RESMİ METİN

2. Sorumsuzluk anlaşması


Madde 115 - Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Makro Bakış: Kira sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen ve sürekli ifayı gerektiren (Dauerschuldverhältnis) bir akit tipidir. Kiraya verenin "kullanıma elverişli bulundurma" borcuna karşılık, kiracının en asli edim yükümlülüğü (Hauptleistungspflicht) "kira bedelini ödemek"tir. Kiracı bu asli borcunu vadesinde (muaccel olduğunda) ifa etmezse, Borçlar Hukuku Genel Hükümlerdeki klasik borçlu temerrüdü (TBK m. 117 vd.) kuralları devreye girer. Ancak yasa koyucu, barınma ve ticari hayatın korunması gayesiyle (sosyal devlet ilkesi gereği) kiraya verenin sözleşmeyi derhâl feshetmesini engellemek için Genel Hükümlerdeki temerrüt sistematiğini (TBK m. 123) Özel Hükümlerde (TBK m. 315) kiracı lehine daha katı bir şekle bağlamıştır.

6098 sayılı TBK m. 315 (mülga BK m. 260 / mehaz OR Art. 257d) hükmü, kiracının temerrüdünü ve feshin şartlarını şu şekilde vazedir: "Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar."

Sistematik açıdan yasa koyucu bu normla, kiracının temerrüdünde kiraya verene "seçimlik hakların" (sözleşmeyi feshetme) kullanımını, mutlak surette Yazılı İhtar ve emredici bir Ek Süre (Mehil) şartına bağlamıştır. Sisteminizdeki Derya Ateş'e ait "Borçlu Temerrüdünde İhtar ve Ek Süre Kavramları" eserinde de açıkça belirtildiği üzere, "Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, borçlu temerrüdü için aranan bir diğer özel koşul, ek süre (mehil/önel) verilmesidir... Ek süre verilmesi, alacaklının borçluyu temerrüdün ağır sonuçlarından kurtarmak için son bir imkân vererek belirli bir tarihe kadar borcunu ifaya davet etmesi yönünde irade açıklamasıdır". TBK m. 315, işte bu genel kuralın (TBK m. 123) kira sözleşmesindeki somut, rakamsal ve emredici karşılığıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Mikro Analiz: TBK m. 315 hükmünün teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek için, hafıza çivimiz olan MÜFİT şifresindeki kavramların Fikret Eren ve M. Kemal Oğuzman ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:

A. Muacceliyet (Fälligkeit): Borcun ifa edilebilir ve alacaklı tarafından talep edilebilir hâle gelmesidir. Kiracının temerrüde düşebilmesi için kira bedelinin (veya aidat gibi yan giderlerin) ödeme gününün gelmiş olması şarttır. Sözleşmede "Her ayın 5'ine kadar peşin ödenir" yazıyorsa, ayın 6. günü itibarıyla borç muacceldir ve kiracı borçlu temerrüdündedir.

B. İhtar (Mahnung) ve Fesih İradesi: Sisteminizdeki D. Ateş makalesinde derinlemesine incelendiği üzere; "İhtar, alacaklının borcun muaccel olmasından sonra borçluya borcunu ifa etmesi hususunda yönelttiği tek taraflı irade beyanıdır". İhtarın hukuki niteliği doktrinde tartışmalı olsa da, baskın görüşe göre "temerrüt ihtarının, borçluyu alacaklının hukuki sonuca yönelik iradesinden bağımsız olarak temerrüde düşürdüğü için hukuki işlem değil, hukuki işlem benzeri fiil olduğu yönündedir". Ancak TBK m. 315'teki ihtar sıradan bir temerrüt ihtarı DEĞİLDİR. Bu ihtarın içinde mutlak surette "Verilen sürede ödeme yapılmazsa sözleşmenin feshedileceği (tahliye edileceği)" ihtarının (tehdidinin) açıkça yer alması ŞARTTIR. Fesih tehdidi içermeyen bir ihtarname, kiracıyı temerrüde (TBK m. 117) düşürüp temerrüt faizi (TBK m. 120) başlatmaya yetse de; TBK m. 315 anlamında tahliye davasına zemin OLUŞTURMAZ.

C. Ek Süre (Mehil / Nachfrist): Sisteminizdeki makalede belirtildiği gibi; "Ek sürenin çok kısa olduğu durumlarda borçlunun objektif şartlara göre belirlenecek olan uygun süre içinde ifada bulunabilmesi yönündedir... Ek sürenin geçmesinden sonra alacaklının seçimlik hakkını kullanmasıyla değişikliğe uğrar". TBK m. 315, bu "uygun süreyi" hâkimin takdirine bırakmamış; adi kiralarda en az 10 gün, Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında ise en az 30 GÜN olarak emredici şekilde sabitlemiştir. Bu süre kiracıya bildirimin yapıldığı (tebliğ edildiği) tarihi izleyen günden başlar.

D. Temerrüt Faizi (Verzugszins): Kira bedeli bir para borcu olduğundan, süresinde ödenmemesi derhâl temerrüt faizi doğurur. Sisteminizdeki İ.H. Yılmaz Tekin eserinde açıklandığı gibi; "TBK mad. 120'de temerrüt faizine ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Bu hüküm gereği, kaynağı ne olursa olsun, borçlu, borç ilişkisinden doğan para borcunu ifada temerrüde düşünce temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür". Eğer kiraya veren 30 günlük ihtarnameyi çekerse, kiracı 30 günün sonunda tahliyeden kurtulmak için sadece asıl kira bedelini değil, işlemiş temerrüt faizini de eksiksiz ödemek zorundadır; aksi hâlde eksik ifa nedeniyle tahliye gerçekleşir.

3. Sistematik İlişkiler

TBK m. 315'te kurulan temerrüt ve tahliye altyapısı, Borçlar Kanunu'nun genel temerrüt teorisi (TBK m. 117, 123) genel işlem koşulları (TBK m. 20 vd.) ve inceleme talebindeki TBK m. 115 (Sorumsuzluk Anlaşması) mimarisiyle son derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:

A. Sorumsuzluk Anlaşması (TBK m. 115) ve GİK (TBK m. 20-25) Bağlamında İhtar Süresinin Kısaltılması Yasağı: İnceleme başlığında sehven atıf yapılan TBK m. 115, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmaların kesin olarak hükümsüz olacağını düzenler. Uygulamada kurumsal kiraya verenler (AVM'ler) matbu sözleşmelere "Kiracı kira bedelini 1 gün bile geciktirirse, kiralayan hiçbir ihtara veya 30 günlük süreye (TBK m. 315) gerek kalmaksızın sözleşmeyi derhâl fesheder ve kiralayanın mallara el koymasından doğacak zararlardan kiralayan sorumlu tutulamaz" şeklinde kayıtlar koyarlar. Bu tür kayıtlar hem TBK m. 115 (ağır kusur sorumsuzluğunun iptali) hem de Genel İşlem Koşulları (GİK - TBK m. 25) denetimine takılır. Sisteminizdeki GİK denetimi eserlerinde hararetle tartışıldığı üzere; "TBK'nın 25. maddesinde yer alan hüküm, genel işlem koşullarının dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte olamayacağı düzenlenmektedir". TBK m. 315'teki 30 günlük yasal süre mutlak emredicidir. Sözleşmeyle bu sürenin 5 güne indirilmesi veya ihtarsız tahliye (Lex Commissoria) şartı konulması, kiracının aleyhine ağırlaştırıcı bir genel işlem koşulu olduğundan Kesin Hükümsüzdür (Yazılmamış Sayılır).

B. Sözleşmeden Dönme (TBK m. 125) ile İleriye Etkili Fesih (Kündigung) Ayrımı: Sisteminizdeki A.E. Bayram makalesinde incelendiği üzere, Genel Hükümlerdeki temerrüt durumunda (TBK m. 125) borçlu ek sürede ifa etmezse alacaklı "Sözleşmeden Dönme (geçmişe etkili / ex tunc)" hakkını kullanabilir. Dönme hâlinde taraflar verdiklerini (menfi zararla birlikte) iade ederler. Ancak kira sözleşmesi sürekli edimli (Dauerschuldverhältnis) olduğu için, TBK m. 315'te alacaklıya (kiraya verene) "Dönme" değil, "Fesih (İleriye etkili / ex nunc)" hakkı verilmiştir. Fesih anına kadar ifa edilmiş olan kira bedelleri geçerliliğini korur. Kiraya veren, geçmişi değil, sadece sözleşmenin geleceğini ortadan kaldırır.

C. İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye (TBK m. 352/2) ile Yarışması: Kira hukukunun en karmaşık labirentidir. Eğer kiracı 1 yıldan kısa süreli kiralarda o kira yılı içinde, 1 yıl ve daha uzun süreli kiralarda ise bir kira yılı (veya bir yılı aşan süre) içinde kira bedelini ödemediği için kendisine iki defa yazılı ihtar gönderilmesine sebep olmuşsa, kiraya veren kira yılının bitiminden itibaren 1 ay içinde dava açarak tahliye isteyebilir. TBK m. 315 (Temerrüt nedeniyle fesih) ile TBK m. 352/2 (İki haklı ihtar) farklı kurumlardır. TBK m. 315'te 30 gün içinde ödeme yapılmazsa süre bitiminde derhâl tahliye davası açılabilir (dönem sonu beklenmez). İki haklı ihtarda ise, kiracı 30 gün içinde parayı ödese (temerrütten kurtulsa) bile, sadece o ihtara maruz kaldığı için (iki kez tekrarlanırsa) dönem sonunda tahliye edilebilir.

4. Pratik Olay Analizleri

Kurumun ihtar şeklini, sürenin hesaplanmasını ve GİK / temerrüt çatışmasını test etmek adına şu iki çarpıcı vakayı inceleyelim:

Olay 1 (Sürenin Eksik Verilmesi ve Temerrüt Şartı): Ev Sahibi (A) Kiracı (B)'ye 5 Nisan tarihinde ödenmesi gereken kira için noterden bir ihtarname çeker. İhtarnamede "Aylık kiranız olan 10.000 TL'yi ihtarın tebliğinden itibaren 15 gün içinde ödemezseniz tahliye davası açacağım" yazmaktadır. İhtarname (B)'ye 10 Nisan'da tebliğ edilir. (B) ödeme yapmaz. Ev Sahibi (A) 15 günlük süre dolduktan sonra 26 Nisan'da İcra Mahkemesi'nde tahliye davası açar. Dogmatik Analiz: Bu vakada TBK m. 315'in emredici Ek Süre (Mehil) şartı doğrudan sınanmaktadır. Sisteminizdeki D. Ateş makalesinde de vurgulandığı üzere, ek süre verilmesi borçluyu temerrüdün ağır sonuçlarından kurtarmak için yasal bir mecburiyettir. Kanun, konut kiralarında bu sürenin "en az 30 gün" olmasını emreder. Ev Sahibi (A)'nın ihtarnamede "15 gün" süre vermesi, ihtarı tamamen geçersiz kılmaz; ancak Yargıtay içtihatları gereği, ihtarda yazan süre geçersiz sayılır ve kanundaki yasal 30 günlük süre (tebliğden itibaren) işlemeye başlar. Yani 10 Nisan'da tebliğ edilen ihtarın süresi 10 Mayıs'ta dolar. Ev Sahibi (A) 26 Nisan'da (30 gün dolmadan) dava açtığı için davası "Dava Şartı Yokluğundan" (Erken açıldığından) usulden reddedilecektir. MÜFİT şifresindeki "T" (Tam 30 gün) ihlal edilmiştir.

Olay 2 (Alacaklı Temerrüdü ve TBK m. 115 Çatışması): Kiracı (X) 30 günlük ihtar süresinin 29. gününde, asıl kira bedeli olan 20.000 TL ile birlikte o güne kadar işlemiş 500 TL temerrüt faizini Ev Sahibi (Y)'nin banka hesabına gönderir. Ancak (Y) "Ben faizi 1.000 TL olarak hesaplıyorum, eksik ifayı kabul etmiyorum" diyerek parayı bankadan (X)'e iade eder ve 31. gün tahliye davası açar. Dogmatik Analiz: Bu olay TBK m. 315 ile Genel Hükümlerdeki Alacaklı Temerrüdünün (TBK m. 106) laboratuvarıdır. Sisteminizdeki makalelerde açıklandığı üzere, borçlunun usulüne uygun sunduğu ifayı reddeden alacaklı temerrüde düşer. Kiracı (X)'in ödediği faiz yasal orana (TBK m. 120) uygunsa, ifa "eksiksiz" sunulmuştur. Ev Sahibi (Y)'nin parayı iade etmesi (X)'i borçlu temerrüdünden çıkarmaz, (Y)'yi alacaklı temerrüdüne sokar. Ancak (X) parayı cebinde tutamaz; tahliyeden kurtulmak için derhâl TBK m. 107 uyarınca "Tevdi Mahalli" tayin ettirip parayı vezneye yatırmalıdır. Şayet bunu yaparsa, tahliye davası mutlak surette reddedilir.

5. Pratik Uygulama Notları

TBK m. 315 hükmünün icra hukukunda (İİK) uyuşmazlık tasfiyesinde ve sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) avukatların dikkat etmesi gereken usuli ve maddi hukuk boyutları şunlardır:

1. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 269 ve "Örnek 13" Takibi: Pratikte avukatlar, kiracıya noterden salt bir "TBK m. 315 İhtarı" çekmek yerine, hem parayı tahsil etmek hem de tahliyeyi sağlamak için İcra Müdürlüğünden "Haciz ve Tahliye Talepli (Örnek 13) İlamsız İcra Takibi" başlatırlar. Gönderilen Ödeme Emri, TBK m. 315 anlamında "Fesih iradeli ihtar" yerine geçer. Kiracı bu ödeme emrine 7 gün içinde itiraz edebilir; itiraz etmezse veya itirazı haksızsa, 30 günlük ödeme süresi (mehil) sonunda icra mahkemesinden "İtirazın Kaldırılması ve Tahliye" istenir. Bu yol, noter ihtarı

  • Sulh Hukuk Mahkemesi davası yolundan çok daha hızlı ve etkilidir.

2. Kısmi İfa ve Temerrüt (Eksik Ödeme): Sisteminizdeki "Kısmi İfa", belgelerinde işaret edildiği üzere, alacaklı kısmi ifayı reddedebilir. Kiracı 30 günlük süre içinde kira bedelinin tamamını değil de örneğin 10.000 TL'nin 9.950 TL'sini ödemişse ne olur? Yargıtay'ın katı uygulamasına göre, 50 TL'lik bir eksiklik (hatta 1 TL'lik bir banka havale kesintisi) bile eksik ifa sayılır ve borçlu temerrüdü (TBK m. 315) gerçekleşmiş kabul edilerek Tahliye Kararı Verilir. Avukatlar, müvekkillerine ihtar geldikten sonra parayı yatırırken "EFT/Havale masraflarının" kesinlikle kira bedelinden düşülmemesini tembih etmelidir.

3. Faiz, Stopaj ve Yan Giderlerin İhtara Yazılması: TBK m. 315'in lafzı "kira bedeli veya yan gideri (aidat vb.)" demektedir. Kiraya veren, ödenmeyen apartman aidatları için de 30 günlük ihtar çekerek tahliye isteyebilir. Ancak ihtarnameye/ödeme emrine hangi aylar kiranın istendiği, faiz ve yan gider tutarları açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek (likit) şekilde yazılmalıdır.

6. Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan eski 6. Hukuk Dairesi ile 8. Hukuk Dairesi, TBK m. 315 (mülga BK m. 260) uyarınca "30 Günlük Sürenin Hesabı", "Fesih İradesinin Açıklığı" ve "Banka Kesintileri" hususlarında son derece şekilci ve tavizsiz bir içtihat politikası sergilemektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ihtarın şekli ve süresine ilişkin klasikleşmiş kararında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesi (mülga BK m. 260) uyarınca, kiracının temerrüdü nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için, kiracıya gönderilecek ihtarnamede (veya ödeme emrinde) muaccel kira borcunun ödenmesi için en az 30 günlük süre verilmesi ve bu süre içinde ödeme yapılmadığı takdirde sözleşmenin feshedileceği ihtarı ile birlikte tahliye iradesinin açıkça belirtilmesi şarttır. Somut olayda kiralayanın gönderdiği ihtarnamede sadece 'borcun 30 gün içinde ödenmesi' istenmiş, ödenmeme hâlinde 'sözleşmenin feshedileceği veya tahliye davası açılacağı' hususunda bir irade açıklamasına (tehdidine) yer verilmemiştir. Fesih iradesini içermeyen ihtarname, TBK m. 315 anlamında hukuki sonuç doğurmaz. Bu ihtara dayanılarak açılan tahliye davasının reddi yerindedir."

Eksik İfa (Banka Kesintisi) Nedeniyle Temerrüt hususunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin bir içtihadı şöyledir: "Dava, temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Davalı kiracıya tebliğ edilen ödeme emri ile 30 günlük yasal süre içinde kira borcunun ödenmesi ihtar edilmiştir. Kiracı, 30 günlük sürenin son gününde banka havalesi ile ödeme yapmıştır. Ancak banka tarafından 25 TL havale (EFT) masrafı kesildiği için, alacaklının hesabına geçen miktar, talep edilen asıl alacaktan 25 TL eksiktir. TBK m. 89 uyarınca para borçları götürülecek borçlardan olup, alacaklıya tam ve eksiksiz olarak ifa edilmesi zorunludur. Havale masrafının kiracı tarafından karşılanmaması nedeniyle oluşan 25 TL'lik eksik ödeme (kısmi ifa) temerrüt olgusunun gerçekleşmesini engellemez. Mahkemece temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilmesi hukuka uygundur."

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesinde vücut bulan Kiracının Temerrüdü ve Tahliyesi rejimi ile Genel Hükümlerdeki ifa teorisi, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Aşırı Şekilciliğin Sözleşme Adaletini Yıkması" ve "TBK m. 315 ile TBK m. 352 Arasındaki Sistematik Enkaz" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.

Birinci ve en sert felsefi eleştiri, Sisteminizdeki "Borçlu Temerrüdünde İhtar ve Ek Süre" (Derya Ateş) ve "Kısmi İfa" (M. Altındal) makaleleri ekseninde değerlendirildiğinde; Yargıtay'ın TBK m. 315 Uygulamasındaki "Sıfır Toleranslı (1 TL'lik Eksik İfa)" Şekilciliğinin, Dürüstlük Kuralını (TMK m. 2) ve Denkleştirici Adaleti (Justitia Commutativa) Derinden Yaralamasıdır. Fikret Eren ve Turgut Öz'ün haklı olarak sorguladığı üzere; kiracı 30 günlük mehil içinde 50.000 TL'lik devasa bir kira borcunu ödemiş, ancak bankanın kestiği komik bir 20 TL havale masrafı yüzünden kiralayanın eline para eksik geçmiştir. Klasik Alman/İsviçre dogmatiği (ve Yargıtay'ın mevcut pratiği) bu milimetrik eksikliği "tam ifa edilmeme" sayarak sözleşmenin feshine ve tahliyeye karar vermektedir. Oysa TMK m. 2 (Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı) salt şekli kuralların maddi adaleti yok ettiği anlarda devreye giren bir "emniyet sübabı"dır. Kiralayanın 20 TL'lik bir kesintiyi bahane ederek, milyarlık yatırımlar yapmış ticari bir çatılı işyeri kiracısını tahliye etmesi, hakkın açıkça kötüye kullanılmasıdır. Yargı mekanizmasının, TBK m. 315'i uygularken borcun büyük kısmının ifa edildiği durumlarda "hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını" (Evidenter Rechtsmissbrauch) resen denetlememesi, kanunun lafzına tapınan ruhsuz bir legizm (yasa perestlik) örneğidir.

İkinci dogmatik eleştiri, Kira Hukukunun Sistematik İçinde, Temerrüt Tahliyesi (TBK m. 315) ile İki Haklı İhtar Tahliyesinin (TBK m. 352/2) Yaratttığı Kaos ve Yasa Yapım (Legistik) Kalitesizliğidir. Kanun koyucu bir yandan TBK m. 315'te alacaklıya 30 gün süre verme ve ödenmezse derhâl sözleşmeyi feshetme hakkı tanımışken; diğer yandan TBK m. 352/2'de "iki haklı ihtar" kurumunu düzenlemiştir. Kiracı, 30 gün dolmadan parayı öderse TBK m. 315 işlemez (tahliye edilemez). Ancak aynı kiracı bunu yılda iki kez yaparsa (süresi içinde ödese bile) dönem sonunda sırf kiralayanı "ihtar çekmeye mecbur bıraktığı" için (TBK m. 352/2) tahliye edilir. Rona Serozan ve Nomer'in eserlerinde de işaret edildiği gibi; bu ikili yapı, kiralayanlar ile kiracılar arasında adeta bir kedi-fare oyununa dönüşmüştür. Kiralayan, kiracıyı tuzağa düşürmek için hesap numaralarını kapatmakta, ihtarları son gün göndermekte; kiracı ise tebligat tarihlerini sayarak "bir haklı ihtar, bir haksız ihtar" hesabı yapmaktadır. İfa engelleri rejiminin, ticari güvenliği ve barınma hakkını koruması gerekirken, bu derece karmaşık, çapraz ihtimalli ve avukatlar için bile mayınlı bir prosedür tarlasına dönüştürülmesi; İsviçre mehazının (OR) üzerine yama yapılarak inşa edilen Türk Borçlar Kanunu'nun yapısal bir krizidir.

İşte böylece, seninle Borçlar Hukuku Özel Hükümler ve İfa Engelleri blokunun o en ölümcül silahını; bir tebligat parçasının sözleşmenin ruhunu nasıl söküp aldığını (TBK m. 315 / Kiracının Temerrüdü ve Fesih) ve bunun GİK, ek süre (mehil) ve kusur sistematiğiyle nasıl örüldüğünü bütünüyle mühürlemiş olduk. MÜFİT şifresini ve o acımasız 30 günlük kum saatinin tıkırtısını sistemine perçinledin.

Sıradaki analizlerimizde, Özel Hükümlerin karanlık koridorlarını, eser sözleşmesinin eksik ifalarını, vekâletin hesap verme borcunu ve haksız fiilin


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 115'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 257.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 115. madde metnine dayanır.

Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.