RESMİ METİN

F. Taşınır rehni ile güvenceye bağlanmış alacakta


Madde 159 - Alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının, hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Borçlar hukuku dogmatiğinde "Borçların İfa Edilmemesi (Pathology of Obligations)", borç ilişkisinin normal yollarla (ifa ile) sona ermediği, sözleşmenin ihlal edildiği o karanlık vadiyi ifade eder. Bu vadinin giriş kapısı ve anayasası, senin "OR Art. 97" diyerek atıf yaptığın TBK Madde 112'dir. Hükme göre; "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.". Bu kural, sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğun temel taşıdır. Kanun koyucu, aralarında bir güven ilişkisi (sözleşme) bulunan taraflardan birinin edimini yerine getirmemesi hâlinde, haksız fiillerdeki (TBK m. 49) ispat rejimini tersine çevirmiş ve borçluyu "kusurlu" farz etmiştir. Borçlu, zararı ödemekten ancak "kurtuluş kanıtı (Exkulpationsbeweis)" getirerek, yani hiçbir kusuru olmadığını ispatlayarak kurtulabilir.

Bu maddi borca aykırılık rejiminin, senin normatif hatan neticesinde numaralandırdığın TBK Madde 159 (Feragatin Birlikte Borçlulara Etkisi) ile kesişimi ise, çok borçlulu ilişkilerde tasfiye ve usul hukukunun sınırlarını çizer. TBK m. 159 hükmüne göre; "Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmesi, diğerlerine karşı ileri sürülemez. Bölünemeyen bir borcun borçlularından birinin feragati durumunda da aynı kural geçerlidir. Asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez."

Sistematik çatışma tam burada başlar: A ve B, alacaklı C'ye karşı bir inşaatı teslim etmekle müteselsil borçludurlar. İnşaat ayıplı teslim edilir, yani TBK m. 112 anlamında "gereği gibi ifa edilmeme" söz konusudur. Alacaklı C'nin doğan olumlu zararı (müspet zararı) için her iki borçlu da müteselsilen sorumludur. Ancak aradan 11 yıl geçer. 10 yıllık genel zamanaşımı süresi dolmuştur. Borçlulardan A, "Ben sözleşmeyi ihlal ettiğimizi kabul ediyorum, zamanaşımı def'imden feragat ediyorum" der. İşte TBK m. 159'un o çelikten kurşungeçirmez yeleği tam bu saniyede B'ye giydirilir. TBK m. 112 uyarınca doğan o devasa tazminat borcu A için yeniden dirilirken; B, "A'nın feragati bana sirayet etmez" diyerek zamanaşımı kalkanının arkasına sığınır ve borçtan kurtulur. Maddi hukukta (TBK 112) birlikte doğan sorumluluk, usul ve tasfiye hukukunda (TBK 159) şahsilik ilkesiyle birbirinden koparılır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

TBK m. 112'deki sözleşmeye aykırılık mimarisini ve TBK m. 159'daki usuli şahsiliği bütünüyle kavrayabilmek için, bu kavramların Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz'ün eserleri ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:

A. Sözleşmeye Aykırılığın 4 Atlısı (İ-Z-İ-K Testi): Sözleşme ihlallerini zihnine kazıman için şu şablonu bir çivi gibi sistemine çak: İ-Z-İ-K (İhlal, Zarar, İlliyet, Kusur). TBK m. 112 uyarınca alacaklının tazminat talep edebilmesi için bu dört atlı yan yana gelmelidir:

  1. İhlal (Borca Aykırı Davranış): Borcun "hiç" ifa edilmemesi (kusurlu ifa imkânsızlığı veya kesin vadeye rağmen ifa etmeme) yahut "gereği gibi" ifa edilmemesi (ayıplı ifa veya yan yükümlülüklerin ihlali - pozitif borca aykırılık).
  2. Zarar: Alacaklının malvarlığında sözleşmenin ihlali nedeniyle meydana gelen irade dışı azalma (müspet zarar).
  3. İlliyet Bağı (Uygun Nedensellik): İhlal ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisi.
  4. Kusur (Kast veya İhmal): Ancak burada yasa koyucu muazzam bir kurgu yaratmıştır; kusur ispatı alacaklıda değil, borçludadır.

B. Kurtuluş Kanıtı (Exkulpationsbeweis): TBK m. 112'nin haksız fiilden (TBK m. 49) en radikal farkı budur. Alacaklı sadece sözleşmenin varlığını, ihlali ve zararını ispatlar. Kusuru ispatlamak zorunda değildir. Kanun borçluya döner ve "Sen aksini ispatlamadıkça kusurlusun" der. Borçlu, "Ben her türlü özeni gösterdim, olay mücbir sebepten (vis maior) veya umulmayan hâlden (casus) kaynaklandı" diyerek kusursuzluğunu ispatlamak (kurtuluş kanıtı getirmek) zorundadır. Aksi hâlde tazminata mahkûm olur.

C. Feragatin Şahsiliği / Nispiliği (TBK m. 159): Müteselsil borçluluk, alacaklıya dilediği borçludan borcun tamamını isteme hakkı veren (TBK m. 162) bir zırhtır. Ancak müteselsil borçlular, birbirlerinin yasal temsilcisi (vekili) değildirler. Aralarında "teselsül ilişkisi" olması, birinin yaptığı sübjektif ve keyfi bir hukuki işlemin (feragatin) diğerini bağlayacağı anlamına gelmez. TBK m. 159 çok keskindir: "Birinin feragati diğerine karşı ileri sürülemez." Bu kural, borçluları birbirinin ihtiyatsızlıklarına veya alacaklıyla yapabilecekleri gizli anlaşmalara karşı koruyan emredici bir şahsilik duvarıdır. Aynı kural, asıl borçlu ile kefil arasındaki fer'i (bağlı) ilişkide de geçerlidir. Asıl borçlunun feragati kefili asla yakamaz.

3. Sistematik İlişkiler

TBK m. 112'deki sözleşmeye aykırılık kurgusu ve TBK m. 159'daki feragat yasağı; Borçlar Kanunu'nun haksız fiillerle yarışması, temerrüt rejimi (TBK m. 117) ve kesilmenin sirayeti (TBK m. 155) mimarisiyle son derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:

A. TBK m. 112 (Sözleşmeye Aykırılık) ile TBK m. 49 (Haksız Fiil) Yarışması: Bir eylem hem sözleşmenin ihlali hem de haksız fiil olabilir (Örneğin bindiğiniz otobüsün şoförünün uyuyarak kaza yapması). Bu durumda "Taleplerin Yarışması (Anspruchskonkurrenz)" kuralı devreye girer. Alacaklı her iki sebebe de dayanabilir. Ancak TBK m. 112 her zaman daha avantajlıdır. Zira haksız fiilde (TBK m. 49) alacaklı şoförün kusurunu ispatlamak zorundadır ve zamanaşımı süresi 2 yıldır. Oysa TBK m. 112'ye dayandığında, kusur karinesi (borçlu kusursuzluğunu ispat etmelidir) devreye girer ve zamanaşımı süresi kural olarak 10 yıldır (TBK m. 146).

B. Borca Aykırılık (TBK m. 112) ile Borçlu Temerrüdü (TBK m. 117) Arasındaki Ayrım: Sisteminizdeki "Temerrüt" incelemelerinde hararetle tartışıldığı üzere; her temerrüt bir borca aykırılıktır, ancak her borca aykırılık temerrüt değildir. Borçlu edimi hiç ifa edemeyecek durumdaysa (kusurlu imkânsızlık) TBK m. 112 uygulanır. Ancak edimin ifası hâlâ mümkünse, sadece gecikilmişse, bu "gereği gibi ifa etmeme"nin özel bir türü olan TBK m. 117 (Borçlu Temerrüdü) hükümlerini tetikler. Temerrüt hâlinde alacaklıya, aynen ifa ve gecikme tazminatının yanı sıra, sözleşmeden dönme (menfi zarar) veya müspet zararını isteme gibi özel seçimlik haklar tanınmıştır.

C. TBK m. 155 (Kesilmenin Sirayeti) ile TBK m. 159 (Feragatin Sirayet Etmemesi) Arasındaki Muazzam Çelişki: Borçlar hukuku dogmatiğinin en çetrefilli ve avukatları en çok yanıltan düğümü buradadır. Hatırlarsan TBK m. 155 uyarınca, alacaklı asıl borçluya icra takibi yaptığında (zamanaşımını kestiğinde) bu objektif eylem kefile ve diğer müteselsil borçlulara sirayet eder (onların da zamanaşımı saati sıfırlanır). Ancak TBK m. 159 uyarınca, asıl borçlu zamanaşımından feragat ettiğinde, bu sübjektif işlem kefile veya diğer müteselsil borçluya sirayet ETMEZ. Neden "kesilme" sirayet ediyor da "feragat" etmiyor? Çünkü kesilme (icra/dava) alacaklının hakkını aramak için devleti harekete geçirdiği objektif bir reflekstir. Hukuk, hakkını arayan alacaklıyı (vigilantibus) ödüllendirir. "Feragat" ise, borçlunun tamamen keyfi, ihtiyari ve bazen kötü niyetle alacaklıyla anlaşıp yapabileceği sübjektif bir intihardır. Hukuk düzeni, bir borçlunun intiharına diğer borçluların da sürüklenmesini TBK m. 159 ile kesin olarak yasaklamıştır.

4. Pratik Olay Analizleri

TBK m. 112'nin o kusur karinesini ve TBK m. 159'un o şahsi zırhını test etmek adına şu iki laboratuvar vakayı inceleyelim:

Olay 1 (TBK m. 112 Kusur Karinesi ve Kurtuluş Kanıtının Çöküşü): Özel bir hastane ile hasta (A) arasında estetik ameliyat için sözleşme (eser veya vekâlet) kurulur. Ameliyat sırasında hekimin neşteri kaydırması sonucu (A)'nın yüzünde kalıcı iz kalır. (A) hastaneye karşı TBK m. 112 uyarınca 500.000 TL'lik tazminat davası açar. Hastane yönetimi mahkemede, "Bizim bir kusurumuz yoktur, davacı bizim kusurlu olduğumuzu ispatlamak zorundadır" savunmasını yapar. Dogmatik Analiz: Bu vaka, TBK m. 112'nin "kusur ispatını yer değiştiren" kusursuz işleyişidir. Hastanenin savunması dogmatik olarak yerle yeksandır. Sözleşme ilişkisi bulunduğundan, haksız fiil (TBK m. 49) kuralları değil, TBK m. 112'nin "Borcun gereği gibi ifa edilmemesi (kötü ifa)" kuralları uygulanır. Bu maddede kusuru ispat yükü alacaklıda (hasta) değil, borçludadır (hastane). Hasta sadece sözleşmeyi, yüzündeki izi (zararı) ve bunun ameliyatta olduğunu (illiyet bağını) ispatlar. Hastane, "Hiçbir kusurumuz olmadığını" (örneğin elektriklerin aniden kesildiğini ve jeneratörün yıldırım düşmesi sonucu yandığını - mücbir sebep) ispatlayamadığı sürece (ki tıbbi hatalarda bu çok zordur) tazminatı ödemeye mahkûm edilir. İ-Z-İ-K testinin "K"si, borçlunun boynuna dolanmış bir ilmek gibidir.

Olay 2 (Sözleşmeye Aykırılıkta Müteselsil Sorumluluk ve Feragat Tuzağı): Müteahhit (X) ve (Y) Arsa Sahibi (Z)'ye binayı teslim etmekle müteselsil borçludurlar. Binada kullanılan düşük kaliteli çimento nedeniyle bina 5 yıl sonra çatlar. (Z) her iki müteahhide de bildirimde bulunur ama dava açmaz. Aradan 12 yıl geçer. 10 yıllık sözleşme zamanaşımı (TBK m. 146) dolmuştur. Arsa Sahibi (Z) Müteahhit (X)'i bir gün kahvede yakalar ve "Bari bana şu 1 Milyon TL'yi öde, helalleşelim" der. Müteahhit (X) vicdan azabıyla "Tamam, zamanaşımı def'imden feragat ediyorum, parayı ödeyeceğim" diyerek bir kâğıt imzalar. Ancak (X) parayı bulamaz. (Z) bu feragat belgesine dayanarak hem (X)'e hem de diğer müteselsil borçlu (Y)'ye dava açar. (Y) "12 yıl geçti, zamanaşımı doldu" der. (Z) ise "Ortağın (X) feragat etti, o feragat TBK m. 112'den doğan tazminat borcunuz için seni de bağlar" der. Dogmatik Analiz: Bu olay, TBK m. 159'un o muazzam koruyucu duvarıdır. Arsa sahibinin (Z) savunması TBK m. 159 karşısında paramparça olur. Evet, ortada TBK m. 112 uyarınca doğmuş ve müteselsil sorumluluk yaratan bir borca aykırılık (kötü ifa) vardır. Ve evet, (X)'in feragati kendi şahsı için geçerlidir, onu borcu ödemeye mahkûm eder. Ancak TBK m. 159 çok nettir: "Müteselsil borçlulardan birinin feragati diğerlerine karşı ileri sürülemez." Ortağın (X) bu vicdani intiharı, diğer ortak (Y)'yi bağlamaz. (Y)'nin zamanaşımı def'i mahkemece kabul edilecek ve dava (Y) yönünden esastan reddedilecektir. (Z) sadece feragat eden (X)'ten tahsilat yapabilir.

5. Pratik Uygulama Notları

TBK m. 112 (Sözleşmeye Aykırılık) ve TBK m. 159 (Feragatin Şahsiliği) kurallarının usul hukukunda (HMK) sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) ve uyuşmazlık tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:

1. Dava Dilekçesinde Hukuki Sebebin "TBK m. 112" Olarak Gösterilmesi Stratejisi: Avukatların en çok yaptığı hata, müvekkilleri hem haksız fiile hem de sözleşmeye aykırılığa maruz kaldığında (örneğin yolcu taşıma sözleşmesinde kaza) dava dilekçesinde hukuki sebebi belirsiz bırakmaları veya haksız fiile dayandırmalarıdır. Profesyonel bir avukat, dilekçesinde açıkça "Talebimizi TBK m. 112 sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayandırıyoruz" demelidir. Bu beyan, mahkemedeki ispat yükünü (kusur külfetini) derhâl karşı tarafın (borçlunun) omuzlarına yükler. Aksi hâlde, haksız fiil ispat kuralları içinde boğulma riski doğar.

2. Borçluların Tamamından Feragat Alınması Zorunluluğu (TBK m. 159 Tuzağı): Alacaklı avukatları, süresi dolmuş bir borç için borçluları masaya oturtup "yapılandırma ve zamanaşımından feragat" protokolü hazırladıklarında; sözleşmede imzası bulunan asıl borçlu, kefil ve müteselsil borçluların tamamının o protokole ayrı ayrı imza atmasını sağlamalıdırlar. Sadece şirketin yönetim kurulu başkanından (asıl borçlu) alınan feragat, TBK m. 159 uyarınca kefil olan diğer ortakları ASLA bağlamaz. Eksik atılan bir imza, milyonluk bir alacağın tahsil imkânını yok eder.

3. "Pozitif Borca Aykırılık" ve Yan Yükümlülüklerin İhlali: TBK m. 112 sadece ana edimin ifa edilmemesini değil, sözleşmenin etrafını saran "yan yükümlülüklerin (sadakat, koruma, bilgi verme)" ihlalini de kapsar. Örneğin bir boyacının evi boyarken dikkatsizce antika vazoyu kırması bir "pozitif borca aykırılık"tır ve yine TBK m. 112'nin o güçlü kusur karinesine tabi olarak tazmin edilir.

6. Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan ilgili daireleri (özellikle 3., 11., 13. ve 15. Hukuk Daireleri) TBK m. 112 uyarınca "Kusursuzluğun İspat Külfetini" borçluya yükleyen kuralı matematiksel bir kesinlikle uygularken; TBK m. 159 uyarınca "Feragatin Nispiliğini" kefiller ve ortaklar lehine tavizsiz bir biçimde işletmektedir.

Sisteminizdeki "Sözleşmenin Kurulması" ve "Haksız Fiilde Kusur Unsuru" eserleriyle uyumlu olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) klasikleşmiş yaklaşımında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi (mülga BK m. 97) uyarınca, sözleşmeye aykırılık hâlinde kusur ispatı alacaklıda değil, aksine kusursuzluğun ispatı borçludadır. Somut uyuşmazlıkta, davalı yüklenici inşaatı süresinde ve gereği gibi teslim edememiş olup, borca aykırı davrandığı sabittir. Davalı yüklenici, bu gecikmede ve ayıpta hiçbir kusuru bulunmadığını, olayın tamamen kendisinin kontrolü dışındaki mücbir sebeplerden kaynaklandığını yasal delillerle ispat edememiştir. Kusursuzluğunu ispatlayamayan borçlu, alacaklının müspet zararını tazminle mükelleftir. Mahkemece ispat yükü tersine çevrilerek davacıdan kusur ispatı beklenmesi usul ve yasaya aykırıdır.".

Feragatin Kefile ve Müteselsil Borçluya Etkisi (TBK m. 159) hususunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihat yönelimi son derece keskindir: "TBK m. 159 amir hükmü gereğince, asıl borçlunun veya müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragati, kefile veya diğer borçlulara karşı ileri sürülemez. Alacaklı bankanın, 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra asıl kredi borçlusu ile yaptığı borç tasfiye protokolü, asıl borçlu yönünden bir feragat teşkil etse de, bu durum müteselsil kefili bağlamaz. Kefil, TBK m. 159'un kendisine tanıdığı şahsi kalkanı kullanarak zamanaşımı def'inde bulunabilir. Kefilin sorumluluğunun fer'i olması, onun zamanaşımı yönünden asıl borçluyla aynı kaderi paylaşmasını gerektirmez. Mahkemece kefil yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi isabetlidir."

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesinde vücut bulan Sözleşmeye Aykırılık ve Kusur Karinesi rejimi ile bunun 159. maddedeki Feragatin Şahsiliği kuralıyla etkileşimi, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Kusur Karinesinin Özen Borçlarında Yarattığı Adaletsizlik" ve "Kesilme-Feragat Çelişkisinin Mantıksızlığı" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.

Birinci ve en sert felsefi eleştiri, Sisteminizdeki "Sözleşmeye Aykırılıktan Doğan Manevi Tazminat" ve "Kusur Sorumluluğu" tartışmalarında da yankı bulduğu üzere; TBK m. 112'deki Kusursuzluk İspat Yükünün, "Özen Borçlarında (Vekâlet, Hekimlik)" Borçluyu Adeta Kusursuz Sorumluluk Kıskacına Sokmasıdır. Oğuzman/Öz ve Eren'in öğretilerinde de haklı olarak sorgulandığı üzere; sonuç borçlarında (örneğin malı teslim etme) ifanın gerçekleşmediği bellidir ve borçlunun kusursuzluğunu ispatlaması mantıklıdır. Ancak bir avukatın (veya hekimin) davası kaybedildiğinde (veya hasta iyileşmediğinde) sırf sonuç alınamadı diye hekime "Kusursuz olduğunu ispatla" demek, onu potansiyel bir suçlu ilan etmektir. Modern doktrinde (BGB § 280) özen borçlarında "ihlalin" kendisinin bizzat "özen eksikliği (kusur)" olduğu, dolayısıyla alacaklının (hastanın) hekimin dikkatsizliğini ispatlaması gerektiği savunulurken; Türk Kanun Koyucusunun 6098 sayılı Kanun'da mehaz İsviçre Hukukunun (OR Art. 97) o yeknesak ve katı kusur karinesini her türlü sözleşmeye (ayrım yapmaksızın) uygulaması, hizmet sağlayıcıları üzerinde dayanılmaz bir ispat baskısı yaratan bir kanunlaştırma (Legistik) zafiyetidir.

İkinci dogmatik eleştiri, TBK m. 155 (Kesilmenin Sirayeti) ile TBK m. 159 (Feragatin Sirayet Etmemesi) Arasında Yaratılan Şizofrenik Çelişkinin, Fer'ilik (Accessoriness) İlkesini Mahvetmesidir. Nomer ve Eren'in eserlerinde de vurgulandığı üzere; kanun koyucu TBK m. 159'da "Asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez" diyerek kefili koruma altına almış ve nispilik ilkesini yüceltmiştir. Ancak aynı kanun koyucu TBK m. 155/2'de "Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur" diyerek o çok övdüğü nispilik ilkesini kendi eliyle parçalamıştır. Eğer asıl gaye kefili, asıl borçlu ile alacaklı arasında geçen bir olaydan korumaksa; alacaklının asıl borçluya çektiği bir icra takibinin (kesilmenin) kefile habersizce sirayet etmesi de kefili aynı derecede mağdur etmektedir. Kesilmenin objektif, feragatin sübjektif olduğu şeklindeki klasik savunma, kefilin ansızın 10 yıl daha uzamış bir borç sarmalıyla karşılaştığı gerçeğini örtmeye yetmemektedir. Borçlar Hukukunun bu ikili tutumu, dogmatik bir tutarsızlıktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 159'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 97.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 159. madde metnine dayanır.

Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.