RESMİ METİN

Malûl sayılma


MADDE 25- (Değişik: 17/4/2008-5754/13 md.) Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır. Ancak, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce sigortalının çalışma gücünün %60'ını veya vazifesini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü kaybettiği önceden veya sonradan tespit edilirse, sigortalı bu hastalık veya engelliliği sebebiyle malûllük aylığından yararlanamaz. Yedek subay, yedek astsubay veya erbaş ve er olarak ya da talim, manevra, seferberlik veya harp dolayısıyla görevleri ile ilgileri kesilmeksizin silâh altına alındıkları dönemde malûl olüp, bu malûllükleri asıl görevlerini veya işlerini yapmaya mani olmayanlar hakkında, bu hastalık veya engellilik hâlleri sebebiyle malûllük sigortasına ilişkin hükümler uygulanmaz. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalıların yazılı talepleri halinde, haklarında bu madde hükümleri uygulanmaksızın malûllüklerinin mani olmadığı başka vazife veya sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını isteme hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya malûliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair usûlüne uygun yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan, vazifelerini yapamayacak derecede hastalığa uğrayanlar, hastalıkları kanunlarında tayin edilen sürelerden fazla devam etmesi halinde, hastalıklarının mahiyetlerine ve doğuş sebeplerine göre birinci fıkra uyarınca malûl veya 47 nci madde hükümlerine göre vazife malûlü sayılırler. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan; personel kanunlarına tabi olmayanların hastalık sebebiyle malûl sayılmalarına esas alınacak hastalık süresi hakkında kendi özel kanunları yürürlüğe girinceye kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun hastalık iznine ilişkin hükümleri uygulanır. Kanunlarındaki yazılı sürelerden önce geçen hastalığı en çok bir yıl içinde nüksetmesi halinde eski ve yeni hastalık süreleri birleştirilmek suretiyle işlem yapılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi, uzun vadeli sigorta kollarından biri olan malullük sigortasının temel eşiğini oluşturan "malul sayılma" kavramını ve bunun hukuki-tıbbi kriterlerini düzenlemektedir. Sosyal güvenlik hukukunda malullük, sigortalının fiziki veya ruhi bütünlüğünün kalıcı bir biçimde zedelenmesi sonucunda çalışma gücünü yitirerek gelir elde etme imkanından mahrum kalması riskini güvence altına almayı amaçlar.

Madde 25, sigortalıların tabi oldukları statülere (4/a, 4/b, 4/c) göre maluliyet oranlarını belirlemiştir. İlkesel olarak çalışma veya meslekte kazanma gücünün en az %60 oranında kaybedilmesi genel malullük eşiği olarak kabul edilmiştir. Yasa koyucu ayrıca malullük durumunun tespiti usulünü sıkı idari kurallara ve tıbbi denetime bağlamış, doğuştan gelen veya ilk defa çalışmaya başlamadan önce var olan maluliyet hallerini ise bu sigorta kolunun kapsamı dışında bırakmıştır (sigorta mantığı gereği geçmişteki riskin teminat altına alınamayacağı prensibi).

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Maluliyet Oranı ve Tıbbi Tespit Süreci (%60 Eşiği)

Madde uyarınca, malul sayılabilmek için çalışma gücü veya meslekte kazanma gücü kaybının en az %60 olması gerekir. Bu tespit iki aşamalı bir süreçle yürütülür:

  • Tıbbi Aşama: Sigortalı veya işverenin başvurusu üzerine, Kurumca yetkilendirilen tam teşekküllü sağlık hizmeti sunucularının (üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri gibi) sağlık kurulları usulüne uygun bir tıbbi rapor hazırlar.
  • Hukuki-İdari Aşama: Hastane sağlık kurullarının verdiği raporlar nihai karar niteliğinde değildir. Bu raporlar ve dayanağı tıbbi belgeler, SGK Sağlık Kurulu tarafından incelenir. Nihai olarak sigortalının malul olup olmadığına karar verme yetkisi yasa gereği sadece SGK Sağlık Kurulu'na aittir.
2.2. İlk Defa Çalışmaya Başlamadan Önceki Maluliyet Hali (m. 25/2)

Maddenin ikinci fıkrası, sosyal güvenlik hukukunun en önemli "önleyici" kurallarından birini barındırır. Eğer sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihten önce çalışma gücünün %60'ını veya vazifesini yapamayacak derecedeki meslekte kazanma gücünü kaybettiği (doğuştan gelen engel veya sonradan oluşan hastalık sebebiyle) tespit edilirse, bu sigortalı malullük aylığından yararlanamaz.

  • Ratio Legis: Sigortacılık tekniği gereğince, sigorta ilişkisi kurulmadan önce gerçekleşmiş bir riskin (hasarın) sigorta kapsamına alınması mümkün değildir.
  • Koruma Alternatifi: Bu durumdaki sigortalılar tamamen güvencesiz bırakılmamıştır. Bu kişiler malullük aylığı alamasalar da, 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesinde düzenlenen "yaşlılık sigortası" kapsamında engellilere sağlanan daha erken emeklilik (engelli erken emekliliği) imkanlarından yararlanabilirler.
2.3. 4/c (Memur) Sigortalıları İçin Özel Hükümler

Memurlar için malullük sadece %60 çalışma gücü kaybı ile sınırlı değildir. Vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü yitiren memurlar da malul sayılır. Memurlara, maluliyetlerine rağmen kurumlarında yapabilecekleri başka bir iş veya sınıf varsa nakledilme hakkı (istifa etmiş sayılarak geçiş) tanınmıştır.

3. Sistematik İlişkiler

Madde 25; doğrudan kanunun 26. (Malullük aylığından yararlanma şartları), 27. (Malullük aylığının hesaplanması), 28. (Yaşlılık sigortası / engelli emekliliği) ve 47. (Vazife malullüğü) maddeleriyle bir bütün oluşturur. Ayrıca Anayasa'nın 61. maddesinde yer alan "Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar" ilkesi ve "sakatların korunması" ödevi ile doğrudan bağlantılıdır.

4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok. Ancak Yargıtay’ın maluliyet davalarına ilişkin kökleşmiş içtihatları şu ilkeleri vazetmektedir:

  • SGK Sağlık Kurulu Kararına İtiraz ve Hakem Hastane: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, SGK Sağlık Kurulu'nun maluliyet oranına ilişkin kararları kesin değildir. Sigortalı, Kurum kararına karşı dava açtığında, mahkemece sırasıyla SGK Yüksek Sağlık Kurulu'ndan rapor alınmalı, itiraz halinde ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya üniversitelerin tıp fakültelerindeki hakem heyetlerinden nihai görüş alınarak maluliyet oranı kesinleştirilmelidir. Mahkemeler SGK Sağlık Kurulu raporuyla bağlı değildir.
  • İlk İşe Girişte Maluliyet Sınırı: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararlarında, sigortalının ilk işe girdiğinde örneğin %45 oranında engelli olduğu, ancak zamanla hastalığının ilerlemesi (ilerleyici hastalık/progresif nitelik) sebebiyle bu oranın %60'ın üzerine çıktığı durumlarda, aradaki farkın sonradan oluştuğu gerekçesiyle malullük hakkı tanınması gerektiği savunulmaktadır. Eğer hastalık işe girmeden önce %60'ın altında ise ve sonradan %60'ı aşmışsa Madde 25/2 engeli uygulanmaz.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Sigortalı (A), 2018 yılında ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlamıştır. Çalışmaya başlamadan önce geçirdiği bir çocuk felci nedeniyle sol bacağında fonksiyon kaybı bulunmakta olup engelli raporu %40'tır. 2026 yılına gelindiğinde (A)'nın geçirdiği başka bir sistemik rahatsızlık sonucu toplam çalışma gücü kaybı %65'e yükselmiştir. SGK, ilk işe girmeden önce de rahatsızlığı olduğu gerekçesiyle (A)'nın malullük aylığı talebini reddetmiştir.

Hukuki Analiz: SGK'nın red kararı hukuka aykırıdır. Madde 25/2 uyarınca hak mahrumiyeti doğması için, sigortalının "ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce" çalışma gücünün en az %60'ını (yani maluliyet sınırını) yitirmiş olması gerekir. Olayda (A)'nın ilk işe girişteki oranı %40'tır, yani malul değildir. Çalışma gücü kaybının %60'ın üzerine çıkması sigortalılık süresi içinde gerçekleşmiştir. Yargıtay içtihatları uyarınca (A)'nın malullük aylığı talebi kabul edilmelidir.

Olay 2: Doğuştan %65 görme engeli bulunan (B), 2020 yılında 4/a kapsamında sigortalı olarak bir şirkette masa başı işte çalışmaya başlamıştır. 2026 yılında prim gününü tamamlayan (B), gözlerindeki engeli ileri sürerek malullük aylığı bağlanmasını talep etmiştir.

Hukuki Analiz: Madde 25/2 uyarınca, ilk defa çalışmaya başlamadan önce çalışma gücünün %60'ını yitirmiş olanlar bu engelleri sebebiyle malullük aylığı alamazlar. (B) doğuştan %65 engelli olduğundan malullük aylığı alamayacaktır. Ancak (B), 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesinde yer alan "engelli erken emekliliği" hükümlerinden faydalanarak daha kolay şartlarla yaşlılık aylığına başvurma hakkına sahiptir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Maluliyet Tespiti Yönetmeliği: Maluliyet tespitinde Kurum Sağlık Kurulu, "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" ekinde yer alan hastalık listelerini ve vücut oran kayıplarını (Baltazard formülü) esas alır. Pratik uygulamada, birden fazla hastalığın birleşmesi durumunda doğrudan aritmetik toplama yapılmaz; Baltazard formülüyle indirimli hesaplama yapılarak net çalışma gücü kaybı belirlenir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Madde 25, malullük sigortasının aktüeryal dengesini korumakla sigortalının anayasal hakkı arasında hassas bir çizgi çekmiştir. Ancak ilk işe girişte %60 oranında malul olan kişilerin malullük aylığı hakkından tamamen yoksun bırakılması, doktrinde Müjdat Şakar tarafından eleştirilmektedir. Yaşlılık sigortası kapsamında erken emeklilik (m. 28) bir alternatif sunsa da, bu kişilerin malullük sigortası kapsamında daha yüksek koruyucu oranlardan yararlanamaması hakkaniyete aykırı görülebilmektedir.

Ayrıca, SGK Sağlık Kurullarının hastanelerin düzenlediği tıbbi raporlardaki oranları çoğunlukla düşürme eğiliminde olması, uygulamada yoğun yargı uyuşmazlıklarına (maluliyet tespiti davalarına) yol açmaktadır. İdari aşamadaki itiraz mekanizmalarının ve kurul yapılarının daha şeffaf, bağımsız tabip örgütlerinin katılımına açık hale getirilmesi uyuşmazlıkları azaltacaktır.


Metodolojik Not

Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan Kaynaklar:

  • Doktrin: Ali Güzel / Ömer Ekmekçi (Sosyal Güvenlik Hukuku), Müjdat Şakar (Sosyal Sigortalar Hukuku), Levent Akın (Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri).
  • Mevzuat: 5510 sayılı SSGSSK m. 25, m. 26, m. 28, m. 47; Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.