RESMİ METİN

Kısa vadeli sigorta kollarında dikkate alınmayan süreler


MADDE 24- Kısa vadeli sigorta kolları bakımından; a) Herhangi bir sebeple silâh altına alınan sigortalının askerlikte geçen hizmet süresi, b) Hükümlülükle sonuçlanmayan tutuklulukta geçen süre, c) İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortalarından geçici iş göremezlik ödeneği alan sigortalının iş göremediği süre, d) Sigortalının greve iştirak etmesi veya işverenin lokavt yapması hallerinde geçen süre, 18 inci maddede belirtilen çalışma sürelerine girmediği gibi, iş göremezliğin başladığı veya hastalığın anlaşıldığı yahut doğumun olduğu tarihten önceki bir yılın hesabında da dikkate alınmaz.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 24. maddesi, kısa vadeli sigorta kollarından (iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortaları) sağlanan yardımlardan, özellikle geçici iş göremezlik ödeneğinden yararlanabilmek için aranan prim ödeme gün şartlarının hesaplanmasında sigortalı lehine getirilmiş son derece önemli bir "koruyucu esnetme" ve "süre dondurma" mekanizmasıdır.

Kanunun 18. maddesinde, hastalık ve analık gibi hallerde sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilmesi için, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki son bir yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olması şartı aranmaktadır. Ancak hayatın olağan akışı içinde sigortalılar; askerlik, tutukluluk, hastalık veya grev/lokavt gibi iradi ya da gayriiradi nedenlerle çalışamadıkları ve dolayısıyla prim ödeyemedikleri dönemlerle karşılaşabilirler. Eğer yasa koyucu bu dönemleri düz bir hesapla son bir yıllık takvim süresine dahil etseydi, sigortalılar kendilerinden kaynaklanmayan veya anayasal/yasal haklarını kullandıkları bu dönemler yüzünden 90 günlük prim şartını yerine getiremeyecek ve sosyal güvenceden mahrum kalacaklardı. Madde 24, bu adaletsizliği önlemek amacıyla, sayılan hallerde geçen sürelerin geriye doğru gidilen "bir yıllık" referans süresinin hesabında dikkate alınmayacağını, yani bu süreler kadar geriye doğru gidilerek referans penceresinin genişletileceğini hükme bağlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan ve kısa vadeli sigorta kollarında geriye doğru bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınmayacak (yani süreyi uzatacak) haller şunlardır:

2.1. Silâh Altına Alınma ve Askerlik Süresi (m. 24/a)

Sigortalının muvazzaf askerlik, yedek subaylık, bedelli askerlik eğitimi veya herhangi bir askeri yükümlülük nedeniyle silah altına alınması halinde geçen süreler çalışmaya dahil edilmez. Bu süre zarfında sigortalının akdi askıda kaldığından prim ödenemez. Bu süre, geriye dönük bir yılın hesabından düşülerek referans süresi geriye doğru ötelenir.

2.2. Hükümlülükle Sonuçlanmayan Tutukluluk Süresi (m. 24/b)

Yasa koyucu burada hassas bir ayrım yapmıştır. Sigortalının tutuklu kaldığı süreler ancak ve ancak hükümlülükle sonuçlanmaması kaydıyla dikkate alınmaz. Eğer tutukluluk süreci beraat, takipsizlik, davanın düşmesi gibi bir kararla neticelenirse, bu süre bir yıllık referans süresinin hesabında dışlanır. Ancak tutukluluk nihayetinde kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanırsa, bu süre geriye doğru bir yıllık sürenin hesabında dondurulmaz; dolayısıyla sigortalı lehine bir süre uzatımı gerçekleşmez.

2.3. Geçici İş Göremezlik Ödeneği Alınan Süreler (m. 24/c)

İş kazası, meslek hastalığı, hastalık veya analık sigortalarından dolayı geçici iş göremezlik ödeneği alan ve bu nedenle fiilen çalışamayan sigortalının bu raporlu olduğu dönemler, yeni bir iş göremezlik halinin ortaya çıkması durumunda aranacak prim şartının hesabında dikkate alınmaz. Örneğin, analık iznindeyken veya ağır bir hastalık tedavisi görürken başka bir rahatsızlık yaşayan işçinin raporlu olduğu aylar, geriye dönük bir yıllık sürenin hesabında bloke edilerek düşülür.

2.4. Grev ve Lokavt Süreleri (m. 24/d)

Anayasal ve yasal bir hak olan greve katılan veya işverenin lokavt uygulamasına maruz kalan sigortalının iş sözleşmesi 6356 sayılı Kanun uyarınca askıdadır ve prim ödenmemektedir. Bu askı süreleri de geriye dönük bir yıllık sürenin hesaplanmasında dikkate alınmayarak işçinin hak kaybı önlenir.

3. Sistematik İlişkiler

Madde 24; doğrudan kanunun 18. maddesi (Geçici iş göremezlik ödeneği şartları) ile organik bir bağ içindedir. Ayrıca 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun grev ve lokavtın iş sözleşmesine etkilerini düzenleyen hükümleriyle ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun tutuklamaya ilişkin kurallarıyla doğrudan ilişkilidir. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir" ilkesinin alt mevzuattaki somut yansımalarından biridir.

4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok. Bununla birlikte, Yargıtay’ın ve SGK’nın yerleşik uygulamasına göre:

  • Tutukluluğun Mahiyeti: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daire kararlarında vurgulandığı üzere, tutukluluk süresinin Madde 24 kapsamında değerlendirilebilmesi için ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenmelidir. Karar beraat yönünde kesinleştiği anda, geçmişe etkili olarak bu sürelerin hesaplamadan dışlanması gerekir.
  • Askerlik Borçlanması ile İlişkisi: Askerlikte geçen sürelerin geriye doğru bir yıllık referans süresinin hesabında dikkate alınmaması için sigortalının askerlik borçlanması yapmış olması gerekmez. Yasa maddesi borçlanma şartı aramaksızın bu süreyi kendiliğinden dışarıda tutmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Sigortalı (A), 15 Ocak 2026 tarihinde ağır bir grip teşhisiyle hastaneye başvurmuş ve kendisine 10 gün istirahat raporu verilmiştir. (A)'nın hastalık sigortasından geçici iş göremezlik ödeneği alabilmesi için 15 Ocak 2026'dan geriye doğru 1 yıl içinde (15 Ocak 2025 - 15 Ocak 2026) en az 90 gün priminin olması gerekmektedir. Ancak (A), 1 Haziran 2025 ile 1 Aralık 2025 tarihleri arasında (6 ay / 180 gün) muvazzaf askerlik görevini yerine getirmiştir.

Hukuki Analiz: Normal takvim hesabına göre (A)'nın son 1 yılda sadece 3-4 aylık fiili çalışması kalmakta ve 90 günü doldurması zorlaşmaktadır. Ancak Madde 24/a uyarınca, askerlikte geçen 180 günlük süre bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaz. Bu durumda referans penceresi 180 gün geriye doğru genişletilir. Geriye doğru 1 yıllık prim arama süresi 15 Ocak 2025 yerine, 180 gün daha geriye gidilerek Temmuz 2024'e kadar uzatılır. Bu genişletilmiş referans penceresi içinde (A)'nın 90 gün primi bulunuyorsa kendisine ödenek ödenir.

Olay 2: İşçi (B), çalıştığı fabrikada yasal bir greve katılmış ve bu grev 1 Eylül 2025 - 30 Kasım 2025 tarihleri arasında 3 ay sürmüştür. Grevin bitişinden kısa bir süre sonra, 15 Aralık 2025 tarihinde (B) apandisit ameliyatı olmuş ve 20 gün rapor almıştır. SGK, geriye dönük son 1 yıl içinde 90 gün prim şartını incelerken grev süresini nasıl değerlendirmelidir?

Hukuki Analiz: Madde 24/d uyarınca, grevde geçen 3 aylık süre geriye doğru 1 yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaz. Dolayısıyla referans dönemi 3 ay geriye uzatılır. Bu sayede (B), grev nedeniyle prim ödenmeyen 3 aylık boşluk yüzünden geçici iş göremezlik ödeneğinden mahrum kalmaz; askı öncesi çalışmaları da referans dönemine dahil edilerek korunur.

6. Pratik Uygulama Notları

  • SGK Bilgi Sistemi (MEDULA/MOSİP) İşlemleri: SGK, geçici iş göremezlik ödeneklerini sistem üzerinden otomatik hesaplarken, işverenlerin işten ayrılış bildirgelerinde veya aylık prim hizmet belgelerinde belirttikleri eksik gün neden kodlarına (örneğin "Askerlik", "Grev", "Tutukluluk") göre Madde 24 hesaplamasını otomatik olarak yürütür. Bu nedenle işverenlerin eksik gün nedenlerini sisteme doğru kodlarla girmesi sigortalıların hak kaybını önlemek adına kritiktir.

7. Eleştirel Değerlendirme

5510 sayılı Kanun’un 24. maddesi, sosyal devlet ilkesinin ve "sosyal riskin paylaştırılması" teorisinin mükemmel bir yansımasıdır. Çalışanın iradesi dışındaki (askerlik, tutukluluk, hastalık) veya yasal hak arama mücadelesindeki (grev) primsiz dönemlerinin cezalandırılmasını önler.

Bununla birlikte, maddenin (b) bendindeki "hükümlülükle sonuçlanmayan tutukluluk" şartı doktrinde tartışmalıdır. Kişinin tutukluluğu hükümlülükle sonuçlansa dahi, eğer işlenen suç kasıtlı bir suç değilse veya iş kazası ve hastalık riskleriyle doğrudan ilişkisiz, tamamen özel hayata ilişkin bir suçtan kaynaklanıyorsa, kişinin ve dolaylı olarak ailesinin hastalık ve analık gibi en temel kısa vadeli yardımlardan tamamen mahrum bırakılması "cezaların şahsiliği" ve "sosyal güvenliğin evrenselliği" ilkeleriyle tam olarak bağdaşmamaktadır. Tutukluluk hali hükümlülükle sonuçlansa bile, en azından analık ve hastalık gibi insani yardımların referans sürelerinin dondurulması gerektiği yönünde kanuni esneklikler getirilmesi düşünülebilir.


Metodolojik Not

Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan Kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Müjdat Şakar (Sosyal Sigortalar Hukuku), Levent Akın (Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri).
  • Mevzuat: 5510 sayılı SSGSSK m. 24, m. 18; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.