1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Özel Borç İlişkileri" kısmının Dördüncü Bölümü altında düzenlenen kira sözleşmeleri, genel hükümler, konut ve çatılı işyeri kiraları ve ürün kirası olmak üzere üçlü bir sistematiğe tabi tutulmuştur. İnceleme konumuz olan TBK m. 328 hükmü, Kanun'un kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümlerinin yer aldığı birinci ayırımında, "Sözleşmenin sona ermesi" başlığı altında ve "Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirimi" üst başlığıyla düzenlenmiştir [1].
Kira sözleşmeleri, tarafların iradesine bağlı olarak belirli veya belirsiz süreli olarak kurulabilir. TBK m. 300 uyarınca, kararlaştırılan sürenin geçmesiyle herhangi bir bildirim olmaksızın sona erecek kira sözleşmeleri belirli süreli, diğerleri ise belirsiz süreli sayılır [2]. Başlangıçta belirli süreli olarak kurulan bir sözleşme de, sürenin bitiminden sonra tarafların açık bir anlaşması olmaksızın örtülü olarak sürdürülürse, TBK m. 327 uyarınca kendiliğinden belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüşmektedir [1, 3-5].
TBK m. 328, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, sözleşme ilişkisinin nasıl sona erdirileceğine dair temel kuralı ihdas etmektedir. Sürekli borç ilişkisi doğuran belirsiz süreli sözleşmelerin sonsuza dek sürmesi, borçlar hukuku prensiplerine ve ekonomik özgürlük ilkelerine aykırıdır. Bu bağlamda yasa koyucu, taraflara olağan fesih bildirimi ile sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanımış, ancak bu hakkın kullanımını belirli "fesih dönemleri" ve "fesih bildirim sürelerine" bağlayarak, tarafların ani ve hazırlıksız bir şekilde sözleşme bağından koparılmasının önüne geçmeyi amaçlamıştır [1]. İsviçre Borçlar Kanunu'nun (OR) 266a maddesinde de benzer bir şekilde tanzim edilen bu kural, fesih beyanının geçerliliğini değil, etki doğuracağı anı düzenlemek suretiyle her iki tarafın menfaat dengesini sağlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Belirsiz Süreli Kira Sözleşmesi
Belirsiz süreli kira sözleşmesi, taraflarca sözleşmenin sona ereceği tarihin açık ya da örtülü olarak kararlaştırılmadığı sözleşmelerdir [2]. Sözleşme baştan belirsiz süreli yapılabileceği gibi, belirli süreli bir sözleşmenin bitiminden sonra işin fiilen devam etmesi ve tarafların buna ses çıkarmamasıyla da zımnen belirsiz süreli hale gelebilir (TBK m. 327/2) [1, 5]. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinin sonlandırılması için hukuki bir işlem olan fesih bildiriminin (ihbarının) kullanılması zorunludur. Fesih bildirimi, bozucu yenilik doğuran bir irade beyanı olup, muhataba ulaşmasıyla birlikte kira ilişkisini geleceğe etkili olarak sona erdirir.
2.2. Fesih Dönemi ve Fesih Bildirim Süresi
TBK m. 328/1 uyarınca, taraflar daha uzun bir bildirim süresi veya başka bir fesih dönemi kararlaştırmamışlarsa, yasal sürelere uyarak sözleşmeyi feshedebilirler [1, 5].
- Fesih Dönemi: Kira ilişkisinin sona erdirilebileceği zaman dilimlerini ifade eder. Kanun, taşınmaz ve taşınır yapı kiralarında bu dönemi, aksine yerel adet yoksa altı ay olarak belirlemiştir (TBK m. 329) [5, 6]. Dönemlerin hesabı, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren yapılır [1, 5].
- Fesih Bildirim Süresi: İlgili fesih döneminin sonunda sözleşmenin sona erebilmesi için, fesih iradesinin ne kadar zaman önce karşı tarafa ulaşmış olması gerektiğini ifade eder. Kanun, taşınmazlar için bu süreyi genel kural olarak üç ay olarak belirlemiştir (TBK m. 329) [5, 6]. Taraflar sözleşme ile bu süreleri uzatabilir, ancak sözleşmenin zayıf tarafını koruma amacı taşıyan hallerde kısaltamazlar.
2.3. Sürelere Uyulmamasının Yaptırımı (Tahvil / Erteleme Kuralı)
TBK m. 328/2 fıkrasında yer alan “Sözleşmede veya kanunda belirtilen fesih dönemine veya bildirim süresine uyulmamışsa, bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur” [1, 5] kuralı, fesih bildiriminin geç yapılmasının yaptırımını düzenlemektedir. Buna göre, sürelere uyulmadan yapılan bir fesih bildirimi batıl sayılmaz. Yasa koyucu, irade beyanının tahvili prensibinden hareketle, fesih iradesini tamamen geçersiz kılmak yerine, onun sonuç doğuracağı tarihi bir sonraki fesih döneminin sonuna ertelemiştir. Bu, karşı tarafı koruyan ve hukuki güvenliği sağlayan emredici nitelikte bir tahvil kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 327 (Sürenin Geçmesi) — Belirli süreli kira sözleşmeleri sürenin dolmasıyla sona ermekle birlikte, ilişkinin örtülü olarak sürdürülmesi halinde sözleşme belirsiz süreliye dönüşür ve bu andan itibaren sözleşmenin feshi TBK m. 328 usulüne tabi olur [1, 3-5].
- TBK m. 329 ve 330 — TBK m. 328, fesih bildirimine ilişkin genel çerçeveyi çizerken, fesih dönemlerinin ve sürelerinin somut miktarları taşınmazlar/taşınır yapılar için TBK m. 329'da (altı aylık dönem sonu için üç aylık bildirim süresi), taşınırlar için ise TBK m. 330'da (üç günlük süre) düzenlenmiştir [5-7].
- TBK m. 347 (Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Fesih Bildirimi) — TBK m. 328 genel hükümlerde yer almasına rağmen, konut ve çatılı işyerleri söz konusu olduğunda TBK m. 347 devreye girer. TBK m. 347/2 uyarınca, belirsiz süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı her zaman, kiraya veren ise ancak kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra genel hükümlere (yani TBK m. 328'e) göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilir [8-12]. Dolayısıyla konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren açısından TBK m. 328'in uygulanabilmesi, kiranın başlangıcından on yıl geçmesi ön şartına bağlanmıştır [10].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamasında TBK m. 328 hükmünün konut ve çatılı işyeri kiralarıyla bağlantısı titizlikle ele alınmaktadır. Yerleşik içtihatlara göre:
- Fesih Döneminin Hesaplanması: Yargıtay, fesih döneminin (örneğin altı aylık dilimlerin) hesabında daima kira sözleşmesinin fiili başlangıç tarihinin esas alınması gerektiğini, aksi yöndeki ihtarların şeklen hukuki sonuç doğurmakla birlikte zaman itibariyle bir sonraki döneme sarkacağını kabul etmektedir.
- TBK m. 347/2 ile Etkileşimi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere, konut ve çatılı işyeri kiralarında, belirsiz süreli bir sözleşmenin kiraya veren tarafından olağan yollarla sona erdirilmesi, ancak kira ilişkisinin kurulmasından itibaren 10 yıllık sürenin geçmesi ve ardından TBK m. 328 uyarınca 6 aylık fesih dönemi ve 3 aylık fesih bildirim sürelerine uyulması koşuluyla mümkündür [10]. Bu 10 yıllık süre dolmadan kiraya verenin TBK m. 328'e dayanarak tahliye isteminde bulunması Yargıtay tarafından hukuki dayanaktan yoksun kabul edilmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
Arsa niteliğindeki bir taşınmaz, depo alanı olarak kullanılması amacıyla taraflar arasında 01.01.2020 başlangıç tarihli ve belirsiz süreli bir kira sözleşmesiyle kiralanmıştır. Kiraya veren, taşınmazı satma düşüncesiyle sözleşmeyi feshetmek istemiş ve 15.05.2023 tarihinde noter aracılığıyla kiracıya fesih bildirimini ulaştırmıştır.
Hukuki analiz: Somut olaydaki taşınmaz, arsa niteliğinde olduğundan (çatılı işyeri olmadığından) genel hükümler uygulanacaktır. TBK m. 328 ve 329 uyarınca, 6 aylık fesih dönemleri 01.01 - 30.06 ve 01.07 - 31.12 arasındadır. 30.06 dönemi için feshin hüküm ifade edebilmesi adına, bildirimin en geç üç ay öncesinden, yani en geç 31.03 tarihine kadar kiracıya ulaşmış olması gerekirdi. Ancak bildirim 15.05.2023 tarihinde ulaştığı için, TBK m. 328/2 gereği fesih bildirimi geçersiz sayılmayacak, bir sonraki fesih döneminin sonu olan 31.12.2023 tarihi için geçerli olacaktır [1, 5, 6].
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Taraflar arasında bir konuta ilişkin olarak 01.05.2018 başlangıç tarihli bir sözleşme yapılmış olup, tarafların suskun kalması sebebiyle sözleşme zamanla belirsiz süreli hale gelmiştir. Kiraya veren, ekonomik sebeplerle sözleşmeyi feshetmek için 01.02.2024 tarihinde kiracıya TBK m. 328'e ve TBK m. 329'a uygun şekilde 3 aylık bildirim süresine riayet ederek fesih ihtarı göndermiş ve ardından tahliye davası açmıştır.
Hukuki analiz: Kiralanan yer bir konut olduğu için salt TBK m. 328 uygulanamaz; TBK m. 347/2 hükmü devreye girer. TBK m. 347/2 uyarınca kiraya veren, belirsiz süreli sözleşmelerde ancak kiranın başlangıcından 10 yıl geçtikten sonra genel hükümlere (TBK m. 328) dayanarak sözleşmeyi feshedebilir [8-11]. Somut olayda kira ilişkisi 2018 yılında başlamış ve 10 yıllık süre dolmamıştır. Fesih dönemi ve bildirim sürelerine şeklen uyulmuş olsa bile, TBK m. 347/2’deki 10 yıllık süre geçmediğinden açılan dava reddedilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Fesih bildiriminin süresi içerisinde karşı tarafa ulaştığını (isdar teorisi değil, varma teorisi geçerlidir) ispat yükü, fesih beyanında bulunan tarafa aittir. Bu nedenle bildirimlerin kural olarak noter, iadeli taahhütlü mektup veya KEP üzerinden yapılması ispat açısından elzemdir.
- Zamanaşımı / Süreler: Fesih bildirim süreleri (örn. üç ay) ve fesih dönemleri (örn. altı ay) hakkın kullanımı için belirlenmiş hak düşürücü süre yahut zamanaşımı süreleri olmayıp; sözleşmeyi fesheden iradenin hukuki sonuçlarını doğurabilmesi için yasa tarafından belirlenen maddi hukuk süreleridir (bekleme süreleridir).
- Görevli/yetkili mahkeme: Geçerli fesih bildirimine rağmen kiracının mecuru tahliye etmemesi halinde açılacak tahliye davalarında, HMK m. 4 uyarınca dava değerine veya tutarına bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Bildirim süresi ile dava açma süresinin birbirine karıştırılması oldukça yaygındır. TBK m. 328'de düzenlenen süreler, bildirimin yapılması ve sözleşmenin feshi anına yöneliktir. Feshe rağmen taşınmazın boşaltılmaması durumunda tahliye davasının açılması, bildirimin hüküm ifade ettiği dönemi izleyen süreçte gerçekleştirilir. Ayrıca, fesih döneminin hesabında takvim yılının başı değil, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin esas alınması gerektiği (TBK m. 328/1) uygulayıcılar tarafından sıklıkla göz ardı edilerek hatalı tarihler hesaplanmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
TBK m. 328 hükmünün ihdası, hukuki güvenliği sağlamak ve dürüstlük kuralı uyarınca tarafların sözleşmesel bağımlılıklarına makul bir zaman dilimi içinde hazırlanarak son vermelerini temin etmek adına isabetlidir. Doktrinde İsviçre Borçlar Hukuku (OR m. 266a vd.) ve Alman Medeni Hukuku (BGB § 573c) düzenlemeleri ile mukayeseli olarak yapılan tartışmalarda, TBK m. 328/2 fıkrasında yer alan tahvil (erteleme) kuralının, hukuki uyuşmazlıkları minimize ettiği kabul edilmektedir. Zira önceki kanun (818 sayılı mülga BK) döneminde, süresine uyulmadan yapılan fesih bildirimlerinin akıbeti tartışmalıydı ve geçersiz sayılıyordu. Yasa koyucunun, hatalı zamanlanmış beyanları doğrudan iptal etmek yerine bir sonraki döneme ötelemesi, usul ekonomisi ve "hukuki işlemin ayakta tutulması (favor negotii)" ilkelerine de uygundur.
Bununla birlikte, TBK m. 347 gibi özel hükümlerin varlığı sebebiyle, TBK m. 328'in uygulanma alanı konut ve çatılı işyeri kiraları söz konusu olduğunda (kiraya veren bakımından) önemli ölçüde daralmıştır. Doktrinde bazı müellifler, yasa koyucunun genel hükümlerde düzenlediği fesih imkânının, konut ve çatılı işyerleri söz konusu olduğunda kiraya veren açısından fiilen kullanılamaz hale geldiğini ve mülkiyet hakkı ile sözleşme serbestisine ağır bir müdahale oluşturduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedirler [10, 13, 14]. Zira TBK m. 347/2 gereğince on yıllık sürenin beklenmesi zorunluluğu, TBK m. 328’de tanımlanan altı aylık fesih dönemleri ve üç aylık ihbar sürelerinin işlevini on yıl boyunca askıya almaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Özel Borç İlişkileri" kısmının Dördüncü Bölümü altında düzenlenen kira sözleşmeleri, genel hükümler, konut ve çatılı işyeri kiraları ve ürün kirası olmak üzere üçlü bir sistematiğe tabi tutulmuştur. İnceleme konumuz olan TBK m. 328 hükmü, Kanun'un kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümlerinin yer aldığı birinci ayırımında, "Sözleşmenin sona ermesi" başlığı altında ve "Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirimi" üst başlığıyla düzenlenmiştir [1].
Kira sözleşmeleri, tarafların iradesine bağlı olarak belirli veya belirsiz süreli olarak kurulabilir. TBK m. 300 uyarınca, kararlaştırılan sürenin geçmesiyle herhangi bir bildirim olmaksızın sona erecek kira sözleşmeleri belirli süreli, diğerleri ise belirsiz süreli sayılır [2]. Başlangıçta belirli süreli olarak kurulan bir sözleşme de, sürenin bitiminden sonra tarafların açık bir anlaşması olmaksızın örtülü olarak sürdürülürse, TBK m. 327 uyarınca kendiliğinden belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüşmektedir [1, 3-5].
TBK m. 328, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, sözleşme ilişkisinin nasıl sona erdirileceğine dair temel kuralı ihdas etmektedir. Sürekli borç ilişkisi doğuran belirsiz süreli sözleşmelerin sonsuza dek sürmesi, borçlar hukuku prensiplerine ve ekonomik özgürlük ilkelerine aykırıdır. Bu bağlamda yasa koyucu, taraflara olağan fesih bildirimi ile sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanımış, ancak bu hakkın kullanımını belirli "fesih dönemleri" ve "fesih bildirim sürelerine" bağlayarak, tarafların ani ve hazırlıksız bir şekilde sözleşme bağından koparılmasının önüne geçmeyi amaçlamıştır [1]. İsviçre Borçlar Kanunu'nun (OR) 266a maddesinde de benzer bir şekilde tanzim edilen bu kural, fesih beyanının geçerliliğini değil, etki doğuracağı anı düzenlemek suretiyle her iki tarafın menfaat dengesini sağlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Belirsiz Süreli Kira Sözleşmesi
Belirsiz süreli kira sözleşmesi, taraflarca sözleşmenin sona ereceği tarihin açık ya da örtülü olarak kararlaştırılmadığı sözleşmelerdir [2]. Sözleşme baştan belirsiz süreli yapılabileceği gibi, belirli süreli bir sözleşmenin bitiminden sonra işin fiilen devam etmesi ve tarafların buna ses çıkarmamasıyla da zımnen belirsiz süreli hale gelebilir (TBK m. 327/2) [1, 5]. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinin sonlandırılması için hukuki bir işlem olan fesih bildiriminin (ihbarının) kullanılması zorunludur. Fesih bildirimi, bozucu yenilik doğuran bir irade beyanı olup, muhataba ulaşmasıyla birlikte kira ilişkisini geleceğe etkili olarak sona erdirir.
2.2. Fesih Dönemi ve Fesih Bildirim Süresi
TBK m. 328/1 uyarınca, taraflar daha uzun bir bildirim süresi veya başka bir fesih dönemi kararlaştırmamışlarsa, yasal sürelere uyarak sözleşmeyi feshedebilirler [1, 5].
2.3. Sürelere Uyulmamasının Yaptırımı (Tahvil / Erteleme Kuralı)
TBK m. 328/2 fıkrasında yer alan “Sözleşmede veya kanunda belirtilen fesih dönemine veya bildirim süresine uyulmamışsa, bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur” [1, 5] kuralı, fesih bildiriminin geç yapılmasının yaptırımını düzenlemektedir. Buna göre, sürelere uyulmadan yapılan bir fesih bildirimi batıl sayılmaz. Yasa koyucu, irade beyanının tahvili prensibinden hareketle, fesih iradesini tamamen geçersiz kılmak yerine, onun sonuç doğuracağı tarihi bir sonraki fesih döneminin sonuna ertelemiştir. Bu, karşı tarafı koruyan ve hukuki güvenliği sağlayan emredici nitelikte bir tahvil kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamasında TBK m. 328 hükmünün konut ve çatılı işyeri kiralarıyla bağlantısı titizlikle ele alınmaktadır. Yerleşik içtihatlara göre:
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Arsa niteliğindeki bir taşınmaz, depo alanı olarak kullanılması amacıyla taraflar arasında 01.01.2020 başlangıç tarihli ve belirsiz süreli bir kira sözleşmesiyle kiralanmıştır. Kiraya veren, taşınmazı satma düşüncesiyle sözleşmeyi feshetmek istemiş ve 15.05.2023 tarihinde noter aracılığıyla kiracıya fesih bildirimini ulaştırmıştır. Hukuki analiz: Somut olaydaki taşınmaz, arsa niteliğinde olduğundan (çatılı işyeri olmadığından) genel hükümler uygulanacaktır. TBK m. 328 ve 329 uyarınca, 6 aylık fesih dönemleri 01.01 - 30.06 ve 01.07 - 31.12 arasındadır. 30.06 dönemi için feshin hüküm ifade edebilmesi adına, bildirimin en geç üç ay öncesinden, yani en geç 31.03 tarihine kadar kiracıya ulaşmış olması gerekirdi. Ancak bildirim 15.05.2023 tarihinde ulaştığı için, TBK m. 328/2 gereği fesih bildirimi geçersiz sayılmayacak, bir sonraki fesih döneminin sonu olan 31.12.2023 tarihi için geçerli olacaktır [1, 5, 6].
Olay 2 (kurmaca senaryo): Taraflar arasında bir konuta ilişkin olarak 01.05.2018 başlangıç tarihli bir sözleşme yapılmış olup, tarafların suskun kalması sebebiyle sözleşme zamanla belirsiz süreli hale gelmiştir. Kiraya veren, ekonomik sebeplerle sözleşmeyi feshetmek için 01.02.2024 tarihinde kiracıya TBK m. 328'e ve TBK m. 329'a uygun şekilde 3 aylık bildirim süresine riayet ederek fesih ihtarı göndermiş ve ardından tahliye davası açmıştır. Hukuki analiz: Kiralanan yer bir konut olduğu için salt TBK m. 328 uygulanamaz; TBK m. 347/2 hükmü devreye girer. TBK m. 347/2 uyarınca kiraya veren, belirsiz süreli sözleşmelerde ancak kiranın başlangıcından 10 yıl geçtikten sonra genel hükümlere (TBK m. 328) dayanarak sözleşmeyi feshedebilir [8-11]. Somut olayda kira ilişkisi 2018 yılında başlamış ve 10 yıllık süre dolmamıştır. Fesih dönemi ve bildirim sürelerine şeklen uyulmuş olsa bile, TBK m. 347/2’deki 10 yıllık süre geçmediğinden açılan dava reddedilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TBK m. 328 hükmünün ihdası, hukuki güvenliği sağlamak ve dürüstlük kuralı uyarınca tarafların sözleşmesel bağımlılıklarına makul bir zaman dilimi içinde hazırlanarak son vermelerini temin etmek adına isabetlidir. Doktrinde İsviçre Borçlar Hukuku (OR m. 266a vd.) ve Alman Medeni Hukuku (BGB § 573c) düzenlemeleri ile mukayeseli olarak yapılan tartışmalarda, TBK m. 328/2 fıkrasında yer alan tahvil (erteleme) kuralının, hukuki uyuşmazlıkları minimize ettiği kabul edilmektedir. Zira önceki kanun (818 sayılı mülga BK) döneminde, süresine uyulmadan yapılan fesih bildirimlerinin akıbeti tartışmalıydı ve geçersiz sayılıyordu. Yasa koyucunun, hatalı zamanlanmış beyanları doğrudan iptal etmek yerine bir sonraki döneme ötelemesi, usul ekonomisi ve "hukuki işlemin ayakta tutulması (favor negotii)" ilkelerine de uygundur.
Bununla birlikte, TBK m. 347 gibi özel hükümlerin varlığı sebebiyle, TBK m. 328'in uygulanma alanı konut ve çatılı işyeri kiraları söz konusu olduğunda (kiraya veren bakımından) önemli ölçüde daralmıştır. Doktrinde bazı müellifler, yasa koyucunun genel hükümlerde düzenlediği fesih imkânının, konut ve çatılı işyerleri söz konusu olduğunda kiraya veren açısından fiilen kullanılamaz hale geldiğini ve mülkiyet hakkı ile sözleşme serbestisine ağır bir müdahale oluşturduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedirler [10, 13, 14]. Zira TBK m. 347/2 gereğince on yıllık sürenin beklenmesi zorunluluğu, TBK m. 328’de tanımlanan altı aylık fesih dönemleri ve üç aylık ihbar sürelerinin işlevini on yıl boyunca askıya almaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.