1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Özel Borç İlişkileri kısmında yer alan "Kısmi Ödemeli Satışlar" ayrımı, kendi içerisinde "Taksitle Satış" (m. 253-263) ve "Ön Ödemeli Taksitle Satış" (m. 264-272) olmak üzere iki alt kategoriye ayrılmıştır. TBK m. 273 ise, bu iki alt kategori arasında adeta bir "köprü" işlevi gören ve "Ortak Hükümler" başlığı altında düzenlenen temel bir emredici normdur [1, 2].
Kanun koyucu, zayıf konumda bulunan alıcıyı koruma gayesiyle taksitle satış sözleşmeleri için öngördüğü sıkı şekil ve geçerlilik şartları ile emredici koruma mekanizmalarını, ön ödemeli taksitle satışlar için tekrar yazmak yerine "atıf (yollama) yöntemi" ile çözümlemeyi tercih etmiştir [3, 4].
Maddenin birinci fıkrası, taksitle satışa ilişkin alıcıyı koruyan yedi temel hususun (yasal temsilcinin rızası, sözleşmenin hüküm ve sonuç doğurması, geri alma açıklaması, def'iler, alacağın devri, hâkimin ödeme kolaylığı sağlaması, yetki ve tahkim yasağı) ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde de aynen uygulanacağını hükme bağlamaktadır [2]. Maddenin ikinci fıkrası ise, satılanın devir süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olduğu ve alıcının devirden önce ödeme yapmakla yükümlü kılındığı standart taksitle satış sözleşmelerine, ön ödemeli taksitle satış hükümlerinin kıyasen uygulanacağını belirterek kanuna karşı hile (in fraudem legis) girişimlerinin önüne geçmeyi hedeflemiştir [2]. Bu yönüyle madde, İsviçre Borçlar Kanunu (OR) ve İsviçre Tüketici Kredisi Kanunu'ndaki (KKG) alıcıyı koruma felsefesinin Türk hukukuna yansımasının en somut örneğidir [5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yasal Temsilcinin Rızası (TBK m. 254'e Atıf)
TBK m. 273/1 yollamasıyla ön ödemeli taksitle satışlarda da uygulanacak olan TBK m. 254, ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlıların yapacağı işlemler bakımından Medeni Hukuk'un genel kurallarına istisnai bir katılık getirmektedir [3, 7]. Normal şartlarda yasal temsilcinin icazeti işlemden sonra da verilebilecekken, bu sözleşmelerde yasal temsilcinin yazılı rızasının "en geç sözleşmenin kurulduğu anda" verilmiş olması şarttır [7]. Aksi hâlde sözleşme kesin hükümsüz olacaktır.
2.2. Sözleşmenin Hüküm ve Sonuçlarını Doğurması ve Geri Alma (Cayma) Açıklaması (TBK m. 255'e Atıf)
Ön ödemeli taksitle satışlarda da, sözleşmenin alıcı bakımından hüküm ve sonuç doğurması, taraflarca imzalanmış sözleşmenin bir nüshasının alıcının eline geçmesinden itibaren yedi günlük bir "düşünme (soğuma) süresinin" dolmasına ertelenmiştir [7, 8]. Alıcı, bu yedi günlük süre içerisinde hiçbir hukuki veya maddi gerekçe göstermeksizin irade açıklamasını geri alabilir (cayabilir) [9, 10]. Doktrinde Rona Serozan ve Turgut Öz gibi yazarların da altını çizdiği üzere, buradaki geri alma hakkı bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, kullanılmasıyla birlikte sözleşme geçmişe etkili (ex tunc) olarak ortadan kalkar [9, 11]. TBK m. 255/3 uyarınca bu hakkın kullanımı nedeniyle alıcıdan herhangi bir "cayma parası" veya tazminat talep edilemez [11, 12].
2.3. Alıcının Def'ileri ve Satıcının Alacağının Devri (TBK m. 257'ye Atıf)
Madde yollamasıyla ön ödemeli satışlarda da geçerli olan TBK m. 257 uyarınca, alıcının satıcıdan olan alacağını takas etme hakkından önceden feragat etmesine yönelik sözleşme kayıtları kesin olarak geçersizdir [13]. Ayrıca, satıcı alacağını bir bankaya veya finans kurumuna (üçüncü kişiye) devretse dahi, alıcı satış bedeli alacağına ilişkin sahip olduğu def'ileri (örneğin ödemezlik def'i) devralana karşı da ileri sürebilecektir [14].
2.4. Hâkim Tarafından Sağlanan Ödeme Kolaylıkları (TBK m. 261'e Atıf)
Ön ödemeli taksitle satışta alıcının temerrüde düşmesi hâlinde, TBK m. 261'in atfı devreye girer. Hâkim, temerrüde düşen alıcının borçlarını ödeyeceği hususunda yeterli güvence vermesi ve bu durumun satıcı açısından herhangi bir zarara yol açmayacak olması şartlarıyla, alıcıya ödeme kolaylıkları (süre verilmesi, taksitlendirme vb.) sağlayabilir ve satıcının satılanı geri almasını engelleyebilir [15]. Bu, ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesine yasa eliyle getirilmiş sosyal karakterli bir müdahaledir.
2.5. Yetkili Mahkeme ve Tahkim Yasağı (TBK m. 262'ye Atıf)
TBK m. 262 bağlamında, yerleşim yeri Türkiye'de olan alıcının, yerleşim yeri mahkemesinin yetkisinden önceden feragat etmesi yasaklanmıştır [4, 16]. Daha da önemlisi, alıcının yargısal hak arama özgürlüğünü kısıtlayan ve masraflı olan "tahkim sözleşmesi" yapılması, ön ödemeli taksitle satışlarda da kesin olarak yasaklanmıştır [4].
2.6. Kanuna Karşı Hilenin Önlenmesi: Kıyasen Uygulama (TBK m. 273/2)
Maddenin ikinci fıkrası, hukuk dogmatiği açısından son derece incelikli bir düzenlemedir. Satıcılar, ön ödemeli taksitle satışın katı kurallarından (örneğin banka hesabı açma zorunluluğu, cayma hakkı limitleri vb.) kaçınmak için sözleşmeyi klasik "taksitle satış" gibi isimlendirip, ancak satılanın devrini uzun bir süreye (bir yıldan daha uzun veya belirsiz bir vadeye) erteleyebilirler. Kanun koyucu, alıcının devirden önce ödeme yapmakla yükümlü olduğu bu tip uzun vadeli işlemlerin esasta bir "ön ödemeli taksitle satış" işlemi olduğunu kabul etmiş ve bu sözleşmelere ön ödemeli taksitle satış hükümlerinin kıyasen uygulanacağını emretmiştir [2].
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 253-263 (Taksitle Satış Hükümleri): TBK m. 273, bu maddelerdeki koruyucu hükümleri adeta kopyalayıp ön ödemeli sözleşmelere yapıştıran bir atıf normudur [1, 2].
- TBK m. 264-272 (Ön Ödemeli Taksitle Satış): Bu maddelerde düzenlenen ön ödemeli satış rejimi, m. 273'teki atıflar olmadan eksik kalır. Örneğin m. 269'daki "cayma hakkı" ile atıf yapılan m. 255'teki "geri alma açıklaması" birbirini tamamlayan, tasfiyeyi ve sözleşmenin kuruluş safhasını şekillendiren kurallardır [17, 18].
- TKHK m. 40 vd. (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun): Ön ödemeli satış işleminin taraflarından biri "tüketici", diğeri "satıcı/sağlayıcı" ise uyuşmazlığa öncelikle 6502 sayılı TKHK'nın ön ödemeli konut/mal satışlarına ilişkin özel hükümleri uygulanır [19, 20]. TBK m. 273 ve atıf yaptığı hükümler, TKHK'da hüküm bulunmayan hâllerde veya tarafların tüketici vasfı taşımadığı adi satışlarda uygulama alanı bulur [21].
- HMK m. 6 ve m. 17 (Hukuk Muhakemeleri Kanunu): TBK m. 273 yollamasıyla uygulanan TBK m. 262'deki yetki kuralı, HMK'daki genel yetki kurallarına getirilmiş emredici, kamu düzenine ilişkin bir istisnadır ve kesin yetki kuralı niteliği taşır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin (özellikle mülga 13. Hukuk Dairesi ve günümüzde 3. Hukuk Dairesi) yerleşik içtihatlarında, taksitle satış ve ön ödemeli satışlara ilişkin şekil şartları, cayma/geri alma hakkı ve tahkim yasağı emredici nitelikte kabul edilmektedir.
Yargıtay kararlarında ısrarla vurgulandığı üzere, alıcıyı koruma gayesiyle öngörülen yazılı şekil şartına uyulmaması, geri alma süresi (7 gün) içinde sözleşmeden cayılması gibi hususlar taraflar aksini kararlaştırsa dahi geçerliliğini korur [20, 22]. Ön ödemeli işlemlerin gizlenerek farklı isimler (örneğin "katılım sözleşmesi", "devre mülk ön protokolü") altında yapılması hâlinde Yargıtay, TBK m. 273/2 hükmündeki "kıyasen uygulama" ilkesinden hareketle asıl hukuki ilişkinin ön ödemeli taksitle satış olduğunu tespit etmekte ve tüketicinin/alıcının cayma (geri alma) hakkını ve ödediği bedelleri kesintisiz iade alma hakkını korumaktadır. Tahkim şartı içeren sözleşmelerde tahkim ilk itirazı, TBK m. 273 yollamasıyla TBK m. 262 uyarınca kesin olarak reddedilmektedir [4].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
(A) Anonim Şirketi, alıcı (B) ile değeri 500.000 TL olan bir sanayi tipi matbaa makinesinin ön ödemeli taksitle satışı konusunda yazılı bir sözleşme imzalamıştır. Sözleşmeye göre (B), her ay 25.000 TL olmak üzere 20 ay boyunca ödeme yapacak, makine ise 15. ayın sonunda teslim edilecektir. Sözleşmenin 18. maddesine "Taraflar arasında doğacak her türlü uyuşmazlık İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC) kuralları uyarınca çözülecektir" kaydı konulmuştur. Makinede teslim gecikmesi yaşanınca (B) dava açmış, (A) şirketi ise tahkim ilk itirazında bulunmuştur.
Hukuki analiz: TBK m. 273/1 hükmünün TBK m. 262'ye yaptığı açık atıf gereğince, ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde alıcının yerleşim yeri mahkemesinin yetkisinden feragat etmesi ve tahkim sözleşmesi yapması kesin olarak yasaktır [4, 16]. Mahkemece tahkim itirazı reddedilerek uyuşmazlığın esasına girilmelidir.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Satıcı (C), alıcı (D)'ye klasik bir "taksitle satış" sözleşmesi imzalatmıştır. Sözleşmeye göre teslim süresi 14 ay sonraya bırakılmış, ancak (D)'nin aylık taksitleri sözleşmenin imzası ile ödemeye başlaması kararlaştırılmıştır. (D) ödemelerde zorluk çekip 6. ayda sözleşmeden caymak istemiş, (C) ise "Bu ön ödemeli bir satış değildir, taksitle satış olduğu için ön ödemeli satışlara ilişkin TBK m. 269'daki cayma hakkını kullanamazsın" savunmasını yapmıştır.
Hukuki analiz: TBK m. 273/2 hükmü tam olarak bu tür "sözleşme tipi kaydırmalarını" önlemek için sevk edilmiştir [2]. Satılanın devir süresi bir yıldan uzun (14 ay) olan ve devirden önce alıcının ödeme yapmakla yükümlü kılındığı bu sözleşmeye, ön ödemeli taksitle satış hükümleri kıyasen uygulanır. Dolayısıyla (D), yasal şartları dâhilinde ön ödemeli satışlara tanınan cayma ve tasfiye haklarından yararlanacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Sözleşmenin bir nüshasının alıcıya teslim edildiği ve TBK m. 255'te atıf yapılan 7 günlük geri alma süresinin başladığı hususunun ispat yükü kesinlikle satıcıya aittir. İmzalı nüshanın teslim edildiği kanıtlanamazsa, süre başlamaz ve sözleşme alıcıyı bağlamaz [8, 23].
- Zamanaşımı / Süreler: Alıcının sözleşmenin hüküm doğurmasını engelleyen "geri alma hakkı" 7 günlük hak düşürücü süreye tabidir (TBK m. 273 delaletiyle TBK m. 255) [24].
- Görevli/yetkili mahkeme: İşlem TKHK kapsamına giriyorsa Tüketici Mahkemeleri görevlidir. TBK m. 273 yollamasıyla m. 262 gereğince yetkili mahkeme, alıcının yerleşim yeri mahkemesidir; bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olup sözleşme ile değiştirilemez [16].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada satıcıların takas def'inden önceden feragat kayıtlarını veya cezai şartları sözleşmelere (genel işlem koşulu olarak) derç ettikleri görülmektedir. TBK m. 273'ün atfıyla uygulanan TBK m. 257 uyarınca, bu tür feragat ve sınırlamalar kesin olarak geçersizdir [13].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Fikret Eren ve Turgut Öz gibi otoritelerin de işaret ettiği üzere, Türk Borçlar Kanunu'nda benimsenen "atıf" (yollama) metodu kanun metnini gereksiz tekrarlardan kurtararak yalınlaştırması yönüyle olumludur. Nitekim 818 sayılı mülga BK dönemindeki dağınık yapı, 6098 sayılı TBK m. 273 ile sistematik bir bütünlüğe kavuşturulmuştur.
Ancak bu yasama tekniği, kanunun uygulayıcılar ve özellikle hukukçu olmayan "ortalama vatandaş" (alıcı) tarafından anlaşılmasını güçleştirmektedir. Ön ödemeli bir taksitli satış sözleşmesi akdeden vatandaş, haklarını öğrenmek için kanuna baktığında yalnızca m. 264-272 arasını değil, m. 273'ün atfı sebebiyle geriye dönüp m. 253-263 arasındaki hükümleri de çapraz okumaya tabi tutmak zorundadır. Ayrıca, maddede hem "cayma" (TBK m. 269) hem de "geri alma açıklaması" (TBK m. 255) kavramlarının bir arada ve farklı hukuki rejimlere atfen kullanılması dogmatik bir karmaşaya sebebiyet vermektedir [9]. İlerleyen dönemlerdeki olası bir yasa reformunda, tüketici hukuku ile borçlar hukuku arasındaki terminolojik ve sistematik ikiliğin (dualist yapının) yeknesaklaştırılması, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine çok daha uygun olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Özel Borç İlişkileri kısmında yer alan "Kısmi Ödemeli Satışlar" ayrımı, kendi içerisinde "Taksitle Satış" (m. 253-263) ve "Ön Ödemeli Taksitle Satış" (m. 264-272) olmak üzere iki alt kategoriye ayrılmıştır. TBK m. 273 ise, bu iki alt kategori arasında adeta bir "köprü" işlevi gören ve "Ortak Hükümler" başlığı altında düzenlenen temel bir emredici normdur [1, 2].
Kanun koyucu, zayıf konumda bulunan alıcıyı koruma gayesiyle taksitle satış sözleşmeleri için öngördüğü sıkı şekil ve geçerlilik şartları ile emredici koruma mekanizmalarını, ön ödemeli taksitle satışlar için tekrar yazmak yerine "atıf (yollama) yöntemi" ile çözümlemeyi tercih etmiştir [3, 4].
Maddenin birinci fıkrası, taksitle satışa ilişkin alıcıyı koruyan yedi temel hususun (yasal temsilcinin rızası, sözleşmenin hüküm ve sonuç doğurması, geri alma açıklaması, def'iler, alacağın devri, hâkimin ödeme kolaylığı sağlaması, yetki ve tahkim yasağı) ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde de aynen uygulanacağını hükme bağlamaktadır [2]. Maddenin ikinci fıkrası ise, satılanın devir süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olduğu ve alıcının devirden önce ödeme yapmakla yükümlü kılındığı standart taksitle satış sözleşmelerine, ön ödemeli taksitle satış hükümlerinin kıyasen uygulanacağını belirterek kanuna karşı hile (in fraudem legis) girişimlerinin önüne geçmeyi hedeflemiştir [2]. Bu yönüyle madde, İsviçre Borçlar Kanunu (OR) ve İsviçre Tüketici Kredisi Kanunu'ndaki (KKG) alıcıyı koruma felsefesinin Türk hukukuna yansımasının en somut örneğidir [5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yasal Temsilcinin Rızası (TBK m. 254'e Atıf)
TBK m. 273/1 yollamasıyla ön ödemeli taksitle satışlarda da uygulanacak olan TBK m. 254, ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlıların yapacağı işlemler bakımından Medeni Hukuk'un genel kurallarına istisnai bir katılık getirmektedir [3, 7]. Normal şartlarda yasal temsilcinin icazeti işlemden sonra da verilebilecekken, bu sözleşmelerde yasal temsilcinin yazılı rızasının "en geç sözleşmenin kurulduğu anda" verilmiş olması şarttır [7]. Aksi hâlde sözleşme kesin hükümsüz olacaktır.
2.2. Sözleşmenin Hüküm ve Sonuçlarını Doğurması ve Geri Alma (Cayma) Açıklaması (TBK m. 255'e Atıf)
Ön ödemeli taksitle satışlarda da, sözleşmenin alıcı bakımından hüküm ve sonuç doğurması, taraflarca imzalanmış sözleşmenin bir nüshasının alıcının eline geçmesinden itibaren yedi günlük bir "düşünme (soğuma) süresinin" dolmasına ertelenmiştir [7, 8]. Alıcı, bu yedi günlük süre içerisinde hiçbir hukuki veya maddi gerekçe göstermeksizin irade açıklamasını geri alabilir (cayabilir) [9, 10]. Doktrinde Rona Serozan ve Turgut Öz gibi yazarların da altını çizdiği üzere, buradaki geri alma hakkı bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, kullanılmasıyla birlikte sözleşme geçmişe etkili (ex tunc) olarak ortadan kalkar [9, 11]. TBK m. 255/3 uyarınca bu hakkın kullanımı nedeniyle alıcıdan herhangi bir "cayma parası" veya tazminat talep edilemez [11, 12].
2.3. Alıcının Def'ileri ve Satıcının Alacağının Devri (TBK m. 257'ye Atıf)
Madde yollamasıyla ön ödemeli satışlarda da geçerli olan TBK m. 257 uyarınca, alıcının satıcıdan olan alacağını takas etme hakkından önceden feragat etmesine yönelik sözleşme kayıtları kesin olarak geçersizdir [13]. Ayrıca, satıcı alacağını bir bankaya veya finans kurumuna (üçüncü kişiye) devretse dahi, alıcı satış bedeli alacağına ilişkin sahip olduğu def'ileri (örneğin ödemezlik def'i) devralana karşı da ileri sürebilecektir [14].
2.4. Hâkim Tarafından Sağlanan Ödeme Kolaylıkları (TBK m. 261'e Atıf)
Ön ödemeli taksitle satışta alıcının temerrüde düşmesi hâlinde, TBK m. 261'in atfı devreye girer. Hâkim, temerrüde düşen alıcının borçlarını ödeyeceği hususunda yeterli güvence vermesi ve bu durumun satıcı açısından herhangi bir zarara yol açmayacak olması şartlarıyla, alıcıya ödeme kolaylıkları (süre verilmesi, taksitlendirme vb.) sağlayabilir ve satıcının satılanı geri almasını engelleyebilir [15]. Bu, ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesine yasa eliyle getirilmiş sosyal karakterli bir müdahaledir.
2.5. Yetkili Mahkeme ve Tahkim Yasağı (TBK m. 262'ye Atıf)
TBK m. 262 bağlamında, yerleşim yeri Türkiye'de olan alıcının, yerleşim yeri mahkemesinin yetkisinden önceden feragat etmesi yasaklanmıştır [4, 16]. Daha da önemlisi, alıcının yargısal hak arama özgürlüğünü kısıtlayan ve masraflı olan "tahkim sözleşmesi" yapılması, ön ödemeli taksitle satışlarda da kesin olarak yasaklanmıştır [4].
2.6. Kanuna Karşı Hilenin Önlenmesi: Kıyasen Uygulama (TBK m. 273/2)
Maddenin ikinci fıkrası, hukuk dogmatiği açısından son derece incelikli bir düzenlemedir. Satıcılar, ön ödemeli taksitle satışın katı kurallarından (örneğin banka hesabı açma zorunluluğu, cayma hakkı limitleri vb.) kaçınmak için sözleşmeyi klasik "taksitle satış" gibi isimlendirip, ancak satılanın devrini uzun bir süreye (bir yıldan daha uzun veya belirsiz bir vadeye) erteleyebilirler. Kanun koyucu, alıcının devirden önce ödeme yapmakla yükümlü olduğu bu tip uzun vadeli işlemlerin esasta bir "ön ödemeli taksitle satış" işlemi olduğunu kabul etmiş ve bu sözleşmelere ön ödemeli taksitle satış hükümlerinin kıyasen uygulanacağını emretmiştir [2].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin (özellikle mülga 13. Hukuk Dairesi ve günümüzde 3. Hukuk Dairesi) yerleşik içtihatlarında, taksitle satış ve ön ödemeli satışlara ilişkin şekil şartları, cayma/geri alma hakkı ve tahkim yasağı emredici nitelikte kabul edilmektedir.
Yargıtay kararlarında ısrarla vurgulandığı üzere, alıcıyı koruma gayesiyle öngörülen yazılı şekil şartına uyulmaması, geri alma süresi (7 gün) içinde sözleşmeden cayılması gibi hususlar taraflar aksini kararlaştırsa dahi geçerliliğini korur [20, 22]. Ön ödemeli işlemlerin gizlenerek farklı isimler (örneğin "katılım sözleşmesi", "devre mülk ön protokolü") altında yapılması hâlinde Yargıtay, TBK m. 273/2 hükmündeki "kıyasen uygulama" ilkesinden hareketle asıl hukuki ilişkinin ön ödemeli taksitle satış olduğunu tespit etmekte ve tüketicinin/alıcının cayma (geri alma) hakkını ve ödediği bedelleri kesintisiz iade alma hakkını korumaktadır. Tahkim şartı içeren sözleşmelerde tahkim ilk itirazı, TBK m. 273 yollamasıyla TBK m. 262 uyarınca kesin olarak reddedilmektedir [4].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) Anonim Şirketi, alıcı (B) ile değeri 500.000 TL olan bir sanayi tipi matbaa makinesinin ön ödemeli taksitle satışı konusunda yazılı bir sözleşme imzalamıştır. Sözleşmeye göre (B), her ay 25.000 TL olmak üzere 20 ay boyunca ödeme yapacak, makine ise 15. ayın sonunda teslim edilecektir. Sözleşmenin 18. maddesine "Taraflar arasında doğacak her türlü uyuşmazlık İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC) kuralları uyarınca çözülecektir" kaydı konulmuştur. Makinede teslim gecikmesi yaşanınca (B) dava açmış, (A) şirketi ise tahkim ilk itirazında bulunmuştur. Hukuki analiz: TBK m. 273/1 hükmünün TBK m. 262'ye yaptığı açık atıf gereğince, ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde alıcının yerleşim yeri mahkemesinin yetkisinden feragat etmesi ve tahkim sözleşmesi yapması kesin olarak yasaktır [4, 16]. Mahkemece tahkim itirazı reddedilerek uyuşmazlığın esasına girilmelidir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Satıcı (C), alıcı (D)'ye klasik bir "taksitle satış" sözleşmesi imzalatmıştır. Sözleşmeye göre teslim süresi 14 ay sonraya bırakılmış, ancak (D)'nin aylık taksitleri sözleşmenin imzası ile ödemeye başlaması kararlaştırılmıştır. (D) ödemelerde zorluk çekip 6. ayda sözleşmeden caymak istemiş, (C) ise "Bu ön ödemeli bir satış değildir, taksitle satış olduğu için ön ödemeli satışlara ilişkin TBK m. 269'daki cayma hakkını kullanamazsın" savunmasını yapmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 273/2 hükmü tam olarak bu tür "sözleşme tipi kaydırmalarını" önlemek için sevk edilmiştir [2]. Satılanın devir süresi bir yıldan uzun (14 ay) olan ve devirden önce alıcının ödeme yapmakla yükümlü kılındığı bu sözleşmeye, ön ödemeli taksitle satış hükümleri kıyasen uygulanır. Dolayısıyla (D), yasal şartları dâhilinde ön ödemeli satışlara tanınan cayma ve tasfiye haklarından yararlanacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Fikret Eren ve Turgut Öz gibi otoritelerin de işaret ettiği üzere, Türk Borçlar Kanunu'nda benimsenen "atıf" (yollama) metodu kanun metnini gereksiz tekrarlardan kurtararak yalınlaştırması yönüyle olumludur. Nitekim 818 sayılı mülga BK dönemindeki dağınık yapı, 6098 sayılı TBK m. 273 ile sistematik bir bütünlüğe kavuşturulmuştur.
Ancak bu yasama tekniği, kanunun uygulayıcılar ve özellikle hukukçu olmayan "ortalama vatandaş" (alıcı) tarafından anlaşılmasını güçleştirmektedir. Ön ödemeli bir taksitli satış sözleşmesi akdeden vatandaş, haklarını öğrenmek için kanuna baktığında yalnızca m. 264-272 arasını değil, m. 273'ün atfı sebebiyle geriye dönüp m. 253-263 arasındaki hükümleri de çapraz okumaya tabi tutmak zorundadır. Ayrıca, maddede hem "cayma" (TBK m. 269) hem de "geri alma açıklaması" (TBK m. 255) kavramlarının bir arada ve farklı hukuki rejimlere atfen kullanılması dogmatik bir karmaşaya sebebiyet vermektedir [9]. İlerleyen dönemlerdeki olası bir yasa reformunda, tüketici hukuku ile borçlar hukuku arasındaki terminolojik ve sistematik ikiliğin (dualist yapının) yeknesaklaştırılması, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine çok daha uygun olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.