1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi, Türk iş hukukunda işverenin "gözetme borcunun" (duty of care) kamu hukuku ve ceza hukuku yaptırımlarıyla donatılmış en kapsamlı ve emredici ifadesidir. Madde, kanunun "İşveren ile Çalışanların Görev, Yetki ve Yükümlülükleri" başlıklı ikinci bölümünün giriş normudur. Hükmün temel amacı (ratio legis), iş sağlığı ve güvenliğini sağlamada tüm maliyet, organizasyon, denetim ve nihai sorumluluk yükünü tamamen ve devredilemez bir biçimde işverene yüklemektir.
Bu düzenleme ile Türk iş hukuku, işverenin sorumluluk rejimi konusunda en çağdaş uluslararası normları kabul etmiştir. Yasa koyucu, işverene sadece "risklerden haberdar olma" görevi vermemiş; riskleri aktif olarak önleme, şartları sürekli iyileştirme ve en önemlisi alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını "izleme ve denetleme" borcu yüklemiştir. Madde, işverenin bu borcunu dışarıdan uzman veya kurum (OSGB) kiralayarak hafifletemeyeceğini (m. 4/2) ve çalışanların kusurlu davranışlarının dahi işverenin nihai İSG borcunu ortadan kaldırmayacağını (m. 4/3) emrederek sorumluluğun sınırlarını mutlaklaştırmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İşe Uygunluk Denetimi (m. 4/1-ç)
İşverenin çalışana görev verirken onun sağlık durumunu dikkate almasıdır. Örneğin, yüksek tansiyonu veya epilepsisi olan bir işçiyi yüksekte çalışmaya veya gece postasına göndermek doğrudan m. 4 ihlalidir.
2.2. Dışarıdan Hizmet Alımının Sorumluluğu Etkilememesi (m. 4/2)
İşverenler, işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı görevlendirme borcunu bir OSGB'den satın alarak yerine getirebilirler. Ancak bu hizmet alımı, yaşanan bir iş kazasında işverenin yasal sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. OSGB'nin ihmali varsa işveren yine de birinci dereceden sorumludur; ancak daha sonra kusurlu OSGB'ye rücu edebilir.
2.3. Çalışan Yükümlülüğünün İşvereni Muaf Kılmaması (m. 4/3)
Çalışanların kurallara uymaması (örneğin baret takmaması), işverenin denetim borcunu ortadan kaldırmaz. İşveren, kurallara uymayan işçiyi uyarmak, gerekirse disiplin cezası uygulamak ve hatta haklı nedenle sözleşmeyi feshetmek (m. 25/II-ı) yetkisine sahiptir. Bu yetkileri kullanmayıp "işçi takmadı, benim suçum yok" diyemez.
2.4. Maliyet Yansıtma Yasağı (m. 4/4)
İSG, iş yapmanın doğal bir maliyetidir ve bu maliyet işçinin ücretinden kesilerek veya işçiye kişisel koruyucu donanım (KKD) satın aldırılarak ona yükletilemez.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 (işverenin koruma borcu), 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-ı (İSG kurallarına uymayan işçinin feshi), TCK m. 85 ve m. 89 (taksirle öldürme/yaralama) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Özellikle tazminat davalarında kusur oranı belirlenirken ve ceza mahkemelerinde işverenin taksir derecesi ölçülürken, m. 4'teki yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği birincil kriterdir.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik ve istikrarlı içtihatlarına göre;
- İzleme ve Denetleme Yükümlülüğü: Yargıtay, işverenin sadece baret, emniyet kemeri vermesini sorumluluktan kurtulmak için yeterli görmemektedir. İşveren, bu ekipmanların sahada fiilen takılıp takılmadığını denetlemek üzere "denetim personeli" görevlendirmek zorundadır. Denetim yapılmadığı takdirde işverene tam kusur veya çok yüksek oranda kusur verilmektedir.
- Kusursuz Sorumluluğa Yakın Kusur Sorumluluğu: Doktrinde Süzek ve Çelik / Caniklioğlu / Canbolat tarafından da belirtildiği üzere, Yargıtay iş kazalarında işverenin sorumluluğunu kusur sorumluluğu olarak nitelendirse de, fiili uygulamasında işverenden "en ufak bir ihmali bile tolere etmeyen" son derece ağırlaştırılmış bir özen beklemektedir. Teknolojik olarak alınması mümkün olup da alınmayan her tedbir işverenin kusuru sayılmaktadır.
- Maliyet Kesintileri: İşçinin ücret bordrosundan "İSG ekipmanı bedeli" adı altında yapılan her türlü kesinti Yargıtay'ca doğrudan hukuka aykırı bulunmakta ve işçiye iadesi emredilmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Ağır sanayi fabrikasında çalışan (A), gürültülü ortamda çalışmasına rağmen kendisine verilen kulak tıkacını rahatsız ettiği gerekçesiyle takmamıştır. İşveren (A)'nın tıkacı takmadığını defalarca görmüş, ancak "kendi sağlığı, canı isterse taksın" diyerek müdahale etmemiştir. 3 yıl sonra (A)'da ileri derecede meslek hastalığı (işitme kaybı) tespit edilmiştir. İşveren, kendisinin kulaklığı verdiğini, işçinin kendi kusuruyla takmadığını ileri sürmüştür.
Hukuki Analiz: M. 4/1-b uyarınca işveren alınan tedbirlere "uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemekle" yükümlüdür. İşçinin kulaklığı takmaması karşısında disiplin cezası uygulamayan veya çalışmayı durdurmayan işveren, gözetme ve denetleme borcunu ağır şekilde ihlal etmiştir. M. 4/3 gereğince işçinin kusuru işverenin bu sorumluluğunu kaldırmaz. İşveren, meslek hastalığından kaynaklanan tüm zararlardan hukuken tam sorumlu olacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir inşaat firması, şantiyedeki İSG hizmetlerini yürütmek üzere yetkili bir OSGB ile anlaşmıştır. OSGB'nin atadığı iş güvenliği uzmanı, iskelenin emniyet ağlarının yırtık olduğunu tespit edip rapor defterine yazmış ancak işverene sözlü bildirmemiştir. Yırtık ağ nedeniyle düşen işçi (B) vefat etmiştir. İşveren, İSG hizmetini profesyonel OSGB'ye devrettiğini, kazadaki tek sorumlunun OSGB uzmanı olduğunu savunmuştur.
Hukuki Analiz: M. 4/2 uyarınca, dışarıdan uzman veya kuruluştan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. İşveren, şantiyenin güvenliğini sağlamada nihai sorumludur. OSGB uzmanının ihmali işvereni kurtarmaz. İşveren, vefat eden işçi (B)'nin ailesine karşı doğrudan sorumlu olup, tazminatı ödedikten sonra ihmali olan OSGB firmasına kusuru oranında rücu edebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
- Uygun Görevlendirme Raporu: Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalıştırılacak kişilerin işe girişlerinde ve iş değişikliklerinde, o işe fiziken ve ruhen uygun olduklarını gösteren "İşe Giriş Sağlık Raporu" (m. 15) alınması m. 4/1-ç'nin emredici bir gereğidir.
- Tehlikeli Alan Sınırı: İşveren, yüksek gerilim odası veya radyasyonlu alanlar gibi özel tehlike içeren yerlere sadece "özel eğitimli ve yetkili" personelin girmesini sağlayacak fiziksel kilit ve kartlı geçiş sistemlerini kurmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 4, modern iş sağlığı ve güvenliği hukukunun en mükemmel ve tavizsiz maddelerinden biridir. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından da vurgulandığı üzere, sorumluluğun devredilemezliği ilkesi, işverenlerin finansal güçlerini kullanarak can güvenliği risklerini taşeronlara veya dış birimlere fatura etmesini engelleyen çok güçlü bir etik ve hukuki bariyerdir.
Ancak yasanın bu mutlak sorumluluk rejimi, sahada işverenler tarafından "kağıt üzerinde koruma" (yani sadece imza toplayarak sorumluluktan kaçma) refleksine yol açmaktadır. İşverenler, fiilen önlem almak yerine, işçilere her gün düzinelerce "İSG talimatı tebliğ-tebellüğ belgesi" imzalatarak olası bir kazada sorumluluğu işçiye yıkma gayretine girmektedirler. Yargı, bu matbu ve zorla imzalatılan belgelere itibar etmemeli, sahada fiilen alınan önlemleri ve yapılan denetimleri esas almalıdır.
Ayrıca, OSGB'lerin işverenden para alarak işvereni denetlemek zorunda kaldığı mevcut "finansal bağımlılık" ilişkisi, m. 4'ün getirdiği denetim ruhunu baltalamaktadır. İş güvenliği uzmanlarının ücretleri işverenlerce doğrudan değil, Çalışma Bakanlığı veya SGK bünyesinde kurulacak bağımsız bir havuzdan ödenmeli, böylece uzmanların mesleki bağımsızlığı sağlanarak işverenin genel yükümlülüklerini daha tarafsız denetlemeleri temin edilmelidir.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 4, 6098 sayılı TBK m. 417, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi, Türk iş hukukunda işverenin "gözetme borcunun" (duty of care) kamu hukuku ve ceza hukuku yaptırımlarıyla donatılmış en kapsamlı ve emredici ifadesidir. Madde, kanunun "İşveren ile Çalışanların Görev, Yetki ve Yükümlülükleri" başlıklı ikinci bölümünün giriş normudur. Hükmün temel amacı (ratio legis), iş sağlığı ve güvenliğini sağlamada tüm maliyet, organizasyon, denetim ve nihai sorumluluk yükünü tamamen ve devredilemez bir biçimde işverene yüklemektir.
Bu düzenleme ile Türk iş hukuku, işverenin sorumluluk rejimi konusunda en çağdaş uluslararası normları kabul etmiştir. Yasa koyucu, işverene sadece "risklerden haberdar olma" görevi vermemiş; riskleri aktif olarak önleme, şartları sürekli iyileştirme ve en önemlisi alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını "izleme ve denetleme" borcu yüklemiştir. Madde, işverenin bu borcunu dışarıdan uzman veya kurum (OSGB) kiralayarak hafifletemeyeceğini (m. 4/2) ve çalışanların kusurlu davranışlarının dahi işverenin nihai İSG borcunu ortadan kaldırmayacağını (m. 4/3) emrederek sorumluluğun sınırlarını mutlaklaştırmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İşe Uygunluk Denetimi (m. 4/1-ç)
İşverenin çalışana görev verirken onun sağlık durumunu dikkate almasıdır. Örneğin, yüksek tansiyonu veya epilepsisi olan bir işçiyi yüksekte çalışmaya veya gece postasına göndermek doğrudan m. 4 ihlalidir.
2.2. Dışarıdan Hizmet Alımının Sorumluluğu Etkilememesi (m. 4/2)
İşverenler, işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı görevlendirme borcunu bir OSGB'den satın alarak yerine getirebilirler. Ancak bu hizmet alımı, yaşanan bir iş kazasında işverenin yasal sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. OSGB'nin ihmali varsa işveren yine de birinci dereceden sorumludur; ancak daha sonra kusurlu OSGB'ye rücu edebilir.
2.3. Çalışan Yükümlülüğünün İşvereni Muaf Kılmaması (m. 4/3)
Çalışanların kurallara uymaması (örneğin baret takmaması), işverenin denetim borcunu ortadan kaldırmaz. İşveren, kurallara uymayan işçiyi uyarmak, gerekirse disiplin cezası uygulamak ve hatta haklı nedenle sözleşmeyi feshetmek (m. 25/II-ı) yetkisine sahiptir. Bu yetkileri kullanmayıp "işçi takmadı, benim suçum yok" diyemez.
2.4. Maliyet Yansıtma Yasağı (m. 4/4)
İSG, iş yapmanın doğal bir maliyetidir ve bu maliyet işçinin ücretinden kesilerek veya işçiye kişisel koruyucu donanım (KKD) satın aldırılarak ona yükletilemez.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 (işverenin koruma borcu), 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-ı (İSG kurallarına uymayan işçinin feshi), TCK m. 85 ve m. 89 (taksirle öldürme/yaralama) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Özellikle tazminat davalarında kusur oranı belirlenirken ve ceza mahkemelerinde işverenin taksir derecesi ölçülürken, m. 4'teki yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği birincil kriterdir.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik ve istikrarlı içtihatlarına göre;
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Ağır sanayi fabrikasında çalışan (A), gürültülü ortamda çalışmasına rağmen kendisine verilen kulak tıkacını rahatsız ettiği gerekçesiyle takmamıştır. İşveren (A)'nın tıkacı takmadığını defalarca görmüş, ancak "kendi sağlığı, canı isterse taksın" diyerek müdahale etmemiştir. 3 yıl sonra (A)'da ileri derecede meslek hastalığı (işitme kaybı) tespit edilmiştir. İşveren, kendisinin kulaklığı verdiğini, işçinin kendi kusuruyla takmadığını ileri sürmüştür.
Hukuki Analiz: M. 4/1-b uyarınca işveren alınan tedbirlere "uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemekle" yükümlüdür. İşçinin kulaklığı takmaması karşısında disiplin cezası uygulamayan veya çalışmayı durdurmayan işveren, gözetme ve denetleme borcunu ağır şekilde ihlal etmiştir. M. 4/3 gereğince işçinin kusuru işverenin bu sorumluluğunu kaldırmaz. İşveren, meslek hastalığından kaynaklanan tüm zararlardan hukuken tam sorumlu olacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir inşaat firması, şantiyedeki İSG hizmetlerini yürütmek üzere yetkili bir OSGB ile anlaşmıştır. OSGB'nin atadığı iş güvenliği uzmanı, iskelenin emniyet ağlarının yırtık olduğunu tespit edip rapor defterine yazmış ancak işverene sözlü bildirmemiştir. Yırtık ağ nedeniyle düşen işçi (B) vefat etmiştir. İşveren, İSG hizmetini profesyonel OSGB'ye devrettiğini, kazadaki tek sorumlunun OSGB uzmanı olduğunu savunmuştur.
Hukuki Analiz: M. 4/2 uyarınca, dışarıdan uzman veya kuruluştan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. İşveren, şantiyenin güvenliğini sağlamada nihai sorumludur. OSGB uzmanının ihmali işvereni kurtarmaz. İşveren, vefat eden işçi (B)'nin ailesine karşı doğrudan sorumlu olup, tazminatı ödedikten sonra ihmali olan OSGB firmasına kusuru oranında rücu edebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 4, modern iş sağlığı ve güvenliği hukukunun en mükemmel ve tavizsiz maddelerinden biridir. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından da vurgulandığı üzere, sorumluluğun devredilemezliği ilkesi, işverenlerin finansal güçlerini kullanarak can güvenliği risklerini taşeronlara veya dış birimlere fatura etmesini engelleyen çok güçlü bir etik ve hukuki bariyerdir.
Ancak yasanın bu mutlak sorumluluk rejimi, sahada işverenler tarafından "kağıt üzerinde koruma" (yani sadece imza toplayarak sorumluluktan kaçma) refleksine yol açmaktadır. İşverenler, fiilen önlem almak yerine, işçilere her gün düzinelerce "İSG talimatı tebliğ-tebellüğ belgesi" imzalatarak olası bir kazada sorumluluğu işçiye yıkma gayretine girmektedirler. Yargı, bu matbu ve zorla imzalatılan belgelere itibar etmemeli, sahada fiilen alınan önlemleri ve yapılan denetimleri esas almalıdır.
Ayrıca, OSGB'lerin işverenden para alarak işvereni denetlemek zorunda kaldığı mevcut "finansal bağımlılık" ilişkisi, m. 4'ün getirdiği denetim ruhunu baltalamaktadır. İş güvenliği uzmanlarının ücretleri işverenlerce doğrudan değil, Çalışma Bakanlığı veya SGK bünyesinde kurulacak bağımsız bir havuzdan ödenmeli, böylece uzmanların mesleki bağımsızlığı sağlanarak işverenin genel yükümlülüklerini daha tarafsız denetlemeleri temin edilmelidir.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.