sözleşmenin Kurulmaması ve Ücret Hakkı (YHGK 28.05.2008, E. 2008/19-398, K. 2008/407): Yargıtay kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, simsarın ücrete hak kazanması, aracılık edilen asıl sözleşmenin geçerli bir biçimde icap ve kabulün uyuşması ile vücut bulmasına (kurulmasına) bağlıdır [27-29]. Taraflar bir araya gelmiş ancak sözleşmeyi akdetmemişlerse, simsar sırf hazırlık faaliyetleri yaptığı gerekçesiyle ücret talep edemez [27, 30].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: (A), maliki olduğu arsanın satışı için yetkili emlak komisyoncusu (B) ile sözlü olarak anlaşmış ve komisyon bedeli olarak %3 oranında mutabık kalınmıştır. (B), arsayı potansiyel alıcı (C)'ye gezdirmiş, tarafları ofisinde bir araya getirerek satış fiyatında uzlaşmalarını sağlamış ve neticede (A) ile (C) arasında tapuda devir işlemi gerçekleşmiştir. Satış sonrasında (A), aralarındaki simsarlık sözleşmesinin yazılı yapılmadığını ileri sürerek komisyon ücretini ödemekten kaçınmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 520/3 amir hükmü gereğince, taşınmaz simsarlığı sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. Yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından, simsar (B), asıl sözleşmenin kurulmasına fiilen aracılık etmiş olsa dahi, geçersiz olan sözlü simsarlık anlaşmasına dayanarak sözleşmesel bir ücret talebinde bulunamaz. Sebepsiz zenginleşme ya da vekâletsiz iş görme hükümlerine başvurulup başvurulamayacağı doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, salt sözleşmesel talep şekil yoksunluğu nedeniyle reddedilir.

Olay 2: (X), gayrimenkulünün kiraya verilmesi amacıyla simsar (Y) ile yazılı, usulüne uygun bir taşınmaz simsarlığı sözleşmesi imzalamıştır. (Y), yaptığı tanıtım faaliyetleri neticesinde kiracı adayı (Z)'yi bulmuş ve (X) ile (Z)'yi bir araya getirmiştir. Taraflar kira bedeli ve şartlar üzerinde müzakere etmiş, ancak kira bedelinin döviz cinsi üzerinden belirlenmesi hususunda anlaşamayarak masadan kalkmışlardır. Simsar (Y), üzerine düşen aracılık edimini (fırsat gösterme) ifa ettiğini belirterek (X)'ten simsarlık sözleşmesinde yazılı hizmet bedelini talep etmektedir. Hukuki analiz: TBK m. 520/1 ve m. 521 uyarınca, simsarlık ilişkisinde ücretin doğumu asıl sözleşmenin ("kira sözleşmesinin") kurulmasına tabidir. Olayda (X) ile (Z) arasında bir icap-kabul uyuşmazlığı yaşanmış ve asıl sözleşme akdedilmemiştir. Simsarlık sözleşmesinde aksi yönde (asıl sözleşme kurulmasa bile masrafların/ücretin ödeneceğine dair) açık bir düzenleme bulunmadığı müddetçe, simsar (Y) yalnızca hazırlık işlemi yapmış olması gerekçesiyle ücrete hak kazanamaz.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Simsarlık ilişkisinde asıl sözleşmenin kendi faaliyeti neticesinde ve nedensellik bağı (illiyet bağı) çerçevesinde kurulduğunu ispat yükü simsara aittir [12, 31].
  • Zamanaşımı / Süreler: Simsarlık (tellallık) sözleşmesinden doğan ücret alacakları, TBK m. 147/5 bendinde (ticari işler simsarlığı) ve genel hükümler dairesinde vekâlet atfı sebebiyle 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir [32].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Asıl işlemin taraflarından birinin tüketici olması ve simsarın mesleki/ticari faaliyet yürütmesi hâlinde uyuşmazlıklar genellikle Tüketici Mahkemelerinde görülmektedir. Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili işlerde ise Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Taşınmaz simsarlığı sözleşmelerinde sadece tüketici/müşteri imzasının alınıp boşlukların sonradan doldurulması, ya da taraflara cayma hâlinde dahi fahiş cezai şart öngörülmesi. Bu tür tek taraflı veya aşırı matbu kayıtlar TBK genel işlem koşulları ve fahiş ceza indirimi kuralları karşısında geçersiz kabul edilmektedir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun TBK m. 520/2 ile simsarlık sözleşmesine vekâlet hükümlerini genel olarak tatbik etmesi doktrinde eleştirilmektedir. Zira simsarın, klasik vekâlet sözleşmesindeki vekilden en büyük farkı, müvekkiline karşı organik bir bağlılık veya tabi olma zorunluluğunun bulunmaması ve tarafsız bir aracı niteliği taşımasıdır [33]. Vekilin her halükarda müvekkil menfaatini gözetmesi gerekirken, bazı simsarlık tiplerinde simsarın objektif bir üçüncü kişi konumunda her iki tarafı bir araya getirmesi mümkündür. Vekâlet hükümlerinin (özellikle TBK m. 512 kapsamındaki her zaman tek taraflı fesih yetkisinin) simsarlık sözleşmesine aynen tatbiki, simsarın uzun uğraşlar ve ciddi masraflar sonucunda tam sözleşmenin akdedileceği aşamada sözleşmenin haksız olarak feshine ve emeğinin zayi olmasına zemin hazırlama riski barındırmaktadır.

Ayrıca, TBK m. 520/3’te öngörülen yazılı şekil şartının yalnızca bir ispat vesikası olarak değil geçerlilik şartı olarak kurgulanması, somut olay adaleti bağlamında ciddi mağduriyetler yaratabilmektedir. Simsarlık faaliyetinin ifa edilip neticenin elde edilmesinin ardından müvekkilin sırf "yazılı bir belge yoktu" itirazı ile edim yükümlülüğünden sıyrılması, dürüstlük kuralına aykırı davranışlara (TMK m. 2) hukuki bir zırh oluşturma tehlikesi yaratmaktadır; nitekim Yargıtay bu durumu aşmak maksadıyla içtihatlarında TMK m. 2 müdahalesine sıkça başvurmak zorunda kalmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.