RESMİ METİN

II. Özen ve sadakat borcu


Madde 396 - İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 396. maddesi, Hizmet Sözleşmeleri bölümünün "İşçinin Borçları" alt ayrımında yer almakta olup, işçinin iş görme borcunun yanı sıra üstlendiği en temel yan edim yükümlülüklerini, yani "özen ve sadakat borcunu" düzenlemektedir. İsviçre Borçlar Kanunu’ndaki (OR) karşılığı m. 321a hükmüdür [1-3].

Hizmet sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) bir sözleşmedir; işçinin asli borcu iş görmek, işverenin temel borcu ise ücret ödemektir [4]. Ancak işçi, iş görme edimini ifa ederken dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereği işverenin haklı menfaatlerini korumak, işi belirli bir dikkat ve ihtimamla yerine getirmek zorundadır. TBK m. 396, bu hukuki zorunluluğu kanuni bir zemine oturtmaktadır [5]. Dört fıkradan oluşan bu madde; birinci fıkrada genel özen ve sadakat yükümlülüğünü, ikinci fıkrada makine, araç-gereç ve malzemelere yönelik özel özen borcunu, üçüncü fıkrada sözleşme süresince rekabet etmeme borcunu, dördüncü fıkrada ise sır saklama yükümlülüğünü norm altına almıştır [6, 7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Özen Borcu

Özen borcu, işçinin işini kararlaştırılan şartlara uygun olarak, işin görülmesi sırasında kendisinden beklenen tüm dikkati göstermesi, mesleki bilgisini, fikri ve bedeni kabiliyetlerini gerektiği şekilde kullanmasını öngören bir borçtur [8]. Doktrinde ağırlıklı görüşe göre, özen borcu işçinin asıl edim yükümü olan iş görme borcu içinde yer alan, bunun ifasına hizmet eden ve ihlali halinde iş görme ediminin ihlali anlamına gelen bir "yan edim yükümlülüğüdür" [9]. İşçi, yüklendiği işi sadece yapmakla kalmamalı, işin düzgün yapılması konusunda azami çabayı sarf etmelidir [8]. Özenin derecesi TBK m. 400 hükmünde yer alan objektif (işin tehlikelilik derecesi, uzmanlık gerektirip gerektirmemesi) ve sübjektif (işçinin bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri) kıstaslara göre tayin edilir [10, 11].

2.2. Sadakat Borcu

TBK m. 396/1'de özen borcu ile birlikte düzenlenen sadakat borcu, işçinin işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranma zorunluluğunu ifade eder [6]. Sadakat borcu hem olumlu (işverenin menfaatine olan eylemleri yapma) hem de olumsuz (işverene zarar verecek eylemlerden kaçınma) davranış yükümlülüklerini barındırır. Doktrinde özen borcunun sadakat borcu kapsamında mı değerlendirileceği yoksa bağımsız bir yan edim mi olduğu hususunda tartışmalar bulunmakla birlikte, her ikisinin de TMK m. 2 dürüstlük kuralının hizmet sözleşmesindeki yansımaları olduğu kabul edilmektedir [5, 12].

2.3. Araç, Gereç ve Malzemelerin Usulüne Uygun Kullanımı

Maddenin ikinci fıkrası, özen borcunu somutlaştırmaktadır. İşçi, işverene ait makineleri, teknik sistemleri ve taşıtları usulüne uygun (ustaca, profesyonelce) kullanmak ve işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş malzemeye özen göstermekle yükümlüdür [6, 13]. Malzemelerin yahut araçların sadece işverenin mülkiyetinde olması şart değildir; tedarikçilere veya müşteriye ait olup işçinin eli altında bulunan araçların kullanımında da aynı özen yükümlülüğü geçerlidir [13].

2.4. Sözleşme Süresince Rekabet Etmeme Borcu

TBK m. 396/3 uyarınca işçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez [7, 14]. Bu yükümlülük, sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece geçerlidir. İş sözleşmesi sona erdikten sonraki rekabet yasağı ise farklı şartlara tabi olup TBK m. 444 vd. hükümlerine göre yazılı bir sözleşmeyle kurulmalıdır [14].

2.5. Sır Saklama Yükümlülüğü

TBK m. 396/4, işçiye iş gördüğü sırada öğrendiği üretim ve iş sırları gibi bilgileri kendi yararına kullanamama ve başkalarına açıklayamama yasağı getirmektedir [7]. Sır saklama borcu, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra da, "işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde" devam eden ardçı bir yükümlülüktür [7, 15].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 400 (İşçinin Sorumluluğu ve Özen Derecesi): TBK m. 396'da düzenlenen özen borcunun sınırları ve ihlali halindeki tazminat sorumluluğu TBK m. 400 ile belirlenir. İşçinin sorumluluğu, işin tehlikesi ve uzmanlık gereksinimi (objektif unsur) ile işçinin yetenekleri (sübjektif unsur) dikkate alınarak tespit edilir [10, 11].
  • 4857 Sayılı İş Kanunu m. 25/II (Haklı Nedenle Fesih): İşçinin TBK m. 396'daki özen ve sadakat borcuna aykırı davranması, İş Kanunu m. 25/II-h (görevlerini kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi) veya İş Kanunu m. 25/II-ı (işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi veya işverenin malını 30 günlük ücretiyle ödeyemeyecek derecede hasara uğratması) kapsamında işveren bakımından haklı fesih nedeni oluşturur [5, 16, 17].
  • TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): İşçinin özen ve sadakat borçlarının temelinde yer alan evrensel hukuk ilkesidir. Sadakat ve sır saklama sınırları TMK m. 2 ışığında yorumlanır [5].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay, işçinin özen borcuna aykırılık teşkil eden durumları değerlendirirken salt zararın meydana gelmesini yeterli görmemekte, kusur oranının tespiti yönünden TBK m. 400 ile İş Kanunu m. 25/II arasında doğrudan bir bağ kurmaktadır.

Özellikle İş Kanunu m. 25/II-ı bendinde yer alan "30 günlük ücretiyle ödeyemeyecek derecede hasara uğratma" fiilinde Yargıtay, 6098 sayılı TBK m. 400/2 uyarınca detaylı bir kusur değerlendirmesi yapılmasını şart koşmaktadır. Yargıtay içtihatlarına göre, oluşan hasar işçinin 30 günlük ücretini aşsa dahi, müterafik kusur (örneğin işverenin gerekli iş güvenliği önlemlerini almaması veya uygun vasıfta işçi seçmemesi) oranında işverenin asli kusurlu olduğu bir senaryoda, işçinin hafif ihmali nedeniyle salt zarar miktarına bakılarak sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi hukuka aykırıdır [3, 18, 19].

Ayrıca İş K. m. 25/II-h bendi kapsamındaki "görevleri yapmamakta ısrar" durumunda Yargıtay, işçiye öncelikle görevinin "yazılı olarak açıkça" hatırlatılmasını, buna rağmen eylemsizliğin devam etmesini ve reddedilen görevin işçinin sözleşmesindeki "mutad" (olağan) işi olmasını aramaktadır. İşçinin, görev tanımı dışında kalan, uzmanlığı olmayan tehlikeli bir işi (örneğin makinecinin boya işini yapmaya zorlanması) özen ve sadakat borcu kapsamında yapmaya zorlanamayacağı ve bunu reddetmesinin fesih nedeni yapılamayacağı Yargıtay tarafından karara bağlanmıştır [20-23].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir fabrikada tecrübeli bir CNC (iş makinesi) operatörü olarak çalışan (A), mesai saatleri içerisinde makineyi kullanırken cep telefonuyla sosyal medyada vakit geçirmiş, dikkatsizliği sonucu hızını ayarlayamayarak işverene ait depodaki 150.000 TL değerindeki ürünlere çarparak kullanılamaz hale getirmiştir. Hukuki analiz: İşçi (A), TBK m. 396/1 uyarınca yüklendiği işi özenle yapma ve TBK m. 396/2 uyarınca araç ve gereçleri usulüne uygun kullanma borcunu ağır ihmali ile ihlal etmiştir. Oluşan zarar, (A)'nın 30 günlük ücretini aşmaktadır. TBK m. 400 çerçevesinde işçinin tecrübesi (sübjektif unsur) dikkate alındığında özen yükümlülüğünün yüksek olduğu açıktır. İşveren, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-ı bendi uyarınca işçinin sözleşmesini haklı nedenle (tazminatsız) derhal feshedebilir ve TBK m. 112 vd. borca aykırılık hükümleri kapsamında işçiden 150.000 TL'lik zararın tazminini talep edebilir [13, 24, 25].

Olay 2: Bir tekstil firmasında kimya mühendisi olarak ar-ge departmanında çalışan (B), firmaya ait kumaş boyama formüllerini öğrenmiş ve hizmet sözleşmesi devam ederken, gizlice bu formülleri kendi adına kurduğu bir danışmanlık şahıs şirketi vasıtasıyla rakip tekstil firmalarına satmaya başlamıştır. Hukuki analiz: (B)’nin eylemi, TBK m. 396/3'teki sözleşme devam ederken rakip işletme açmama ve 396/4'teki sır saklama borçlarının (sadakat borcunun en ağır görünümlerinin) açık bir ihlalidir [7]. İşveren, doğruluk ve bağlılığa uymayan bu davranış nedeniyle İş Kanunu m. 25/II-e uyarınca iş akdini haklı nedenle derhal feshedebilir. Ayrıca işveren, rekabet ve sırrın ifşası nedeniyle uğradığı maddi zararları ve yoksun kalınan kârı TBK m. 400 ve m. 112 gereği (B)'den tazminat olarak talep hakkına sahiptir [7, 16].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Özen borcuna aykırılık nedeniyle tazminat davasında, işveren; sözleşmenin varlığını, zararı ve illiyet bağını ispat etmek zorundadır. Kusursuzluğunu ispat yükü ise TBK m. 112 uyarınca (akdi sorumluluk karinesi) borçlu işçidedir [24, 26, 27].
  • Zamanaşımı / Süreler: Hizmet sözleşmesinden doğan özen ve sadakat borcuna aykırılığa dayanan tazminat davaları kural olarak TBK m. 146 gereğince 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir [28]. Ancak işverenin bu ihlallere dayanarak yapacağı disiplin feshi (İş K. m. 25/II), fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 iş günü ve her halükarda fiilin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kullanılmalıdır (İşçi maddi çıkar sağlamışsa 1 yıllık süre uygulanmaz).
  • Görevli/yetkili mahkeme: İş sözleşmesinden doğan özen ve sadakat yükümlülüğü ihlallerine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme İş Mahkemeleridir.
  • Yaygın uygulama hataları: İşverenin, meydana gelen zararda iş sağlığı ve güvenliği eksiklikleri nedeniyle kendi asli (müterafik) kusuru bulunmasına rağmen, tüm zararı salt TBK m. 396 ihlaline dayanarak işçiye rücu etmeye çalışması ve haksız yere 25/II-ı feshini işletmesi yargılamalarda en sık dönen hatalardandır [3, 19, 29].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde özen ve sadakat kavramlarının mahiyeti üzerine derin tartışmalar mevcuttur. Bazı yazarlar (örneğin Turgut Öz, Halûk Nomer ekolünden gelen yaklaşımlar), özen borcunu asıl edim yükümü olan iş görme edimi içinde yer alan bir "yan edim yükümlülüğü" olarak nitelerken; bir başka görüş özen borcunun doğrudan sadakat borcu şemsiyesi altında ele alınması gerektiğini savunmaktadır [9, 12]. Kanunkoyucunun TBK m. 396/1 hükmünde hem özen borcunu hem de sadakat borcunu aynı cümle içerisinde birleştirerek düzenlemesi, bu iki kavramın dogmatik farklarının (birinin ifanın kalitesine, diğerinin işverenin menfaatine yönelik olması) kanun lafzında iç içe geçmesine yol açtığı yönünden eleştirilmektedir [30].

Ayrıca, işçinin ağır kusuru (kast veya ağır ihmal) dışındaki "hafif ihmali" nedeniyle dahi 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-ı bendi üzerinden iş akdinin feshine gidilebilmesi eleştiri konusudur. Ekonomik olarak zayıf durumda olan işçinin, yüksek maliyetli modern makinelere hafif bir ihmalle vereceği zararların telafisinin imkânsızlığı karşısında, işverenin organizasyon sorumluluğu ve risk ilkesi göz ardı edilmektedir. Bu yapısal sorunun, ancak Yargıtay'ın TBK m. 400/2 hükmündeki "kusur oranı" (tehlike, uzmanlık ve yetenek) değerlendirmesini iş hukuku pratiğine güçlü bir şekilde entegre etmesiyle yumuşatılabildiği görülmektedir [3, 29, 31].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.