RESMİ METİN

A. Tanımı


Madde 470 - Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesi, Özel Borç İlişkileri kısmının Yedinci Bölümünde yer almakta olup, "Eser Sözleşmesi"nin yasal tanımını ve kurucu unsurlarını ihtiva etmektedir. Madde metnine göre eser sözleşmesi; yüklenicinin (müteahhidin) bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği, tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik), rızai ve ivazlı bir işgörme sözleşmesidir [1-3].

Eser sözleşmesi, İsviçre Borçlar Kanunu'nda (OR Art. 363) "Werkvertrag" olarak düzenlenmiş olup, mehaz kanun ile TBK m. 470 düzenlemesi tam bir uyum içindedir [4-6]. Bu sözleşme türünün en belirgin karakteristiği, yüklenicinin yalnızca bir emek veya mesai sarf etmeyi değil, bu çalışmanın neticesinde objektif olarak tespit edilebilir bir "sonuç" (eser) yaratmayı taahhüt etmesidir. Dolayısıyla eser sözleşmesi, Roma hukukundan günümüze intikal eden locatio conductio operis kurumunun modern hukuktaki yansıması olup, sözleşmenin merkezinde "edim sonucu" yer almaktadır [7, 8].

Eser sözleşmesinin kurulması için herhangi bir geçerlilik şekli öngörülmemiştir (TBK m. 12). Tarafların, meydana getirilecek eser ve ödenecek bedel üzerinde karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanında bulunmaları, sözleşmenin inikadı için yeterlidir [2, 9].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Yüklenici (Müteahhit) ve İşsahibi

Eser sözleşmesinin tarafları yüklenici ve işsahibidir. İşsahibi, eserin imal edilmesini sipariş eden ve karşılığında ücret ödeme borcu altına giren kişidir. Yüklenici (müteahhit) ise, bağımsız bir organizasyon çerçevesinde veya kendi uzmanlığı ile eseri meydana getirip teslim etmeyi taahhüt eden taraftır [2, 10-12]. Yüklenicinin işgörme faaliyeti sırasında işsahibine karşı hukuki bir bağımlılığı (tabiiyeti) bulunmamaktadır; işi kendi yönetimi ve denetimi altında, bağımsız olarak yürütür [13].

2.2. Eser (Sonuç Taahhüdü / Obligation de Résultat)

TBK m. 470 anlamında "eser", yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen ve sözleşme ile garanti edilen sonuçtur [14-16]. Yüklenici, bir sonuç borcu (obligation de résultat) altına girmektedir [7, 17-19]. Klasik doktrinde eserin mutlaka maddi (cismani) bir varlığa sahip olması gerektiği ileri sürülmüşse de (örneğin inşaat, terzinin elbise dikmesi, makine montajı), modern Türk ve İsviçre hukuku doktrininde (örneğin Gauch, Tercier, Eren) eserin maddi varlığı olmayan (gayrimaddi/immateryal) bir sonuç da olabileceği kabul edilmektedir [9, 20-22].

Objektif olarak tespit edilebilir, dış dünyada bir etki yaratan ve teslim edilebilir (veya ifası tamamlanabilir) her türlü sonuç eser kavramına dâhildir [22-24]. Örneğin, bir mimari projenin çizilmesi, bilgisayar yazılımı hazırlanması, estetik ameliyatla burun şeklinin değiştirilmesi veya bir binanın dış cephesinin temizlenmesi dahi TBK m. 470 kapsamında "eser" olarak nitelendirilir [14, 25-29]. Eserin mutlaka yeni bir şeyin üretilmesi olması gerekmez; mevcut bir şeyin değiştirilmesi, onarılması, işlenmesi veya hatta yıkılması da eser sözleşmesinin konusunu oluşturabilir [9, 30, 31].

2.3. Bedel (İvaz / Ücret)

Eser sözleşmesinin diğer kurucu unsuru, işsahibinin ödemeyi taahhüt ettiği bedeldir. Sözleşmenin zorunlu (asli) unsuru olan ivaz (ücret) olmadan bir eser sözleşmesi kurulamaz; şayet işgörme bedelsiz yapılacaksa bu durum eser sözleşmesi değil, duruma göre vekâletsiz işgörme, vekâlet veya hatır ilişkisi bağlamında değerlendirilir [2, 11, 32-34]. Ücretin sözleşmenin kurulduğu an tam olarak miktarının rakamsal olarak belirlenmiş olması şart değildir (TBK m. 481); tarafların ücret ödeneceği hususunda anlaşmış olmaları (zımni rıza dahi) yeterlidir [35, 36]. Bedel, önceden kesin olarak belirlenmişse "götürü bedel", sonradan işin değerine ve giderlere göre belirlenecekse "değere göre bedel" (yaklaşık bedel) söz konusu olur [37-40].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 393 (Hizmet Sözleşmesi) ile İlişkisi: Hizmet sözleşmesinde işçi, işverene hukuki, kişisel ve organizasyonel olarak bağımlı bir şekilde iş görür ve borcu belirli bir zaman diliminde emek sarf etmekten ibarettir (sürekli borç ilişkisi) [2, 41, 42]. Eser sözleşmesinde ise yüklenici bağımsızdır ve bir süre boyunca çalışmayı değil, objektif bir "sonucu" teslim etmeyi borçlanır (ani edimli sözleşme) [9, 13, 43].
  • TBK m. 502 (Vekâlet Sözleşmesi) ile İlişkisi: Vekâlet sözleşmesinde vekilin edimi özen borcu (obligation de moyens) niteliğindedir; vekil, işi sadakat ve özenle yürütmekle mükelleftir ancak sonucun başarılı olacağını garanti etmez [19, 44-46]. TBK m. 470'te tanımlanan eser sözleşmesinde ise yüklenici sonucun bizzat kendisini garanti eder [8, 14, 15, 19]. Örneğin, bir hastanın hastalığının tedavi edilmesi vekâlet iken (çünkü iyileşme garanti edilemez), hastanın burnunun belirli bir kalıba göre estetik olarak şekillendirilmesi (sonucun garanti edilebilir olması hasebiyle) eser sözleşmesidir [14, 46-48].
  • TBK m. 207 (Satış Sözleşmesi) ile İlişkisi: Eserin meydana getirilmesinde kullanılacak malzemenin yüklenici tarafından sağlandığı hallerde (TBK m. 472/I), sözleşme "eser teslim sözleşmesi" (Werklieferungsvertrag) adını alır [49-51]. Satış sözleşmesinde satıcının asli borcu mülkiyeti ve zilyetliği devretmek iken, eser sözleşmesinde asli borç yeni bir şey imal etmek veya mevcut şeyi değiştirmektir [52]. Yargıtay ve doktrin, ısmarlayanın malzemenin seçimi ve üretim sürecine etki edebildiği halleri eser sözleşmesi, fabrikasyon standart bir ürünün teslimini ise satış sözleşmesi saymaktadır [53-55].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireleri (özellikle eski 15. HD, yeni 6. HD), TBK m. 470 ve mülga BK m. 355 uygulamasında eser sözleşmesini; "iki tarafa karşılıklı borç yükleyen, eser ve bedel olmak üzere iki temel unsuru bulunan bir işgörme sözleşmesi" olarak tanımlamaktadır [56, 57]. Yargıtay içtihatlarında öne çıkan temel prensipler şunlardır:

  1. Sonuç Garantisi ve Sadakat Borcu: Yüklenici, işsahibinin haklı menfaatlerini gözetmek, basiretli bir tacir ve alanında uzman bir teknik adam gibi davranmak zorundadır. Yüklenici, eserin sonucunu garanti etmiş sayılır; şayet kendi bilgi, donanım ve teknik kapasitesi o işi yapmaya yetmiyorsa, o işi üstlenmekten kaçınmalıdır. Aksi hâlde, fen ve sanat kurallarına aykırılıktan doğan zararlardan bizzat sorumlu olur [14, 16, 58, 59].
  2. Tıbbi Müdahaleler ve Estetik Ameliyatlar: Yargıtay yerleşik içtihatlarında, estetik cerrahi operasyonlarını (saç ekimi, silikon protez takılması, lazer epilasyon vb.) salt bir tıbbi müdahale (vekâlet) olarak değil, varılmak istenen somut bir sonucun garanti edilmesi nedeniyle TBK m. 470 kapsamında eser sözleşmesi olarak nitelendirmektedir [14, 15, 47, 60, 61]. Komplikasyon çıkması durumunda dahi, aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetimi eser sözleşmesindeki özen ve sadakat borcu (TBK m. 471) kapsamında değerlendirilmektedir [58, 61].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: A (işsahibi), B Hastanesinde görevli Plastik Cerrah C ile görüşerek burnundaki kemik eğriliğinin giderilmesi ve burnunun katalogda beğendiği belirli bir burun şekline (sonuca) getirilmesi hususunda belli bir bedel karşılığında anlaşmıştır. Ameliyat sonrasında A'nın burnunda çökme meydana gelmiş ve anlaşılan estetik şekil gerçekleşmemiştir. Hukuki analiz: TBK m. 470 uyarınca bu ilişki tıbbi tedavi amacı gütmekten ziyade, önceden belirlenmiş objektif bir estetik sonucun meydana getirilmesini (eser) taahhüt eden bir eser sözleşmesidir [14, 15]. Hekim C, "ben ameliyatı tıp kurallarına göre özenle yaptım, sonucun böyle olmasında kusurum yok" diyerek vekâlet sözleşmesine özgü özen borcu (obligation de moyens) savunmasına sığınamaz. Yüklenici (hekim/hastane), üstlendiği edimin (estetik görünümün) sonucunu garanti etmiş olup [58], TBK m. 470 vd. ayıplı ifa hükümlerine göre sorumlu olacaktır.

Olay 2: Bir ticari işletme (X A.Ş.), kendi fabrikasının makine parkuruna özel olarak entegre edilecek, belirli otomasyon standartlarına sahip teknik bir yazılımın sıfırdan yazılması ve kurulması için Y Yazılım Ltd. Şti. ile 500.000 TL bedelle anlaşmıştır. Yazılım, sözleşmedeki temel fonksiyonları tam anlamıyla yerine getirememekte ve sürekli sistem hatası vermektedir. Hukuki analiz: Özel amaçlı bir bilgisayar programının (yazılımın) hazırlanıp kurulması işlemi, maddi bir cismani varlığı olmamasına rağmen [2, 25, 62] objektif olarak test edilebilir ve ölçülebilir bir "sonuç" barındırdığı için TBK m. 470 anlamında eser sözleşmesidir. Y şirketi, teslim ettiği yazılımın sözleşmedeki nitelikleri taşımaması nedeniyle TBK m. 474 ve 475 kapsamında ayıptan doğan sorumluluk kuralları uyarınca işsahibinin (X A.Ş.) bedel indirimi, ücretsiz onarım veya sözleşmeden dönme talepleriyle karşılaşacaktır [62].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Eser sözleşmesinin kurulduğunun ve taraflar arasında bir "bedel" (ivaz) unsurunun bulunduğunun ispatı iddia edene aittir. Sözleşme şekle tabi olmamakla birlikte (TBK m. 12), HMK m. 200 gereğince yasal sınırı aşan uyuşmazlıklarda sözleşmenin varlığı, eserin kapsamı ve bedel yazılı delille (senetle) ispatlanmalıdır [2, 9, 63]. Eserin teslim edildiğinin ispat yükü yüklenicide, bedelin ödendiğinin ispat yükü ise işsahibindedir [64-66].
  • Zamanaşımı / Süreler: Eser sözleşmesinden doğan genel nitelikli (örneğin bedel alacağına ilişkin) uyuşmazlıklarda zamanaşımı kural olarak TBK m. 146 gereği 10 yıldır [67]. Ancak yüklenicinin "ayıplı bir eser meydana getirmesinden" doğan davalar, eserin tesliminden itibaren taşınır yapılarda iki (2), taşınmaz yapılarda beş (5) ve ağır kusur/hile halinde yirmi (20) yıllık özel zamanaşımı sürelerine tabidir (TBK m. 478) [68-71].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkeme değişmektedir. Şayet işsahibi gerçek kişi bu eseri mesleki/ticari olmayan şahsi ihtiyaçları için ısmarlamışsa (örneğin evinin tadilatı, şahsi estetik operasyonu) 6502 sayılı Kanun uyarınca "Tüketici Mahkemesi" görevlidir. Tarafların her ikisi de tacir ve iş, ticari işletmeleriyle ilgiliyse (örneğin fabrika inşaatı) görevli mahkeme "Asliye Ticaret Mahkemesi"dir. Diğer (adi) hallerde görevli mahkeme "Asliye Hukuk Mahkemesi"dir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, özellikle yüklenicinin (işgörenin) sonucun gerçekleşmesini garanti etmediği halde, sözleşmenin yanlış nitelendirilerek "eser sözleşmesi" başlığı ile akdedildiği (örneğin bir mimarın sadece inşaat kontrolörlüğünü üstlendiği sözleşmeler) görülmektedir [72, 73]. Hâkim, tarafların kullandığı yanlış tabirlere bağlı kalmaksızın, hukuki ilişkinin fiili niteliğini (vekâlet mi, eser mi) TBK m. 19/1 gereği re'sen tespit etmelidir [74-76].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TBK m. 470'te yer alan "eser meydana getirme" lafzının oldukça statik olduğu ve İsviçre/Alman öğretisinde tartışıldığı üzere modern ihtiyaçları karşılamakta zaman zaman yetersiz kaldığı eleştirileri yapılmaktadır. Klasik görüş, eseri sadece "somut ve maddi (cismani) bir şeyin imalatı" olarak dar bir çerçevede ele almışken, günümüz modern içtihatları ve genişletici yorum teorileri, fikri nitelikteki eserleri, bakım-onarım, yıkım ve hatta bilgisayar yazılımlarını dahi "eser" kapsamına entegre etmiştir [77-79].

Ayrıca, tıbbi müdahalelerde (özellikle estetik cerrahi ve diş protezlerinde) sözleşmenin niteliğinin "vekâlet mi eser mi" olduğu sorunsalı halen sınır ihlallerine yol açmaktadır. İnsan vücuduna yapılan müdahalelerin bir "sonuç borcu" (obligation de résultat) teşkil edip etmediği katı bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda, hekimin hastanın vücudu üzerinde bir "eser" yaratan "müteahhit" pozisyonuna sokulması, tıbbi etiğin doğası ve insan vücudunun dokunulmazlığı bağlamında kavramsal gerilimler (conceptual tensions) yaratmaktadır [46, 80, 81]. Doktrindeki baskın görüş, salt estetik müdahalelerde veya protez/implant üretiminde tıbbi edimin "sonuç odaklı" niteliğinin ağır bastığını belirterek, bu tür sözleşmelerin TBK m. 470 kapsamında mütalaa edilmesini isabetli bulmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.