RESMİ METİN

II. Satış bedelinin belirlenmesi


Madde 233 - Alıcı, satış bedelini belirtmeksizin, malı alacağını kesin olarak bildirmişse satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden yapılmış sayılır. Satış bedeli, satılanın ağırlığına göre hesaplanıyorsa, darası indirilir. Bazı ticari malların satışında, daralı ağırlıktan miktar olarak ya da yüzde hesabıyla bir indirim yapılmasına veya bedelin, daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticari teamüller saklıdır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun "Özel Borç İlişkileri"ni düzenleyen İkinci Kısmının, Birinci Bölümü "Satış Sözleşmesi"ne ayrılmıştır [3]. TBK m. 233 hükmü, bu bölümün Birinci Ayırımında (Genel Hükümler), "Alıcının Borçları" üst başlığı altında "Satış bedelinin belirlenmesi" kenar başlığıyla sistematize edilmiştir [1, 2].

Satış sözleşmesinin kurucu (esansiyel) unsurları, satılan mal (mepî) ve satış bedelidir (semen). TBK m. 207 uyarınca satış sözleşmesi, satıcının malın zilyetlik ve mülkiyetini devretme, alıcının ise "buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği" sözleşmedir [3]. Borçlar hukuku dogmatiği uyarınca, tarafların sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuş olmaları kurucu bir şarttır. Kural olarak bedelin belirlenmediği bir satış sözleşmesi batıldır. Ancak kanun koyucu, ticari hayatın hızını ve sözleşmeleri ayakta tutma (favor negotii) ilkesini gözeterek, TBK m. 233 hükmü ile bedelin taraflarca rakamsal olarak ifade edilmediği durumlarda devreye giren bir "tamamlayıcı hukuk kuralı" ihdas etmiştir. Bu madde, alıcının malı alma iradesini (animus emendi) kesin olarak ortaya koyduğu hâllerde, bedelin objektif kriterlerle (piyasa fiyatı) tespit edilebilmesine olanak tanıyarak sözleşmenin kurulmuş sayılmasını sağlar.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Satış Bedelini Belirtmeksizin Malı Alacağını Kesin Olarak Bildirme

Maddenin uygulanabilmesinin temel şartı, alıcının "satış bedelini belirtmeksizin, malı alacağını kesin olarak bildirmiş" olmasıdır [1]. İrade beyanının, malın türü, niteliği ve miktarı konusunda hiçbir tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta olması gerekir. Alıcı, satıcıya yönelttiği icap veya kabul beyanında malı edinme iradesini kesinleştirmiş, ancak semen unsurunu açık bırakmıştır. Doktrinde (örneğin Fikret Eren, Turgut Öz) bu durumun daha çok piyasası, borsası veya standart bir tarifesi olan mislî eşyalar (cins borçları) bakımından geçerli olabileceği kabul edilmektedir. Eşsiz bir sanat eseri (parça borcu) için alıcının "fiyatı ne olursa olsun alıyorum" şeklindeki bir beyanı dahi, ortalama piyasa fiyatı bulunamayacağından, sözleşmenin esası bakımından TBK m. 233'ün uygulanmasını zorlaştıracaktır.

2.2. İfa Yeri ve Zamanındaki Ortalama Piyasa Fiyatı

Kanun koyucu, tespit edilemeyen bedelin yerine objektif bir ikame ölçüt getirmiştir: "İfa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı" [2]. Bu kriterin iki unsuru vardır:

  1. Zaman ve Mekân Unsuru: Fiyatın tespiti, sözleşmenin kurulduğu an ve yere göre değil; borcun ifa edileceği yer ve zamana göre yapılır. İfa yeri, TBK m. 89 hükümlerine göre belirlenir. İfa zamanı ise sözleşmedeki vadeye veya TBK m. 90 uyarınca derhâl ifa kuralına tabidir.
  2. Ortalama Piyasa Fiyatı Unsuru: Hüküm, "en düşük" veya "en yüksek" piyasa değerini değil, olağan ticari akış içindeki "ortalama piyasa fiyatını (orta kalite / vasat değer)" esas almıştır [2]. Borsası olan mallarda borsa rayici, borsası yoksa ticaret ve sanayi odalarından veya bilirkişi marifetiyle elde edilecek yerel piyasa rayici dikkate alınır.
2.3. Satış Bedelinin Ağırlığa Göre Hesaplanması (Dara İndirimi)

Maddenin ikinci fıkrası, "Satış bedeli, satılanın ağırlığına göre hesaplanıyorsa, darası indirilir" şeklindedir [2]. Dara, eşyanın muhafazasını veya taşınmasını sağlayan ambalaj, kap, çuval, palet gibi muhafazaların ağırlığıdır. Kanun, bedelin "net ağırlık" (brüt ağırlık eksi dara) üzerinden hesaplanmasını emredici olmayan bir tamamlayıcı kural olarak koymuştur. Bu hüküm, ambalaj maliyetinin haksız yere malın birim fiyatı üzerinden alıcıya yansıtılmasını engeller.

2.4. Ticari Teamüllerin Saklı Tutulması

Üçüncü fıkra, "Bazı ticari malların satışında, daralı ağırlıktan miktar olarak ya da yüzde hesabıyla bir indirim yapılmasına veya bedelin, daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticari teamüller saklıdır" diyerek ticari örf ve âdetlere yollama yapmaktadır [2]. Özellikle uluslararası emtia ticaretinde (örneğin pamuk, hububat, kimyevi maddeler) ambalajın mal ile bütünleştiği durumlarda "brüt ağırlık eşittir net ağırlık (brüt net için)" teamülü geçerli olabilir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 207 (Satış Sözleşmesinin Tanımı): TBK m. 207, satış sözleşmesinde bir bedel ödeme borcunu öngörür [3]. TBK m. 233, bu bedel borcunun miktarının sözleşme anında rakamsal olarak belirlenmemiş olmasının, m. 207 anlamında sözleşmenin kurulmasına engel teşkil etmeyeceğini gösteren tamamlayıcı özel bir normdur.
  • TBK m. 2 (Sözleşmenin İkinci Derecedeki Noktaları): Taraflar esaslı noktalarda uyuşmuşsa sözleşme kurulur. Normalde bedel esaslı noktadır. Ancak TBK m. 233, kanuni bir karine yaratarak tarafların bedeli belirlememiş olmalarını sözleşmenin kurulmasına engel olmaktan çıkarır ve boşluğu doğrudan yasa ile doldurur.
  • TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): Alıcının malı teslim aldıktan sonra fiyatın belirlenmediğini ileri sürerek sözleşmenin batıl olduğunu iddia etmesi hakkın kötüye kullanılması yasağına takılır. TBK m. 233, bu kötüniyetli itirazları engelleyen dogmatik bir kalkan vazifesi görür.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin (özellikle mülga 19. HD ve 13. HD) yerleşik içtihatlarına göre, TBK m. 233 hükmünün uygulanabilmesi için sözleşme konusu malın piyasada bilinen ve tespit edilebilir bir rayicinin bulunması şarttır. Yargıtay kararlarında şu ilkeler vurgulanmaktadır:

  1. Fiyatı belirli olmayan bir fatura veya irsaliye ile malı teslim alan ve buna itiraz etmeyen tacir, ifa tarihindeki ticaret odası veya borsa rayiçleri üzerinden ödeme yapmak zorundadır.
  2. İkinci el, özel üretim veya antika gibi "piyasa rayici" objektif olarak belirlenemeyen mallarda (parça borcu), bedelin belirlenmemiş olması durumunda TBK m. 233 uygulanamaz ve sözleşmenin kurucu unsuru (semen) eksik olduğundan sözleşme kesin hükümsüz (batıl) kabul edilir.
  3. Ticari teamüllerin tespiti bakımından mahkemeler doğrudan doğruya o yerdeki meslek kuruluşlarından (Ticaret Odası vb.) "daralı ağırlık üzerinden satış" yapılıp yapılmadığına dair teamül araştırması yapmakla mükelleftir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Ortalama piyasa fiyatının tespiti): Un fabrikası işleten (A), buğday toptancısı (B)'ye elektronik posta göndererek "Acil olarak fabrikamıza 50 ton birinci kalite Anadolu kırmızı sert buğday sevk edin" beyanında bulunmuş, fiyat konuşulmamıştır. (B) buğdayı (A)'nın fabrikasına teslim etmiştir. Ancak faturalandırma aşamasında taraflar fiyat hususunda uyuşmazlığa düşmüştür. Hukuki analiz: TBK m. 233 f.1 uyarınca, alıcı (A) bedeli belirtmeksizin malı alacağını kesin olarak bildirmiştir [1, 2]. Buğday misli bir eşyadır. Uyuşmazlık, ifa yeri olan (A)'nın fabrikasının bulunduğu ildeki, ifa günü (teslim günü) geçerli olan Ticaret Borsası ortalama buğday endeks fiyatı esas alınarak çözülecektir.

Olay 2 (Ticari teamül ve dara): Tekstil firması (C), yurt dışından büyük variller içerisinde kimyevi boya maddesi sipariş etmiş ve fiyat kilosu üzerinden belirlenmiştir. Satıcı, varillerin ağırlığını da fiyata dâhil ederek brüt üzerinden fatura kesmiştir. (C) ise sadece net sıvı boya ağırlığı üzerinden ödeme yapacağını bildirmiştir. Hukuki analiz: Kural olarak TBK m. 233 f.2 gereğince "dara indirilir" [2]. Ancak satıcı, kimya sektöründe ilgili boyanın varillerle birlikte brüt ağırlık üzerinden satılmasına dair ulusal/uluslararası bir "ticari teamül" (örn. INCOTERMS veya yerel ticaret odası kuralları) olduğunu ispatlarsa, TBK m. 233 f.3 uyarınca daralı ağırlık üzerinden fiyat belirlenir [2].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşmenin bedel zikredilmeksizin ancak kesin alma iradesiyle kurulduğunu ispat yükü, sözleşmenin varlığını iddia eden taraftadır (TMK m. 6). "Ortalama piyasa fiyatının" miktarını veya "farklı bir ticari teamülün varlığını" iddia eden taraf ise iddiasını Ticaret/Sanayi Odası kayıtları veya uzman bilirkişi raporlarıyla ispatlamalıdır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Bedelin ödenmesi talebi, kural olarak TBK m. 146 gereği 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. Ancak tarafların tacir olması veya malın tüketici işlemi (ayıp vs. olmaksızın sadece alacak davası) bağlamında satılması hâlinde genel süreler işletilir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Tarafların her ikisinin de tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu hâllerde (nispi ticari dava) Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. İfa yeri mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Mahkemelerin, piyasa fiyatı araştırması yapmadan faturada yazılı tek taraflı fiyatı doğrudan sözleşme bedeli olarak kabul etmesi yaygın bir usul hatasıdır. Karşı tarafça süresinde (TTK m. 21) itiraz edilen faturada TBK m. 233 uyarınca mahkemece bağımsız rayiç tespiti yapılması yasal bir zorunluluktur.

7. Eleştirel Değerlendirme

Madde hükmü, İsviçre Borçlar Kanunu (OR) m. 212'nin Türk hukukuna yansımasıdır. Doktrinde (örneğin Prof. Dr. Cevdet Yavuz, Prof. Dr. Fikret Eren) bu hükmün teorik temellerine yönelik en büyük eleştiri, "parça borçlarında" uygulanabilirliğinin sınırlarıdır. Hükmün lâfzı mutlak surette her satış için uygulanabilecekmiş gibi kaleme alınmıştır; oysa antika bir vazo veya tek bir özel üretim makine için "ortalama piyasa fiyatı" bulunması fiilen imkânsızdır. Kanun koyucunun bu hususu açıkça "mislî (cins) mallar bakımından" diyerek sınırlandırmaması yasal bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir.

Ayrıca "ifa yeri ve zamanı" ölçütü enflasyonist ve kur dalgalanmalarının yoğun olduğu dönemlerde adaletsizlikler yaratabilmektedir. Sözleşmenin kurulduğu an ile ifa zamanı arasında uzun bir süre geçmişse ve fiyatlarda spekülatif bir artış yaşanmışsa, alıcının aşırı bir bedel yükü altına girmesi TMK m. 2 dürüstlük kuralı sınırlarını zorlayabilir. Bu tür ihtimallerde TBK m. 138 (aşırı ifa güçlüğü) hükümlerinin kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı akademik doktrinde tartışılmaya devam etmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.