RESMİ METİN

3. Kiracının temerrüdü


Madde 315 - Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Özel Borç İlişkileri kısmında, kira sözleşmesinin genel hükümleri arasında düzenlenen 315. madde, kiracının asli edim yükümlülüğü olan kira bedeli ile buna eklemlenen yan giderleri ödeme borcunda temerrüde düşmesi hâlinde, kiraya verenin sözleşmeyi feshetme hakkını düzenlemektedir [1-3]. Maddenin sistematiği incelendiğinde, kanun koyucunun karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerdeki genel temerrüt (TBK m. 117 vd.) rejiminden ayrılarak, sürekli borç ilişkisi doğuran kira sözleşmesinin hassas yapısına uygun, özel bir temerrüt rejimi ihdas ettiği görülmektedir.

İsviçre Borçlar Kanunu’nun (OR) 257d maddesinden mehaz alınan bu düzenleme, kiracıya borcunu ifa etmesi için son bir şans (mehil) tanıyarak onu ani fesihlere karşı koruma gayesi gütmektedir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (eBK) 260. maddesine tekabül eden bu hükümde, 6098 sayılı yasa ile birlikte en dikkate değer yenilik, "yan gider" (kullanım giderleri, aidat vb.) ödemelerinde temerrüde düşülmesinin de fesih sebebi olarak açıkça metne dercedilmesidir. TBK'nın 315. maddesinin gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, kira bedeli borcunun ödenmesinde temerrüt ile yan giderin ödenmesinde temerrüt hâli arasındaki hukuki sonuç farkı tamamen ortadan kaldırılmıştır [4]. Bu durum, doktrinde Fikret Eren ve Halûk Burcuoğlu gibi yazarlarca da ifade edildiği üzere, kiraya verenin haklarını güçlendirirken, kiracının sorumluluk sahasını katılaştırmıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kiralananın Tesliminden Sonra Temerrüt

Madde metninde açıkça belirtildiği üzere, TBK m. 315 hükmünün uygulama alanı bulabilmesi için "kiralananın tesliminden sonra" bir ödememe hâli gerçekleşmiş olmalıdır [1, 2]. Şayet kiracı, henüz kiralanan kendisine teslim edilmeden muaccel bir kira bedelini ödemede temerrüde düşerse, bu madde değil, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde ilişkin TBK m. 123 ve devamı (genel hükümler) uygulama alanı bulacaktır. Bu durum, mülkiyetin ve zilyetliğin devrini amaçlayan sözleşmeler ile kullandırma amacı güden kira sözleşmesinin ifa sürecindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır.

2.2. Kira Bedeli veya Yan Giderin Muaccel Olması

Temerrüdün temel şartı, alacağın muaccel (istenebilir) olmasıdır. TBK m. 314 uyarınca aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça kira bedeli ve yan giderler her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödenir [2]. Ancak uygulamada sözleşme serbestisi gereği "peşin ödeme" kararlaştırılması yaygındır. "Yan gider" kavramının maddeye eklenmesi, apartman aidatı, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerinin [5, 6] ifa edilmemesini doğrudan doğruya kira sözleşmesinin feshine zemin hazırlayan bir borca aykırılık hâline getirmiştir [1, 4].

2.3. Yazılı Süre (Mehil) Verilmesi ve Fesih İhtarı

Kiraya verenin fesih hakkını kullanabilmesi için kiracıya "yazılı olarak" bir süre vermesi ve bu sürede ifa gerçekleşmezse "sözleşmeyi feshedeceğini bildirmesi" şarttır [1-3, 7]. Sürenin yazılı olması bir geçerlilik şeklidir. Sözlü olarak verilen sürenin hukuki bir değeri yoktur. Bildirim (ihtar), borçluya ödeme yapması hususunda son bir uyarı niteliğindedir ve içinde mutlaka "süre bitiminde ifa edilmezse sözleşmenin feshedileceği (fesih tehdidi)" ihtarı yer almalıdır [7, 8].

2.4. Yasal Süreler (10 ve 30 Günlük Süreler)

Kanun koyucu, kiralananın niteliğine göre ikili bir ayrım yapmıştır: Çatısız taşınmazlar ve taşınırlar (adi kira) için en az 10 gün; konut ve çatılı işyeri kiraları için ise en az 30 gün süre verilmesi emredicidir [1, 3]. Bu süreler nispi emredici nitelikte olup, kiracı lehine uzatılabilir ancak kiracı aleyhine kısaltılamaz. Süre, yazılı bildirimin kiracıya tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar [3].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 352/2 (İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye): TBK m. 315 ile m. 352/2 sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. TBK m. 315, kiracının verilen süreye (10 veya 30 gün) rağmen borcunu ödememesi hâlinde sözleşmenin süresinden önce derhâl feshi kurumudur [1, 7]. Oysa m. 352/2 uyarınca, kiracı ihtara uyarak ödemeyi süresi içinde yapsa bile, bir kira yılı içinde iki kez haklı ihtara sebebiyet verirse, kira yılı bitiminde açılacak dava ile sözleşme sona erdirilebilir [9-11].
  • TBK m. 89 (İfa Yeri): Para borçları, alacaklının ifa zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir (götürülecek borç) [12-14]. TBK m. 315'teki temerrüdün oluşup oluşmadığı saptanırken, TBK m. 89 hükmü uyarınca kiranın tam ve eksiksiz olarak alacaklının (kiraya verenin) mülkiyetine/hesabına geçip geçmediği dikkate alınır.
  • İİK m. 269 vd. (İlamsız Tahliye Takibi): Kiraya veren, TBK m. 315 uyarınca göndermesi gereken fesih ihtarlı mehil yazısını, noter kanalıyla gönderebileceği gibi, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 269 uyarınca başlatacağı ilamsız icra takibinde gönderilen ödeme emri (Örnek 13) vasıtasıyla da yerine getirebilir [7, 8, 15]. Uygulamada tahliye talepli icra takibi, en sık karşılaşılan TBK 315 ihtar şeklidir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK), TBK m. 315'in uygulanmasında oldukça katı ve lafzi yorum ilkeleri benimsemektedir. YHGK'nın 02.11.2021 tarihli, E: 2017/6-980, K: 2021/1302 sayılı kararında şerh edilen "havale masrafı" içtihadı bunun en somut örneğidir [13, 16-18].

Söz konusu kararda Yargıtay; kira bedelinin bir para borcu olması hasebiyle TBK m. 89 gereği alacaklıya "götürülecek borç" statüsünde olduğunu vurgulamıştır [12, 14]. Bu nedenle, kira bedelinin banka yoluyla havale/EFT ile ödenmesi hâlinde ortaya çıkan gönderim (havale) masrafı kiracıya aittir. Şayet kiracı, bankanın kestiği masrafı kira bedelinden düşerek eksik bir tutarı alacaklının hesabına geçirirse, kiracı eksik ödeme yapmış sayılır [12, 13, 19, 20]. Yargıtay, bu eksik kısım ne kadar cüzi olursa olsun (örneğin 31,50 TL banka masraf kesintisi), TBK m. 315 kapsamında geçerli bir temerrüt ihtarının ardından 30 gün içinde bu meblağın kapatılmamasını, sözleşmenin feshi ve tahliye için haklı bir sebep olarak kabul etmiştir [13, 19-21].

Ayrıca Yargıtay, ihtarnamede (veya ödeme emrinde) istenen kira tutarının aylar itibarıyla açıkça belirtilmesini, yasal ödeme süresinin (30 gün) ve süresinde ödenmemesi hâlinde akdin feshedilerek tahliye davası açılacağı iradesinin tereddüde yer vermeyecek açıklıkta yer almasını geçerlilik şartı saymaktadır [7, 8]. Fesih tehdidi içermeyen ihtarnameler, TBK m. 315 kapsamında hukuki sonuç doğurmaz.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Kiracı (K), aylık 10.000 TL olan kira bedelini kiraya verenin (A) hesabına yatırırken EFT işlem ücreti olan 50 TL'yi kira bedelinden düşmüş ve A'nın hesabına 9.950 TL geçmesini sağlamıştır. Bu eksik ifa üzerine A, noter aracılığıyla bir ihtarname keşide ederek bakiye 50 TL'nin ödenmesi için 30 günlük süre vermiş ve ödenmemesi durumunda sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir. 30 günlük süre itirazsız ve ödemesiz geçmiş, akabinde A, icra mahkemesinde tahliye davası açmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 315 ve m. 89 (götürülecek borçlar) gereğince, ödeme masrafları borçluya (K) aittir [12, 14, 19]. 50 TL tutarındaki cüzi eksiklik dahi kısmi temerrüt teşkil eder. Kiraya verenin 30 günlük mehil ihtarı kanunun şekil şartlarına haizdir ve K bu tutarı süresi içinde ödemediği için A'nın fesih ve tahliye davası başarıyla sonuçlanacaktır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Kiracı (B), oturduğu lüks konuta ait aylık 3.000 TL'lik ortak gider aidatını site yönetimine ödememiştir. Malik ve kiraya veren olan (C), aidat borcunun ödenmesi için B'ye doğrudan icra takibi başlatmış, gönderilen Örnek 13 ödeme emrinde 15 gün içinde ödeme yapılmasını, aksi hâlde sözleşmenin feshedileceğini ihtar etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 315 gereği "yan gider" (aidat) ödememe durumu temerrüt sebebi yapılarak sözleşme feshedilebilir [2, 4]. Ancak yasa, konut ve çatılı işyeri kiralarında verilecek mehil süresini emredici olarak "en az otuz gün" olarak belirlemiştir [1, 3]. İcra müdürlüğü vasıtasıyla dahi olsa verilen 15 günlük süre hukuka aykırıdır, süre kendiliğinden 30 güne uzamaz ve bu sakat ihtarnameye dayanılarak açılacak tahliye davası, dava şartı yokluğundan usulden reddedilecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Borcun (kira bedeli ve yan gider) miktarının ne olduğunu ve muacceliyetini ispat yükü kural olarak kiraya verene; bu borcun usulüne uygun, eksiksiz ve süresinde ödendiğini (ifa edildiğini) ispat yükü ise kiracıya aittir. İhtarın tebliğ tarihinin ispatı da tebliğ mazbatası ile kiraya veren tarafından yapılmalıdır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Kira bedeli ve yan giderlere ilişkin alacaklar, TBK m. 147 gereği beş yıllık zamanaşımına tabidir. 30 günlük fesih ihbarı süresi (mehil), ihtarın kiracıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği günün ertesi günü işlemeye başlar [3].
  • Görevli/yetkili mahkeme: İhtar bağımsız olarak çekilmiş ve tahliye talep edilecekse görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Ancak ihtar, İİK m. 269 uyarınca icra müdürlüğünden gönderilen Örnek 13 ödeme emri ile yapılmış ve süresinde itiraz edilmemişse (yahut itiraz haksızsa), tahliye kararı vermekle görevli merci İcra Hukuk Mahkemesi'dir.
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Konut ve çatılı işyeri kiralarında Örnek 7 (genel haciz yolu, 7 gün ödeme süresi) ilamsız takip yapıp, bu takibe dayanarak temerrüt nedeniyle tahliye davası açmaya çalışmak (geçersizdir, tahliye ihtarlı Örnek 13 yapılmalıdır).
    2. İhtarnamede salt borcun ödenmesinin istenip, fesih ve tahliye iradesinin yazılmaması.
    3. Konut kiralarında yanlıkla 10 veya 15 günlük süre verilmesi.

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 315 düzenlemesi, "yan giderlerin" maddedeki kapsama açıkça dâhil edilmesi yönüyle doktrinde önemli ölçüde destek bulmakla birlikte, birtakım haklı eleştirilere de konu olmaktadır. Yan giderlerin (aidat, yakıt vb.) genellikle malike (kiraya verene) değil üçüncü kişilere (apartman/site yönetimine) ödenmesi nedeniyle, ifanın kime yapılacağı ve borçlunun temerrüde düşüp düşmediğinin malik tarafından nasıl tespit edileceği uygulamada sorun yaratmaktadır. Site yönetimine ödenmesi gereken borcun kiraya veren tarafından doğrudan icra takibine konu edilerek fesih tehdidi unsuru yapılması, aralarındaki iç rücu ilişkisini tahliye tehdidine dönüştürdüğü için kiracı aleyhine ciddi bir baskı aracı hâline gelmiştir.

Ayrıca, 30 günlük sürenin nispi emredici karakteri, hakkaniyete uygun sonuçlar verse de; Yargıtay'ın çok katı şekilciliği (örneğin 1 TL'lik eft eksikliğinin, hatta sadece gecikme zammının ödenmemesinin doğrudan sözleşmenin feshine ve tahliyeye yol açması) hukuk dogmatiği bakımından dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile yer yer çatışma eğilimi göstermektedir. Sistematik olarak TBK m. 315, kiracıyı koruma ve borcunu ifa etmesi için uyarma gayesi taşısa da, küçük tutarlı banka kesintilerinin dahi acımasız tahliye sebebi sayılması, özellikle enflasyonist konjonktürde hakkın kötüye kullanılması yasağını tartışmaya açmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.