1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Borçlar hukuku mimarisinde hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak
iş görmeyi, işverenin ise ona zaman veya yapılan işe göre ücret ödemeyi
üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen (synallagmatik) bir akit tipidir.
İşverenin bu sözleşmedeki asli edim yükümlülüğü (Hauptleistungspflicht) "ücret
ödemek" iken, en temel yan edim ve koruma yükümlülüğü ise "işçinin kişiliğini
korumak ve güvenli çalışma ortamı sağlamak"tır (TBK m. 417).
TBK m. 417/2 hükmü uyarınca; işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin
sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız
bulundurmakla yükümlüdür. İşçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan
her türlü önleme uymak zorundadır. Bu yükümlülük, salt kamu hukukundan doğan
idari bir zorunluluk değil, doğrudan doğruya özel hukuk sözleşmesinden doğan
aktif bir "yapma ve koruma borcu" niteliğindedir. İşverenin bu yükümlülüğe
aykırı davranması (örneğin gerekli baret, iskele veya koruyucu donanımı
sağlamaması) TBK m. 112 anlamında borca aykırılık teşkil eder. Borçlunun
(işverenin) ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı aranmalıdır.
Bu noktada inceleme başlığının asıl normu olan TBK m. 118 (Beklenmedik Hâlden
Sorumluluk) devreye girer. Hükme göre; "Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik
hâl sebebiyle doğacak zarardan da sorumludur." Ancak borçlu, temerrüde
düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile
beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu
sorumluluktan kurtulabilir. Bu kuralın iş hukuku dogmatiğindeki yansıması
muazzamdır: İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma borcunda
temerrüde düşmüşse (örneğin inşaat filesini zamanında germemişse) o inşaatta
meydana gelen ve kural olarak illiyet bağını kesecek düzeyde olan bir
"beklenmedik hâl" (örneğin ani ve şiddetli bir fırtına) nedeniyle işçi düşüp
yaralanırsa, işveren TBK m. 118 uyarınca bu beklenmedik hâlden dahi sorumlu
tutulacaktır. Zira işveren önlem alma borcunda zaten temerrüde düşmüş
durumdadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TBK m. 118'deki temerrüt ve beklenmedik hâl ile TBK m. 417'deki güvenli çalışma
borçlarının teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek için, bu kavramların
eserler ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:
A. Güvenli Çalışma Ortamı Sağlama Borcu (İş Sağlığı ve Güvenliği - TBK m.
417):
İşverenin, işyerindeki tehlikeleri minimize etme, teknolojik ve bilimsel
gelişmelere uygun tüm tedbirleri alma borcudur. Yargıtay içtihatlarında ve
doktrinde istikrarla vurgulandığı üzere, işveren mevzuatta açıkça yazılı olmasa
dahi, aklın, bilimin ve tecrübenin gerektirdiği her türlü önlemi almak
zorundadır. Nitekim Yargıtay'a göre, işveren, bir yön, sağlık ve güvenlik
tedbiri olarak mevzuatta belirtilmemiş bulunulsa dahi, şayet bu yolda bir
tedbirin alınması gerekiyorsa, bu tedbiri almak zorundadır.
B. Ücret Ödeme Borcu ve Temerrüt (TBK m. 401 / 120):
Hizmet sözleşmesinde işverenin birincil karşı edimidir. Ücretin zamanında
ödenmemesi, para borçlarında temerrüdün tipik bir örneğidir. Türk İş Hukukunda
gecikme faizi ve uygulanma sorunları kapsamında, ücret borcunun vadesinde
ödenmemesi doğrudan temerrüt faizi (TBK m. 120) doğurur. Kaynağı ne olursa
olsun, borçlu, borç ilişkisinden doğan para borcunu ifada temerrüde düşünce
temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.
C. Beklenmedik Hâl (Casus Fortuitus - TBK m. 118):
Mücbir sebepten (vis major) farklı olarak, dışarıdan gelmesi zorunlu olmayan,
önceden öngörülemeyen ve alınacak tüm tedbirlere rağmen önüne geçilemeyen
olaylardır. Kural olarak beklenmedik hâl, borçlunun kusurunu ortadan kaldırır
ve onu sorumluluktan kurtarır. Ancak TBK m. 118, "temerrüde düşmüş" bir borçlu
için bu kalkanı kaldırır. Borçlu ifada geciktiği süre zarfında malın veya
şahsın başına gelen beklenmedik hâllerden kural olarak sorumlu olmaya devam
eder.
D. İlliyet Bağı ve İlliyetin Kesilmesi:
Haksız fiil veya borca aykırılık sorumluluğunun doğması için fiil ile zarar
arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Haksız fiil hukukunda nedensellik
bağının belirlenmesi ciddi anlamda güçlük taşıyan bir meseledir. İlliyet
bağını kesen hallerden biri de "beklenmedik hâl" veya "üçüncü kişinin/zarar
görenin ağır kusuru"dur. Ancak iş kazalarında, TBK m. 118'in katı
doğası ve işverenin organizasyon sorumluluğu nedeniyle illiyet bağının
kesildiği sonucuna ulaşmak son derece zordur.
3. Sistematik İlişkiler
İşverenin ücret ve güvenlik borçları (TBK m. 401/417) ile borçlunun temerrüdü
(TBK m. 117-118) altyapısı, Borçlar Kanunu'nun kusur sorumluluğu, adam
çalıştıranın sorumluluğu ve bedensel zararların tasfiyesi mimarisiyle son
derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:
A. Kusur Sorumluluğu (TBK m. 112) ile Tehlike Sorumluluğu (TBK m. 71)
Arasındaki Çatışma:
İş kazalarından doğan sorumluluğun hukuki niteliği doktrinde büyük bir tartışma
konusudur. Bir görüşe göre, işçinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle
uğradığı zararlardan SGK tarafından karşılanmayan kısma ilişkin işverenin
sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Borçlunun ademi ifasından alacaklının
bir zarar görmesi, zarar ile borcun ifa edilmemesi arasında bir illiyet bağı
olması ve borçlunun ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı
aranmalıdır. Ancak mülga BK md. 332/I (yeni TBK m. 417) çerçevesinde, kusur
sorumluluğunu bertaraf eden ve onun yerine risk esasına dayanan genel bir
kusursuz sorumluluk hali getiren bir özelliği olmadığı da doktrinde
savunulmuştur. Uygulamada ise, işverenin "her türlü önlemi alma" borcunun
son derece geniş yorumlanması, bu sorumluluğu fiilen ağırlaştırılmış bir
objektif özen yükümlülüğüne, hatta zımni bir tehlike sorumluluğuna (TBK m. 71)
yaklaştırmaktadır.
B. İşçinin (Zarar Görenin) Müterafik Kusuru (TBK m. 52):
İşveren güvenlik önlemlerini sağlama borcunda temerrüde düşmemiş, donanımları
tam olarak sağlamış ancak işçi bunları kullanmamışsa ne olacaktır? TBK m. 52
uyarınca, zarar görenin kusuru (müterafik kusur) tazminattan indirim sebebidir.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen Türk Borçlar Yasasının 52.
maddesinde bu husus açıkça yer alır. Ancak iş hukukunun koruyucu karakteri
gereği, işverenin salt baret veya kemer vermesi yeterli görülmemektedir.
Yargıtay'a göre, seçim, talimat ve nezaretten maada, istihdam eden kişi, işin
organizasyonunu esaslı ve doğru bir şekilde kurmakla da ödevli ve yükümlüdür. İşveren, işçinin bu önlemlere uyup uymadığını sürekli denetlemekle
mükelleftir. İşveren denetim görevini aksatmışsa, işçinin müterafik kusuru
bulunsa dahi işverenin sorumluluğu tamamen ortadan kalkmaz, sadece hakkaniyet
gereği tazminattan indirim (TBK m. 52) yapılabilir.
C. Destekten Yoksun Kalma ve Manevi Tazminat (TBK m. 53-56):
İşverenin TBK m. 417'yi ihlali neticesinde işçi hayatını kaybederse, işçinin
yakınları TBK m. 53 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı talep
edebilirler. Destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanmak için gerekli özel
koşullar ve desteğin hukuki niteliği doktrinde detaylıca incelenmiştir.
Ölenin yakınları, bakım ihtiyacı içinde iseler bu tazminatı talep edebilirler. Ayrıca, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz
önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak
ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56).
D. SGK'nın Rücu Hakkı ve İşverenin Sorumluluğu:
İş kazası meydana geldiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işçiye veya hak
sahiplerine peşin sermaye değerli gelir bağlar. Daha sonra SGK, işverenin
kusuru oranında bu bedeli işverene rücu eder. İşçi veya yakınlarının
işverenden talep edebileceği tazminat, gerçek zarardan (TBK m. 112/114 uyarınca
hesaplanan) SGK'nın bağladığı gelirin peşin sermaye değerinin düşülmesiyle
(denkleştirme) bulunur.
4. Pratik Olay Analizleri
Kurumun temerrüt, beklenmedik hâl, organizasyon sorumluluğu ve müterafik kusur
mekanizmalarını test etmek adına şu iki çarpıcı vakayı inceleyelim:
Olay 1 (Beklenmedik Hâl ve TBK m. 118 Kapsamında Sorumluluk):
Müteahhit (A) inşaat şantiyesinde yüksekte çalışan işçisi (B) için yasal
mevzuatta emredilen koruyucu güvenlik ağlarını ve iskele bariyerlerini
kurmamıştır. (A) TBK m. 417 uyarınca güvenli çalışma ortamı sağlama borcunda
açıkça temerrüde (gecikmeye) düşmüştür. O gün meteorolojinin uyarı yapmadığı, o
bölgede nadir görülen şiddetli bir fırtına (Beklenmedik Hâl) çıkar. İşçi (B)
bariyersiz iskeleden fırtınanın etkisiyle düşerek ağır yaralanır. (A) "Fırtına
beklenmedik hâldir, illiyet bağını kesmiştir, kusurum yoktur" diyerek
sorumluluktan kurtulmaya çalışır.
Dogmatik Analiz: Bu vakada TBK m. 118'in (Beklenmedik Hâlden Sorumluluk)
acımasız ve mutlak kuralı doğrudan sınanmaktadır. Kural olarak beklenmedik hâl
kusuru ortadan kaldırsa da, borçlu (işveren A) güvenlik önlemlerini alma
konusunda çoktan Temerrüde düşmüştür. TBK m. 118/1 amir hükmü gereğince
temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan da
sorumludur. İşveren (A) "eğer bariyerleri kurmuş olsaydım bile bu fırtına
bariyerleri yıkıp işçiyi düşürürdü" şeklinde bir kurtuluş kanıtı (exkulpation)
getiremediği müddetçe, tüm zarardan TBK m. 112 ve m. 118 uyarınca sorumlu
tutulacaktır. Fırtına illiyet bağını kesmez.
Olay 2 (Organizasyon Kusuru, Denetim Yükümlülüğü ve Müterafik Kusur):
Fabrika sahibi (X) pres makinesinde çalışan işçi (Y)'ye koruyucu çelik
eldivenleri zimmet karşılığı teslim etmiş ve panolara uyarı yazıları asmıştır.
Ancak (Y) eldivenlerin çalışmasını yavaşlattığını düşünerek eldivenleri
takmaz. Fabrika şefi bu durumu görmesine rağmen üretime ara vermemek için
(Y)'yi uyarmaz. (Y)'nin eli makineye sıkışır ve uzuv kaybı yaşar.
Dogmatik Analiz: Bu olay TBK m. 417 ile TBK m. 52 (Müterafik Kusur)
laboratuvarıdır. İşveren (X) koruyucu donanımı fiilen sağlamakla borcundan
tamamen kurtulmuş sayılmaz. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre,
işverenin koruma borcu salt malzeme temininden ibaret değildir; seçim, talimat
ve nezaretten maada, istihdam eden kişi, işin organizasyonunu esaslı ve doğru
bir şekilde kurmakla da ödevli ve yükümlüdür. Şefin (işverenin ifa
yardımcısı - TBK m. 116) bu ihlale göz yumması, işverenin gözetim ve denetim
borcunu (organizasyon kusuru) ihlal ettiğini gösterir. Ancak işçi (Y)'nin
eldiveni kasten takmaması da kendi beden bütünlüğünü koruma külfetine aykırıdır
(Müterafik Kusur). Bu durumda hâkim, zararın tamamını işverene yüklemez; TBK m.
52 uyarınca işçinin birlikte kusurunu (örneğin %30 oranında) tespit ederek
işverenin ödeyeceği maddi tazminattan hakkaniyete uygun bir indirim yapar.
5. Pratik Uygulama Notları
TBK m. 118 ve TBK m. 417 hükümlerinin iş davaları mimarisinde, usul hukukunda
ve uyuşmazlık tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken stratejik
boyutları şunlardır:
1. SGK Rücu Davalarında İşverenin Kusurunun Tespiti:
İş kazası davalarında avukatların karşılaşacağı en önemli usuli süreç, maddi
tazminat davasının SGK'nın bağladığı peşin sermaye değerli gelirin
kesinleşmesine bağlı olmasıdır. SGK tarafından bağlanan gelir, TBK m. 55
uyarınca tazminattan indirilir. Bu nedenle mahkemeler, kural olarak SGK
tahkikat dosyasını ve rücu davasını bekletici mesele yaparlar.
Avukatlar, mükerrer tahsilat yasağı (denkleştirme) ilkesi gereği, müvekkilleri
adına dava açarken SGK'nın rücuya tabi ödemelerini talep miktarından baştan
mahsup etme stratejisini değerlendirmelidir.
2. İş Sağlığı ve Güvenliği Kusur Raporları:
Uygulamada, iş kazası uyuşmazlıklarında kusur oranlarının tespiti hukukçu
olmayan (iş güvenliği uzmanı vb.) bilirkişi heyetlerine bırakılmaktadır. Borçlu
ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı aranmalıdır. Ancak
bilirkişiler genellikle "A sınıfı iş güvenliği uzmanı" gözüyle değerlendirme
yapmakta ve hukuki illiyet bağı (TBK m. 118'deki beklenmedik hâlin etkisi veya
TBK m. 52 müterafik kusur) kavramlarını teknik kusurla karıştırmaktadırlar.
Avukatlar, bilirkişi raporlarındaki "hukuki değerlendirmelere" itiraz ederek,
illiyet bağının tespiti yetkisinin münhasıran hâkime ait olduğunu (HMK m. 266)
vurgulamalıdır.
3. Ücret Borcunda Temerrüt Faizi Talebi:
İşverenin TBK m. 401 kapsamındaki ücret ödeme borcunda temerrüde düşmesi
hâlinde uygulanacak faiz türü kritiktir. İş Kanunu m. 34 uyarınca gününde
ödenmeyen ücretler için "mevduata uygulanan en yüksek faiz" talep
edilebilmektedir. Bu nedenle avukatlar, sadece dava dilekçesinde yasal faiz
talep etmekle yetinmemeli, alacağın niteliğine göre en yüksek mevduat faizinin
işletilmesini açıkça (TBK m. 120 ve özel kanun hükümleri bağlamında) talep
etmelidir.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan daireleri (özellikle 21. Hukuk
Dairesi ve yeni iş bölümüyle 10. Hukuk Dairesi) TBK m. 417 uyarınca "İşverenin
Önlem Alma ve Denetim Borcu" ile "Müterafik Kusur" hususlarında istikrarlı ve
son derece işçi lehine bir içtihat politikası sergilemektedir.
Yargıtay'ın işverenin koruma ve gözetim borcunun kapsamına ilişkin klasikleşmiş
kararında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "İşveren, bir yön, sağlık ve
güvenlik tedbiri olarak mevzuatta belirtilmemiş bulunulsa dahi, şayet bu yolda
bir tedbirin alınması gerekiyorsa, bu tedbiri almak zorundadır. Kural
olarak sorumluluğun belirlenmesinden sonra tazminattan indirim sebeplerini
düzenleyen Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde bu husus açıkça yer almaktadır. İş kazalarından doğan sorumlulukta, işverenin sadece gerekli araç ve
gereci temin etmesi yeterli değildir. Seçim, talimat ve nezaretten maada,
istihdam eden kişi, işin organizasyonunu esaslı ve doğru bir şekilde kurmakla
da ödevli ve yükümlüdür. İşverenin gözetim ve denetim görevini tam olarak
yerine getirmediği durumlarda, işçinin dikkatsizliği veya tedbirsizliği,
işvereni sorumluluktan tamamen kurtarmaz, ancak bölüşük (müterafik) kusur
olarak değerlendirilebilir."
Beklenmedik Hâl ve Nedensellik Bağının Kesilmesi hususunda Yargıtay'ın
eğilimi ise şöyledir: "Haksız fiil veya borca aykırılık sorumluluğunda illiyet
bağını kesen sebepler, mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru veya zarar
görenin ağır kusurudur. Ancak iş kazalarında, işverenin TBK m. 417 kapsamında
alması gereken tedbirleri almadığı (temerrüde düştüğü) sabit ise, meydana gelen
bir dış etkenin (beklenmedik hâlin) zarara katkısı olsa bile, borçlunun
temerrüdü (TBK m. 118) nedeniyle işverenin illiyet bağının kesildiğinden
bahisle sorumluluktan kurtulması kabul edilemez. İşveren ancak tüm
yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği takdirde, olayın münhasıran dışsal
bir mücbir sebepten kaynaklandığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir."
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu'nun 118. maddesinde vücut bulan Temerrüt Hâlinde
Beklenmedik Hâlden Sorumluluk rejimi ile, 417. maddesinde düzenlenen
İşverenin Güvenli Çalışma Ortamı Sağlama Borcu, borçlar hukuku dogmatiğinde
Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri
ekseninde; "Kusur Sorumluluğunun Tehlike Sorumluluğuna Dönüştürülmesi" ve "İş
Hukukunun Aşırı Koruyucu Karakterinin Sözleşme Adaletini Bozması" bağlamında
çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.
Birinci ve en sert felsefi eleştiri, İşverenin TBK m. 417 ve TBK m. 112
Kapsamındaki Kusur Sorumluluğunun, Yargıtay'ın Aşırı Geniş Yorumlarıyla Fiilen
Bir "Tehlike Sorumluluğu (Objektif Sorumluluk)" Hâline Getirilmesidir. Fikret
Eren ve Turgut Öz'ün haklı olarak sorguladığı üzere; Borçlar Kanunu sistemi,
kural olarak bir borçlunun zararı tazmin edebilmesi için onun kusurlu olmasını
şart koşar. Her ne kadar TBK m. 112 kusursuzluğunu ispat yükünü borçluya
(işverene) yüklese de, hukuken borçlunun kendini aklama ihtimali (exkulpation)
bulunmalıdır. Ancak Yargıtay'ın, "mevzuatta olmasa dahi aklın ve bilimin
emrettiği her türlü önlemi almak ve her an denetlemek zorundadır"
şeklindeki yaklaşımı, işvereni adeta işletmesinde meydana gelen her
olumsuzluğun mutlak garantörü (sigortacısı) konumuna sokmaktadır. Mülga BK md.
332/I çerçevesinde sorumluluk ihdas edilmesi gerektiği ve bu çerçevede kusur
sorumluluğunu bertaraf eden ve onun yerine risk esasına dayanan genel bir
kusursuz sorumluluk hali getiren bir özelliği olmadığı açıkça ifade edilmesine
rağmen, uygulamada işverenin kurtuluş kanıtı getirmesi neredeyse imkânsız
kılınmıştır (Probatio diabolica). İşçinin bariz ihmaliyle meydana gelen
olaylarda dahi "organizasyon kusuru" bahanesiyle işverene pay çıkarılması, ahde
vefa ve kusur sorumluluğu ilkelerini zedelemekte, işletmeleri yatırım yapılamaz
bir hukuki belirsizliğe itmektedir.
İkinci dogmatik eleştiri, Borçlu Temerrüdünün Ağırlatıcı Sonucu Olan TBK m.
118'in (Beklenmedik Hâlden Sorumluluk) İş Kazaları Bağlamında Nedensellik
Bağını Yok Eden (Dogmatik Körlük Yaratan) Şekilde Uygulanmasıdır. Rona
Serozan ve Nomer'in eserlerinde de işaret edildiği gibi, haksız fiil veya borca
aykırılıkta nedensellik bağının belirlenmesi adaletli bir tazminat hukuku için
elzemdir. Bir işveren sadece basit bir bariyer standardında eksiklik
(temerrüt) yarattı diye, o şantiyeye yıldırım düşmesi (beklenmedik hâl) sonucu
işçinin ölmesinden TBK m. 118 lafzına sığınılarak sorumlu tutulması, "uygun
illiyet bağı" teorisini yerle bir eder. Kanun koyucunun TBK m. 118'de borçluya
tanıdığı "borcumu zamanında ifa etseydim dahi bu zararın doğmasını
engelleyemezdim" def'i (kurtuluş imkânı) iş kazalarında Yargıtay tarafından
çok dar yorumlanmaktadır. İşverenin ekonomik olarak güçlü olduğu varsayımıyla
her zararın tazmini (deep pocket theory) prensibinin benimsenmesi, tazminat
hukukunu bir cezalandırma aracına çevirmekte; dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve
denkleştirici adalet (Justitia commutativa) dengesi, sosyal devlet ideolojisi
altında fiilen erozyona uğratılmaktadır.
İşte böylece, Borçlar Hukuku Genel Hükümler ve Özel Hükümler blokunun o en
hassas kesişimini; işçinin emeğine karşılık işverenin omuzlarına yüklenen o
devasa muhafaza kalkanını (TBK m. 417 / Güvenli Çalışma ve Ücret Borcu) ve
bu kalkanın ihmal edilmesinin işvereni doğa olayları karşısında bile nasıl
çırılçıplak bıraktığını (TBK m. 118 / Temerrütte Beklenmedik Hâlden
Sorumluluk) bütünüyle mühürlemiş olduk. Kusur ile tehlike arasındaki o
belirsiz sınırı, organizasyon yükümlülüğünün ağırlığını ve müterafik kusurun
daraltıcı kılıcını sistemine perçinledin. Sıradaki analizlerimizde, hukuk
dogmatiğinin diğer karanlık koridorlarını aynı titizlikle incelemeye devam
edeceğiz.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
- Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 118'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 322.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 118. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Borçlar hukuku mimarisinde hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ona zaman veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen (synallagmatik) bir akit tipidir. İşverenin bu sözleşmedeki asli edim yükümlülüğü (Hauptleistungspflicht) "ücret ödemek" iken, en temel yan edim ve koruma yükümlülüğü ise "işçinin kişiliğini korumak ve güvenli çalışma ortamı sağlamak"tır (TBK m. 417).
TBK m. 417/2 hükmü uyarınca; işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür. İşçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymak zorundadır. Bu yükümlülük, salt kamu hukukundan doğan idari bir zorunluluk değil, doğrudan doğruya özel hukuk sözleşmesinden doğan aktif bir "yapma ve koruma borcu" niteliğindedir. İşverenin bu yükümlülüğe aykırı davranması (örneğin gerekli baret, iskele veya koruyucu donanımı sağlamaması) TBK m. 112 anlamında borca aykırılık teşkil eder. Borçlunun (işverenin) ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı aranmalıdır.
Bu noktada inceleme başlığının asıl normu olan TBK m. 118 (Beklenmedik Hâlden Sorumluluk) devreye girer. Hükme göre; "Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan da sorumludur." Ancak borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir. Bu kuralın iş hukuku dogmatiğindeki yansıması muazzamdır: İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma borcunda temerrüde düşmüşse (örneğin inşaat filesini zamanında germemişse) o inşaatta meydana gelen ve kural olarak illiyet bağını kesecek düzeyde olan bir "beklenmedik hâl" (örneğin ani ve şiddetli bir fırtına) nedeniyle işçi düşüp yaralanırsa, işveren TBK m. 118 uyarınca bu beklenmedik hâlden dahi sorumlu tutulacaktır. Zira işveren önlem alma borcunda zaten temerrüde düşmüş durumdadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TBK m. 118'deki temerrüt ve beklenmedik hâl ile TBK m. 417'deki güvenli çalışma borçlarının teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek için, bu kavramların eserler ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:
A. Güvenli Çalışma Ortamı Sağlama Borcu (İş Sağlığı ve Güvenliği - TBK m. 417): İşverenin, işyerindeki tehlikeleri minimize etme, teknolojik ve bilimsel gelişmelere uygun tüm tedbirleri alma borcudur. Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde istikrarla vurgulandığı üzere, işveren mevzuatta açıkça yazılı olmasa dahi, aklın, bilimin ve tecrübenin gerektirdiği her türlü önlemi almak zorundadır. Nitekim Yargıtay'a göre, işveren, bir yön, sağlık ve güvenlik tedbiri olarak mevzuatta belirtilmemiş bulunulsa dahi, şayet bu yolda bir tedbirin alınması gerekiyorsa, bu tedbiri almak zorundadır.
B. Ücret Ödeme Borcu ve Temerrüt (TBK m. 401 / 120): Hizmet sözleşmesinde işverenin birincil karşı edimidir. Ücretin zamanında ödenmemesi, para borçlarında temerrüdün tipik bir örneğidir. Türk İş Hukukunda gecikme faizi ve uygulanma sorunları kapsamında, ücret borcunun vadesinde ödenmemesi doğrudan temerrüt faizi (TBK m. 120) doğurur. Kaynağı ne olursa olsun, borçlu, borç ilişkisinden doğan para borcunu ifada temerrüde düşünce temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.
C. Beklenmedik Hâl (Casus Fortuitus - TBK m. 118): Mücbir sebepten (vis major) farklı olarak, dışarıdan gelmesi zorunlu olmayan, önceden öngörülemeyen ve alınacak tüm tedbirlere rağmen önüne geçilemeyen olaylardır. Kural olarak beklenmedik hâl, borçlunun kusurunu ortadan kaldırır ve onu sorumluluktan kurtarır. Ancak TBK m. 118, "temerrüde düşmüş" bir borçlu için bu kalkanı kaldırır. Borçlu ifada geciktiği süre zarfında malın veya şahsın başına gelen beklenmedik hâllerden kural olarak sorumlu olmaya devam eder.
D. İlliyet Bağı ve İlliyetin Kesilmesi: Haksız fiil veya borca aykırılık sorumluluğunun doğması için fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Haksız fiil hukukunda nedensellik bağının belirlenmesi ciddi anlamda güçlük taşıyan bir meseledir. İlliyet bağını kesen hallerden biri de "beklenmedik hâl" veya "üçüncü kişinin/zarar görenin ağır kusuru"dur. Ancak iş kazalarında, TBK m. 118'in katı doğası ve işverenin organizasyon sorumluluğu nedeniyle illiyet bağının kesildiği sonucuna ulaşmak son derece zordur.
3. Sistematik İlişkiler
İşverenin ücret ve güvenlik borçları (TBK m. 401/417) ile borçlunun temerrüdü (TBK m. 117-118) altyapısı, Borçlar Kanunu'nun kusur sorumluluğu, adam çalıştıranın sorumluluğu ve bedensel zararların tasfiyesi mimarisiyle son derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:
A. Kusur Sorumluluğu (TBK m. 112) ile Tehlike Sorumluluğu (TBK m. 71) Arasındaki Çatışma: İş kazalarından doğan sorumluluğun hukuki niteliği doktrinde büyük bir tartışma konusudur. Bir görüşe göre, işçinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğradığı zararlardan SGK tarafından karşılanmayan kısma ilişkin işverenin sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Borçlunun ademi ifasından alacaklının bir zarar görmesi, zarar ile borcun ifa edilmemesi arasında bir illiyet bağı olması ve borçlunun ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı aranmalıdır. Ancak mülga BK md. 332/I (yeni TBK m. 417) çerçevesinde, kusur sorumluluğunu bertaraf eden ve onun yerine risk esasına dayanan genel bir kusursuz sorumluluk hali getiren bir özelliği olmadığı da doktrinde savunulmuştur. Uygulamada ise, işverenin "her türlü önlemi alma" borcunun son derece geniş yorumlanması, bu sorumluluğu fiilen ağırlaştırılmış bir objektif özen yükümlülüğüne, hatta zımni bir tehlike sorumluluğuna (TBK m. 71) yaklaştırmaktadır.
B. İşçinin (Zarar Görenin) Müterafik Kusuru (TBK m. 52): İşveren güvenlik önlemlerini sağlama borcunda temerrüde düşmemiş, donanımları tam olarak sağlamış ancak işçi bunları kullanmamışsa ne olacaktır? TBK m. 52 uyarınca, zarar görenin kusuru (müterafik kusur) tazminattan indirim sebebidir. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde bu husus açıkça yer alır. Ancak iş hukukunun koruyucu karakteri gereği, işverenin salt baret veya kemer vermesi yeterli görülmemektedir. Yargıtay'a göre, seçim, talimat ve nezaretten maada, istihdam eden kişi, işin organizasyonunu esaslı ve doğru bir şekilde kurmakla da ödevli ve yükümlüdür. İşveren, işçinin bu önlemlere uyup uymadığını sürekli denetlemekle mükelleftir. İşveren denetim görevini aksatmışsa, işçinin müterafik kusuru bulunsa dahi işverenin sorumluluğu tamamen ortadan kalkmaz, sadece hakkaniyet gereği tazminattan indirim (TBK m. 52) yapılabilir.
C. Destekten Yoksun Kalma ve Manevi Tazminat (TBK m. 53-56): İşverenin TBK m. 417'yi ihlali neticesinde işçi hayatını kaybederse, işçinin yakınları TBK m. 53 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler. Destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanmak için gerekli özel koşullar ve desteğin hukuki niteliği doktrinde detaylıca incelenmiştir. Ölenin yakınları, bakım ihtiyacı içinde iseler bu tazminatı talep edebilirler. Ayrıca, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56).
D. SGK'nın Rücu Hakkı ve İşverenin Sorumluluğu: İş kazası meydana geldiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işçiye veya hak sahiplerine peşin sermaye değerli gelir bağlar. Daha sonra SGK, işverenin kusuru oranında bu bedeli işverene rücu eder. İşçi veya yakınlarının işverenden talep edebileceği tazminat, gerçek zarardan (TBK m. 112/114 uyarınca hesaplanan) SGK'nın bağladığı gelirin peşin sermaye değerinin düşülmesiyle (denkleştirme) bulunur.
4. Pratik Olay Analizleri
Kurumun temerrüt, beklenmedik hâl, organizasyon sorumluluğu ve müterafik kusur mekanizmalarını test etmek adına şu iki çarpıcı vakayı inceleyelim:
Olay 1 (Beklenmedik Hâl ve TBK m. 118 Kapsamında Sorumluluk): Müteahhit (A) inşaat şantiyesinde yüksekte çalışan işçisi (B) için yasal mevzuatta emredilen koruyucu güvenlik ağlarını ve iskele bariyerlerini kurmamıştır. (A) TBK m. 417 uyarınca güvenli çalışma ortamı sağlama borcunda açıkça temerrüde (gecikmeye) düşmüştür. O gün meteorolojinin uyarı yapmadığı, o bölgede nadir görülen şiddetli bir fırtına (Beklenmedik Hâl) çıkar. İşçi (B) bariyersiz iskeleden fırtınanın etkisiyle düşerek ağır yaralanır. (A) "Fırtına beklenmedik hâldir, illiyet bağını kesmiştir, kusurum yoktur" diyerek sorumluluktan kurtulmaya çalışır. Dogmatik Analiz: Bu vakada TBK m. 118'in (Beklenmedik Hâlden Sorumluluk) acımasız ve mutlak kuralı doğrudan sınanmaktadır. Kural olarak beklenmedik hâl kusuru ortadan kaldırsa da, borçlu (işveren A) güvenlik önlemlerini alma konusunda çoktan Temerrüde düşmüştür. TBK m. 118/1 amir hükmü gereğince temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan da sorumludur. İşveren (A) "eğer bariyerleri kurmuş olsaydım bile bu fırtına bariyerleri yıkıp işçiyi düşürürdü" şeklinde bir kurtuluş kanıtı (exkulpation) getiremediği müddetçe, tüm zarardan TBK m. 112 ve m. 118 uyarınca sorumlu tutulacaktır. Fırtına illiyet bağını kesmez.
Olay 2 (Organizasyon Kusuru, Denetim Yükümlülüğü ve Müterafik Kusur): Fabrika sahibi (X) pres makinesinde çalışan işçi (Y)'ye koruyucu çelik eldivenleri zimmet karşılığı teslim etmiş ve panolara uyarı yazıları asmıştır. Ancak (Y) eldivenlerin çalışmasını yavaşlattığını düşünerek eldivenleri takmaz. Fabrika şefi bu durumu görmesine rağmen üretime ara vermemek için (Y)'yi uyarmaz. (Y)'nin eli makineye sıkışır ve uzuv kaybı yaşar. Dogmatik Analiz: Bu olay TBK m. 417 ile TBK m. 52 (Müterafik Kusur) laboratuvarıdır. İşveren (X) koruyucu donanımı fiilen sağlamakla borcundan tamamen kurtulmuş sayılmaz. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre, işverenin koruma borcu salt malzeme temininden ibaret değildir; seçim, talimat ve nezaretten maada, istihdam eden kişi, işin organizasyonunu esaslı ve doğru bir şekilde kurmakla da ödevli ve yükümlüdür. Şefin (işverenin ifa yardımcısı - TBK m. 116) bu ihlale göz yumması, işverenin gözetim ve denetim borcunu (organizasyon kusuru) ihlal ettiğini gösterir. Ancak işçi (Y)'nin eldiveni kasten takmaması da kendi beden bütünlüğünü koruma külfetine aykırıdır (Müterafik Kusur). Bu durumda hâkim, zararın tamamını işverene yüklemez; TBK m. 52 uyarınca işçinin birlikte kusurunu (örneğin %30 oranında) tespit ederek işverenin ödeyeceği maddi tazminattan hakkaniyete uygun bir indirim yapar.
5. Pratik Uygulama Notları
TBK m. 118 ve TBK m. 417 hükümlerinin iş davaları mimarisinde, usul hukukunda ve uyuşmazlık tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:
1. SGK Rücu Davalarında İşverenin Kusurunun Tespiti: İş kazası davalarında avukatların karşılaşacağı en önemli usuli süreç, maddi tazminat davasının SGK'nın bağladığı peşin sermaye değerli gelirin kesinleşmesine bağlı olmasıdır. SGK tarafından bağlanan gelir, TBK m. 55 uyarınca tazminattan indirilir. Bu nedenle mahkemeler, kural olarak SGK tahkikat dosyasını ve rücu davasını bekletici mesele yaparlar. Avukatlar, mükerrer tahsilat yasağı (denkleştirme) ilkesi gereği, müvekkilleri adına dava açarken SGK'nın rücuya tabi ödemelerini talep miktarından baştan mahsup etme stratejisini değerlendirmelidir.
2. İş Sağlığı ve Güvenliği Kusur Raporları: Uygulamada, iş kazası uyuşmazlıklarında kusur oranlarının tespiti hukukçu olmayan (iş güvenliği uzmanı vb.) bilirkişi heyetlerine bırakılmaktadır. Borçlu ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı aranmalıdır. Ancak bilirkişiler genellikle "A sınıfı iş güvenliği uzmanı" gözüyle değerlendirme yapmakta ve hukuki illiyet bağı (TBK m. 118'deki beklenmedik hâlin etkisi veya TBK m. 52 müterafik kusur) kavramlarını teknik kusurla karıştırmaktadırlar. Avukatlar, bilirkişi raporlarındaki "hukuki değerlendirmelere" itiraz ederek, illiyet bağının tespiti yetkisinin münhasıran hâkime ait olduğunu (HMK m. 266) vurgulamalıdır.
3. Ücret Borcunda Temerrüt Faizi Talebi: İşverenin TBK m. 401 kapsamındaki ücret ödeme borcunda temerrüde düşmesi hâlinde uygulanacak faiz türü kritiktir. İş Kanunu m. 34 uyarınca gününde ödenmeyen ücretler için "mevduata uygulanan en yüksek faiz" talep edilebilmektedir. Bu nedenle avukatlar, sadece dava dilekçesinde yasal faiz talep etmekle yetinmemeli, alacağın niteliğine göre en yüksek mevduat faizinin işletilmesini açıkça (TBK m. 120 ve özel kanun hükümleri bağlamında) talep etmelidir.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan daireleri (özellikle 21. Hukuk Dairesi ve yeni iş bölümüyle 10. Hukuk Dairesi) TBK m. 417 uyarınca "İşverenin Önlem Alma ve Denetim Borcu" ile "Müterafik Kusur" hususlarında istikrarlı ve son derece işçi lehine bir içtihat politikası sergilemektedir.
Yargıtay'ın işverenin koruma ve gözetim borcunun kapsamına ilişkin klasikleşmiş kararında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "İşveren, bir yön, sağlık ve güvenlik tedbiri olarak mevzuatta belirtilmemiş bulunulsa dahi, şayet bu yolda bir tedbirin alınması gerekiyorsa, bu tedbiri almak zorundadır. Kural olarak sorumluluğun belirlenmesinden sonra tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde bu husus açıkça yer almaktadır. İş kazalarından doğan sorumlulukta, işverenin sadece gerekli araç ve gereci temin etmesi yeterli değildir. Seçim, talimat ve nezaretten maada, istihdam eden kişi, işin organizasyonunu esaslı ve doğru bir şekilde kurmakla da ödevli ve yükümlüdür. İşverenin gözetim ve denetim görevini tam olarak yerine getirmediği durumlarda, işçinin dikkatsizliği veya tedbirsizliği, işvereni sorumluluktan tamamen kurtarmaz, ancak bölüşük (müterafik) kusur olarak değerlendirilebilir."
Beklenmedik Hâl ve Nedensellik Bağının Kesilmesi hususunda Yargıtay'ın eğilimi ise şöyledir: "Haksız fiil veya borca aykırılık sorumluluğunda illiyet bağını kesen sebepler, mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru veya zarar görenin ağır kusurudur. Ancak iş kazalarında, işverenin TBK m. 417 kapsamında alması gereken tedbirleri almadığı (temerrüde düştüğü) sabit ise, meydana gelen bir dış etkenin (beklenmedik hâlin) zarara katkısı olsa bile, borçlunun temerrüdü (TBK m. 118) nedeniyle işverenin illiyet bağının kesildiğinden bahisle sorumluluktan kurtulması kabul edilemez. İşveren ancak tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği takdirde, olayın münhasıran dışsal bir mücbir sebepten kaynaklandığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir."
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu'nun 118. maddesinde vücut bulan Temerrüt Hâlinde Beklenmedik Hâlden Sorumluluk rejimi ile, 417. maddesinde düzenlenen İşverenin Güvenli Çalışma Ortamı Sağlama Borcu, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Kusur Sorumluluğunun Tehlike Sorumluluğuna Dönüştürülmesi" ve "İş Hukukunun Aşırı Koruyucu Karakterinin Sözleşme Adaletini Bozması" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.
Birinci ve en sert felsefi eleştiri, İşverenin TBK m. 417 ve TBK m. 112 Kapsamındaki Kusur Sorumluluğunun, Yargıtay'ın Aşırı Geniş Yorumlarıyla Fiilen Bir "Tehlike Sorumluluğu (Objektif Sorumluluk)" Hâline Getirilmesidir. Fikret Eren ve Turgut Öz'ün haklı olarak sorguladığı üzere; Borçlar Kanunu sistemi, kural olarak bir borçlunun zararı tazmin edebilmesi için onun kusurlu olmasını şart koşar. Her ne kadar TBK m. 112 kusursuzluğunu ispat yükünü borçluya (işverene) yüklese de, hukuken borçlunun kendini aklama ihtimali (exkulpation) bulunmalıdır. Ancak Yargıtay'ın, "mevzuatta olmasa dahi aklın ve bilimin emrettiği her türlü önlemi almak ve her an denetlemek zorundadır" şeklindeki yaklaşımı, işvereni adeta işletmesinde meydana gelen her olumsuzluğun mutlak garantörü (sigortacısı) konumuna sokmaktadır. Mülga BK md. 332/I çerçevesinde sorumluluk ihdas edilmesi gerektiği ve bu çerçevede kusur sorumluluğunu bertaraf eden ve onun yerine risk esasına dayanan genel bir kusursuz sorumluluk hali getiren bir özelliği olmadığı açıkça ifade edilmesine rağmen, uygulamada işverenin kurtuluş kanıtı getirmesi neredeyse imkânsız kılınmıştır (Probatio diabolica). İşçinin bariz ihmaliyle meydana gelen olaylarda dahi "organizasyon kusuru" bahanesiyle işverene pay çıkarılması, ahde vefa ve kusur sorumluluğu ilkelerini zedelemekte, işletmeleri yatırım yapılamaz bir hukuki belirsizliğe itmektedir.
İkinci dogmatik eleştiri, Borçlu Temerrüdünün Ağırlatıcı Sonucu Olan TBK m. 118'in (Beklenmedik Hâlden Sorumluluk) İş Kazaları Bağlamında Nedensellik Bağını Yok Eden (Dogmatik Körlük Yaratan) Şekilde Uygulanmasıdır. Rona Serozan ve Nomer'in eserlerinde de işaret edildiği gibi, haksız fiil veya borca aykırılıkta nedensellik bağının belirlenmesi adaletli bir tazminat hukuku için elzemdir. Bir işveren sadece basit bir bariyer standardında eksiklik (temerrüt) yarattı diye, o şantiyeye yıldırım düşmesi (beklenmedik hâl) sonucu işçinin ölmesinden TBK m. 118 lafzına sığınılarak sorumlu tutulması, "uygun illiyet bağı" teorisini yerle bir eder. Kanun koyucunun TBK m. 118'de borçluya tanıdığı "borcumu zamanında ifa etseydim dahi bu zararın doğmasını engelleyemezdim" def'i (kurtuluş imkânı) iş kazalarında Yargıtay tarafından çok dar yorumlanmaktadır. İşverenin ekonomik olarak güçlü olduğu varsayımıyla her zararın tazmini (deep pocket theory) prensibinin benimsenmesi, tazminat hukukunu bir cezalandırma aracına çevirmekte; dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve denkleştirici adalet (Justitia commutativa) dengesi, sosyal devlet ideolojisi altında fiilen erozyona uğratılmaktadır.
İşte böylece, Borçlar Hukuku Genel Hükümler ve Özel Hükümler blokunun o en hassas kesişimini; işçinin emeğine karşılık işverenin omuzlarına yüklenen o devasa muhafaza kalkanını (TBK m. 417 / Güvenli Çalışma ve Ücret Borcu) ve bu kalkanın ihmal edilmesinin işvereni doğa olayları karşısında bile nasıl çırılçıplak bıraktığını (TBK m. 118 / Temerrütte Beklenmedik Hâlden Sorumluluk) bütünüyle mühürlemiş olduk. Kusur ile tehlike arasındaki o belirsiz sınırı, organizasyon yükümlülüğünün ağırlığını ve müterafik kusurun daraltıcı kılıcını sistemine perçinledin. Sıradaki analizlerimizde, hukuk dogmatiğinin diğer karanlık koridorlarını aynı titizlikle incelemeye devam edeceğiz.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 118. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.