1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Dördüncü Bölümü, Üçüncü Ayırımı içerisinde “Ürün Kirası” üst başlığı altında düzenlenen TBK m. 368, ürün kirası sözleşmelerinin fesih bildirimi yoluyla (olağan fesih) sona erdirilmesini düzenlemektedir [1]. Kanun koyucu, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (eBK) 285. maddesini özü itibarıyla korumuş, dilde sadeleştirmeye giderek madde başlığını “Hitamı / Fesih Hakkı” yerine “Fesih bildirimi” olarak değiştirmiştir [2].
Ürün kirası sözleşmeleri, niteliği gereği taraflar arasında sürekli bir borç ilişkisi doğurur [3]. Sürekli borç ilişkilerinin doğası gereği, bu ilişkilerin sonsuza dek sürmesi beklenemez ve taraflara sözleşmeyi ileriye etkili (ex nunc) olarak sona erdirme hakkı tanınması hukuki bir zorunluluktur. TBK m. 368, belirsiz süreli olarak kurulan veya sonradan belirsiz süreli hâle gelen ürün kirası sözleşmelerinde, fesih serbestisi ilkesini usuli bir çerçeveye bağlamaktadır. Sözleşmenin sona erme şartlarını, ürün kirasının özgül yapısına (tarımsal taşınmaz ile diğer ürün kiraları ayrımı) ve yerel âdet kurallarına atıf yaparak somutlaştıran bu madde, tarımsal faaliyetlerin dönemsel (mevsimsel) özelliklerini ve işletme ekonomisinin gereklerini korumayı amaçlamaktadır.
Özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarından farklı olarak (TBK m. 347 vd.), ürün kirası sözleşmelerinde kiracıya tanınan geniş emredici koruma zırhı bulunmadığından, TBK m. 368 hükmü, fesih serbestisini her iki taraf (kiracı ve kiraya veren) için de eşit düzeyde uygulanabilir kılmıştır [4], [5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Belirsiz Süreli Sözleşme
Fesih bildiriminin temel şartı, ortada "belirsiz süreli" bir ürün kirası sözleşmesinin bulunmasıdır. Ürün kirası, açık veya örtülü olarak herhangi bir süre öngörülmeksizin yapılmışsa baştan itibaren belirsiz sürelidir. Öte yandan, TBK m. 367 uyarınca, belirli süreli kurulan bir sözleşme, sürenin bitiminde tarafların örtülü olarak sözleşmeyi sürdürmeleri hâlinde birer yıl için yenilenmiş sayılır [6], [1]. TBK m. 367/2 atfıyla, yenilenen kira sözleşmesinin feshi de yine TBK m. 368’deki yasal bildirim süresine (6 ay) tabi tutulur [1].
2.2. Fesih Bildirim Süresi ve Yerel Âdetin Önceliği
Madde metni, sözleşme serbestisine ve ticari/tarımsal teamüllere öncelik tanımıştır. Fesih bildirim süresi, öncelikle tarafların sözleşmede belirlediği süreye, sözleşmede hüküm yoksa o bölgedeki "yerel âdete" göre tayin edilecektir [1]. Örneğin, Marmara bölgesindeki yarıcılık (ürüne katılmalı kira) müessesesinde uygulanan yöresel örf ve âdet kuralları, taraflar aksini kararlaştırmadıkça doğrudan uygulama alanı bulur [7], [8]. Ancak ne sözleşmede ne de yerel âdette bir süre öngörülmemişse, kanun koyucunun yedek hukuk kuralı olarak ihdas ettiği "en az altı aylık" asgari bildirim süresi uygulanır [1].
2.3. Tarımsal Taşınmazlara İlişkin Ürün Kiralarında Fesih Dönemi
Maddenin ikinci fıkrası, ürün kirasının maddi konusuna (tarımsal taşınmaz vs. diğer ürün kiraları) göre ikili bir ayrıma gitmiştir. Tarımsal taşınmaz (tarla, bağ, bahçe vb.) kiralarında hasat ve ekim dönemlerinin bölünmemesi esastır. Bu nedenle kanun koyucu, fesih bildiriminin ancak "yerel âdetçe uygulanan bahar veya güz mevsimleri için" yapılabileceğini emretmiştir [1], [9]. Bu düzenleme, çiftçinin (kiracının) ektiği ürünü (semereyi) hasat etme güvencesini sağlarken, aynı zamanda kiralayanın toprağını yeni mevsime hazırlamasına olanak verir [10]. Tarımsal olmayan diğer ürün kiralarında (örneğin işletme hakkıyla devredilen bir otel, otopark, akaryakıt istasyonu vb.) ise fesih bildirimi herhangi bir zaman için yapılabilecektir [9], [11].
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 357 (Ürün Kirasının Tanımı): TBK m. 368'in tatbik edilebilmesi için, ortada TBK m. 357 uyarınca, kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği bir sözleşme olmalıdır [12], [13].
- TBK m. 358 (Genel Hükümlerin Uygulanması): TBK m. 358, ürün kirasına ilişkin özel bir hüküm bulunmayan hâllerde, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerin uygulanacağını âmirdir [14], [15]. Ürün kirası sözleşmelerinde fesih bildirimi özel olarak TBK m. 368'de düzenlendiğinden, adi kiranın genel bildirim süreleri (TBK m. 328-329) ürün kirasında kural olarak uygulanmaz [16], [17]. Ancak konut ve çatılı işyeri kiralarından farklı olarak (TBK m. 347 vd.), ürün kirasının sadece genel hükümlere atıf yapması, tahliye ve fesih hukuku bakımından kiraya verene büyük serbesti sağlar [15], [18].
- TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): Hukuk sistemimizin temel taşı olan dürüstlük kuralı, fesih hakkının kullanılmasında da sınır teşkil eder. Fesih bildirimi, kural olarak şarta bağlanamasa da hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliği taşıyan ve karşı tarafı salt zarara uğratma kastıyla yapılan, tamamen zamansız bir fesih TMK m. 2 engeline takılabilir [19], [20]. Ancak kanun metninde açıkça belirtilen altı aylık ihbar süresine uyulması, kural olarak TMK m. 2'ye uygunluğu karine olarak kabul ettirir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, bir hukuki ilişkinin TBK m. 368 (ve mülga BK m. 285) kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle "işletme hakkının" kiracıya devredilmiş olması elzemdir [21]. Yargıtay; çay bahçesi, otel, sinema, fabrika, ruhsatlı otopark veya akaryakıt istasyonu gibi donanımı (demirbaşları) ve işletme ruhsatı ile birlikte devredilen yerlerin kiralanmasını "adi kira" veya "çatılı işyeri kirası" değil, "ürün (hasılat) kirası" olarak nitelendirmekte ve fesih usulünde TBK m. 368 hükmünü tatbik etmektedir [22], [11].
Yargıtay uygulamasında, kiralananın bir ticari işletme olması hâlinde işletme ruhsatının devri ürün kirasının varlığı için çok güçlü bir gösterge sayılmaktadır [23]. Şayet sözleşme ürün kirası ise ve belirli sürenin hitamından sonra tarafların sükûtu ile devam ediyorsa, belirsiz süreli hâle gelen bu sözleşmenin tahliyesi ve feshi için mutlaka en az 6 aylık önel (fesih bildirim süresi) tanınarak işlemin gerçekleştirilmesi şart koşulmaktadır [1].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Tarımsal Taşınmazın Feshi):
A, mülkiyetindeki 50 dönüm elma bahçesini işletmek ve hasat elde etmek üzere belirsiz süreli olarak yarıcı B'ye (ürüne katılmalı kira sözleşmesi) kiralamıştır. Sözleşmede fesih süresine dair hiçbir kayıt yoktur. A, ağustos ayında B'ye ihtar çekerek eylül sonunda bahçenin tahliyesini talep etmiştir.
Hukuki analiz: Somut olay bir tarımsal ürün kirasıdır. TBK m. 368/2 uyarınca, tarımsal taşınmazlarda sözleşmede aksine hüküm yoksa, yöresel âdete göre belirlenen bahar veya güz dönemi sonu için fesih yapılabilir. Üstelik TBK m. 368/1 uyarınca asgari 6 aylık bildirim süresine uyulması şarttır [1], [9]. A'nın 1 aylık önel vererek eylül sonunda tahliye istemesi hukuken geçersizdir. Yapılan ihtar, dürüstlük kuralı ve tahvil gereği, ancak 6 aylık sürenin dolduğu ilk bahar veya güz mevsimi sonu için geçerli bir fesih bildirimi kabul edilecektir.
Olay 2 (Ticari İşletme Kirasının Feshi):
X A.Ş., mülkiyetinde olan ve faal hâldeki 100 odalı oteli, içindeki tüm demirbaşlar ve otel işletme ruhsatıyla birlikte Y Ltd. Şti.'ye sözleşmede süre belirtmeksizin kiralamıştır. X A.Ş., oteli satma kararı almış ve ocak ayında Y Ltd. Şti.'ye gönderdiği noter ihtarıyla, otelin 3 ay içinde mart ayı sonunda boşaltılmasını talep etmiştir.
Hukuki analiz: İşletme ruhsatı ve demirbaşlarıyla birlikte devredilen otel kirası sözleşmesi, bir ticari işletme kirası olup hukuki niteliği itibarıyla ürün kirasıdır [22], [11]. TBK m. 368/1 uyarınca, belirsiz süreli ürün kiralarında fesih bildirim süresi sözleşme veya âdetle belirlenmemişse "en az 6 ay" olmak zorundadır [1]. Tarımsal olmayan diğer ürün kiralarında fesih her zaman için yapılabileceğinden (TBK m. 368/2 son cümle), ocak ayında çekilen fesih ihtarının doğuracağı hukuki sonuç (sözleşmenin feshi) ancak temmuz ayı sonunda (6 ay sonra) yürürlüğe girecektir [9]. X A.Ş.'nin 3 aylık tahliye talebi mesnetsizdir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Sözleşmede yerel âdet uyarınca 6 aydan daha kısa veya daha uzun bir fesih bildirim süresi uygulanması gerektiğini iddia eden taraf (örneğin kiralayan), bu yerel âdetin varlığını ispatla mükelleftir (TMK m. 6).
- Zamanaşımı / Süreler: Fesih bildirimi bozucu yenilik doğuran bir haktır. TBK m. 368'de düzenlenen 6 aylık süre bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre değil, "fesih ihbar (önel) süresidir" [1]. Süreye uyulmadan yapılan fesih beyanı kural olarak kesin hükümsüz sayılmaz, zımnen tahvil edilerek gerekli yasal sürenin dolduğu tarih itibarıyla geçerlilik kazanır.
- Görevli/yetkili mahkeme: Kira sözleşmelerinden doğan tahliye ve tespit davalarında görevli mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 4/1-a gereğince dava değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesidir [24].
- Yaygın uygulama hataları: Ticari işletme (ürün) kiralarının, uygulamada hatalı biçimde "Çatılı İşyeri Kirası" (TBK m. 339 vd.) olarak nitelendirilmesi en sık karşılaşılan hatadır [22]. Çatılı işyeri kiralarında 10 yıllık uzama süresi gibi katı düzenlemeler (TBK m. 347) varken, ürün kirasında TBK m. 358'in yollamasıyla sadece genel hükümler ve TBK m. 368 dikkate alınır [25], [15]. Bu ayrımın hatalı yapılması, davanın usulden reddedilmesi gibi ağır hak kayıplarına yol açmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TBK m. 368 hükmü, İsviçre Borçlar Kanunu (OR Art. 290) ile büyük ölçüde paralellik taşısa da, doktrinde özellikle "yerel âdetin" tespitindeki muğlaklık nedeniyle eleştirilmektedir. Tarımsal taşınmazlarda "bahar veya güz mevsimleri" atfı (TBK m. 368/2), modern endüstriyel tarım ve seracılık faaliyetlerinin 12 aya yayılan yapısı karşısında esnekliğini ve güncelliğini yitirme tehlikesi altındadır [1], [9]. Ülke genelinde yeknesak bir tarımsal fesih takvimi bulunmaması, yargılamalarda mahkemeleri sık sık ziraat mühendisi bilirkişilere veya yerel ticaret/ziraat odalarına başvurmak zorunda bırakmakta, bu da usul ekonomisi ilkesini zedeleyerek yargılamaları uzatmaktadır.
Bunun yanı sıra, mülga 6570 sayılı kanun döneminde, bir çatılı işyeri niteliği de taşıyan ürün kiralarına (örneğin sinema salonu, fırın) 6570 sayılı kanun hükümlerinin mi yoksa BK'nın ürün kirasına ilişkin hükümlerinin mi uygulanacağı hususu büyük bir doktrin tartışması ve içtihat uyuşmazlığı yaratmaktaydı [26], [25]. TBK m. 358 hükmü ile kanun koyucu bu tartışmaya son noktayı koymuş; ürün kirasında, özel hüküm yoksa sadece kira sözleşmesinin genel hükümlerinin uygulanacağını açıkça emrederek hukuki güvenliği sağlamıştır [14], [15]. TBK'nın bu sistematik tercihi, konut ve çatılı işyerleri bakımından kiracıları sıkı koruyan amir hükümlerin, niteliği gereği profesyonel bir "işletme" eylemi olan ürün kirasına teşmil edilmesini engelleyen oldukça isabetli ve rasyonel bir yasama faaliyetidir [18], [27].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Dördüncü Bölümü, Üçüncü Ayırımı içerisinde “Ürün Kirası” üst başlığı altında düzenlenen TBK m. 368, ürün kirası sözleşmelerinin fesih bildirimi yoluyla (olağan fesih) sona erdirilmesini düzenlemektedir [1]. Kanun koyucu, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (eBK) 285. maddesini özü itibarıyla korumuş, dilde sadeleştirmeye giderek madde başlığını “Hitamı / Fesih Hakkı” yerine “Fesih bildirimi” olarak değiştirmiştir [2].
Ürün kirası sözleşmeleri, niteliği gereği taraflar arasında sürekli bir borç ilişkisi doğurur [3]. Sürekli borç ilişkilerinin doğası gereği, bu ilişkilerin sonsuza dek sürmesi beklenemez ve taraflara sözleşmeyi ileriye etkili (ex nunc) olarak sona erdirme hakkı tanınması hukuki bir zorunluluktur. TBK m. 368, belirsiz süreli olarak kurulan veya sonradan belirsiz süreli hâle gelen ürün kirası sözleşmelerinde, fesih serbestisi ilkesini usuli bir çerçeveye bağlamaktadır. Sözleşmenin sona erme şartlarını, ürün kirasının özgül yapısına (tarımsal taşınmaz ile diğer ürün kiraları ayrımı) ve yerel âdet kurallarına atıf yaparak somutlaştıran bu madde, tarımsal faaliyetlerin dönemsel (mevsimsel) özelliklerini ve işletme ekonomisinin gereklerini korumayı amaçlamaktadır.
Özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarından farklı olarak (TBK m. 347 vd.), ürün kirası sözleşmelerinde kiracıya tanınan geniş emredici koruma zırhı bulunmadığından, TBK m. 368 hükmü, fesih serbestisini her iki taraf (kiracı ve kiraya veren) için de eşit düzeyde uygulanabilir kılmıştır [4], [5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Belirsiz Süreli Sözleşme
Fesih bildiriminin temel şartı, ortada "belirsiz süreli" bir ürün kirası sözleşmesinin bulunmasıdır. Ürün kirası, açık veya örtülü olarak herhangi bir süre öngörülmeksizin yapılmışsa baştan itibaren belirsiz sürelidir. Öte yandan, TBK m. 367 uyarınca, belirli süreli kurulan bir sözleşme, sürenin bitiminde tarafların örtülü olarak sözleşmeyi sürdürmeleri hâlinde birer yıl için yenilenmiş sayılır [6], [1]. TBK m. 367/2 atfıyla, yenilenen kira sözleşmesinin feshi de yine TBK m. 368’deki yasal bildirim süresine (6 ay) tabi tutulur [1].
2.2. Fesih Bildirim Süresi ve Yerel Âdetin Önceliği
Madde metni, sözleşme serbestisine ve ticari/tarımsal teamüllere öncelik tanımıştır. Fesih bildirim süresi, öncelikle tarafların sözleşmede belirlediği süreye, sözleşmede hüküm yoksa o bölgedeki "yerel âdete" göre tayin edilecektir [1]. Örneğin, Marmara bölgesindeki yarıcılık (ürüne katılmalı kira) müessesesinde uygulanan yöresel örf ve âdet kuralları, taraflar aksini kararlaştırmadıkça doğrudan uygulama alanı bulur [7], [8]. Ancak ne sözleşmede ne de yerel âdette bir süre öngörülmemişse, kanun koyucunun yedek hukuk kuralı olarak ihdas ettiği "en az altı aylık" asgari bildirim süresi uygulanır [1].
2.3. Tarımsal Taşınmazlara İlişkin Ürün Kiralarında Fesih Dönemi
Maddenin ikinci fıkrası, ürün kirasının maddi konusuna (tarımsal taşınmaz vs. diğer ürün kiraları) göre ikili bir ayrıma gitmiştir. Tarımsal taşınmaz (tarla, bağ, bahçe vb.) kiralarında hasat ve ekim dönemlerinin bölünmemesi esastır. Bu nedenle kanun koyucu, fesih bildiriminin ancak "yerel âdetçe uygulanan bahar veya güz mevsimleri için" yapılabileceğini emretmiştir [1], [9]. Bu düzenleme, çiftçinin (kiracının) ektiği ürünü (semereyi) hasat etme güvencesini sağlarken, aynı zamanda kiralayanın toprağını yeni mevsime hazırlamasına olanak verir [10]. Tarımsal olmayan diğer ürün kiralarında (örneğin işletme hakkıyla devredilen bir otel, otopark, akaryakıt istasyonu vb.) ise fesih bildirimi herhangi bir zaman için yapılabilecektir [9], [11].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, bir hukuki ilişkinin TBK m. 368 (ve mülga BK m. 285) kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle "işletme hakkının" kiracıya devredilmiş olması elzemdir [21]. Yargıtay; çay bahçesi, otel, sinema, fabrika, ruhsatlı otopark veya akaryakıt istasyonu gibi donanımı (demirbaşları) ve işletme ruhsatı ile birlikte devredilen yerlerin kiralanmasını "adi kira" veya "çatılı işyeri kirası" değil, "ürün (hasılat) kirası" olarak nitelendirmekte ve fesih usulünde TBK m. 368 hükmünü tatbik etmektedir [22], [11]. Yargıtay uygulamasında, kiralananın bir ticari işletme olması hâlinde işletme ruhsatının devri ürün kirasının varlığı için çok güçlü bir gösterge sayılmaktadır [23]. Şayet sözleşme ürün kirası ise ve belirli sürenin hitamından sonra tarafların sükûtu ile devam ediyorsa, belirsiz süreli hâle gelen bu sözleşmenin tahliyesi ve feshi için mutlaka en az 6 aylık önel (fesih bildirim süresi) tanınarak işlemin gerçekleştirilmesi şart koşulmaktadır [1].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Tarımsal Taşınmazın Feshi): A, mülkiyetindeki 50 dönüm elma bahçesini işletmek ve hasat elde etmek üzere belirsiz süreli olarak yarıcı B'ye (ürüne katılmalı kira sözleşmesi) kiralamıştır. Sözleşmede fesih süresine dair hiçbir kayıt yoktur. A, ağustos ayında B'ye ihtar çekerek eylül sonunda bahçenin tahliyesini talep etmiştir. Hukuki analiz: Somut olay bir tarımsal ürün kirasıdır. TBK m. 368/2 uyarınca, tarımsal taşınmazlarda sözleşmede aksine hüküm yoksa, yöresel âdete göre belirlenen bahar veya güz dönemi sonu için fesih yapılabilir. Üstelik TBK m. 368/1 uyarınca asgari 6 aylık bildirim süresine uyulması şarttır [1], [9]. A'nın 1 aylık önel vererek eylül sonunda tahliye istemesi hukuken geçersizdir. Yapılan ihtar, dürüstlük kuralı ve tahvil gereği, ancak 6 aylık sürenin dolduğu ilk bahar veya güz mevsimi sonu için geçerli bir fesih bildirimi kabul edilecektir.
Olay 2 (Ticari İşletme Kirasının Feshi): X A.Ş., mülkiyetinde olan ve faal hâldeki 100 odalı oteli, içindeki tüm demirbaşlar ve otel işletme ruhsatıyla birlikte Y Ltd. Şti.'ye sözleşmede süre belirtmeksizin kiralamıştır. X A.Ş., oteli satma kararı almış ve ocak ayında Y Ltd. Şti.'ye gönderdiği noter ihtarıyla, otelin 3 ay içinde mart ayı sonunda boşaltılmasını talep etmiştir. Hukuki analiz: İşletme ruhsatı ve demirbaşlarıyla birlikte devredilen otel kirası sözleşmesi, bir ticari işletme kirası olup hukuki niteliği itibarıyla ürün kirasıdır [22], [11]. TBK m. 368/1 uyarınca, belirsiz süreli ürün kiralarında fesih bildirim süresi sözleşme veya âdetle belirlenmemişse "en az 6 ay" olmak zorundadır [1]. Tarımsal olmayan diğer ürün kiralarında fesih her zaman için yapılabileceğinden (TBK m. 368/2 son cümle), ocak ayında çekilen fesih ihtarının doğuracağı hukuki sonuç (sözleşmenin feshi) ancak temmuz ayı sonunda (6 ay sonra) yürürlüğe girecektir [9]. X A.Ş.'nin 3 aylık tahliye talebi mesnetsizdir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TBK m. 368 hükmü, İsviçre Borçlar Kanunu (OR Art. 290) ile büyük ölçüde paralellik taşısa da, doktrinde özellikle "yerel âdetin" tespitindeki muğlaklık nedeniyle eleştirilmektedir. Tarımsal taşınmazlarda "bahar veya güz mevsimleri" atfı (TBK m. 368/2), modern endüstriyel tarım ve seracılık faaliyetlerinin 12 aya yayılan yapısı karşısında esnekliğini ve güncelliğini yitirme tehlikesi altındadır [1], [9]. Ülke genelinde yeknesak bir tarımsal fesih takvimi bulunmaması, yargılamalarda mahkemeleri sık sık ziraat mühendisi bilirkişilere veya yerel ticaret/ziraat odalarına başvurmak zorunda bırakmakta, bu da usul ekonomisi ilkesini zedeleyerek yargılamaları uzatmaktadır.
Bunun yanı sıra, mülga 6570 sayılı kanun döneminde, bir çatılı işyeri niteliği de taşıyan ürün kiralarına (örneğin sinema salonu, fırın) 6570 sayılı kanun hükümlerinin mi yoksa BK'nın ürün kirasına ilişkin hükümlerinin mi uygulanacağı hususu büyük bir doktrin tartışması ve içtihat uyuşmazlığı yaratmaktaydı [26], [25]. TBK m. 358 hükmü ile kanun koyucu bu tartışmaya son noktayı koymuş; ürün kirasında, özel hüküm yoksa sadece kira sözleşmesinin genel hükümlerinin uygulanacağını açıkça emrederek hukuki güvenliği sağlamıştır [14], [15]. TBK'nın bu sistematik tercihi, konut ve çatılı işyerleri bakımından kiracıları sıkı koruyan amir hükümlerin, niteliği gereği profesyonel bir "işletme" eylemi olan ürün kirasına teşmil edilmesini engelleyen oldukça isabetli ve rasyonel bir yasama faaliyetidir [18], [27].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.