1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 24. maddesi, Genel İşlem Koşulları kurumunun
yargısal ve yasal denetim mekanizması içerisinde son derece stratejik bir
konuma sahip olan Değiştirme Yasağı müessesesini düzenlemektedir. İlgili
madde metni şu şekildedir: "Genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede
veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf
aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da
yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır." Bu hüküm,
borçlar hukuku sistematiği içerisinde, klasik sözleşme hukukunun en temel
direği olan Ahde Vefa (Pacta Sunt Servanda) ilkesinin ve Sözleşme
Özgürlüğü prensibinin, kitle sözleşmeleri (katılmalı sözleşmeler) çağında
güçlü teşebbüsler tarafından kötüye kullanılmasını engelleyen devrimci bir
emredici normdur.
Sözleşmeler hukukunun temel dogmatiğinde, tarafların karşılıklı ve birbirine
uygun irade beyanlarıyla kurulan bir sözleşme, kural olarak ancak yine
tarafların karşılıklı iradelerinin uyuşmasıyla (yeni bir anlaşma veya tadil
sözleşmesi ile) değiştirilebilir. Bir tarafın, diğer tarafın rızasını
almaksızın sözleşmenin içeriğini sonradan tek başına değiştirmesi, İrade
Özerkliği kavramını kökünden yok eden bir durumdur. Ancak günümüz modern
kitle ekonomisinde, mal ve hizmet sunan devasa şirketler, hazırladıkları matbu
sözleşmelerin içerisine yerleştirdikleri "şirketimiz, ileride doğabilecek
piyasa koşullarına göre işbu sözleşme hükümlerini tek taraflı olarak değiştirme
hakkını saklı tutar" şeklindeki kayıtlarla, kendilerine adeta bir kanun koyucu
yetkisi bahşetmektedirler. İşte TBK m. 24, bu fiili eşitsizliği ortadan
kaldırmak ve sözleşmenin kurulduğu andaki adil dengenin sonradan tek taraflı
bir diktatörlükle bozulmasını önlemek amacıyla ihdas edilmiştir.
Karşılaştırmalı hukuk ve mehaz kanun ilişkisi bakımından konunun temelleri
incelendiğinde, İsviçre Borçlar Kanunu'nda (OR) Genel İşlem Koşulları için
bağımsız ve sistematik bir bütünlüğün uzun süre sağlanamadığı görülmektedir.
İsviçre hukukunda haksız şartların denetimi ağırlıklı olarak İsviçre Haksız
Rekabet Kanunu (UWG) m. 8 hükmü üzerinden sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak
doktriner tartışmalarda ve yasa revizyonu hazırlıklarında, sözleşme şartlarının
tek taraflı değiştirilmesinin önüne geçilmesi amacıyla, Alman Medeni
Kanunu'ndaki (BGB § 308 Nr. 4) Değiştirme Yasağı (Änderungsvorbehalt)
kuralından esinlenilerek, meseleyi doğrudan borçlar kanunu dogmatiği içine
çeken OR Art. 8d (ve benzeri taslak / doktriner öneriler) ekseninde
tartışmalar yürütülmüştür. Türk kanun koyucusu, İsviçre'deki bu tartışmaları ve
Alman BGB sistematiğinin başarısını dikkate alarak, 6098 sayılı TBK'yı
hazırlarken bu konuyu bağımsız bir madde olarak (TBK m. 24) doğrudan doğruya
borçlar hukukumuzun genel hükümler kısmının kalbine yerleştirmiştir. Bu yasal
tercih, Değiştirme Yasağı müessesesinin yalnızca tüketiciler için değil,
tüm özel hukuk süjeleri için evrensel bir koruma kalkanı hâline gelmesini
sağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TBK m. 24 hükmünün uygulanabilmesi ve bir maddenin Yazılmamış Sayılma
yaptırımıyla karşılaşabilmesi için, kanunda öngörülen objektif ve sübjektif
unsurların doktriner bir titizlikle analiz edilmesi zorunludur. Doktrinde
Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri
ışığında bu kavramlar şu şekilde detaylandırılabilir:
A. Tek Yanlı Değiştirme Yetkisinin Varlığı:
TBK m. 24'te yasaklanan ilk unsur, Genel İşlem Koşulu mahiyetindeki bir
hükmün, düzenleyen tarafa sözleşme şartlarını "tek yanlı olarak" değiştirme
yetkisi vermesidir. Sözleşme Özgürlüğü gereği sözleşmeler ancak tarafların
"karşılıklı" iradeleri ile değiştirilebilir. Düzenleyen tarafın, karşı tarafın
onayına, rızasına veya yeni bir kabul beyanına ihtiyaç duymaksızın sözleşme
mimarisine müdahale etme gücünü elinde bulundurması, hukuki güvenlik ilkesini
ihlal eder. Doktrinde isabetle vurgulandığı üzere, burada düzenleyenin yapacağı
değişikliğin objektif olarak haklı bir sebebe (örneğin enflasyon artışı, vergi
oranlarındaki değişiklikler) dayanıp dayanmadığının yasa nezdinde hiçbir önemi
yoktur. Makul ve haklı bir ekonomik gerekçeye dayansa dahi, bu yetkinin tek
yanlı olarak kullanılması baştan itibaren reddedilmiştir.
B. Karşı Tarafın Aleyhine Olma Şartı:
Hükmün en stratejik kavramsallaştırmalarından biri "karşı taraf aleyhine"
ibaresidir. Kanun koyucu, sözleşmede tek yanlı değişiklik yapma yetkisini
mutlak ve sınırsız bir biçimde yasaklamamıştır; sadece ve sadece bu yetkinin
Genel İşlem Koşullarını kabul eden zayıf tarafın "aleyhine" kullanılmasını
yasaklamıştır. Şayet sözleşmedeki bir Genel İşlem Koşulu, düzenleyen
şirkete sözleşme şartlarını karşı tarafın (müşterinin) lehine olacak şekilde
değiştirme, onun borç yükünü hafifletme, vadeyi uzatma veya faiz oranını
indirme yetkisi veriyorsa, bu kayıt bütünüyle geçerlidir. Zira borçlar
hukukunun ve sosyal devlet ilkesinin amacı, güçlünün zayıfa lütufta bulunmasını
engellemek değil, güçlünün zayıfın durumunu tek taraflı diktalarla
ağırlaştırmasını engellemektir. Dolayısıyla, aleyhe olmama durumu, yasağın
uygulanmasının negatif şartıdır.
C. Yeni Düzenleme Getirme Yasağı:
Kanun koyucu, TBK m. 24 lafzında "değiştirme ya da yeni düzenleme getirme"
diyerek yasağın kapsamını dogmatik olarak genişletmiştir. Uygulamada düzenleyen
konumundaki dev şirketler, sözleşmedeki mevcut bir maddeyi değiştirmek yerine,
sözleşme kurulduğu esnada ortada hiç bulunmayan, tarafların aklından dahi
geçmeyen yepyeni yükümlülükleri, ek hizmet bedellerini veya masraf kalemlerini
sözleşmeye sonradan monte etme kurnazlığına başvurabilmektedir. Mevcut bir
kuralı zayıf taraf aleyhine ağırlaştırmak hukuken ne kadar yasaksa, var olmayan
bir borç kalemini sonradan yoktan var ederek muhatabın sırtına yüklemek de o
kadar yasaktır. Bu kavram, Sözleşme Özgürlüğünün kurulduğu andaki irade
uyuşmasını (konsensüs) koruma amacına tam olarak hizmet etmektedir.
D. Yaptırım: Yazılmamış Sayılma:
Maddenin getirdiği müeyyide, doktrinde çok yoğun tartışmalara neden olan
Yazılmamış Sayılma yaptırımıdır. Bu yaptırımın hukuki niteliği, Eren,
Oğuzman/Öz ve Nomer'in eserlerinde derinlemesine incelenmiştir. Oğuzman ve
Öz'ün de işaret ettiği, kısmi yokluk temelli görüşlere göre, karşı tarafın
aleyhine tek yanlı değiştirme yetkisi içeren bir madde, hukuken tarafların
üzerinde anlaştığı geçerli bir irade uyuşmasını yansıtmaz. Ancak Fikret Eren'in
başını çektiği baskın görüşe göre, Yazılmamış Sayılma klasik bir yokluk
veya kesin hükümsüzlük değil, yasa koyucunun Genel İşlem Koşulları için
özel olarak tasarladığı Kendine Özgü (Sui Generis) bir yaptırımdır. Bu
yaptırım uyarınca, tek taraflı değiştirme yetkisi veren kayıt, kâğıt üzerinde
matbaa mürekkebiyle yazılmış olsa dahi, hukuk âleminde hiç doğmamış,
sözleşmenin bünyesine hiç dâhil olmamış hayalet bir madde statüsüne indirgenir.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 24'te düzenlenen Değiştirme Yasağı hükmü, Türk Borçlar Kanunu'nun
diğer genel prensipleri ve denetim mekanizmalarıyla koparılamaz organik bağlara
sahiptir.
A. GİK Denetim Zinciri İçindeki Yeri ve İşlevi (TBK m. 21 ve m. 25
Çatışması):
Genel işlem koşulları denetimi; yürürlük (kapsam) denetimi (TBK m. 21) yorum
denetimi (TBK m. 23) ve içerik denetimi (TBK m. 25) olarak birbirini izleyen üç
aşamalı bir filtredir. Ancak TBK m. 24'ün bu hiyerarşideki yeri doktrinde büyük
bir sistemik soruna işaret eder. Yelmen'in de isabetle eleştirdiği üzere, tek
yanlı değiştirme yetkisi veren bir kaydın geçersiz kılınması, aslında özü
itibariyle sözleşmenin "içeriğine" müdahale edilmesini gerektiren tipik bir
İçerik Denetimi (TBK m. 25) faaliyetidir. Ne var ki kanun koyucu,
içerik denetiminin yaptırımı olan "kesin hükümsüzlük" yerine, TBK m. 24'te
yasağın yaptırımını yürürlük denetimine özgü olan Yazılmamış Sayılma olarak
tayin etmiştir. Bu durum, hükmü dogmatik olarak yürürlük denetimine
yaklaştırsa da, işlevi ve felsefesi bakımından Değiştirme Yasağı, içerik
denetiminin fiilen ayakta kalmasını sağlayan bir emniyet sübabıdır. Zira
TBK m. 24 olmasaydı, düzenleyen taraf TBK m. 25'teki içerik denetiminden
geçecek kadar "adil" bir ilk metin hazırlayıp sözleşmeyi kuracak, ardından bu
adil metni "tek yanlı değiştirme yetkisine" dayanarak sömürücü bir hâle
getirecek ve tüm denetim mekanizmasını arkadan dolanarak çökertecekti.
B. TBK Madde 13 (Sözleşmenin Değiştirilmesi Şekli) ile Organik Bağ:
TBK m. 13 hükmü, kanunun geçerlilik için belirli bir şekil öngördüğü
sözleşmelerde, bu sözleşmeler üzerinde yapılacak değişikliklerin de aynı şekle
tabi olduğunu emreder. Bir hukuki işlemin değiştirilmesi (tadil edilmesi) asıl
sözleşmenin kurulması kadar ciddi bir hukuki adımdır ve tarafların ortak
iradelerini gerektirir. TBK m. 24'te ifade edilen Tek Yanlı Değiştirme
Yetkisi, aslında borçlar hukukunun bu temel kurucu prensibini ihlal ederek,
taraflardan birine diğerinin rızası olmaksızın yepyeni bir şeklî ve maddi irade
yaratma gücü verir. Dolayısıyla TBK m. 24, asıl sözleşmenin kurulduğu anki
"ortak iradeyi" (konsensüsü) ve şekil şartlarını koruyan, TBK m. 13'ün kitle
sözleşmelerindeki teminatı niteliğindedir.
C. TMK Madde 2 (Dürüstlük Kuralı) ile İlişkisi:
TBK m. 24'ün felsefi ve dogmatik temeli, bütünüyle TMK m. 2'deki Dürüstlük
Kuralı (Treu und Glauben) ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır.
Düzenleyenin, müzakere edilmemiş matbu bir metnin içine, gelecekteki tüm ipleri
kendi elinde tutmasını sağlayan ucu açık bir yetki koyması, şeffaflık ilkesine
ve sözleşme adaletine açıkça aykırıdır. Hukuk sistemi, bir tarafın kendini
diğerinin ekonomik kaderi üzerinde mutlak egemen kılmasına dürüstlük kuralı
uyarınca geçit vermez.
4. Pratik Olay Analizleri
Olay 1 (Bankacılık Sektöründe Tek Taraflı Faiz ve Masraf Artırımı):
Bir ticari şirket (A) fabrika yatırımı için ulusal bir bankadan (B) on yıl
vadeli ticari kredi kullanmıştır. Banka, matbu kredi sözleşmesinin içine
"Banka, ileride TCMB'nin politika faizlerinde yaşanacak değişikliklere,
piyasadaki enflasyon oranlarına veya kendi fonlama maliyetlerindeki artışlara
dayanarak, kredinin aylık faiz oranını ve hesap işletim ücretlerini müşteriye
bildirmeksizin tek taraflı olarak artırma yetkisine sahiptir" şeklinde bir
Genel İşlem Koşulu yerleştirmiştir. Ülkedeki ekonomik dalgalanmalar sonucu
banka (B) şirketin (A) aylık faiz oranını %50 oranında artırır. Şirket (A) bu
artışın iptali için dava açar. Olay incelendiğinde, bankanın yaptığı bu tek
yanlı müdahalenin, TBK m. 24'te düzenlenen Değiştirme Yasağı'nın tipik ve
ağır bir ihlali olduğu görülür. Banka avukatları, değişikliğin tamamen makul,
objektif ve piyasa gerçeklerine (enflasyona) dayandığını, keyfi olmadığını
iddia etseler dahi bu savunma dinlenmez. TBK m. 24 uyarınca makul olsun veya
olmasın, tek yanlı değiştirme yetkisi veren her türlü kayıt Yazılmamış
Sayılma yaptırımına tabidir. Mahkeme, bu matbu yetki maddesini yok
hükmünde sayar ve bankanın tek yanlı olarak yaptığı faiz artırımını iptal
ederek sözleşmeyi ilk günkü faiz oranı üzerinden ayakta tutar.
Olay 2 (Telekomünikasyon Sektöründe Yeni Düzenleme Getirme Yasağı):
Serbest meslek mensubu olan bir avukat, cep telefonu ve internet kullanımı için
dev bir GSM operatörüyle yirmi dört aylık sabit fiyatlı bir taahhütname
imzalar. Matbu sözleşmenin arka sayfalarında, "Operatör, BTK kararları veya
altyapı maliyetlerindeki beklenmedik artışlar nedeniyle, sözleşmede yer almayan
'altyapı kullanım bedeli', 'sistem bakım harcı' gibi yeni ücret kalemlerini
dilediği zaman faturalandırma hakkını saklı tutar" ibaresi bulunmaktadır.
Altıncı ayın sonunda operatör, avukatın faturasına daha önce hiç var olmayan
"sistem bakım harcı" adı altında yeni bir bedel yansıtır. Avukatın açacağı
davada, operatörün mevcut bir hükmü değiştirmeyip, sözleşmede hiç olmayan
yepyeni bir külfeti muhatabın sırtına yüklediği açıktır. TBK m. 24'teki Yeni
Düzenleme Getirme Yasağı gereğince, bu şekilde açık kapı bırakan ve
düzenleyene sözleşmeye tek taraflı eklemeler yapma yetkisi veren kayıt, hukuk
âleminde Yazılmamış Sayılır. Operatör, avukattan bu yeni icat edilmiş
bedelleri tahsil edemez ve tahsil ettiklerini de sebepsiz zenginleşme
hükümlerine göre iade etmekle yükümlü olur.
5. Pratik Uygulama Notları
Bu maddenin mahkeme salonlarında ve ticari uyuşmazlıklarda sağlıklı bir biçimde
işletilebilmesi için avukatların ve hâkimlerin dikkat etmesi gereken önemli
pratik ve usul hukuku kuralları mevcuttur.
Öncelikle, İspat Yükü bağlamında bir sözleşme maddesinin değiştirildiği
veya sözleşmeye yeni bir düzenleme eklendiği durumlarda, bu değişikliğin tek
taraflı yapılmadığını, aksine "karşı taraf ile birebir müzakere edilerek ve
onun açık rızası alınarak" (bireysel anlaşma yoluyla) sözleşmeye dâhil
edildiğini ispat etme yükümlülüğü, değişikliği yapan düzenleyen tarafa aittir.
HMK m. 190 uyarınca şirket veya banka, tüketicinin/müşterinin bu yeni fiyata
veya yeni şarta serbest iradesiyle, müzakere ederek onay verdiğini yazılı
delillerle kanıtlayamazsa, TBK m. 24'ün Yazılmamış Sayılma yaptırımı
acımasızca devreye girer.
Uygulamada sözleşme taslağı hazırlayan şirket hukukçularının sıklıkla düştüğü
bir hata, sözleşmenin sonuna "Müşteri, şirketimizin web sitesinde yayımlayacağı
veya SMS ile bildireceği her türlü değişikliği şimdiden peşinen kabul eder"
şeklinde matbu rıza (blanket consent) maddeleri eklemektir. Türk Borçlar Hukuku
dogmatiği ve Yargıtay pratiği açısından, henüz içeriği, kapsamı ve maddi yükü
belli olmayan gelecekteki değişikliklere "peşinen" verilen bu tür global
onaylar, TBK m. 24 kapsamında geçersizdir ve Sözleşme Özgürlüğünün ihlali
anlamına gelir. Değişikliğin geçerli olabilmesi için, her bir değişikliğin
yapıldığı anda karşı tarafa somut olarak sunulması ve zımni değil "açık" bir
kabul iradesinin (yeni bir sözleşme veya ek protokol ile) alınması şarttır.
Ayrıca usul hukuku açısından Yazılmamış Sayılma itirazı, bir def'i değil,
doğrudan doğruya hukuki niteliği itibariyle bir itirazdır. Dolayısıyla hâkim,
uyuşmazlık konusu sözleşmenin bir Genel İşlem Koşulu olduğunu ve içerisinde
tek yanlı değiştirme yetkisi barındırdığını dosya kapsamından anladığı an,
taraflar bunu açıkça ileri sürmese dahi, TBK m. 24'ün sonuçlarını re'sen
(kendiliğinden) dikkate alarak o yetkiyi geçersiz saymakla görevlidir.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay, kitle sözleşmelerinde yer alan ve güçlü tarafa esneklik sağlayan ucu
açık hükümlere karşı son derece şüpheci ve zayıf tarafı (tüketiciyi veya zayıf
taciri) koruyan katı bir içtihat politikası benimsemiştir. Mülga 818 sayılı BK
döneminde bu denetimi MK m. 2 dürüstlük kuralı üzerinden yapan Yargıtay, 6098
sayılı TBK yürürlüğe girdikten sonra kararlarını doğrudan TBK m. 24 lafzına
dayandırmaktadır.
Özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin (özellikle 11., 3.
ve 13. Hukuk Daireleri) kredi, sigorta, finansal kiralama (leasing) ve
telekomünikasyon sözleşmelerine ilişkin verdiği istikrarlı kararlarda şu husus
vurgulanır: "Bir sözleşmede, sözleşmenin asli edimlerini veya yan
yükümlülüklerini, karşı tarafın açık ve sonradan verilmiş rızası olmaksızın
değiştirmeye yönelik olarak sözleşmenin en başından matbu şekilde konulmuş olan
yetki kayıtları geçersizdir." Yargıtay, bankaların kredi kartı üyelik
sözleşmelerine dayanarak yıllar sonra "kart aidatı" veya "hesap işletim ücreti"
icat etmelerini, yahut mevcut bir faiz oranını piyasa şartlarını bahane ederek
artırmalarını TBK m. 24 kapsamındaki Yeni Düzenleme Getirme Yasağı ve
Değiştirme Yasağı uyarınca iptal etmektedir. Yüksek Mahkeme, bu tür
sözleşmelerin "bireysel pazarlıkla" (müzakereyle) değiştirildiğinin ispat
edilmediği tüm durumlarda, metni hazırlayanın tek taraflı tasarruflarını kesin
olarak reddedip, müşterinin geriye dönük iade taleplerini (sebepsiz zenginleşme
çerçevesinde) haklı bulmaktadır. Bu içtihatlar, TBK m. 24'ü kâğıt üzerinde bir
dogma olmaktan çıkarıp, piyasayı regüle eden canlı bir kılıç hâline
getirmiştir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu m. 24 hükmü, kitle sözleşmelerinde "sürekli sözleşme
adaleti" sağlama hedefi gütse de, modern borçlar hukuku dogmatiğinde ve
doktrininde (özellikle Eren, Oğuzman/Öz, Nomer ve Yelmen'in eserlerinde)
oldukça derin eleştirilere maruz kalmaktadır.
En büyük teorik ve dogmatik eleştiri, maddenin yaptırım türünün
nitelendirilmesindeki yasa koyucu tercihine yöneliktir. Daha önce de
değinildiği üzere, tek taraflı değiştirme yetkisi veren bir kuralın
denetlenmesi, yapısal olarak o yetkinin adil olup olmadığının, dürüstlük
kuralına uyup uymadığının denetlenmesidir. Yani işlevi ve ruhu bakımından bu,
katıksız bir İçerik Denetimi (TBK m. 25) faaliyetidir. Ancak kanun
koyucu, TBK m. 24'te bu yasağa müeyyide olarak içerik denetiminin yaptırımı
olan "kesin hükümsüzlüğü (butlanı)" öngörmek yerine, kapsam (yürürlük)
denetiminin müeyyidesi olan Yazılmamış Sayılma yaptırımını tayin etmiştir. Yelmen'in de isabetle eleştirdiği bu durum, borçlar hukuku sistematiğinde
kavramsal bir karmaşa yaratmış; işlevi içerik denetimi olan bir yasağı,
yaptırımı itibariyle zoraki bir biçimde yürürlük denetimine yaklaştırmıştır. Bu terminolojik hata, usul hukuku boyutunda tespit davalarının açılması ve
geçersizliğin niteliğinin yorumlanması noktasında teori ile pratik arasında
sürtüşmelere yol açmaktadır.
İkinci ve ticari hayatın dinamiklerini derinden sarsan büyük eleştiri, maddenin
kişi bakımından uygulama alanının sınırlandırılmamış olmasıdır. Alman hukukunda
(BGB) ve genel Kıta Avrupası uygulamasında Genel İşlem Koşulları koruması
ve değiştirme yasağı ağırlıklı olarak "tüketiciyi" dev şirketlere karşı korumak
üzere dizayn edilmiştir. Oysa Türk hukukunda TBK m. 24, mutlak emredici lafzı
nedeniyle, milyonlarca dolarlık işlem hacmine ve dev hukuk departmanlarına
sahip olan tacirler arası (B2B) işlemlerde de hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın
uygulanmaktadır. Uzun süreli ticari sözleşmelerde (örneğin 15 yıllık hammadde
tedarik veya franchise sözleşmelerinde) piyasa koşullarının (hammadde fiyatı,
döviz kurları, vergiler) öngörülemez şekilde değişmesi kaçınılmazdır. Bu tür
karmaşık ticari ilişkilerde, tarafların önceden belirli formüller veya
endeksler dâhilinde sözleşmeyi "tek taraflı olarak uyarlama/değiştirme" yetkisi
veren esnek hükümler (price adjustment clauses) koymaları ticari hayatın
devamlılığı için elzemdir. Türk Ticaret Kanunu m. 18/2'deki "basiretli iş adamı
gibi davranma" yükümlülüğü ortadayken, TBK m. 24'ün tacirler arası işlemlerde
de körü körüne ve mutlak bir biçimde uygulanarak her türlü değiştirme yetkisini
Yazılmamış Sayılma yaptırımıyla yok etmesi, ticari esnekliği, rasyonaliteyi
ve risk dağılımını felç etmektedir. Bu durum, aşırı korumacı (paternalist) yasa
lafzının, tacirler söz konusu olduğunda amaca uygun sınırlayıcı (teleolojik
redüksiyon) bir yorum tekniği ile daraltılarak, Sözleşme Özgürlüğünün
ticari alandaki varlığının yeniden tesis edilmesini zorunlu kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
- Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 24'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 8d.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 24. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı ve öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 24. maddesi, Genel İşlem Koşulları kurumunun yargısal ve yasal denetim mekanizması içerisinde son derece stratejik bir konuma sahip olan Değiştirme Yasağı müessesesini düzenlemektedir. İlgili madde metni şu şekildedir: "Genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır." Bu hüküm, borçlar hukuku sistematiği içerisinde, klasik sözleşme hukukunun en temel direği olan Ahde Vefa (Pacta Sunt Servanda) ilkesinin ve Sözleşme Özgürlüğü prensibinin, kitle sözleşmeleri (katılmalı sözleşmeler) çağında güçlü teşebbüsler tarafından kötüye kullanılmasını engelleyen devrimci bir emredici normdur.
Sözleşmeler hukukunun temel dogmatiğinde, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulan bir sözleşme, kural olarak ancak yine tarafların karşılıklı iradelerinin uyuşmasıyla (yeni bir anlaşma veya tadil sözleşmesi ile) değiştirilebilir. Bir tarafın, diğer tarafın rızasını almaksızın sözleşmenin içeriğini sonradan tek başına değiştirmesi, İrade Özerkliği kavramını kökünden yok eden bir durumdur. Ancak günümüz modern kitle ekonomisinde, mal ve hizmet sunan devasa şirketler, hazırladıkları matbu sözleşmelerin içerisine yerleştirdikleri "şirketimiz, ileride doğabilecek piyasa koşullarına göre işbu sözleşme hükümlerini tek taraflı olarak değiştirme hakkını saklı tutar" şeklindeki kayıtlarla, kendilerine adeta bir kanun koyucu yetkisi bahşetmektedirler. İşte TBK m. 24, bu fiili eşitsizliği ortadan kaldırmak ve sözleşmenin kurulduğu andaki adil dengenin sonradan tek taraflı bir diktatörlükle bozulmasını önlemek amacıyla ihdas edilmiştir.
Karşılaştırmalı hukuk ve mehaz kanun ilişkisi bakımından konunun temelleri incelendiğinde, İsviçre Borçlar Kanunu'nda (OR) Genel İşlem Koşulları için bağımsız ve sistematik bir bütünlüğün uzun süre sağlanamadığı görülmektedir. İsviçre hukukunda haksız şartların denetimi ağırlıklı olarak İsviçre Haksız Rekabet Kanunu (UWG) m. 8 hükmü üzerinden sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak doktriner tartışmalarda ve yasa revizyonu hazırlıklarında, sözleşme şartlarının tek taraflı değiştirilmesinin önüne geçilmesi amacıyla, Alman Medeni Kanunu'ndaki (BGB § 308 Nr. 4) Değiştirme Yasağı (Änderungsvorbehalt) kuralından esinlenilerek, meseleyi doğrudan borçlar kanunu dogmatiği içine çeken OR Art. 8d (ve benzeri taslak / doktriner öneriler) ekseninde tartışmalar yürütülmüştür. Türk kanun koyucusu, İsviçre'deki bu tartışmaları ve Alman BGB sistematiğinin başarısını dikkate alarak, 6098 sayılı TBK'yı hazırlarken bu konuyu bağımsız bir madde olarak (TBK m. 24) doğrudan doğruya borçlar hukukumuzun genel hükümler kısmının kalbine yerleştirmiştir. Bu yasal tercih, Değiştirme Yasağı müessesesinin yalnızca tüketiciler için değil, tüm özel hukuk süjeleri için evrensel bir koruma kalkanı hâline gelmesini sağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TBK m. 24 hükmünün uygulanabilmesi ve bir maddenin Yazılmamış Sayılma yaptırımıyla karşılaşabilmesi için, kanunda öngörülen objektif ve sübjektif unsurların doktriner bir titizlikle analiz edilmesi zorunludur. Doktrinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ışığında bu kavramlar şu şekilde detaylandırılabilir:
A. Tek Yanlı Değiştirme Yetkisinin Varlığı: TBK m. 24'te yasaklanan ilk unsur, Genel İşlem Koşulu mahiyetindeki bir hükmün, düzenleyen tarafa sözleşme şartlarını "tek yanlı olarak" değiştirme yetkisi vermesidir. Sözleşme Özgürlüğü gereği sözleşmeler ancak tarafların "karşılıklı" iradeleri ile değiştirilebilir. Düzenleyen tarafın, karşı tarafın onayına, rızasına veya yeni bir kabul beyanına ihtiyaç duymaksızın sözleşme mimarisine müdahale etme gücünü elinde bulundurması, hukuki güvenlik ilkesini ihlal eder. Doktrinde isabetle vurgulandığı üzere, burada düzenleyenin yapacağı değişikliğin objektif olarak haklı bir sebebe (örneğin enflasyon artışı, vergi oranlarındaki değişiklikler) dayanıp dayanmadığının yasa nezdinde hiçbir önemi yoktur. Makul ve haklı bir ekonomik gerekçeye dayansa dahi, bu yetkinin tek yanlı olarak kullanılması baştan itibaren reddedilmiştir.
B. Karşı Tarafın Aleyhine Olma Şartı: Hükmün en stratejik kavramsallaştırmalarından biri "karşı taraf aleyhine" ibaresidir. Kanun koyucu, sözleşmede tek yanlı değişiklik yapma yetkisini mutlak ve sınırsız bir biçimde yasaklamamıştır; sadece ve sadece bu yetkinin Genel İşlem Koşullarını kabul eden zayıf tarafın "aleyhine" kullanılmasını yasaklamıştır. Şayet sözleşmedeki bir Genel İşlem Koşulu, düzenleyen şirkete sözleşme şartlarını karşı tarafın (müşterinin) lehine olacak şekilde değiştirme, onun borç yükünü hafifletme, vadeyi uzatma veya faiz oranını indirme yetkisi veriyorsa, bu kayıt bütünüyle geçerlidir. Zira borçlar hukukunun ve sosyal devlet ilkesinin amacı, güçlünün zayıfa lütufta bulunmasını engellemek değil, güçlünün zayıfın durumunu tek taraflı diktalarla ağırlaştırmasını engellemektir. Dolayısıyla, aleyhe olmama durumu, yasağın uygulanmasının negatif şartıdır.
C. Yeni Düzenleme Getirme Yasağı: Kanun koyucu, TBK m. 24 lafzında "değiştirme ya da yeni düzenleme getirme" diyerek yasağın kapsamını dogmatik olarak genişletmiştir. Uygulamada düzenleyen konumundaki dev şirketler, sözleşmedeki mevcut bir maddeyi değiştirmek yerine, sözleşme kurulduğu esnada ortada hiç bulunmayan, tarafların aklından dahi geçmeyen yepyeni yükümlülükleri, ek hizmet bedellerini veya masraf kalemlerini sözleşmeye sonradan monte etme kurnazlığına başvurabilmektedir. Mevcut bir kuralı zayıf taraf aleyhine ağırlaştırmak hukuken ne kadar yasaksa, var olmayan bir borç kalemini sonradan yoktan var ederek muhatabın sırtına yüklemek de o kadar yasaktır. Bu kavram, Sözleşme Özgürlüğünün kurulduğu andaki irade uyuşmasını (konsensüs) koruma amacına tam olarak hizmet etmektedir.
D. Yaptırım: Yazılmamış Sayılma: Maddenin getirdiği müeyyide, doktrinde çok yoğun tartışmalara neden olan Yazılmamış Sayılma yaptırımıdır. Bu yaptırımın hukuki niteliği, Eren, Oğuzman/Öz ve Nomer'in eserlerinde derinlemesine incelenmiştir. Oğuzman ve Öz'ün de işaret ettiği, kısmi yokluk temelli görüşlere göre, karşı tarafın aleyhine tek yanlı değiştirme yetkisi içeren bir madde, hukuken tarafların üzerinde anlaştığı geçerli bir irade uyuşmasını yansıtmaz. Ancak Fikret Eren'in başını çektiği baskın görüşe göre, Yazılmamış Sayılma klasik bir yokluk veya kesin hükümsüzlük değil, yasa koyucunun Genel İşlem Koşulları için özel olarak tasarladığı Kendine Özgü (Sui Generis) bir yaptırımdır. Bu yaptırım uyarınca, tek taraflı değiştirme yetkisi veren kayıt, kâğıt üzerinde matbaa mürekkebiyle yazılmış olsa dahi, hukuk âleminde hiç doğmamış, sözleşmenin bünyesine hiç dâhil olmamış hayalet bir madde statüsüne indirgenir.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 24'te düzenlenen Değiştirme Yasağı hükmü, Türk Borçlar Kanunu'nun diğer genel prensipleri ve denetim mekanizmalarıyla koparılamaz organik bağlara sahiptir.
A. GİK Denetim Zinciri İçindeki Yeri ve İşlevi (TBK m. 21 ve m. 25 Çatışması): Genel işlem koşulları denetimi; yürürlük (kapsam) denetimi (TBK m. 21) yorum denetimi (TBK m. 23) ve içerik denetimi (TBK m. 25) olarak birbirini izleyen üç aşamalı bir filtredir. Ancak TBK m. 24'ün bu hiyerarşideki yeri doktrinde büyük bir sistemik soruna işaret eder. Yelmen'in de isabetle eleştirdiği üzere, tek yanlı değiştirme yetkisi veren bir kaydın geçersiz kılınması, aslında özü itibariyle sözleşmenin "içeriğine" müdahale edilmesini gerektiren tipik bir İçerik Denetimi (TBK m. 25) faaliyetidir. Ne var ki kanun koyucu, içerik denetiminin yaptırımı olan "kesin hükümsüzlük" yerine, TBK m. 24'te yasağın yaptırımını yürürlük denetimine özgü olan Yazılmamış Sayılma olarak tayin etmiştir. Bu durum, hükmü dogmatik olarak yürürlük denetimine yaklaştırsa da, işlevi ve felsefesi bakımından Değiştirme Yasağı, içerik denetiminin fiilen ayakta kalmasını sağlayan bir emniyet sübabıdır. Zira TBK m. 24 olmasaydı, düzenleyen taraf TBK m. 25'teki içerik denetiminden geçecek kadar "adil" bir ilk metin hazırlayıp sözleşmeyi kuracak, ardından bu adil metni "tek yanlı değiştirme yetkisine" dayanarak sömürücü bir hâle getirecek ve tüm denetim mekanizmasını arkadan dolanarak çökertecekti.
B. TBK Madde 13 (Sözleşmenin Değiştirilmesi Şekli) ile Organik Bağ: TBK m. 13 hükmü, kanunun geçerlilik için belirli bir şekil öngördüğü sözleşmelerde, bu sözleşmeler üzerinde yapılacak değişikliklerin de aynı şekle tabi olduğunu emreder. Bir hukuki işlemin değiştirilmesi (tadil edilmesi) asıl sözleşmenin kurulması kadar ciddi bir hukuki adımdır ve tarafların ortak iradelerini gerektirir. TBK m. 24'te ifade edilen Tek Yanlı Değiştirme Yetkisi, aslında borçlar hukukunun bu temel kurucu prensibini ihlal ederek, taraflardan birine diğerinin rızası olmaksızın yepyeni bir şeklî ve maddi irade yaratma gücü verir. Dolayısıyla TBK m. 24, asıl sözleşmenin kurulduğu anki "ortak iradeyi" (konsensüsü) ve şekil şartlarını koruyan, TBK m. 13'ün kitle sözleşmelerindeki teminatı niteliğindedir.
C. TMK Madde 2 (Dürüstlük Kuralı) ile İlişkisi: TBK m. 24'ün felsefi ve dogmatik temeli, bütünüyle TMK m. 2'deki Dürüstlük Kuralı (Treu und Glauben) ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır. Düzenleyenin, müzakere edilmemiş matbu bir metnin içine, gelecekteki tüm ipleri kendi elinde tutmasını sağlayan ucu açık bir yetki koyması, şeffaflık ilkesine ve sözleşme adaletine açıkça aykırıdır. Hukuk sistemi, bir tarafın kendini diğerinin ekonomik kaderi üzerinde mutlak egemen kılmasına dürüstlük kuralı uyarınca geçit vermez.
4. Pratik Olay Analizleri
Olay 1 (Bankacılık Sektöründe Tek Taraflı Faiz ve Masraf Artırımı): Bir ticari şirket (A) fabrika yatırımı için ulusal bir bankadan (B) on yıl vadeli ticari kredi kullanmıştır. Banka, matbu kredi sözleşmesinin içine "Banka, ileride TCMB'nin politika faizlerinde yaşanacak değişikliklere, piyasadaki enflasyon oranlarına veya kendi fonlama maliyetlerindeki artışlara dayanarak, kredinin aylık faiz oranını ve hesap işletim ücretlerini müşteriye bildirmeksizin tek taraflı olarak artırma yetkisine sahiptir" şeklinde bir Genel İşlem Koşulu yerleştirmiştir. Ülkedeki ekonomik dalgalanmalar sonucu banka (B) şirketin (A) aylık faiz oranını %50 oranında artırır. Şirket (A) bu artışın iptali için dava açar. Olay incelendiğinde, bankanın yaptığı bu tek yanlı müdahalenin, TBK m. 24'te düzenlenen Değiştirme Yasağı'nın tipik ve ağır bir ihlali olduğu görülür. Banka avukatları, değişikliğin tamamen makul, objektif ve piyasa gerçeklerine (enflasyona) dayandığını, keyfi olmadığını iddia etseler dahi bu savunma dinlenmez. TBK m. 24 uyarınca makul olsun veya olmasın, tek yanlı değiştirme yetkisi veren her türlü kayıt Yazılmamış Sayılma yaptırımına tabidir. Mahkeme, bu matbu yetki maddesini yok hükmünde sayar ve bankanın tek yanlı olarak yaptığı faiz artırımını iptal ederek sözleşmeyi ilk günkü faiz oranı üzerinden ayakta tutar.
Olay 2 (Telekomünikasyon Sektöründe Yeni Düzenleme Getirme Yasağı): Serbest meslek mensubu olan bir avukat, cep telefonu ve internet kullanımı için dev bir GSM operatörüyle yirmi dört aylık sabit fiyatlı bir taahhütname imzalar. Matbu sözleşmenin arka sayfalarında, "Operatör, BTK kararları veya altyapı maliyetlerindeki beklenmedik artışlar nedeniyle, sözleşmede yer almayan 'altyapı kullanım bedeli', 'sistem bakım harcı' gibi yeni ücret kalemlerini dilediği zaman faturalandırma hakkını saklı tutar" ibaresi bulunmaktadır. Altıncı ayın sonunda operatör, avukatın faturasına daha önce hiç var olmayan "sistem bakım harcı" adı altında yeni bir bedel yansıtır. Avukatın açacağı davada, operatörün mevcut bir hükmü değiştirmeyip, sözleşmede hiç olmayan yepyeni bir külfeti muhatabın sırtına yüklediği açıktır. TBK m. 24'teki Yeni Düzenleme Getirme Yasağı gereğince, bu şekilde açık kapı bırakan ve düzenleyene sözleşmeye tek taraflı eklemeler yapma yetkisi veren kayıt, hukuk âleminde Yazılmamış Sayılır. Operatör, avukattan bu yeni icat edilmiş bedelleri tahsil edemez ve tahsil ettiklerini de sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmekle yükümlü olur.
5. Pratik Uygulama Notları
Bu maddenin mahkeme salonlarında ve ticari uyuşmazlıklarda sağlıklı bir biçimde işletilebilmesi için avukatların ve hâkimlerin dikkat etmesi gereken önemli pratik ve usul hukuku kuralları mevcuttur.
Öncelikle, İspat Yükü bağlamında bir sözleşme maddesinin değiştirildiği veya sözleşmeye yeni bir düzenleme eklendiği durumlarda, bu değişikliğin tek taraflı yapılmadığını, aksine "karşı taraf ile birebir müzakere edilerek ve onun açık rızası alınarak" (bireysel anlaşma yoluyla) sözleşmeye dâhil edildiğini ispat etme yükümlülüğü, değişikliği yapan düzenleyen tarafa aittir. HMK m. 190 uyarınca şirket veya banka, tüketicinin/müşterinin bu yeni fiyata veya yeni şarta serbest iradesiyle, müzakere ederek onay verdiğini yazılı delillerle kanıtlayamazsa, TBK m. 24'ün Yazılmamış Sayılma yaptırımı acımasızca devreye girer.
Uygulamada sözleşme taslağı hazırlayan şirket hukukçularının sıklıkla düştüğü bir hata, sözleşmenin sonuna "Müşteri, şirketimizin web sitesinde yayımlayacağı veya SMS ile bildireceği her türlü değişikliği şimdiden peşinen kabul eder" şeklinde matbu rıza (blanket consent) maddeleri eklemektir. Türk Borçlar Hukuku dogmatiği ve Yargıtay pratiği açısından, henüz içeriği, kapsamı ve maddi yükü belli olmayan gelecekteki değişikliklere "peşinen" verilen bu tür global onaylar, TBK m. 24 kapsamında geçersizdir ve Sözleşme Özgürlüğünün ihlali anlamına gelir. Değişikliğin geçerli olabilmesi için, her bir değişikliğin yapıldığı anda karşı tarafa somut olarak sunulması ve zımni değil "açık" bir kabul iradesinin (yeni bir sözleşme veya ek protokol ile) alınması şarttır.
Ayrıca usul hukuku açısından Yazılmamış Sayılma itirazı, bir def'i değil, doğrudan doğruya hukuki niteliği itibariyle bir itirazdır. Dolayısıyla hâkim, uyuşmazlık konusu sözleşmenin bir Genel İşlem Koşulu olduğunu ve içerisinde tek yanlı değiştirme yetkisi barındırdığını dosya kapsamından anladığı an, taraflar bunu açıkça ileri sürmese dahi, TBK m. 24'ün sonuçlarını re'sen (kendiliğinden) dikkate alarak o yetkiyi geçersiz saymakla görevlidir.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay, kitle sözleşmelerinde yer alan ve güçlü tarafa esneklik sağlayan ucu açık hükümlere karşı son derece şüpheci ve zayıf tarafı (tüketiciyi veya zayıf taciri) koruyan katı bir içtihat politikası benimsemiştir. Mülga 818 sayılı BK döneminde bu denetimi MK m. 2 dürüstlük kuralı üzerinden yapan Yargıtay, 6098 sayılı TBK yürürlüğe girdikten sonra kararlarını doğrudan TBK m. 24 lafzına dayandırmaktadır.
Özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin (özellikle 11., 3. ve 13. Hukuk Daireleri) kredi, sigorta, finansal kiralama (leasing) ve telekomünikasyon sözleşmelerine ilişkin verdiği istikrarlı kararlarda şu husus vurgulanır: "Bir sözleşmede, sözleşmenin asli edimlerini veya yan yükümlülüklerini, karşı tarafın açık ve sonradan verilmiş rızası olmaksızın değiştirmeye yönelik olarak sözleşmenin en başından matbu şekilde konulmuş olan yetki kayıtları geçersizdir." Yargıtay, bankaların kredi kartı üyelik sözleşmelerine dayanarak yıllar sonra "kart aidatı" veya "hesap işletim ücreti" icat etmelerini, yahut mevcut bir faiz oranını piyasa şartlarını bahane ederek artırmalarını TBK m. 24 kapsamındaki Yeni Düzenleme Getirme Yasağı ve Değiştirme Yasağı uyarınca iptal etmektedir. Yüksek Mahkeme, bu tür sözleşmelerin "bireysel pazarlıkla" (müzakereyle) değiştirildiğinin ispat edilmediği tüm durumlarda, metni hazırlayanın tek taraflı tasarruflarını kesin olarak reddedip, müşterinin geriye dönük iade taleplerini (sebepsiz zenginleşme çerçevesinde) haklı bulmaktadır. Bu içtihatlar, TBK m. 24'ü kâğıt üzerinde bir dogma olmaktan çıkarıp, piyasayı regüle eden canlı bir kılıç hâline getirmiştir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu m. 24 hükmü, kitle sözleşmelerinde "sürekli sözleşme adaleti" sağlama hedefi gütse de, modern borçlar hukuku dogmatiğinde ve doktrininde (özellikle Eren, Oğuzman/Öz, Nomer ve Yelmen'in eserlerinde) oldukça derin eleştirilere maruz kalmaktadır.
En büyük teorik ve dogmatik eleştiri, maddenin yaptırım türünün nitelendirilmesindeki yasa koyucu tercihine yöneliktir. Daha önce de değinildiği üzere, tek taraflı değiştirme yetkisi veren bir kuralın denetlenmesi, yapısal olarak o yetkinin adil olup olmadığının, dürüstlük kuralına uyup uymadığının denetlenmesidir. Yani işlevi ve ruhu bakımından bu, katıksız bir İçerik Denetimi (TBK m. 25) faaliyetidir. Ancak kanun koyucu, TBK m. 24'te bu yasağa müeyyide olarak içerik denetiminin yaptırımı olan "kesin hükümsüzlüğü (butlanı)" öngörmek yerine, kapsam (yürürlük) denetiminin müeyyidesi olan Yazılmamış Sayılma yaptırımını tayin etmiştir. Yelmen'in de isabetle eleştirdiği bu durum, borçlar hukuku sistematiğinde kavramsal bir karmaşa yaratmış; işlevi içerik denetimi olan bir yasağı, yaptırımı itibariyle zoraki bir biçimde yürürlük denetimine yaklaştırmıştır. Bu terminolojik hata, usul hukuku boyutunda tespit davalarının açılması ve geçersizliğin niteliğinin yorumlanması noktasında teori ile pratik arasında sürtüşmelere yol açmaktadır.
İkinci ve ticari hayatın dinamiklerini derinden sarsan büyük eleştiri, maddenin kişi bakımından uygulama alanının sınırlandırılmamış olmasıdır. Alman hukukunda (BGB) ve genel Kıta Avrupası uygulamasında Genel İşlem Koşulları koruması ve değiştirme yasağı ağırlıklı olarak "tüketiciyi" dev şirketlere karşı korumak üzere dizayn edilmiştir. Oysa Türk hukukunda TBK m. 24, mutlak emredici lafzı nedeniyle, milyonlarca dolarlık işlem hacmine ve dev hukuk departmanlarına sahip olan tacirler arası (B2B) işlemlerde de hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın uygulanmaktadır. Uzun süreli ticari sözleşmelerde (örneğin 15 yıllık hammadde tedarik veya franchise sözleşmelerinde) piyasa koşullarının (hammadde fiyatı, döviz kurları, vergiler) öngörülemez şekilde değişmesi kaçınılmazdır. Bu tür karmaşık ticari ilişkilerde, tarafların önceden belirli formüller veya endeksler dâhilinde sözleşmeyi "tek taraflı olarak uyarlama/değiştirme" yetkisi veren esnek hükümler (price adjustment clauses) koymaları ticari hayatın devamlılığı için elzemdir. Türk Ticaret Kanunu m. 18/2'deki "basiretli iş adamı gibi davranma" yükümlülüğü ortadayken, TBK m. 24'ün tacirler arası işlemlerde de körü körüne ve mutlak bir biçimde uygulanarak her türlü değiştirme yetkisini Yazılmamış Sayılma yaptırımıyla yok etmesi, ticari esnekliği, rasyonaliteyi ve risk dağılımını felç etmektedir. Bu durum, aşırı korumacı (paternalist) yasa lafzının, tacirler söz konusu olduğunda amaca uygun sınırlayıcı (teleolojik redüksiyon) bir yorum tekniği ile daraltılarak, Sözleşme Özgürlüğünün ticari alandaki varlığının yeniden tesis edilmesini zorunlu kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 24. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı ve öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.