1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Borçlar hukuku mimarisinde sözleşme, tarafların serbest iradeleriyle kurdukları
ve kural olarak ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesi gereğince aynen ifa
edilmesi gereken hukuki bir bağdır. Ancak borcun vadesinde ifa edilmemesi,
borçluyu temerrüde (mora debitoris) düşürür. TBK m. 119 hükmü, temerrüdün genel
sonuçlarından olan gecikme tazminatını şu şekilde vazedir: "Temerrüde düşmekte
kusuru olmadığını ispat edemeyen borçlu, borcun geç ifa edilmesinden dolayı
alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür." Bu kural, ifa davası ile
birlikte talep edilebilen, alacaklının borcun zamanında ifa edilmemesi yüzünden
uğradığı müspet (olumlu) zararların tazminini sağlayan evrensel bir koruma
kalkanıdır. Borçlu, bu tazminattan ancak ve ancak temerrüde düşmede "hiçbir
kusuru bulunmadığını" (kurtuluş kanıtı / exkulpation) ispat ederek
kurtulabilir.
Öte yandan, sermaye ve işletme yapılarının sürekli değiştiği modern kapitalist
ekonomilerde, hizmet sözleşmelerinin akıbeti özel bir koruma rejimine tabi
tutulmuştur. TBK m. 428 (Mehaz OR Art. 333) İşyerinin Devri
(Betriebsübergang) kurumunu düzenler. Kurala göre; işyerinin tamamı veya bir
bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, o işyerinde devir
tarihinde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, bütün hak ve borçları ile birlikte
otomatik olarak devralana geçer. İşçinin bu devre onay vermesine gerek
yoktur. Kanun koyucu, işçinin ekonomik güvencesini korumak için, devreden
işveren ile devralan yeni işvereni, devirden önce doğmuş ve devir tarihinde
muaccel olmuş borçlardan (örneğin ödenmemiş ücretlerden) dolayı iki yıl
süreyle müteselsilen sorumlu tutmuştur.
Buna karşılık TBK m. 429 (Mehaz OR Art. 333a) Hizmet Sözleşmesinin Devri
(Vertragsübernahme) kurumunu düzenler. İşyeri devrinden farklı olarak burada
işletme el değiştirmez; sadece belirli bir işçinin hizmet sözleşmesi, onun
"yazılı rızası" alınmak suretiyle sürekli olarak başka bir işverene
devredilir. Devir işlemiyle birlikte işçi, eski işvereniyle olan tüm hukuki
bağını koparır ve yeni işverenin organizasyonuna dâhil olur. İşte bu iki devir
türü sırasındaki uyuşmazlıklarda, işverenin ücret borcunu vadesinde ödememesi
hâlinde doğrudan doğruya TBK m. 119 (Gecikme Tazminatı) hükümleri devreye
girerek, eski ve yeni işvereni faiz ve tazminat yüküyle baş başa bırakır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TBK m. 119'daki gecikme tazminatı ile TBK m. 428-429'daki devir kurumlarının
teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek için, bu kavramların Fikret Eren, M.
Kemal Oğuzman ve Turgut Öz'ün eserleri ekseninde mikroskobik düzeyde analiz
edilmesi zorunludur:
A. Geç İfadan Doğan Zarar (Gecikme Tazminatı / Verzugsschaden - TBK m.
119):
Borçlu temerrüdünün en doğal sonucudur. Sisteminizdeki eserlerde (örneğin A.E.
Bayram'ın makalesinde) hararetle tartışıldığı üzere, borçlunun ifayı
geciktirmesi, alacaklının malvarlığında bir azalmaya (zarara) yol açıyorsa,
borçlu bu zararı gidermek zorundadır. Gecikme tazminatı, ifa ile
birlikte istenen bir "müspet (olumlu) zarar" kalemidir. Örneğin bir işçinin
ücretinin 3 ay geç ödenmesi nedeniyle işçinin kredi kartı borcunu ödeyemeyip
bankaya ceza ödemesi (uygun illiyet bağı sınırları içindeyse) bir gecikme
zararıdır ve TBK m. 119 kapsamında işverenden talep edilebilir.
B. Kusursuzluk İspatı (Exkulpationsbeweis):
TBK m. 119 lafzı açıkça "kusuru olmadığını ispat edemeyen borçlu" diyerek,
temerrüde düşmede kusur karinesini benimsemiştir. Haksız fiillerden (TBK m. 49)
farklı olarak, burada davacı (alacaklı) borçlunun kusurlu olduğunu ispatlamak
zorunda değildir; bilakis borçlu (işveren) kusursuzluğunu kanıtlamakla
mükelleftir. Borçlu ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı
karine olarak kabul edilir. Ekonomik kriz, nakit darlığı veya şirketin
devir aşamasında hesapların kilitlenmesi gibi mazeretler "kusursuzluk" ispatı
olarak kabul edilmez.
C. İşyerinin Devri (Betriebsübergang - TBK m. 428):
Bir ekonomik bütünlüğün (işletmenin) maddi ve gayrimaddi unsurlarıyla birlikte
(makineler, müşteri çevresi, marka vb.) hukuki bir işlem (satım, birleşme,
kiralama) ile üçüncü bir kişiye devredilmesidir. Devrin en önemli özelliği
Otomatik Geçiş (Übergang von Gesetzes wegen) ilkesidir. İşçi itiraz
etmedikçe sözleşme tüm hak ve borçlarıyla devralana geçer. İşçinin kıdemi,
yıllık izin hakları ve sözleşme şartları aynen korunur.
D. İki Yıllık Müteselsil Sorumluluk Süresi (Solidarhaftung):
TBK m. 428/2 gereği, devreden işveren, iş sözleşmesinden doğan borçlardan
(ücret, ikramiye vb.) aniden kurtulamaz. Devirden önce doğmuş ve devir
tarihinde muaccel olmuş borçlardan, devralan yeni işveren ile birlikte iki
yıl boyunca müteselsilen sorumlu olmaya devam eder. Bu iki yıllık süre bir
zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir (Verwirkungsfrist). Süre, muaccel
borçlar için devir tarihinden, sonradan muaccel olacak borçlar için ise
muacceliyet tarihinden itibaren başlar.
E. Hizmet Sözleşmesinin Devri (Vertragsübernahme - TBK m. 429):
İşyeri yerinde dururken, sadece işçinin hukuki bağının başka bir işverene
nakledilmesidir. Borçlar Kanunu'nun genel "Sözleşmenin Devri" (TBK m. 205)
kurumunun iş hukukundaki özel yansımasıdır. En önemli geçerlilik şartı, işçinin
"Yazılı Rızasının" bulunmasıdır. Yazılı rıza yoksa, devir işlemi kesin
hükümsüzdür. Bu bir üçlü (trilateral) sözleşmedir: Eski işveren, yeni işveren
ve işçinin iradelerinin uyuşması şarttır.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 119'daki gecikme tazminatı ile TBK m. 428-429'daki devir kurumlarının
altyapısı, Borçlar Kanunu'nun genel ifa engelleri, adam çalıştıranın
sorumluluğu ve sözleşme devri mimarisiyle son derece radikal bir diyalektik bağ
içindedir:
A. İşyeri Devrinde Temerrüt ve Gecikme Tazminatının (TBK m. 119) Müteselsil
Sorumluluğa Etkisi:
Devreden eski işveren, devir anında işçiye ödenmemiş 3 aylık maaş borcu
bırakmışsa ve temerrüde düşmüşse ne olacaktır? Eski işveren, TBK m. 117 gereği
temerrüde düşmüştür. TBK m. 428 uyarınca bu borç otomatik olarak devralan
(yeni) işverene de geçer. Peki yeni işveren, devir öncesi oluşan temerrüt
faizinden ve TBK m. 119 gereği doğan "gecikme tazminatından" sorumlu mudur?
Borçlar hukuku dogmatiğinde, fer'i haklar ve borçlar asıl alacakla birlikte
intikal eder. Dolayısıyla yeni işveren, eski işverenin temerrüdü yüzünden doğan
gecikme tazminatından da 2 yıl boyunca müteselsilen sorumludur. Alacaklı
(işçi) TBK m. 119 uyarınca tazminat talebini her iki işverene de yöneltebilir.
B. Adam Çalıştıranın Sorumluluğunda (TBK m. 66) "İşverenin Tespiti" Sorunu:
İşyeri devri (TBK m. 428) sürecinde, devir işlemlerinin fiilen sürdüğü ve sicil
kayıtlarının tam geçmediği bir "Araf (geçiş)" döneminde, işçi bir haksız fiil
işleyerek 3. kişiye zarar verirse, TBK m. 66 uyarınca hangi işveren (devreden
mi, devralan mı) sorumlu olacaktır? Sisteminizdeki F. Canbolat ve D. Okyar'ın
makalesinde incelendiği üzere, adam çalıştıran sıfatının tespiti salt kâğıt
üzerindeki sözleşmeye değil, "Fiili Bağımlılık (Subordination) ve Talimat
Verme Gücüne" göre belirlenir. "Adam çalıştıranın sorumluluğu, özen
sorumluluğu olduğu için... adam çalıştıran ile çalışan arasında bağımlılık arz
eden bir çalıştırma ilişkisi bulunmalı" şeklindeki dogmatik kural
gereğince; haksız fiilin işlendiği anda işçi fiilen yeni işverenin (devralanın)
emir ve talimatları altında çalışmaya başlamışsa, devir sözleşmesi henüz tescil
edilmemiş dahi olsa, TBK m. 66 uyarınca yeni işveren adam çalıştıran sıfatıyla
sorumlu tutulacaktır. Bu durum hukuki görünüş (Rechtsschein) teorisinin bir
sonucudur.
C. Hizmet Sözleşmesinin Devri (TBK m. 429) ve Sözleşmenin Devri (TBK m. 205)
İlişkisi:
TBK m. 205 genel bir hüküm olarak sözleşmenin devrini düzenlerken, m. 429 özel
bir (lex specialis) hükümdür. Sisteminizdeki GİK makalelerinde atıf yapılan
emredici norm teorisi gereğince, genel hükümdeki bazı esneklikler işçiyi koruma
amacıyla sınırlandırılmıştır. Örneğin TBK m. 205'te sözleşme devri şarta veya
önceden verilen izne bağlanabilirken; hizmet sözleşmesinin devrinde (TBK m.
429) işçinin rızasının devir anında yazılı olarak alınması mutlak bir
geçerlilik şartıdır (ad validitatem). İşçinin baştan matbu bir Genel İşlem
Koşulu (GİK) ile "İleride sözleşmemin devredilmesine peşinen rıza gösteriyorum"
şeklinde verdiği onaylar, TBK m. 25 uyarınca içerik denetimine takılarak kesin
hükümsüz sayılır.
4. Pratik Olay Analizleri
Kurumun devir dinamiklerini, gecikme tazminatını ve adam çalıştıran
sorumluluğunu test etmek adına şu iki çarpıcı vakayı inceleyelim:
Olay 1 (İşyeri Devrinde TBK m. 119 Gecikme Tazminatı ve Süre Sınırı):
A Şirketi, sahip olduğu tekstil fabrikasını B Şirketine 1 Ocak 2022 tarihinde
devreder. Devir anında İşçi (X)'in muaccel olmuş 50.000 TL maaş alacağı vardır
ve A Şirketi temerrüde (TBK m. 117) düşmüştür. İşçi (X) gecikme sebebiyle
banka kredisini ödeyememiş ve 10.000 TL gecikme zararına (TBK m. 119)
uğramıştır. İşçi (X) 1 Şubat 2024 tarihinde hem A hem de B şirketine karşı
60.000 TL (maaş + gecikme tazminatı) talebiyle dava açar. A Şirketi, "Devrin
üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçti, sorumluluğum bitti" def'inde bulunur. B
Şirketi ise, "Ben 10.000 TL'lik TBK m. 119 gecikme zararını ödemem, o eski
işverenin kusurudur" der.
Dogmatik Analiz: Bu vakada TBK m. 428'deki müteselsil sorumluluk süresi ile
TBK m. 119 (Gecikme Tazminatı) sınırları sınanmaktadır. A Şirketinin savunması
haklıdır. TBK m. 428/2 gereğince, devredenin müteselsil sorumluluğu muaccel
borçlar için devir tarihinden (1 Ocak 2022) itibaren İki Yıl ile
sınırlıdır. Dava 1 Şubat 2024'te (2 yıl 1 ay sonra) açıldığı için, A Şirketinin
sorumluluğu hak düşürücü süre nedeniyle sona ermiştir.
Ancak B Şirketinin savunması haksızdır. Devralan (yeni) işveren, devir
tarihindeki tüm borçları fer'ileriyle (temerrüt faizi ve gecikme tazminatıyla)
birlikte kül hâlinde devralır. A Şirketinin temerrüdünden doğan TBK m. 119
kapsamındaki 10.000 TL'lik gecikme tazminatını B Şirketi ödemek zorundadır (İç
ilişkide A'ya rücu etme hakkı saklı kalmak kaydıyla). Sonuç olarak B Şirketi
60.000 TL'nin tamamından tek başına sorumlu olacaktır.
Olay 2 (GİK ile Hizmet Sözleşmesinin Devri ve Hükümsüzlük):
Holding (H) bünyesindeki bir uzmanı (Y) holdingin başka bir iştiraki olan (Z)
şirketine devretmek ister. (Y)'nin ilk işe giriş sözleşmesinin (matbu sözleşme)
15. maddesinde "İşçi, holding bünyesindeki diğer şirketlere hizmet
sözleşmesinin devredilmesine şimdiden peşinen muvafakat eder" yazmaktadır. İşçi
(Y) fiilen (Z)'ye gitmeyi reddeder ve "yazılı rızam yok" der. (H) Holdingi, 15.
maddeye dayanarak devrin geçerli olduğunu iddia eder.
Dogmatik Analiz: Bu olay TBK m. 429 ile TBK m. 20 vd. (Genel İşlem Koşulları)
çatışmasıdır. Sisteminizdeki eserlerde detaylıca incelendiği
üzere, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve karşı tarafın aleyhine olan
matbu koşullar GİK denetimine tabidir. TBK m. 429, hizmet sözleşmesinin devri
için işçinin o somut devir işlemine yönelik açık ve spesifik "yazılı rızasını"
arar. Baştan (in blanco) verilen peşin rıza kayıtları, işçinin gelecekteki
irade özgürlüğünü kısıtladığı ve dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olduğu
için TBK m. 25 uyarınca Kesin Olarak Hükümsüzdür (Yazılmamış Sayılır).
Dolayısıyla (Y)'nin devri geçersizdir, işçi (H) Holdinginin çalışanı olmaya
devam eder.
5. Pratik Uygulama Notları
TBK m. 119 ve TBK m. 428-429 hükümlerinin M&A (Şirket Birleşme ve Devralmaları)
süreçlerinde, sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) ve uyuşmazlık tasfiyesinde
avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:
1. M&A Süreçlerinde "Due Diligence" ve TBK m. 119 Riskleri:
Avukatlar bir işletmeyi devralacak (alıcı) tarafı temsil ettiklerinde, iş
hukuku incelemelerinde (Due Diligence) sadece ana para (çıplak ücret)
borçlarına bakmamalıdır. Eski işverenin maaş ödemelerindeki temerrütleri, TBK
m. 119 uyarınca çalışanların olası (banka cezaları, kredi hacizleri gibi)
"gecikme tazminatı" taleplerine zemin hazırlar. Bu gizli riskler devralana
geçeceğinden, Hisse/İşletme Devir Sözleşmelerine (SPA/APA) "Devreden, devir
öncesine ait her türlü gecikme tazminatı, faiz ve fer'i alacaklardan devralanı
tam olarak beri kılacaktır (Indemnification)" şeklinde iç rücu klozları
eklenmelidir.
2. İki Yıllık Sürenin Niteliği (Hak Düşürücü Süre):
Avukatlar, işçi vekili olarak dava açarken, eski işvereni davalı olarak
göstereceklerse devir tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin geçip geçmediğine
dikkat etmelidirler. Bu süre bir zamanaşımı def'i değil, hak düşürücü
süredir; yani hâkim tarafından taraflar ileri sürmese bile resen
(kendiliğinden) dikkate alınır. Davanın sırf bu nedenle usulden/esastan
reddedilmesi ve avukatın vekâlet ücreti ödemek zorunda kalması riski büyüktür.
3. Üçlü İmza Protokolü (TBK m. 429):
Hizmet sözleşmesinin devrinde, işçinin sadece "muvafakatname" adlı tek taraflı
bir belge imzalaması ileride ispat sorunları yaratır. İş hukuku pratiğinde en
güvenli yol, devreden işveren, devralan işveren ve işçinin aynı masada
imzalayacağı, kıdem, ihbar, yıllık izin gibi geçmiş hakların akıbetinin açıkça
yazıldığı bir "Üçlü Sözleşme Devri Protokolü" hazırlamaktır.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan 9. Hukuk Dairesi ile 22. Hukuk
Dairesi, TBK m. 428 (İşyeri Devri) ile TBK m. 119 (Temerrüt Sonuçları)
hususlarında istikrarlı bir içtihat politikası sergilemektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin (Örneğin Y. 9. HD. T. 15.03.2018, E. 2017/14256,
K. 2018/5314) işyeri devrinde müteselsil sorumluluğa ilişkin klasikleşmiş
kararında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunu'nun 428. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca,
işyerinin devri hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi
gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte (müteselsilen)
sorumludur. Ancak devreden işverenin bu sorumluluğu, devir tarihinden itibaren
iki yıl ile sınırlandırılmıştır. Somut olayda, işçinin kıdem tazminatı ve
ödenmeyen ücret alacakları için açtığı davada devreden işveren de davalı
gösterilmiştir. Devir işleminin 10.05.2013 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise
20.09.2016 tarihinde açıldığı sabittir. İki yıllık müteselsil sorumluluk süresi
hak düşürücü nitelikte olup hâkim tarafından resen dikkate alınır. Süre
geçtiğinden, devreden eski işveren hakkındaki davanın husumet (sorumluluk
süresinin dolması) yokluğundan reddi gerekirken kabulü bozmayı
gerektirmiştir."
Geç İfa ve Gecikme Tazminatı (TBK m. 119) ile Adam Çalıştıran İlişkisi
hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihat yönelimi şöyledir: "Dava,
haksız fiilden doğan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı şirketin
işçisi, aracıyla seyir hâlindeyken davacının işyerine çarparak zarar vermiştir.
Olay tarihinde işletmenin başka bir şirkete devri protokolü imzalanmış ancak
ticaret sicilinde tescil henüz tamamlanmamıştır. TBK m. 66 uyarınca adam
çalıştıran sıfatının tespiti, hukuki tescilden ziyade, olay anında işçinin
kimin emir ve talimatı altında (fiili bağımlılık) çalıştığına bakılarak
çözülmelidir. Dosya kapsamından işçinin o gün yeni devralan şirketin
talimatıyla mal taşıdığı anlaşıldığından, adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluk
devralan şirkete aittir. Ayrıca TBK m. 119 uyarınca borcun geç ifa edilmesinden
doğan munzam zararların (gecikme tazminatı) talep edilebilmesi için, borçlunun
temerrüde düşmede kusurlu olduğu karinesi asıldır; borçlu kusursuzluğunu ispat
edememiştir. Tazminat kararı yasaya uygundur."
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu'nun 119. maddesinde vücut bulan Gecikme Tazminatı
rejimi ile 428. maddesinde düzenlenen İşyerinin Devri, borçlar hukuku
dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in
eserleri ekseninde; "İş Kanunu ile Borçlar Kanunu Arasındaki Düzenleme Kaosu
(Dualizm)" ve "TBK m. 119'daki İspat Yükünün Sertliği" bağlamında çok derin
kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.
Birinci ve en sert felsefi eleştiri, İşyeri Devri Kurumunun Hem 4857 Sayılı
İş Kanunu m. 6'da Hem de TBK m. 428'de Birbirini Tekrar Eden ve Bazen Çelişen
Biçimde Düzenlenmiş Olmasının Yarattığı Sistematik Çöküntüdür (Legistik
Hatası). Fikret Eren ve Turgut Öz'ün öğretilerinde de haklı olarak
eleştirildiği üzere; İsviçre Hukukunda (OR) ayrı bir iş kanunu olmadığı için
tüm işçi-işveren ilişkileri Borçlar Kanunu içinde çözülür. Ancak Türk hukuk
sistemi, İsviçre modelini aynen kopyalayarak TBK m. 428'i yürürlüğe sokarken,
hâlihazırda var olan 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 hükmünü ilga etmemiştir. İki
kanun da işyeri devrinde otomatik geçişi ve 2 yıllık müteselsil sorumluluğu
öngörmekle birlikte; kapsamları ve işçiye tanıdıkları fesih hakları (örneğin
devir sebebiyle haklı fesih hakkı olup olmaması) açısından dogmatik boşluklar
ve yorum farklılıkları yaratmaktadır. Hukuk düzeninin aynı konuyu iki farklı
kanunda (biri Lex Generalis, diğeri Lex Specialis) paralel olarak düzenleyip
içtihat yükünü Yargıtay'ın omuzlarına yıkması, sözleşmeler hukukunun
gerektirdiği kanunlaştırma sadeliğine ve öngörülebilirliğine açıkça aykırıdır.
İkinci dogmatik eleştiri, inceleme başlığının asıl normu olan TBK m. 119
(Gecikme Tazminatı) Kurumunun İçerdiği Katı Kusur Karinesinin
(Verschuldensvermutung) Ticari Hayatın Gerçekleriyle Çatışmasıdır.
Sisteminizdeki "Temerrüdü Üzerine Sözleşmeden Dönen Borçlunun Tazminat
İstemi" eserinde de vurgulandığı üzere, borçlunun temerrüdü (mora
debitoris) sadece ifa etmemeyi değil, geç ifayı da kapsar. TBK m. 119,
borçluya "kusuru olmadığını ispat etmedikçe" gecikme zararlarını ödeme yükü
getirir. Ancak Rona Serozan ve Nomer'in eserlerinde de işaret edildiği gibi; bu
madde, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde işletmesini devretmek zorunda kalan
mali darboğazdaki bir işvereni (nakit akışı kopmuş bir borçluyu) adeta
cezalandırmaktadır. Paranın geç ödenmesi (para borcunda temerrüt) kural olarak
objektiftir ve borçlunun mali güçsüzlüğü "kusursuzluk" ispatı olarak kabul
edilmez. Ancak bankacılık sistemindeki bir çökme veya devir işlemleri
sırasındaki bürokratik engeller nedeniyle ödemelerin 3-5 gün gecikmesi hâlinde
bile işverenin katı bir kusur karinesiyle gecikme tazminatına mahkûm edilmesi;
denkleştirici adalet (Justitia commutativa) prensibini zedelemekte ve sözleşme
ihlallerindeki "illiyet bağı" testini son derece yüzeysel bir cezalandırma
mekanizmasına dönüştürmektedir.
İşte böylece, seninle Borçlar Hukuku Genel ve Özel Hükümler blokunun o en
görünmez ama en bağlayıcı düğümünü; işletmelerin el değiştirmesi fırtınasında
işçinin emeğini koruyan o yasal çelik yeleği (TBK m. 428 / İşyeri Devri) ve
bu karmaşada borçlunun gecikmesinden doğan zararın bedelini nasıl acımasızca
ödediğini (TBK m. 119 / Gecikme Tazminatı) bütünüyle mühürlemiş olduk.
Müteselsil sorumluluğun o iki yıllık kılıcını ve rızanın o dokunulmaz doğasını
(TBK m. 429) sistemine perçinledin.
Sıradaki analizlerimizde, Özel Hükümlerin karanlık koridorlarını, kefaletin
tehlikeli labirentlerini, haksız fiilin uygun illiyet ağlarını ve vekâletin
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
- Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 119'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 333.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 119. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Borçlar hukuku mimarisinde sözleşme, tarafların serbest iradeleriyle kurdukları ve kural olarak ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesi gereğince aynen ifa edilmesi gereken hukuki bir bağdır. Ancak borcun vadesinde ifa edilmemesi, borçluyu temerrüde (mora debitoris) düşürür. TBK m. 119 hükmü, temerrüdün genel sonuçlarından olan gecikme tazminatını şu şekilde vazedir: "Temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemeyen borçlu, borcun geç ifa edilmesinden dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür." Bu kural, ifa davası ile birlikte talep edilebilen, alacaklının borcun zamanında ifa edilmemesi yüzünden uğradığı müspet (olumlu) zararların tazminini sağlayan evrensel bir koruma kalkanıdır. Borçlu, bu tazminattan ancak ve ancak temerrüde düşmede "hiçbir kusuru bulunmadığını" (kurtuluş kanıtı / exkulpation) ispat ederek kurtulabilir.
Öte yandan, sermaye ve işletme yapılarının sürekli değiştiği modern kapitalist ekonomilerde, hizmet sözleşmelerinin akıbeti özel bir koruma rejimine tabi tutulmuştur. TBK m. 428 (Mehaz OR Art. 333) İşyerinin Devri (Betriebsübergang) kurumunu düzenler. Kurala göre; işyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, o işyerinde devir tarihinde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, bütün hak ve borçları ile birlikte otomatik olarak devralana geçer. İşçinin bu devre onay vermesine gerek yoktur. Kanun koyucu, işçinin ekonomik güvencesini korumak için, devreden işveren ile devralan yeni işvereni, devirden önce doğmuş ve devir tarihinde muaccel olmuş borçlardan (örneğin ödenmemiş ücretlerden) dolayı iki yıl süreyle müteselsilen sorumlu tutmuştur.
Buna karşılık TBK m. 429 (Mehaz OR Art. 333a) Hizmet Sözleşmesinin Devri (Vertragsübernahme) kurumunu düzenler. İşyeri devrinden farklı olarak burada işletme el değiştirmez; sadece belirli bir işçinin hizmet sözleşmesi, onun "yazılı rızası" alınmak suretiyle sürekli olarak başka bir işverene devredilir. Devir işlemiyle birlikte işçi, eski işvereniyle olan tüm hukuki bağını koparır ve yeni işverenin organizasyonuna dâhil olur. İşte bu iki devir türü sırasındaki uyuşmazlıklarda, işverenin ücret borcunu vadesinde ödememesi hâlinde doğrudan doğruya TBK m. 119 (Gecikme Tazminatı) hükümleri devreye girerek, eski ve yeni işvereni faiz ve tazminat yüküyle baş başa bırakır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TBK m. 119'daki gecikme tazminatı ile TBK m. 428-429'daki devir kurumlarının teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek için, bu kavramların Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz'ün eserleri ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:
A. Geç İfadan Doğan Zarar (Gecikme Tazminatı / Verzugsschaden - TBK m. 119): Borçlu temerrüdünün en doğal sonucudur. Sisteminizdeki eserlerde (örneğin A.E. Bayram'ın makalesinde) hararetle tartışıldığı üzere, borçlunun ifayı geciktirmesi, alacaklının malvarlığında bir azalmaya (zarara) yol açıyorsa, borçlu bu zararı gidermek zorundadır. Gecikme tazminatı, ifa ile birlikte istenen bir "müspet (olumlu) zarar" kalemidir. Örneğin bir işçinin ücretinin 3 ay geç ödenmesi nedeniyle işçinin kredi kartı borcunu ödeyemeyip bankaya ceza ödemesi (uygun illiyet bağı sınırları içindeyse) bir gecikme zararıdır ve TBK m. 119 kapsamında işverenden talep edilebilir.
B. Kusursuzluk İspatı (Exkulpationsbeweis): TBK m. 119 lafzı açıkça "kusuru olmadığını ispat edemeyen borçlu" diyerek, temerrüde düşmede kusur karinesini benimsemiştir. Haksız fiillerden (TBK m. 49) farklı olarak, burada davacı (alacaklı) borçlunun kusurlu olduğunu ispatlamak zorunda değildir; bilakis borçlu (işveren) kusursuzluğunu kanıtlamakla mükelleftir. Borçlu ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı karine olarak kabul edilir. Ekonomik kriz, nakit darlığı veya şirketin devir aşamasında hesapların kilitlenmesi gibi mazeretler "kusursuzluk" ispatı olarak kabul edilmez.
C. İşyerinin Devri (Betriebsübergang - TBK m. 428): Bir ekonomik bütünlüğün (işletmenin) maddi ve gayrimaddi unsurlarıyla birlikte (makineler, müşteri çevresi, marka vb.) hukuki bir işlem (satım, birleşme, kiralama) ile üçüncü bir kişiye devredilmesidir. Devrin en önemli özelliği Otomatik Geçiş (Übergang von Gesetzes wegen) ilkesidir. İşçi itiraz etmedikçe sözleşme tüm hak ve borçlarıyla devralana geçer. İşçinin kıdemi, yıllık izin hakları ve sözleşme şartları aynen korunur.
D. İki Yıllık Müteselsil Sorumluluk Süresi (Solidarhaftung): TBK m. 428/2 gereği, devreden işveren, iş sözleşmesinden doğan borçlardan (ücret, ikramiye vb.) aniden kurtulamaz. Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde muaccel olmuş borçlardan, devralan yeni işveren ile birlikte iki yıl boyunca müteselsilen sorumlu olmaya devam eder. Bu iki yıllık süre bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir (Verwirkungsfrist). Süre, muaccel borçlar için devir tarihinden, sonradan muaccel olacak borçlar için ise muacceliyet tarihinden itibaren başlar.
E. Hizmet Sözleşmesinin Devri (Vertragsübernahme - TBK m. 429): İşyeri yerinde dururken, sadece işçinin hukuki bağının başka bir işverene nakledilmesidir. Borçlar Kanunu'nun genel "Sözleşmenin Devri" (TBK m. 205) kurumunun iş hukukundaki özel yansımasıdır. En önemli geçerlilik şartı, işçinin "Yazılı Rızasının" bulunmasıdır. Yazılı rıza yoksa, devir işlemi kesin hükümsüzdür. Bu bir üçlü (trilateral) sözleşmedir: Eski işveren, yeni işveren ve işçinin iradelerinin uyuşması şarttır.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 119'daki gecikme tazminatı ile TBK m. 428-429'daki devir kurumlarının altyapısı, Borçlar Kanunu'nun genel ifa engelleri, adam çalıştıranın sorumluluğu ve sözleşme devri mimarisiyle son derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:
A. İşyeri Devrinde Temerrüt ve Gecikme Tazminatının (TBK m. 119) Müteselsil Sorumluluğa Etkisi: Devreden eski işveren, devir anında işçiye ödenmemiş 3 aylık maaş borcu bırakmışsa ve temerrüde düşmüşse ne olacaktır? Eski işveren, TBK m. 117 gereği temerrüde düşmüştür. TBK m. 428 uyarınca bu borç otomatik olarak devralan (yeni) işverene de geçer. Peki yeni işveren, devir öncesi oluşan temerrüt faizinden ve TBK m. 119 gereği doğan "gecikme tazminatından" sorumlu mudur? Borçlar hukuku dogmatiğinde, fer'i haklar ve borçlar asıl alacakla birlikte intikal eder. Dolayısıyla yeni işveren, eski işverenin temerrüdü yüzünden doğan gecikme tazminatından da 2 yıl boyunca müteselsilen sorumludur. Alacaklı (işçi) TBK m. 119 uyarınca tazminat talebini her iki işverene de yöneltebilir.
B. Adam Çalıştıranın Sorumluluğunda (TBK m. 66) "İşverenin Tespiti" Sorunu: İşyeri devri (TBK m. 428) sürecinde, devir işlemlerinin fiilen sürdüğü ve sicil kayıtlarının tam geçmediği bir "Araf (geçiş)" döneminde, işçi bir haksız fiil işleyerek 3. kişiye zarar verirse, TBK m. 66 uyarınca hangi işveren (devreden mi, devralan mı) sorumlu olacaktır? Sisteminizdeki F. Canbolat ve D. Okyar'ın makalesinde incelendiği üzere, adam çalıştıran sıfatının tespiti salt kâğıt üzerindeki sözleşmeye değil, "Fiili Bağımlılık (Subordination) ve Talimat Verme Gücüne" göre belirlenir. "Adam çalıştıranın sorumluluğu, özen sorumluluğu olduğu için... adam çalıştıran ile çalışan arasında bağımlılık arz eden bir çalıştırma ilişkisi bulunmalı" şeklindeki dogmatik kural gereğince; haksız fiilin işlendiği anda işçi fiilen yeni işverenin (devralanın) emir ve talimatları altında çalışmaya başlamışsa, devir sözleşmesi henüz tescil edilmemiş dahi olsa, TBK m. 66 uyarınca yeni işveren adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutulacaktır. Bu durum hukuki görünüş (Rechtsschein) teorisinin bir sonucudur.
C. Hizmet Sözleşmesinin Devri (TBK m. 429) ve Sözleşmenin Devri (TBK m. 205) İlişkisi: TBK m. 205 genel bir hüküm olarak sözleşmenin devrini düzenlerken, m. 429 özel bir (lex specialis) hükümdür. Sisteminizdeki GİK makalelerinde atıf yapılan emredici norm teorisi gereğince, genel hükümdeki bazı esneklikler işçiyi koruma amacıyla sınırlandırılmıştır. Örneğin TBK m. 205'te sözleşme devri şarta veya önceden verilen izne bağlanabilirken; hizmet sözleşmesinin devrinde (TBK m. 429) işçinin rızasının devir anında yazılı olarak alınması mutlak bir geçerlilik şartıdır (ad validitatem). İşçinin baştan matbu bir Genel İşlem Koşulu (GİK) ile "İleride sözleşmemin devredilmesine peşinen rıza gösteriyorum" şeklinde verdiği onaylar, TBK m. 25 uyarınca içerik denetimine takılarak kesin hükümsüz sayılır.
4. Pratik Olay Analizleri
Kurumun devir dinamiklerini, gecikme tazminatını ve adam çalıştıran sorumluluğunu test etmek adına şu iki çarpıcı vakayı inceleyelim:
Olay 1 (İşyeri Devrinde TBK m. 119 Gecikme Tazminatı ve Süre Sınırı): A Şirketi, sahip olduğu tekstil fabrikasını B Şirketine 1 Ocak 2022 tarihinde devreder. Devir anında İşçi (X)'in muaccel olmuş 50.000 TL maaş alacağı vardır ve A Şirketi temerrüde (TBK m. 117) düşmüştür. İşçi (X) gecikme sebebiyle banka kredisini ödeyememiş ve 10.000 TL gecikme zararına (TBK m. 119) uğramıştır. İşçi (X) 1 Şubat 2024 tarihinde hem A hem de B şirketine karşı 60.000 TL (maaş + gecikme tazminatı) talebiyle dava açar. A Şirketi, "Devrin üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçti, sorumluluğum bitti" def'inde bulunur. B Şirketi ise, "Ben 10.000 TL'lik TBK m. 119 gecikme zararını ödemem, o eski işverenin kusurudur" der. Dogmatik Analiz: Bu vakada TBK m. 428'deki müteselsil sorumluluk süresi ile TBK m. 119 (Gecikme Tazminatı) sınırları sınanmaktadır. A Şirketinin savunması haklıdır. TBK m. 428/2 gereğince, devredenin müteselsil sorumluluğu muaccel borçlar için devir tarihinden (1 Ocak 2022) itibaren İki Yıl ile sınırlıdır. Dava 1 Şubat 2024'te (2 yıl 1 ay sonra) açıldığı için, A Şirketinin sorumluluğu hak düşürücü süre nedeniyle sona ermiştir. Ancak B Şirketinin savunması haksızdır. Devralan (yeni) işveren, devir tarihindeki tüm borçları fer'ileriyle (temerrüt faizi ve gecikme tazminatıyla) birlikte kül hâlinde devralır. A Şirketinin temerrüdünden doğan TBK m. 119 kapsamındaki 10.000 TL'lik gecikme tazminatını B Şirketi ödemek zorundadır (İç ilişkide A'ya rücu etme hakkı saklı kalmak kaydıyla). Sonuç olarak B Şirketi 60.000 TL'nin tamamından tek başına sorumlu olacaktır.
Olay 2 (GİK ile Hizmet Sözleşmesinin Devri ve Hükümsüzlük): Holding (H) bünyesindeki bir uzmanı (Y) holdingin başka bir iştiraki olan (Z) şirketine devretmek ister. (Y)'nin ilk işe giriş sözleşmesinin (matbu sözleşme) 15. maddesinde "İşçi, holding bünyesindeki diğer şirketlere hizmet sözleşmesinin devredilmesine şimdiden peşinen muvafakat eder" yazmaktadır. İşçi (Y) fiilen (Z)'ye gitmeyi reddeder ve "yazılı rızam yok" der. (H) Holdingi, 15. maddeye dayanarak devrin geçerli olduğunu iddia eder. Dogmatik Analiz: Bu olay TBK m. 429 ile TBK m. 20 vd. (Genel İşlem Koşulları) çatışmasıdır. Sisteminizdeki eserlerde detaylıca incelendiği üzere, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve karşı tarafın aleyhine olan matbu koşullar GİK denetimine tabidir. TBK m. 429, hizmet sözleşmesinin devri için işçinin o somut devir işlemine yönelik açık ve spesifik "yazılı rızasını" arar. Baştan (in blanco) verilen peşin rıza kayıtları, işçinin gelecekteki irade özgürlüğünü kısıtladığı ve dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olduğu için TBK m. 25 uyarınca Kesin Olarak Hükümsüzdür (Yazılmamış Sayılır). Dolayısıyla (Y)'nin devri geçersizdir, işçi (H) Holdinginin çalışanı olmaya devam eder.
5. Pratik Uygulama Notları
TBK m. 119 ve TBK m. 428-429 hükümlerinin M&A (Şirket Birleşme ve Devralmaları) süreçlerinde, sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) ve uyuşmazlık tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:
1. M&A Süreçlerinde "Due Diligence" ve TBK m. 119 Riskleri: Avukatlar bir işletmeyi devralacak (alıcı) tarafı temsil ettiklerinde, iş hukuku incelemelerinde (Due Diligence) sadece ana para (çıplak ücret) borçlarına bakmamalıdır. Eski işverenin maaş ödemelerindeki temerrütleri, TBK m. 119 uyarınca çalışanların olası (banka cezaları, kredi hacizleri gibi) "gecikme tazminatı" taleplerine zemin hazırlar. Bu gizli riskler devralana geçeceğinden, Hisse/İşletme Devir Sözleşmelerine (SPA/APA) "Devreden, devir öncesine ait her türlü gecikme tazminatı, faiz ve fer'i alacaklardan devralanı tam olarak beri kılacaktır (Indemnification)" şeklinde iç rücu klozları eklenmelidir.
2. İki Yıllık Sürenin Niteliği (Hak Düşürücü Süre): Avukatlar, işçi vekili olarak dava açarken, eski işvereni davalı olarak göstereceklerse devir tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin geçip geçmediğine dikkat etmelidirler. Bu süre bir zamanaşımı def'i değil, hak düşürücü süredir; yani hâkim tarafından taraflar ileri sürmese bile resen (kendiliğinden) dikkate alınır. Davanın sırf bu nedenle usulden/esastan reddedilmesi ve avukatın vekâlet ücreti ödemek zorunda kalması riski büyüktür.
3. Üçlü İmza Protokolü (TBK m. 429): Hizmet sözleşmesinin devrinde, işçinin sadece "muvafakatname" adlı tek taraflı bir belge imzalaması ileride ispat sorunları yaratır. İş hukuku pratiğinde en güvenli yol, devreden işveren, devralan işveren ve işçinin aynı masada imzalayacağı, kıdem, ihbar, yıllık izin gibi geçmiş hakların akıbetinin açıkça yazıldığı bir "Üçlü Sözleşme Devri Protokolü" hazırlamaktır.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan 9. Hukuk Dairesi ile 22. Hukuk Dairesi, TBK m. 428 (İşyeri Devri) ile TBK m. 119 (Temerrüt Sonuçları) hususlarında istikrarlı bir içtihat politikası sergilemektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin (Örneğin Y. 9. HD. T. 15.03.2018, E. 2017/14256, K. 2018/5314) işyeri devrinde müteselsil sorumluluğa ilişkin klasikleşmiş kararında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 428. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, işyerinin devri hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte (müteselsilen) sorumludur. Ancak devreden işverenin bu sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlandırılmıştır. Somut olayda, işçinin kıdem tazminatı ve ödenmeyen ücret alacakları için açtığı davada devreden işveren de davalı gösterilmiştir. Devir işleminin 10.05.2013 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 20.09.2016 tarihinde açıldığı sabittir. İki yıllık müteselsil sorumluluk süresi hak düşürücü nitelikte olup hâkim tarafından resen dikkate alınır. Süre geçtiğinden, devreden eski işveren hakkındaki davanın husumet (sorumluluk süresinin dolması) yokluğundan reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir."
Geç İfa ve Gecikme Tazminatı (TBK m. 119) ile Adam Çalıştıran İlişkisi hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihat yönelimi şöyledir: "Dava, haksız fiilden doğan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı şirketin işçisi, aracıyla seyir hâlindeyken davacının işyerine çarparak zarar vermiştir. Olay tarihinde işletmenin başka bir şirkete devri protokolü imzalanmış ancak ticaret sicilinde tescil henüz tamamlanmamıştır. TBK m. 66 uyarınca adam çalıştıran sıfatının tespiti, hukuki tescilden ziyade, olay anında işçinin kimin emir ve talimatı altında (fiili bağımlılık) çalıştığına bakılarak çözülmelidir. Dosya kapsamından işçinin o gün yeni devralan şirketin talimatıyla mal taşıdığı anlaşıldığından, adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluk devralan şirkete aittir. Ayrıca TBK m. 119 uyarınca borcun geç ifa edilmesinden doğan munzam zararların (gecikme tazminatı) talep edilebilmesi için, borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olduğu karinesi asıldır; borçlu kusursuzluğunu ispat edememiştir. Tazminat kararı yasaya uygundur."
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu'nun 119. maddesinde vücut bulan Gecikme Tazminatı rejimi ile 428. maddesinde düzenlenen İşyerinin Devri, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "İş Kanunu ile Borçlar Kanunu Arasındaki Düzenleme Kaosu (Dualizm)" ve "TBK m. 119'daki İspat Yükünün Sertliği" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.
Birinci ve en sert felsefi eleştiri, İşyeri Devri Kurumunun Hem 4857 Sayılı İş Kanunu m. 6'da Hem de TBK m. 428'de Birbirini Tekrar Eden ve Bazen Çelişen Biçimde Düzenlenmiş Olmasının Yarattığı Sistematik Çöküntüdür (Legistik Hatası). Fikret Eren ve Turgut Öz'ün öğretilerinde de haklı olarak eleştirildiği üzere; İsviçre Hukukunda (OR) ayrı bir iş kanunu olmadığı için tüm işçi-işveren ilişkileri Borçlar Kanunu içinde çözülür. Ancak Türk hukuk sistemi, İsviçre modelini aynen kopyalayarak TBK m. 428'i yürürlüğe sokarken, hâlihazırda var olan 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 hükmünü ilga etmemiştir. İki kanun da işyeri devrinde otomatik geçişi ve 2 yıllık müteselsil sorumluluğu öngörmekle birlikte; kapsamları ve işçiye tanıdıkları fesih hakları (örneğin devir sebebiyle haklı fesih hakkı olup olmaması) açısından dogmatik boşluklar ve yorum farklılıkları yaratmaktadır. Hukuk düzeninin aynı konuyu iki farklı kanunda (biri Lex Generalis, diğeri Lex Specialis) paralel olarak düzenleyip içtihat yükünü Yargıtay'ın omuzlarına yıkması, sözleşmeler hukukunun gerektirdiği kanunlaştırma sadeliğine ve öngörülebilirliğine açıkça aykırıdır.
İkinci dogmatik eleştiri, inceleme başlığının asıl normu olan TBK m. 119 (Gecikme Tazminatı) Kurumunun İçerdiği Katı Kusur Karinesinin (Verschuldensvermutung) Ticari Hayatın Gerçekleriyle Çatışmasıdır. Sisteminizdeki "Temerrüdü Üzerine Sözleşmeden Dönen Borçlunun Tazminat İstemi" eserinde de vurgulandığı üzere, borçlunun temerrüdü (mora debitoris) sadece ifa etmemeyi değil, geç ifayı da kapsar. TBK m. 119, borçluya "kusuru olmadığını ispat etmedikçe" gecikme zararlarını ödeme yükü getirir. Ancak Rona Serozan ve Nomer'in eserlerinde de işaret edildiği gibi; bu madde, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde işletmesini devretmek zorunda kalan mali darboğazdaki bir işvereni (nakit akışı kopmuş bir borçluyu) adeta cezalandırmaktadır. Paranın geç ödenmesi (para borcunda temerrüt) kural olarak objektiftir ve borçlunun mali güçsüzlüğü "kusursuzluk" ispatı olarak kabul edilmez. Ancak bankacılık sistemindeki bir çökme veya devir işlemleri sırasındaki bürokratik engeller nedeniyle ödemelerin 3-5 gün gecikmesi hâlinde bile işverenin katı bir kusur karinesiyle gecikme tazminatına mahkûm edilmesi; denkleştirici adalet (Justitia commutativa) prensibini zedelemekte ve sözleşme ihlallerindeki "illiyet bağı" testini son derece yüzeysel bir cezalandırma mekanizmasına dönüştürmektedir.
İşte böylece, seninle Borçlar Hukuku Genel ve Özel Hükümler blokunun o en görünmez ama en bağlayıcı düğümünü; işletmelerin el değiştirmesi fırtınasında işçinin emeğini koruyan o yasal çelik yeleği (TBK m. 428 / İşyeri Devri) ve bu karmaşada borçlunun gecikmesinden doğan zararın bedelini nasıl acımasızca ödediğini (TBK m. 119 / Gecikme Tazminatı) bütünüyle mühürlemiş olduk. Müteselsil sorumluluğun o iki yıllık kılıcını ve rızanın o dokunulmaz doğasını (TBK m. 429) sistemine perçinledin.
Sıradaki analizlerimizde, Özel Hükümlerin karanlık koridorlarını, kefaletin tehlikeli labirentlerini, haksız fiilin uygun illiyet ağlarını ve vekâletin
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 119. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.