1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 279, Özel Borç İlişkileri kısmının birinci bölümü olan Satış Sözleşmesi altında, dördüncü ayırımda "Açık Artırma Yoluyla Satış" kurumunu düzenleyen hükümler (TBK m. 274 vd.) silsilesi içerisinde yer almaktadır [1]. Hüküm, mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (OR) m. 235 ile paralellik arz etmekte olup, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 231'in güncellenmiş ve sistematik açıdan daha belirgin hale getirilmiş hâlidir.
Madde, açık artırma yoluyla gerçekleştirilen satış sözleşmelerinde eşya hukukunun en temel sonuçlarından biri olan "mülkiyetin intikali" anını eşyanın niteliğine (taşınır/taşınmaz) ve artırmanın türüne (cebrî/isteğe bağlı açık/isteğe bağlı özel) göre kategorize ederek düzenlemektedir [2]. Satış sözleşmesi, kural olarak satıcının mülkiyet ve zilyetliği devir, alıcının ise bedel ödeme borcu altına girdiği karşılıklı ve borçlandırıcı bir işlemdir [3], [4]. Ancak açık artırma müessesesi, kitlelerin eşzamanlı rekabetine ve müzayede anındaki aleniyete dayandığından, yasa koyucu mülkiyetin geçişine ilişkin genel kurallara birtakım özel istisnalar ve usuller öngörmeyi hukuki güvenliğin bir gereği saymıştır. Bu doğrultuda madde; mülkiyetin geçiş anını taşınırlarda ihale anına çekerek bir istisna yaratırken, taşınmazlarda tescil kuralını koruyarak eşya hukuku prensiplerine sadık kalmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Açık Artırmada Taşınırların Mülkiyetinin Geçmesi (İhale Anı)
TBK m. 279/1 fıkrası uyarınca, "Artırmada taşınır bir mal alan kişi, onun mülkiyetini ihale anında kazanır." [2]. Bu kural, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 763 fıkra 1'de yer alan ve taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devrini şart koşan [5] temel eşya hukuku kuralına getirilmiş katî bir yasal istisnadır. İsteğe bağlı açık artırmalarda, artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle borçlandırıcı işlem olan satış sözleşmesi kurulduğu gibi [1], tasarruf işlemi de yasa gereği eşzamanlı olarak gerçekleşmiş sayılır. Yani, alıcı, henüz malın zilyetliğini fiziken devralmamış olsa dahi, ihalenin tamamlandığını belirten irade beyanının (çoğu zaman müzayede çekicinin vurulmasıyla) açıklanması anında mülkiyeti kazanır.
2.2. Açık Artırmadan Alınan Taşınmazın Mülkiyetinin Geçmesi (Tescil Anı)
TBK m. 279/2 fıkrasında, "Artırmadan alınan taşınmazın mülkiyeti, ancak tapu siciline tescille alıcıya geçer." kuralına yer verilmiştir [2]. Türk eşya hukukunun omurgasını oluşturan tescil ilkesi (TMK m. 705) gereği, taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur [6]. Kanun koyucu, taşınmazların devrinde hukuki güvenliğin ve tapu sicilinin aleniyetinin korunmasını, müzayede sisteminin pratikliğine üstün tutmuştur. Bu bağlamda, ihale anı yalnızca bir borçlandırıcı işlem teşkil ederken, ayni hak olan mülkiyetin intikali, tasarruf işlemi niteliğindeki tapu tescili ile doğar.
2.3. Artırma Görevlisinin Tescil Bildirimi
TBK m. 279/3, artırma görevlisine "satış tutanağında gösterilen taşınmazın alıcı adına tescilini hemen tapu idaresine bildirir" diyerek kamusal/idari bir külfet yüklemiştir [2]. Buradaki amaç, borçlandırıcı işlemin aleni bir mecrada tamamlanmış olması hasebiyle, taşınmaz mülkiyetinin devrini gereksiz gecikmelerden korumaktır.
2.4. Cebrî Artırma ve İsteğe Bağlı Özel Artırma
TBK m. 279/4 uyarınca cebrî artırmalarda mülkiyetin geçişi özel hükümlere tâbidir [2]. Gerçekten de İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde yapılan cebrî artırmalarda TMK m. 705/2 gereğince mülkiyet tescilden önce (ihale anında) kazanılır, ancak tasarruf yetkisi tescille doğar [6].
Buna mukabil, TBK m. 279/5 hükmünde katılımın yalnızca belirli kişilerle sınırlandırıldığı "isteğe bağlı özel artırmalarda" [7] mülkiyetin geçişinin genel hükümlere tabi olduğu vurgulanmıştır [2]. Yani böylesi bir artırmada taşınır mülkiyeti ihale ile değil zilyetliğin devri ile (TMK m. 763), taşınmaz mülkiyeti ise şekil şartlarına uygun sözleşme sonrası tescil ile geçecektir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 705 ve m. 763 (Mülkiyetin Kazanılması Kuralı): TBK m. 279, taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında TMK m. 705/1'de düzenlenen tescil kuralını doğrular niteliktedir
[6]. Ancak taşınırların naklinde TMK m. 763'te düzenlenen zilyetliğin devri [5] prensibinden tamamen ayrışarak mülkiyeti irade beyanı (ihale) anına çekmiştir.
- TBK m. 208 (Hasarın Geçişi): Satış sözleşmesinde hasar kural olarak taşınırlarda zilyetliğin devri, taşınmazlarda tescille alıcıya geçer
[8], [9]. Ancak açık artırmada taşınır mülkiyetinin ihale anında alıcıya intikal etmesi, mülkiyet ile zilyetlik arasında zaman farkı yaratmaktadır. Doktrinde mülkiyetin geçtiği bu anda "res perit domino" (hasar malike aittir) kuralı uyarınca hasarın alıcıya intikal edeceği kabul edilir.
- İcra ve İflas Kanunu m. 134: Madde metninde yer alan "Cebrî artırma sonucunda yapılan ihaleler" hususunda doğrudan İİK'nin ilgili hükümlerine atıf yapılmıştır
[2].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik kararlarında, açık artırma ve ihale süreçlerindeki sözleşmesel yapı sıkı bir incelemeye tâbi tutulmuştur. Örneğin;
Yargıtay İBK 03.06.1959 tarihli, E: 8, K: 24 sayılı kararında, kamu mallarının yetkili idari organlarca açık artırma suretiyle ihale edilmesi süreçlerinde ihalenin onaylanması ve müşterinin vecibelerini yerine getirmesi halinde, taşınmaz mülkiyetinin ihaleden önce tapuda idare adına tescilli olup olmamasının ihalenin sıhhatini zedelemeyeceği ve alıcının tescil davası açabileceği vurgulanmıştır [10]. Aynı şekilde Yargıtay uygulamaları, tescil gerçekleşmeksizin mülkiyetin kazanıldığı iddialarını (cebrî ihale hariç olmak üzere) kesin bir dille reddetmekte, isteğe bağlı açık artırmalarda TMK m. 705 prensibine göre tapu idaresine yapılan tescil bildirimini kurucu nitelikte görmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Taşınır Satışı):
Tanınmış bir müzayede evi tarafından düzenlenen isteğe bağlı bir açık artırmada (müzayedede), ünlü bir ressama ait tablonun satışı gerçekleştirilmektedir. A, artırma sırasında en yüksek teklifi vererek tabloyu 1.000.000 TL bedelle ihale uhdesinde bırakır. Artırmayı yöneten, çekicini vurarak ihaleyi A'ya yapar. Ancak A henüz satış bedelini ödeyip tabloyu teslim almadan, müzayede evinde çıkan beklenmedik bir yangın sonucu tablo zayi olur.
Hukuki analiz: TBK m. 279/1 uyarınca isteğe bağlı açık artırmada taşınır bir mal olan tablonun mülkiyeti, ihale anında, yani müzayede yöneticisinin onay beyanı ile (çekicin vurulmasıyla) zilyetlik henüz devredilmemiş olsa dahi A'ya geçmiştir [2]. Bu çerçevede mülkiyet A'da olduğu için eşyanın telef olmasından kaynaklı hasar da kendisine ait olacaktır ve A bedel ödeme borcundan kural olarak kurtulamayacaktır.
Olay 2 (Taşınmaz Satışı):
Bir vakfa ait yalı, gelir sağlamak amacıyla noter denetiminde gerçekleştirilen isteğe bağlı alenî bir artırma ile satışa çıkarılır. B, artırma neticesinde en yüksek bedeli vererek yalıyı kendisine ihale ettirir. Artırma tutanağı düzenlenir, ancak henüz tapuda herhangi bir tescil işlemi gerçekleşmeden önce vakıf, taşınmazı değerinin çok daha üzerinde bir meblağa C'ye satarak doğrudan tapuda tescil ettirir.
Hukuki analiz: TBK m. 279/2 uyarınca, artırmadan alınan taşınmazın mülkiyeti "ancak tapu siciline tescille" alıcıya geçer [2]. B'ye yapılan ihale bir mülkiyet nakli sonucunu doğurmamıştır. B, ihale anında mülkiyeti değil, yalnızca kendisine taşınmazın devri konusunda şahsi bir alacak hakkı (borçlandırıcı işlem) kazanmıştır. Tapu sicilindeki tescil C lehine olduğundan, mülkiyet C'ye geçer; ancak B, borca aykırılık (TBK m. 112) hükümleri kapsamında vakfa karşı tazminat davası yöneltebilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: İhalenin kime yapıldığı, hangi bedelle bağıtlandığı hususları, kural olarak yazılı artırma veya satış tutanaklarıyla ispatlanmalıdır. Özellikle TBK m. 279/3'te anılan artırma görevlisinin tapuya bildirimi resmî belge niteliği taşır
[2].
- Zamanaşımı / Süreler: İhalenin iptali talepleri bakımından (hukuka veya ahlaka aykırı usuller kullanılması halinde) TBK m. 281'de çok sıkı hak düşürücü süreler (iptal sebebini öğrenmeden itibaren on gün ve her halde bir yıl) öngörülmüştür
[11], [12].
- Görevli/yetkili mahkeme: İsteğe bağlı artırmalardan kaynaklı sözleşme uyuşmazlıkları tarafların tacir ya da tüketici olmalarına bağlı olarak Asliye Ticaret yahut Tüketici Mahkemelerinde görülür. Tapu tesciline icbar davası ise taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinin yetki sahasındadır (HMK m. 12).
- Yaygın uygulama hataları: Taşınmaz satışında ihale sonrası mülkiyetin hemen kazanıldığının zannedilip taşınmazın mülkiyet davalarına, vergi borçlarına veya hasarlarına doğrudan katlanılmaya çalışılması tipik bir hatadır. Mülkiyetin tescille doğduğu unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz gibi yetkin kalemlerce sıkça vurgulandığı üzere; Türk eşya hukuku geleneği nedensellik (illiyet) prensibini ve taşınırlarda "zilyetliğin devri" (traditio) sistemini mutlak surette esas almaktadır [5], [13], [14], [15]. TBK m. 279/1 fıkrasının, taşınır mülkiyetini sadece bir sözleşme anına (ihale beyanına) bağlayarak anında transfer etmesi, Roma Hukukundan alınan ve Fransız/İngiliz hukuklarına intikal eden solo consensu (sırf rıza ile mülkiyetin nakli) sisteminin adeta küçük bir yansımasıdır.
Bu kural, üçüncü kişilerin hukuki güvenliği (zilyetliğin mülkiyet karinesi olması kuralı; TMK m. 973 vd.) açısından ciddi pürüzler ve hak arama zorlukları yaratmaktadır. Zira ihale salonunda mülkiyeti kazanan alıcı henüz eşyaya sahip değilken, eşya artırmayı düzenleyen malikin veya müzayede evinin elinde bulunmaya devam etmektedir. Bu süre zarfında malın iyi niyetli bir üçüncü kişiye satılarak zilyetliğinin devredilmesi durumunda (TMK m. 763/2), ihaleden mal alan kişinin ayni hakkı büyük bir tehlikeye düşmektedir [5], [16]. Dolayısıyla, bu durumun mülkiyet hukuku ile ifa hukuku arasındaki klasik sınırları aştığı ve sözleşmesel güvenilirliği sağlamaya yönelik rasyonel bir çözüm üretse de eşya hukuku sistematiğinde doktriner bir çatlağa neden olduğu bilimsel perspektifte tartışılagelmektedir. Taşınmazlara gelince; tescilin kurucu etkisi (TMK m. 705) aynen muhafaza edildiğinden böylesi dogmatik bir sorun bulunmamaktadır [6].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 279, Özel Borç İlişkileri kısmının birinci bölümü olan Satış Sözleşmesi altında, dördüncü ayırımda "Açık Artırma Yoluyla Satış" kurumunu düzenleyen hükümler (TBK m. 274 vd.) silsilesi içerisinde yer almaktadır
[1]. Hüküm, mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (OR) m. 235 ile paralellik arz etmekte olup, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 231'in güncellenmiş ve sistematik açıdan daha belirgin hale getirilmiş hâlidir.Madde, açık artırma yoluyla gerçekleştirilen satış sözleşmelerinde eşya hukukunun en temel sonuçlarından biri olan "mülkiyetin intikali" anını eşyanın niteliğine (taşınır/taşınmaz) ve artırmanın türüne (cebrî/isteğe bağlı açık/isteğe bağlı özel) göre kategorize ederek düzenlemektedir
[2]. Satış sözleşmesi, kural olarak satıcının mülkiyet ve zilyetliği devir, alıcının ise bedel ödeme borcu altına girdiği karşılıklı ve borçlandırıcı bir işlemdir[3], [4]. Ancak açık artırma müessesesi, kitlelerin eşzamanlı rekabetine ve müzayede anındaki aleniyete dayandığından, yasa koyucu mülkiyetin geçişine ilişkin genel kurallara birtakım özel istisnalar ve usuller öngörmeyi hukuki güvenliğin bir gereği saymıştır. Bu doğrultuda madde; mülkiyetin geçiş anını taşınırlarda ihale anına çekerek bir istisna yaratırken, taşınmazlarda tescil kuralını koruyarak eşya hukuku prensiplerine sadık kalmıştır.2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Açık Artırmada Taşınırların Mülkiyetinin Geçmesi (İhale Anı)
TBK m. 279/1 fıkrası uyarınca, "Artırmada taşınır bir mal alan kişi, onun mülkiyetini ihale anında kazanır."
[2]. Bu kural, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 763 fıkra 1'de yer alan ve taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devrini şart koşan[5]temel eşya hukuku kuralına getirilmiş katî bir yasal istisnadır. İsteğe bağlı açık artırmalarda, artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle borçlandırıcı işlem olan satış sözleşmesi kurulduğu gibi[1], tasarruf işlemi de yasa gereği eşzamanlı olarak gerçekleşmiş sayılır. Yani, alıcı, henüz malın zilyetliğini fiziken devralmamış olsa dahi, ihalenin tamamlandığını belirten irade beyanının (çoğu zaman müzayede çekicinin vurulmasıyla) açıklanması anında mülkiyeti kazanır.2.2. Açık Artırmadan Alınan Taşınmazın Mülkiyetinin Geçmesi (Tescil Anı)
TBK m. 279/2 fıkrasında, "Artırmadan alınan taşınmazın mülkiyeti, ancak tapu siciline tescille alıcıya geçer." kuralına yer verilmiştir
[2]. Türk eşya hukukunun omurgasını oluşturan tescil ilkesi (TMK m. 705) gereği, taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur[6]. Kanun koyucu, taşınmazların devrinde hukuki güvenliğin ve tapu sicilinin aleniyetinin korunmasını, müzayede sisteminin pratikliğine üstün tutmuştur. Bu bağlamda, ihale anı yalnızca bir borçlandırıcı işlem teşkil ederken, ayni hak olan mülkiyetin intikali, tasarruf işlemi niteliğindeki tapu tescili ile doğar.2.3. Artırma Görevlisinin Tescil Bildirimi
TBK m. 279/3, artırma görevlisine "satış tutanağında gösterilen taşınmazın alıcı adına tescilini hemen tapu idaresine bildirir" diyerek kamusal/idari bir külfet yüklemiştir
[2]. Buradaki amaç, borçlandırıcı işlemin aleni bir mecrada tamamlanmış olması hasebiyle, taşınmaz mülkiyetinin devrini gereksiz gecikmelerden korumaktır.2.4. Cebrî Artırma ve İsteğe Bağlı Özel Artırma
TBK m. 279/4 uyarınca cebrî artırmalarda mülkiyetin geçişi özel hükümlere tâbidir
[2]. Gerçekten de İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde yapılan cebrî artırmalarda TMK m. 705/2 gereğince mülkiyet tescilden önce (ihale anında) kazanılır, ancak tasarruf yetkisi tescille doğar[6]. Buna mukabil, TBK m. 279/5 hükmünde katılımın yalnızca belirli kişilerle sınırlandırıldığı "isteğe bağlı özel artırmalarda"[7]mülkiyetin geçişinin genel hükümlere tabi olduğu vurgulanmıştır[2]. Yani böylesi bir artırmada taşınır mülkiyeti ihale ile değil zilyetliğin devri ile (TMK m. 763), taşınmaz mülkiyeti ise şekil şartlarına uygun sözleşme sonrası tescil ile geçecektir.3. Sistematik İlişkiler
[6]. Ancak taşınırların naklinde TMK m. 763'te düzenlenen zilyetliğin devri[5]prensibinden tamamen ayrışarak mülkiyeti irade beyanı (ihale) anına çekmiştir.[8], [9]. Ancak açık artırmada taşınır mülkiyetinin ihale anında alıcıya intikal etmesi, mülkiyet ile zilyetlik arasında zaman farkı yaratmaktadır. Doktrinde mülkiyetin geçtiği bu anda "res perit domino" (hasar malike aittir) kuralı uyarınca hasarın alıcıya intikal edeceği kabul edilir.[2].4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik kararlarında, açık artırma ve ihale süreçlerindeki sözleşmesel yapı sıkı bir incelemeye tâbi tutulmuştur. Örneğin; Yargıtay İBK 03.06.1959 tarihli, E: 8, K: 24 sayılı kararında, kamu mallarının yetkili idari organlarca açık artırma suretiyle ihale edilmesi süreçlerinde ihalenin onaylanması ve müşterinin vecibelerini yerine getirmesi halinde, taşınmaz mülkiyetinin ihaleden önce tapuda idare adına tescilli olup olmamasının ihalenin sıhhatini zedelemeyeceği ve alıcının tescil davası açabileceği vurgulanmıştır
[10]. Aynı şekilde Yargıtay uygulamaları, tescil gerçekleşmeksizin mülkiyetin kazanıldığı iddialarını (cebrî ihale hariç olmak üzere) kesin bir dille reddetmekte, isteğe bağlı açık artırmalarda TMK m. 705 prensibine göre tapu idaresine yapılan tescil bildirimini kurucu nitelikte görmektedir.5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Taşınır Satışı): Tanınmış bir müzayede evi tarafından düzenlenen isteğe bağlı bir açık artırmada (müzayedede), ünlü bir ressama ait tablonun satışı gerçekleştirilmektedir. A, artırma sırasında en yüksek teklifi vererek tabloyu 1.000.000 TL bedelle ihale uhdesinde bırakır. Artırmayı yöneten, çekicini vurarak ihaleyi A'ya yapar. Ancak A henüz satış bedelini ödeyip tabloyu teslim almadan, müzayede evinde çıkan beklenmedik bir yangın sonucu tablo zayi olur. Hukuki analiz: TBK m. 279/1 uyarınca isteğe bağlı açık artırmada taşınır bir mal olan tablonun mülkiyeti, ihale anında, yani müzayede yöneticisinin onay beyanı ile (çekicin vurulmasıyla) zilyetlik henüz devredilmemiş olsa dahi A'ya geçmiştir
[2]. Bu çerçevede mülkiyet A'da olduğu için eşyanın telef olmasından kaynaklı hasar da kendisine ait olacaktır ve A bedel ödeme borcundan kural olarak kurtulamayacaktır.Olay 2 (Taşınmaz Satışı): Bir vakfa ait yalı, gelir sağlamak amacıyla noter denetiminde gerçekleştirilen isteğe bağlı alenî bir artırma ile satışa çıkarılır. B, artırma neticesinde en yüksek bedeli vererek yalıyı kendisine ihale ettirir. Artırma tutanağı düzenlenir, ancak henüz tapuda herhangi bir tescil işlemi gerçekleşmeden önce vakıf, taşınmazı değerinin çok daha üzerinde bir meblağa C'ye satarak doğrudan tapuda tescil ettirir. Hukuki analiz: TBK m. 279/2 uyarınca, artırmadan alınan taşınmazın mülkiyeti "ancak tapu siciline tescille" alıcıya geçer
[2]. B'ye yapılan ihale bir mülkiyet nakli sonucunu doğurmamıştır. B, ihale anında mülkiyeti değil, yalnızca kendisine taşınmazın devri konusunda şahsi bir alacak hakkı (borçlandırıcı işlem) kazanmıştır. Tapu sicilindeki tescil C lehine olduğundan, mülkiyet C'ye geçer; ancak B, borca aykırılık (TBK m. 112) hükümleri kapsamında vakfa karşı tazminat davası yöneltebilecektir.6. Pratik Uygulama Notları
[2].[11], [12].7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz gibi yetkin kalemlerce sıkça vurgulandığı üzere; Türk eşya hukuku geleneği nedensellik (illiyet) prensibini ve taşınırlarda "zilyetliğin devri" (traditio) sistemini mutlak surette esas almaktadır
[5], [13], [14], [15]. TBK m. 279/1 fıkrasının, taşınır mülkiyetini sadece bir sözleşme anına (ihale beyanına) bağlayarak anında transfer etmesi, Roma Hukukundan alınan ve Fransız/İngiliz hukuklarına intikal eden solo consensu (sırf rıza ile mülkiyetin nakli) sisteminin adeta küçük bir yansımasıdır.Bu kural, üçüncü kişilerin hukuki güvenliği (zilyetliğin mülkiyet karinesi olması kuralı; TMK m. 973 vd.) açısından ciddi pürüzler ve hak arama zorlukları yaratmaktadır. Zira ihale salonunda mülkiyeti kazanan alıcı henüz eşyaya sahip değilken, eşya artırmayı düzenleyen malikin veya müzayede evinin elinde bulunmaya devam etmektedir. Bu süre zarfında malın iyi niyetli bir üçüncü kişiye satılarak zilyetliğinin devredilmesi durumunda (TMK m. 763/2), ihaleden mal alan kişinin ayni hakkı büyük bir tehlikeye düşmektedir
[5], [16]. Dolayısıyla, bu durumun mülkiyet hukuku ile ifa hukuku arasındaki klasik sınırları aştığı ve sözleşmesel güvenilirliği sağlamaya yönelik rasyonel bir çözüm üretse de eşya hukuku sistematiğinde doktriner bir çatlağa neden olduğu bilimsel perspektifte tartışılagelmektedir. Taşınmazlara gelince; tescilin kurucu etkisi (TMK m. 705) aynen muhafaza edildiğinden böylesi dogmatik bir sorun bulunmamaktadır[6].Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.