1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Eser Sözleşmesi" başlıklı Yedinci Bölümü altında yer alan 471. madde, eser sözleşmesinde yüklenicinin (müteahhidin) temel borçlarını ve ifa standartlarını düzenlemektedir [1]. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 356. maddesini ve İsviçre Borçlar Kanunu’nun (OR) 364. maddesini karşılayan bu hüküm, yüklenicinin işgörme edimini yerine getirirken uyması gereken yasal sınırları belirler [2].
Eser sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen, sinallagmatik ve sonuç odaklı bir işgörme sözleşmesidir [3], [4]. Yüklenici, yalnızca bir emek veya faaliyet sarf etmeyi değil, aynı zamanda hedeflenen "eseri" (sonucu) taahhüt edilen niteliklere uygun olarak meydana getirmeyi ve işsahibine teslim etmeyi üstlenir [5], [6]. TBK m. 471, bu sonucun elde edilmesi sürecinde yüklenicinin "nasıl" hareket etmesi gerektiğini normatif bir çerçeveye oturtmaktadır. Hüküm, yüklenicinin özen ve sadakat borcunu, ifanın şahsen veya alt yükleniciler eliyle gerçekleştirilmesi ilkelerini ve ifa hazırlık fiillerinden olan araç-gereç sağlama yükümlülüğünü bir bütün olarak ele almaktadır [7], [1], [8].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Özen ve Sadakat Borcu (TBK m. 471/I-II)
TBK m. 471/I uyarınca yüklenici, edimlerini işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır [1]. Sadakat borcu, işsahibinin menfaatlerine zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınmayı; özen borcu ise, eserin fen ve sanat kurallarına uygun olarak meydana getirilmesi için gerekli olan tüm dikkatin gösterilmesini ifade eder [7], [3].
Maddenin ikinci fıkrası, özen borcunun ölçütünü objektifleştirmiştir. Buna göre, "benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış" esas alınacaktır [1], [8]. Bu düzenleme ile yükleniciden beklenen özen, sıradan bir "iyi aile babası" (bonus pater familias) ölçütünün ötesine taşınarak, ilgili meslek dalının gerektirdiği uzmanlık, bilimsel ve teknik standartlar seviyesine (örneğin inşaat sektörü için fen ve sanat kuralları, tıp sektörü için tıp bilimi verileri) yükseltilmiştir [3], [2].
2.2. Şahsen İfa veya Kendi Yönetimi Altında Yaptırma Borcu (TBK m. 471/III)
Kural olarak borçlunun borcunu bizzat ifa etmesi zorunlu olmamakla birlikte, eser sözleşmesinde yüklenicinin kişisel yetenekleri, uzmanlığı veya sanatsal kabiliyeti sıklıkla sözleşmenin kurulmasında asli bir saik teşkil eder [7]. TBK m. 471/III uyarınca yüklenici, eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi ve denetimi altında (örneğin istihdam ettiği işçiler veya alt yükleniciler/taşeronlar vasıtasıyla) yaptırmak zorundadır [7], [8].
Ancak fıkranın devamında, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin "kişisel özellikleri önem taşımıyorsa" işin başkasına da yaptırılabileceği ifade edilmiştir [8]. Bu durumda, alt yüklenici eliyle ifa yoluna gidilmesi mümkündür. Lakin kişisel becerinin (örneğin bir ressamın tablo yapması, spesifik bir hekimin estetik ameliyatı üstlenmesi) sözleşmenin temeli olduğu hallerde, şahsen ifa borcu mutlaktır ve başkasına devir, borca aykırılık (TBK m. 112) teşkil edecektir [7], [9].
2.3. Araç ve Gereçleri Sağlama Borcu (TBK m. 471/IV)
Eserin ifa edilebilmesi için gerekli olan hazırlık fiillerinden biri de ifa araçlarının teminidir [10]. TBK m. 471/IV uyarınca, taraflar arasında aksine bir anlaşma veya yerleşik bir ticari/yerel adet bulunmadıkça, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri bizzat yüklenici sağlamak zorundadır [7], [8]. Bu husus, yüklenicinin bağımsız bir organizasyona sahip olması ve işsahibine karşı bir "sonuç" üstlenmesi [6], [4] ile doğrudan bağlantılıdır.
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 112 (Borca Aykırılık ve Kusur Sorumluluğu): Yüklenicinin TBK m. 471 kapsamındaki özen ve sadakat borcuna aykırı davranması, TBK m. 112 bağlamında "borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi" anlamına gelir [2], [11]. Yüklenici, işsahibinin bu nedenle uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlüdür ve sorumluluktan kurtulabilmek için kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini (objektif özen ölçütüne tam anlamıyla uyduğunu) ispat etmek zorundadır [11].
- TBK m. 474 ve 475 (Ayıptan Doğan Sorumluluk): Doktrinde ifade edildiği üzere, özen borcunun eksik ifası ile eserin ayıplı olması arasında sıkı bir bağ vardır [12]. Yüklenicinin özen borcuna riayet etmemesi neticesinde eser sözleşmeye aykırı (ayıplı) ortaya çıkarsa, işsahibi TBK m. 475'teki seçimlik haklarını (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım) kullanabilir [13], [14]. Ayıbın doğurduğu ek zararlar bakımından ise özen borcuna aykırılık kusur sayılacağından genel hükümlere (TBK m. 112) gidilecektir [15], [16].
- TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): Yüklenicinin sadakat borcu ve işsahibinin menfaatlerini koruma yükümlülüğü, temelini 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralından alır [17], [18].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre; eser sözleşmelerinde (özellikle inşaat ve estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde) yüklenicinin özen borcunun sınırı, üst düzey bir objektif mesleki standarttır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T: 02.11.2022, E: 2020/3-284, K: 2022/1423 sayılı kararında bu husus derinlemesine irdelenmiştir [19]. İlgili kararda; "Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınacağından, yüklenici olan hekimin de edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır." tespitine yer verilmiştir [2], [20].
Yargıtay, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin "basiretli bir tacir/iş adamı ve işinin ehli teknik adam gibi" davranmak mecburiyetinde olduğunu vurgulamaktadır [2], [20]. Yüklenici, işi üstlenirken kendi uzmanlığını, teknik ekipmanını ve mali gücünü en iyi biçimde değerlendirmekle mükelleftir; şayet söz konusu edimi fen ve sanat kurallarına uygun olarak ifa edebilecek liyakatte değilse, işi üstlenmekten kaçınmalıdır. Aksi halde, özen borcuna aykırılık neticesinde ortaya çıkan tüm olumsuz sonuçlardan sorumlu tutulacaktır [2], [20].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Estetik Cerrahi Operasyonunda Özen İhlali):
İşsahibi (A), görünüm kaygıları sebebiyle plastik cerrahi uzmanı yüklenici hekim (B) ile burun estetiği yapılması hususunda anlaşmıştır. Hekim (B), operasyon sırasında gerekli medikal donanıma sahip olmamasına rağmen ameliyata devam etmiş ve hastanın kıkırdak dokusunda çökme meydana gelmiştir.
Hukuki analiz: Taraflar arasındaki ilişki bir vekalet değil, estetik amaçlı eser sözleşmesidir [9]. Yüklenici hekim, TBK m. 471/II uyarınca tıp biliminin gerektirdiği mesleki ve teknik kurallara riayet etmemiştir [21], [20]. Ekipman eksikliğine rağmen ameliyata girilmesi, basiretli bir yüklenicinin özen borcuna açıkça aykırıdır; hekim hem ayıptan (TBK 475) hem de borca aykırılıktan (TBK 112) kusuru oranında tam sorumlu olacaktır [2].
Olay 2 (Şahsen İfa Borcunun İhlali):
İşsahibi (C), sahip olduğu tarihi yalının tavan süslemelerinin restorasyonu için, bu alanda uluslararası üne sahip restoratör (D) ile anlaşmıştır. (D), işi üstlendikten sonra restorasyon faaliyetini, kendi denetimi olmaksızın tecrübesiz asistanlarına devretmiştir. Süslemeler orijinal yapısına uymayan şekilde zarar görmüştür.
Hukuki analiz: TBK m. 471/III uyarınca, yüklenicinin kişisel özellikleri (sanatsal uzmanlığı ve şöhreti) sözleşmenin kurulmasında asli etkendir [7], [8]. Bu nedenle yüklenici (D), işi alt yüklenicilere veya asistanlarına tek başına devredemez. Edimin bizzat veya mutlak denetimi altında ifa edilmemesi, özen ve şahsen ifa borcunun ihlalini teşkil eder. İşsahibi, oluşan tüm zararların tazminini talep edebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Sözleşmeye aykırılığın (özen borcunun ihlali sonucu oluşan zararın veya ayıbın) varlığını ve zarar miktarını işsahibi ispatla mükelleftir (TMK m. 6). Yüklenici ise, ifa imkânsızlığına veya zarara sebebiyet vermede "hiçbir kusurunun bulunmadığını", yani TBK m. 471/II anlamında basiretli bir yüklenicinin objektif özen standardına uyduğunu ispat ederek (TBK m. 112) sorumluluktan kurtulabilir [22], [11].
- Zamanaşımı / Süreler: Özen borcuna aykırılık neticesinde eser ayıplı meydana gelmişse, TBK m. 478'deki ayıptan doğan zamanaşımı süreleri (taşınırlarda 2 yıl, taşınmazlarda 5 yıl, yüklenicinin ağır kusuru varsa her halde 20 yıl) uygulanacaktır [23], [24]. Eserin ayıplı sayılmadığı salt koruyucu özen yükümlülüğü ihlallerinde ise genel hükümlere göre 10 yıllık zamanaşımı (TBK m. 146) süresi dikkate alınır.
- Görevli/yetkili mahkeme: İşsahibinin 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sıfatına haiz olduğu hallerde (örneğin şahsi konutun tamiratı, estetik cerrahi) görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Tarafların her ikisinin de tacir olduğu ve işin ticari işletmelerini ilgilendirdiği hallerde Asliye Ticaret Mahkemeleri, diğer tüm olağan hallerde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir.
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, eser sözleşmesinden doğan özen borcu ile vekalet sözleşmesinden doğan özen borcu (TBK m. 506) sıklıkla karıştırılmaktadır. Vekil sadece özenle işgörmeyi taahhüt ederken, eser sözleşmesinde yüklenici aynı zamanda "sonucun" (eserin) risksiz ve ayıpsız olarak meydana gelmesini garanti etmektedir [25], [26]. Mahkemelerce yüklenicinin özen sorumluluğu değerlendirilirken salt "elinden geleni yapması" yeterli görülmemeli, sonucun mesleki standartlara (fen kurallarına) ulaşıp ulaşmadığı bilirkişi marifetiyle incelenmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk doktrininde özen borcu ile sonuç borcu arasındaki ilişki yoğun tartışmalara konu olmuştur. Fikret Eren ve Kemal Oğuzman gibi müellifler, yüklenicinin ediminin hem bir sonuç borcu içerdiği hem de bu sonucun elde edilmesi sürecinde özerk bir özen borcu bulunduğu hususunda birleşirler [27], [28]. Buna karşılık Halûk Tandoğan, işin ayıpsız ve sözleşmeye uygun surette ifa edilmesi borcunun, işin özenle ifa edilmesinden bağımsız ve ayrı bir çeşit teşkil etmediğini belirterek; özen borcunun asıl sonucun (ayıpsız teslimin) içine mündemiç olduğunu savunmaktadır [29].
İsviçre Borçlar Kanunu (OR) m. 364 uygulamasında da, işgörme fiili esnasında işgörenin yükümlülüğünün salt soyut bir sadakat değil, nesnel olarak sözleşmede hedeflenen sonuca (eserin varlığına) ulaşmayı sağlayan "objektif teminatlı" bir gayret olduğu kabul edilir (obligation de résultat) [30], [31]. TBK m. 471'in, mülga 818 sayılı BK m. 356'ya nazaran "benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranış" ibaresini açıkça kanun metnine dâhil etmesi son derece isabetlidir. Zira bu hüküm sayesinde, hâkimin özen derecesini takdir ederken başvuracağı normatif ve nesnel standart kanun koyucu tarafından kesin olarak tayin edilmiş, sübjektif değerlendirmelerin ve uygulamadaki çelişkili bilirkişi raporlarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Eser Sözleşmesi" başlıklı Yedinci Bölümü altında yer alan 471. madde, eser sözleşmesinde yüklenicinin (müteahhidin) temel borçlarını ve ifa standartlarını düzenlemektedir [1]. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 356. maddesini ve İsviçre Borçlar Kanunu’nun (OR) 364. maddesini karşılayan bu hüküm, yüklenicinin işgörme edimini yerine getirirken uyması gereken yasal sınırları belirler [2].
Eser sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen, sinallagmatik ve sonuç odaklı bir işgörme sözleşmesidir [3], [4]. Yüklenici, yalnızca bir emek veya faaliyet sarf etmeyi değil, aynı zamanda hedeflenen "eseri" (sonucu) taahhüt edilen niteliklere uygun olarak meydana getirmeyi ve işsahibine teslim etmeyi üstlenir [5], [6]. TBK m. 471, bu sonucun elde edilmesi sürecinde yüklenicinin "nasıl" hareket etmesi gerektiğini normatif bir çerçeveye oturtmaktadır. Hüküm, yüklenicinin özen ve sadakat borcunu, ifanın şahsen veya alt yükleniciler eliyle gerçekleştirilmesi ilkelerini ve ifa hazırlık fiillerinden olan araç-gereç sağlama yükümlülüğünü bir bütün olarak ele almaktadır [7], [1], [8].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Özen ve Sadakat Borcu (TBK m. 471/I-II)
TBK m. 471/I uyarınca yüklenici, edimlerini işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır [1]. Sadakat borcu, işsahibinin menfaatlerine zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınmayı; özen borcu ise, eserin fen ve sanat kurallarına uygun olarak meydana getirilmesi için gerekli olan tüm dikkatin gösterilmesini ifade eder [7], [3].
Maddenin ikinci fıkrası, özen borcunun ölçütünü objektifleştirmiştir. Buna göre, "benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış" esas alınacaktır [1], [8]. Bu düzenleme ile yükleniciden beklenen özen, sıradan bir "iyi aile babası" (bonus pater familias) ölçütünün ötesine taşınarak, ilgili meslek dalının gerektirdiği uzmanlık, bilimsel ve teknik standartlar seviyesine (örneğin inşaat sektörü için fen ve sanat kuralları, tıp sektörü için tıp bilimi verileri) yükseltilmiştir [3], [2].
2.2. Şahsen İfa veya Kendi Yönetimi Altında Yaptırma Borcu (TBK m. 471/III)
Kural olarak borçlunun borcunu bizzat ifa etmesi zorunlu olmamakla birlikte, eser sözleşmesinde yüklenicinin kişisel yetenekleri, uzmanlığı veya sanatsal kabiliyeti sıklıkla sözleşmenin kurulmasında asli bir saik teşkil eder [7]. TBK m. 471/III uyarınca yüklenici, eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi ve denetimi altında (örneğin istihdam ettiği işçiler veya alt yükleniciler/taşeronlar vasıtasıyla) yaptırmak zorundadır [7], [8].
Ancak fıkranın devamında, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin "kişisel özellikleri önem taşımıyorsa" işin başkasına da yaptırılabileceği ifade edilmiştir [8]. Bu durumda, alt yüklenici eliyle ifa yoluna gidilmesi mümkündür. Lakin kişisel becerinin (örneğin bir ressamın tablo yapması, spesifik bir hekimin estetik ameliyatı üstlenmesi) sözleşmenin temeli olduğu hallerde, şahsen ifa borcu mutlaktır ve başkasına devir, borca aykırılık (TBK m. 112) teşkil edecektir [7], [9].
2.3. Araç ve Gereçleri Sağlama Borcu (TBK m. 471/IV)
Eserin ifa edilebilmesi için gerekli olan hazırlık fiillerinden biri de ifa araçlarının teminidir [10]. TBK m. 471/IV uyarınca, taraflar arasında aksine bir anlaşma veya yerleşik bir ticari/yerel adet bulunmadıkça, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri bizzat yüklenici sağlamak zorundadır [7], [8]. Bu husus, yüklenicinin bağımsız bir organizasyona sahip olması ve işsahibine karşı bir "sonuç" üstlenmesi [6], [4] ile doğrudan bağlantılıdır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre; eser sözleşmelerinde (özellikle inşaat ve estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde) yüklenicinin özen borcunun sınırı, üst düzey bir objektif mesleki standarttır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T: 02.11.2022, E: 2020/3-284, K: 2022/1423 sayılı kararında bu husus derinlemesine irdelenmiştir [19]. İlgili kararda; "Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınacağından, yüklenici olan hekimin de edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır." tespitine yer verilmiştir [2], [20].
Yargıtay, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin "basiretli bir tacir/iş adamı ve işinin ehli teknik adam gibi" davranmak mecburiyetinde olduğunu vurgulamaktadır [2], [20]. Yüklenici, işi üstlenirken kendi uzmanlığını, teknik ekipmanını ve mali gücünü en iyi biçimde değerlendirmekle mükelleftir; şayet söz konusu edimi fen ve sanat kurallarına uygun olarak ifa edebilecek liyakatte değilse, işi üstlenmekten kaçınmalıdır. Aksi halde, özen borcuna aykırılık neticesinde ortaya çıkan tüm olumsuz sonuçlardan sorumlu tutulacaktır [2], [20].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Estetik Cerrahi Operasyonunda Özen İhlali): İşsahibi (A), görünüm kaygıları sebebiyle plastik cerrahi uzmanı yüklenici hekim (B) ile burun estetiği yapılması hususunda anlaşmıştır. Hekim (B), operasyon sırasında gerekli medikal donanıma sahip olmamasına rağmen ameliyata devam etmiş ve hastanın kıkırdak dokusunda çökme meydana gelmiştir. Hukuki analiz: Taraflar arasındaki ilişki bir vekalet değil, estetik amaçlı eser sözleşmesidir [9]. Yüklenici hekim, TBK m. 471/II uyarınca tıp biliminin gerektirdiği mesleki ve teknik kurallara riayet etmemiştir [21], [20]. Ekipman eksikliğine rağmen ameliyata girilmesi, basiretli bir yüklenicinin özen borcuna açıkça aykırıdır; hekim hem ayıptan (TBK 475) hem de borca aykırılıktan (TBK 112) kusuru oranında tam sorumlu olacaktır [2].
Olay 2 (Şahsen İfa Borcunun İhlali): İşsahibi (C), sahip olduğu tarihi yalının tavan süslemelerinin restorasyonu için, bu alanda uluslararası üne sahip restoratör (D) ile anlaşmıştır. (D), işi üstlendikten sonra restorasyon faaliyetini, kendi denetimi olmaksızın tecrübesiz asistanlarına devretmiştir. Süslemeler orijinal yapısına uymayan şekilde zarar görmüştür. Hukuki analiz: TBK m. 471/III uyarınca, yüklenicinin kişisel özellikleri (sanatsal uzmanlığı ve şöhreti) sözleşmenin kurulmasında asli etkendir [7], [8]. Bu nedenle yüklenici (D), işi alt yüklenicilere veya asistanlarına tek başına devredemez. Edimin bizzat veya mutlak denetimi altında ifa edilmemesi, özen ve şahsen ifa borcunun ihlalini teşkil eder. İşsahibi, oluşan tüm zararların tazminini talep edebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk doktrininde özen borcu ile sonuç borcu arasındaki ilişki yoğun tartışmalara konu olmuştur. Fikret Eren ve Kemal Oğuzman gibi müellifler, yüklenicinin ediminin hem bir sonuç borcu içerdiği hem de bu sonucun elde edilmesi sürecinde özerk bir özen borcu bulunduğu hususunda birleşirler [27], [28]. Buna karşılık Halûk Tandoğan, işin ayıpsız ve sözleşmeye uygun surette ifa edilmesi borcunun, işin özenle ifa edilmesinden bağımsız ve ayrı bir çeşit teşkil etmediğini belirterek; özen borcunun asıl sonucun (ayıpsız teslimin) içine mündemiç olduğunu savunmaktadır [29].
İsviçre Borçlar Kanunu (OR) m. 364 uygulamasında da, işgörme fiili esnasında işgörenin yükümlülüğünün salt soyut bir sadakat değil, nesnel olarak sözleşmede hedeflenen sonuca (eserin varlığına) ulaşmayı sağlayan "objektif teminatlı" bir gayret olduğu kabul edilir (obligation de résultat) [30], [31]. TBK m. 471'in, mülga 818 sayılı BK m. 356'ya nazaran "benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranış" ibaresini açıkça kanun metnine dâhil etmesi son derece isabetlidir. Zira bu hüküm sayesinde, hâkimin özen derecesini takdir ederken başvuracağı normatif ve nesnel standart kanun koyucu tarafından kesin olarak tayin edilmiş, sübjektif değerlendirmelerin ve uygulamadaki çelişkili bilirkişi raporlarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.