1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 476. maddesi, eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldıran veya sınırlayan hukuki sebepleri düzenlemektedir [1, 2]. Eser sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi taahhüt ettiği bir sözleşme tipidir [3]. Kural olarak yüklenici, eseri fen, sanat ve teknik kurallarına uygun olarak, sözleşmede kararlaştırılan veya işsahibinin haklı olarak beklediği lüzumlu nitelikleri taşıyacak şekilde meydana getirip teslim etmekle mükelleftir [4-6]. Aksi hâlde yüklenicinin ayıba karşı tekeffül borcu doğar [7].
Ancak TBK m. 476, hukukun genel ilkelerinden olan "hiç kimsenin kendi kusuruna veya eylemine dayanarak hak iddia edemeyeceği" (nemo auditur propriam turpitudinem allegans) kuralının eser sözleşmesindeki somut bir tezahürüdür. Madde hükmüne göre, eserdeki ayıbın doğrudan doğruya işsahibinin verdiği talimattan kaynaklanması ve yüklenicinin bu konuda açık bir ihtar (uyarı) yükümlülüğünü yerine getirmiş olması ya da ayıbın herhangi bir sebeple işsahibinin kendi risk ve sorumluluk alanına giren bir olguya yüklenebilmesi durumunda, yüklenicinin ayıptan sorumluluğuna gidilemez [1, 8]. Bu düzenleme, eser sözleşmesinde uzman taraf olan yüklenici ile sözleşmenin amacını tayin eden işsahibi arasındaki menfaat dengesini ve risk dağılımını adil bir zemine oturtmayı amaçlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İşsahibinin Talimatı
Eserdeki ayıbın işsahibinin talimatından kaynaklanması, yükleniciyi sorumluluktan kurtaran asli nedenlerden biridir [9]. Talimat, eser sözleşmesi kapsamında eserin yapımına, kullanılacak malzemenin türüne, icra yöntemine veya işin alt yüklenicilere devrine ilişkin olarak işsahibi tarafından verilen her türlü emri kapsar [9, 10]. Ancak bir beyanın "talimat" niteliği taşıyabilmesi için yüklenici açısından emredici ve bağlayıcı bir mahiyete sahip olması şarttır [10]. İşsahibi tarafından ileri sürülen bağlayıcı olmayan öneriler, salt istekler veya sıradan öğütler kanunun aradığı anlamda talimat teşkil etmez [10]. Talimat, bizzat işsahibi tarafından verilebileceği gibi, işsahibinin ifa yardımcıları konumunda olan mühendis, mimar veya memur gibi yetkilendirilmiş kişiler aracılığıyla da iletilebilir [10].
2.2. Yüklenicinin Açık İhtar (Uyarı) Yükümlülüğü
TBK m. 476 uyarınca, sadece işsahibinin talimat vermiş olması yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaya yetmez; yüklenicinin, uzmanlık borcu gereği, bu talimatın eserin ayıplı olmasına yol açabileceğini işsahibine "açıkça ihtar" etmiş olması gerekir [1, 8, 11]. Yüklenici, işsahibinin verdiği talimata uyulması durumunda eserde ne tür bir ayıp oluşacağını gerekçeleriyle birlikte ayrıntılı olarak bildirmek mecburiyetindedir [11, 12]. Uyarma yükümlülüğü, irade açıklaması olmaktan ziyade bir bilgi açıklaması niteliğindedir ve işsahibinin hatalı talimatını değiştirmesini veya geri almasını sağlamayı hedefler [13]. Yüklenici, bu uyarı yükümlülüğünü yerine getirmeksizin hatalı talimatı uygularsa, ortaya çıkan ayıptan sorumlu olmaya devam edecektir [13].
2.3. Uygun Nedensellik Bağı
Yüklenicinin sorumluluktan kurtulabilmesi için, eserin ayıplı olması ile işsahibinin verdiği talimat arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması şarttır [12]. Uygun nedensellik bağından anlaşılması gereken, işsahibinin talimatının eserdeki ayıbın meydana gelmesinin neredeyse tek veya en asli sebebi olmasıdır [12]. Eğer ayıbın ortaya çıkmasında işsahibinin talimatının yanı sıra yüklenicinin kendi icra kusuru, dikkatsizliği veya özen borcuna aykırılığı da müştereken etkili olmuşsa, yüklenici TBK m. 476'nın sağladığı tam sorumsuzluk zırhından yararlanamaz.
2.4. Herhangi Bir Sebeple İşsahibine Yüklenebilen Haller
Maddede yer alan "herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa" ibaresi, talimat dışında kalan ve işsahibinin risk alanında doğan diğer sebepleri ifade eder. Örneğin, eserin yapımında kullanılacak malzemenin doğrudan işsahibi tarafından sağlanması ve ayıbın bu malzemenin gizli kusurundan kaynaklanması (TBK m. 472/II-III), veya eserin ifa edileceği arsa yahut zeminin bizzat işsahibi tarafından gösterilmiş olup zemindeki jeolojik bozuklukların eseri ayıplı hale getirmesi bu kapsamda değerlendirilir [14, 15].
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 471 (Yüklenicinin Özen ve Sadakat Borcu): Yüklenicinin TBK m. 476 kapsamında ihtar yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, TBK m. 471'de düzenlenen "basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranış" kıstasına göre belirlenir [16-18]. Yüklenici sıradan bir uygulayıcı değil, alanında uzman kişidir; dolayısıyla işsahibinin teknik olarak hatalı talimatlarını öngörmek ve işsahibini korumakla mükelleftir [16, 19].
- TBK m. 472/III (Malzeme ve Yere İlişkin Bildirim Yükümlülüğü): TBK m. 476 hükmü, TBK m. 472/III ile doğrudan bağlantılıdır. Yüklenici, işsahibinin sağladığı malzemenin veya gösterdiği yerin ayıplı olduğunu anlar anlamaz bunu bildirmek zorundadır [20, 21]. Doktrindeki ağırlıklı görüşe göre, yüklenici TBK m. 472/III'teki ihbar yükümlülüğünü ihlal ederse, ayıbın meydana gelmesine katılmış sayılır ve bu durumda ayıp TBK m. 476 anlamında münhasıran işsahibinden kaynaklanmış kabul edilemez [22, 23].
- TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): İşsahibinin uzman (örneğin inşaat mühendisi) olduğu durumlarda, kural olarak yüklenicinin talimatı yeniden inceleme ve işsahibini uyarma yükümlülüğü daralır [19, 24]. Ancak TMK m. 2'de yer alan dürüstlük kuralı, bu istisnanın sınırını çizer. İşsahibi uzman dahi olsa, verilen talimattaki hata meslekten olan herkesin ilk bakışta görebileceği kadar fahişse, yüklenici "işsahibi zaten uzmandır" diyerek uyarı borcundan kaçınamaz; ihtar yükümlülüğü TMK m. 2 gereği devam eder [24, 25].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri, TBK m. 476 (ve mülga BK m. 359 vd.) uygulamalarında yüklenicinin "uzman" (basiretli tacir) vasfına büyük önem atfetmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik bir içtihadına konu olan "römork imalatı" davasında; davalı yüklenicinin römork imal etme işinde uzman olduğu, işsahibi tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde belirlenen ölçülerden farklı ve teknik olarak hatalı ölçülerle sipariş (talimat) verilmiş olmasına rağmen, yüklenicinin sözleşme ile üstlendiği işi fen, sanat ve tekniğine uygun olarak yapma sorumluluğu kapsamında işsahibini uyarma yükümlülüğü bulunduğu vurgulanmıştır. Yargıtay, yüklenicinin açık ve detaylı bir ihtar görevini yerine getirdiğini kanıtlayamaması nedeniyle, gizli ayıptan sorumlu tutulması gerektiğine hükmetmiştir [25, 26].
Ayrıca Yargıtay 6. Hukuk Dairesi güncel kararlarında, zemindeki bozuklukların işin ehli ve basiretli bir yüklenici tarafından öngörülebilir nitelikte olması durumunda, yüklenicinin bu bozukluğu işsahibine derhal bildirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin (TBK m. 472/3 ve m. 476 kapsamında) titizlikle araştırılması gerektiğini belirtmektedir [15, 27].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
A (işsahibi), B (yüklenici) ile kendisine ait arazide bir fabrika binası inşa edilmesi hususunda eser sözleşmesi akdetmiştir. A, bina maliyetini düşürmek amacıyla çatıda kullanılacak izolasyon malzemesinin, teknik şartnamede öngörülen X marka yerine, piyasada daha ucuza satılan ancak fabrika emisyonlarına dayanıksız olduğu bilinen Y marka malzeme ile yapılmasını emredici bir talimatla yazılı olarak B'ye bildirmiştir. B, Y marka malzemenin fabrikanın niteliği gereği birkaç yıl içinde korozyona uğrayarak su sızdıracağını detaylı bir teknik raporla (açıkça ihtar) A'ya sunmuş, ancak A talimatında ısrar etmiştir. İnşaat tesliminden iki yıl sonra çatıdan su sızması nedeniyle makineler zarar görmüştür.
Hukuki analiz: TBK m. 476 uyarınca yüklenici B, işsahibi A'nın hatalı talimatına karşı, fen ve sanat kuralları çerçevesinde üzerine düşen açık ihtar (uyarma) yükümlülüğünü yazılı ve gerekçeli bir raporla yerine getirmiştir [11, 12]. Eserdeki ayıp bizzat işsahibinin talimatındaki ısrarından doğduğu için, B'nin ayıptan sorumluluğu bulunmamaktadır; A, ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanamaz [1].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
C (işsahibi), kendisi bir makine mühendisi olup, D (yüklenici) firmasından özel bir otomasyon makinesi üretmesini talep etmiştir. C, makinenin motor devri ve dişli oranları hakkında spesifik bir mühendislik projesi çizip D'ye talimat olarak vermiştir. D, projeyi incelemiş ancak motorun o dişli oranıyla aşırı ısınıp yanacağını mesleki tecrübesine dayanarak fark etmesine rağmen, "C nasılsa makine mühendisi, sorumluluk onda" düşüncesiyle hiçbir uyarıda bulunmadan makineyi üretmiştir. Makine ilk kullanımda yanmıştır.
Hukuki analiz: İşsahibi C uzman olsa dahi, D basiretli bir yüklenici olarak özen borcu (TBK m. 471) altındadır [16, 24]. Dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereğince, sonucun vahim olacağını bile bile salt karşı tarafın uzmanlığına sığınarak ihtardan kaçınmak yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz [24, 25]. D, açıkça ihtar külfetini yerine getirmediği için TBK m. 476 hükmünden yararlanamaz ve meydana gelen ayıptan dolayı C'ye karşı kusursuz sorumluluğa tabidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Yüklenicinin sorumluluktan kurtulabilmesi için; ayıbın işsahibinin talimatından (veya sağladığı malzemeden) kaynaklandığını, bu durumun yaratacağı risklere dair işsahibini "açıkça" uyardığını ve nedensellik bağını ispat etme yükü yüklenicinin üzerindedir [19]. Yüklenici ihtarı yerine getirdiğini her türlü yasal delille (özellikle yazılı delillerle) ispatlayabilir.
- Zamanaşımı / Süreler: Ayıbın işsahibine yüklenemediği durumlarda işsahibinin hakları kural olarak TBK m. 478 gereğince; taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yıl, taşınmaz yapılarda beş yıl, yüklenicinin ağır kusuru (veya kasten gizleme) varsa her halükarda yirmi yıllık zamanaşımı süresine tabidir [28-30].
- Görevli/yetkili mahkeme: Tarafların her ikisinin de tacir olduğu ve işin ticari işletmeleriyle ilgili olduğu uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemeleri; işsahibinin tüketici (örneğin salt kendi kullanımı için konut/eser yaptıran kişi) olduğu durumlarda Tüketici Mahkemeleri; diğer durumlarda genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri veya ifa yeri (eserin yapıldığı/teslim edildiği yer) mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Yüklenicilerin, işsahibinden sadece talimat almış olmayı sorumluluktan kurtuluş için yeterli görmesi en büyük uygulama hatasıdır. Talimatın hatalı olduğu durumlarda "neden hatalı olduğu ve sonuçlarının ne olacağı" izah edilmeksizin, genel ve soyut ifadelerle yapılan (örneğin "sorumluluk kabul edilmez" şeklindeki) beyanlar yargı pratiğinde "açık ihtar" olarak nitelendirilmemektedir [12, 31].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu m. 476 hükmü, yüklenici ile işsahibi arasındaki risk dağılımı açısından İsviçre Borçlar Kanunu (OR m. 369) ile paralellik arz etmektedir [32]. Ancak doktrinde, TBK m. 472/3'teki (ve dolaylı olarak m. 476'daki) yüklenicinin ihbar yükümlülüğünün sınırlarının belirlenmesi ciddi tartışmalara konu olmuştur. Özellikle işsahibinin hazırlattığı teknik şartnameler, mimari ve statik projelerde yer alan detaylı mühendislik hesaplamalarındaki hataların (gizli mühendislik kusurları) yüklenici tarafından fark edilip edilemeyeceği sorunsalı, uygulamada ağır mağduriyetlere yol açabilmektedir [24].
Öğretideki hâkim ve haklı görüşe göre; yüklenici ancak kendi uzmanlık ve mesleki yeterliliği kapsamında, "basiretli bir yüklenicinin" göstereceği ortalama dikkat ve özenle (objektif özen kıstası) fark edilebilecek nitelikteki proje veya talimat hataları için uyarıda bulunmakla mükelleftir. Yükleniciden, ancak ileri düzey bir mühendislik tahkikatıyla anlaşılabilecek çapta gizli teknik hataları tespit edip ihtar etmesini beklemek, eserin sonucuna ilişkin riskin tamamını hakkaniyete aykırı biçimde yükleniciye yıkmak anlamına gelir. Kanun koyucunun ve yargı mercilerinin, TBK m. 476'yı uygularken bu objektif özen sınırını katı bir şablon yerine, her somut olayın teknik mahiyetine (projenin karmaşıklığı, tarafların ekonomik/teknik gücü) göre dinamik olarak yorumlaması gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 476. maddesi, eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldıran veya sınırlayan hukuki sebepleri düzenlemektedir [1, 2]. Eser sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi taahhüt ettiği bir sözleşme tipidir [3]. Kural olarak yüklenici, eseri fen, sanat ve teknik kurallarına uygun olarak, sözleşmede kararlaştırılan veya işsahibinin haklı olarak beklediği lüzumlu nitelikleri taşıyacak şekilde meydana getirip teslim etmekle mükelleftir [4-6]. Aksi hâlde yüklenicinin ayıba karşı tekeffül borcu doğar [7].
Ancak TBK m. 476, hukukun genel ilkelerinden olan "hiç kimsenin kendi kusuruna veya eylemine dayanarak hak iddia edemeyeceği" (nemo auditur propriam turpitudinem allegans) kuralının eser sözleşmesindeki somut bir tezahürüdür. Madde hükmüne göre, eserdeki ayıbın doğrudan doğruya işsahibinin verdiği talimattan kaynaklanması ve yüklenicinin bu konuda açık bir ihtar (uyarı) yükümlülüğünü yerine getirmiş olması ya da ayıbın herhangi bir sebeple işsahibinin kendi risk ve sorumluluk alanına giren bir olguya yüklenebilmesi durumunda, yüklenicinin ayıptan sorumluluğuna gidilemez [1, 8]. Bu düzenleme, eser sözleşmesinde uzman taraf olan yüklenici ile sözleşmenin amacını tayin eden işsahibi arasındaki menfaat dengesini ve risk dağılımını adil bir zemine oturtmayı amaçlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İşsahibinin Talimatı
Eserdeki ayıbın işsahibinin talimatından kaynaklanması, yükleniciyi sorumluluktan kurtaran asli nedenlerden biridir [9]. Talimat, eser sözleşmesi kapsamında eserin yapımına, kullanılacak malzemenin türüne, icra yöntemine veya işin alt yüklenicilere devrine ilişkin olarak işsahibi tarafından verilen her türlü emri kapsar [9, 10]. Ancak bir beyanın "talimat" niteliği taşıyabilmesi için yüklenici açısından emredici ve bağlayıcı bir mahiyete sahip olması şarttır [10]. İşsahibi tarafından ileri sürülen bağlayıcı olmayan öneriler, salt istekler veya sıradan öğütler kanunun aradığı anlamda talimat teşkil etmez [10]. Talimat, bizzat işsahibi tarafından verilebileceği gibi, işsahibinin ifa yardımcıları konumunda olan mühendis, mimar veya memur gibi yetkilendirilmiş kişiler aracılığıyla da iletilebilir [10].
2.2. Yüklenicinin Açık İhtar (Uyarı) Yükümlülüğü
TBK m. 476 uyarınca, sadece işsahibinin talimat vermiş olması yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaya yetmez; yüklenicinin, uzmanlık borcu gereği, bu talimatın eserin ayıplı olmasına yol açabileceğini işsahibine "açıkça ihtar" etmiş olması gerekir [1, 8, 11]. Yüklenici, işsahibinin verdiği talimata uyulması durumunda eserde ne tür bir ayıp oluşacağını gerekçeleriyle birlikte ayrıntılı olarak bildirmek mecburiyetindedir [11, 12]. Uyarma yükümlülüğü, irade açıklaması olmaktan ziyade bir bilgi açıklaması niteliğindedir ve işsahibinin hatalı talimatını değiştirmesini veya geri almasını sağlamayı hedefler [13]. Yüklenici, bu uyarı yükümlülüğünü yerine getirmeksizin hatalı talimatı uygularsa, ortaya çıkan ayıptan sorumlu olmaya devam edecektir [13].
2.3. Uygun Nedensellik Bağı
Yüklenicinin sorumluluktan kurtulabilmesi için, eserin ayıplı olması ile işsahibinin verdiği talimat arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması şarttır [12]. Uygun nedensellik bağından anlaşılması gereken, işsahibinin talimatının eserdeki ayıbın meydana gelmesinin neredeyse tek veya en asli sebebi olmasıdır [12]. Eğer ayıbın ortaya çıkmasında işsahibinin talimatının yanı sıra yüklenicinin kendi icra kusuru, dikkatsizliği veya özen borcuna aykırılığı da müştereken etkili olmuşsa, yüklenici TBK m. 476'nın sağladığı tam sorumsuzluk zırhından yararlanamaz.
2.4. Herhangi Bir Sebeple İşsahibine Yüklenebilen Haller
Maddede yer alan "herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa" ibaresi, talimat dışında kalan ve işsahibinin risk alanında doğan diğer sebepleri ifade eder. Örneğin, eserin yapımında kullanılacak malzemenin doğrudan işsahibi tarafından sağlanması ve ayıbın bu malzemenin gizli kusurundan kaynaklanması (TBK m. 472/II-III), veya eserin ifa edileceği arsa yahut zeminin bizzat işsahibi tarafından gösterilmiş olup zemindeki jeolojik bozuklukların eseri ayıplı hale getirmesi bu kapsamda değerlendirilir [14, 15].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri, TBK m. 476 (ve mülga BK m. 359 vd.) uygulamalarında yüklenicinin "uzman" (basiretli tacir) vasfına büyük önem atfetmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik bir içtihadına konu olan "römork imalatı" davasında; davalı yüklenicinin römork imal etme işinde uzman olduğu, işsahibi tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde belirlenen ölçülerden farklı ve teknik olarak hatalı ölçülerle sipariş (talimat) verilmiş olmasına rağmen, yüklenicinin sözleşme ile üstlendiği işi fen, sanat ve tekniğine uygun olarak yapma sorumluluğu kapsamında işsahibini uyarma yükümlülüğü bulunduğu vurgulanmıştır. Yargıtay, yüklenicinin açık ve detaylı bir ihtar görevini yerine getirdiğini kanıtlayamaması nedeniyle, gizli ayıptan sorumlu tutulması gerektiğine hükmetmiştir [25, 26].
Ayrıca Yargıtay 6. Hukuk Dairesi güncel kararlarında, zemindeki bozuklukların işin ehli ve basiretli bir yüklenici tarafından öngörülebilir nitelikte olması durumunda, yüklenicinin bu bozukluğu işsahibine derhal bildirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin (TBK m. 472/3 ve m. 476 kapsamında) titizlikle araştırılması gerektiğini belirtmektedir [15, 27].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): A (işsahibi), B (yüklenici) ile kendisine ait arazide bir fabrika binası inşa edilmesi hususunda eser sözleşmesi akdetmiştir. A, bina maliyetini düşürmek amacıyla çatıda kullanılacak izolasyon malzemesinin, teknik şartnamede öngörülen X marka yerine, piyasada daha ucuza satılan ancak fabrika emisyonlarına dayanıksız olduğu bilinen Y marka malzeme ile yapılmasını emredici bir talimatla yazılı olarak B'ye bildirmiştir. B, Y marka malzemenin fabrikanın niteliği gereği birkaç yıl içinde korozyona uğrayarak su sızdıracağını detaylı bir teknik raporla (açıkça ihtar) A'ya sunmuş, ancak A talimatında ısrar etmiştir. İnşaat tesliminden iki yıl sonra çatıdan su sızması nedeniyle makineler zarar görmüştür. Hukuki analiz: TBK m. 476 uyarınca yüklenici B, işsahibi A'nın hatalı talimatına karşı, fen ve sanat kuralları çerçevesinde üzerine düşen açık ihtar (uyarma) yükümlülüğünü yazılı ve gerekçeli bir raporla yerine getirmiştir [11, 12]. Eserdeki ayıp bizzat işsahibinin talimatındaki ısrarından doğduğu için, B'nin ayıptan sorumluluğu bulunmamaktadır; A, ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanamaz [1].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): C (işsahibi), kendisi bir makine mühendisi olup, D (yüklenici) firmasından özel bir otomasyon makinesi üretmesini talep etmiştir. C, makinenin motor devri ve dişli oranları hakkında spesifik bir mühendislik projesi çizip D'ye talimat olarak vermiştir. D, projeyi incelemiş ancak motorun o dişli oranıyla aşırı ısınıp yanacağını mesleki tecrübesine dayanarak fark etmesine rağmen, "C nasılsa makine mühendisi, sorumluluk onda" düşüncesiyle hiçbir uyarıda bulunmadan makineyi üretmiştir. Makine ilk kullanımda yanmıştır. Hukuki analiz: İşsahibi C uzman olsa dahi, D basiretli bir yüklenici olarak özen borcu (TBK m. 471) altındadır [16, 24]. Dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereğince, sonucun vahim olacağını bile bile salt karşı tarafın uzmanlığına sığınarak ihtardan kaçınmak yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz [24, 25]. D, açıkça ihtar külfetini yerine getirmediği için TBK m. 476 hükmünden yararlanamaz ve meydana gelen ayıptan dolayı C'ye karşı kusursuz sorumluluğa tabidir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu m. 476 hükmü, yüklenici ile işsahibi arasındaki risk dağılımı açısından İsviçre Borçlar Kanunu (OR m. 369) ile paralellik arz etmektedir [32]. Ancak doktrinde, TBK m. 472/3'teki (ve dolaylı olarak m. 476'daki) yüklenicinin ihbar yükümlülüğünün sınırlarının belirlenmesi ciddi tartışmalara konu olmuştur. Özellikle işsahibinin hazırlattığı teknik şartnameler, mimari ve statik projelerde yer alan detaylı mühendislik hesaplamalarındaki hataların (gizli mühendislik kusurları) yüklenici tarafından fark edilip edilemeyeceği sorunsalı, uygulamada ağır mağduriyetlere yol açabilmektedir [24].
Öğretideki hâkim ve haklı görüşe göre; yüklenici ancak kendi uzmanlık ve mesleki yeterliliği kapsamında, "basiretli bir yüklenicinin" göstereceği ortalama dikkat ve özenle (objektif özen kıstası) fark edilebilecek nitelikteki proje veya talimat hataları için uyarıda bulunmakla mükelleftir. Yükleniciden, ancak ileri düzey bir mühendislik tahkikatıyla anlaşılabilecek çapta gizli teknik hataları tespit edip ihtar etmesini beklemek, eserin sonucuna ilişkin riskin tamamını hakkaniyete aykırı biçimde yükleniciye yıkmak anlamına gelir. Kanun koyucunun ve yargı mercilerinin, TBK m. 476'yı uygularken bu objektif özen sınırını katı bir şablon yerine, her somut olayın teknik mahiyetine (projenin karmaşıklığı, tarafların ekonomik/teknik gücü) göre dinamik olarak yorumlaması gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.