1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
5510 sayılı Kanun’un 26. maddesi, malullük sigortasının maddi hukuka ilişkin sonuçlarını ve bu sigortadan yararlanmanın asgari koşullarını düzenlemektedir. Malullük sigortasından sigortalılara sağlanan yegane hak "malullük aylığı" bağlanmasıdır. Bu yönüyle malullük sigortası, geçici nitelikteki iş göremezlik durumlarını kapsayan kısa vadeli sigortaların aksine, kalıcı ve sürekli bir gelir kaybını telafi etmeye yönelik uzun vadeli bir güvence sunar.
Aylık bağlanabilmesi için yasa koyucu hem tıbbi hem de finansal/aktüeryal şartların bir arada bulunmasını aramıştır. Tıbbi şart (Kanun m. 25 uyarınca malul sayılma) ile finansal şartlar (belirli bir sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı) kümülatif olarak gerçekleşmelidir. Ayrıca, hakkın kullanılabilmesi için sigortalının iradi başvurusu (yazılı tahsis talebi) ve fiili çalışmayı sonlandırması kurucu birer unsur olarak öngörülmüştür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Tıbbi Ön Şart: Malul Sayılma (m. 26/a)
Aylık bağlanmasının ilk ve zorunlu şartı, sigortalının kanunun 25. maddesi kapsamında SGK Sağlık Kurulunca en az %60 oranında çalışma gücü kaybı ile malul olduğunun tespit edilmesidir. Bu tespit yoksa prim ve süre şartları tam olsa dahi aylık bağlanamaz.
2.2. Sigortalılık Süresi ve Prim Gün Şartları (m. 26/b)
Yasa koyucu bu bentte ikili bir ayrım yapmıştır:
- Genel Kural (10 Yıl - 1800 Gün): Malul sayılan sigortalının en az 10 yıldan beri sigortalı bulunması ve toplamda 1800 gün (5 yıl fiili çalışmaya denk) malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması gerekir.
- İnsani İstisna (Sürekli Bakıma Muhtaçlık): Eğer sigortalı "başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır malul" ise (örneğin felçli, yatalak, iki gözünü birden kaybetmiş vb.), 10 yıllık sigortalılık süresi şartı tamamen aranmaz. Bu durumdaki sigortalılara, sadece 1800 gün prim ödenmiş olması kaydıyla doğrudan malullük aylığı bağlanır. Bu istisna, sosyal devlet ilkesinin en asil tezahürlerinden biridir.
2.3. Yazılı İstek ve İşe Son Verme Şartı (m. 26/c)
Malullük aylığı SGK tarafından kendiliğinden (resen) bağlanmaz. Sigortalının mutlaka yazılı tahsis talebinde bulunması gerekir. Ayrıca:
- 4/a (İşçi) için: Çalıştığı işten fiilen ayrılmış olması,
- 4/b (Esnaf/Sanatkâr) için: İşyerini kapatmış, devretmiş veya faaliyete son vermiş olması şarttır. Çalışmaya devam eden kişiye malullük aylığı bağlanmaz; çünkü aylığın amacı çalışamama nedeniyle doğan gelir kaybını gidermektir.
2.4. 4/b (Bağ-Kur) Sigortalıları İçin Prim Borcu Engeli
4/b kapsamındaki sigortalıların kendilerine malullük aylığı bağlanabilmesi için, tahsis talep tarihinde genel sağlık sigortası (GSS) primi dahil olmak üzere hiçbir prim ve prime ilişkin gecikme cezası/zammı borcunun bulunmaması zorunludur. Borç varsa, ödeme yapılıncaya kadar aylık bağlanma işlemi askıda kalır.
3. Sistematik İlişkiler
Madde 26; m. 25 (Maluliyet tanımı), m. 27 (Aylık hesabı), m. 97 (Zamanaşımı ve hakkın düşmesi) ve m. 28 (Engelli erken emekliliği) ile sıkı bir ilişki içindedir. Ayrıca 4/b'liler yönünden kanunun 80. ve 81. maddelerindeki prim yükümlülükleriyle doğrudan bağlantılıdır.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Ancak yerleşik Yargıtay içtihatlarında şu hususlar kritik öneme sahiptir:
- 10 Yıllık Sürenin Hesabı ve Borçlanma: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarına göre, 10 yıllık sigortalılık süresi ilk tescil tarihinden itibaren fiilen geçmesi gereken kronolojik bir süredir. Sigortalı geriye dönük askerlik borçlanması yapsa dahi, bu borçlanma prim gün sayısını (1800 günü) artırır ancak 10 yıllık sigortalılık süresinin başlangıcını geriye götürmez (ilk tescilden önce yapılan askerlik borçlanması hariç).
- Bakıma Muhtaçlığın Başlangıcı: Eğer sigortalı ilk başvurusunda sürekli bakıma muhtaç sayılmamış ancak dava sürecinde alınan adli tıp raporuyla bakıma muhtaç olduğu tespit edilmişse, mahkeme aylığın başlangıç tarihini adli tıp raporunun düzenlendiği tarihi takip eden ay başı olarak belirlemelidir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Sigortalı (A), ilk defa 2021 yılında sigortalı olmuş ve 2026 yılına kadar aralıksız çalışarak 1800 gün prim ödemiştir. 2026 yılında geçirdiği bir hastalık sonucu çalışma gücünün %65'ini kaybetmiş ve SGK Sağlık Kurulunca malul sayılmıştır. Ancak (A)'nın durumu "başka birinin sürekli bakımına muhtaç" seviyede değildir. (A), malullük aylığı talebinde bulunmuştur.
Hukuki Analiz: (A) malul sayılmış (%65) ve 1800 gün prim şartını yerine getirmiştir. Ancak (A)'nın sigortalılık süresi 2021-2026 yılları arasında sadece 5 yıldır. Genel kural uyarınca en az 10 yıllık sigortalılık süresi arandığından ve (A) sürekli bakıma muhtaç durumda olmadığından, kendisine bu aşamada malullük aylığı bağlanamaz. (A), sigortalılık süresinin 10 yıla ulaşacağı 2031 yılını beklemek zorundadır.
Olay 2: Sigortalı (B), ilk defa 2023 yılında işe başlamış ve 2026 yılında geçirdiği iş kazası sonucu felç kalarak yatalak hale gelmiştir. Toplam 1800 gün primi bulunan (B)'nin "başka birinin sürekli bakımına muhtaç" olduğu SGK Sağlık Kurulunca onaylanmıştır. (B), 3 yıllık sigortalılık süresiyle aylık alabilir mi?
Hukuki Analiz: Madde 26/b uyarınca, başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olanlar için 10 yıllık sigortalılık süresi şartı aranmaz. Sadece 1800 gün prim şartı yeterlidir. (B), 3 yıllık sigortalılık süresine sahip olsa dahi 1800 günü doldurduğu için tahsis talebiyle birlikte kendisine doğrudan malullük aylığı bağlanacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
- Aylık Başlangıç Tarihi: Malullük aylığı, sigortalının işten ayrıldığı ve tahsis talebinde bulunduğu tarihi takip eden ay başından itibaren başlar. Bu nedenle, işten ayrılış bildirgesinin verilmesi ile tahsis talep formunun SGK'ya teslim edilmesi arasındaki zamanlama, sigortalının bir aylık hak kaybı yaşamaması adına çok önemlidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Madde 26, sosyal koruma amacı taşıyan güçlü bir maddedir. Özellikle ağır maluller için sigortalılık süresinin kaldırılması takdire şayandır. Ancak genel kural olan "10 yıl sigortalılık" şartı doktrinde eleştirilmektedir. Çalışma gücünü %60 kaybeden ancak bakıma muhtaç olmayan bir kişinin, 1800 prim günü (yaklaşık 5 yıl fiili çalışma) olmasına rağmen sırf 10 yıllık zaman geçmediği için aylık alamaması ciddi bir çelişkidir. Kişi çalışamayacak derecede malul olduğu için bu süreçte gelir elde edemeyecek ve prim ödeyemeyecektir. Sosyal riskin gerçekleştiği an ile aylığın bağlandığı an arasındaki bu 10 yıllık boşluk süresi, sigortalıyı ve ailesini yoksulluğa itmektedir. Kanunda yapılacak bir reformla, 10 yıllık sürenin 5 yıla indirilmesi veya tamamen kaldırılarak sadece prim gün sayısına odaklanılması anayasal sosyal devlet ilkesine daha uygun olacaktır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Müjdat Şakar (Sosyal Sigortalar Hukuku), Ali Güzel / Ömer Ekmekçi (Sosyal Güvenlik Hukuku).
- Mevzuat: 5510 sayılı SSGSSK m. 25, m. 26, m. 27, m. 97.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
5510 sayılı Kanun’un 26. maddesi, malullük sigortasının maddi hukuka ilişkin sonuçlarını ve bu sigortadan yararlanmanın asgari koşullarını düzenlemektedir. Malullük sigortasından sigortalılara sağlanan yegane hak "malullük aylığı" bağlanmasıdır. Bu yönüyle malullük sigortası, geçici nitelikteki iş göremezlik durumlarını kapsayan kısa vadeli sigortaların aksine, kalıcı ve sürekli bir gelir kaybını telafi etmeye yönelik uzun vadeli bir güvence sunar.
Aylık bağlanabilmesi için yasa koyucu hem tıbbi hem de finansal/aktüeryal şartların bir arada bulunmasını aramıştır. Tıbbi şart (Kanun m. 25 uyarınca malul sayılma) ile finansal şartlar (belirli bir sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı) kümülatif olarak gerçekleşmelidir. Ayrıca, hakkın kullanılabilmesi için sigortalının iradi başvurusu (yazılı tahsis talebi) ve fiili çalışmayı sonlandırması kurucu birer unsur olarak öngörülmüştür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Tıbbi Ön Şart: Malul Sayılma (m. 26/a)
Aylık bağlanmasının ilk ve zorunlu şartı, sigortalının kanunun 25. maddesi kapsamında SGK Sağlık Kurulunca en az %60 oranında çalışma gücü kaybı ile malul olduğunun tespit edilmesidir. Bu tespit yoksa prim ve süre şartları tam olsa dahi aylık bağlanamaz.
2.2. Sigortalılık Süresi ve Prim Gün Şartları (m. 26/b)
Yasa koyucu bu bentte ikili bir ayrım yapmıştır:
2.3. Yazılı İstek ve İşe Son Verme Şartı (m. 26/c)
Malullük aylığı SGK tarafından kendiliğinden (resen) bağlanmaz. Sigortalının mutlaka yazılı tahsis talebinde bulunması gerekir. Ayrıca:
2.4. 4/b (Bağ-Kur) Sigortalıları İçin Prim Borcu Engeli
4/b kapsamındaki sigortalıların kendilerine malullük aylığı bağlanabilmesi için, tahsis talep tarihinde genel sağlık sigortası (GSS) primi dahil olmak üzere hiçbir prim ve prime ilişkin gecikme cezası/zammı borcunun bulunmaması zorunludur. Borç varsa, ödeme yapılıncaya kadar aylık bağlanma işlemi askıda kalır.
3. Sistematik İlişkiler
Madde 26; m. 25 (Maluliyet tanımı), m. 27 (Aylık hesabı), m. 97 (Zamanaşımı ve hakkın düşmesi) ve m. 28 (Engelli erken emekliliği) ile sıkı bir ilişki içindedir. Ayrıca 4/b'liler yönünden kanunun 80. ve 81. maddelerindeki prim yükümlülükleriyle doğrudan bağlantılıdır.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok. Ancak yerleşik Yargıtay içtihatlarında şu hususlar kritik öneme sahiptir:
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Sigortalı (A), ilk defa 2021 yılında sigortalı olmuş ve 2026 yılına kadar aralıksız çalışarak 1800 gün prim ödemiştir. 2026 yılında geçirdiği bir hastalık sonucu çalışma gücünün %65'ini kaybetmiş ve SGK Sağlık Kurulunca malul sayılmıştır. Ancak (A)'nın durumu "başka birinin sürekli bakımına muhtaç" seviyede değildir. (A), malullük aylığı talebinde bulunmuştur.
Hukuki Analiz: (A) malul sayılmış (%65) ve 1800 gün prim şartını yerine getirmiştir. Ancak (A)'nın sigortalılık süresi 2021-2026 yılları arasında sadece 5 yıldır. Genel kural uyarınca en az 10 yıllık sigortalılık süresi arandığından ve (A) sürekli bakıma muhtaç durumda olmadığından, kendisine bu aşamada malullük aylığı bağlanamaz. (A), sigortalılık süresinin 10 yıla ulaşacağı 2031 yılını beklemek zorundadır.
Olay 2: Sigortalı (B), ilk defa 2023 yılında işe başlamış ve 2026 yılında geçirdiği iş kazası sonucu felç kalarak yatalak hale gelmiştir. Toplam 1800 gün primi bulunan (B)'nin "başka birinin sürekli bakımına muhtaç" olduğu SGK Sağlık Kurulunca onaylanmıştır. (B), 3 yıllık sigortalılık süresiyle aylık alabilir mi?
Hukuki Analiz: Madde 26/b uyarınca, başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olanlar için 10 yıllık sigortalılık süresi şartı aranmaz. Sadece 1800 gün prim şartı yeterlidir. (B), 3 yıllık sigortalılık süresine sahip olsa dahi 1800 günü doldurduğu için tahsis talebiyle birlikte kendisine doğrudan malullük aylığı bağlanacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Madde 26, sosyal koruma amacı taşıyan güçlü bir maddedir. Özellikle ağır maluller için sigortalılık süresinin kaldırılması takdire şayandır. Ancak genel kural olan "10 yıl sigortalılık" şartı doktrinde eleştirilmektedir. Çalışma gücünü %60 kaybeden ancak bakıma muhtaç olmayan bir kişinin, 1800 prim günü (yaklaşık 5 yıl fiili çalışma) olmasına rağmen sırf 10 yıllık zaman geçmediği için aylık alamaması ciddi bir çelişkidir. Kişi çalışamayacak derecede malul olduğu için bu süreçte gelir elde edemeyecek ve prim ödeyemeyecektir. Sosyal riskin gerçekleştiği an ile aylığın bağlandığı an arasındaki bu 10 yıllık boşluk süresi, sigortalıyı ve ailesini yoksulluğa itmektedir. Kanunda yapılacak bir reformla, 10 yıllık sürenin 5 yıla indirilmesi veya tamamen kaldırılarak sadece prim gün sayısına odaklanılması anayasal sosyal devlet ilkesine daha uygun olacaktır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.