RESMİ METİN

b. İşsahibinin seçimlik hakları


Madde 475 - Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

  1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.
  2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
  3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 475. maddesi, eser sözleşmesinde yüklenicinin (müteahhidin) ayıplı ifası hâlinde işsahibinin sahip olduğu seçimlik hakları düzenlemektedir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi, işsahibinin de bedel ödemeyi taahhüt ettiği, tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) bir sözleşmedir [1, 2]. Yüklenici, işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, eseri sadakat ve özenle ifa etmek ve ayıpsız bir şekilde teslim etmekle yükümlüdür [3-5]. Teslim edilen eserin, sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması veya lüzumlu vasıflardan yoksun olması durumu "ayıp" olarak nitelendirilir [6, 7].

TBK m. 475 hükmü, ayıbın varlığı, eserin kabul edilmemiş olması ve TBK m. 474 gereğince muayene ve ihbar (gözden geçirme ve bildirim) külfetlerinin süresinde yerine getirilmiş olması şartlarına bağlı olarak işsahibine üç temel seçimlik hak tanımaktadır: Sözleşmeden dönme, bedel indirimi ve ücretsiz onarım [8-10]. Maddede sayılan bu üç seçimlik hakkın kullanılması kural olarak yüklenicinin kusurunu gerektirmez; yüklenici kusursuz olsa dahi işsahibi bu hakları kullanabilir [11]. Buna karşılık, aynı maddede saklı tutulan genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı, yüklenicinin kusurunun varlığına tâbidir [11]. Düzenlemenin son fıkrası ise (TBK m. 475/son), taşınmaz yapılar üzerindeki eserlerde, hukuki ve ekonomik dengeleri korumak amacıyla dönme hakkına son derece önemli bir istisna getirmektedir [12, 13].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Sözleşmeden Dönme (Kullanılamazlık ve Kabulün Beklenemezliği)

Sözleşmeden dönme, işsahibinin tek taraflı bozucu yenilik doğuran irade beyanıyla sözleşme ilişkisini geçmişe etkili (ex tunc) olarak ortadan kaldırmasıdır [14-16]. TBK m. 475/I b.1 uyarınca, dönme hakkının kullanılabilmesi için eserin "kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı" olması aranır [17-19]. Doktrinde bu durum "önemli ayıp" kavramı ile ifade edilir [20-22].

  • Kullanılamazlık: Eserin objektif tahsis amacını yerine getirememesi (örneğin ısıtmayan kalorifer tesisatı) objektif kullanılamazlıktır [23, 24]. Doktrinde, işsahibinin sözleşmede kararlaştırılan özel ihtiyaç ve beklentilerini karşılamayan "sübjektif kullanılamazlık" hâllerinin de dönmeyi haklı kıldığı genel olarak kabul edilmektedir [25-27].
  • Kabulün Beklenemezliği: Hükümdeki "hakkaniyet gereği kabule zorlanamazlık", tarafların karşılıklı menfaatlerinin tartılmasını gerektirir [28, 29]. Ayıbın kolayca giderilebilir olup olmadığı, yüklenicinin ağır kusuru, onarımın gerektirdiği zaman ve masraf gibi somut olay özellikleri bu takdirde rol oynar [30, 31].
2.2. Ayıp Oranında Bedelden İndirim İsteme

İşsahibinin eseri alıkoyarak, mevcut ayıp sebebiyle eserin değerindeki eksilme oranında sözleşme bedelinin indirilmesini talep etmesidir [32, 33]. Yenilik doğuran bu hakkın kullanılmasıyla sözleşme ayakta kalır, sadece bedel yönünden uyarlama yapılır [34]. Doktrin ve Yargıtay uygulamasında indirim oranının tespiti, eserin ayıpsız objektif (piyasa) değeri ile ayıplı değeri arasındaki oranın kararlaştırılan satış bedeline yansıtılması esasına dayanan "nispi metot" ile yapılmaktadır [32].

2.3. Eserin Ücretsiz Onarılmasını İsteme

TBK m. 475/I b.3, ayıbın giderilmesinin objektif olarak mümkün olduğu ve yüklenici için "aşırı bir masrafı gerektirmediği" takdirde eserin ücretsiz onarılmasını isteme hakkı tanır [33, 35, 36]. Hüküm, onarım masrafının yükleniciye yükleyeceği külfet ile işsahibinin onarımdaki menfaati arasında aşırı bir dengesizlik olmamasını şart koşmaktadır. Eğer masraf aşırı ise işsahibi diğer iki haktan birini seçmek zorundadır.

2.4. Genel Hükümlere Göre Tazminat İsteme Hakkı

İşsahibinin genel hükümlere (TBK m. 112 vd.) göre tazminat talep hakkı maddedeki diğer seçimlik haklarla birlikte veya tek başına kullanılabilir [11, 35]. Diğer seçimlik hakların aksine, bu hakkın kullanımı yüklenicinin (müteahhidin) kusurlu olmasına bağlıdır [11]. Yüklenici ancak kusursuzluğunu kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilir. Bu tazminat, ayıplı ifanın sebep olduğu doğrudan ve dolaylı zararların giderilmesini kapsar.

2.5. Dönme Hakkının Sınırlandırılması (TBK m. 475/son)

"Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz." Bu düzenlemenin amacı, milli servet israfını önlemek ve meydana getirilmiş ekonomik bir değerin kolaylıkla yok edilmesine (yıkım) mani olmaktır [19, 37]. Zira, arsanın bütünleyici parçası haline gelen eserin yıkılması çoğunlukla muazzam bir değer kaybı yaratır [38]. Ancak doktrinde, eğer yapılan inşaat yapı tekniğine tamamen aykırıysa, yıkılmaya mahkum ve kullanılamaz durumdaysa, eserin objektif hiçbir ekonomik değeri kalmayacağından aşırı zarardan da söz edilemeyeceği ve dönme hakkının istisnai olarak kullanılabileceği kabul edilmektedir [39, 40].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 474 (Gözden Geçirme ve Bildirim Külfeti): TBK m. 475'teki hakların doğum koşuludur. İşsahibi eserin tesliminden sonra olağan akışa göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve tespit ettiği açık ayıpları yükleniciye bildirmek zorundadır. Gizli ayıplar ise sonradan ortaya çıktığında derhal bildirilmelidir. Aksi takdirde TBK m. 477 gereği eser kabul edilmiş sayılır ve 475. maddedeki haklar düşer [41-44].
  • TBK m. 227 (Satış Sözleşmesi Seçimlik Hakları): Satış hukukunda (TBK 227/IV) hâkime, alıcının dönme hakkını haklı görmediği durumlarda bunu onarım veya bedel indirimine çevirme konusunda açık takdir yetkisi verilmiştir. Oysa TBK 475'te hâkime doğrudan böyle bir yetki tanıyan lafzi bir kural yoktur [45, 46]. Bu durum satış ve eser sözleşmeleri arasında yapısal bir farklılıktır.
  • TBK m. 112 (Borca Aykırılık ve Tazminat): TBK m. 475/II'de atıf yapılan tazminat sorumluluğu doğrudan TBK m. 112'ye dayanır. Yüklenicinin kusur karinesi devreye girer.
  • TBK m. 476 (Ayıbın İşsahibine Yüklenebilmesi): Eserin ayıplı olması, yüklenicinin yaptığı açık uyarılara rağmen işsahibinin verdiği talimatlardan veya sağladığı malzemeden kaynaklanıyorsa, işsahibi 475. maddedeki hakları kullanamaz [47, 48].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle eski 15. Hukuk, yeni 6. Hukuk Dairesi), TBK m. 475 (mülga BK m. 360) uygulamasında eserin "reddedilmeyi gerektirir ölçüde" ayıplı olup olmadığını teknik bilirkişi raporlarıyla titizlikle denetlemektedir. Yargıtay, TBK m. 475 metninde hakime doğrudan dönme hakkını değiştirme yetkisi (TBK m. 227/IV gibi) açıkça verilmese de, "çoğun içinde az da vardır" ilkesi ve TMK m. 2 dürüstlük kuralı bağlamında, eğer eser onarılabilecek durumdaysa ve dönme yaptırımı yüklenici açısından aşırı ölçüsüz olacaksa, dönme talebini reddederek bedel indirimi veya onarım masrafı yönünde karar verilebileceğini içtihat etmektedir [49-53]. Yüksek mahkeme; eksikliklerin eserin bütününün reddini gerektirmeyecek nitelikte cüzi olması hâlinde, sözleşmenin feshine (dönme) değil, onarım veya bedel indirimine hükmedilmesi gerektiğini yerleşik hale getirmiştir [54, 55]. Ayrıca, bildirim (ihbar) külfetine ilişkin olarak Yargıtay, ihbarın herhangi bir geçerlilik şekline tabi olmadığını (tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini) ancak süresinde yapıldığının ispat yükünün işsahibinde olduğunu karara bağlamaktadır [56, 57].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Büyük ölçekli bir turizm şirketi, arsasının üzerine otel inşa etmesi için bir yüklenici şirket ile sözleşme yapmıştır. Otelin inşaatı tamamlanıp teslim edildikten sonra, duvar boyalarında sözleşmede kararlaştırılan birinci sınıf su geçirmez malzemenin kullanılmadığı ve boyaların akmaya başladığı tespit edilmiştir. İşsahibi şirket, derhal durumu ihbar etmiş ve otelin inşaatındaki bu ayıp sebebiyle sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, otelin yıkılarak ödediği tüm bedelin iadesini talep etmiştir. Hukuki analiz: Somut olayda eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmıştır. İleri sürülen ayıp, duvar boyalarının niteliksiz olmasıdır. Bu durumda TBK m. 475/son fıkrası uygulama alanı bulacaktır. Zira devasa bir otel inşaatının sadece boya ayıbı nedeniyle sökülüp kaldırılması, yüklenici ve milli servet bakımından açıkça "aşırı zarar" doğuracaktır [12, 13, 37]. İşsahibinin dönme beyanı TBK m. 475/son engeline takılacağı için geçersizdir; işsahibi ancak diğer seçimlik haklara (ayıp oranında bedel indirimi veya masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarımı) yönelebilecektir [13, 33, 58].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Sanat koleksiyoncusu (A), bir ahşap ustasına (B), sergi salonunda kullanılmak üzere ölçüleri, oymaları ve kullanılacak ahşap türü özel olarak detaylandırılmış bir antika replikası kitaplık imal etmesini sipariş etmiştir. Teslimat sonrasında (A), raflar arasındaki mesafelerin sözleşmede öngörülenden kısa olduğunu, kitapların sığmadığını ve ahşabın farklı bir cinsten kullanıldığını süresi içinde bildirmiştir. (B), bu durumun düzeltilmesinin baştan yapmak kadar masraflı olacağını beyan etmiş, (A) sözleşmeden döndüğünü bildirmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 475/I b.1 uyarınca eserin sübjektif olarak kullanılamazlığı söz konusudur. Özel bir sergileme ve boyut standardı arayan işsahibi (A) açısından, eser sözleşmede belirtilen fonksiyonu ("kullanılamazlık") ifa edememektedir [23-27]. Eser taşınmaz üzerine yapılmamış olup, taşınır niteliğindedir. İşsahibinin kitaplığı alıkoyarak bedel indirimi talep etmesi sübjektif amaca hizmet etmeyeceğinden ve onarım da aşırı masraflı (imkansıza yakın) olduğundan, işsahibi (A)'nın dönme beyanı tamamen haklıdır. Dönme geçmişe etkili sonuç doğurur ve (A) kitaplığı iade ederek ödediği bedeli geri alabilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Ayıbın varlığını ve TBK m. 474 gereğince "zamanında muayene ve ihbar" külfetini yerine getirdiğini ispat yükü kural olarak işsahibindedir [56, 59]. Tazminat talebi (TBK m. 475/II) söz konusu olduğunda ise, yüklenici, ayıbın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını (kurtuluş kanıtı) ispatlamakla yükümlüdür [11].
  • Zamanaşımı / Süreler: Eserdeki ayıplar nedeniyle yükleniciye karşı açılacak davalar, TBK m. 478 gereğince teslim tarihinden başlayarak; taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde 2 yıl, taşınmaz yapılarda 5 yıl ve her hâlükârda yüklenicinin ağır kusuru (kast veya ağır ihmal) varsa eserin niteliğine bakılmaksızın 20 yıllık zamanaşımı süresine tâbidir [60-62]. İhbar süresi ise açık ayıplarda "imkan bulur bulmaz" (olağan akışa göre makul süre), gizli ayıplarda ise "sonradan ortaya çıkınca gecikmeksizin" olmalıdır [63].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Tarafların sıfatına ve işin niteliğine göre Asliye Hukuk, Asliye Ticaret veya her iki tarafın tüketici ve sağlayıcı sıfatını taşıdığı durumlarda (TKHK m. 83) Tüketici Mahkemeleri görevli olabilir. Yetkili mahkeme HMK m. 6 (genel yetki) veya sözleşmenin ifa yeri (HMK m. 10) mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: İşsahibinin eseri teslim alırken herhangi bir çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürmeden ve makul sürede bildirim yapmadan eseri kullanmaya başlaması (zımni kabul) ve akabinde ayıba karşı tekeffül haklarına başvurması [41, 44]. Diğer bir hata ise taşınmaz inşaatlarında doğrudan sözleşmeden dönme davası açıp, TBK m. 475/son'un söküp kaldırmanın yaratacağı milli servet kaybı engelinin göz ardı edilmesidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TBK m. 475 düzenlemesi satış sözleşmesindeki ayıp (TBK m. 227) düzenlemeleri ile karşılaştırmalı olarak sıklıkla eleştirilmektedir. Satış sözleşmesinde kanun koyucu (TBK m. 227/IV), dönme hakkının kullanımının somut olayın şartlarında haksız ve ölçüsüz görülmesi hâlinde hâkime bunu bedel indirimi veya onarıma dönüştürme yetkisini açıkça vermiştir [45, 46]. Ancak TBK m. 475/I metninde hakime tanınan böyle bir açık yetki (TBK m. 475/son saklı kalmak kaydıyla) lafzen bulunmamaktadır [15, 45, 46]. Birçok müellif, hâkimin yenilik doğuran bir hak olan dönme hakkına müdahale etmesinin irade özerkliğine aykırı olacağını belirterek bu yokluğun isabetli olduğunu savunurken [15, 46]; yargı pratiğinde (Yargıtay kararlarında) "çoğun içinde az da vardır" ilkesinden ve "hakkın kötüye kullanılması" (TMK m. 2) yasağından yola çıkılarak satış sözleşmesindekine benzer bir müdahalenin yapıldığı görülmektedir [49, 50, 53]. Bu durum, kanunun lâfzı ile yargısal uygulama arasında dogmatik bir gerilime yol açmakta olup, hukuki belirlilik ilkesi uyarınca TBK m. 475 hükmünün, TBK m. 227/IV'e benzer şekilde yargısal müdahaleyi lafzen barındıracak biçimde netleştirilmesi (de lege ferenda) akademik çerçevede savunulmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.