1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) dördüncü bölümünün ikinci ayırımında “Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları” başlığı altında yer alan 339. madde, konut ve çatılı işyerlerine ilişkin özel koruyucu hükümlerin uygulama alanını tayin eden temel ve kurucu bir normdur [1, 2]. Hukukumuzda 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK öncesinde, taşınmaz kiraları bağlamında mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun (GKHK) olmak üzere ikili bir yapı bulunmaktaydı [3, 4]. TBK m. 339 ile bu ikili yapı terk edilerek, kiracının zayıf taraf olarak daha sıkı korunduğu konut ve çatılı işyeri kiraları, TBK bünyesine entegre edilmiştir [5].
Madde, mülga 6570 sayılı GKHK'nın 1. maddesinde yer alan "belediye teşkilatı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki gayrimenkuller" sınırlamasını kaldırmıştır [6, 7]. Yeni sistemde, kiralanan yerin belediye sınırları içerisinde olup olmadığına bakılmaksızın, salt "konut" veya "çatılı işyeri" vasfını haiz olması, bu koruyucu hükümlerin uygulanması için yeterli görülmüştür [6, 8]. Ayrıca, mülga kanunda yer alan mabetlerin kiraya verilemeyeceğine ilişkin yasak da TBK m. 339 kapsamına alınmayarak zımnen mülga edilmiştir [7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Konut ve Çatılı İşyeri Kavramları
TBK m. 339 metninde "konut" ve "işyeri" kavramlarının yasal bir tanımına yer verilmemiştir [9-11]. Doktrin ve yargısal içtihatlar ışığında konut; kişilerin barınma ihtiyacını karşılayan, özel hayatlarını sürdürmelerine olanak tanıyan ve dış etkenlere karşı asgari düzeyde koruma sağlayan, üstü örtülü mekânlar olarak tanımlanmaktadır [10, 12, 13].
Çatılı işyeri kavramı ise, mülga 6570 sayılı Kanun'daki "musakkaf" (örtülü) kavramının güncel karşılığıdır [14, 15]. Kişinin ticari, sınai, ekonomik veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü veya bu faaliyetlerin sürdürülmesine hizmet eden üstü kapalı mekânları ifade eder [12, 13]. Çatılı olma unsuru objektif bir şarttır; dolayısıyla açık otoparklar, üstü kapalı olmayan çay bahçeleri veya akaryakıt istasyonlarının açık alanları bu kapsama girmez [16]. Bir yapının TBK m. 339 vd. hükümlerine tabi olabilmesi için, sözleşmenin kurulduğu anda "çatılı" vasfına sahip olması gerekir; kural olarak sonradan çatılı hale getirilen yerler için taraflar aksini kararlaştırmadıkça bu özel hükümler uygulanmaz [15]. Doktrinde gecekondu, büfe veya konteyner gibi taşınır yapı niteliğindeki yerlerin de, üstü kapalı oldukları ve amaca hizmet ettikleri sürece bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir [17-20].
2.2. Birlikte Kullanımı Kiracıya Bırakılan Eşya
Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca, konut ve çatılı işyeri ile birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşyalar (mobilya, beyaz eşya, demirbaşlar vb.) da bu koruyucu hükümlere tabidir [21, 22]. Bu düzenlemenin amacı, eşyalı kiralamalarda eşyalar için ayrı bir taşınır kirası sözleşmesi yapıldığı iddiasıyla kanuna karşı hile yollarının kapatılmasıdır [8, 23]. Doktrinde belirtildiği üzere, kiralanan taşınmaz ile eşya arasında fonksiyonel bir bağlantı (karşılıklı bağımlılık) bulunmalıdır [8, 22].
2.3. Geçici Kullanıma Özgülenmiş Taşınmazlar İstisnası
TBK m. 339/1, 2. cümlesi uyarınca; niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmaları durumunda konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler uygulanmaz [24, 25]. Kanunun gerekçesinde yazlık, otel odası, motel ve pansiyon gibi yerler bu nitelikteki taşınmazlara örnek gösterilmiştir [25-27].
Burada ikili bir şart mevcuttur: (1) Taşınmaz niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş olmalı, (2) Kiralama süresi altı ay veya daha kısa olmalıdır [28, 29]. Eğer geçici kullanıma özgülenmiş bir taşınmaz (örneğin bir yazlık), altı aydan daha uzun bir süre için (örneğin yedi ay) kiralanırsa, artık bu istisna ortadan kalkar ve kira ilişkisine TBK m. 339 vd. emredici hükümleri tam olarak tatbik edilir [29-31].
2.4. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kira Sözleşmeleri
Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslar dâhilinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine konut ve çatılı işyeri kiraları hükümleri uygulanır [9, 21]. Bu hüküm, mülga 6570 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki düzenlemenin devamı niteliğindedir [27]. Doktrinde, tahsis amacının özellikleri gereği askeri ve sivil lojmanların konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlere bütünüyle tabi tutulmasının, bu yapıların kamu hukuku rejimindeki mahiyeti ile bağdaşmayabileceği yönünde eleştiriler mevcuttur [32].
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 299 vd. (Kira Sözleşmesi Genel Hükümleri): TBK m. 339 ile başlayan ayrımda yer almayan konularda, konut ve çatılı işyeri kiraları için de TBK'nın genel kira hükümleri (m. 299-338) tamamlayıcı olarak uygulama alanı bulur [2].
- TBK m. 347 (Bildirim Yoluyla Sona Erme) ve TBK m. 350-352 (Dava Yoluyla Sona Erme): TBK m. 339'un kapsamına giren bir sözleşme, kiraya veren tarafından ancak TBK m. 347'deki 10 yıllık uzama süresi şartlarına veya TBK m. 350 vd. maddelerinde sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan haklı tahliye sebeplerine dayanılarak sona erdirilebilir [33-35].
- TBK m. 354 (Dava Sebeplerinin Sınırlılığı): Konut ve çatılı işyeri kiralarında dava yoluyla tahliye sebepleri kiracı aleyhine değiştirilemez, artırılamaz. Hükmün emrediciliğinin temelini TBK m. 339 ile çizilen uygulama alanı oluşturur [36, 37].
- TBK m. 340 (Bağlantılı Sözleşme): TBK m. 339'un hemen ardında düzenlenen bu madde, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına sokulmasını yasaklar. Bu da doğrudan m. 339 kapsamına giren kiralarda uygulama alanı bulur [38, 39].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre; bir yerin TBK m. 339 kapsamında olup olmadığının belirlenmesinde, tarafların sözleşmede kullandıkları ifadeler (adlandırmalar) mutlak belirleyici değildir. Yargıtay, kiralananın objektif ve eylemli durumunu (çatılı olup olmadığını) ve asıl tahsis amacını resen inceler.
Örneğin; boş arsa olarak kiralanan bir yere sonradan kiracı tarafından kiraya verenin muvafakatiyle çatılı bir yapı (örneğin büfe veya lokanta) inşa edilmişse, Yargıtay, tarafların asıl iradelerini ve kiralananın fiili durumunu gözeterek sözleşmenin konut ve çatılı işyeri kirasına dönüşüp dönüşmediğini değerlendirir. Ancak kural olarak sözleşmenin kurulduğu andaki vasıf (çatılı olma) esas alınır [15]. Ayrıca, açık otoparklar, çay bahçelerinin açık alanları ve halı sahaların üstü açık kısımları Yargıtay tarafından istikrarlı biçimde "çatılı işyeri" kapsamı dışında tutulmakta ve genel hükümlere tabi sayılmaktadır [16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Geçici Kullanım / Yazlık Kiralaması):
A, Antalya’da bulunan deniz kenarındaki tam donanımlı yazlık evini, B’ye 1 Haziran – 31 Ekim tarihleri arası (5 ay) için tatil amaçlı kiralamıştır. Sözleşme süresi dolduğunda B, evi tahliye etmemiş ve TBK m. 347 hükümlerine dayanarak sözleşmenin otomatik olarak 1 yıl uzadığını, kendisinin tahliye edilemeyeceğini iddia etmiştir.
Hukuki Analiz: TBK m. 339/1, 2. cümle uyarınca, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş bir taşınmaz olan yazlık, altı aydan daha kısa süreli (5 ay) kiralandığı için konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin koruyucu hükümler (TBK m. 347'deki 1 yıllık yasal uzama) somut olayda uygulanmaz [25, 28, 31]. Kira ilişkisine TBK genel hükümleri uygulanır ve sürenin dolması (TBK m. 327) ile sözleşme kendiliğinden sona erer. B'nin tahliyesi genel hükümler çerçevesinde talep edilebilir. Eğer aynı yazlık 7 aylığına kiralansaydı, TBK m. 339 vd. koruyucu hükümleri derhal devreye girecekti [29, 30].
Olay 2 (Birlikte Bırakılan Eşya ve Eklenti Kavramı):
C, eşyalı bir konutu (içinde televizyon, buzdolabı ve çamaşır makinesi de bulunacak şekilde) D'ye kiralamıştır. Kira döneminin üçüncü ayında buzdolabı dışarıdan bir müdahale olmaksızın, tamamen motor ömrünü doldurduğu için bozulmuştur. Kiralayan C, sözleşmenin sadece "konut" için yapıldığını, eşyaların ise ayrı bir şahsi kullanım ödüncü olduğunu belirterek tamir sorumluluğunu reddetmektedir.
Hukuki Analiz: TBK m. 339/1 ilk cümlesi amir hükmü gereğince, konutla birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşyalar da konut kirasına ilişkin hükümlere tabidir [21, 22]. Mobilyalar ve beyaz eşyalar konutun ayrılmaz (fonksiyonel) bir parçası olarak kiralandığından, kiralayanın "kiralananı kullanıma elverişli bulundurma" borcu (TBK m. 301) eşyaları da kapsar. Bu sebeple kiralayan C'nin bu dolabı tamir etme veya yenisiyle değiştirme hukuki yükümlülüğü mevcuttur.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Kiralanan alanın "çatılı işyeri" ya da "konut" niteliğinde olduğu ve TBK m. 339 kapsamına girdiği kural olarak bu koruyucu hükümlerden faydalanmak isteyen tarafça (çoğunlukla kiracı) kanıtlanmalıdır. "Geçici kullanıma özgülenme ve altı aydan kısa süre" istisnasından faydalanıp genel hükümlere gitmek isteyen taraf ise (kiraya veren), bu kullanım şeklini ve süreyi ispatla mükelleftir.
- Zamanaşımı / Süreler: Geçici kullanıma ilişkin 6 aylık süre, yasal ve objektif bir sınır olup sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren somut olarak takvim hesabı yapılarak belirlenmelidir [28].
- Görevli/yetkili mahkeme: Kira sözleşmesinden kaynaklanan, kiralananın tahliyesi, kira bedelinin tespiti ve uyarlanması da dahil tüm uyuşmazlıklarda miktar ve değere bakılmaksızın görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi'dir (HMK m. 4/1-a). Yetkili mahkeme ise genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri veya sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları:
- Ticari işletme niteliğinde olan ancak üstü örtülü olmayan (örneğin lunapark, açık otopark, plaj) yerler için 10 yıllık uzama veya zorlu tahliye prosedürlerinin geçerli sanılması.
- Geçici kullanım vasfına sahip olan bir taşınmazın (pansiyon vb.), salt bu niteliğinden ötürü kiralama süresi gözetilmeksizin (örneğin 1 yıllık kiralansa dahi) genel hükümlere tabi olacağının zannedilmesidir. Oysa süre 6 ayı aştığı an koruma başlar [29, 30].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TBK m. 339'un lafzı ve konuluş tarzına ilişkin çeşitli eleştiriler mevcuttur. Öncelikle, kanun koyucunun birinci fıkranın ilk cümlesinde mülga 6570'teki "gayrimenkul" kelimesini terk ederek bilinçli şekilde genel anlamda "konut ve çatılı işyeri" demesi isabetli görülmüş; ancak fıkranın ikinci cümlesinde geçici kullanıma özgülenen yerler için tekrar "taşınmazların" ibaresini kullanması ciddi bir kanun yapma tekniği (terminolojik tutarlılık) hatası olarak nitelendirilmiştir [19, 20]. Bu terminolojik kaymanın, konteyner veya prefabrik gibi taşınır konutların geçici kiralama statüsünü nasıl etkileyeceği konusunda tartışmalara yol açtığı ifade edilmektedir [19].
Öte yandan kamu kurumlarının tüm kiralamalarının da istisnasız bu maddeye dahil edilmesi (m. 339/2), lojmanlar ve özellik arz eden tahsisli kamu idare malları için idare hukuku prensipleri ile özel hukuk kuralları arasında uyuşmazlıklara zemin hazırladığı gerekçesiyle doktrinde eleştirilmekte ve bu alanların idari düzenlemelere terk edilmesinin daha doğru olacağı savunulmaktadır [32].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) dördüncü bölümünün ikinci ayırımında “Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları” başlığı altında yer alan 339. madde, konut ve çatılı işyerlerine ilişkin özel koruyucu hükümlerin uygulama alanını tayin eden temel ve kurucu bir normdur [1, 2]. Hukukumuzda 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK öncesinde, taşınmaz kiraları bağlamında mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun (GKHK) olmak üzere ikili bir yapı bulunmaktaydı [3, 4]. TBK m. 339 ile bu ikili yapı terk edilerek, kiracının zayıf taraf olarak daha sıkı korunduğu konut ve çatılı işyeri kiraları, TBK bünyesine entegre edilmiştir [5].
Madde, mülga 6570 sayılı GKHK'nın 1. maddesinde yer alan "belediye teşkilatı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki gayrimenkuller" sınırlamasını kaldırmıştır [6, 7]. Yeni sistemde, kiralanan yerin belediye sınırları içerisinde olup olmadığına bakılmaksızın, salt "konut" veya "çatılı işyeri" vasfını haiz olması, bu koruyucu hükümlerin uygulanması için yeterli görülmüştür [6, 8]. Ayrıca, mülga kanunda yer alan mabetlerin kiraya verilemeyeceğine ilişkin yasak da TBK m. 339 kapsamına alınmayarak zımnen mülga edilmiştir [7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Konut ve Çatılı İşyeri Kavramları
TBK m. 339 metninde "konut" ve "işyeri" kavramlarının yasal bir tanımına yer verilmemiştir [9-11]. Doktrin ve yargısal içtihatlar ışığında konut; kişilerin barınma ihtiyacını karşılayan, özel hayatlarını sürdürmelerine olanak tanıyan ve dış etkenlere karşı asgari düzeyde koruma sağlayan, üstü örtülü mekânlar olarak tanımlanmaktadır [10, 12, 13].
Çatılı işyeri kavramı ise, mülga 6570 sayılı Kanun'daki "musakkaf" (örtülü) kavramının güncel karşılığıdır [14, 15]. Kişinin ticari, sınai, ekonomik veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü veya bu faaliyetlerin sürdürülmesine hizmet eden üstü kapalı mekânları ifade eder [12, 13]. Çatılı olma unsuru objektif bir şarttır; dolayısıyla açık otoparklar, üstü kapalı olmayan çay bahçeleri veya akaryakıt istasyonlarının açık alanları bu kapsama girmez [16]. Bir yapının TBK m. 339 vd. hükümlerine tabi olabilmesi için, sözleşmenin kurulduğu anda "çatılı" vasfına sahip olması gerekir; kural olarak sonradan çatılı hale getirilen yerler için taraflar aksini kararlaştırmadıkça bu özel hükümler uygulanmaz [15]. Doktrinde gecekondu, büfe veya konteyner gibi taşınır yapı niteliğindeki yerlerin de, üstü kapalı oldukları ve amaca hizmet ettikleri sürece bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir [17-20].
2.2. Birlikte Kullanımı Kiracıya Bırakılan Eşya
Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca, konut ve çatılı işyeri ile birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşyalar (mobilya, beyaz eşya, demirbaşlar vb.) da bu koruyucu hükümlere tabidir [21, 22]. Bu düzenlemenin amacı, eşyalı kiralamalarda eşyalar için ayrı bir taşınır kirası sözleşmesi yapıldığı iddiasıyla kanuna karşı hile yollarının kapatılmasıdır [8, 23]. Doktrinde belirtildiği üzere, kiralanan taşınmaz ile eşya arasında fonksiyonel bir bağlantı (karşılıklı bağımlılık) bulunmalıdır [8, 22].
2.3. Geçici Kullanıma Özgülenmiş Taşınmazlar İstisnası
TBK m. 339/1, 2. cümlesi uyarınca; niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmaları durumunda konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler uygulanmaz [24, 25]. Kanunun gerekçesinde yazlık, otel odası, motel ve pansiyon gibi yerler bu nitelikteki taşınmazlara örnek gösterilmiştir [25-27].
Burada ikili bir şart mevcuttur: (1) Taşınmaz niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş olmalı, (2) Kiralama süresi altı ay veya daha kısa olmalıdır [28, 29]. Eğer geçici kullanıma özgülenmiş bir taşınmaz (örneğin bir yazlık), altı aydan daha uzun bir süre için (örneğin yedi ay) kiralanırsa, artık bu istisna ortadan kalkar ve kira ilişkisine TBK m. 339 vd. emredici hükümleri tam olarak tatbik edilir [29-31].
2.4. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kira Sözleşmeleri
Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslar dâhilinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine konut ve çatılı işyeri kiraları hükümleri uygulanır [9, 21]. Bu hüküm, mülga 6570 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki düzenlemenin devamı niteliğindedir [27]. Doktrinde, tahsis amacının özellikleri gereği askeri ve sivil lojmanların konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlere bütünüyle tabi tutulmasının, bu yapıların kamu hukuku rejimindeki mahiyeti ile bağdaşmayabileceği yönünde eleştiriler mevcuttur [32].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre; bir yerin TBK m. 339 kapsamında olup olmadığının belirlenmesinde, tarafların sözleşmede kullandıkları ifadeler (adlandırmalar) mutlak belirleyici değildir. Yargıtay, kiralananın objektif ve eylemli durumunu (çatılı olup olmadığını) ve asıl tahsis amacını resen inceler. Örneğin; boş arsa olarak kiralanan bir yere sonradan kiracı tarafından kiraya verenin muvafakatiyle çatılı bir yapı (örneğin büfe veya lokanta) inşa edilmişse, Yargıtay, tarafların asıl iradelerini ve kiralananın fiili durumunu gözeterek sözleşmenin konut ve çatılı işyeri kirasına dönüşüp dönüşmediğini değerlendirir. Ancak kural olarak sözleşmenin kurulduğu andaki vasıf (çatılı olma) esas alınır [15]. Ayrıca, açık otoparklar, çay bahçelerinin açık alanları ve halı sahaların üstü açık kısımları Yargıtay tarafından istikrarlı biçimde "çatılı işyeri" kapsamı dışında tutulmakta ve genel hükümlere tabi sayılmaktadır [16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Geçici Kullanım / Yazlık Kiralaması): A, Antalya’da bulunan deniz kenarındaki tam donanımlı yazlık evini, B’ye 1 Haziran – 31 Ekim tarihleri arası (5 ay) için tatil amaçlı kiralamıştır. Sözleşme süresi dolduğunda B, evi tahliye etmemiş ve TBK m. 347 hükümlerine dayanarak sözleşmenin otomatik olarak 1 yıl uzadığını, kendisinin tahliye edilemeyeceğini iddia etmiştir. Hukuki Analiz: TBK m. 339/1, 2. cümle uyarınca, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş bir taşınmaz olan yazlık, altı aydan daha kısa süreli (5 ay) kiralandığı için konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin koruyucu hükümler (TBK m. 347'deki 1 yıllık yasal uzama) somut olayda uygulanmaz [25, 28, 31]. Kira ilişkisine TBK genel hükümleri uygulanır ve sürenin dolması (TBK m. 327) ile sözleşme kendiliğinden sona erer. B'nin tahliyesi genel hükümler çerçevesinde talep edilebilir. Eğer aynı yazlık 7 aylığına kiralansaydı, TBK m. 339 vd. koruyucu hükümleri derhal devreye girecekti [29, 30].
Olay 2 (Birlikte Bırakılan Eşya ve Eklenti Kavramı): C, eşyalı bir konutu (içinde televizyon, buzdolabı ve çamaşır makinesi de bulunacak şekilde) D'ye kiralamıştır. Kira döneminin üçüncü ayında buzdolabı dışarıdan bir müdahale olmaksızın, tamamen motor ömrünü doldurduğu için bozulmuştur. Kiralayan C, sözleşmenin sadece "konut" için yapıldığını, eşyaların ise ayrı bir şahsi kullanım ödüncü olduğunu belirterek tamir sorumluluğunu reddetmektedir. Hukuki Analiz: TBK m. 339/1 ilk cümlesi amir hükmü gereğince, konutla birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşyalar da konut kirasına ilişkin hükümlere tabidir [21, 22]. Mobilyalar ve beyaz eşyalar konutun ayrılmaz (fonksiyonel) bir parçası olarak kiralandığından, kiralayanın "kiralananı kullanıma elverişli bulundurma" borcu (TBK m. 301) eşyaları da kapsar. Bu sebeple kiralayan C'nin bu dolabı tamir etme veya yenisiyle değiştirme hukuki yükümlülüğü mevcuttur.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TBK m. 339'un lafzı ve konuluş tarzına ilişkin çeşitli eleştiriler mevcuttur. Öncelikle, kanun koyucunun birinci fıkranın ilk cümlesinde mülga 6570'teki "gayrimenkul" kelimesini terk ederek bilinçli şekilde genel anlamda "konut ve çatılı işyeri" demesi isabetli görülmüş; ancak fıkranın ikinci cümlesinde geçici kullanıma özgülenen yerler için tekrar "taşınmazların" ibaresini kullanması ciddi bir kanun yapma tekniği (terminolojik tutarlılık) hatası olarak nitelendirilmiştir [19, 20]. Bu terminolojik kaymanın, konteyner veya prefabrik gibi taşınır konutların geçici kiralama statüsünü nasıl etkileyeceği konusunda tartışmalara yol açtığı ifade edilmektedir [19].
Öte yandan kamu kurumlarının tüm kiralamalarının da istisnasız bu maddeye dahil edilmesi (m. 339/2), lojmanlar ve özellik arz eden tahsisli kamu idare malları için idare hukuku prensipleri ile özel hukuk kuralları arasında uyuşmazlıklara zemin hazırladığı gerekçesiyle doktrinde eleştirilmekte ve bu alanların idari düzenlemelere terk edilmesinin daha doğru olacağı savunulmaktadır [32].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.