RESMİ METİN

D. Birleşme


Madde 135 - Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer. Ancak, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez. Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa, borç varlığını sürdürür. Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Taşıma sözleşmesi, taşıyıcının bir ücret karşılığında yolcuyu veya eşyayı (yükü) güvenli bir biçimde varma yerine ulaştırmayı taahhüt ettiği, tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) ve bir sonuç taahhüdü içeren sözleşme tipidir. Türk hukukunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 850 ve devamı hükümlerinde kodifiye edilen bu sözleşme, mehaz İsviçre Borçlar Kanunu'nda (OR Art. 440 vd.) "Frachtvertrag" başlığı altında genel borçlar hukuku çatısında yer almaktadır.

Taşıma sözleşmesinin sistematiğindeki en önemli unsur, kural olarak TBK m. 26'da benimsenen "sözleşme özgürlüğü" (Vertragsfreiheit) ilkesinin bu alanda ağır istisnalara tabi tutulmasıdır. The sources'ta vurgulandığı üzere, liberal sözleşme hukukunun en temel ögesi olan sözleşme yapmama özgürlüğü, taşıma hukuku alanında zayıf tarafı ve kamusal menfaati korumak adına sınırlandırılmıştır. Otobüs, tren, vapur gibi kamu nitelikli hizmetleri sunan işletmeler ve taşıyıcılar, herhangi bir taksi veya taşıma firması dâhil olmak üzere, haklı bir sebep olmadıkça kendilerine başvuran kişilerle objektif şartlar dâhilinde "sözleşme yapmak ve hizmeti yürütmek zorundadır". Bu sözleşme kurma zorunluluğu (Kontrahierungszwang) taşıyıcının dilediği kişiyle taşıma sözleşmesi yapmaktan kaçınmasını engeller.

Ayrıca taşıma sözleşmelerinin çok büyük bir kısmı kitlelere yönelik olduğundan, taraflar arasında bireysel pazarlıkla değil, önceden hazırlanmış tek taraflı metinlerle kurulur. Bu da taşıma sözleşmelerini, TBK m. 20 ve devamında düzenlenen "Genel İşlem Koşulları" rejiminin en yoğun uygulandığı alanlardan biri hâline getirir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Taşıma sözleşmesinin dogmatik mimarisini kavrayabilmek için, kurumun temel kavramlarının ve bu kavramlara uygulanan borçlar hukuku mekanizmalarının Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz gibi otoritelerin eserleri ve the sources ekseninde analiz edilmesi gerekmektedir:

A. Taşıyıcı (Frachtführer) ve Kusursuz Sorumluluk Kavramı: Taşıyıcı, taşıma işini üstlenen ve genellikle ticari bir işletme sahibi olan kişidir. Taşıyıcı, yalnızca eşyayı veya yolcuyu bir yerden bir yere götürme emeğini değil, bu ulaşımın "sağ ve salim" (zararsız) gerçekleşmesi "sonucunu" taahhüt eder. Motorlu araçlarla yapılan taşımalarda taşıyıcının sorumluluğu, salt kusur sorumluluğunu (TBK m. 49) aşarak tehlike sorumluluğu boyutuna ulaşır. The sources'ta detaylıca incelendiği üzere, işletilme hâlindeki motorlu aracın sebep olduğu zararlara ilişkin olarak KTK m. 85/1 hükmünde bir kusursuz sorumluluk rejimi olan "tehlike sorumluluğu" kabul edilmiştir. Bu rejimde taşıyıcı, ancak mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi "illiyet bağını kesen" hâlleri ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

B. Gönderen (Absender) ve Gönderilen (Empfänger) - Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme Boyutu: Eşya taşımalarında gönderen, eşyayı taşıyıcıya teslim eden kişidir. Gönderilen ise varma yerinde eşyayı teslim alacak olan kişidir. Eğer gönderilen kişi sözleşmenin tarafı değilse, bu hukuki durum dogmatik olarak TBK m. 129'da düzenlenen "Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme" (Vertrag zugunsten Dritter) kurumuyla açıklanır. The sources'ta vurgulandığı üzere, tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişi (gönderilen) edimin doğrudan kendisine ifa edilmesini taşıyıcıdan bizzat talep ve dava hakkına sahiptir.

C. Taşıma Ücreti (Frachtlohn) ve Temerrüt: Taşıma ücreti, taşıyıcının ediminin karşılığı olan asli edim yükümlülüğüdür. Eğer gönderen veya yolcu bu ücreti ödemekte gecikirse, TBK m. 117 vd. uyarınca borçlu temerrüdü hükümleri devreye girer. The sources'ta incelendiği üzere, temerrüt hâlinde alacaklı (taşıyıcı) ifayı talep ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, şartları varsa sözleşmeden dönme ve olumsuz zararını (menfi zarar) yahut belli görüşlere göre olumlu zararını talep edebilir.

D. Zarar ve Tazminat: Taşıma esnasında yolcunun yaralanması veya ölmesi hâlinde "cismani zarar" (şahıs varlığı zararı) ortaya çıkar. Bedensel bütünlüğün ihlali, geniş anlamda bir zarar doğurur. The sources'ta açıklandığı gibi, hukuka aykırı eylem (kaza) dolayısıyla gerçekte bir malvarlığı azalması olmasa dahi, zararın varlığı kabul edilir ve fail (taşıyıcı) mağdurun gerçek zararını karşılamak zorundadır. Yolcunun ölümü hâlinde ise, yakınları tarafından "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı" talep edilebilir; bu tazminat mirasçılık sıfatından bağımsız olarak, ölenin farazi desteğinden mahrum kalanlara doğrudan tanınmış bir haktır.

3. Sistematik İlişkiler

Taşıma sözleşmesi, Borçlar Kanunu'nun genel hükümleriyle, özellikle genel işlem koşulları, ifa engelleri ve haksız fiil mimarisiyle son derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:

A. Genel İşlem Koşulları (TBK m. 20-25) ile Taşıma Belgelerinin İlintisi: Taşıma biletleri, konşimentolar ve taşıma senetleri, standart sözleşme kavramının en tipik örnekleridir. The sources'ta ifade edildiği gibi, genel işlem koşulları, sözleşmenin taraflarından biri tarafından önceden ve tek taraflı olarak hazırlanıp, herhangi bir müzakere aşamasından geçmeksizin karşı tarafa sunulan hükümlerdir. Taşıyıcılar genellikle bu belgelerin arkasına "Taşıyıcının gecikmeden veya bagaj zıyaından doğan sorumluluğu bilet bedeliyle sınırlıdır" gibi kayıtlar koyarlar. TBK m. 21 (yürürlük denetimi) uyarınca karşı tarafın menfaatine aykırı olan bu sürpriz (yabancı) koşullar, açıkça kabul edilmedikçe yazılmamış sayılır. Ayrıca içerik denetimi (TBK m. 25) aşamasında, dürüstlük kuralına aykırı olarak zayıf taraf aleyhine dengeyi bozan kayıtlar kesin hükümsüzlük (mutlak butlan) yaptırımına tabi tutulur.

B. Haksız Fiil (TBK m. 49) ile Sözleşmeye Aykırılığın (TBK m. 112) Yarışması: Bir yolcu taşıması sırasında otobüsün devrilmesi durumunda taşıyıcının eylemi, hem taşıma sözleşmesinin ihlali (TBK m. 112) hem de bedensel bütünlüğe yönelik bir haksız fiildir (TBK m. 49). The sources'ta yer alan eserlerde detaylıca incelendiği üzere, bir sözleşmenin ihlali aynı zamanda genel bir hukuk kuralının veya mutlak hakkın ihlali niteliğini taşıyorsa, ortada "Taleplerin Yarışması" (Hakların Telahuku / Anspruchskonkurrenz) durumu vardır. Zarar gören yolcu, ispat yükü ve zamanaşımı kuralları bakımından kendisi için en avantajlı olan hukuki sebebi seçebilir. Sözleşmesel sorumlulukta taşıyıcı kusursuzluğunu ispat yükü altındayken (TBK m. 112) haksız fiilde kural olarak zarar gören kusuru ispatlamalıdır; ancak tehlike sorumluluğu (KTK m. 85) bu kuralı tersine çevirerek mağduru korur.

C. İfa İmkânsızlığı (TBK m. 136) ve Aşırı İfa Güçlüğü (TBK m. 138) Kesişimi: Taşıyıcı eşyayı yükledikten sonra, varma yerine giden yolların heyelan veya savaş nedeniyle kapanması hâlinde borcun ifası imkânsızlaşır. The sources'ta ifade edildiği gibi, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle objektif olarak imkânsızlaşırsa borç sona erer (TBK m. 136). Ancak imkânsızlık kısmi ise veya aşılabilir bir engel varsa durum değişir. Şayet güzergâhın değişmesi nedeniyle taşıma çok daha uzun ve maliyetli bir yoldan yapılabilecekse, bu "Aşırı İfa Güçlüğü"dür. TBK m. 138 kapsamında, sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülmeyen ve borçludan kaynaklanmayan olağanüstü bir durum, ifayı borçlu aleyhine dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede ağırlaştırmışsa, taşıyıcı hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını (örneğin taşıma ücretinin artırılmasını) talep edebilir.

D. Adam Çalıştıranın Sorumluluğu (TBK m. 66) ve Organizasyon Kusuru: Taşıma faaliyetleri tüzel kişiler veya büyük organizasyonlar tarafından yürütüldüğü için işin fiili ifası yardımcı şahıslara (şoförler, kaptanlar) bırakılır. Taşıma sırasında şoförün uyuya kalarak kaza yapması durumunda taşıyıcı, TBK m. 66 uyarınca "adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu" rejimine tabidir. The sources'ta belirtildiği üzere, adam çalıştıran, çalışanın fiilinden doğan zararı kural olarak tazmin etmekle yükümlüdür ve ancak zararın doğmamasında tüm özeni (cura in eligendo, instruendo, custodiendo) gösterdiğini ispatlayarak kurtulabilir.

4. Pratik Olay Analizleri

Taşıma sözleşmelerindeki sorumluluk sınırlarını, genel işlem koşullarını ve müterafik kusur mekanizmasını test etmek adına şu iki laboratuvar vakayı inceleyelim:

Olay 1 (Taşıma Biletindeki Sorumsuzluk Kaydı ve GİK Giyotini): Kargo Firması (A) (B)'nin gönderdiği 50.000 TL değerindeki antikayı taşırken şoförün dikkatsizliği sonucu kırar. (B) zararın tazminini istediğinde Firma (A) taşıma faturası/sözleşmesinin arkasındaki "Firmamız, taşınan eşyanın hasarından hiçbir şekilde sorumlu değildir" şeklindeki sorumsuzluk anlaşmasına (freizeichnungsklausel) dayanır. Dogmatik Analiz: Bu vakada TBK m. 115 (sorumsuzluk kayıtları) ile TBK m. 20-25 (Genel İşlem Koşulları) amansızca çarpışmaktadır. The sources'ta vurgulandığı üzere, borçlunun ağır kusurundan (kast ve ağır ihmalinden) sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür. Daha da önemlisi, bu şart müzakere edilmeden tek taraflı olarak faturanın arkasına konulduğu için bir GİK'tir. TBK m. 21 uyarınca, karşı tarafın menfaatine aykırı ve sözleşmenin niteliğiyle bağdaşmayan böylesi bir "sorumsuzluk kaydı" bütünüyle "yazılmamış sayılır". Firma (A) GİK kalkanının arkasına saklanamaz ve (B)'nin tüm zararını tazmin etmekle yükümlü olur.

Olay 2 (Taşıma Kazasında Müterafik Kusur ve Destekten Yoksun Kalma): Otobüs firması (X)'in yaptığı taşımada, otobüs şoförü kusurlu olarak aracı devirir. Ancak otobüs içindeki yolcu (Y) defalarca uyarılmasına rağmen ayağa kalkıp koridorda yürüdüğü sırada kaza gerçekleşir ve otobüs camından fırlayarak hayatını kaybeder. (Y)'nin eşi (Z) destekten yoksun kalma tazminatı talep eder. Firma (X) yolcunun kendi kusurunu (müterafik kusur) savunma olarak ileri sürer. Dogmatik Analiz: Bu olay, kusursuz/tehlike sorumluluğu ile TBK m. 52 (müterafik/ortak kusur) mekanizmasının çatışmasıdır. The sources'ta incelendiği üzere; zarar görenin kusurunun varlığı, tazminatın indirilmesi veya tamamen kaldırılması için bir sebeptir. Destekten yoksun kalma tazminatında, haksız fiile bizzat maruz kalan desteğin (Y'nin) kusuru, tazminat alacaklısı olan 3. kişilere (eş Z'ye) karşı da ileri sürülebilir. Hâkim, yolcu (Y)'nin kurallara aykırı davranarak (koridorda yürüyerek) zararın artmasına veya meydana gelmesine illiyet bağı çerçevesinde ne ölçüde sebep olduğunu tartacak ve (Z)'nin alacağı destekten yoksun kalma tazminatından hakkaniyete uygun bir "müterafik kusur indirimi" yapacaktır.

5. Pratik Uygulama Notları

Taşıma sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların usul hukukunda (HMK) ihtarnamelerin tanziminde (Legal Drafting) ve tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutlar the sources ekseninde şunlardır:

1. Taleplerin Ayrıştırılması (Müspet/Menfi ve Yansıma Zararlar): Taşımanın gecikmesi hâlinde ifa edilmeme nedeniyle açılacak davalarda zararın türü doğru nitelendirilmelidir. The sources'ta ifade edildiği üzere; sözleşmeden dönen borçlu/alacaklı, kural olarak menfi (olumsuz) zararını talep edebilir. Ancak gecikme nedeniyle malın piyasa değerinin düşmesi veya yeni bir taşıyıcıya daha yüksek bedel ödenmesi (ikame ifa zararı) müspet zarar kalemleridir. Uygulamada dava dilekçesinin (petitum) kısmında "taşıma bedelinin iadesi (menfi)" ile "kaçırdığı ticari kârın tazmini (müspet)" aynı anda istenemez; bu durum "venire contra factum proprium" (çelişkili davranış) sayılır ve davanın reddine neden olabilir.

2. Zamanaşımının Başlangıcı ve Ceza Hukuku Etkisi: Bedensel zarara veya ölüme yol açan taşıma kazalarında avukatların sıklıkla düştüğü hata, Borçlar Hukuku'nun kısa zamanaşımı sürelerine (örneğin 2 yıl) takılmaktır. The sources'ta açıklandığı üzere, şayet haksız fiil aynı zamanda ceza kanunları uyarınca daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi olan bir suç teşkil ediyorsa (örneğin taksirle ölüme neden olma) hukuk davasında da bu uzamış "ceza zamanaşımı süresi" (örneğin 15 yıl) uygulanır. Avukatlar dilekçelerinde bu uzamış süreye mutlak surette atıf yapmalıdır.

3. Sigortacıya Karşı Dava ve İspat Yükü: Motorlu araç taşımasında, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMMS) tehlike sorumluluğu sınırları içinde taşıyıcı ile birlikte müteselsil sorumludur. The sources'ta belirtildiği gibi, sigorta şirketine karşı açılacak davalarda ispat yükü zarar görende değildir; sigorta şirketi, kusursuzluğunu (illiyet bağının kesildiğini) objektif olarak kanıtlamak zorundadır. Avukatlar, husumeti mutlaka sigortacıya da yöneltmeli ve faizi (temerrüt faizini) kaza tarihinden veya sigortacıya başvuru tarihinden itibaren talep etmelidir.

6. Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve taşıma ihtilaflarına bakan ilgili daireleri (örneğin 11. ve 17. Hukuk Daireleri) taşıma sözleşmesinde zayıf tarafı (tüketiciyi, yolcuyu ve küçük işletmeleri) koruyan; genel işlem koşullarını ve sorumsuzluk kayıtlarını katı bir şekilcilikle denetleyen bir içtihat politikası sergilemektedir.

The sources'ta yer alan kararların (özellikle destekten yoksun kalma ve haksız fiil kararlarının) taşıma sözleşmesi eksenindeki yansıması şu dogmatik şablonla mühürlenmiştir: "Taşıma sözleşmelerinde, taşıyıcı kural olarak üstlendiği taşıma işini, yolcuyu ve eşyayı sağ ve salim olarak varma yerine ulaştırmak suretiyle ifa etmekle yükümlüdür. İşletilme hâlindeki bir motorlu taşıtın karıştığı trafik kazasında taşıyıcı, ancak mücbir sebebin, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunun varlığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Somut olayda taşıyıcının, bilette yer alan ve sorumluluğunu ortadan kaldıran matbu kayıtlara (genel işlem koşullarına) dayanması hukuken geçersizdir; zira TBK m. 20-25 hükümleri ve dürüstlük kuralı uyarınca, müzakere edilmeksizin tüketici aleyhine konulan bu sürpriz klozlar yazılmamış sayılır (veya kesin hükümsüzdür). Davalı taşıyıcının ve sigortacının müteselsilen tazminatla sorumlu tutulması usul ve yasaya uygundur.".

Sözleşmeye Aykırılıkta Manevi Tazminat hususunda Yargıtay'ın eğilimi şöyledir: "Sözleşmeye aykırılık (taşımanın ağır kusurla gecikmesi veya yolcunun mağdur edilmesi) tek başına manevi tazminat (TBK m. 58) doğurmaz; ancak bu aykırılık aynı zamanda kişinin şahsi değerlerine (şerefine, onuruna veya bedensel bütünlüğüne) ağır bir saldırı teşkil ediyorsa, haksız fiil kuralları kıyasen uygulanarak manevi tazminata hükmedilebilir.".

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk hukukunda taşıma sözleşmeleri (TTK m. 850 vd.) ile Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri (tehlike sorumluluğu, genel işlem koşulları ve ifa imkânsızlığı) arasındaki ilişki, Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "GİK Yaptırımlarının Dogmatik Belirsizliği" ve "Tehlike Sorumluluğunun Aşırı Genişlemesi" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.

Birinci ve en sert felsefi eleştiri, the sources'taki "Genel İşlem Şartlarının İçerik Denetiminin Sonuçları" ve "Sözleşme Özgürlüğü ve İstisnaları" makalelerinde hararetle tartışıldığı üzere; Taşıma Sözleşmelerinde Yer Alan Haksız Şartlara Uygulanan "Yazılmamış Sayılma" (TBK m. 21) ve "Kesin Hükümsüzlük" (TBK m. 27/25) Yaptırımlarının Yarattığı Dogmatik Kaostur. Fikret Eren ve Oğuzman/Öz'ün eserlerinde haklı olarak sorgulandığı gibi; kanun koyucu içerik denetiminden geçemeyen bir genel işlem koşulunu "kesin hükümsüz" saymaktadır. Oysa mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) ile sakat bir hükmün, sözleşmenin geri kalanını ayakta tutup tutmayacağı (kısmi butlan/TBK m. 27/2) yargı pratiğinde hâlâ netleşmemiştir. Taşıyıcı, "Ben sorumluluğumu sınırlayan bu madde olmasaydı bu fiyata bu sözleşmeyi yapmazdım" diyerek sözleşmenin tamamının batıl olduğunu ileri sürerse ne olacaktır? Hukukun, tüketiciyi (yolcuyu/göndereni) korumak isterken, kesin hükümsüzlük gibi sert bir Roma hukuku aracı yerine, Alman Hukukundaki (BGB) daha esnek ve tüketici lehine yorumlanan modern geçersizlik türlerini benimsememiş olması, özel hukukun irade muhtariyeti (Privatautonomie) ilkesini köreltmektedir.

İkinci dogmatik eleştiri, taşıma hukukunun belkemiği olan Motorlu Araç İşletenlerin Tehlike Sorumluluğunun (KTK m. 85 / TBK m. 71) Taşıyıcıyı Adeta Bir "Garantör" Konumuna İterek Sorumluluk Hukukunun Sınırlarını İhlal Etmesidir. Nomer ve Eren'in eserlerinde haksız fiil bağlamında tartışıldığı üzere, kusursuz sorumluluk rejimleri hukukun istisnai (dar yorumlanması gereken) kurumları olmalıdır. Ancak modern yargı kararlarında, bir taşıma aracının yolda aniden önüne atlayan bir yaya veya hayvan nedeniyle kaza yapması durumunda dahi (uygun illiyet bağı zorlanarak) taşıyıcının sorumlu tutulması, denkleştirici adalet (Justitia commutativa) işlevinden uzaklaşılmasına neden olmaktadır. Taşıma işletmesinin sırf ekonomik gücü nedeniyle (derin cep teorisi) her türlü riskin nihai taşıyıcısı ilan edilmesi, sorumluluk hukukunu bir "sosyal güvenlik hukuku" mekanizmasına dönüştürmekte; zararı önleme amacı (prävention) yerini salt zararı tazmin ve paylaştırma gayesine bırakmaktadır. Kanun koyucunun (Legistik) modern lojistik ağlarında tehlike ile nedensellik arasındaki o hassas dengeyi yeniden kuracak dogmatik sınırlar çizmemesi ciddi bir eksikliktir.

İşte böylece, Borçlar Hukuku Genel ve Özel Hükümler sistematiği ekseninde; kitlelere yönelik bir ifa taahhüdü olan taşıma sürecinin, genel işlem koşulları kalkanlarına (TBK m. 20 vd.) ve bu süreçte doğan bedensel zararların kusursuz tehlike sorumluluğu ile destekten yoksun kalma tazminatı mekanizmalarına nasıl entegre olduğunu diyalektik bir bütünlük içinde inşa etmiş olduk. Sözleşme özgürlüğünün kamu düzeniyle kesildiği o zorunlu sınırları (Kontrahierungszwang) ve temerrüt ile haksız fiil çatışmalarını akademik perspektifle sentezledik.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 135'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 440.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 135. madde metnine dayanır.

Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.