RESMİ METİN

Çalışanların görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması


MADDE 18 – (1) İşveren, görüş alma ve katılımın sağlanması konusunda, çalışanlara veya iki ve daha fazla çalışan temsilcisinin bulunduğu işyerlerinde varsa işyeri yetkili sendika temsilcilerine yoksa çalışan temsilcilerine aşağıdaki imkânları sağlar: (Alt bentler sırasıyla a ve b bentleri olarak resmi madde metninde verilmiştir. İSG ile ilgili görüşme ve katılımları düzenler.)

(2) İşveren, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin aşağıdaki konularda önceden görüşlerinin alınmasını sağlar: (Önceden görüş alınacak konular sırasıyla a, b, c, ç ve d bentleri olarak resmi madde metninde verilmiştir. Uzman/hekim atamalarını, risk analizlerini ve eğitim planlarını düzenler.)

(3) Çalışanların veya çalışan temsilcilerinin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için alınan önlemlerin yetersiz olduğu durumlarda veya teftiş sırasında, yetkili makama başvurmalarından dolayı hakları kısıtlanamaz.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 18. maddesi, işyerlerinde İSG kararlarının tek taraflı işveren tahakkümüyle değil; çalışanların ve onların temsilcilerinin aktif katılımı, ortak aklı ve demokratik rızasıyla alınmasını emreden "Sosyal Diyalog ve Katılımcılık" normudur. Madde, kanunun "İşveren ile Çalışanların Görev, Yetki ve Yükümlülükleri" başlıklı ikinci bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), işyerindeki tehlikeleri en iyi bilenlerin fiilen o tehlikeye maruz kalan "işçiler" olduğu gerçeğinden hareketle; İSG yönetim süreçlerine işçilerin entelektüel katkısını entegre etmek; uzman atamalarından risk analizlerine kadar tüm kritik kararlarda tarafların görüşlerinin alınmasını zorunlu kılmak; işverenin İSG zaaflarını devlete ihbar eden işçileri koruma altına almaktır.

Bu düzenleme, endüstri ilişkilerinde "karara katılım" (codetermination) hakkının çok somut bir yansımasıdır. Yasa koyucu, iş sağlığı ve güvenliğini sadece teknik bir mühendislik konusu olarak görmemiş; aynı zamanda demokratik bir yönetim ve uzlaşı kültürü olarak kurgulamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Görüş Alma ve Katılımın Sağlanması (m. 18/1)

İşverenin, yeni makine alımı, vardiya düzenlemeleri veya çalışma ortamındaki değişikliklerin İSG etkileri konusunda işçilere veya sendika/çalışan temsilcilerine görüşlerini açıklama, teklif sunma ve İSG toplantılarına aktif katılma imkanı tanımasıdır.

2.2. Önceden Görüş Alma Zorunluluğu (m. 18/2)

Çok emredici bir kuraldır. İşveren; işyeri hekimi/uzmanı atamadan önce, risk analizi yapmadan önce, koruyucu donanım seçmeden önce ve eğitimleri planlamadan önce mutlaka çalışan temsilcilerinin ve destek elemanlarının yazılı/sözlü görüşlerini almak zorundadır.

2.3. İhbar Nedeniyle Hakların Kısıtlanması Yasağı (Misilleme Yasağı - m. 18/3)

Temsilcilerin ve işçilerin yasal koruma kalkanıdır. İşyerindeki İSG önlemlerinin yetersiz olduğunu görerek Çalışma Bakanlığı'na şikayette bulunan veya işyerine gelen iş müfettişine eksiklikleri anlatan işçilere karşı işverenin sözleşme feshi, sürgün, ücret düşürme veya mobbing gibi "misilleme" eylemleri yapması mutlak olarak yasaklanmıştır.

3. Sistematik İlişkiler

Bu madde, T.C. Anayasası'nın 51. maddesi (Sendika hakkı), 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, 6331 sayılı Kanun m. 20 (Çalışan temsilcisi), m. 22 (İSG Kurulu) ve 6098 sayılı TBK m. 417 ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.

Özellikle yetkili sendika bulunan işyerlerinde, m. 18/1 uyarınca sendika temsilcileri doğrudan çalışan temsilcisi sıfatını kazanarak bu katılımcı hakların birincil yürütücüsü haline gelirler.

4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.

Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre;

  1. İhbar Nedeniyle İşten Atılma (Kötü Niyet): Bir işçinin, işyerindeki İSG eksikliklerini (örneğin yangın çıkışlarının kapalı olmasını) ALO 170 hattına şikayet etmesi veya müfettişe bildirmesi üzerine işten çıkarılması, açıkça m. 18/3 ihlali ve kötü niyetli fesih (İş Kanunu m. 1475 m.14 atıfları ve TBK genel kötüniyet tazminatı hükümleri uyarınca) kabul edilmektedir. Yargıtay, bu durumlarda işverene en ağır tazminat yaptırımlarını uygulamaktadır.
  2. Temsilcinin Görüşünün Alınmaması: Risk analizi ekibinde çalışan temsilcisinin yer almaması veya görüşünün alınmaması, o risk analizini hukuken geçersiz kılmakta ve olası bir iş kazasında işverenin kusur oranının "temsiliyet borcunu ihmal" nedeniyle artırılmasına gerekçe yapılmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Bir otomotiv fabrikasında işveren, İSG uzmanı olarak dışarıdan (X) OSGB firması ile anlaşmış ve atamayı doğrudan panoya asarak ilan etmiştir. Çalışan temsilcisi (A), işyerindeki ağır ve kimyasal riskleri bilen bağımsız bir uzmanın atanmasını istediklerini, bu atamadan önce kendilerinin görüşlerinin alınmadığını belirterek itiraz etmiştir. İşveren, atama yetkisinin sadece kendisine ait olduğunu, temsilciye sormak zorunda olmadığını iddia etmiştir.

Hukuki Analiz: M. 18/2-a uyarınca işveren; görevlendirilecek veya hizmet alınacak iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi seçiminde "önceden destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin görüşlerini almak zorundadır". Atama yetkisi işverene ait olsa da, görüş alma usulünün işletilmemesi yasa ihlalidir. İşverenin "sormak zorunda değilim" savunması hukuka aykırıdır. Temsilci (A)'nın itirazı haklıdır, işveren bu görüş alma sürecini işletmelidir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir şantiyede çalışan demir ustası (B), şantiyedeki kule vincin periyodik kontrolünün yapılmadığını ve halatlarının aşındığını görerek durumu Çalışma Bakanlığı'na ihbar etmiştir. İhbar üzerine gelen müfettişler vinci durdurmuş ve işverene ceza kesmiştir. İşveren, ihbarı yapanın (B) olduğunu saptayarak, "şirketi ihbar edip maddi zarara uğrattığı ve sadakat borcuna aykırı davrandığı" gerekçesiyle (B)'nin iş sözleşmesini haklı nedenle (m. 25/II) feshetmiştir.

Hukuki Analiz: M. 18/3 uyarınca, çalışanların işyerindeki İSG önlemlerinin yetersiz olduğu durumlarda yetkili makama (Bakanlığa) başvurmalarından dolayı hakları hiçbir şekilde kısıtlanamaz. (B)'nin ihbarı yasal bir hakkın ve anayasal yaşama hakkının korunmasının gereğidir. İşverenin "sadakat borcu ihlali" iddiası hukuken geçersizdir. Yapılan fesih ağır derecede kötü niyetli ve haksızdır. (B), işe iade davası açarak tüm tazminat ve kötüniyet yaptırımlarına hak kazanacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Görüş Toplama Tutanağı: İşveren, İSG kurulu toplantılarından veya kritik atamalardan önce çalışan temsilcilerine yazılı "Görüş İsteme Formu" tebliğ etmeli ve temsilcinin yazılı görüşünü alarak İSG dosyasına eklemelidir.
  • Müfettiş Görüşmesi: İş müfettişleri denetim yaparken, işveren vekilini odadan çıkararak çalışan temsilcileriyle baş başa görüşmeli ve onların m. 18/3 güvencesiyle eksiklikleri şeffafça aktarmasını sağlamalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İş Kanunu m. 18, çalışma ilişkilerine katılımcı demokrasiyi ve işçi denetimini getiren son derece ileri ve kağıt üzerinde kusursuz bir normdur. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından da sosyal diyalogun İSG yönetimindeki vazgeçilmez gücü övülmektedir.

Ancak sahadaki en büyük pratik zafiyet, "görüş alma" sürecinin tamamen göstermelik bir imza tamamlama ritüeline dönüşmüş olmasıdır. İşverenler, temsilcileri hiçbir toplantıya fiilen dahil etmemekte, kritik kararları (örneğin ucuz ve kalitesiz koruyucu donanım seçimi) tek başlarına almakta ve sadece denetimlerde ceza yememek için temsilcilerin önüne imza föyleri koymaktadırlar. Sendikasız işyerlerinde çalışan temsilcileri genellikle işverenin kendi atadığı ve sözünden çıkmayacak "uysal" işçilerden seçilmektedir.

Ayrıca, m. 18/3'teki misilleme yasağına rağmen, işyerini ihbar eden işçiler "iş güvenliği" kalkanının zayıflığı nedeniyle hızlıca işten atılmakta, mahkemeler sürdüğü için de bu ihbarın bedelini işsizlikle ödemektedirler. Bu adaletsizliği önlemek adına, İSG eksikliklerini ihbar ettiği için işten atılan işçilerin davalarında "ispat yükü tamamen işverene yüklenmeli" ve ihbarcı işçiyi işten çıkaran işverenlere çok ağır kamusal ve cezai davalar açılmalıdır. İşçinin can güvenliği çığlığı, sadakat borcunun arkasına saklanarak susturulamaz.


Metodolojik Not

Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan Kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
  • Mevzuat: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 18, m. 20, m. 22, 6356 sayılı Kanun.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.