1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 336. maddesi, kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümler çerçevesinde, kiraya verenin alacağını güvence altına almayı amaçlayan "kiraya verenin hapis hakkı" müessesesini düzenlemektedir. Bu hak, kiraya verene, ödenmeyen kira bedelleri karşılığında kiralanan taşınmazda bulunan ve kiracının kullanımına özgülenmiş olan taşınır mallar üzerinde kanundan doğan özel bir rehin (hapis) yetkisi bahşeder [1, 2].
Hapis hakkı, kural olarak Türk Medenî Kanunu'nun (TMK) 950-953. maddelerinde düzenlenmiş olan ve alacaklının borçluya ait bir eşyayı zilyetliğinde bulundurmasını gerektiren bir haktır [1]. Ancak TBK m. 336'da düzenlenen kiraya verenin hapis hakkı, TMK'daki genel hapis hakkından farklı olarak zilyetliğin alacaklıda (kiraya verende) bulunması şartını aramaz [3]. Bu müessese, zilyetlik eşya üzerinde fiili hâkimiyet kurmayı gerektirmeksizin, eşyanın kiralanan alanda bulunmasını yeterli görerek kiraya verene bir "kanuni rehin hakkı" sağlar [1, 2]. Kiraya verenin, kiralananı sözleşme süresince kiracının kullanımına terk etmesi ve asıl edimini peşinen ifa etmiş olması, kira alacağının güvence altına alınması ihtiyacını doğurmuştur. İsviçre Borçlar Kanunu'nda (OR m. 268) da benzer şekilde yer alan bu kurum, kiraya verenin tahsil imkânını kuvvetlendiren istisnai bir teminat aracıdır [4, 5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Hapis Hakkının Hukuki Niteliği
Doktrinde kiraya verenin hapis hakkının hukuki niteliği tartışmalı olmakla birlikte, hâkim görüş, bu hakkın TMK m. 950'deki genel hapis hakkından ziyade, "kanundan doğan özel bir taşınır rehni (kanuni rehin)" olduğu yönündedir [2]. TMK m. 950 gereği genel hapis hakkının doğması için eşyanın alacaklının rızasıyla zilyetliğine geçmiş olması gerekirken; kiraya verenin hapis hakkında, eşyalar kiracının zilyetliğindedir ve sadece kiralanan yerin sınırları içerisindedir [3, 6]. Dolayısıyla, kiraya verenin zilyetliği olmadan da rehin hakkı doğmaktadır.
2.2. Zaman ve Kapsam Bakımından Sınır: İşlemiş Bir Yıllık ve İşlemekte Olan Altı Aylık Kira Bedeli
Hapis hakkı, sınırsız bir alacak garantisi sunmaz. Kanun koyucu, hakkın kapsamını "işlemiş bir yıllık" ve "işlemekte olan altı aylık" kira bedeli ile sınırlandırmıştır [7]. Bu sınır, diğer alacaklıların menfaatleri ile kiraya verenin menfaatleri arasındaki dengeyi sağlamak amacıyla konulmuştur. İşlemiş bir yıllık bedel, muaccel olmuş ve ödenmemiş geçmiş dönem kiralarını ifade ederken; işlemekte olan altı aylık bedel, henüz muaccel olmamış (işleyecek) cari kira yılına ait altı aylık süreyi kapsar [8, 9]. Ayrıca, güvence kapsamına sadece kira bedeli değil, yan giderlerin (aidat, yakıt vb.) de dâhil olduğu doktrinde kabul edilmektedir [7].
2.3. Hapis Hakkına Konu Eşyalar (Maddi Kapsam)
TBK m. 336, hapis hakkının konusunu "kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar" olarak belirlemiştir [5]. Dolayısıyla, kiralananda bulunan her taşınır hapis hakkına konu olmaz. Eşyanın, kiralananın amacına ve kullanımına tahsis edilmiş olması şarttır (örneğin; konut kiralarında mobilyalar, beyaz eşyalar; işyeri kiralarında ofis malzemeleri, üretim makineleri) [10]. Kiracının şahsına sıkı sıkıya bağlı olan (örneğin diploma, nüfus cüzdanı) veya kullanımla ilgisi olmayan taşınırlar hapis hakkı kapsamı dışındadır [11].
2.4. Alt Kiracının Eşyaları Üzerindeki Hak
Maddenin ikinci fıkrası, kiraya verenin hapis hakkının, alt kiracının kiralanana getirdiği taşınırları da kapsayacağını düzenler [11]. Ancak bu hak mutlak değildir; alt kiracının mallarına yöneltilecek hapis hakkı, "alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere" sınırlandırılmıştır [12]. Bu kural, asıl sözleşmeye taraf olmayan alt kiracının, asıl kiracının borçları yüzünden kendi borcunu aşan bir şekilde mağdur edilmesini engeller.
2.5. Haczedilemeyen Mallar İstisnası
Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, "Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz" [13]. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 82'de sayılan haczi kabil olmayan mallar (örneğin, borçlunun mesleğini sürdürmesi için zaruri olan aletler, lüzumlu ev eşyaları), kiraya verenin hapis hakkının da dışında tutulmuştur. Bu düzenleme, anayasal mülkiyet ve yaşam hakkı güvencelerinin bir yansımasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 337 (Üçüncü Kişilere Ait Olan Eşya): Hapis hakkı, kural olarak kiracıya ait eşyalar üzerinde doğar. Ancak TBK m. 337 uyarınca, kiraya veren, eşyaların kiracıya ait olmadığını bilmiyorsa ve bilmesi gerekmiyorsa, iyiniyetli olduğu ölçüde üçüncü kişilerin eşyaları üzerinde de hapis hakkı iddia edebilir [14]. Çalınmış, kaybolmuş eşyalar ise bu iyi niyetin dışındadır ve asıl malikin mülkiyet hakkı, kiraya verenin hapis hakkından önce gelir [14, 15].
- TBK m. 338 (Hakkın Kullanılması ve Alıkoyma): Hapis hakkının eylemli olarak kullanılması TBK m. 338'de düzenlenmiştir. Kiracı taşınmak isterse, kiraya veren sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararıyla eşyaları alıkoyabilir [16]. Eşyaların gizlice veya zorla götürülmesi hâlinde, on gün içinde kolluk yardımıyla geri getirtilebilir [16].
- TMK m. 950-953 (Genel Hapis Hakkı): Genel hapis hakkı alacaklının zilyetliğine dayanırken, TBK m. 336 zilyetlik devri olmaksızın işleyen özel bir kanuni rehin ihdas etmiştir [3].
- İİK m. 270 ve m. 271: TBK m. 336'daki maddi hukuk hakkının usul hukukundaki karşılığıdır. Kiraya verenin hapis hakkını kullanabilmesi için icra dairesine başvurarak "hapis hakkı defteri" (defter tutulması) yaptırması zorunludur [13, 17].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında kiraya verenin hapis hakkının sınırları ve kullanım şekli titizlikle çizilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre, kiraya verenin hapis hakkını kullanabilmesi için resmi yollara (icra veya mahkeme kararı) başvurması şarttır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, kiraya verenin hiçbir resmi karar olmadan kiralananın kilidini değiştirerek eşyalara el koymasını "ihkak-ı hak" (kendi hakkını bizzat alma) yasağının ihlali olarak değerlendirmektedir [18]. Kiraya verenin bu yöndeki keyfi eylemleri, hırsızlık, mala zarar verme veya konut/işyeri dokunulmazlığını ihlal gibi cezai sorumluluklar doğurabilir [18].
Ayrıca Yargıtay, hapis hakkı nedeniyle deftere geçirilen (haczedilen) malların satılarak paraya çevrilmesi aşamasında, alacağın "işlemiş 1 yıl ve işleyecek 6 aylık" bedeli aşamayacağını ve hapis hakkının, eşyanın tahliyesinden sonra dahi -eğer gizlice kaçırılmışsa ve yasal sürede işlem yapılmışsa- kullanılabileceğini hüküm altına almıştır [13, 16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Konut Kirasında Ödenmeyen Kiralar ve Eşyanın Kaçırılması):
A, B'ye ait konutu kiralamış, ancak son 8 aydır kira bedellerini ödememiştir. A, bir gece yarısı evdeki tüm beyaz eşya ve mobilyaları bir nakliye aracıyla kaçırmaya çalışırken B durumu fark eder.
Hukuki analiz: TBK m. 336 ve m. 338 uyarınca, kiraya veren B'nin, ödenmemiş 8 aylık kira bedelini teminat altına almak için konuttaki eşyalar üzerinde hapis hakkı mevcuttur. Eşyaların döşemeye yarayan taşınırlar olması hasebiyle hapis hakkı kapsamındadırlar. B, eşyaların gizlice götürülmesini engellemek için kolluk kuvvetinden yardım isteyebilir ve eşyaların götürülmesinden itibaren 10 gün içinde icra dairesine veya sulh hakimine başvurarak eşyaları geri getirtip hapis hakkı defterine kaydettirebilir [16].
Olay 2 (İşyeri Kirasında Alt Kiracının Malları):
X, kendisine ait dükkânı Y'ye kiralamış, Y de sözleşmedeki yetkisine dayanarak dükkânın bir bölümünü Z'ye alt kiracı olarak vermiştir. Y, X'e olan son 1 yıllık kira borcunu ödememiştir. Ancak alt kiracı Z, kendi kira bedellerini Y'ye düzenli ödemiş ve Y'ye borcu bulunmamaktadır. X, dükkânda bulunan hem Y'nin hem de Z'nin makineleri üzerinde hapis hakkı kullanmak üzere icra dairesine başvurur.
Hukuki analiz: TBK m. 336/2 uyarınca, kiraya verenin hapis hakkı alt kiracının mallarını da kapsar; ancak bu hak "alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere" sınırlıdır [11, 12]. Somut olayda alt kiracı Z'nin asıl kiracı Y'ye hiçbir kira borcu kalmadığından, X'in hapis hakkı Z'nin makineleri üzerinde kullanılamaz. Z, istihkak veya haczedilmezlik iddiasında bulunarak mallarını bu kanuni rehinden kurtarabilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Kiraya veren, kira ilişkisinin varlığını, kira borcunun muaccel olduğunu ve deftere geçirilecek eşyaların kiralananın kullanılmasına/döşenmesine yaradığını ispatla yükümlüdür. Kiracı veya üçüncü kişiler ise eşyanın haczedilemez (İİK m.82) nitelikte olduğunu veya üçüncü kişiye ait olup kiraya verenin bu durumu bildiğini/bilmesi gerektiğini (TBK m. 337) ispat etmelidir [13, 14].
- Zamanaşımı / Süreler: Hapis hakkının konusu olan eşyalar gizlice veya zorla götürülürse, kiraya verenin kolluk gücü yardımıyla eşyaları geri getirtmesi için kanuni süre, "götürülmelerinden başlayarak 10 gündür" (TBK m. 338/2) [16]. Hakkın kapsamı zaman olarak geçmiş 1 yıl ve gelecek 6 ayla sınırlıdır [7].
- Görevli/yetkili mahkeme: Hapis hakkının eylemli kullanılması ve alıkoyma kararı için görevli makam Sulh Hukuk Mahkemesi veya taşınmazın bulunduğu yer İcra Müdürlüğüdür [16, 17].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada kiraya verenlerin en sık düştüğü hata, mahkeme veya icra müdürlüğü kararı (defter tutma işlemi) olmaksızın kendi inisiyatifleriyle kiralananın kilidini değiştirmeleri ve eşyalara el koymalarıdır. Bu durum "ihkak-ı hak" (kendiliğinden hak alma) yasağının ihlali olup suç teşkil eder ve kiracının manevi/maddi tazminat taleplerine zemin hazırlar [17, 18].
7. Eleştirel Değerlendirme
TBK m. 336 hükmü, doktrinde kiraya verenin menfaatlerini güvence altına alması bağlamında olumlu bulunsa da çeşitli yapısal zayıflıklara sahiptir. İlk olarak, "işlemekte olan altı aylık" ifadesi eleştirilmektedir; çünkü kiracının kira ödemelerinde hiçbir temerrüdü yokken sırf potansiyel bir risk için geleceğe dönük 6 aylık bir teminatın hapis hakkına konu edilmesi, mülkiyet ve ticari işletme özgürlüğünü gereksiz yere kısıtlayıcı bulunabilmektedir [8]. Bu nedenle, söz konusu hakkın ancak borçlunun açıkça ödeme güçlüğü içinde olduğu veya muaccel borçları ödemediği hallerde gelecek 6 ayı kapsaması gerektiği yönünde daraltıcı yorum yapılması gerektiği doktrinde (Örn: Tandoğan) savunulmuştur.
İkincisi, TBK m. 336 ile genel hapis hakkı (TMK m. 950) arasındaki terminolojik kargaşadır. Kurum "hapis hakkı" olarak adlandırılsa da fiilen bir "zilyetsiz kanuni taşınır rehni" olarak çalışmaktadır [2, 3]. Kanun koyucunun kurumu kendi doğasına daha uygun bir şekilde adlandırmaması doktriner tartışmalara yol açmıştır.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 336. maddesi, kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümler çerçevesinde, kiraya verenin alacağını güvence altına almayı amaçlayan "kiraya verenin hapis hakkı" müessesesini düzenlemektedir. Bu hak, kiraya verene, ödenmeyen kira bedelleri karşılığında kiralanan taşınmazda bulunan ve kiracının kullanımına özgülenmiş olan taşınır mallar üzerinde kanundan doğan özel bir rehin (hapis) yetkisi bahşeder [1, 2].
Hapis hakkı, kural olarak Türk Medenî Kanunu'nun (TMK) 950-953. maddelerinde düzenlenmiş olan ve alacaklının borçluya ait bir eşyayı zilyetliğinde bulundurmasını gerektiren bir haktır [1]. Ancak TBK m. 336'da düzenlenen kiraya verenin hapis hakkı, TMK'daki genel hapis hakkından farklı olarak zilyetliğin alacaklıda (kiraya verende) bulunması şartını aramaz [3]. Bu müessese, zilyetlik eşya üzerinde fiili hâkimiyet kurmayı gerektirmeksizin, eşyanın kiralanan alanda bulunmasını yeterli görerek kiraya verene bir "kanuni rehin hakkı" sağlar [1, 2]. Kiraya verenin, kiralananı sözleşme süresince kiracının kullanımına terk etmesi ve asıl edimini peşinen ifa etmiş olması, kira alacağının güvence altına alınması ihtiyacını doğurmuştur. İsviçre Borçlar Kanunu'nda (OR m. 268) da benzer şekilde yer alan bu kurum, kiraya verenin tahsil imkânını kuvvetlendiren istisnai bir teminat aracıdır [4, 5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Hapis Hakkının Hukuki Niteliği
Doktrinde kiraya verenin hapis hakkının hukuki niteliği tartışmalı olmakla birlikte, hâkim görüş, bu hakkın TMK m. 950'deki genel hapis hakkından ziyade, "kanundan doğan özel bir taşınır rehni (kanuni rehin)" olduğu yönündedir [2]. TMK m. 950 gereği genel hapis hakkının doğması için eşyanın alacaklının rızasıyla zilyetliğine geçmiş olması gerekirken; kiraya verenin hapis hakkında, eşyalar kiracının zilyetliğindedir ve sadece kiralanan yerin sınırları içerisindedir [3, 6]. Dolayısıyla, kiraya verenin zilyetliği olmadan da rehin hakkı doğmaktadır.
2.2. Zaman ve Kapsam Bakımından Sınır: İşlemiş Bir Yıllık ve İşlemekte Olan Altı Aylık Kira Bedeli
Hapis hakkı, sınırsız bir alacak garantisi sunmaz. Kanun koyucu, hakkın kapsamını "işlemiş bir yıllık" ve "işlemekte olan altı aylık" kira bedeli ile sınırlandırmıştır [7]. Bu sınır, diğer alacaklıların menfaatleri ile kiraya verenin menfaatleri arasındaki dengeyi sağlamak amacıyla konulmuştur. İşlemiş bir yıllık bedel, muaccel olmuş ve ödenmemiş geçmiş dönem kiralarını ifade ederken; işlemekte olan altı aylık bedel, henüz muaccel olmamış (işleyecek) cari kira yılına ait altı aylık süreyi kapsar [8, 9]. Ayrıca, güvence kapsamına sadece kira bedeli değil, yan giderlerin (aidat, yakıt vb.) de dâhil olduğu doktrinde kabul edilmektedir [7].
2.3. Hapis Hakkına Konu Eşyalar (Maddi Kapsam)
TBK m. 336, hapis hakkının konusunu "kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar" olarak belirlemiştir [5]. Dolayısıyla, kiralananda bulunan her taşınır hapis hakkına konu olmaz. Eşyanın, kiralananın amacına ve kullanımına tahsis edilmiş olması şarttır (örneğin; konut kiralarında mobilyalar, beyaz eşyalar; işyeri kiralarında ofis malzemeleri, üretim makineleri) [10]. Kiracının şahsına sıkı sıkıya bağlı olan (örneğin diploma, nüfus cüzdanı) veya kullanımla ilgisi olmayan taşınırlar hapis hakkı kapsamı dışındadır [11].
2.4. Alt Kiracının Eşyaları Üzerindeki Hak
Maddenin ikinci fıkrası, kiraya verenin hapis hakkının, alt kiracının kiralanana getirdiği taşınırları da kapsayacağını düzenler [11]. Ancak bu hak mutlak değildir; alt kiracının mallarına yöneltilecek hapis hakkı, "alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere" sınırlandırılmıştır [12]. Bu kural, asıl sözleşmeye taraf olmayan alt kiracının, asıl kiracının borçları yüzünden kendi borcunu aşan bir şekilde mağdur edilmesini engeller.
2.5. Haczedilemeyen Mallar İstisnası
Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, "Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz" [13]. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 82'de sayılan haczi kabil olmayan mallar (örneğin, borçlunun mesleğini sürdürmesi için zaruri olan aletler, lüzumlu ev eşyaları), kiraya verenin hapis hakkının da dışında tutulmuştur. Bu düzenleme, anayasal mülkiyet ve yaşam hakkı güvencelerinin bir yansımasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında kiraya verenin hapis hakkının sınırları ve kullanım şekli titizlikle çizilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre, kiraya verenin hapis hakkını kullanabilmesi için resmi yollara (icra veya mahkeme kararı) başvurması şarttır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, kiraya verenin hiçbir resmi karar olmadan kiralananın kilidini değiştirerek eşyalara el koymasını "ihkak-ı hak" (kendi hakkını bizzat alma) yasağının ihlali olarak değerlendirmektedir [18]. Kiraya verenin bu yöndeki keyfi eylemleri, hırsızlık, mala zarar verme veya konut/işyeri dokunulmazlığını ihlal gibi cezai sorumluluklar doğurabilir [18]. Ayrıca Yargıtay, hapis hakkı nedeniyle deftere geçirilen (haczedilen) malların satılarak paraya çevrilmesi aşamasında, alacağın "işlemiş 1 yıl ve işleyecek 6 aylık" bedeli aşamayacağını ve hapis hakkının, eşyanın tahliyesinden sonra dahi -eğer gizlice kaçırılmışsa ve yasal sürede işlem yapılmışsa- kullanılabileceğini hüküm altına almıştır [13, 16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Konut Kirasında Ödenmeyen Kiralar ve Eşyanın Kaçırılması): A, B'ye ait konutu kiralamış, ancak son 8 aydır kira bedellerini ödememiştir. A, bir gece yarısı evdeki tüm beyaz eşya ve mobilyaları bir nakliye aracıyla kaçırmaya çalışırken B durumu fark eder. Hukuki analiz: TBK m. 336 ve m. 338 uyarınca, kiraya veren B'nin, ödenmemiş 8 aylık kira bedelini teminat altına almak için konuttaki eşyalar üzerinde hapis hakkı mevcuttur. Eşyaların döşemeye yarayan taşınırlar olması hasebiyle hapis hakkı kapsamındadırlar. B, eşyaların gizlice götürülmesini engellemek için kolluk kuvvetinden yardım isteyebilir ve eşyaların götürülmesinden itibaren 10 gün içinde icra dairesine veya sulh hakimine başvurarak eşyaları geri getirtip hapis hakkı defterine kaydettirebilir [16].
Olay 2 (İşyeri Kirasında Alt Kiracının Malları): X, kendisine ait dükkânı Y'ye kiralamış, Y de sözleşmedeki yetkisine dayanarak dükkânın bir bölümünü Z'ye alt kiracı olarak vermiştir. Y, X'e olan son 1 yıllık kira borcunu ödememiştir. Ancak alt kiracı Z, kendi kira bedellerini Y'ye düzenli ödemiş ve Y'ye borcu bulunmamaktadır. X, dükkânda bulunan hem Y'nin hem de Z'nin makineleri üzerinde hapis hakkı kullanmak üzere icra dairesine başvurur. Hukuki analiz: TBK m. 336/2 uyarınca, kiraya verenin hapis hakkı alt kiracının mallarını da kapsar; ancak bu hak "alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere" sınırlıdır [11, 12]. Somut olayda alt kiracı Z'nin asıl kiracı Y'ye hiçbir kira borcu kalmadığından, X'in hapis hakkı Z'nin makineleri üzerinde kullanılamaz. Z, istihkak veya haczedilmezlik iddiasında bulunarak mallarını bu kanuni rehinden kurtarabilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TBK m. 336 hükmü, doktrinde kiraya verenin menfaatlerini güvence altına alması bağlamında olumlu bulunsa da çeşitli yapısal zayıflıklara sahiptir. İlk olarak, "işlemekte olan altı aylık" ifadesi eleştirilmektedir; çünkü kiracının kira ödemelerinde hiçbir temerrüdü yokken sırf potansiyel bir risk için geleceğe dönük 6 aylık bir teminatın hapis hakkına konu edilmesi, mülkiyet ve ticari işletme özgürlüğünü gereksiz yere kısıtlayıcı bulunabilmektedir [8]. Bu nedenle, söz konusu hakkın ancak borçlunun açıkça ödeme güçlüğü içinde olduğu veya muaccel borçları ödemediği hallerde gelecek 6 ayı kapsaması gerektiği yönünde daraltıcı yorum yapılması gerektiği doktrinde (Örn: Tandoğan) savunulmuştur. İkincisi, TBK m. 336 ile genel hapis hakkı (TMK m. 950) arasındaki terminolojik kargaşadır. Kurum "hapis hakkı" olarak adlandırılsa da fiilen bir "zilyetsiz kanuni taşınır rehni" olarak çalışmaktadır [2, 3]. Kanun koyucunun kurumu kendi doğasına daha uygun bir şekilde adlandırmaması doktriner tartışmalara yol açmıştır.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]