1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 329. maddesi, kanunun "Özel Borç İlişkileri" kısmında, kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümler bölümünde yer almaktadır. Madde, belirsiz süreli taşınmaz ve taşınır yapı kiralarında tarafların sözleşmeyi olağan fesih bildirimi yoluyla sona erdirme usulünü, fesih dönemlerini ve fesih bildirim sürelerini düzenlemektedir [1].
Kira sözleşmeleri, nitelikleri gereği sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerdir. Taraflar, sözleşmenin süresini açık veya örtülü olarak belirleyebilecekleri gibi, sözleşmeyi belirsiz süreli olarak da akdedebilirler. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde borç ilişkisinin sonsuza dek sürmesi hukukun genel ilkelerine ve tarafların ekonomik özgürlüklerine aykırı olacağından, kanun koyucu taraflara tek taraflı, bozucu yenilik doğuran bir hak olan "fesih bildirimi" hakkını tanımıştır. TBK m. 329, bu fesih hakkının taşınmazlar ve taşınır yapılar bakımından hangi zaman dilimlerinde (fesih dönemi) ve ne kadar süre önceden (fesih bildirim süresi) kullanılabileceğini emredici olmayan (yedek) bir hukuk kuralı olarak ortaya koymaktadır [1, 2]. Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kural genel hükümlere tabi taşınmaz kiralarında (örneğin boş arsa, arazi kiraları) doğrudan; konut ve çatılı işyeri kiralarında ise kanunun atıf yaptığı hâllerde uygulama alanı bulur [3, 4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Belirsiz Süreli Kira Sözleşmesi ve Fesih Bildirimi
Sözleşmenin taraflarınca sona erme tarihinin kararlaştırılmadığı veya belirli süreli olarak yapılıp da sürenin bitiminden sonra açık bir anlaşma olmaksızın sürdürülerek belirsiz süreli hâle dönüşen sözleşmelerde [2], ilişkinin sona erdirilmesi fesih bildirimi ile gerçekleşir. Fesih bildirimi, karşı tarafa ulaşmasıyla sonuç doğuran, tek taraflı ve bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıdır. TBK m. 329, bu beyanın hukuki sonuç doğurabilmesini belirli sürelere (fesih bildirim süresi ve fesih dönemi) bağlamıştır.
2.2. Taşınmaz ve Taşınır Yapı Kavramı
Maddenin uygulama alanı, "bir taşınmaza veya taşınır bir yapıya ilişkin" kira sözleşmeleri ile sınırlandırılmıştır [1]. Taşınmazlar, Türk Medeni Kanunu m. 704 kapsamında arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerdir. "Taşınır yapı" ifadesi ise, temelli kalmak maksadıyla toprağa bağlanmamış, baraka, kulübe, şantiye binası gibi yapıları kapsar. Taşınır eşyalar bakımından ise bu madde değil, TBK m. 330 uygulanacaktır [5].
2.3. Yerel Âdet, Altı Aylık Kira Dönemi ve Üç Aylık Bildirim Süresi
Kanun koyucu, fesih döneminin tespiti bakımından önceliği "yerel âdet" kurallarına vermiştir. Şayet kiralananın bulunduğu yerde, tahliyelerin belirli aylarda (örneğin hasat sonu, ilkbahar veya sonbahar ayları) yapılmasına ilişkin kökleşmiş bir yerel âdet varsa, fesih bu dönemin sonu için yapılır [1].
Eğer böyle bir yerel âdet yoksa, kanunun yedek kuralı devreye girer: Altı aylık kira dönemi. Bu hesaplama, TBK m. 328 hükmü gereği kira sözleşmesinin başlangıç tarihi esas alınarak yapılır [2]. Örneğin, 1 Ocak'ta başlayan bir belirsiz süreli kira sözleşmesinde birinci altı aylık dönem 30 Haziran'da, ikinci altı aylık dönem 31 Aralık'ta sona erer.
Sözleşmeyi bu altı aylık dönemlerin sonunda bitirmek isteyen taraf, en az üç ay önceden (üç aylık fesih bildirim süresi) karşı tarafa fesih iradesini ulaştırmış olmalıdır [1].
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, Türk Borçlar Kanunu'nun pek çok düzenlemesi ile sıkı bir sistematik ilişki içerisindedir:
- TBK m. 328 ile İlişkisi: 329. maddenin uygulanabilmesi için TBK m. 328'deki genel kuralın gözetilmesi şarttır. Fesih dönemlerinin hesabı sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren altışar aylık dilimler hâlinde yapılır. Eğer taraf, bildirim süresine (üç ay) veya fesih dönemine (altı ay) uymazsa, TBK m. 328/2 gereği bu bildirim geçersiz sayılmaz; ancak bir sonraki altı aylık fesih dönemi için geçerli kabul edilir [1, 2].
- TBK m. 347 (On Yıllık Süre) ile İlişkisi: Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyi herhangi bir gerekçe göstermeksizin feshetme hakkı kural olarak bulunmamaktadır. Ancak belirsiz süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra "genel hükümlere göre fesih bildirimiyle" sözleşmeyi sona erdirebilir [3, 6]. İşte bu hükümdeki "genel hükümler", bizzat TBK m. 328 ve 329. maddelerine yapılan kanuni bir atıftır. Kiraya veren on yılı doldurduktan sonra, feshi TBK m. 329'daki altı aylık dönem sonlarına ve üç aylık bildirim süresine uyarak gerçekleştirmek zorundadır.
- TBK m. 350 ve m. 351 (Dava Açma Süreleri) ile İlişkisi: Kiraya verenin veya yeni malikin gereksinimi (ihtiyacı), yeniden inşa veya imar sebepleriyle açılacak tahliye davalarında, şayet sözleşme belirsiz süreli ise dava, "kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde" açılmalıdır [7, 8]. Bu hesaplamada doğrudan TBK m. 329'da belirtilen altı aylık kira dönemi ve üç aylık ihbar süresi mekanizması çalıştırılır [4].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında TBK m. 329, özellikle genel hükümlere tabi arsa ve arazi kiraları ile belirsiz süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında gereksinim nedenine dayalı tahliye davalarının süre şartı (dava şartı) bakımından hayati bir önem taşır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik kararlarına göre, belirsiz süreli bir kira sözleşmesinde TBK m. 350 (ihtiyaç nedeniyle tahliye) kapsamında dava açılacaksa, mahkemece sözleşmenin başlangıç tarihi net olarak tespit edilmeli, bu tarihe altışar aylık dönemler eklenerek fesih dönemi bulunmalıdır. Bulunan bu fesih döneminin sonundan itibaren geriye doğru üç aylık bir ihbar süresi hesaplanmalı ve kiralayanın ihtarı veya bildiriminin bu üç aylık süreden daha önce kiracıya ulaşıp ulaşmadığı denetlenmelidir [4, 8].
Yargıtay, tarafların bildirim sürelerine uymadığı hâllerde fesih bildiriminin tamamen geçersiz olmadığını, ancak TBK m. 328/2 bendi mucibince bir sonraki fesih dönemi için hukuki sonuç doğuracağını kabul etmektedir [1, 2]. Yüksek Mahkeme, fesih sürelerine riayet edilmeden açılan tahliye davalarında, davanın esasına girilmeden "süre yönünden usulden reddine" karar verilmesi gerektiğini içtihat etmektedir [7, 8].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Konut ve Çatılı İşyeri Olmayan Taşınmaz Kirasında Fesih):
A, mülkiyetindeki boş arsayı 1 Şubat 2022 tarihinde şantiye malzemelerini depolaması için B'ye süresiz olarak (belirsiz süreli) kiralamıştır. A, 2024 yılında arsayı satmak istediği için kira sözleşmesini olağan fesih yoluyla sona erdirmek istemektedir.
Hukuki analiz: Boş arsa kirası genel hükümlere tabidir. Sözleşme belirsiz süreli olduğundan A, TBK m. 329 uyarınca sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşme 1 Şubat'ta başladığı için 1. fesih dönemi 31 Temmuz, 2. fesih dönemi 31 Ocak'tır. A'nın sözleşmeyi örneğin 31 Temmuz 2024 tarihi itibarıyla feshedebilmesi için, bu tarihten en az 3 ay önce (en geç 30 Nisan 2024 tarihine kadar) fesih bildiriminin B'nin hâkimiyet alanına ulaşmış olması gerekmektedir. Eğer bildirim 15 Mayıs'ta ulaşırsa, fesih 31 Temmuz için değil, bir sonraki dönem sonu olan 31 Ocak 2025 için geçerli hâle gelir.
Olay 2 (Belirsiz Süreli Konut Kirasında Gereksinim Nedeniyle Dava):
C, D'ye ait konutta 1 Eylül 2018 tarihinden beri oturmaktadır. Kira sözleşmesi başlangıçta süresiz (belirsiz süreli) olarak yapılmıştır. D'nin oğlu evleneceği için bu konuta ihtiyaç doğmuştur. D, TBK m. 350 uyarınca tahliye davası açmak istemektedir.
Hukuki analiz: TBK m. 350 uyarınca belirsiz süreli kira sözleşmelerinde dava, genel hükümlerdeki fesih bildirimi süreleri gözetilerek hesaplanacak tarihten itibaren 1 ay içinde açılmalıdır [7]. Sözleşme 1 Eylül'de başlamıştır. Altı aylık dönemlerin sonu 28 Şubat ve 31 Ağustos tarihleridir. D, sözleşmeyi 31 Ağustos tarihi itibarıyla sona erdirmek istiyorsa en geç 31 Mayıs tarihine kadar gereksinim nedeniyle fesih bildirimini (ihtarı) C'ye ulaştırmalıdır. Bu ihtar süresinde ulaşırsa, D'nin tahliye davasını 31 Ağustos'u izleyen bir ay içinde (1-30 Eylül tarihleri arasında) açması gerekmektedir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Sözleşmenin başlangıç tarihinin tespiti ve feshin TBK m. 329'daki bildirim süreleri içinde karşı tarafa ulaştığının ispat yükü, sözleşmeyi fesheden veya tahliye davası açan tarafa (kural olarak kiraya verene) aittir. Ayrıca, "yerel âdet" kuralına dayanılıyorsa, iddia eden taraf böyle bir yerel âdetin varlığını ispatlamakla mükelleftir.
- Zamanaşımı / Süreler: Yenilik doğuran hakların kullanımına ilişkin olduğundan burada zamanaşımı değil, hak düşürücü nitelikteki fesih bildirimi ve dava açma süreleri söz konusudur (Altı aylık dönem / üç aylık bildirim).
- Görevli/yetkili mahkeme: Kira ilişkisinden doğan tahliye ve fesih uyuşmazlıklarında HMK m. 4 uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi veya genel yetkili mahkemelerdir.
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık yapılan hata, altı aylık fesih dönemlerinin takvim yılına (Ocak-Temmuz) göre hesaplanmasıdır. Oysa ki TBK m. 328 çok net biçimde "Fesih dönemlerinin hesabında, kira sözleşmesinin başlangıç tarihi esas alınır" der [2]. Başlangıç tarihini gözetmeden yapılan hesaplamalara dayalı fesih bildirimleri ve devamında açılan tahliye davaları süre (dava şartı) yönünden reddedilmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TBK m. 329 hükmünün, özellikle konut ve çatılı işyeri kiraları gibi sıkı koruma rejimine tabi tutulan alanlarda dava açma sürelerinin hesabında kullanılması (TBK m. 350 atfı sebebiyle) ciddi teknik zorluklar yarattığı vurgulanmaktadır [7, 8].
Birinci eleştiri, "yerel âdet" unsurunun günümüz modern kent yaşamında büyük ölçüde mülga olması veya ispatının imkânsızlığına dayanır. Şehirleşme ve gayrimenkul piyasasının karmaşıklaşması ile birlikte belirli bölgelerde taşınma ve kiralama âdetlerinin (eskiden olduğu gibi Mayıs-Eylül arası vs.) hukuki bir geçerliliği kalmamıştır. Bu durum, hâkimi doğrudan "altı aylık" yedek kuralı uygulamaya itmektedir.
İkinci eleştiri, matematiksel hesabın katılığıdır. Özellikle belirsiz süreli konut kiralarında kiralayanın ani gelişen bir tahliye ihtiyacı karşısında (örneğin oğlunun atamasının yapılması), sözleşme başlangıç tarihine göre hesaplanan üç aylık ihbar süresinin kaçırılması hâlinde, kiralayan en az altı ay daha (bir sonraki dönem) beklemek mecburiyetinde kalmaktadır. Bu yasal takvim, mülkiyet hakkı ile kiracının barınma hakkı arasındaki dengede zaman zaman kiralayan aleyhine orantısız bir bekleme süresine yol açabilmektedir. Kanun koyucunun, TBK m. 347/2'de belirtilen on yıllık uzama süresini doldurmuş belirsiz süreli sözleşmeler için m. 329'daki süre mekanizması yerine daha sabit ve yeknesak bir bildirim süresi ihdas etmesi, hukuki güvenlik ve hesaplanabilirlik ilkelerine daha uygun bir reform olabileceği akademik camiada sıklıkla dile getirilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 329. maddesi, kanunun "Özel Borç İlişkileri" kısmında, kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümler bölümünde yer almaktadır. Madde, belirsiz süreli taşınmaz ve taşınır yapı kiralarında tarafların sözleşmeyi olağan fesih bildirimi yoluyla sona erdirme usulünü, fesih dönemlerini ve fesih bildirim sürelerini düzenlemektedir [1].
Kira sözleşmeleri, nitelikleri gereği sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerdir. Taraflar, sözleşmenin süresini açık veya örtülü olarak belirleyebilecekleri gibi, sözleşmeyi belirsiz süreli olarak da akdedebilirler. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde borç ilişkisinin sonsuza dek sürmesi hukukun genel ilkelerine ve tarafların ekonomik özgürlüklerine aykırı olacağından, kanun koyucu taraflara tek taraflı, bozucu yenilik doğuran bir hak olan "fesih bildirimi" hakkını tanımıştır. TBK m. 329, bu fesih hakkının taşınmazlar ve taşınır yapılar bakımından hangi zaman dilimlerinde (fesih dönemi) ve ne kadar süre önceden (fesih bildirim süresi) kullanılabileceğini emredici olmayan (yedek) bir hukuk kuralı olarak ortaya koymaktadır [1, 2]. Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kural genel hükümlere tabi taşınmaz kiralarında (örneğin boş arsa, arazi kiraları) doğrudan; konut ve çatılı işyeri kiralarında ise kanunun atıf yaptığı hâllerde uygulama alanı bulur [3, 4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Belirsiz Süreli Kira Sözleşmesi ve Fesih Bildirimi
Sözleşmenin taraflarınca sona erme tarihinin kararlaştırılmadığı veya belirli süreli olarak yapılıp da sürenin bitiminden sonra açık bir anlaşma olmaksızın sürdürülerek belirsiz süreli hâle dönüşen sözleşmelerde [2], ilişkinin sona erdirilmesi fesih bildirimi ile gerçekleşir. Fesih bildirimi, karşı tarafa ulaşmasıyla sonuç doğuran, tek taraflı ve bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıdır. TBK m. 329, bu beyanın hukuki sonuç doğurabilmesini belirli sürelere (fesih bildirim süresi ve fesih dönemi) bağlamıştır.
2.2. Taşınmaz ve Taşınır Yapı Kavramı
Maddenin uygulama alanı, "bir taşınmaza veya taşınır bir yapıya ilişkin" kira sözleşmeleri ile sınırlandırılmıştır [1]. Taşınmazlar, Türk Medeni Kanunu m. 704 kapsamında arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerdir. "Taşınır yapı" ifadesi ise, temelli kalmak maksadıyla toprağa bağlanmamış, baraka, kulübe, şantiye binası gibi yapıları kapsar. Taşınır eşyalar bakımından ise bu madde değil, TBK m. 330 uygulanacaktır [5].
2.3. Yerel Âdet, Altı Aylık Kira Dönemi ve Üç Aylık Bildirim Süresi
Kanun koyucu, fesih döneminin tespiti bakımından önceliği "yerel âdet" kurallarına vermiştir. Şayet kiralananın bulunduğu yerde, tahliyelerin belirli aylarda (örneğin hasat sonu, ilkbahar veya sonbahar ayları) yapılmasına ilişkin kökleşmiş bir yerel âdet varsa, fesih bu dönemin sonu için yapılır [1]. Eğer böyle bir yerel âdet yoksa, kanunun yedek kuralı devreye girer: Altı aylık kira dönemi. Bu hesaplama, TBK m. 328 hükmü gereği kira sözleşmesinin başlangıç tarihi esas alınarak yapılır [2]. Örneğin, 1 Ocak'ta başlayan bir belirsiz süreli kira sözleşmesinde birinci altı aylık dönem 30 Haziran'da, ikinci altı aylık dönem 31 Aralık'ta sona erer. Sözleşmeyi bu altı aylık dönemlerin sonunda bitirmek isteyen taraf, en az üç ay önceden (üç aylık fesih bildirim süresi) karşı tarafa fesih iradesini ulaştırmış olmalıdır [1].
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, Türk Borçlar Kanunu'nun pek çok düzenlemesi ile sıkı bir sistematik ilişki içerisindedir:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında TBK m. 329, özellikle genel hükümlere tabi arsa ve arazi kiraları ile belirsiz süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında gereksinim nedenine dayalı tahliye davalarının süre şartı (dava şartı) bakımından hayati bir önem taşır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik kararlarına göre, belirsiz süreli bir kira sözleşmesinde TBK m. 350 (ihtiyaç nedeniyle tahliye) kapsamında dava açılacaksa, mahkemece sözleşmenin başlangıç tarihi net olarak tespit edilmeli, bu tarihe altışar aylık dönemler eklenerek fesih dönemi bulunmalıdır. Bulunan bu fesih döneminin sonundan itibaren geriye doğru üç aylık bir ihbar süresi hesaplanmalı ve kiralayanın ihtarı veya bildiriminin bu üç aylık süreden daha önce kiracıya ulaşıp ulaşmadığı denetlenmelidir [4, 8].
Yargıtay, tarafların bildirim sürelerine uymadığı hâllerde fesih bildiriminin tamamen geçersiz olmadığını, ancak TBK m. 328/2 bendi mucibince bir sonraki fesih dönemi için hukuki sonuç doğuracağını kabul etmektedir [1, 2]. Yüksek Mahkeme, fesih sürelerine riayet edilmeden açılan tahliye davalarında, davanın esasına girilmeden "süre yönünden usulden reddine" karar verilmesi gerektiğini içtihat etmektedir [7, 8].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Konut ve Çatılı İşyeri Olmayan Taşınmaz Kirasında Fesih): A, mülkiyetindeki boş arsayı 1 Şubat 2022 tarihinde şantiye malzemelerini depolaması için B'ye süresiz olarak (belirsiz süreli) kiralamıştır. A, 2024 yılında arsayı satmak istediği için kira sözleşmesini olağan fesih yoluyla sona erdirmek istemektedir. Hukuki analiz: Boş arsa kirası genel hükümlere tabidir. Sözleşme belirsiz süreli olduğundan A, TBK m. 329 uyarınca sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşme 1 Şubat'ta başladığı için 1. fesih dönemi 31 Temmuz, 2. fesih dönemi 31 Ocak'tır. A'nın sözleşmeyi örneğin 31 Temmuz 2024 tarihi itibarıyla feshedebilmesi için, bu tarihten en az 3 ay önce (en geç 30 Nisan 2024 tarihine kadar) fesih bildiriminin B'nin hâkimiyet alanına ulaşmış olması gerekmektedir. Eğer bildirim 15 Mayıs'ta ulaşırsa, fesih 31 Temmuz için değil, bir sonraki dönem sonu olan 31 Ocak 2025 için geçerli hâle gelir.
Olay 2 (Belirsiz Süreli Konut Kirasında Gereksinim Nedeniyle Dava): C, D'ye ait konutta 1 Eylül 2018 tarihinden beri oturmaktadır. Kira sözleşmesi başlangıçta süresiz (belirsiz süreli) olarak yapılmıştır. D'nin oğlu evleneceği için bu konuta ihtiyaç doğmuştur. D, TBK m. 350 uyarınca tahliye davası açmak istemektedir. Hukuki analiz: TBK m. 350 uyarınca belirsiz süreli kira sözleşmelerinde dava, genel hükümlerdeki fesih bildirimi süreleri gözetilerek hesaplanacak tarihten itibaren 1 ay içinde açılmalıdır [7]. Sözleşme 1 Eylül'de başlamıştır. Altı aylık dönemlerin sonu 28 Şubat ve 31 Ağustos tarihleridir. D, sözleşmeyi 31 Ağustos tarihi itibarıyla sona erdirmek istiyorsa en geç 31 Mayıs tarihine kadar gereksinim nedeniyle fesih bildirimini (ihtarı) C'ye ulaştırmalıdır. Bu ihtar süresinde ulaşırsa, D'nin tahliye davasını 31 Ağustos'u izleyen bir ay içinde (1-30 Eylül tarihleri arasında) açması gerekmektedir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TBK m. 329 hükmünün, özellikle konut ve çatılı işyeri kiraları gibi sıkı koruma rejimine tabi tutulan alanlarda dava açma sürelerinin hesabında kullanılması (TBK m. 350 atfı sebebiyle) ciddi teknik zorluklar yarattığı vurgulanmaktadır [7, 8]. Birinci eleştiri, "yerel âdet" unsurunun günümüz modern kent yaşamında büyük ölçüde mülga olması veya ispatının imkânsızlığına dayanır. Şehirleşme ve gayrimenkul piyasasının karmaşıklaşması ile birlikte belirli bölgelerde taşınma ve kiralama âdetlerinin (eskiden olduğu gibi Mayıs-Eylül arası vs.) hukuki bir geçerliliği kalmamıştır. Bu durum, hâkimi doğrudan "altı aylık" yedek kuralı uygulamaya itmektedir. İkinci eleştiri, matematiksel hesabın katılığıdır. Özellikle belirsiz süreli konut kiralarında kiralayanın ani gelişen bir tahliye ihtiyacı karşısında (örneğin oğlunun atamasının yapılması), sözleşme başlangıç tarihine göre hesaplanan üç aylık ihbar süresinin kaçırılması hâlinde, kiralayan en az altı ay daha (bir sonraki dönem) beklemek mecburiyetinde kalmaktadır. Bu yasal takvim, mülkiyet hakkı ile kiracının barınma hakkı arasındaki dengede zaman zaman kiralayan aleyhine orantısız bir bekleme süresine yol açabilmektedir. Kanun koyucunun, TBK m. 347/2'de belirtilen on yıllık uzama süresini doldurmuş belirsiz süreli sözleşmeler için m. 329'daki süre mekanizması yerine daha sabit ve yeknesak bir bildirim süresi ihdas etmesi, hukuki güvenlik ve hesaplanabilirlik ilkelerine daha uygun bir reform olabileceği akademik camiada sıklıkla dile getirilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.