RESMİ METİN

kurtulması veya sorumluluğun azaltılması:70


Madde 86 – (Değişik: 17/10/1996-4199/29 md.) İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Tehlike Sorumluluğunda Kurtuluş Kanıtının Hukuki Yapısı

Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. maddesi, KTK m. 85 ile ihdas edilen "kusursuz tehlike sorumluluğu" rejiminin dengeleyici supabıdır. Tehlike sorumluluğu kusur esasına dayanmadığından, işleten "ben kusursuzum" diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Ancak kanun koyucu, işletenin de sınırsız ve haksız bir şekilde ezilmesini önlemek amacıyla, son derece ağır şartlara bağlanmış bir "kurtuluş kanıtı" (exemption proof) imkanı tanımıştır.

İşletenin tazminat ödeme yükümlülüğünden tamamen kurtulabilmesi için, kümülatif (birlikte) olarak şu üç şartı ispatlaması zorunludur:

  1. Kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin (örn: sürücünün) hiçbir kusurunun bulunmaması,
  2. Araçtaki bir bozukluğun (teknik arıza, lastik patlaması, fren patlaması) kazayı etkilememiş olması,
  3. Kazanın; Mücbir Sebep, Zarar Görenin Ağır Kusuru veya Üçüncü Kişinin Ağır Kusuru gibi dışsal bir nedenden kaynaklanması.

2. Sorumluluğu Ortadan Kaldıran Üç Dışsal Sebep

Maddede sayılan sorumluluktan kurtaran dışsal sebepler dar yorumlanmak zorundadır:

  • Mücbir Sebep (Force Majeure): İşletmenin dışından gelen, öngörülmesi ve karşı konulması mutlak surette imkansız olan doğa veya sosyal olaylardır (örn: yola yıldırım düşmesi, ağır deprem). Yolun buzlu veya kaygan olması, yoğun sis gibi mevsimsel durumlar Yargıtay tarafından "mücbir sebep" olarak kabul edilmez; zira bunlar öngörülebilir ve önlem alınabilir karayolu riskleridir.
  • Zarar Görenin Ağır Kusuru: Zarar görenin, kazanın meydana gelmesinde kendi canını hiçe sayan nitelikteki ağır ve kabul edilemez davranışıdır. Örneğin; yaya geçidi olmayan, etrafı tel örgülerle çevrili bir otoyola intihar amacıyla aniden atlayan yayaya çarpan işleten, sürücünün de kusuru yoksa sorumluluktan kurtulur.
  • Üçüncü Kişinin Ağır Kusuru: Kazaya karışan ancak işletenin denetimi dışında kalan üçüncü bir kişinin ağır ve öngörülemez davranışıdır. Örneğin; kırmızı ışıkta son sürat geçen bir üçüncü aracın, kurallara uygun seyreden bir araca çarparak onu yayaların üzerine fırlatması durumunda, fırlatılan aracın işleteni sorumluluktan kurtulur.

3. Araçtaki Bozukluklar (Teknik Arızalar) Karşısında Mutlak Sorumluluk

KTK m. 86/1'in en katı kurallarından biri, araçtaki bozuklukların işleteni sorumluluktan kurtarmayacağıdır. Seyir halindeyken rot çıkması, fren borusunun patlaması, lastiğin aniden yarılması gibi durumlar işletenin sorumluluğunu kaldırmaz; aksine bu durumlar motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan "tipik işletme tehlikesi" (internal risk) kapsamında kabul edilir. İşleten, aracı en mükemmel teknik durumda tutmakla yükümlüdür.

4. Zarar Görenin Kusuru Nedeniyle Tazminatın Tenkisi (Sorumluluğun Azaltılması)

Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, eğer zarar görenin kusuru sorumluluğu tamamen ortadan kaldıracak ağırlıkta değilse (tali kusur düzeyindeyse), hakim durum ve şartlara göre tazminat miktarında indirim yapabilir. Bu durum, Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinde düzenlenen "ortak kusur / zarar görenin kusuru" müessesesinin trafik hukukundaki uygulamasıdır. Örneğin, yaya geçidinden değil de 20 metre ilerisinden geçen bir yayaya çarpılması halinde, yayanın da kurallara uymamış olması tazminattan %20-25 oranında indirim yapılmasını gerektirir.

5. Pratik Örnek Olay ve Hukuki Analiz

Olay: Sürücü (A) yönetimindeki tır, otoyolda yasal hız sınırında ve şeridinde ilerlerken, yaya (B) yaya trafiğine tamamen kapalı olan ve yaya girmemesi için bariyerlerle çevrili bulunan otoyola aniden fırlamıştır. Sürücü (A) frene basmış ancak tırın durma mesafesi nedeniyle yaya (B)'ye çarpmış ve ölümüne sebep olmuştur. (B)'nin mirasçıları, tır işleteni (C) şirketine karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Davalı (C) şirketi, sürücü (A)'nın hiçbir kusurunun olmadığını, tırın tüm bakımlarının eksiksiz yapıldığını ve kazanın tamamen yayanın ağır kusurundan kaynaklandığını savunarak KTK m. 86 uyarınca sorumluluktan muafiyet talep etmiştir.

Hukuki Analiz:

  1. Sürücü Kusurunun İncelenmesi: Kazanın meydana geldiği yer yayaların girmesi yasak olan otoyoldur. Bilirkişi raporuna göre sürücü (A)'nın hız sınırı aşımı yoktur, alkolsüzdür ve reaksiyon süresi fizik kurallarına uygundur. Dolayısıyla sürücü ve işleten yönünden hiçbir kusur saptanmamıştır.
  2. Araç Durumunun İncelenmesi: Tırda kazaya sebebiyet veren veya durmasını engelleyen hiçbir teknik arıza (fren zafiyeti, lastik hatası vb.) bulunmamaktadır.
  3. Dışsal Sebebin Varlığı (Zarar Görenin Ağır Kusuru): Yaya (B)'nin otoyola girmesi ağır ve kabul edilemez bir kusurdur. Bu kusur, kazanın meydana gelmesindeki illiyet bağını kesmiştir.
  4. Mahkemenin Kararı: KTK m. 86/1'deki üç kümülatif şart (kusursuzluk, araçta bozukluk olmaması ve zarar görenin ağır kusuru) birlikte gerçekleştiğinden, davalı işleten (C) şirketi sorumluluktan kurtulur. Mahkemece davanın reddine karar verilmelidir.

Metodolojik Not

Bu akademik yorum ve analiz; motorlu araç işleteninin tehlike sorumluluğundan kurtulmasını sağlayan mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru kavramlarını, araçtaki teknik bozuklukların sorumluluğa etkisini ve ortak kusur halinde tazminat tenkisi ilkelerini Av. Fethi Güzel'in sorumluluk hukuku, tazminat davaları ve sigorta hukuku alanındaki derin teorik bilgisi ve mahkeme pratikleriyle analiz etmektedir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.